evde beslemek istenilen yabani hayvanlar
yılan beslemek isterdim ama bu eve de iki yılan fazla.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı
gökteki koyu gri, denizdeki petrol mavi, ağaçtan düşen kuru yaprak, yağmurdan balçıklaşmış toprak, tabaktaki zeytin çekirdeği, pamuğun ipliği, boş kağıttaki düz çizgi, lig maçındaki 1 - 0 yenilgi..
ya da bir şekilde tabanda olmak ve orada yavaş yavaş doğaya karışmak, yok olmak.
ya da bir şekilde tabanda olmak ve orada yavaş yavaş doğaya karışmak, yok olmak.
devamını gör...
küs gibi davranıp ne oldu diye sorulduğunda yok bir şey denmesi
yoktur belki de bir şey.
ne konuşacacak, ne anlatacak...
sıfır iki insan olunmuştur belki de.
ben küsünce sıfırlıyorum.
aklı kesen yeniden başlatıyor, aklı kesmeyen kendi de küsüyor.
her türlü güncelleme geliyor hayatıma.
ne konuşacacak, ne anlatacak...
sıfır iki insan olunmuştur belki de.
ben küsünce sıfırlıyorum.
aklı kesen yeniden başlatıyor, aklı kesmeyen kendi de küsüyor.
her türlü güncelleme geliyor hayatıma.
devamını gör...
hoşlanılan kızla agnostisizm hakkında konuşurken telefondan öğle ezanı bildirim sesi gelmesi
gerçekleşme olasılığı ronaldo'nun tüm malvarlığını menemenspor'a devretme olasılığından daha düşük olan hede.
devamını gör...
daddy (yazar)
beni bir anda beğeni yağmuruna tutan eli bol güzide yazarımız. 'umarım okuyarak beğeniyordur' diye düşünürken yazdığım bir entrye cevap olarak güzel dileklerini ileterek okuduğunu ispatladı*. hep aramızda olsun. kendisine mutlu, sağlıklı bir ömür diliyorum.*
devamını gör...
karton toplayan babaya sokağa çıkma yasağı cezası
aynı park yapılmaz levhalarının arasına bir şahin, bir megane bir mercedes park etsin, çoğu trafik polisi şahinden başlar. mercedes sahibi gelmezse meganea sarar.
bu ülkede garibana yer yoktur.
bu ülkede garibana yer yoktur.
devamını gör...
neden mutsuzsun sorusu
program başlamadan önce de radyo açıktı lakin program başlar başlamaz ve ilk şarkı girer girmez birden mutsuzluk hissettim birden ama birden, belirtmek isterim...
neden mi mutsuzum? galiba bu programa denk geldiğim için. kaçmalı mıyım bilemedim. öylece tavan bana, ben tavana bakıyorum şu anda... hala dinliyorum, neden?*
şahsen mutsuzluğu, kendime pek yakıştıramam. hatta eğreti durur bende... nedendir bilmem.
bu anlarımda susmayı ve insanlardan uzak kalmayı ve kısa sürede eski neşeme kavuşmayı beklerim.
neden mi mutsuzum? galiba bu programa denk geldiğim için. kaçmalı mıyım bilemedim. öylece tavan bana, ben tavana bakıyorum şu anda... hala dinliyorum, neden?*
şahsen mutsuzluğu, kendime pek yakıştıramam. hatta eğreti durur bende... nedendir bilmem.
bu anlarımda susmayı ve insanlardan uzak kalmayı ve kısa sürede eski neşeme kavuşmayı beklerim.
devamını gör...
yanmayan sokak lambası
hayattaki yerim tam olarak bu sokak lambası diye düşünüyorum bazen. bir görevim vardır, bir amaç uğruna yaşamam gerekiyordur ama yapmam gereken tek şeyi bile çeşitli imkanlardan dolayı yapamam. yalnız, ıssız ve karanlık bir yerde hiçbir işe yaramayan, öylece duran sokak lambası gibiyim. sadece durup etrafımda olan biteni sessiz sedasız izliyorum, ne kendime ne de etrafımdakilere faydam var..
gece gece içerledim bu duruma, sokak lambası bu kadar önemli olduğunu bilseydi ağlardı sanırım.
gece gece içerledim bu duruma, sokak lambası bu kadar önemli olduğunu bilseydi ağlardı sanırım.
devamını gör...
kral katili güncesi
(bkz: patrick rothfuss)'un yarattığı kvothe adlı karakterinin otobiyografisi tarzında yazılan ve epik-fantastik roman olarak tanımlanan roman serisi. 3 ciltten oluştuğu yazarı tarafından iddia edilmekte ve eserin yalnızca ilk iki cildi yayımlanmış durumda.
eserin 3. cildinin ne zaman yayınlanacağını yayıncısı bile bilmemekte.
patrick rothfuss, 'kral katili güncesi'yle birdenbire bütün dünyada tanınır olmuş, yüz binlerce fan edinmiştir. 'fan'larının ve yayıncısının ısrarları, patrick rothfuss'u etkilememekte, yazar, mükemmelliyetçi kişiliğinden ötürü, seriyi, canının istediği, içine sindiği zaman yayımlatacağını söylemektedir.
bir fantastik ve bilimkurgusever olarak benim en iyi on fantastik ve bilimkurgu eser listemde 'kral katili güncesi' de var.
rothfuss'un bu romandaki en büyük başarısı, yarattığı karakterlerin -özellikle kvothe- (bkz: yaratıcı yazarlık) derslerinde örnek olarak incelenecek kadar kanlı-canlı/gerçek olmasıdır. insan olmanın bütün kusurlarını taşıyan kvothe'yi, sanki bir roman kahramanı değil de, onun yaşadıklarını yaşayan bizmişizcesine okuduğumuz için bu kadar çok seviyoruz. hatta kendi adıma söyleyeyim, eğer kvothe'nin maceraları bir gün biterse bundan çok büyük bir üzüntü duyacağım. zaten bundan emin olan sevgili patrick rothfuss, en son 2018 yılında yaptığı bir açıklamada kralkatili güncesi’nin sadece bir başlangıç olduğunu belirtmiş.
geçen yılın sonunda sanki yazmaya devam ettiğini kanıtlamak ister gibi internet üzerinden devam kitabının sadece giriş bölümüne dair bir okuma yaptı, bu bile romanın 'fan'larını mutluluktan kudurtmaya yetti. şimdi öyleeee bekliyoruz işte. bakalım, adam ölmeden önce çıkar herhalde kitap.
not: kendisi de her fırsatta söylüyor. inanılmaz titiz bir yazar. ve acayip zeki bir adam. çok iyi bir okur ve eleştirmen. romanın bir türlü bitirilememesinde bu saydıklarımın büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.
eserin 3. cildinin ne zaman yayınlanacağını yayıncısı bile bilmemekte.
patrick rothfuss, 'kral katili güncesi'yle birdenbire bütün dünyada tanınır olmuş, yüz binlerce fan edinmiştir. 'fan'larının ve yayıncısının ısrarları, patrick rothfuss'u etkilememekte, yazar, mükemmelliyetçi kişiliğinden ötürü, seriyi, canının istediği, içine sindiği zaman yayımlatacağını söylemektedir.
bir fantastik ve bilimkurgusever olarak benim en iyi on fantastik ve bilimkurgu eser listemde 'kral katili güncesi' de var.
rothfuss'un bu romandaki en büyük başarısı, yarattığı karakterlerin -özellikle kvothe- (bkz: yaratıcı yazarlık) derslerinde örnek olarak incelenecek kadar kanlı-canlı/gerçek olmasıdır. insan olmanın bütün kusurlarını taşıyan kvothe'yi, sanki bir roman kahramanı değil de, onun yaşadıklarını yaşayan bizmişizcesine okuduğumuz için bu kadar çok seviyoruz. hatta kendi adıma söyleyeyim, eğer kvothe'nin maceraları bir gün biterse bundan çok büyük bir üzüntü duyacağım. zaten bundan emin olan sevgili patrick rothfuss, en son 2018 yılında yaptığı bir açıklamada kralkatili güncesi’nin sadece bir başlangıç olduğunu belirtmiş.
geçen yılın sonunda sanki yazmaya devam ettiğini kanıtlamak ister gibi internet üzerinden devam kitabının sadece giriş bölümüne dair bir okuma yaptı, bu bile romanın 'fan'larını mutluluktan kudurtmaya yetti. şimdi öyleeee bekliyoruz işte. bakalım, adam ölmeden önce çıkar herhalde kitap.
not: kendisi de her fırsatta söylüyor. inanılmaz titiz bir yazar. ve acayip zeki bir adam. çok iyi bir okur ve eleştirmen. romanın bir türlü bitirilememesinde bu saydıklarımın büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
bir günde dört vatandaşın geçim sıkıntısından intihar etmesi
az gelişmiş memleketin at yarışı tabelasına dönen ölüm rakamları.
pandemi ölümlerinde oran 373 ölüm/ 28800 vaka, pençe operasyonunda 4 şehit/8 gün, mart ayı kadın cinayeti oranı 28 kadın/31 gün vs. vs.
sayılar, sayılar, sayılar her biri sadece rakamlardan oluşan sayılar. halbuki canımız ne kadar tatlı. ve o sayıların her biri bir can, eş, sevgili, anne, baba, kardeş.
tüm bunlar yaşanırken bağımsız merkez bankamızın atamalı köşe yazarı başkanı işiymiş gibi "hiç kimsenin burnu kanamadan 2020 pandemi krizi atlatılmıştır" diyebilmiştir. kim demişse doğru demiş galiba "halklar layık olduğu gibi yönetilir.".
pandemi ölümlerinde oran 373 ölüm/ 28800 vaka, pençe operasyonunda 4 şehit/8 gün, mart ayı kadın cinayeti oranı 28 kadın/31 gün vs. vs.
sayılar, sayılar, sayılar her biri sadece rakamlardan oluşan sayılar. halbuki canımız ne kadar tatlı. ve o sayıların her biri bir can, eş, sevgili, anne, baba, kardeş.
tüm bunlar yaşanırken bağımsız merkez bankamızın atamalı köşe yazarı başkanı işiymiş gibi "hiç kimsenin burnu kanamadan 2020 pandemi krizi atlatılmıştır" diyebilmiştir. kim demişse doğru demiş galiba "halklar layık olduğu gibi yönetilir.".
devamını gör...
erkek yazarların kadın yazarlar hakkındaki düşünceleri
pek de umurumuzda olmayan.
başlık sahibine lafım yok. onun tarzı da bu arkadaşlar. ille de açık açık meme de meme yazması mı gerek yaptığının trollük kabul edilmesi için?
fakat troll başlıklara ciddi cevap yazmaya bayılırım. o yüzden açılın bakayım accık şöyle.
erkeklerle kadınların görüş ve düşünceleri birbirine pek benzemez. o yüzden bir erkeğin dışarıdan gördüklerini kendi zihniyetiyle değerlendirmesi, genellikle yanlış düşüncelere kapılmasıyla sonuçlanır. kadınların olaylara bakış açısını kendilerininki gibi zannederler. ondandır ki mesela "kadın olsam o.. pu olurdum" diyenlerine sıkça rastlarsınız. kadın oldukları zaman da erkekken düşündükleri gibi düşüneceklerini zannederler çünkü.
kemal sunal'ın dokunmayın şabanıma filminde bir sahne vardır; ahu tuğba, kemal sunal'ın söylediği bir söze gülerek yanından uzaklaşır. kemal sunal kendi kendine konuşur ahu'nun arkasından:
- güldü. demek ki verecek.
sahne sansüre uğramasın diye de ekler:
- kalbini tabii...
işte her ne kadar bu sahne komedi amaçlı da olsa, erkeklerin bir kısmında bu düşünce hakimdir. dolayısıyla gülmeniz, selamına cevap yazmanız, fotoğraf koymanız ve hatta nefes almanız "vereceğiniz"e işarettir. sizi, kendileri için yaşıyor sanırlar. halbuki yukarıdaki yorumlarda da görüleceği gibi çoğu "vasat olan bu herif"lerin farkında bile olmuyor kadınlar bazen. bu, o "herifleri" aşağılama çabasıyla alakalı değildir. kadının kafasında erkekten başka şeyler de yeterince yer tuttuğu için böyledir.
erkekler mars'tan, kadınlar venüs'ten gelmiştir diye boşa demiyorlar. tamamen farklı gezegenlerden gelmiş türler gibiyiz aslında.
başlık sahibine lafım yok. onun tarzı da bu arkadaşlar. ille de açık açık meme de meme yazması mı gerek yaptığının trollük kabul edilmesi için?
fakat troll başlıklara ciddi cevap yazmaya bayılırım. o yüzden açılın bakayım accık şöyle.
erkeklerle kadınların görüş ve düşünceleri birbirine pek benzemez. o yüzden bir erkeğin dışarıdan gördüklerini kendi zihniyetiyle değerlendirmesi, genellikle yanlış düşüncelere kapılmasıyla sonuçlanır. kadınların olaylara bakış açısını kendilerininki gibi zannederler. ondandır ki mesela "kadın olsam o.. pu olurdum" diyenlerine sıkça rastlarsınız. kadın oldukları zaman da erkekken düşündükleri gibi düşüneceklerini zannederler çünkü.
kemal sunal'ın dokunmayın şabanıma filminde bir sahne vardır; ahu tuğba, kemal sunal'ın söylediği bir söze gülerek yanından uzaklaşır. kemal sunal kendi kendine konuşur ahu'nun arkasından:
- güldü. demek ki verecek.
sahne sansüre uğramasın diye de ekler:
- kalbini tabii...
işte her ne kadar bu sahne komedi amaçlı da olsa, erkeklerin bir kısmında bu düşünce hakimdir. dolayısıyla gülmeniz, selamına cevap yazmanız, fotoğraf koymanız ve hatta nefes almanız "vereceğiniz"e işarettir. sizi, kendileri için yaşıyor sanırlar. halbuki yukarıdaki yorumlarda da görüleceği gibi çoğu "vasat olan bu herif"lerin farkında bile olmuyor kadınlar bazen. bu, o "herifleri" aşağılama çabasıyla alakalı değildir. kadının kafasında erkekten başka şeyler de yeterince yer tuttuğu için böyledir.
erkekler mars'tan, kadınlar venüs'ten gelmiştir diye boşa demiyorlar. tamamen farklı gezegenlerden gelmiş türler gibiyiz aslında.
devamını gör...
yakışıklı erkek vs komik erkek
ikisi bi arada olmuyor mu?
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
nefret edecekseniz içinizden edin. tamam sevmeyebilirsiniz ama saygı duyacaksınız.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in açtığı başlık
gayet normaldir. fatih terim'in bile maaşlı eleman olarak adlandırılıdığı yerde ki haklıdır böyle adlandırılması gayet normaldir. o maaşlı elemandır. sen de sözlüğün gönüllü elemanısın. ayrıca ne amaçla yazdığını bilemem ama art niyetli olduğu kanısında da değilim.
cumhurbaşkanı örneği verilmiş ama sap ile saman karışmış orada biraz. cumhurbaşkanı bana kendi vatandaşım diyemez zira ben türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım ve ben ya da benim gibi türkiye cumhuriyeti vatandaşları seçerek onu oraya getirdi.
ama patronum bana pek tabii işçim diyebilir. zira onun işletmesinde para karşılığı çalışıyorum. hiçbir zorunluluğum yok orada çalışmakla ilgili ve onun da beni çalıştırmakla ilgili.
ekleme: örnek verince kendimizi işçi gördüğümüzü düşünen tipler verdikleri örnekle yoldaş'ı da cumhurbaşkanı diye hayal edip diğer insanları yermek için kullandıkları kraldan çok kralcı olmuyorlar ellaam. * kimsenin işçisi de değilim savunucusu da. yoldaş'a da "şey" edecek bir durumum yok. ama sizdeki bu alınganlık hayret ettiriyor insana. takılmayın bu kadar ya hu.
cumhurbaşkanı örneği verilmiş ama sap ile saman karışmış orada biraz. cumhurbaşkanı bana kendi vatandaşım diyemez zira ben türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım ve ben ya da benim gibi türkiye cumhuriyeti vatandaşları seçerek onu oraya getirdi.
ama patronum bana pek tabii işçim diyebilir. zira onun işletmesinde para karşılığı çalışıyorum. hiçbir zorunluluğum yok orada çalışmakla ilgili ve onun da beni çalıştırmakla ilgili.
ekleme: örnek verince kendimizi işçi gördüğümüzü düşünen tipler verdikleri örnekle yoldaş'ı da cumhurbaşkanı diye hayal edip diğer insanları yermek için kullandıkları kraldan çok kralcı olmuyorlar ellaam. * kimsenin işçisi de değilim savunucusu da. yoldaş'a da "şey" edecek bir durumum yok. ama sizdeki bu alınganlık hayret ettiriyor insana. takılmayın bu kadar ya hu.
devamını gör...
seni anlayan kimsenin olmaması
makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacak başlıktır.
cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 00:00 da sözlük radyosunda. radyo.kafasozluk.com/
insanlar ile çevrilidir insanların çevresi, kalabalıkların arasında inşa ederiz kendimizi.
insanlar bazen ailemiz olurlar, bazen arkadaşımız, bazen sevdiğimiz, bazen ise nefret ettiğimiz.
kim olursa olsunlar konuşuruz onlarla veya onlar hakkında.
dinleriz, anlatırız, anlamaya ve anlaşılmaya çalışırız.
fakat tam anlamı ile anlaşılır mıyız?
insan kendini bile anlamakta zorlanır iken bir başkası tarafından anlaşılması gerçekten mümkün müdür?
gelin birlikte anlamaya çalışalım.
cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 00:00 da sözlük radyosunda. radyo.kafasozluk.com/
insanlar ile çevrilidir insanların çevresi, kalabalıkların arasında inşa ederiz kendimizi.
insanlar bazen ailemiz olurlar, bazen arkadaşımız, bazen sevdiğimiz, bazen ise nefret ettiğimiz.
kim olursa olsunlar konuşuruz onlarla veya onlar hakkında.
dinleriz, anlatırız, anlamaya ve anlaşılmaya çalışırız.
fakat tam anlamı ile anlaşılır mıyız?
insan kendini bile anlamakta zorlanır iken bir başkası tarafından anlaşılması gerçekten mümkün müdür?
gelin birlikte anlamaya çalışalım.
devamını gör...
bağırarak konuşan insan
lan bi sus (bkz: şöyle koyayım böyle koyayım) denilesi insandır.*
sağır yok karşında kardeşim, relax, sakin, bruhhhh.*
sağır yok karşında kardeşim, relax, sakin, bruhhhh.*
devamını gör...



