çocukluğu hatırlatan yiyecekler
az önce fırınlı sobadan çıkmış, ekmek.
biraz yağlı olur, biraz çıtır...
içine tereyağı koyulmuş şekilde hayal edin.
ben ettim valla.
yok böyle bir lezzet.
ortamda odun kokusu da hayal edin.
birde çıtır çıtır yanan odun sesleri.
bir de yağmur yağsın mı?
ortalık toprak koksun mu?
serçeler cama vursun mu?
onlara kırıntı verelim mi?
köylü yazardan, köy halleri.
benim dizinin reklamları bitti,
bye.
biraz yağlı olur, biraz çıtır...
içine tereyağı koyulmuş şekilde hayal edin.
ben ettim valla.
yok böyle bir lezzet.
ortamda odun kokusu da hayal edin.
birde çıtır çıtır yanan odun sesleri.
bir de yağmur yağsın mı?
ortalık toprak koksun mu?
serçeler cama vursun mu?
onlara kırıntı verelim mi?
köylü yazardan, köy halleri.
benim dizinin reklamları bitti,
bye.
devamını gör...
invincible
son zamanlarda izlediğim en iyi içeriklerden biridir.
normalde böyle süper kahraman işlerini pek izleyen seven birisi değilimdir. sevdiğim bir yayıncı olan can sungur tavsiyesiyle başlayıp hayran kaldım.
acayip güzel , heyecanlı , merak uyandırıcı bir 8 bölümdü. diğer sezonu merakla bekliyorum.
öncelikle karakterleri çok beğendim. dc ve marvel evreninde bulunan karakterlere benziyorlar ama bunu bilerek yaptıklarını düşünüyorum veya tahmin ediyorum diyeyim.
diğer yapımlarla dalga geçtiklerini bazı yerlerde hissettim ve bu çok hoşuma gitti lan.
süper kahramanlar süperler ama o kadar da değil felsefesiyle hareket etmeleri beni seyirci olarak mutlu etti.
baş karakterimiz invincible'ın gelişimi çok güzeldi. böyle yavaş yavaş gelişiyor öğreniyor. zınk diye süper olmuyor.
yan karakterler ve omni man karakteri çok havalıydı.
bir diğer sevdiğim taraf ise dizide bulunan kötü karakterlerdi. hepsi son derece özgün ve başarılıydı. merakla hatta sempati duyarak izliyorsunuz.
diziyi seslendirenlere de değinmek istiyorum. çok güzel bir iş çıkarmışlar. zaten hepsi başarılı isimler. seslendirme sanatçılarının bu kadar başarılı isimlerden seçilmesi bile dizinin ne kadar ince elenip sık dokunduğunun göstergesi.
bu arada dizi 2. ve 3. sezon onayını almış. bu haber beni mutlu etti hemen yeni sezonlar gelir umarım.
tavsiye edebileceğim hoş bir prime video içeriği olmuş. izlenmesi gerekir.
omni-man karakterinin sonlara doğru kötü karakter haline gelmesi beni çok üzdü. ayrıca o gelişimin yeterince gösterilmediğini düşünüyorum. melek gibi adam nasıl birden böyle vicdansız biri haline geldi lan.
dünya hakkında söylemlerde bulunurken sürekli hayır hayır sen bu değilsin dedim içimden. adam ben kötüyüm diyor ben ekran başında hayır iyisin diyorum. neyse umarım ikinci sezonda neden böyle bir hale geldiği daha net aktarılır. ben onun iyi bir karakter olmasını çok istiyorum.
ayrıca vitrium gezegeni ve anlatılanlar baya meraklandırdı. ikinci sezon daha detaylı bir anlatım olacaktır.
son olarak ise atom eve karakterinin evden gidip kendine yarattığı dünya çok güzeldi. keşke öyle bir evim olsaydı. özellikle sabah uyanıp filtre kahve içtiği sahnede baya baya onun yerinde olmak istedim.
normalde böyle süper kahraman işlerini pek izleyen seven birisi değilimdir. sevdiğim bir yayıncı olan can sungur tavsiyesiyle başlayıp hayran kaldım.
acayip güzel , heyecanlı , merak uyandırıcı bir 8 bölümdü. diğer sezonu merakla bekliyorum.
öncelikle karakterleri çok beğendim. dc ve marvel evreninde bulunan karakterlere benziyorlar ama bunu bilerek yaptıklarını düşünüyorum veya tahmin ediyorum diyeyim.
diğer yapımlarla dalga geçtiklerini bazı yerlerde hissettim ve bu çok hoşuma gitti lan.
süper kahramanlar süperler ama o kadar da değil felsefesiyle hareket etmeleri beni seyirci olarak mutlu etti.
baş karakterimiz invincible'ın gelişimi çok güzeldi. böyle yavaş yavaş gelişiyor öğreniyor. zınk diye süper olmuyor.
yan karakterler ve omni man karakteri çok havalıydı.
bir diğer sevdiğim taraf ise dizide bulunan kötü karakterlerdi. hepsi son derece özgün ve başarılıydı. merakla hatta sempati duyarak izliyorsunuz.
diziyi seslendirenlere de değinmek istiyorum. çok güzel bir iş çıkarmışlar. zaten hepsi başarılı isimler. seslendirme sanatçılarının bu kadar başarılı isimlerden seçilmesi bile dizinin ne kadar ince elenip sık dokunduğunun göstergesi.
bu arada dizi 2. ve 3. sezon onayını almış. bu haber beni mutlu etti hemen yeni sezonlar gelir umarım.
tavsiye edebileceğim hoş bir prime video içeriği olmuş. izlenmesi gerekir.
omni-man karakterinin sonlara doğru kötü karakter haline gelmesi beni çok üzdü. ayrıca o gelişimin yeterince gösterilmediğini düşünüyorum. melek gibi adam nasıl birden böyle vicdansız biri haline geldi lan.
dünya hakkında söylemlerde bulunurken sürekli hayır hayır sen bu değilsin dedim içimden. adam ben kötüyüm diyor ben ekran başında hayır iyisin diyorum. neyse umarım ikinci sezonda neden böyle bir hale geldiği daha net aktarılır. ben onun iyi bir karakter olmasını çok istiyorum.
ayrıca vitrium gezegeni ve anlatılanlar baya meraklandırdı. ikinci sezon daha detaylı bir anlatım olacaktır.
son olarak ise atom eve karakterinin evden gidip kendine yarattığı dünya çok güzeldi. keşke öyle bir evim olsaydı. özellikle sabah uyanıp filtre kahve içtiği sahnede baya baya onun yerinde olmak istedim.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumunun 3 kelime ile özeti
devamını gör...
zor günler
“benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında ama inandığımda..
ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı..
bu şarkını ardında sen bu kapını ardındaysa benden önce söylenmiş sözler vardı..
seçtiğimiz hayatlar mı bunlar? seçtiklerimiz mi?
bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı
seçtiklerimiz evet..
hayat bu sevgilim çoktan seçmeli
senin aşkınsa bir dönem ödevi..
bir şarkı tuttum sevgilim bir kapı açtım ikimize
ikimiz çokmuşuz meğer bu resme
kapatmadan bu kapıyı yinede
bu yaralar bereler sanadır bileler
çok canım yanıyordu, gördüklerimden ve göreceklerimden benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bitek
benimde kanattıklarım vardı elbet
ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar
hani demiştim ya en başında
ne ayrılıklar ne aşklar ne başlangıçlar diye
yani demem o ki çok zor günler geçirdim vaktiyle
bu şarkı sadece benimdi sevgilim
ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize
yazmışsın ya "onu sevebileceğimi düşünmüştüm" diye
işte o günden beri, beklide bu yüzden sadece
bu yaralar bereler sanayadı, bileler göreler aşkımı
şahidim gökkubbe.”
iclal aydın şiiri.
ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı..
bu şarkını ardında sen bu kapını ardındaysa benden önce söylenmiş sözler vardı..
seçtiğimiz hayatlar mı bunlar? seçtiklerimiz mi?
bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı
seçtiklerimiz evet..
hayat bu sevgilim çoktan seçmeli
senin aşkınsa bir dönem ödevi..
bir şarkı tuttum sevgilim bir kapı açtım ikimize
ikimiz çokmuşuz meğer bu resme
kapatmadan bu kapıyı yinede
bu yaralar bereler sanadır bileler
çok canım yanıyordu, gördüklerimden ve göreceklerimden benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bitek
benimde kanattıklarım vardı elbet
ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar
hani demiştim ya en başında
ne ayrılıklar ne aşklar ne başlangıçlar diye
yani demem o ki çok zor günler geçirdim vaktiyle
bu şarkı sadece benimdi sevgilim
ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize
yazmışsın ya "onu sevebileceğimi düşünmüştüm" diye
işte o günden beri, beklide bu yüzden sadece
bu yaralar bereler sanayadı, bileler göreler aşkımı
şahidim gökkubbe.”
iclal aydın şiiri.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
neler neler geçmedi ki...
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
öz güven ve öz sevgi eksikliği.
devamını gör...
the good place
bakın tam kapanma zamanında izlemelik dizi. izleyin pişman olmayacaksınız inanın bana.
devamını gör...
yeraltı
2012 yapımı zeki demirkubuz filmidir. film dostoyevski’nin yeraltından notlar kitabından esinlenilerek yapılmıştır. o havayı çok iyi yansıtan bir film. bunu söylememek olmaz.
şimdi yeraltından notlar kitabını okudunuz. size sorsalar bu film nerede çekilecek deseler nereyi derseniz film orada çekilmiş.
o kasveti, buhranı yansıtacak en iyi şehir tabii ki ankara.
filmi daha önce izlemiştim. dün gece canım sıkkındı iyice sıkılsın diye gittim açtım. tekrar izledim. tekrar etkilendim.
engin günaydın mükemmel oynamış. tam anlamıyla mükemmel oynamış. bazı oyuncular role girmek için çok çaba sarfederler ve problem yaşarlar. engin günaydın bu rol için mahvolmuş olmalı. aşırı derecede role girdiğini düşünüyorum.
setten sonra mutlaka böyle takılmıştır. kafayı yemiş olmalı. gerçekten inanılmaz bir performans. saygı. saygılar.
filmin genel olarak diyalogları ve atmosferi bu filmi hoş yapan detaylardan. atmosfer çok iyi yansıtılıyor. oyuncuların nefes alışverişleri bile bir şeyler anlatıyor. sigara içilen sahnelerde bile modum düşüyor. öyle karamsar öyle buhran içeren bir film.
spoiler içeren kısma geçmeden önce hala izlemeyen varsa tavsiye edeceğim bir film. izleyin. yemek sahnesini iki kere izleyin mest olun.
filmde hoş detaylar var ve bunlar seyirciye ipuçları veriyor.
belki ipuçları vermiyor ben saçmalıyorum. muharrem karakterinin yaşadığı umursamaz hayatı ve basit hayatı çok güzel anlatıyor. çok basit ama yumurta mevzusu bile basit, kolaycı hayatı gösteriyor. uğraşmak istemiyor uğraşamıyor yumurta kırıp yiyor.
bir süre sonra kendini rezil etmekten keyif alıyor. o hale geliyor. kitapta aynısı vardı. haz duyuyor.
gidiyor yemekte rezil olduğu için tepki gösteriyor iyice rezil oluyor. aman ormancı canım ormancı.
patates mevzusu var mesela onu zaten mastürbasyon ve fahişe ziyaretinde anlıyorsunuz.
filmde en çok bir şeyler anlattığı sahneler fahişe ile olan sahneler. onun gibi bir hayat yaşıyor çünkü. fahişe onu anlıyor. gidiyor içini döküyor “iyi bir insan olmak istiyorum, izin vermiyorlar olamıyorum” diyor.
fahişe ile kendisi çok benziyor. yaşadıkları hayatlar ve hayattan aldıkları keyif aynı geliyor. öyle hissediyorlar.
yemek sahnesi ise bence filmin zirve sahnesi. müthiş. nefis. geriliyorsunuz, utanıyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz, gülüyorsunuz. yanlarında gibi hissediyorsunuz.
bu duyguyu hissettiğim bir sahne daha vardı. nuri bilge ceylan bir zamanlar anadolu’da filminde muhtar sahnesi vardı. aynı böyle hissetmiştim. yanlarında gibiydim. aynı hislerle izledim. müthiş gerçekten.
ayrıca filmde müzik olmaması çok isabetli bir karar olmuş.
unutulmayacak bir film. arada açıp kendinizi mahvedeceğiniz bir film.
şimdi yeraltından notlar kitabını okudunuz. size sorsalar bu film nerede çekilecek deseler nereyi derseniz film orada çekilmiş.
o kasveti, buhranı yansıtacak en iyi şehir tabii ki ankara.
filmi daha önce izlemiştim. dün gece canım sıkkındı iyice sıkılsın diye gittim açtım. tekrar izledim. tekrar etkilendim.
engin günaydın mükemmel oynamış. tam anlamıyla mükemmel oynamış. bazı oyuncular role girmek için çok çaba sarfederler ve problem yaşarlar. engin günaydın bu rol için mahvolmuş olmalı. aşırı derecede role girdiğini düşünüyorum.
setten sonra mutlaka böyle takılmıştır. kafayı yemiş olmalı. gerçekten inanılmaz bir performans. saygı. saygılar.
filmin genel olarak diyalogları ve atmosferi bu filmi hoş yapan detaylardan. atmosfer çok iyi yansıtılıyor. oyuncuların nefes alışverişleri bile bir şeyler anlatıyor. sigara içilen sahnelerde bile modum düşüyor. öyle karamsar öyle buhran içeren bir film.
spoiler içeren kısma geçmeden önce hala izlemeyen varsa tavsiye edeceğim bir film. izleyin. yemek sahnesini iki kere izleyin mest olun.
filmde hoş detaylar var ve bunlar seyirciye ipuçları veriyor.
belki ipuçları vermiyor ben saçmalıyorum. muharrem karakterinin yaşadığı umursamaz hayatı ve basit hayatı çok güzel anlatıyor. çok basit ama yumurta mevzusu bile basit, kolaycı hayatı gösteriyor. uğraşmak istemiyor uğraşamıyor yumurta kırıp yiyor.
bir süre sonra kendini rezil etmekten keyif alıyor. o hale geliyor. kitapta aynısı vardı. haz duyuyor.
gidiyor yemekte rezil olduğu için tepki gösteriyor iyice rezil oluyor. aman ormancı canım ormancı.
patates mevzusu var mesela onu zaten mastürbasyon ve fahişe ziyaretinde anlıyorsunuz.
filmde en çok bir şeyler anlattığı sahneler fahişe ile olan sahneler. onun gibi bir hayat yaşıyor çünkü. fahişe onu anlıyor. gidiyor içini döküyor “iyi bir insan olmak istiyorum, izin vermiyorlar olamıyorum” diyor.
fahişe ile kendisi çok benziyor. yaşadıkları hayatlar ve hayattan aldıkları keyif aynı geliyor. öyle hissediyorlar.
yemek sahnesi ise bence filmin zirve sahnesi. müthiş. nefis. geriliyorsunuz, utanıyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz, gülüyorsunuz. yanlarında gibi hissediyorsunuz.
bu duyguyu hissettiğim bir sahne daha vardı. nuri bilge ceylan bir zamanlar anadolu’da filminde muhtar sahnesi vardı. aynı böyle hissetmiştim. yanlarında gibiydim. aynı hislerle izledim. müthiş gerçekten.
ayrıca filmde müzik olmaması çok isabetli bir karar olmuş.
unutulmayacak bir film. arada açıp kendinizi mahvedeceğiniz bir film.
devamını gör...
evli olup çocuk sahibi olmak istememek
çocuk bakmaya uygun hissetmiyor olabilirler kendilerini. saygı gösterilmesi ve her görüldüğü yerde 'ee çocuk ne zaman?' diye sorulmamalıdır.
devamını gör...
uhud savaşı'nda tepeyi terk eden yazarlar tam liste
şey degil mi bu?
(bkz: online yazarlar listesi)
değilse beni pavlov'un göbeği ile aynı listeye yazmayın rica ediyorum. kendisinin göbeği ile ciddi sorunlarımız var.*
(bkz: online yazarlar listesi)
değilse beni pavlov'un göbeği ile aynı listeye yazmayın rica ediyorum. kendisinin göbeği ile ciddi sorunlarımız var.*
devamını gör...
arkadaşın gay olduğunu öğrenmek
homofobik insanlar için kahredici olabilecek durum.
devamını gör...
turab
kültürlü bir insan. zıt fikir olup arkadaş olunacak tip. nickini neden böyle yapmış bilmiyorum, eğer değişmek isterse yönetime mesaj atınca anında hallediyorlar bi seferlik.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
lutfen artik cumhurbaskanligini birak yoksa ben yasamayi birakicam.
devamını gör...
01 var dahası yok
rumuzunun başındaki gibi tanımlarıyla, beğenileriyle, kadirşinaslığıyla gerçekten de
1 numara yazardır kendisi.
1 numara yazardır kendisi.
devamını gör...
sokrates'in savunması
sokrates gerçekten yaşadı mı yaşamadı mı tartışmaları süredursun, yaşamış olsa da olmasa da muhteşem bir kitapla karşı karşıya olduğumuz gerçeği değişmiyor.
o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.
en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.
yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.
eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.
en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.
yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.
eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
devamını gör...
zeks havası
ortalama 22 derece sıcaklıktadır.
(bkz: zeks)
(bkz: zeks)
devamını gör...



