bluetooth
cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz olarak birbirine bağlamak ve aralarında iletişim kurmak için geliştirilen kısa mesafe radyo frekansı teknolojisinin adıdır.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
devamını gör...
günün ünlüsü olmak için yapılması gerekenler
icinizden geldigi gibi, hakaret ve kufur icermeden, guzel guzel tanim girmeye devam etmek. (bkz: eyluling sizi bulur)*
devamını gör...
evlenince kocanın kütüğüne geçmek
benim de çok yakında öğrendiğim ve çok şaşırdığım, ağırıma giden bir durumdur. evlilik ile bir kadını kendisine bu kadar yabancılaştırmak çok mantıksız ve çağın gerisinde bir uygulamadır.
devamını gör...
evde kütüphane oluşturma takıntısı
takıntı değil de böyle bir arzum var evet. kızıma bırakabileceğim en güzel miras olduğunu düşünüyorum..
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
evlendiği andan itibaren evlilik çok güzel nidalarını atan,karısını,kocasını öve öve bitiremeyen insanlar için söylüyorum yanlızca -azıcık sakin olun.huzuru sadece kendi aranizda yaşamayı deneyin.
devamını gör...
gafil ne bilir
jandarma tarafından fellik fellik aranmanıza ve kendi köyünüze kendi köylünüz tarafından 6 ay girme yasağıı almanıza sebep olan mehter marşı.*
şirin bir ege köyü benimki, eskiden bağ vardı tütün vardı, şimdi hiçbir b*k yok, gençler zaten kaçmış, yarı ölü bir köydü.
ta ki çeşme, alaçatı'da ev alamayan bu yüzden de arkadaşlarına instagram' da hava atamayan cihangir entelleri tarafından öğrenilinceye kadar.
5-10 sene önce sokaklarında mezarlığa doğru bakan ihtiyarlar ve 2-3 uyuz itten başka kimsenin olmadığı bu köy şimdilerde "italyan usta tarafından pizza yapım kursu, sanat atölyeleri, yetişkinlere gece masalları" düzenleyen tiplerle dolu.
benim dökükköy oldu mu sana entelköy?
benim memleket insanı da uyanık, içine it bağlasan durmaz eski evleri "aaaa, rumlardan kalma 150 yıllık sakız tipi ev" diye kakaladı bunlara, neşeleri yerinde.
bir bayram günü sabah çok erken vakitte köyde olmam lazım, bi aile işi. tabanı yanık it gibi koşturduğumdan dolayı aile büyükleri bana kakaladı işi ses etmedim, gece güvendik'te içtik, biraz uyudum yola çıktım.
köye tam gireceğim, bayram namazına kalkmayan entel dantel köy sakinlerine bi şaka yapayım dedim, hem de namaza gitmelerine vesile olurum, bedavadan sevap point yüklenir haneme, win win yani?
köyün tam girişinde durdum, arabadan daha pahalı ses sistemini açtım, başladım bunu bangır bangır çalarak köy içine yanında akşemsettin olan fatih gibi ağır ağır girmeye. kapılar, pencereler açılıyo paldır küldür, itler uluyo tam bi curcuna!
ben ne bileyim, yaptım işimi bastım gittim öbür taraftan ıldırı tarafına hatunun yanına, arkamdan jandarma aranmış, şikayetçi olunmuş, jandarma* peşime düşmüş bir sürü olay?
insanlara sevap yolunu açmak da kolay değil bu coğrafyada onu anladım.
şimdiki planım bir gece yarısı alaçatı'ya ortodoks ilahileri ile giriş yapmak, sonrasında xios' a kaçarım artık bu sefer çay/şeker /sigara ile ikna edemem jandarmayı.
şirin bir ege köyü benimki, eskiden bağ vardı tütün vardı, şimdi hiçbir b*k yok, gençler zaten kaçmış, yarı ölü bir köydü.
ta ki çeşme, alaçatı'da ev alamayan bu yüzden de arkadaşlarına instagram' da hava atamayan cihangir entelleri tarafından öğrenilinceye kadar.
5-10 sene önce sokaklarında mezarlığa doğru bakan ihtiyarlar ve 2-3 uyuz itten başka kimsenin olmadığı bu köy şimdilerde "italyan usta tarafından pizza yapım kursu, sanat atölyeleri, yetişkinlere gece masalları" düzenleyen tiplerle dolu.
benim dökükköy oldu mu sana entelköy?
benim memleket insanı da uyanık, içine it bağlasan durmaz eski evleri "aaaa, rumlardan kalma 150 yıllık sakız tipi ev" diye kakaladı bunlara, neşeleri yerinde.
bir bayram günü sabah çok erken vakitte köyde olmam lazım, bi aile işi. tabanı yanık it gibi koşturduğumdan dolayı aile büyükleri bana kakaladı işi ses etmedim, gece güvendik'te içtik, biraz uyudum yola çıktım.
köye tam gireceğim, bayram namazına kalkmayan entel dantel köy sakinlerine bi şaka yapayım dedim, hem de namaza gitmelerine vesile olurum, bedavadan sevap point yüklenir haneme, win win yani?
köyün tam girişinde durdum, arabadan daha pahalı ses sistemini açtım, başladım bunu bangır bangır çalarak köy içine yanında akşemsettin olan fatih gibi ağır ağır girmeye. kapılar, pencereler açılıyo paldır küldür, itler uluyo tam bi curcuna!
ben ne bileyim, yaptım işimi bastım gittim öbür taraftan ıldırı tarafına hatunun yanına, arkamdan jandarma aranmış, şikayetçi olunmuş, jandarma* peşime düşmüş bir sürü olay?
insanlara sevap yolunu açmak da kolay değil bu coğrafyada onu anladım.
şimdiki planım bir gece yarısı alaçatı'ya ortodoks ilahileri ile giriş yapmak, sonrasında xios' a kaçarım artık bu sefer çay/şeker /sigara ile ikna edemem jandarmayı.
devamını gör...
unutmak diye bir şey yoktur sadece alışmak vardır
unutmak yoktur, sadece hatırlamamak vardır.
devamını gör...
ayak masajı
yalanarak yapılanı makbuldür. yani tahmin yürütüyorum sadece *
devamını gör...
profil fotoğrafı kedi olan yazarlar
kediden izin alıp almadığı merak konusu olan yazardır:))).
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sibel tüzün - kaçın kurası (sezen aksu da olur)
barış manço - gülpembe
şebnem ferah - yağmurlar
serdar ortaç olmazsa olmaz o yüzden serdaç ortaç - karabiberim
bunlar da benim naçizane önerilerim.
barış manço - gülpembe
şebnem ferah - yağmurlar
serdar ortaç olmazsa olmaz o yüzden serdaç ortaç - karabiberim
bunlar da benim naçizane önerilerim.
devamını gör...
mutsuzum ama keyfim yerinde
kişinin yorulmuş, sıkalmış, bunalmış olduğunu ifade eden sözdür. mutsuz değilim ama mutlu da değilim demektir. çünkü mutsuzluk da mutluluk kadar enerji gerektiren ve şeydir. öyle anlar olur ki insan üzülecek enerjiyi bile kendinde bulamaz. bence mutsuzluktan daha kötüdür. bir şeyleri yaşama, değiştirme, düzeltme yetisine sahip olmazsınız. öyle geçer günler.
devamını gör...
yazarlardan queen bee ile moderatör pavlov'un göbeği aynı kişi mi sorunsalı
üst edit: olduğunu sanmadığım bir olay, çok durmayın üzerinde.
günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal olayında da bahsettiğim gibi; yakında burada amcamı, amcaoğlumu falan da görürsem hiç şaşırmam.
oladabilir, olmayadabilir efendim. sonuçta başlıktaki ikinci ve dördüncü entrylerde birbirinin aynı. *
#139685
günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal olayında da bahsettiğim gibi; yakında burada amcamı, amcaoğlumu falan da görürsem hiç şaşırmam.
oladabilir, olmayadabilir efendim. sonuçta başlıktaki ikinci ve dördüncü entrylerde birbirinin aynı. *
#139685
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
belediyeler. çalışanların torpille girdiği çok belli. cehalet kokuyor. kimse ne iş yaptığını bilmiyor
devamını gör...
likit radyo yayını
üstteki tanıma katılıyorum. yayın nedir? nasıl yapılır? playlist üzerinden nereye kadar gidilebilir? bu insanlar haftanın en güzel günü ve saatinde daha güzel bir yayın dinlemeyi hak etmiyorlar mı? kafamda deli sorular..
devamını gör...
yeraltı edebiyatı
gazapizm'in dinlerken ağıtlar yaktığım, muhteşemlik ile harikalık arasında gidip gelen, sebepsizce çok severek dinlediğim biraz trap ve arabesk rap karışımı şarkısı.
şöyle bir söz geçiyor orada; "ölüme giden yolun asfalt olmasını dilemek; ne bileyim yarım kalan bir kitap ya da tamamlanmış bir hayat!"
beni benden alıyor sözlük.
şöyle bir söz geçiyor orada; "ölüme giden yolun asfalt olmasını dilemek; ne bileyim yarım kalan bir kitap ya da tamamlanmış bir hayat!"
beni benden alıyor sözlük.
devamını gör...
klitoris
bir diğer ismi g noktası değildir. kesinlikle değildir. asla değildir.
klitoris vajinanın dışında g noktası vajinanın içindedir. klitoral orgazm ile vajinal orgazm birbirinden ne kadar farklı şeyler ise klitoris ile g noktası da o kadar farklıdır. aynı şey değil demiş miydim? bir daha diyeyim; değildir.
edit: sevgili kızkardeşim haklı #837875 no.'lu entrysinde. haklı ama birebir aynı şey olduklarını söylemek de doğru değil. vajinal orgazm, klitoral orgazmın devamı desek daha doğru olmaz mı? penetrasyon gerçekleşmeden vajinal orgazm gerçekleşemez mesela. hatta gerçekleştiğinde bile olamayabiliyor malumunuz. klitoral orgazm için ise buna gerek yok taktir edersiniz ki. ayrıca klitoris uyarılmadan da vajinal orgazm gerçekleşebilir. mümkün değil ki bu diyen misyonerciler bi' susun allasen.
ancak klitorisin yapısının içre olduğu, g noktasının (tam kesin bilgi olmasa da) klitorisin vajinanın içinde kalan bölümünde, klitorisin devamında bulunduğu gibi bilgilere sahibiz. g noktasının yerinin, rahmin fizyolojik yapısına bağlı olarak kadından kadına değiştiğini ve hatta seneler içinde bile yer değiştirebildiğini falan hep okuduk. buralar hep biyoloji. yarı anladık yarı anlamadık ama kendimize göre yöntemleri keşfettik. son kertede elde ettiğimiz bilgi evet birbirine bağlı ama tamamen başka kullanıcı deneyimleri* sunan orgazmlar bunlar. yanılıyorsam düzeltin.*
ayrıca çok süper değil mi yaa, bi' çekilin bakayım köşeye, bırakın orgazmımızı biz konuşalım di' mi ama?
klitoris vajinanın dışında g noktası vajinanın içindedir. klitoral orgazm ile vajinal orgazm birbirinden ne kadar farklı şeyler ise klitoris ile g noktası da o kadar farklıdır. aynı şey değil demiş miydim? bir daha diyeyim; değildir.
edit: sevgili kızkardeşim haklı #837875 no.'lu entrysinde. haklı ama birebir aynı şey olduklarını söylemek de doğru değil. vajinal orgazm, klitoral orgazmın devamı desek daha doğru olmaz mı? penetrasyon gerçekleşmeden vajinal orgazm gerçekleşemez mesela. hatta gerçekleştiğinde bile olamayabiliyor malumunuz. klitoral orgazm için ise buna gerek yok taktir edersiniz ki. ayrıca klitoris uyarılmadan da vajinal orgazm gerçekleşebilir. mümkün değil ki bu diyen misyonerciler bi' susun allasen.
ancak klitorisin yapısının içre olduğu, g noktasının (tam kesin bilgi olmasa da) klitorisin vajinanın içinde kalan bölümünde, klitorisin devamında bulunduğu gibi bilgilere sahibiz. g noktasının yerinin, rahmin fizyolojik yapısına bağlı olarak kadından kadına değiştiğini ve hatta seneler içinde bile yer değiştirebildiğini falan hep okuduk. buralar hep biyoloji. yarı anladık yarı anlamadık ama kendimize göre yöntemleri keşfettik. son kertede elde ettiğimiz bilgi evet birbirine bağlı ama tamamen başka kullanıcı deneyimleri* sunan orgazmlar bunlar. yanılıyorsam düzeltin.*
ayrıca çok süper değil mi yaa, bi' çekilin bakayım köşeye, bırakın orgazmımızı biz konuşalım di' mi ama?
devamını gör...
katalepsi
yunanca 'ele geçiren ve kavrayan' anlamındadır.
gerçekleşmesi halinde çizgili kasların iradeli kasılma gücü ve hisler geçici olarak devre dışı kalır*. vücut fonksiyonları durma noktasına gelir*. vücut ısısı düşer, nabız ve soluk alışı azalır*. yüz donuk bir ifade alır*. vücut kaskatı olur, kaslar sertleşir ve kişi hiçbir şekilde dış etkenlere karşılık veremez*. bunlarla birlikte acınız bir anda yok olur*.
bir merkezi sinir sistemi bozukluğu olarak da bilinen bu rahatsızlık genel olarak katatonik şizofrenide görülmektedir. ancak parkinson, epilepsi, aşırı duygu durum değişikliği, ani şok etkisi yaratan travmatik durumlar ve antipsikotik ilaçların yan etkileri gibi nedenlerle de gerçekleşebilmektedir.
bu geçici nörolojik durumun süresi değişken olmakla birlikte günler, haftalar hatta bazen aylar sürebilmektedir. zamanında bu hastalığın semptomları bilinmediği için katalepsiye maruz kalan insanların öldü sanılarak canlı canlı gömüldükleri bilinmektedir.
not: ilk paragraftaki *lar renk katmak adınadır. hastalığın seyri yıldızlardaki gibi değildir.
balıksız bir akvaryumun suyunu temizleme çabası eşliğinde düşüncelerimdeki sıvılaşmayı grafitle kağıt üzerinde katılaştırmaya çalışırken ben ve sen kontrolsüz salınımlarının anlamsız koşuşturma çabasında iken, sessizce gelecek zamanı..
o akvaryum ne zaman balığına kavuşur ve sen ne zaman anlamsız koşuşturmacalarını bir sevi’ye ulaşmak için bi’ istasyonda anlamlandırırsın, işte o zaman anlaşılır bunun derinliği..
bu düşünebileceklerinden çok öte ve hat safhada farkı. bunu ancak hissizleştiğinde hissedebiliyor insan. acının doruğa ulaştığı yerde gözyaşı gelmezmiş gözlerden, bu buna benziyor. bazen bazı şeyleri o kadar fazla hissedersin ki sonra birden bütün hissini alır ve gider..
geriye ne mi kalır?*
balıkla su birleşmeden, içinizdeki öfke dinmeyip hislerinizi geri vermeden, kurtulamayacağınızı bilirsiniz bu hissizliğin verdiği acı histen.
kırpamaz olursunuz gözlerinizi, içinizin vermediği gözyaşlarınızı kapaklarınızın azad etmemesi için gözlerinizden..
sonra uyursunuz sessiz ve derinden...
- aro -
gerçekleşmesi halinde çizgili kasların iradeli kasılma gücü ve hisler geçici olarak devre dışı kalır*. vücut fonksiyonları durma noktasına gelir*. vücut ısısı düşer, nabız ve soluk alışı azalır*. yüz donuk bir ifade alır*. vücut kaskatı olur, kaslar sertleşir ve kişi hiçbir şekilde dış etkenlere karşılık veremez*. bunlarla birlikte acınız bir anda yok olur*.
bir merkezi sinir sistemi bozukluğu olarak da bilinen bu rahatsızlık genel olarak katatonik şizofrenide görülmektedir. ancak parkinson, epilepsi, aşırı duygu durum değişikliği, ani şok etkisi yaratan travmatik durumlar ve antipsikotik ilaçların yan etkileri gibi nedenlerle de gerçekleşebilmektedir.
bu geçici nörolojik durumun süresi değişken olmakla birlikte günler, haftalar hatta bazen aylar sürebilmektedir. zamanında bu hastalığın semptomları bilinmediği için katalepsiye maruz kalan insanların öldü sanılarak canlı canlı gömüldükleri bilinmektedir.
not: ilk paragraftaki *lar renk katmak adınadır. hastalığın seyri yıldızlardaki gibi değildir.
balıksız bir akvaryumun suyunu temizleme çabası eşliğinde düşüncelerimdeki sıvılaşmayı grafitle kağıt üzerinde katılaştırmaya çalışırken ben ve sen kontrolsüz salınımlarının anlamsız koşuşturma çabasında iken, sessizce gelecek zamanı..
o akvaryum ne zaman balığına kavuşur ve sen ne zaman anlamsız koşuşturmacalarını bir sevi’ye ulaşmak için bi’ istasyonda anlamlandırırsın, işte o zaman anlaşılır bunun derinliği..
bu düşünebileceklerinden çok öte ve hat safhada farkı. bunu ancak hissizleştiğinde hissedebiliyor insan. acının doruğa ulaştığı yerde gözyaşı gelmezmiş gözlerden, bu buna benziyor. bazen bazı şeyleri o kadar fazla hissedersin ki sonra birden bütün hissini alır ve gider..
geriye ne mi kalır?*
balıkla su birleşmeden, içinizdeki öfke dinmeyip hislerinizi geri vermeden, kurtulamayacağınızı bilirsiniz bu hissizliğin verdiği acı histen.
kırpamaz olursunuz gözlerinizi, içinizin vermediği gözyaşlarınızı kapaklarınızın azad etmemesi için gözlerinizden..
sonra uyursunuz sessiz ve derinden...
- aro -
devamını gör...
ceviz ağacı
incir ağacıyla birlikte çocukluğumu hatırlatır.yeri ve anlamı ayrıdır.
devamını gör...

