moğolistan
tarihimiz için önemli bir yere sahip orhun yazıtları'na ev sahipliği yapan ülkedir.
yazıtlar baykal gölü, orhun nehri ve koşo çaydam gölü üçgeninde bulunur.
yazıtlar baykal gölü, orhun nehri ve koşo çaydam gölü üçgeninde bulunur.
devamını gör...
elektrik çarpması
en korktuğum ölüm şekillerinden biridir. kimse elektriğe çarpılarak ölmemelidir. bana kalsa kimse hiçbir şekilde ölmemelidir.
devamını gör...
altruizm
latince kökenli bir kavram olup, başkalarına fayda sağlama, hiçbir beklenti içinde olmadan başka kişiyi kötülükten ve zararlardan koruma amaçlı yardım davranışıdır.
bir çeşit ahlak davranışı ve dünya görüşü olup auguste comte tarafından ortaya atılmıştır. başka insanların mutlu olmasına önem vermek en yüce ahlak ilkesidir.
bir çeşit ahlak davranışı ve dünya görüşü olup auguste comte tarafından ortaya atılmıştır. başka insanların mutlu olmasına önem vermek en yüce ahlak ilkesidir.
devamını gör...
dedikodu
pandemiden önce asla yapmadığım olayın pandemi sırasında köpeği oldum. her yanımdan dedikodu fışkırıyor.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
temmuz bitti!
devamını gör...
organik
günümüzde marketlerde,pazarda,vitrinlerde her ürünün başına konan sıradanlaşmış kelime.organik bunlar yazınca öyle olmuyor!inandık biz de!
devamını gör...
sülaledeki en başarılı kişi ve mesleği
başlığa baktım da geneli okumayla olunan şeyler. faso fiso yani.
1-iş adamı
2-belediye başkanı
3-köy ağası
istanbul kadıköy-maltepe, aydın kuşadası gibi yerlerde soyadım iş bitirir, adam kurşunlatır.
1-iş adamı
2-belediye başkanı
3-köy ağası
istanbul kadıköy-maltepe, aydın kuşadası gibi yerlerde soyadım iş bitirir, adam kurşunlatır.
devamını gör...
akış ve gündemde okumaya değecek başlık bulamamak
ah, tanıyorum bu sancıyı dediğim başlık!
ama ben ne yaptım, şikayet edeceğime o hayal edilen mükemmel başlığı kendim açtım, sen de benim gibi yap?
(bkz: çamurlarda yuvarlanan küçük bir domuzcuk gibi mutlu uyanmak)
ama ben ne yaptım, şikayet edeceğime o hayal edilen mükemmel başlığı kendim açtım, sen de benim gibi yap?
(bkz: çamurlarda yuvarlanan küçük bir domuzcuk gibi mutlu uyanmak)
devamını gör...
çay demlemek
halkımızın ne zaman sıkışsa yaptığı eylem.
faturalar ödenemeyecek kadar fazla mı?
çay koy!
işsiz misin?
çay koy!
gelecek kaygın mı var?
çay koy!
sorunlarla baş etmeye çalışmak, çay koyup "bu da geçer..." deyip şükretmekten daha mantıklı diye düşünüyorum.
faturalar ödenemeyecek kadar fazla mı?
çay koy!
işsiz misin?
çay koy!
gelecek kaygın mı var?
çay koy!
sorunlarla baş etmeye çalışmak, çay koyup "bu da geçer..." deyip şükretmekten daha mantıklı diye düşünüyorum.
devamını gör...
hamam
eskiden insanların sadece yıkanıp temizlendikleri bir yer olmaktan öte çeşitli eğlenceler düzenledikleri, beraber yemek yedikleri hatta damat hamamı, gelin hamamı, sünnet hamamı gibi özel günlere yönelik adetlere ve törenlere de ev sahipliği yapmış mekanlardır.
bu kadar aktiviteye merkez olmuş hamamlarda ayrıca aşağıdaki hamam kitabesinde yer aldığı üzere ders niteliğindeki gayet manidar şu güzel sözler de yer almış;
"tıynetin nâ pâk ise, hayr umma sen germâbeden
önce tathîr-i kalb et, sonra tathîr-i beden."
tıynet:huy,yaradılış
germ:sıcak +ab:su =germabe= ılıca,hamam
tathir:temizleme,paklama
huyun temiz,iyi değilse, kirli pis bir karaktere sahipsen hamamdan bir şey bekleme.
gerçek manada temizlik iyilik istiyorsan önce kalbini temizle,sonra bedenini gibi bir anlam taşıyor.
bu kadar aktiviteye merkez olmuş hamamlarda ayrıca aşağıdaki hamam kitabesinde yer aldığı üzere ders niteliğindeki gayet manidar şu güzel sözler de yer almış;
"tıynetin nâ pâk ise, hayr umma sen germâbeden
önce tathîr-i kalb et, sonra tathîr-i beden."
tıynet:huy,yaradılış
germ:sıcak +ab:su =germabe= ılıca,hamam
tathir:temizleme,paklama
huyun temiz,iyi değilse, kirli pis bir karaktere sahipsen hamamdan bir şey bekleme.
gerçek manada temizlik iyilik istiyorsan önce kalbini temizle,sonra bedenini gibi bir anlam taşıyor.
devamını gör...
yazarların bugün attığı adım sayısı
mutfakla banyo arası ımmm.. yaklaşık 18 adım falan
devamını gör...
uğultulu tepeler
çok akıcı bir kitap olmasına rağmen o kadar karanlık bir havası vardır ki okurken bunalırsınız. karakterlerin birçoğunu sevemedim, kendimi yerlerine koyamadım. kendimi böyle bir dünyanın içinde hayal bile etmek istemedim. kötü karakterlerin kötü duygularını, kötülüklerini o kadar güzel işlemiş ki yazar; okurken etkilenmemek elde değil. size güzel şeyler hissettiren, okurken hayal edip mutlu olacağınız bir kitap kesinlikle değil. karakterlerin bir çoğu baştan aşağı kötüydü ve kötülükleri sürekli birbirlerini tetikliyordu. öyle bir dünyanın içinde en iyi insan bile içindeki iyiliği uzun süre barındıramaz gibi. fakat bu duyguları derinlemesine işlemesi açısından eşsiz bir romandı.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
kusura bakmayın sözlüğün selameti için birisi bunu yapmalıydı.
(bkz: en kuvvetli ayırma duası)
bismillahirrahmanirrahim. vela havle vela kuvvete illa billahi aliyyil azim. allahümme inni esabet ya kadümü ya daimü yasekde yeus yabudu ya semedü ya hayyümü ya kayyümü ya zel celali ve ikram fiin teccihan fevui hasilla hala ihake ilahu aleyni teveknül tüve hüverabbilazim.
(bkz: en kuvvetli ayırma duası)
bismillahirrahmanirrahim. vela havle vela kuvvete illa billahi aliyyil azim. allahümme inni esabet ya kadümü ya daimü yasekde yeus yabudu ya semedü ya hayyümü ya kayyümü ya zel celali ve ikram fiin teccihan fevui hasilla hala ihake ilahu aleyni teveknül tüve hüverabbilazim.
devamını gör...
cebeci ocağı
osmanlı ordusunda sikahlardan ve mühimmattan sorumlu olan yeniçeri ortalarından bir tanesi. fatih sultan mehmet han zamanın da kurulmuştur. görevleri ordu sefere çıkacağı zaman silahları taşınması ve dağıtılması, seferden döndükten sonra aynı şekilde toplanıp muhafaza edilmesidir. cebeci ocağı'nın görevleri arasında tahrip olmuş silahları tamir etmek de vardır. şimdiki türk silahlı kuvvetleri yapılanmasında "bakım sınıfı"'na tekabül eder. ocağın başındaki en rütbeli kişi "cebecibaşı"'dır.
kaynak
kaynak
devamını gör...
münacat
genel olarak kulun acziyetini ve fakriyetini idrak edip allah'ın esmalarına sığınması şeklinde yazılırlar.
münacaat-ı üveys el karani'yi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim, tüylerimi ürpertmişti, arapçasını okumak da türkçesini okumak da ayrı lezzetlidir.
münacaat-ı üveys el karani'yi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim, tüylerimi ürpertmişti, arapçasını okumak da türkçesini okumak da ayrı lezzetlidir.
devamını gör...
gradiva
salvador dali'nin (bkz: kanayan güller) isimli çalışmasında deliler gibi taptığı kadın eşi gala'nın trajedisini anlatıyor demiştik.
aslında o resimle benzerlik gösteren resmidir gradiva.
geçirdiği hastalık sonucu, rahmi alınan gala, bu seferde kayaya bağlanmıştır. ve karnında gül açmış, açan gül gene kanamaktadır.
''
''
aslında o resimle benzerlik gösteren resmidir gradiva.
geçirdiği hastalık sonucu, rahmi alınan gala, bu seferde kayaya bağlanmıştır. ve karnında gül açmış, açan gül gene kanamaktadır.
''
''
devamını gör...
trenin hüznü çağrıştırması
yaşamış kişilerin bileceği bir durumdur.
son 4 senedir kat ettiğim yolun haddi hesabı yok. otobüs, hızlı tren, uçak, şahsi araç hepsini de duruma göre kullanırım. aynı yolu farklı ulaşım araçlarıyla kat ettiğim de oldu. ama hiçbirinde trende hissettiğim duyguları hissedemiyorum.
mesela gittiğim yol konya yolu. hayır ne kadar duygulu ya da romantik olabilir? ama öyle olmuyor işte*. yeri gelir alması zor kararları o vagonda alırsın, yeri gelir mutluluğu süratle geçerken anlık gördüğün bi ağaçta bulursun. ya da ankara'dan istanbul'a giden hızlı tren. eskişehir'den sonrası çok eğlenceli olsa da içinizde yine bir burukluk olur.
başka bir örnek, sakarya tarafları çoğunlukla yeşildir. hatta ilkbaharda giderseniz hobbit evleri gibi yeşillikle sarılı tünellerden geçersiniz. istanbul istikametinde giderken sol tarafta oturursanız sapanca gölü manzarasında yaparsınız yolculuğunuzu. öyle bi manzaraya şahit olmak, birebir içinde yaşamak insanın ruhunu açıyor. öylesine güzel bir yolu kat ederken hüzünlü olmak için hiçbir sebebim olmamasına rağmen canım hüzünçlü* olmak istiyor. vardır elbet bunun da bi sebebi...
...deyip bi tcdd'ye bi de buradan sevgilerimi (!) sunuyorum. derdiniz ne ula doğu ekspresini 1300 lira yaptınız? insafsız hainler.
son 4 senedir kat ettiğim yolun haddi hesabı yok. otobüs, hızlı tren, uçak, şahsi araç hepsini de duruma göre kullanırım. aynı yolu farklı ulaşım araçlarıyla kat ettiğim de oldu. ama hiçbirinde trende hissettiğim duyguları hissedemiyorum.
mesela gittiğim yol konya yolu. hayır ne kadar duygulu ya da romantik olabilir? ama öyle olmuyor işte*. yeri gelir alması zor kararları o vagonda alırsın, yeri gelir mutluluğu süratle geçerken anlık gördüğün bi ağaçta bulursun. ya da ankara'dan istanbul'a giden hızlı tren. eskişehir'den sonrası çok eğlenceli olsa da içinizde yine bir burukluk olur.
başka bir örnek, sakarya tarafları çoğunlukla yeşildir. hatta ilkbaharda giderseniz hobbit evleri gibi yeşillikle sarılı tünellerden geçersiniz. istanbul istikametinde giderken sol tarafta oturursanız sapanca gölü manzarasında yaparsınız yolculuğunuzu. öyle bi manzaraya şahit olmak, birebir içinde yaşamak insanın ruhunu açıyor. öylesine güzel bir yolu kat ederken hüzünlü olmak için hiçbir sebebim olmamasına rağmen canım hüzünçlü* olmak istiyor. vardır elbet bunun da bi sebebi...
...deyip bi tcdd'ye bi de buradan sevgilerimi (!) sunuyorum. derdiniz ne ula doğu ekspresini 1300 lira yaptınız? insafsız hainler.
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
(bkz: haram olsun)
burnundan da fitil fitil gelsin
burnundan da fitil fitil gelsin
devamını gör...
riso amaro
giuseppe de santis'in yönetmenliğini yaptığı 1949 yapımı bir şaheser niteliğinde olan filmidir. mussoini rejimi'nin baskıcılığından kurtulan
italyan yeni gerçekçiliği (neo realismo)'nin efsane bir örneğidir. değişik bir kafa yaşamak isterseniz izlemeniz gereken efsane bir iştir.
filmin konusu çok basittir aslında po vadisinde pirinç tarlasında çalışan insanların gündelik yaşamlarına hırsızlık, aşk, cinayet, baskılar üzerine bir yaklaşım diyebiliriz ama bu filmin olayları çok başka..
neo realismo türünün stüdyolardan çıkıp sokağa hatta köylere giden ilk filmidir . o zamana kadar olan filmlerden farklı olarak ilk kez gerçek köy insanlarına da yer verilmiştir filmde gerçekçilik duygusunu o kadar iyi işler ki benim gibi biraz sembolizm filmleri seviyorsanız kaçırmayın derim. bunu filmin açılış sahnlerinden olan hırsızlık sahnesinde olan eşyalardan sonra köyde iki kadın arasında çıkar çatışması başlatan olaylardan çok kolay çözebiliyorsun.
büyük bütçesi , o zamana kadar görülmemiş çekim teknikleri ve uzun çekim süresi ile neo realismo akımının bayrak filmlerindendir. ayrıca filmde oynayan silvana mangano oynadığı silviana karakteri üzerinden yaratılan süveterli kız (italyan maggiorata) kült ikonu ise sinemada cinselliğin ilk önemli tasvirlerden olmuştur. silvana mangano çok güzeldir ayrıca.
süresi biraz uzun ve çok durağan akan bir film olmasına rağmen izlemekten defalarca bıkmayacağınız bir filmdir.
italyan yeni gerçekçiliği (neo realismo)'nin efsane bir örneğidir. değişik bir kafa yaşamak isterseniz izlemeniz gereken efsane bir iştir.
filmin konusu çok basittir aslında po vadisinde pirinç tarlasında çalışan insanların gündelik yaşamlarına hırsızlık, aşk, cinayet, baskılar üzerine bir yaklaşım diyebiliriz ama bu filmin olayları çok başka..
neo realismo türünün stüdyolardan çıkıp sokağa hatta köylere giden ilk filmidir . o zamana kadar olan filmlerden farklı olarak ilk kez gerçek köy insanlarına da yer verilmiştir filmde gerçekçilik duygusunu o kadar iyi işler ki benim gibi biraz sembolizm filmleri seviyorsanız kaçırmayın derim. bunu filmin açılış sahnlerinden olan hırsızlık sahnesinde olan eşyalardan sonra köyde iki kadın arasında çıkar çatışması başlatan olaylardan çok kolay çözebiliyorsun.
büyük bütçesi , o zamana kadar görülmemiş çekim teknikleri ve uzun çekim süresi ile neo realismo akımının bayrak filmlerindendir. ayrıca filmde oynayan silvana mangano oynadığı silviana karakteri üzerinden yaratılan süveterli kız (italyan maggiorata) kült ikonu ise sinemada cinselliğin ilk önemli tasvirlerden olmuştur. silvana mangano çok güzeldir ayrıca.
süresi biraz uzun ve çok durağan akan bir film olmasına rağmen izlemekten defalarca bıkmayacağınız bir filmdir.
devamını gör...
