zurna dürüm
çok harika bir fast fooddur.
kadıköy büyük waikiki sokağındaki zurnacıdan mutlaka tatmanız gerekir.
tavuklu olanı makbuldür. etli olanı ben pek sevmem açıkçası.
kadıköy büyük waikiki sokağındaki zurnacıdan mutlaka tatmanız gerekir.
tavuklu olanı makbuldür. etli olanı ben pek sevmem açıkçası.
devamını gör...
celal şengör'ün ilber ortaylı'ya dipsiz kuyu pezevenk demesi
kahkaha attıran görüntüdür. kahkaha attıran son kelimesi ve söyleyiş ifadesi olmakla birlikte tanımın kendisi ortaylı için çok doğrudur.
devamını gör...
güne bir erkek yalanı bırak
5 dakikaya ordayım.
devamını gör...
leyla erbil
ahmed arif'e suskun' u,
"bin yıl, bahar içre ömrünü sürsün,
seni doğuran ana." dizelerini,
"kendine iyi bak, bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. bir daha hiçbir cihan bulamaz seni."
"insandan mahrum bir cehennem karanlığında, nasıl da bulduk birbirimizi..."
"ben ki 29 yaşındayım. ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum."
"yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz. beni yıkacağından falan korkma ve beni korkutma. bana yazmayacaksın da kimlere yazacaksın."
"gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez gölgesinden öperim canım."
satırlarını yazdıran şair ve yazar. onunla tanışıklığım ahmed arif ve tezer özlü'nün kendisine yazdığı mektuplardan ibaret şimdilik. bugün ölüm yıl dönümüymüş. sadece, vefalı davranıp iki büyük ismin ölümsüzleşmesine katkıda bulunduğu için bile saygıyla anılması gereken kadın.
"bin yıl, bahar içre ömrünü sürsün,
seni doğuran ana." dizelerini,
"kendine iyi bak, bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. bir daha hiçbir cihan bulamaz seni."
"insandan mahrum bir cehennem karanlığında, nasıl da bulduk birbirimizi..."
"ben ki 29 yaşındayım. ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum."
"yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz. beni yıkacağından falan korkma ve beni korkutma. bana yazmayacaksın da kimlere yazacaksın."
"gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez gölgesinden öperim canım."
satırlarını yazdıran şair ve yazar. onunla tanışıklığım ahmed arif ve tezer özlü'nün kendisine yazdığı mektuplardan ibaret şimdilik. bugün ölüm yıl dönümüymüş. sadece, vefalı davranıp iki büyük ismin ölümsüzleşmesine katkıda bulunduğu için bile saygıyla anılması gereken kadın.
devamını gör...
islamiyet öncesi türk edebiyatı
maalesef günümüze kadar gelen destanlarımızın bir çoğu çin kayıtlarından bize aktarılmıştır. edebiyat türüne girer mi bilmem ama bu destanlar dışında elimizde kalan göktürkler'den ve uygurlar'dan kalan yazıtlardır.
devamını gör...
dünyayı yıkadım üç bidon su gitti
bir sokak filozofundan duyduğum cümledir.
bir gün erken saatlerde mesai öncesi kafa toplamak ve entelliğime entellik katmak için yeni nesil kahvecilerden birinde oturmuşken maruz kaldığım ve entelektüel sistemimi alt üst eden cümledir.
sabah erken bir saat olduğu için kahvecinin sigara içilebilen açık alanında tek başıma oturmuş bazı kafa sözlük yazarlarının “kız düşürmek” için yapıldığını iddia ettiği kitap okuma eylemine dalmışken önce yalnız olduğum için kafa sözlük yazarlarının beklentisini boşa çıkardığımı sonra da yanı başımda biten uçan hollandalıya benzeyen arkadaşı fark ettim.
uçan hollandalı benden para istedi tam da düşündüğüm gibi ancak verdiğim kağıt parayı kabul etmedi ben de cebimdeki olanca bozuk parayı verdim kendisine. aldı cebine attı ama gitmedi.
bir de sigara istedi benden. çıkardım verdim bir dal, yaktım da sigarasını. ama yine de gitmedi. benim de soru sormaktan başka çarem kalmadı. oturup kahve içen, cebinde parası olan ve kitap okuyan ben olduğum için daha korunaklı ve üstün bir konumda hissettiğim için kendimi. parayla ne yapacağını sordum ya içki ya sigara alacağını düşünerek. ama beklemediğim bir cevap aldım. bana dedi ki;
“ dünyayı yıkadım, üç bidon su gitti. su alacağım.”
ben yıllarca kafka okumuş adamım. felsefe ve psikoloji öğrenmek için ciltlerce kitap bitirdim. böyle bir cümle ile dumura uğramak beklediğim bir şey değildi. çantamda başka bozuk para var mı diye baktım. bulduğum birkaç bozukluğu daha verdim abiye. sigara paketini de öyle.
sokak filozofu gidince de kitabı kapattım. slavoj zizek kusuruma bakmasın artık.
bir gün erken saatlerde mesai öncesi kafa toplamak ve entelliğime entellik katmak için yeni nesil kahvecilerden birinde oturmuşken maruz kaldığım ve entelektüel sistemimi alt üst eden cümledir.
sabah erken bir saat olduğu için kahvecinin sigara içilebilen açık alanında tek başıma oturmuş bazı kafa sözlük yazarlarının “kız düşürmek” için yapıldığını iddia ettiği kitap okuma eylemine dalmışken önce yalnız olduğum için kafa sözlük yazarlarının beklentisini boşa çıkardığımı sonra da yanı başımda biten uçan hollandalıya benzeyen arkadaşı fark ettim.
uçan hollandalı benden para istedi tam da düşündüğüm gibi ancak verdiğim kağıt parayı kabul etmedi ben de cebimdeki olanca bozuk parayı verdim kendisine. aldı cebine attı ama gitmedi.
bir de sigara istedi benden. çıkardım verdim bir dal, yaktım da sigarasını. ama yine de gitmedi. benim de soru sormaktan başka çarem kalmadı. oturup kahve içen, cebinde parası olan ve kitap okuyan ben olduğum için daha korunaklı ve üstün bir konumda hissettiğim için kendimi. parayla ne yapacağını sordum ya içki ya sigara alacağını düşünerek. ama beklemediğim bir cevap aldım. bana dedi ki;
“ dünyayı yıkadım, üç bidon su gitti. su alacağım.”
ben yıllarca kafka okumuş adamım. felsefe ve psikoloji öğrenmek için ciltlerce kitap bitirdim. böyle bir cümle ile dumura uğramak beklediğim bir şey değildi. çantamda başka bozuk para var mı diye baktım. bulduğum birkaç bozukluğu daha verdim abiye. sigara paketini de öyle.
sokak filozofu gidince de kitabı kapattım. slavoj zizek kusuruma bakmasın artık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlık andı
her yazarın ezberlemesi gereken and.
kafa sözlük yazarlık andı
kafa sözlük formatı ve kurallarına ve yoldaş benjamin franklin'in ilke ve inkılaplarına sadakatla bağlı kalacağıma, tanımlarımın sonuna nokta koyacağıma, entry değil tanım gireceğime, kafa sözlük'e karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.
kafa sözlük yazarlık andı
kafa sözlük formatı ve kurallarına ve yoldaş benjamin franklin'in ilke ve inkılaplarına sadakatla bağlı kalacağıma, tanımlarımın sonuna nokta koyacağıma, entry değil tanım gireceğime, kafa sözlük'e karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.
devamını gör...
ahmet kaya
"bir gün birileri nasılsa kürt asıllı olduğu için kürtçe bir tek şarkı söylemek isteyen bir adamın hiçbir ülkeyi bölmediğinin öyküsünü yazacak ve bu öyküyü okuyanlar şarkı söyleyen insanlardan ve şarkılardan korkulmaması gerektiğini anlayacaklardır.
ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyor ve öldükten sonra değil şimdi anlaşılmak istiyorum. beni doğru anlama yolundaki en küçük bir çabayı, sağduyu ve bir hoşgörüyü çok özlediğimi ve bunu içinde taşıyan herkesi içtenlikle selamladığımı söylemek istiyorum."
ahmet kaya / paris.
ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyor ve öldükten sonra değil şimdi anlaşılmak istiyorum. beni doğru anlama yolundaki en küçük bir çabayı, sağduyu ve bir hoşgörüyü çok özlediğimi ve bunu içinde taşıyan herkesi içtenlikle selamladığımı söylemek istiyorum."
ahmet kaya / paris.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yara..
yaralı şeyler bana nedense daha masum geliyor. yaralı bir kuş mesela, kanatlarındaki özgürlüğü küçük bir yaraya kaptırmış bir kuş.. yarası olan her şeye ve herkese dokunmak istiyorum. iyileştirmeye gücüm yetecekmiş gibi..
yara, iz, hatıra. yakın kelimeler.
sol elimin baş parmağında bir kesik izi var, kuzenimle otururken akıl almaz bir sakarlıkla elimi kesmiştim.* bu izi her gördüğümde o günü hatırlıyorum.
yaş 7, bir yaz gecesi abimle parkta oynuyoruz. abim kafamı kırıyor*, hastaneye gidiyoruz ve alnımda kalıcı bir dikiş izi kalıyor. aynaya baktığımda o günü anımsayıp gülümserim hâlâ.
-zümrüt bi sabit dur be kızım, doktor düzgün dikiş atamıyor senin yüzünden.
+acımıyor diyorum acımıyor! niye anlamıyorsunuz?! bırakın eve gideceğim ben.
yaş 9, annemler beni kuzenime emanet etmiş ve şuan hatırlamadığım bir yere gitmişler. kuzenim yanlışlıkla plastik bir kovayı kafama vuruyor, kaşım yarılıyor, bildiğimiz jilet vurmuşum gibi ikiye ayrılıyor. tahmin edeceğin üzere bu da kalıcı olarak kalıyor. kaşımdaki bu iz o günü hiç unutmama yardımcı oluyor.
+n'oldu kafama? şu gözümün önünde akan şey ne? kan değil, değil mi?
-yok la abartma ne kanı! hafif kızarmış sadece..
bazı günleri unutmamamız için vücudumuzda bize o günü hatırlatan izler kalıyormuş gibi. o günden bir iz, bir yarayla mümkün oluyor.
yaralarımız bize unutmamamız gereken şeyleri hatırlatıyor. bu yüzden vücudundaki veya ruhundaki yaralarını sev olur mu? onların sana hatırlatmaları gereken anılar var.
yaralı şeyler bana nedense daha masum geliyor. yaralı bir kuş mesela, kanatlarındaki özgürlüğü küçük bir yaraya kaptırmış bir kuş.. yarası olan her şeye ve herkese dokunmak istiyorum. iyileştirmeye gücüm yetecekmiş gibi..
yara, iz, hatıra. yakın kelimeler.
sol elimin baş parmağında bir kesik izi var, kuzenimle otururken akıl almaz bir sakarlıkla elimi kesmiştim.* bu izi her gördüğümde o günü hatırlıyorum.
yaş 7, bir yaz gecesi abimle parkta oynuyoruz. abim kafamı kırıyor*, hastaneye gidiyoruz ve alnımda kalıcı bir dikiş izi kalıyor. aynaya baktığımda o günü anımsayıp gülümserim hâlâ.
-zümrüt bi sabit dur be kızım, doktor düzgün dikiş atamıyor senin yüzünden.
+acımıyor diyorum acımıyor! niye anlamıyorsunuz?! bırakın eve gideceğim ben.
yaş 9, annemler beni kuzenime emanet etmiş ve şuan hatırlamadığım bir yere gitmişler. kuzenim yanlışlıkla plastik bir kovayı kafama vuruyor, kaşım yarılıyor, bildiğimiz jilet vurmuşum gibi ikiye ayrılıyor. tahmin edeceğin üzere bu da kalıcı olarak kalıyor. kaşımdaki bu iz o günü hiç unutmama yardımcı oluyor.
+n'oldu kafama? şu gözümün önünde akan şey ne? kan değil, değil mi?
-yok la abartma ne kanı! hafif kızarmış sadece..
bazı günleri unutmamamız için vücudumuzda bize o günü hatırlatan izler kalıyormuş gibi. o günden bir iz, bir yarayla mümkün oluyor.
yaralarımız bize unutmamamız gereken şeyleri hatırlatıyor. bu yüzden vücudundaki veya ruhundaki yaralarını sev olur mu? onların sana hatırlatmaları gereken anılar var.
devamını gör...
bir kadının sustuğu an
vazgeçtiği, artık bazı şeyler onun için anlamı kalmadığı anlamına geliyor.
devamını gör...
düşün ki uzaylılar bunu okuyor
bize bulaşmayın,bence gayet iyisiniz.
devamını gör...
kadın düşmanlığı
serkan inci bunlardan biridir. ayrıca dindarların çoğu da böyledir.
devamını gör...
türkiye'de binaların çok çirkin olması
insanın sokakta gezerken yaşama zevkini kaybetmesine sebep olan gerçektir. tabii, günümüz konut sektöründekiler sadece cebindeki parasını önemseyen açgözlülerden oluştuğu için gayet anlaşılır bir durumdur. bunların bırakın esteteği ve güzelliği, yaptıkları binanın içinde oturacakların can güvenliğini dahi önemseyecek hali yok. şehrin dışında kalan köy ve gecekondular ise zaten apayrı bir dünya.
sadece konutlar değil aslında. parklar, yollar, bahçeler vs. de bir o kadar düzensiz ve çirkin. şehirde ağaçlar yok, her yer şişe ve çekirdek çöpleri içinde yüzüyor. üst tabakasından altına kadar çoğunluk bu zihniyette olduğundan kentleşme kültürü diye bir şey de olmuyor tabii. "barınacak evimiz olsun yeter" mantığından öteye gidemiyoruz. estetik, düzen ve temizlik hep sınıfta kalıyor.
efendim sonra neden türkiye'de yaşamak istemiyor bazıları? amerika ve avrupa'daki şehirleri gören insan sizce beğenir mi gökdelenlerin yanındaki gecekondu mahallelerini? beğenmeyecek tabii ki de.
sadece konutlar değil aslında. parklar, yollar, bahçeler vs. de bir o kadar düzensiz ve çirkin. şehirde ağaçlar yok, her yer şişe ve çekirdek çöpleri içinde yüzüyor. üst tabakasından altına kadar çoğunluk bu zihniyette olduğundan kentleşme kültürü diye bir şey de olmuyor tabii. "barınacak evimiz olsun yeter" mantığından öteye gidemiyoruz. estetik, düzen ve temizlik hep sınıfta kalıyor.
efendim sonra neden türkiye'de yaşamak istemiyor bazıları? amerika ve avrupa'daki şehirleri gören insan sizce beğenir mi gökdelenlerin yanındaki gecekondu mahallelerini? beğenmeyecek tabii ki de.
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
aynen diyerek konuyu kapatmak ve tartışmaya dahil olmamak.
unutulmamalıdır ki küçük insanlar kişilerle, vasat insanlar olaylarla, büyük insanlar fikirlerle uğraşır.
unutulmamalıdır ki küçük insanlar kişilerle, vasat insanlar olaylarla, büyük insanlar fikirlerle uğraşır.
devamını gör...
bilgisini artıran insanın üzüntüsünü de artırması
kitap zekayı kibarlastırır.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
devamını gör...
celali isyanları
celali isyanlarının sebebleri,nedenleri hakkında kapsamlı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
17’nci yüzyılın 1. ahmet ve 4. murat dönemlerinde, ekonomik sebepler başta olmak üzere toplumsal ve siyasal alanda bozulmaların yaşanması sonucunda anadolu’nun çeşitli yerlerinde ayaklanmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. anadolu’da çıkan bu isyanlara celali isyanları adı verilmiştir.
ekseriyetle halk tarafından çıkarılan celali isyanlarına, savaşlardan kaçan askerler, medrese öğrencileri ve başıboş kalan donanma askerleri katılmıştır. meydana gelen bu isyanların en önemlileri canbolatoğlu, kalenderoğlu, karayazıcı, deli hasan, katırcıoğlu, gürcü nebi ve tavil ahmet isyanlarıdır. isyanların bastırılmasında ve önlenmesinde padişahların halkın ezilmemesi için adalet nameler yayınlattığı bilinmektedir, fakat yapılan bu iyimser hareketler merkezi otoritenin zayıflığından dolayı istenen amaca ulaşamamıştır.
celali isyanlarının kısaca sebepleri şu şekilde özetlenebilir:
1. osmanlı devleti’nde tımar sisteminin bozulması ve iltizam sisteminin yaygınlaşması sonucunda isyanlar görülmeye başlamıştır.
2. ekonomik durumu gittikçe kötüye giden halkın üzerinden daha fazla vergi alınmaya çalışılması sonucu bu isyanlar görülmüştür.
3. kadıların ve sancakbeylerinin adaletsiz davranışları ve haksız vergi alımlarına gitme teşebbüsleri halkın huzurunu iyice kaçırmıştır.
4. osmanlı devleti’nin 17‘nci yüzyılda yaptığı savaşlarda başarılı neticeler alamaması nedeniyle askerlikten kaçanlar eşkıyalık yapmaya başlamışlardır.
5. avusturya ve iran ile yapılan savaşların uzun sürmesi halkı iyice yıpratmıştır.
celali isyanlarının sonuçları ise kısaca şu şekilde özetlenebilir:
1. halkın osmanlı devleti’ne olan güveni iyice azalmaya başlamıştır.
2. anadolu’da osmanlı devleti’nin otoritesi sarsılmış, huzur ve asayiş muhafaza edilemeyecek duruma gelmiştir.
3. vergilerin düzenli toplanamaması nedeni ile devlet gelirleri giderek azalmıştır.
4. kırsal kesimlerde yaşayan halk şehirlere göç etmeye başlamıştır. köyler yavaş yavaş boşalmaya başlamıştır
5. köylerin boşalması neticesinde tarımsal faaliyetler azalmaya başlamış, ekonomik hayat durgunlaşmış ve şehirlerde işsizlik artmaya başlamıştır.
6. osmanlı ve avusturya arasında yapılan savaşlarda ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başlamıştır. bu durum savaşların seyrini değiştirmiştir.
7. çıkan ayaklanmaların bastırılması için isyancıları şefleri konumundaki kişilerin bazıları öldürülmüş, bazılarına da devlete bağlılıklarını göstermeleri şartıyla rütbeler ve devlet görevleri verilmiştir. bu durum benzer birçok isyanın çıkmasına sebep olmuştur.
17’nci yüzyılın 1. ahmet ve 4. murat dönemlerinde, ekonomik sebepler başta olmak üzere toplumsal ve siyasal alanda bozulmaların yaşanması sonucunda anadolu’nun çeşitli yerlerinde ayaklanmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. anadolu’da çıkan bu isyanlara celali isyanları adı verilmiştir.
ekseriyetle halk tarafından çıkarılan celali isyanlarına, savaşlardan kaçan askerler, medrese öğrencileri ve başıboş kalan donanma askerleri katılmıştır. meydana gelen bu isyanların en önemlileri canbolatoğlu, kalenderoğlu, karayazıcı, deli hasan, katırcıoğlu, gürcü nebi ve tavil ahmet isyanlarıdır. isyanların bastırılmasında ve önlenmesinde padişahların halkın ezilmemesi için adalet nameler yayınlattığı bilinmektedir, fakat yapılan bu iyimser hareketler merkezi otoritenin zayıflığından dolayı istenen amaca ulaşamamıştır.
celali isyanlarının kısaca sebepleri şu şekilde özetlenebilir:
1. osmanlı devleti’nde tımar sisteminin bozulması ve iltizam sisteminin yaygınlaşması sonucunda isyanlar görülmeye başlamıştır.
2. ekonomik durumu gittikçe kötüye giden halkın üzerinden daha fazla vergi alınmaya çalışılması sonucu bu isyanlar görülmüştür.
3. kadıların ve sancakbeylerinin adaletsiz davranışları ve haksız vergi alımlarına gitme teşebbüsleri halkın huzurunu iyice kaçırmıştır.
4. osmanlı devleti’nin 17‘nci yüzyılda yaptığı savaşlarda başarılı neticeler alamaması nedeniyle askerlikten kaçanlar eşkıyalık yapmaya başlamışlardır.
5. avusturya ve iran ile yapılan savaşların uzun sürmesi halkı iyice yıpratmıştır.
celali isyanlarının sonuçları ise kısaca şu şekilde özetlenebilir:
1. halkın osmanlı devleti’ne olan güveni iyice azalmaya başlamıştır.
2. anadolu’da osmanlı devleti’nin otoritesi sarsılmış, huzur ve asayiş muhafaza edilemeyecek duruma gelmiştir.
3. vergilerin düzenli toplanamaması nedeni ile devlet gelirleri giderek azalmıştır.
4. kırsal kesimlerde yaşayan halk şehirlere göç etmeye başlamıştır. köyler yavaş yavaş boşalmaya başlamıştır
5. köylerin boşalması neticesinde tarımsal faaliyetler azalmaya başlamış, ekonomik hayat durgunlaşmış ve şehirlerde işsizlik artmaya başlamıştır.
6. osmanlı ve avusturya arasında yapılan savaşlarda ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başlamıştır. bu durum savaşların seyrini değiştirmiştir.
7. çıkan ayaklanmaların bastırılması için isyancıları şefleri konumundaki kişilerin bazıları öldürülmüş, bazılarına da devlete bağlılıklarını göstermeleri şartıyla rütbeler ve devlet görevleri verilmiştir. bu durum benzer birçok isyanın çıkmasına sebep olmuştur.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e soru sor
will you marry me?
devamını gör...
farklı bakış açılarına sahip insan
objektif insanlardır. akıl süzgeçleri öyle bir geniştir ki, akıllarında en ufak bir fanatizme yer yoktur.
devamını gör...

