kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bunu nasıl yapmışlar?
ankara ve tofaş diyorum ve susuyorum.
devamını gör...

insanların umudunuzu kırması yüzünden başa gelen durumdur.

bunlardan bir b*k olmaz dersiniz artık. güvenmek uğraşmak muhatap olmak istemezsiniz.
hemen hemen her insan hayatının bir noktasında bu duyguyu yaşar ve insanlardan umudu keser.
kendini dağa taşa verir alkole verir kedi besler köpek besler insanlardan kaçmaya çalışır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
evdeki oyuncağa iv kateter taktığım resim. uzaktan eğitimin bir özeti niteliğinde.*
devamını gör...

teori denen şeyin ne olup ne olmadığını bilmeyenlerin teori sandığı pseudoscientific belieftir. 1956'da ingiltere'de kurucusunun evinde başlayan flat earth research society ve onun 2000'lerin başlarında tekrar hortlatılmış hali olan the flat earth society'nin internet sayesinde dünyaya yaydığı post truth dönemi şaheserlerinden biridir.
logical fallacy'nin en kof örneklerinin bilimmis gibi kitlelere pazarlanabileceğinin parlak kanıtlarından biridir.
obsesif inancı sistemetik bilginin üzerinde tutarak toplumdan dışlanmışlık duygusunun baskısından kurtulmaya çalışan sosyalleşme sorunlu bireylerin ilginç sığınaklarından biridir aynı zamanda.
ruh ikizi, aşı karşıtlığı akımıdır.
devamını gör...

yüksek ihtimalle hatırlanmasada çocukken bir özelliğinizle dalga geçildi- hareketiniz, kişiliğiniz vs.- ve siz fark etmesenizde bunu bugününüze yansıtıyor olabilirsiniz.

(bkz: denendi onaylandı)
devamını gör...

beşir fuad osmanlı döneminde yaşamış ilk materyalist yazar-gazeteci-askerdi. kendisi ölüm anının nasıl bir his olduğunu anlatabilmek için 2 yıllık bir düşünme sonunda karar vermiştir. bir gün bileklerini kesmiş, ve hissettiklerini bir bir yazarak intihar etmiştir. yazdığı mektuptan bir kesit:
'ameliyatımı icra ettim. hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum, kapıyı kapadım diyerek geri savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı' .
devamını gör...

inan olsa dükkan senin dediğim yazar.
benim de bir tane var sevenim, onu da yeni buldum daha önceden ben de bu haldeydim..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her mevsimin kendine göre güzel yani var ama gerçekten kış ayrı güzel ve daha ciddi gelir bana.hep bir kuzey ülkesinde doğmuş olmayı istediğimdendir belki ama..
devamını gör...

yeri geldiğinde, gerektiğinde hemen ve yerinde yanıtlar bulup veren kimseye hazırcevap denir. örnekler...
incili çavuş, osmanlı elçisi olarak fransa kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. kral bunları görünce dayanamayıp; ‘bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?’ diye sorunca, incili çavuş; ‘osmanlılar, adama göre adam gönderirler, beni de size göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek efendim’ cevabını verir.
88 yaşındaki winston churchill’e doğum gününde genç bir fotoğrafçı “umarım 100. doğum gününüzün de fotoğrafını çekebilirim.” dedi. churchill genci şöyle bir süzer ve “niye mümkün olmasın delikanlı, bana oldukça zinde ve sıhhatli görünüyorsun!”

spiker: hayatınızda hiç profesyonel futbolculuk yapmamış olmanıza rağmen nasıl başarılı bir teknik direktör oldunuz?”
jose morinho: “peki, jokey olmak için de önce at mı olmak gerekiyor?"

çirkin diye alay edilen abraham lincoln’a muhalefetten biri “bu adam ikiyüzlünün teki, inanmayın.” der. lincoln şöyle cevap verir, “ben ikiyüzlü olsam, neden bu yüzü kullanayım ki?

sokrates bir gün yürürken, tek kişinin geçebileceği kadar mesafe olan bir mevkide dönemin soylularından biriyle karşı karşıya gelir ve ikisi de durur. kısa bir süre bakıştıktan sonra:
soylu: "ben senin gibi pis bir zavallıya yol vermem!"
sokrates: "ben veririm..."

büyük iskender: “dile benden ne dilersen.”
diyojen: "gölge etme başka ihsan istemem”.

mehmet akif ersoy’a küçümseyen bir soru sorulur: baytar mısınız?
cevap verir. “evet, nereniz ağrıyor?

bir mahkeme esnasında hâkim bey, saçı sakalı uzamış necip fazıl ile dalga geçer.
“ne o..! maymuna dönmüşsün.”
necip fazıl yüzünü duvara çevirip: “şimdi de duvara döndüm”.

kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri:
- "efendim", demiş. "kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
galileo: "doğru", demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"

sokrates ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
-haksız yere öldürüyorsunuz, diye ağlamaya başlayınca sokrates'in cevabı gecikmemiş.
sokrates: ne yani, demiş. bir de haklı yere mi öldürülseydim?

napolyon savaşta ispanya'yı yenmiş. ispanya kralı "siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız" demiş. bunun üzerine napolyon:
- evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.

ingiliz devlet adamı winston churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, churchill'e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- "eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım."
churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: "hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."

öğrencilerinden biri, konfüçyüs'e:
- "ölüm nedir?" diye sorduğunda, konfüçyüs'ün cevabı şu olmuş:
hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.

irlandalı yazar george bernard shaw ile ingiliz devlet adamı winston churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. bernard shaw, bir oyununun ilk gecesine, churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- "size iki kişilik davetiye gönderiyorum. bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. tabii dostunuz varsa."
churchill, hemen cevap göndermiş: "maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."

yahya kemal, dostlarından birine:
-bu akşam yemeği benimle yer misin? diye sorunca,
arkadaşı: hay hay! der. çok memnun olurum. hiçbir mazeretim yok!
yahya kemal gülümseyerek karşılık verir: iyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.

sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. bir gün eşi sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
sokrates, gayet sakin: "bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum".

fatih sultan mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş.
dilenci parayı alınca: aman sultanım, demiş. koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
fatih sultan mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca,
dilenci: ikimiz de hazreti adem'in çocukları değil miyiz? demiş. elbette kardeşiz.
sultan fatih: bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.

dümbüllü sahnedeyken bir seyirci protesto etmek için sahneye "hıyar" fırlatıyor.
dümbüllü yere düşen hıyarı alıp kalabalığa dönüyor ve şöyle diyor: "beyefendi kartvizitini yollamış."
devamını gör...

z kuşağına analık-babalık ve abilik-ablalık eden kuşaktır...kısacası asıl sanatçılardır. bu durumda z kuşağı da sanat oluyor. (bkz: yersiz hicivler)
devamını gör...

damlatma tekniğini kullanan ressam.bu teknikte çok geniş yüzeylere, fırça kanvasa değmeden- uzak mesafeden damlamalar ile eser ortaya çıkar. hatta öyle rivayet edilir ki pollock resim yaparken kürek, tırmık, bıçak gibi materyalleri de kullanmıştır. pollock’a göre insanlar dünyayı kendi bakış açılarından görmeyi öğrenmeli , dünyanın onların görmesini istediği bakış açısından kurtulmalıdır. yani insan dayatmalardan sıyrılmalı, ve kendi gerçekliğini haykırmalıdır.
devamını gör...

edmond rostand tarafından yazılmış tiyatro eseri. kalbi burnundan büyük yalnız bir silahşorun acıklı hikayesini anlatır. 1990 yılında gérard depardieu nun baş rolünü oynadığı güzel bir filmi vardır. işin ilginç tarafı filmin türkçe dublajı orjinalinden daha güzeldir. rüştü asyalı efsanevi bir seslendirme yapmış. istemem eksik olsun
devamını gör...

çay var içersen ben var seversen ile başlayan şiirin kendisine ait olmadığı ve kaçan karısının ayakkabısının altına para yerleştirdiği hikayesinin de gerçek olmadığı bizzat torunu tarafından açıklığa kavuşturulmuş.
devamını gör...

biz aya çıkacaktık değil mi? en son öyle bir açıklama vardı.
devamını gör...

son yıllarda yaşadığım sanrıdır. akrabalarıma, aileme, sendikalara, partilere, takımlara, gruplara vb. hiçbir şeye ait hissetmiyorum kendimi. herkesin beni sevdiği bir ortamda bile orada değilim sanki. mesela burada da böyleyim. yazıyorum, okuyorum, seviyorum ancak tam olarak aidiyet hissetmiyorum.
devamını gör...

kusura bakma, özür dilerim, hatalıydım, bilmiyorum, afedersin... diye giden kelimelerdir
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ölmemek.

hala yaşıyorum sözlük, son 4 ay. eğer son 4 ayı da ölmeden atlatırsam hedefime ulaştım.
edit:hala yaşıyorum sözlük, ama işler pek tahmin ettiğim gibi gitmedi.

edit: hala yaşıyorum sözlük 2023 ten bildiriyorum, işler yavaş yavaş yoluna giriyor.
devamını gör...

yanlış yere gelmiş olabileceği esprisiyle sabahımı mahveden yeni yazar. ılk nickaltı benden. hoş mu geldin acaba ve acaba...? tamam tamam hadi hoşgelmiş.
devamını gör...

doktor kelimesi latince docere sözcüğünden gelir ve öğreten demektir. akademide bu yüzden kullanılmaktadır.

daha sonra hekimler için kullanılmıştır. arapçadan gelen hekim bilge, filozof demektir, tabip de yine arapçadır ve tıp ilmiyle uğraşanlara denmektedir.

doktor yerine bence tabip ya da hekim çok daha uygundur.

canımız tabiplerimiz hepiniz bizim için değerlisiniz, sağlıkta şiddete hayır!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim