11 kurşun yemiş gaziye çalış diyen gurbetçi
almanya’da doktor olduğunu söyleyen bir çeşit insan formunun, 11 kurşun yine gazimize çemkirerek akıl vermesi halidir.
arkadaşlar ben artık bu ve benzeri tipleri duydukça delirecek gibi oluyorum, bir gün bir yerde karşılaşırsak elimden bir kaza çıkacağını düşünüyorum. bunlar nasıl bu kadar şuursuz ve zevzek olabiliyor gerçekten anlamıyorum.
buradan
arkadaşlar ben artık bu ve benzeri tipleri duydukça delirecek gibi oluyorum, bir gün bir yerde karşılaşırsak elimden bir kaza çıkacağını düşünüyorum. bunlar nasıl bu kadar şuursuz ve zevzek olabiliyor gerçekten anlamıyorum.
buradan
devamını gör...
kafa sözlük
ekşimiş, bayatlamış, cılkı çıkmış, 20 liraya entry giren trollerin atıp tuttuğu bir mecradan göç ettiğim platform. temennim, tarihe büyük suserler göçünü başlatan mecra olarak adını yazdırmasıdır. kafa sözlüğe yazarken, içimde bir yerlerde altar'ın oğlu tarkan haykırıyor sanki: "bu entry anam için, bu babam için, bu da küfür ettiği için raporladığım kişinin entry'sini debede gördüğüm gün için!"
devamını gör...
ateş hırsızları söylencesi
emirhan oğuz tarafından yazılan efsanevi ateş hırsızları söylencesi zamanında fotokopi ile çoğaltılıp elden ele dolaşır olmuştur.
gökten zembille indiği söylenen şair; kişiliği, duruşu ve fikirleriyle türk şairleri içinde ayrı bir yere sahiptir.
popüler kültürün soytarısı olan şairlere ve şiir kitaplarına biçim ahenginin ve anlam derinliğinin bolyozuyla vuran bu muhteşem yapıt 1987 yılı sonlarında akademi kitabevi şiir ödülünü ve kitap olarak yayımlanmasından hemen ardından 1988'de ceyhun atıf kansu şiir ödülünü aldı.
yayınlanışından kısa süre sonra tükenen kitap şairin eğilimi doğrultusunda 20 yılı aşkın süre yeniden basılmadı.
kök aldığın tarihsel mücadele damarının ve kendi kuşağının hikayesini cevat çapak'ın ifadesiyle "egemenlerin suç ortaklığı sayacak gerçekte ise bizi yoldaşlık katına yükseltecek bir yolculuk" olarak estetik bir incelikle resmeden ateş hırsızları söylencesi ilk yayınlanışından 30 myndos geçişi*'nden 10 yıl sonra ayrıntı şiir dizisinin 30.kitabı olarak yılmaz aysan'ın 1987 yazında, şiirlerin henüz dosya halinde elden ele dolaştığı zamanlarda çizip yazara ulaştırdığı ama sonraki yılların zorlu koşullarında yitirilmiş olan " kayıp desenler " adlı çizimleriyle yeniden basıldı.*
hiçbir yerde bulunmayan kimselerin bilmediği şair'in şiirleri içinden bir alıntı:
" ateşi çalmaya gittim promete'nin dağlara zincirli bileklerinden
geçip buza kesmiş yanardağ ağızlarında uğuldayan rüzgar mızraklarından
geçip ateş almış buzul ırmaklarımdaki ince su damarlarından
ateşi çalmaya gittim ikarus'un yanık kanatlarını ahi evran çeliğiyle sararak
geçip spartacus'un bir dağ yamacında gömülü duran kılıç ışıltısından
geçip bedreddin'in sıska bir söğüt dalı altında ıslanan rahlesinden
ateşi çalmaya gittim tanrıların yıldırımlarını çelimsiz ellerimle yararak
ateşi çalmaya gittim
ve yenildim, ricat yollarından geri çekliyorum bayraklarımı toplayarak "
gökten zembille indiği söylenen şair; kişiliği, duruşu ve fikirleriyle türk şairleri içinde ayrı bir yere sahiptir.
popüler kültürün soytarısı olan şairlere ve şiir kitaplarına biçim ahenginin ve anlam derinliğinin bolyozuyla vuran bu muhteşem yapıt 1987 yılı sonlarında akademi kitabevi şiir ödülünü ve kitap olarak yayımlanmasından hemen ardından 1988'de ceyhun atıf kansu şiir ödülünü aldı.
yayınlanışından kısa süre sonra tükenen kitap şairin eğilimi doğrultusunda 20 yılı aşkın süre yeniden basılmadı.
kök aldığın tarihsel mücadele damarının ve kendi kuşağının hikayesini cevat çapak'ın ifadesiyle "egemenlerin suç ortaklığı sayacak gerçekte ise bizi yoldaşlık katına yükseltecek bir yolculuk" olarak estetik bir incelikle resmeden ateş hırsızları söylencesi ilk yayınlanışından 30 myndos geçişi*'nden 10 yıl sonra ayrıntı şiir dizisinin 30.kitabı olarak yılmaz aysan'ın 1987 yazında, şiirlerin henüz dosya halinde elden ele dolaştığı zamanlarda çizip yazara ulaştırdığı ama sonraki yılların zorlu koşullarında yitirilmiş olan " kayıp desenler " adlı çizimleriyle yeniden basıldı.*
hiçbir yerde bulunmayan kimselerin bilmediği şair'in şiirleri içinden bir alıntı:
" ateşi çalmaya gittim promete'nin dağlara zincirli bileklerinden
geçip buza kesmiş yanardağ ağızlarında uğuldayan rüzgar mızraklarından
geçip ateş almış buzul ırmaklarımdaki ince su damarlarından
ateşi çalmaya gittim ikarus'un yanık kanatlarını ahi evran çeliğiyle sararak
geçip spartacus'un bir dağ yamacında gömülü duran kılıç ışıltısından
geçip bedreddin'in sıska bir söğüt dalı altında ıslanan rahlesinden
ateşi çalmaya gittim tanrıların yıldırımlarını çelimsiz ellerimle yararak
ateşi çalmaya gittim
ve yenildim, ricat yollarından geri çekliyorum bayraklarımı toplayarak "
devamını gör...
misafir olduğun evde ev sahibinden erken uyanmak
melih cevdet anday'ın söylediği gibi ise durum, huzurla ve bu enerjiyle uyunduğu için olabilir;
"bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
her şeyi, adımı bile unutup, uyusam…"
"bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
her şeyi, adımı bile unutup, uyusam…"
devamını gör...
köy evlerinde her odada banyo olması
her odada banyo mu, hangi köyün evidir acaba orası.
devamını gör...
bir ay doğar ilk akşamdan geceden
malatya yöresine ait bir türkü. hasan durak ve mehmet seske tarafından derlenmiştir.
pek çok sanatçı tarafından seslendirilmiş olsa da benim en sevdigim yorumu (bkz: grup abdal)'dan dinlemek için tık tık.
--- alıntı ---
bir ay doğar ilk akşamdan geceden
neydem neydem geceden
şavkı vurur pencereden bacadan
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
uykusuz mu kaldın dünkü geceden
neydem neydem geceden
uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
yüce dağ başından aşırdın beni
neydem neydem yâr beni
tükenmez dertlere düşürdün beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
madem soysuz gönlün bende yok idi
neydem neydem yok idi
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben
aşağıdan gelir eli boş değil
neydem neydem boş değil
söylerim söylerim gölnüm hoş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
bir güzeli bir çirkine vermişler
neydem neydem vermişler
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben
--- alıntı ---
pek çok sanatçı tarafından seslendirilmiş olsa da benim en sevdigim yorumu (bkz: grup abdal)'dan dinlemek için tık tık.
--- alıntı ---
bir ay doğar ilk akşamdan geceden
neydem neydem geceden
şavkı vurur pencereden bacadan
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
uykusuz mu kaldın dünkü geceden
neydem neydem geceden
uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
yüce dağ başından aşırdın beni
neydem neydem yâr beni
tükenmez dertlere düşürdün beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
madem soysuz gönlün bende yok idi
neydem neydem yok idi
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben
aşağıdan gelir eli boş değil
neydem neydem boş değil
söylerim söylerim gölnüm hoş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
bir güzeli bir çirkine vermişler
neydem neydem vermişler
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben
--- alıntı ---
devamını gör...
ingilizce öğrenmek
öğretmesi daha zevkli olan durumdur; isteyen arkadaşa hiçbir ücret talep etmeden zoom üzerinden yardımcı olabilirim. yds’de 95, ıelts’de 8 almış biri olarak genel veya akademik ingilizce alanlarında ya da daha skill-based (reading-writing-speaking) alanlarda yardımcı olabilirim.
inanın bunaldım bu yasaklı günlerden, bu girdi tamamen naif ve yardımsever duygularla girilmiştir. maddi hiçbir çıkar düşünülmemiştir.
inanın bunaldım bu yasaklı günlerden, bu girdi tamamen naif ve yardımsever duygularla girilmiştir. maddi hiçbir çıkar düşünülmemiştir.
devamını gör...
rutherford atom modeli
1911 yılında ernest rutherford tarafından ortaya koyulan atom modeli.
rutherford, alfa parçacığı dediğimiz parçacıklar aracılığıyla yaptığı bir deney sonucunda atomun çekirdekli bir yapıya sahip olduğu ve çekirdekte pozitif yükler olması gerektiği sonucuna vardı. bu sonuca göre atom, ortada pozitif yükler ve onların etrafında dönen negatif yüklerden oluşmalıydı.
elektronların çekirdek etrafında, güneş etrafında dolanan gezegenler gibi dolandığını öne süren rutherford'un bu modeli, kendisinden önceki modellere kıyasla daha iyi olsa da birçok hatalı ve eksik yaklaşım bulundurur. örneğin modele göre, çekirdek etrafında dolanan yüklü parçacıkların (yani elektronların) sürekli olarak enerji kaybetmesi ve zamanla çekirdeğe yapışması gerekiyordu. oysa gözlemlerde böyle bir şey görünmüyordu. ayrıca bu model, atomun yaydığı ışınımın frekansıyla, elektronun çekirdek etrafında 1 saniyede dolanma sayısının birbiriyle bağlantılı olması gerektiğini söylüyordu ki bu durum da gözlemlerle çelişen bir başka durumdu. üstelik atoma ilişkin hareketleri, güneş sistemi'ndeki gezegenlerin hareketlerine benzetmek de hatalı sonuçlara neden oluyordu. böylece yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmuş ve bundan 2 yıl sonra bohr atom modeli ortaya çıkmıştır.
rutherford, alfa parçacığı dediğimiz parçacıklar aracılığıyla yaptığı bir deney sonucunda atomun çekirdekli bir yapıya sahip olduğu ve çekirdekte pozitif yükler olması gerektiği sonucuna vardı. bu sonuca göre atom, ortada pozitif yükler ve onların etrafında dönen negatif yüklerden oluşmalıydı.
elektronların çekirdek etrafında, güneş etrafında dolanan gezegenler gibi dolandığını öne süren rutherford'un bu modeli, kendisinden önceki modellere kıyasla daha iyi olsa da birçok hatalı ve eksik yaklaşım bulundurur. örneğin modele göre, çekirdek etrafında dolanan yüklü parçacıkların (yani elektronların) sürekli olarak enerji kaybetmesi ve zamanla çekirdeğe yapışması gerekiyordu. oysa gözlemlerde böyle bir şey görünmüyordu. ayrıca bu model, atomun yaydığı ışınımın frekansıyla, elektronun çekirdek etrafında 1 saniyede dolanma sayısının birbiriyle bağlantılı olması gerektiğini söylüyordu ki bu durum da gözlemlerle çelişen bir başka durumdu. üstelik atoma ilişkin hareketleri, güneş sistemi'ndeki gezegenlerin hareketlerine benzetmek de hatalı sonuçlara neden oluyordu. böylece yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmuş ve bundan 2 yıl sonra bohr atom modeli ortaya çıkmıştır.
devamını gör...
bielefeld komplosu
1994 yılında bir üniversite öğrencisi davet aldığı etkinliğe gitmek için bielefeld'in yolunu tutar. yol üzerinde bulunan tabelalarda gördüğü çarpı işaretleri karşısında şaşkınlığa uğrar ve şehri bulamaz. bunun üzerine dönemin internet sitelerinde bielefeld isimli bir şehir olmadığı ile ilgili bir geyik başlatır. bu geyik için argümanları ise şu şekildedir; bilefeld şehrinde doğmuş kimse ile tanışmamış olması ve bu şehirde yaşayan kimseyi tanımaması. bu geyik ülkede çok hızlı bir şekilde yayılır. şehrin belediyesi yüzlerce mail almaya başlar ve bu mailler üzerine şehrin konumu ve varlığını teyit eden cevaplar vermeye başlar ancak resmi açıklama yapmak için 1999 yılının beklenmesi sebebiyle bu teori çok güçlenir. 2002 yılında şansölye angela merkel de sorulan bir soruya; ''bielefeld'e bir etkinliğe katılmıştım, öyleyse var'' şeklinde cevap vererek bu olaya esprili bir şekilde dahil olmuştur. hatta son zamanlarda geyik o kadar büyümüştür ki bielefeldin varlığını kanıtlayana 1 milyon euro ödül verileceği açıklanmıştır.
devamını gör...
ciddi ciddi youtube premium'a para ödeyen insan
youtube için verilecek ücretin boşa gideceğini düşünmüyorum. youtube premium varken spotify'a para ödeyen insanları incelemek lazım aslında. önceleri spotify'da dinlediğim şarkıların ses olarak daha iyi versiyonlarını youtube'da bulmuştum.
devamını gör...
zümrüd-ü anka (yazar)
sözlükte bir yazar,
edebiyatta bir kuş.*
edebiyatta bir kuş.*
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
tam saatleri beklemek. 12 de başlarım deyip saatin 12.05 olduğunu görünce bir sonraki tam saati beklemek.
devamını gör...
bir küçük burjuvanın süperakademikrealistik şiiri
bolivyalı şair pedro shimose tarafından yazılmış şiir. şiirin orijinal ismi epigrama ve şairin quiero escribir, pero me sale espuma isimli şiir koleksiyonunda yer alıyor.* şiir dilimize ülkü tamer tarafından kazandırılmıştır ve yky tarafından basılmış olan çağdaş latin amerika şiir antolojisi'nin 299. sayfasında bir küçük burjuvanın süperakademikrealistik şiiri ismi ile çevirisi bulunuyor. bu bölümde aynı zamanda shimose'un bir kaç şiirine daha yer vermiştir ülkü tamer.*
ülkü tamer çevirisi ile:
genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra,
vesta kızlarına ve utangaç rahibelere saldırdıktan sonra,
leylakları yaktıktan, bulutları gömdükten,
tapınakları ateşe verdikten sonra,
kutsal inekleri boğazladıktan, tanrıları öldürdükten sonra,
güle ve isveç kralı gustave'a sövüp saydıktan sonra,
müzeleri havaya uçurduktan, mezarlıklarda dans ettikten sonra,
ün peşinde koştuktan ve o kadınla yattığımızı düşledikten sonra,
ejderhalarla, imparatorluklarla, devlerle savaştıktan sonra,
gazetelere geçsin diye adımız, yalvar yakar olduktan sonra,
piramitleri yıkmak için sabah karanlığı toplantılar yaptıktan sonra,
elimize ne geçti?
akademide bir koltuk,
bir de çek defteri.
orijinal dilinde:
después de impresionar a las muchachas con nuestro ingenio;
después de quemar lirios, enterrar nubes e incendiar templos;
después de degollar vacas sagradas y asesinar dioses;
después de escribir sin mayúsculas y sin signos de puntuación;
después de dinamitar museos y bailar en los cementerios;
después de perseguir la gloria y soñar que nos acostamos con ella;
después de pelear con dragones, imperios y quimeras;
de gemir porque publiquen nuestro nombre en los periódicos
y de reunirnos por la madrugada para derribar pirámides,
¿qué nos queda?
un sillón en la academia
y una chequera.
ülkü tamer çevirisi ile:
genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra,
vesta kızlarına ve utangaç rahibelere saldırdıktan sonra,
leylakları yaktıktan, bulutları gömdükten,
tapınakları ateşe verdikten sonra,
kutsal inekleri boğazladıktan, tanrıları öldürdükten sonra,
güle ve isveç kralı gustave'a sövüp saydıktan sonra,
müzeleri havaya uçurduktan, mezarlıklarda dans ettikten sonra,
ün peşinde koştuktan ve o kadınla yattığımızı düşledikten sonra,
ejderhalarla, imparatorluklarla, devlerle savaştıktan sonra,
gazetelere geçsin diye adımız, yalvar yakar olduktan sonra,
piramitleri yıkmak için sabah karanlığı toplantılar yaptıktan sonra,
elimize ne geçti?
akademide bir koltuk,
bir de çek defteri.
orijinal dilinde:
después de impresionar a las muchachas con nuestro ingenio;
después de quemar lirios, enterrar nubes e incendiar templos;
después de degollar vacas sagradas y asesinar dioses;
después de escribir sin mayúsculas y sin signos de puntuación;
después de dinamitar museos y bailar en los cementerios;
después de perseguir la gloria y soñar que nos acostamos con ella;
después de pelear con dragones, imperios y quimeras;
de gemir porque publiquen nuestro nombre en los periódicos
y de reunirnos por la madrugada para derribar pirámides,
¿qué nos queda?
un sillón en la academia
y una chequera.
devamını gör...
feminazi
çoğunlukla radikal feministleri aşağılamak için kullanılan bir argo terimdir. birleşik sözcük olan ve genel kullanımı feministleri aşağılama amacında olan kişilerce nazi yandaşı benzetmesiyle "feminazi" (nazi feminist) şeklinde kullanılır.
devamını gör...






