izmir manisa arası otostop çekmek
celal bayar üniversitesi'nde okumuş veya okumakta olanlar iyi bilir.
devamını gör...
hatıra defteri
bizim yaş grubu iyi bilecektir. böyle bir defter vardı.
bu defterler kilitli olurdu genelde, sayfaları kokulu olanlar da vardı.
benim defterim yanlış anımsamıyorsam üzerinde şeker kız candy olan çok özenerek aldığım güzel bir defterdi.
sanki ilkokul sevdiklerimize kalbimiz kadar temiz bir sayfa ayırmak için çok erkendi de, lisede de onlara yetecek kadar kalbimizde temiz sayfa kalmamıştı. olsa olsa ortaokul sıralarında yazdık biz bunu ya da ilkokul biterken olabilir.
hatıra defteri yazmak ciddi bir işti ve bunu çok iyi yapanlar vardı. eminim dikkatli okursak onların kim olduklarını bile bulabiliriz.
inci gibi, tertemiz, süslü süslü yazardık. bütün sınıf birbirini sevmese de birbirinin benzeri cümlelerle sevgimizi ifade ederdik birbirimize. nasıl ki komşudan gelen tabak boş geri gönderilmez ise hatıra defteri de geri çevrilmezdi bizim zamanımızda. hatta eline tutuşturulmuş olan bu defter ile ne yapacağını bilemeyip de bir önceki kalbimiz kadar temiz sayfadan kopya çeken çok sevgili arkadaşlarımız bile olurdu. keşke standart bir yazı olsaydı da altına imza atılsaydı, sonuçta çoğu gerçekten hissetmeden yazılmış cümlelerdi. 30 kişilik sınıfın hepsini sevecek halimiz yoktu çünkü, bazılarını sever gibi yapardık, bazılarına onu bile yapmazdık.
bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar da gerçekten sevdiklerimiz vardı. hani sonraki dönemde "kanka" dediler kısaltıp. kısalınca içi de boşaldı sanki bu yakın arkadaşlığın, sırdaşlığın. işte gerçek duygular onlara yazılırdı. ama o da şöyle yapılırdı herkes yazardı, o canımız ciğerimiz arkadaşımız en son yazardı. çünkü onun yazdıkları gerçekten bize özeldi. kimse okusun istemezdik onun yazdıklarını.
ilerleyen yıllarda özledikçe açıp okuduk, bazen gerçekten görevini yapıp güzel anılara götürdü bizi bu defterler, güldürdü-ağlattı bazen de geri dönüşümler vs kaybolup gitti o anılar.
benim sakladığım bir hatıra defterim var, evet evet o candy'li olan şekerli defter.
hala kalbim kadar temiz ama artık oraya yazacak kadar temiz insanlar kaldı mı emin değilim...
sahi o insanlar nerede, yazıları uçup gitmedi oysa ki!
bu defterler kilitli olurdu genelde, sayfaları kokulu olanlar da vardı.
benim defterim yanlış anımsamıyorsam üzerinde şeker kız candy olan çok özenerek aldığım güzel bir defterdi.
sanki ilkokul sevdiklerimize kalbimiz kadar temiz bir sayfa ayırmak için çok erkendi de, lisede de onlara yetecek kadar kalbimizde temiz sayfa kalmamıştı. olsa olsa ortaokul sıralarında yazdık biz bunu ya da ilkokul biterken olabilir.
hatıra defteri yazmak ciddi bir işti ve bunu çok iyi yapanlar vardı. eminim dikkatli okursak onların kim olduklarını bile bulabiliriz.
inci gibi, tertemiz, süslü süslü yazardık. bütün sınıf birbirini sevmese de birbirinin benzeri cümlelerle sevgimizi ifade ederdik birbirimize. nasıl ki komşudan gelen tabak boş geri gönderilmez ise hatıra defteri de geri çevrilmezdi bizim zamanımızda. hatta eline tutuşturulmuş olan bu defter ile ne yapacağını bilemeyip de bir önceki kalbimiz kadar temiz sayfadan kopya çeken çok sevgili arkadaşlarımız bile olurdu. keşke standart bir yazı olsaydı da altına imza atılsaydı, sonuçta çoğu gerçekten hissetmeden yazılmış cümlelerdi. 30 kişilik sınıfın hepsini sevecek halimiz yoktu çünkü, bazılarını sever gibi yapardık, bazılarına onu bile yapmazdık.
bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar da gerçekten sevdiklerimiz vardı. hani sonraki dönemde "kanka" dediler kısaltıp. kısalınca içi de boşaldı sanki bu yakın arkadaşlığın, sırdaşlığın. işte gerçek duygular onlara yazılırdı. ama o da şöyle yapılırdı herkes yazardı, o canımız ciğerimiz arkadaşımız en son yazardı. çünkü onun yazdıkları gerçekten bize özeldi. kimse okusun istemezdik onun yazdıklarını.
ilerleyen yıllarda özledikçe açıp okuduk, bazen gerçekten görevini yapıp güzel anılara götürdü bizi bu defterler, güldürdü-ağlattı bazen de geri dönüşümler vs kaybolup gitti o anılar.
benim sakladığım bir hatıra defterim var, evet evet o candy'li olan şekerli defter.
hala kalbim kadar temiz ama artık oraya yazacak kadar temiz insanlar kaldı mı emin değilim...
sahi o insanlar nerede, yazıları uçup gitmedi oysa ki!
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
hani çocukken doğum gününe bütün sınıfı çağırırsın da kimse gelmez ya işte bu his o his.
devamını gör...
saruwaka-machi'nin gece manzarası
halkın hedonistik faaliyetlerinden kaygı duyan hükümet, 1842'de şehrin gelişen eğlence endüstrisini engellemeyi amaçlayan bir dizi reform başlattı. tüm kabuki tiyatroları, şehrin kuzeydoğusundaki saruwaka-machi bölgesine taşınmak zorunda kaldı. ancak bu amaç amacının aksine daha fazla ilgi uyandırdı. insanların müstehcen performanslara katılmasını zorlaştırmaktan ziyade, bölge, kabadayı tiyatroculara hitap eden sayısız işletme ve restoran ile gelişen bir cazibe merkezi haline geldi. saruwaka-machi'nin bu tasvirinde, üç tiyatro, sağdaki çatı sırasının üzerinde yükselen taretleriyle tanımlanabilir. gösterilere sadece gün doğumu ve gün batımı arasında izin verildiğinden, gökyüzünde dolunay bulunan bu baskı eser; tiyatroların kapanmasından sonra bölgeyi gösteriyor.

yine de, insanlar hala sokakta eğlenirken, günün erken saatlerinde, gördükleri performansların bitmek bilmeyen heyecanının tadını çıkarıyorlar.
kaynak

yine de, insanlar hala sokakta eğlenirken, günün erken saatlerinde, gördükleri performansların bitmek bilmeyen heyecanının tadını çıkarıyorlar.
kaynak
devamını gör...
özlem duygusuyla baş edemeyince hırçınlaşmak
özlemenin, özlenenden hıncının alınması durumu.
devamını gör...
dünyanın en eski yalanı
muhtemelen “tanrı benimle konuştu” söylemi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının genelde zengin ve ofis insanı olmaları
köylü olan ben. hatta yörük oğlu yörük derler bana ve uygun gördüler babamın lakabını. adım oldu çakır, çakıroğlu...
devamını gör...
bildirimleri tek tek kontrol etmek
sık sık yaptığımdır. üstte bir turuncu görünce hemen tıklıyorum, kimmiş beğenen, ne yazmışım da beğenmiş, o neler yazmış, kadın mıymış, at at at mesaj at hemen.
devamını gör...
2046'daki sen ve hayatın
tek hedefim hayatta kalabilmek. velhasıl yaşarsam yine berbat bir hayatım olur.
devamını gör...
dubrovski
rus edebiyatının kurucularından ve en büyük isimlerinden biri olarak görülen aleksandr puşkin, bu kitabında haksızlık karşısında boyun eğmeyen ancak aşkı için boyun eğen dubrovski karakterini öne çıkarıyor. o dönemin toprak sahipliğine de vurgu yapması yönünden güzel bir eser.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
işbu giri yayının akışta üstte kalması için atılmıştır.
sabitlemeyi yapmayan moderasyonu kınıyoruz*
sabitlemeyi yapmayan moderasyonu kınıyoruz*
devamını gör...
nazım hikmet ran
paylaşmayı kim daha güzel anlatabildi yarin yanağından gayrı.
"yarin yanağından gayrı,
her yerde,
her şeyde,
hep beraber"
"yarin yanağından gayrı,
her yerde,
her şeyde,
hep beraber"
devamını gör...
yazarların izlerken heyecandan çıldırdığı aksiyon filmleri
sözlük yazarlarının izlerken koltukta yerinde duramadıkları, sağa sola yumruk savurdukları, patlama sahnelerinde gözlerini fal taşı gibi açtıkları filmlerdir. her yazara göre değişebilir, zevkler ve renkler değişkendir. birine göre john wick (film)i tarihin en iyi aksiyon filmi olabilir, birine göre de john rambo'nun üzerine karakter yoktur. belki de bazı arkadaşlar diriliş ertuğrul (dizi)sini izlerken evlerinin salonlarında oyuncak ata binip tahta kılıçla koşturuyor olabilirler. aksiyon filmlerinin evreni çok geniş ve heyecan dolu. kim bilir, belki de kafa filmler yayınının bir sonraki bölümünde bu konu konuşulur. sözlük yazarlarının da önerileriyle güzel bir liste oluşturulabilir.*
devamını gör...
hadibakalım
aşağı yukarı aynı günlerde sözlüğe kayıt olup karşılıklı olarak birbirimizi okuduğumuz, değerli fikirlerini, düşüncelerini daha çok okumayı istediğim yazar. yine nickaltını kimseye bırakmak istemediklerimden *.
devamını gör...
alevilik
mezhepler ve farkları hakkında çok bilgili olmadığımı belirterek söyleyeyim, bildiğim kadarıyla türkiye'de 3 mezhep var hanefi, şafi ve alevi. bu 3 mezhebe mensupların içinde kendinden olmayanlara, kendisinin inançlarına aykırı hareket edenlere en hoşgörülü yaklaşan kesim aleviler. diğer mezhebe bağlıların uyarı adı altında sık sık din baskısı yaptığını görürsünüz. inanmadığınızı bile bile cumaya çağırır, giyim kuşamına laf eder, ısrarla aleyküm selam dedirtmeye zorlar, oruç baskısı yapar vs vs. (hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz, mutlaka sizinde başınıza geliyordur. etrafınızda bu tipler mevcuttur.) hatta daha ileri seviyedekiler şeriat aşkıyla yanıp tutuşur, kendinden olmayanın ölmesi gerektiğini falan savunur, şiddet yanlısıdırlar kafa falan kesen örgütleri destekleyenleri bile vardır. tanıdığım alevilerden bunların hiçbirini hiç görmedim. kendileri ibadetini eder, baskı yapmaz, beklentiye girmez, din tartışmasına girip kalp kırmazlar. ben bu insanların ibadethanelerinde şiddet, taciz olayı da duymadım hiç kuran kurslarında, cemaat vakıflarında olanlar gibi. aleviler aydın ve hoşgörülü insanlar. iyi ki varlar.
devamını gör...
her akşam olsa bıkmadan yerim denilen yemek
roka. ( gerisi fark etmez)
ölene dek yesem bıkmam, ki yiyorum bıktım mı?
yooo... doyamıyorum ki rokaya bıkayım...
ölene dek yesem bıkmam, ki yiyorum bıktım mı?
yooo... doyamıyorum ki rokaya bıkayım...
devamını gör...
bir insanın kaliteli olduğunu gösteren detaylar
kendi menfaatine aykırı bir durumda bile doğruluktan /adaletten şaşmaması.
en öfkeli halinde bile kalp kırmaması.
kimse uymasa bile kurallara harfiyen uyması.
yemekte ya da herhangi bir şeyde iyi olanı kendine almaması.
hatayı ilk kendinde araması.
en öfkeli halinde bile kalp kırmaması.
kimse uymasa bile kurallara harfiyen uyması.
yemekte ya da herhangi bir şeyde iyi olanı kendine almaması.
hatayı ilk kendinde araması.
devamını gör...


