unutulmayan magazin olayları
devamını gör...
koç holding'in evden çalışma kararı
bugün sektörden bir arkadaşla uzaktan çalışma işini konuşuyorduk, tesadüfen başlığı açılmış. çalışanlar adına sevinsem mi üzülsem mi bilemedim açıkçası.
özellikle aile şirketlerinde uzaktan çalışmayla birlikte, "you're my bitch" kafası oluştu dedi. yani hafta içi hafta sonu, saat gözetmeksizin yapılacak bir iş varsa çalışanın yapması bekleniyormuş. hem ofis masrafları ve yan masraflar azalıyor, hem de yöneticilere çalışanı istediği zaman taciz edebilmenin yolunu açmış uzaktan çalışma.
yasal düzenlemeler olmazsa, kısa vadede çekici görünen bu tip kararlar orta-uzun vadede sosyal hayatlarımızı enkaza çevirir. zaten sıkıntılıydı bu konu, üzerine tüy dikilmiş olur.
koç grubu özelinde durum ne olur zaman gösterecek.
özellikle aile şirketlerinde uzaktan çalışmayla birlikte, "you're my bitch" kafası oluştu dedi. yani hafta içi hafta sonu, saat gözetmeksizin yapılacak bir iş varsa çalışanın yapması bekleniyormuş. hem ofis masrafları ve yan masraflar azalıyor, hem de yöneticilere çalışanı istediği zaman taciz edebilmenin yolunu açmış uzaktan çalışma.
yasal düzenlemeler olmazsa, kısa vadede çekici görünen bu tip kararlar orta-uzun vadede sosyal hayatlarımızı enkaza çevirir. zaten sıkıntılıydı bu konu, üzerine tüy dikilmiş olur.
koç grubu özelinde durum ne olur zaman gösterecek.
devamını gör...
dedikodu
zihni çalıştırır diye duyduğum, en masum olanını yakın arkadaşla yapmanın tadına doyulmadığı, yanına çayın tatlının yakıştığı bol konuşmalı eylem.
devamını gör...
kedi
beslediğiniz zaman siz evinizde kedi besliyormuşsunuz gibi değil de sanki o evinde insan besliyormuş gibi takılan tatlı bir ruh hastası.
devamını gör...
köylü
köyde doğan, çocukluğu köyde geçen,
kalan ömrünü geçirdiği yeri yadırgayan,
şehirli olmanın kalıplarına direnen, post modernist bireydir.
kalan ömrünü geçirdiği yeri yadırgayan,
şehirli olmanın kalıplarına direnen, post modernist bireydir.
devamını gör...
müzikle ders çalışmak
asla yapamdığım şey.
kafam şarkının notalarında ya da sözlerindeyken nası derse odaklanıyım ben.
kafam şarkının notalarında ya da sözlerindeyken nası derse odaklanıyım ben.
devamını gör...
yoldaş'ın entrysini şikayet eden insan
insan şaşar beşer, hiç kimsenin hata yapmama lüksü yoktur. kimsenin hatası için hesap vermeme yetkiside yoktur.
şikayet eden yazarı üstün cesaretinden ötürü tebrik ediyorum.
şikayet eden yazarı üstün cesaretinden ötürü tebrik ediyorum.
devamını gör...
yazarların uyuyamama sebepleri
tüm gün içtim kahveyi içtim kahveyi uykum gelmiyor.
devamını gör...
hasret gültekin
bir insan ömrünü neye vermeli
harcanip gidiyor ömür dedigin
yolda kalan da bir yürüyen de bir
harcanip gidiyor ömür dedigin
harcanip gidiyor ömür dedigin
yolda kalan da bir yürüyen de bir
harcanip gidiyor ömür dedigin
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
onlar için çok üzüldüğüm insanlar.
armudun sapı üzümün çöpü ile uğraşıp duranlar.
önüne bakan ama kır çiçeklerini göremeyen insanlar.
gökyüzüne bakamayan, kuşları görmeyen insanlar.
armudun sapı üzümün çöpü ile uğraşıp duranlar.
önüne bakan ama kır çiçeklerini göremeyen insanlar.
gökyüzüne bakamayan, kuşları görmeyen insanlar.
devamını gör...
bildirimleri tek tek kontrol etmek
kendimce takip ettiğim, tanımlarını ilgi ile okuduğum yazarlar tarafından beğeni almak hoşuma gittiğinden dolayı yaptığımdır.
devamını gör...
love of my life
çaresiz zamanlarda hayata bağlayan queen şarkısıdır. çabuk dön, çabuk dön. benden fazla uzaklaşma. çünkü benim için ne anlama geldiğini bilemezsin. hayatımın aşkı. *
devamını gör...
mor
eskiden zenginlik ve soyluluk göstergesi olan renkti.
sebebi ise bu rengin diğer renklere göre elde edilmesinin zorluğuydu. bitkiler, hayvan kanı gibi şeylerden diğer renkler elde edilirdi. ama mor renk sadece bir deniz canlısından elde ediliyordu. bu yüzden sadece zenginlerin ulaşabildiği bir renkti.
özellikle kraliyet ailesine mensup olanlar ve soylular, çok zengin olanlar bu rengi kıyafetlerinde kullanırdı.
sebebi ise bu rengin diğer renklere göre elde edilmesinin zorluğuydu. bitkiler, hayvan kanı gibi şeylerden diğer renkler elde edilirdi. ama mor renk sadece bir deniz canlısından elde ediliyordu. bu yüzden sadece zenginlerin ulaşabildiği bir renkti.
özellikle kraliyet ailesine mensup olanlar ve soylular, çok zengin olanlar bu rengi kıyafetlerinde kullanırdı.
devamını gör...
kimsenin aslında seni gerçekten anlamaması
her insan ilk doğduğu andan itibaren kendi dünyasını inşa ediyor. ben kendi dünyamda otururken ne kadar görebilir ne kadar işitebilirsem karşımdakini o kadar anlayabilirim.
karşımdakini tam olarak anlayabilmem için onun dünyasını inşa ederken yaşadığı her anı bilmem gerekir ki yine de bunu kendi öğrendiklerimle yorumlayabilirim.
ve bunu gördüğüm tanıdığım her insan için her an yapmam mümkün değil zira her anı yoğun emek isteyen bir süreç.
fakat sevilen, değer verilen insanlar için bu emeğin karşılıklı olarak verilmesi gerekir. herkes kendi dünyasında oturup anlamayı değil de sadece anlaşılmayı istediğinde sonuç ne yazık ki kimsenin birbirini hiç bir zaman anlamadigi kopuk, yalnız bir yaşama dönüşüyor.
sonuç olarak diğerlerinin dünyasını anlamaya çalıştığımızda dahi sezgisel bir anlayış söz konusu olduğundan aslında hepimiz yalnızız.
bu kimseyi boşluğa itmemeli... halil cibran'ın bir sözü var.
güzelliğin şarkısını söylersen, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır.
karşımdakini tam olarak anlayabilmem için onun dünyasını inşa ederken yaşadığı her anı bilmem gerekir ki yine de bunu kendi öğrendiklerimle yorumlayabilirim.
ve bunu gördüğüm tanıdığım her insan için her an yapmam mümkün değil zira her anı yoğun emek isteyen bir süreç.
fakat sevilen, değer verilen insanlar için bu emeğin karşılıklı olarak verilmesi gerekir. herkes kendi dünyasında oturup anlamayı değil de sadece anlaşılmayı istediğinde sonuç ne yazık ki kimsenin birbirini hiç bir zaman anlamadigi kopuk, yalnız bir yaşama dönüşüyor.
sonuç olarak diğerlerinin dünyasını anlamaya çalıştığımızda dahi sezgisel bir anlayış söz konusu olduğundan aslında hepimiz yalnızız.
bu kimseyi boşluğa itmemeli... halil cibran'ın bir sözü var.
güzelliğin şarkısını söylersen, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır.
devamını gör...
12 angry men
öncelikle şunu belirteyim, akademi ödülleri denen şeyin tarihte gelmiş geçmiş en büyük mıçmasıdır. sadece üç dalda oscara aday gösterilmiş, hiçbirini alamamış, kıymeti o zamanlar bilinmemiş ama seneler geçtikçe güzel yaşlanan bir film olmuştur. tıpkı yıllandıkça tadı ve değeri artan bir şarap gibidir. bu nedenle ilk kez seyreden yeni nesillerin bile gönlünde taht kurmuştur. reginald rose' un aynı isimli oyunundan gene kendisi tarafından senaryolaştırılmış 1957 yapımı film olup yönetmeni sinemanın ustalarından sidney lumet tir. (bkz: kült film)
film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*
filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.
film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.
filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.
filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.
- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.
- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.
- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.
yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.
film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).
bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.
henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.
filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.
filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.
filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.
dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.
film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.
filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*
filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.
film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.
filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.
filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.
- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.
- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.
- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.
yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.
film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).
bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.
henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.
filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.
filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.
filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.
dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.
film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.
filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
cehennemi dünyaya getirenler, cehennemde yanmaktan korkuyorlar! ne garip değil mi? çok güzel düşünülmüş bir yayın, düşünen ve katkı sunan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederim.
belki bir gün anlarlar umudu ile hasan hüseyin'in dizelerinin de bir bölümünü paylaşayım;
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
belki bir gün anlarlar umudu ile hasan hüseyin'in dizelerinin de bir bölümünü paylaşayım;
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
devamını gör...
hz. ali'den hikmetler
gıybet, acizlerin uğraşıdır.
devamını gör...
tanrı ile ilgili ateistlerin müslümanlardan daha çok başlık açmasının nedeni
inkarcılar mı kim o inkarcılar, tabi ufacık eleştiri size göre inkara giriyor. allah seni ne yapmasın komik şey.
devamını gör...

