kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatlı tatlı sitem eden yazar.

çok yeni olmamasına rağmen nickaltı az önce açılmış. geç olsun güç olmasın sayın yazar.

keyifli bir profil kısa bir dolandım. tanıdıkça tekrar uğrama huyum mevcut nickaltlarına. yine görüşmek dileğiyle...
sevgiler...
devamını gör...

(bkz: nick cave) ustanın murder ballads albümünde kylie minogue ile düet yaptığı şarkı. hikaye anlatan şarkılardandır. şarkının yer aldığı albüm zaten bir bütün olarak bizlere seri katillerin hikayesini anlatır. fakat bu şarkıda hikayeyi sadece katil anlatmaz. katil ile beraber maktülün de ağzından dinleriz hikayeyi.
bu şarkı üç bölümden oluşur. ilk bölümde katil ve maktül birbirlerini nasıl gördüklerini anlatır. ne hissettiklerini, birbirleri hakkında ne düşündüklerini.

ilk olarak maktül kendini tanıtır. kylie minogue; bana yaban gülü diyorlar fakat benim adım elisa day'di. bana neden böyle dediklerini bilmiyorum der. ardından katilimiz, nick cave reyizimiz o davudi sesiyle yaban gülünü ilk gördüğü anı anlatır bize.

onu ilk gördüğüm günden beri onun tek olduğunu biliyordum
gözlerime baktı ve gülümsedi
dudakları güllerin rengindeydi
nehrin alt tarafında büyüyenlerden, kan kırmızısı ve yabani..

böylelikle elisa day'e neden yaban gülü dendiğini anlayabiliyoruz. en başta verdim spoilerı. nick cave için katilin ağzından hikayeyi anlattığını. fakat şarkının ilk paragrafında bir katil gibi durmuyor bu sözleri söyleyen kişi. fakat hikaye öyle bir felsefeye varacak ki.

ardından maktül kızımız şu cümleleri kurar;

kapımı çalıp içeri girdiğinde
titremem onun kendinden emin kucaklamasıyla yatıştı
o benim ilk erkeğim olabilirdi, dikkatli elleriyle
yüzüme akan gözyaşlarını sildi

elisa day'in bu erkekten epey etkilendiğini ve kendini onun yanında epey iyi hissettiğini öğreniriz. yaptığım araştırmalarda, yaban gülünün yunan mitolojisinde; bağlılık, sevgi ve hayranlığın sembolü olduğunu öğrendim. afrodit'in sembollerinden biriymiş.
kaynak

amerikan yerlilerinin mitolojisinde ise yaşamın simgesi, yaşamı hayaletlerin verebileceği zararlardan koruyan bir bitki. aynı zamanda canlılık veren, hayatı koruyan bir ilaç. kaynak
ayrıca o benim ilk erkeğim olabilirdi kelimesi de elisa'nın saflığına bir gönderme. bu konuda da şu linkte yaban güllerinin; bizim şu an bildiğimiz güllerin atası oldukları için çiçek yetiştiricileri tarafından dokunulmamış, saf bir gül olarak tanımlandığını okumuştum. bu da başka bir güzel anekdot olsun bu konuda (:

ve sonrasında elisa tekrardan bana neden yaban gülü diyolar, benim adım elisa day'di diye devam eder. ilk bölüm bu şekilde sona erdikten sonra ikinci bölümü açan nick cave olur.

bir sonraki gün ellerinde çiçeklerle kapısında sırılsıklam olduğunu anlatır.

ikinci gün ona bir çiçek götürdüm
gördüğüm tüm kadınlardan daha güzeldi
dedim ki, "yabani güllerin nerede yetiştiklerini biliyor musun
çok güzel, kırmızı ve özgür?"

burada nick abimizin kıza olan sevgisini ve beğenisini görmeye devam ediyoruz. kylie ablamız ise şöyle anlatır o günü.

ikinci gün bana tek bir kırmızı gül ile geldi
dedi ki, "verir misin bana kaybını ve kederini?"
başımla onayladım, yatağa uzanırken
dedi ki, "beni takip eder misin, sana gülleri gösterirsem?"

bir önceki kıtada nick abi yaban güllerini tanımlarken kullandığı "kırmızı" rengi "scarlet" kelimesini kullanarak söylemekte. kylie minogue ise bana tek bir kırmızı gül ile bana geldi derken "red" kelimesini kullanır. red ile scarlet arasındaki fark nedir ikisi de kırmızıyı anlatıyo derseniz eğer; scarlet, orta çağda ingilizceye giren bir kelime. latince scarlatum, fransızca escarlate. kırmızının özel bir tonu. antik çağlarda zenginlik, güç ve gösterişin rengi iken; orta çağda bu kelimenin belirttiği kırmızı renk; haçlı şövalyelerinin bayrağındaki haçın rengi olarak karşımıza çıkıyor. bunun anlamı ise oldukça manidar. tanrı yolunda, tanrı için kurban olmak ve kan dökmek. (link: https://bit.ly/3lxkrou::kaynak)

ayrıca; kylie'nin dediğine göre nick abi ona "verir misin bana kaybını ve kederini?" diye soruyor. yine bir arındırma ve saflık vurgusu var burada.

daha sonra tekrar kylie'nin sözleri ile üçüncü bölüm açılır. artık yaban güllerinin açtığı yerdedirler.

üçüncü gün beni bir nehire götürdü
bana gülleri gösterdi ve öpüştük
duyduğum son şey fısıltılı bir sözcüktü
yumruğundaki bir kayayla, önümde diz çökülüydü(gülümseyerek durdu)

artık sona geldiğimizi anlıyoruz. bir öpücük, fısıltılı bir sözcük. ve nick abinin elinde tuttuğu taş parçası. o mırıldanan söz neydi? nick abiden dinleyelim.

son gün onu yaban güllerinin yetiştiği yere götürdüm
ve banka uzandığında rüzgar bir hırsız gibi konmuştu
ve elveda öpücüğü verdim, dedim ki: 'bütün güzellikler ölmeli'
ve eğildim ve dişlerinin arasına bir gül yerleştirdim

"bütün güzellikler ölmeli". bu felsefe hakkında şurada çok güzel bir yazı yazılmış. buraya kadar okuduysanız lütfen o linkteki yazıyı da okuyun lütfen. özet olarak o entryden bir kaç satır ekliyim.

"sözler dinlenir: bir adam, bir kadını, çok sevdiği için, "all beauty must die - tüm güzellikler ölmeli" diyerek, başına taşla vurarak göle atar, öldürür. bu cinayetin bir sebebi yok.
bu iki şarkıda anlatılan haleti ruhiye: sevginin bir yanı olabildiğine şiddet ve ölümle bağlantılıdır. sevmek, bireyin kendi benliğini karşısındaki insanın benliğinde eritme, ve/veya onun benliğini kendinde eritme arzusundan beslenir.
...
sevgi paylaşıldıkça azalır. şiddet, nesnesini buldukça söner. sevgi ve şiddet, biz (evet bizim değil, biz) olmayan güzel şeyleri bizim bir parçamız haline getirmek için giriştiğimiz tutkulu süreçlerdir. amacımız günahlarımızdan arınmaktır, bunun için güzel, şirin, masum, temiz kurbanlar seçeriz."

klipte; nick abi kylie bebeğimizi öldürdükten sonra cesedini çiçeklerle süsler ve nehire bırakır. bu su ve ağaç kültü de sümerden itibaren yaşamla ilgilidir. tammuz bir yaban domuzu ya da şeytanlardan kaçarken bir nehir kenarına gelir, karşı kıyıda sevgilisi aşk tanrıçası inanna(yunan da afrodit, yukarda bahsetmiştim) ve kız kardeşi geştinanna bulunur. onların yanına geçmek için nehre atlar ve o nehirde tammuz yani bitki tanrısı ölür. bu da ayrı bir anekdot olsun diyelim.

internette bu şarkının yerel bir irlanda efsanesinden esinlenerek yazıldığı söylenir. 19. yüzyıl'da irlanda'dan amerikaya göç eden irlandalıların beraberinde taşıdıkları folk müzik türü olan appalachian müziğinde rastlanır benzer hikayelere. down in the willow garden isimli anonim folk şarkısının hikayesi pek benzer bu şarkıya. kaynak, appalachian ile ilgili kaynak.

onun öncesinde de 1889'da yazılan down by the salley gardens isimli şiire dayandıranlar olur bunu. rambling boys of pleasure gibi şarkılarda da benzer hikayeler geçer. nick cave'in o zamanlarki sevgilisi kylie minogue ile söylediği bu şarkının şöyle de romantik bir canlı performansı var. izlenmeden geçilmemeli.

nick cave & the bad seeds - where the wild roses grow (live at koko) ft. kylie minogue
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aga be.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimseye söyleyememişsem eğer burada da yazmam haliyle. akşam ağlayarak günlüğüme yazarım artık napalım?
devamını gör...

iyi bir şey değildir. (bkz: platonik aşk)

dünya küçülür, öyle dönemler gelir ki zaman, o insanı gördüğün kısa süreye; mekan, onu görebildiğin yere sıkışır. insan, kendi kendine ihanet ediyor. zamanın, hayatın değerini kaybettiği bu durumu açıklamak kolay değildir.

yalnızlar, sevgililer, nişanlılar, evliler diye sürüp giden bu dünyanın yetim çocukları platonik aşıklardır. düşünsenize, kendinizi hiçbir yere ait hissetmiyorsunuz. içinizde bitmek bilmeyen bir umut var. "ya olursa ?" şeklindeki düşünceniz, o naif umudunuz kanınızda gezip sizi her gün zehirliyor. insanın bir netice almak isteyip aynı zamanda o neticeden de en çok korktuğu durumlardan birisidir. ne olumlu bir dönüşün yaratacağı mutluluğu ne de olumsuz bir cevabın sizden koparacağı parçayı tasvir edemiyorsunuz. hayali bile müthiş bir haz veren insanın, gerçekten elini tuttuğunuzu düşündüğünüzde dünyanın en mutlu insanı olurdunuz herhalde. sizi reddettiğinde de dünyanın en sefil insanına dönüşürdünüz. böyledir hayallerde.

işi daha da zorlaştıran şeyler vardır mesela. sevmemeniz gereken birini sevdiğiniz bir hikaye, acıya acı katacaktır. ya da sevdiğiniz insanın sizi sevme ihtimalinin çok düşük olduğu bir durum düşünün. gözlerdeki umudu, yaşanılan her ana yüklenen anlamları, kendi kendine gelin güvey olmaları, üçüncü şahısların dahil olduğu durumda gözlerdeki tedirginliği. nereden bakarsanız bakın insanı eskiten bir şey.

iş sizden çıkmış; bir zayıflık, duygularınızın eline düşmüşsünüz, bir çaresizlik. iki dudak arasındasınız. insan kendine söz geçiremez mi? çok ilginç. onun adı, kokusu veya onu anımsatan bir şey söz konusu olduğu zaman hayat duruyor. önceliğiniz değişmiş. siz değilsiniz, anneniz, kardeşiniz veya arkadaşınız değil. para veya itibar da söz konusu değil. artık daha az ilgilisiniz bunlara. tüm ilginiz bir insan üzerinde toplanmış. bilinç altınız dolup taşıyor ve rüyalarınızın başrolüne sadece bir kişi hükmediyor.

bu hikaye, istisnalar dışında üzücü bitecektir. çoğunlukla gönül dünyası yıkılacaktır. platonik aşk, genellikle bir rakı sofrasında anlatılacak, hayatın, insana attığı en büyük kazıklardan biridir. lakin geçecek, geçiyor. yaşam, bir kadının yasını adam gibi tutturmuyor size. kızıyor bu şımarıklığa; size onun acısını unutturacak yenilerini gönderiyor.
devamını gör...

ışınlanma ve zihin okumayı tercih ederdim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

atina’nın güneyinde, deniz tanrısı poseidon’ a adanmış 2500 yıllık antik yapı.
ege denizi üzerindeki sounion burnundan yükselen bu antik tapınak, yeryüzünde ay manzarasının izlenebileceği en güzel yerlerdendir. fotoğraflarda bile büyüleyicidir.

encrypted-tbn0.gstatic.com/...
devamını gör...

birisi öldüğünde yakınlarına söylenen başın sağ olsun söz öbeği bunlardan birisidir. hiç sevmediğim tesellilerden birisidir. kişini kaybının acısının teselli edilmesi yerine kendi başının yani kendisinin sağ olmasını dilemek gibi saçma bir anlam ifade ediyor bana. "ölen öldü, sen sağol" anlamı çıkarıyorum. sözün ilk çıkış noktasının bu olmadığına dair bir şeyler okumuştum önceleri, tam hatırlamıyorum. ama günümüzde değiştiğinden midir nedir, anlamsız geliyor işte. velhasıl, bu teselli yerine, "allah rahmet eylesin" ya da "mekanı cennet olsun" gibi tesellileri daha anlamlı bulmaktayım.
devamını gör...

ilk sayfası - mirgün cabas ve can kozanoğlu’nun beraber storytel sponsorluğunda gerçekleştirdikleri 26 bölümlük bir podcast serisi. her bölümde seçtikleri kitabın sesli kitap sistemi üzerinden ilk sayfasını dinleyiciye sunuyor sonrasında da o kitabın yazarını programlarına konuk ediyor. en sevdiğim yazar zülfü livaneli'den pınar küre ...
devamını gör...

vay anasını sayın seyirciler..

ünlü ve şöhret olunca böyle olabiliyor demek ki.

genelde erkekler de görülen bu tip durumları bir kadın da gördük nihayet.

geleceğin divası aynur aydın, çıtayı allahu ekber dağlarına çıkardı böylece.
devamını gör...

kişinin saygınlığını yitirdiğini anlatan bir deyim.
devamını gör...

haber değeri olmayan olaydır.

zira köpeğin insanı değil, insanın köpeği ısırması haber değeri taşır. taliban yönetiminde bir kadın bakanın olabilme ihtimali bir insanın bir köpeği ısırma ihtimalinden bile daha düşüktür.*
devamını gör...

3-4 yıl önce online alışveriş yaptığım bir sahaftan, başlıkla aynı mantığı taşıdığını düşündüğüm şöyle bir not gelmişti:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sanırım "bana şiir oku" anlamında değil de kişinin genel mânada şiir okuması isteniyor. aslında her açıdan ince bir düşünce. teşekkürü açıkça duymak istemiyor. şiir okuyup okumadığını da hiçbir zaman bilemeyecek ama okunursa teşekkür edilmiş sayacak.
devamını gör...

murat menteş diyor ya acıdan deliren insanların sadece deliliğini görürüz gibi bir şey diyordu sanırım . aynen öyledir delirmemek için yapmanız gerekenler bu dünyayı pek ciddiye almamaktır .
devamını gör...

beni beğeneni ben beğenmem
benim beğendiğim ise beni beğenmez
yoksa ben zurna mıyım?
devamını gör...

prof. dr. bingür sönmez'in açıklamasıdır. güne yeni bir vatan hainliği tanımıyla başladık. sönmez ayrıca, aşı yaptırmayanlar için "onlara kız bile vermeyeceğiz" açıklamasını yaptı.

buradan
devamını gör...

bu tür haberleri hiristiyanliga müslümanlığa ya da ateizme mal etmek yanlışın dik alasıdır. bu insan öğretmen doktor ya da çoban olsa yine aynı şeyi yapardı ki yapıyor da. burada insanlıktan nasibini alamama durumu var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim