bir kap su bir kap yemek
gözünde sorun varsa bir de terramycin göz merhemi, sihir gibi kedilerde, sayısız kedinin gözlerini kurtarmışımdır. önce temizleyin sonra gözüme merhemi sürün. *
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
muhafazakar sokak röportajcıları.
izleyenlere sinir krizi geçirtmek ve yolda yürüyen insanları rahatsız etmek dışında herhangi bir işe yaradıklarını görmedim.
izleyenlere sinir krizi geçirtmek ve yolda yürüyen insanları rahatsız etmek dışında herhangi bir işe yaradıklarını görmedim.
devamını gör...
erdoğan'ın dünyada ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olduk demesi
gerizekalı yerine koyulduğumuzun bir kanıtıdır.
devamını gör...
tası tarağı toplayıp gitmek istenen yerler
klasik olacak ama sakin bir beldede bahçeli, yeşillikler içinde bir kır evi.
devamını gör...
hırsızın penisini koparan kadın
koparmasa silah zoru ile tecavüze devam edecek bir caniden kendini kurtarabilmiş. nefs-i müdafa...
devamını gör...
hijyenik ped almak ayıp değil
pedleri siyah poşetle veren, gazete kağıdıyla saran çok cahil esnaf gördük. bu durum bazılarını utanılacak bir şey aldığını düşünmeye itiyor. niyeyse, karşılarındakinin kadın olmasıyla ilgili sıkıntıları var bunların. ne demek pedleri ayıp bir şey gibi saklamak? bir kadının regl olması kadar doğal bir şey yok asıl bunun olmaması anormal olan. gazete kağıdı yada siyah poşet bunları kabul ederek yapılanı normalleştirmemek gerek.
devamını gör...
charlie brown
snoopy'nin sahibi,tişörtü ve iki tutam saçı bir başka sevimli velet.
devamını gör...
the shining
çekildiği otelde otel yönetimi kitapta geçen 217 numaralı odayı kullanmamalarını istemiş. çünkü filmden sonra kimse bu oda da kalmak istemezdir diye düşünmüşler. bu yüzden yönetmen senaryoyu otelde var olmayan oda numarası 237 yi kullanacak şekilde değiştirmiş.
devamını gör...
bildirim gelince sevinen yazar
mutlu olmak bu kadar basit işte. elinizi korkak alıştırmayınız sayın yazarlar.
devamını gör...
vazelin
maske teli nedeniyle burun üstü ve yanakları kızaranlar için kurtarıcı olan bir çeşit parafin yağı.
birçok kreme göre yumuşatıcılığı yüksek olsa da, cildi zaten yağlı olanlar için zararlı olabileceği gibi, hormonlara bağlı sorunlarda artışa da neden olabileceğinden aşırı kullanımından kaçınmak gerekir.
birçok kreme göre yumuşatıcılığı yüksek olsa da, cildi zaten yağlı olanlar için zararlı olabileceği gibi, hormonlara bağlı sorunlarda artışa da neden olabileceğinden aşırı kullanımından kaçınmak gerekir.
devamını gör...
sözlükte profil fotoğraflarını bekleyen büyük tehlike
evet yeni bir tespitle karşınızdayım. hep beraber aydınlanıp kutsal bilgiye doyacağız. lafı uzatmadan konuya girelim.
bildiğiniz gibi sözlüğün mobil uygulaması (zaten chrome temelli bir uygulama) veya bilgisayar aracılığıyla sözlüğe girdiğinizde zoom yapma diye bir olay yok. yani bazı profil resimlerine yakından bakayım ağzı burnu nasıl diye düşünen abaza ve meriç kardeşlerimiz oldukça çaresiz kalıyordu. garibanların elinden tutup büyük bir hayır işine imza atmak için çalışmalara ve keşiflere başladım. mutlu sonu tüm yazarlarla paylaşmaktan onur duyuyorum. yapılacak işlem çok basittir. mobilde opera tarayıcısından sözlüğe girdiğinizde mis gibi zoom yapabiliyorsunuz. hadi eyw.
bildiğiniz gibi sözlüğün mobil uygulaması (zaten chrome temelli bir uygulama) veya bilgisayar aracılığıyla sözlüğe girdiğinizde zoom yapma diye bir olay yok. yani bazı profil resimlerine yakından bakayım ağzı burnu nasıl diye düşünen abaza ve meriç kardeşlerimiz oldukça çaresiz kalıyordu. garibanların elinden tutup büyük bir hayır işine imza atmak için çalışmalara ve keşiflere başladım. mutlu sonu tüm yazarlarla paylaşmaktan onur duyuyorum. yapılacak işlem çok basittir. mobilde opera tarayıcısından sözlüğe girdiğinizde mis gibi zoom yapabiliyorsunuz. hadi eyw.
devamını gör...
avlu
diziye sürekli netflix'de denk gelince, eh artık izleyelim dedim. oturdum bu hafta sonu baya bir bölümünü izledim. başlangıç olarak gayet güzel başlamışken, belli bir yerden sonra isyan ettirecek kadar saçma olaylar gelişmeye başladı. klasik türk dizisi kafası yoktur sanmıştım, varmış. klasik arkada müzik çalarken bakışma, üzüşme, şebnem dönmez'in kötü oyunculuğu, hele hele sırf dizi devam etsin diye yapılan mantık hataları öff, acayip can sıkıcı.
hapishanede kavga çıkacağı çok belliyken, iki grup bahçede söz dalaşına girip bakışırken kimse müdahale etmiyor.
kavga başladıktan sonra, tam olarak cennet mahallesinde iki ailenin birbirine girmesi gibi saçma komedi sahneler görüyoruz.
denizin suçlu olup olmadığını tek tanık olan çocuğa sormuyorlar.
yatağın altından çıkan bilekliği oraya kimin koyduğunu kameralara bakıp bulabilecekken bakmıyorlar.
ulan o kadın bilekliği çalsa oraya mı saklayacak? bir insan evladı da demiyor ki, kadını olay mahallinden direkt aldık götürdük diye. hiç mi üstünü aramadınız neresine sokmuş bilekliği acaba?
aynı şekilde olayın kör noktada olduğu söyleniyor, peki bu kör noktaya giden yollarda mı kör kardeş? 2 kişi denizi kovalarken hiç onlara sorulmuyor mesela niye kovalıyordunuz diye? zaten deniz köşeyi döner dönmez şoka giriyor, millet geliyor. lan ne ara taksın bıçağı ayrıca koşarken elinde bıçak görülüyor mu ? yok. yani sırf dizi devam etsin diye b*konu çıkarmışsınız.
deniz de ayrı bir mal. lan seni görüşe çıkarmamak için şişko gardiyan engelliyor. desene bu şişko bana şunu bunu yaptı diye? yok.
kızı kendini derbeder etmiş bekleme sırasında tanıştığı tipin evine gidip uyuyor. baba hiç sormuyor moruk nerde uyudun ? kız belaya koşuyor ki dizi uzasın.
deniz sözde kızına ulaşmaya çalışıyor ama her seferinde baba yada hala çıkıyor. tırı vırı yapacağına anlatsana derdini dingil. illa niye direkt o kişiye söylemek zorundasın ki? kocanı arıyorsun söyle işte. bizim mal kıza söyle şöyle şöyle yapsın çenesini kapasın de. yok ama dizi uzamalı.
kaliteli dizi izleyen insan evladını çıldırtır bu dizi. çayır çimeni izleyin daha iyi.
hapishanede kavga çıkacağı çok belliyken, iki grup bahçede söz dalaşına girip bakışırken kimse müdahale etmiyor.
kavga başladıktan sonra, tam olarak cennet mahallesinde iki ailenin birbirine girmesi gibi saçma komedi sahneler görüyoruz.
denizin suçlu olup olmadığını tek tanık olan çocuğa sormuyorlar.
yatağın altından çıkan bilekliği oraya kimin koyduğunu kameralara bakıp bulabilecekken bakmıyorlar.
ulan o kadın bilekliği çalsa oraya mı saklayacak? bir insan evladı da demiyor ki, kadını olay mahallinden direkt aldık götürdük diye. hiç mi üstünü aramadınız neresine sokmuş bilekliği acaba?
aynı şekilde olayın kör noktada olduğu söyleniyor, peki bu kör noktaya giden yollarda mı kör kardeş? 2 kişi denizi kovalarken hiç onlara sorulmuyor mesela niye kovalıyordunuz diye? zaten deniz köşeyi döner dönmez şoka giriyor, millet geliyor. lan ne ara taksın bıçağı ayrıca koşarken elinde bıçak görülüyor mu ? yok. yani sırf dizi devam etsin diye b*konu çıkarmışsınız.
deniz de ayrı bir mal. lan seni görüşe çıkarmamak için şişko gardiyan engelliyor. desene bu şişko bana şunu bunu yaptı diye? yok.
kızı kendini derbeder etmiş bekleme sırasında tanıştığı tipin evine gidip uyuyor. baba hiç sormuyor moruk nerde uyudun ? kız belaya koşuyor ki dizi uzasın.
deniz sözde kızına ulaşmaya çalışıyor ama her seferinde baba yada hala çıkıyor. tırı vırı yapacağına anlatsana derdini dingil. illa niye direkt o kişiye söylemek zorundasın ki? kocanı arıyorsun söyle işte. bizim mal kıza söyle şöyle şöyle yapsın çenesini kapasın de. yok ama dizi uzamalı.
kaliteli dizi izleyen insan evladını çıldırtır bu dizi. çayır çimeni izleyin daha iyi.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
insanı canından bezdiren şey.
her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.
hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;
- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.
- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.
- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.
- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.
- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.
- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.
- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.
- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...
- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.
hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;
- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.
- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.
- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.
- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.
- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.
- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.
- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.
- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...
- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
devamını gör...
kredi çekip ev almak vs para biriktirip peşin almak
asgari ücretlinin, hayal bile edemeyeceği iki durumdur. para biriktiremez. kazancı boğazını ancak doyuruyordur. kredi de çekemez, oturulabilecek ev fiyatları ortalama 600.000 liralara dayanmışken, ne banka kredi verir, verse de yüksek taksitleri ödeyemez. *
devamını gör...
irade gücü
@eiektlc ukdesidir.
duygu ve düşüncelerimizi kontrol edebilme ve yönlendirebilme durumudur. başarılı insanların ortak özelliği; güçlü bir iradeye sahip olmalarıdır. sigarayı bırakıyorum dedikten sonra bir daha asla ağzına sürmeyen, spora başlayıp hiç aksatmayan, diyetine harfi harfine uyan insanların ortak yönü irade gücünü sağlamalarıdır.
duygu ve düşüncelerimizi kontrol edebilme ve yönlendirebilme durumudur. başarılı insanların ortak özelliği; güçlü bir iradeye sahip olmalarıdır. sigarayı bırakıyorum dedikten sonra bir daha asla ağzına sürmeyen, spora başlayıp hiç aksatmayan, diyetine harfi harfine uyan insanların ortak yönü irade gücünü sağlamalarıdır.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
kim neden merak eder bilmemekle beraber yine de yazacağım başlık.
doğum tarihim 197 ile başladığından "mütevellit" başlık sahibi değildir.
doğum tarihim 197 ile başladığından "mütevellit" başlık sahibi değildir.
devamını gör...
i am legend
ben, efsane, hepimiz vampiriz ve ben efsaneyim isimleriyle tekrar tekrar çevrilip yayınlanmış. richard matheson'ın okuduğum ikinci romanıydı, ilk okuduğum cehennem evi gibi oldukça sakin ama insanı diken üstünde tutarak uzun süre düşündürecek biçimde ilerledi. kitap o sakinliğine insanı o kadar alıştırıyor ki, herhangi bir aksiyonlu kısımda "bir an önce ortalık durulsa da rahat etsek..." diye iç geçiriyor okuyan.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
faiz takıntısı yüzünden doların uçmasına neden olan kötü kalpli bir insan. baboş anlamıyorsan bu işi bir bilene bırak. aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek nasıl bir şey yahu.
2018 seçimleri öncesi meydanlarda "bu kardeşinize oy verin, enflasyonla nasıl mücadele ediliyor görün" demişti. tebrikler reis. cumhuriyet tarihinin 2. devalüasyonunu da seninle görecek bu millet.
2018 seçimleri öncesi meydanlarda "bu kardeşinize oy verin, enflasyonla nasıl mücadele ediliyor görün" demişti. tebrikler reis. cumhuriyet tarihinin 2. devalüasyonunu da seninle görecek bu millet.
devamını gör...
yazarların gününü özetleyen kelime
kasvetli.
devamını gör...
