terbiye etmesi oldukça zor olan bir şeydir.

jules payot'un 'irade terbiyesi' kitabını yakın zamanda okuyacağım, sizlere de tavsiye ederim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eyaletin ismi, kızılderili sioux dilinde güney rüzgarı anlamındaki kansa kabilesinin isminden geliyor.
devamını gör...

dünyanın en temiz, en kıymetli sevgisi olabilir. özellikle bir canı sahiplenip onunla vakit geçirdikçe bu sevgi katlanarak büyür, daha da somut bir hal alır.
devamını gör...

9. sınıf fizik notum. 35.. sınıfın einsteinı 30 almıştı gerçi. bazen nicelik hiçbir şeydir.
devamını gör...

herkes tarafından yanlış bilinen başlıktır. başlığı açan arkadaş doğrusunu yazmış sağolsun.
devamını gör...

gülmek ya da ağlamak fark etmez. hayatta hiç bir şey sonsuza dek sürmez.
devamını gör...

tutunmak.

gabak var yir min? / moola civarı / var bi 5 senesi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. insan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder." der carl gustav jung. aslında burda farklı olmaktan doğan yalnızlıktan bahseder jung. aldoux huxley'in cesur yeni dünya adlı kitabındaki "eğer farklıysan yalnızlığa mahkûmsun" sözüyle oldukça paraleldir bu görüş. tam bu noktada düşünülmesi gereken soru şu: yalnızlık tercih mi zorunluluk mu? aslında ikisi de.

hala toplumda süregelen bir anlayışla yalnızlığı seven insanlar çekingen, asosyal ya da utangaç olarak nitelendirilmekte. tüm bunlara bağlı olabileceği gibi aslında bu durum bir tercih de olabilir. içe dönük insanlarda olduğu gibi. yukarıda sözünü de paylaştığım carl gustav jung tarafından ortaya atıldı içedönük-dışadönük tabiri. ona göre içedönük insanlar entelektüel fikirlerle ilgilenir ama bu dış dünyadan ziyade fikirlerden oluşan iç dünyaya yöneliktir. derin düşünür, sorgular ama gerçekleri kabul etmede zorlanır. kendisi ile baş başa kalabilmek dünyanın en tatlı şeyidir aslında onun için. o yüzden evde vakit geçirmekten, bir manzarayı oturup izlerken saatlerce düşünmekten sıkılmayıp aksine zevk alırlar. onlar için en güzel arkadas yine kendileridir. yalnızlık onlar için kutsaldır ve vazgeçilemez. işte bu noktada önemli olan bu durumu kabullenmek oluyor sanırım. kendimde yalnız kalma ihtiyacını görmeye başladıkça acaba bende mi bir sorun var diye çokça düşündüm. kalabalık arkadaş sohbetleri yerine odamın kapısını kapatıp kitaplarla baş başa kalma kalma fikri öyle güzeldi ki. tarkovski'nin çok beğendiğim bir sözü var "kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık saymayacağınız şekilde yetiştirin". sanırım bu söz benim için her şeyin özetiydi. insanların yalnız kalmaktan neden bu kadar çok korktuğunu hiç anlamadım sanırım. sonra fark ettim ki insanlar kendileri ile kalamıyor. çünkü kendilerini başkaları ile tamamlıyorlar. ama kendini sevemeyen başkalarını da gerçekten sevemez ki.

kendimizle vakit geçirmeyi sevmeyi, iç sesimizi dinlemeliyiz diye düşünüyorum. aslında aradığımız mutluluğu da o zaman bulacağız belki de. kendimizi dinlendiğimiz, hep bize uygun olmayan şeylerin peşinde olduğumuz için mutsuzuz belki de. bazen kitap sayfalarında kaybolmak, bazen filmle yolculuğa çıkmak, bir kadeh doldurup zamanda geriye akmak bazen kendimizi bulmak. kendimizle kalmaktan, içimizdeki sesle konuşmaktan korkmamalıyız. "yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez. kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü. " der schopenhauer. sizi bir şeylerden alıkoyan her şeyden kurtulmak. kendi benliğimizin istediğini bilebilmek. artık çağımız tekdüze insanlar yaratıyor. aynı şeyleri seven, aynı şeyleri yapan, aynı şeyleri eleştiren. işte böyle bir durumda farklılık hissetmek, normal durumu eleştirmek bir zaman sonra kişiyi yalnızlığa itecektir. ve yine anlaşılan bir nokta daha var ki o da aynı şeyleri yapan insanların da aslında kendini yalnız hissettiği. araştırmalar da yalnızlık hissetme oranının gittikçe arttığını gösteriyor.

yalnızlık edebiyat ve sanat dünyasında oldukça öne çıkarılır. hatta picasso büyük bir yalnızlık olmadan, ciddi bir eser verilemez der. yalnızlığın yaratıcılığı artırdığı da çokça kabul görülür. kendinle kalabilmek, dış dünyadan kendi içine dönebilmek güzel bir eser için etkili midir bu da üzerine düşünülmesi gereken bir nokta diye düşünüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
profilimden de görebilirsiniz ama hem daha uyan hem daha sevdiğim bi şey bulamadım*.
devamını gör...

saçmalıyorsunuz bence. sakince oturun düşünün. kan kaybediyorsunuz. profesyonellikten uzak bir şekilde sözlük yönetmeye başladınız. eleştirilere açık olun ayrıca bütün tartışmalarınıza biz neden şahit oluyoruz. sevimsiz bir hâl almaya başladı bu durum bilginize
devamını gör...

"ye iç yat ye iç yat" hürrem
devamını gör...

ösym paragraf sorusu
devamını gör...

dehşete düşüren kısmı da intiharların normalleşmeye başlaması algı olarak. bu son notunu bırakan kardeş de sanki çok normal bir şey yapıyormuş gibi yazmış adeta, benim dimağım kurudu artık!
devamını gör...

iskandinav mitolojisi figürlerinden birisidir. tanrıların kralı odinin oğludur. annesi jötunn grid ise bir devdir.

aesir soyundan gelenler arasında thor'dan sonra gelen en güçlü savaşçı olduğuna inanılır.

ragnarok savaşında fenrir tarafından öldürülen babasının intikamını almak için yeryüzüne inmiştir. intikamını almadan önce dersine epey bir çalışmıştır. fenrir'in ne derece illet bir mahlukat olduğunu bildiğinden, fenrir ile ilgili bütün olayları araştırmış, onu nasıl yeneceğinin hesaplarını yapmış ve en nihayetinde dev kurdun çenesini ikiye ayırıp, karnına rüzgar doldurmak suretiyle babasını oradan çıkarabileceğine karar vermiştir.

netice olarak iyi ve hayırlı bir evlattır. son kertede babasının intikamını almış ve benden bu kadar diyerek, vidi adı verilen salonuna çekilmiştir. dev kurdun ölümünden sonra yaşanan büyük felaketler, heimdall ve loki arasında yapılan savaş falan vidar'ın hiç umurunda olmamıştır.

''ben evlatlık görevimi yaptım, siz birbirinizi yiyin durun, artık hayallerimi gerçekleştirme zamanı.'' diyerek dünyadaki en güzel ayakkabıyı yaratmak için işe koyulmuş salonunu atölyeye çevirmiştir.

iyi bir savaşçıdır ama geniş adamdır. görevini yapmanın huzuru ile zamanını misler gibi kendisine ayırabilmiştir. diğer tanrıların örnek alması gereken bir özel şahsiyettir.
devamını gör...

bu konu hakkında bir gevgev yapmak istiyorum ama ortam çok gergin.

aa şey ya aman neyse.
devamını gör...

öğrenciyim efendim. profesyonel olarak sürünüyorum.
devamını gör...

öyle bi miskinlik, öyle bi sakinlik..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kudüs şehrinin kurucusudur. savaşta güçlü bir düşmanı öldürmüş bu ona krallık vermiştir. davut, orta boylu uzun ve kıvırcık saçlı, uzun kirpikli güzel yüzlü ve güzel sesli bir peygamberdir. sesinin gür, tok ve güzel olmasından davud-i ses denir. cennet sakinlerine kur'an-ı kerim okuyacağı söylenir. yine bir gün oruç tutup bir gün tutmamaya davut orucu denir. oğlu yine kendisi gibi hem kral hem peygamber olan hz.süleyman'dır. savaş zırhını ilk bulan kişi olarak anılır. onu rüyamda gören bir kişi olarak söylemeliyim ki kesinlikle bir peygamber sureti vardır. kendisine kitap indirilen dört peygamberden biridir. yine hz. davut duası vardır ki sık sık onun güzel duasıyla dualarımı taçlandırırım. şöyledir: "bismillahirrahmanirrahim allah'ım bana seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevdiğin ameller işlemeyi nasip eyle. senin sevgini bize canımızdan, malımızdan ve buz gibi berrak sulardan daha ileri kıl. amin ecmain."
devamını gör...

bizim oralarda "seni seviyorum" denmez,
"kurban olurum sana" denir..
neşet ertaş*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim