en yaygın belirtileri güvensizliktir. alınan kararlara saygı duyulmaz ve bu doğrultuda yaşamdan soyutlanılır. daha sonra kaygısal durumlar ortaya çıkar bunalımlar başlar ve değersizlik hissi yaşanılır. bir çok sorunu beraberinde getirir.
devamını gör...

"ben kime ne anlatıyorum" diye bir evre var, oraya gelince tüm kelimeler anlamsız, konuşmak da gereksiz gelmeye başlıyor...
devamını gör...

barış manço gülpembe
devamını gör...

o kadar bunaltıcı ki hava gün aymayı ben uyanmayı unutmuşum öyle bir gün sözlük!
günü aydınlık sevgili suserlar size günaydın, diğerlerine yok!
devamını gör...

genelde çok şiddetli yaşadığım,göz bebeklerimi bile zorlayan azap.bir iki kez kafamı duvara vurma noktasına gelmiştim.majezik olmasa dayanmak mümkün değil.
devamını gör...

gidilen yer yakın değilse önce arabaya, oradan eve ve yatağa şeklinde gerçekleşen süreç.

ne tatlıdır şu çocukluk anıları... büyükler muhabbettedir. içeriye sesleri gelir. sanki hep hayatınızda var olacaklarmış gibidir. ortamın durumuna göre artık çaylar mı içilir yoksa içkiler mi, sohbet de koyulaşır. bir iki kez gidip anneye mızmızlanılır "eve gideliiim" diye üzgün surat eşliğinde. anne sallamaz tabii pek çünkü sonuçta oraya muhabbete gelinmiştir, ateş almaya değil.

mecburen içeri yollanırsınız. diğer çocuklarla oyundu yaramazlıktı derken ne ara, nerede uyuyup kaldığınızı bile hatırlamadan bayılıverirsiniz bir köşede.

sonra? sonrası kucağa alınışı, merdivenleri ve arabayı hayal meyal hatırlayış...eve gelişi ve üzerinizin değiştirilmesini de aynı şekilde... güvenli bölge, yumuşacık pijamalarınız, sıcacık yatağınız ve gelsin rüyalar!

bunun bir de salondaki koltuktan taşınma versiyonu vardı; o tatlı uykunun bölünmesi ile kaçan keyfin çok geçmeden yerini tekrar tatlı bir uykuya bıraktığı.

anılar... bu akşam pek bir hüzünlüler benim için çünkü o karelerde yer alan bazı insanlar artık yoklar maalesef. kalanlara uzun ömürler dileyerek gidip uyuyayım. belki rüyamda görürüm o günleri.

evet, artık ancak rüyamda görürüm.
devamını gör...

abartıyosun.
meraklı melahat.
ne bekliyodun ki?
ders yap.
devamını gör...

baharı yaza devşiren meyve.
biraz önce sokağa çıkma yasağı başlamadan düştüm sokağa, birkaç alınacak listeledim kendime. montsuz sokağa çıkma zamanlarının keyfi bir başka yüreğimde. gün ışığı tene değdikçe verdiği haz da. ki bu yüzden her yazın sonunda çikolata rengine ulaşıveriyorum istemsizce.
yürümeye başladım, cıvıl cıvıl kuş sesleri eşliğinde. sokakları tatlı bir telaş kaplamıştı bir yandan akşamın son saatleri, özgürlüğün son anları herkes bir yere koşturuyor gibiydi. ben hiç acelem yokmuşçasına salınarak yürüdüm sokakta. uzun zamandır hasret kaldığım için her şeye, herkese dikkatle bakarak.
balıkçıya girdim sonra. tezgahta birkaç çeşit vardı sadece. ve yakaladığımızda iş yapmaz diye denize bıraktığımız karagözün kilosu kırk tl olmuştu. şaşırdım. etrafa baktım seyrelen tek şey çeşit değildi, balık temizlemek için çalışan afgan çocuklar da kaybolmuştu ortalıktan. balıkçı işin başına geçmiş. kendisi temizliyor balıkları. düşündüm sonra "peki işten çıkarılıp, gözden kaybolan o insanlar nerede?".
kasabın içi de bomboştu. bir tek manavın önünde sıra vardı. poşet poşet sebzeleri taşıyordu insanlar ellerinde.
moralim bozuldu. görünce daha bir keder çöktü yüreğime. derin bir nefes aldım. elimdeki ağırlık arttıkça yüreğimdeki de arttı sanki adaletsiz hayata karşı.
ama insan evladıyım ben de biraz unutkan herkes gibi... güneşi tenimde hissedince tekrar bir gülümseme oturdu yüzüme. yürüdüm. yürüdükçe açıldım. sokaklardaki, parklardaki çocukları gördükçe, yeşile doydukça umutlandım. bir bahçenin kıyısından sarkan erik dalını gördüm sonra. mini minnacık erikler. aldı çocukluğuma götürdü beni. bahçenin dışına taşan sokağın malıdır dedim. birkaç tanesini koparıp içimdeki çocuğu mutlu ettim. bu kez daha da kocaman bir gülümseme ile yürüdüm, yürüdüm.
devamını gör...

bana göre dünyayı güzelleştirmektir. birkaç dizeyle anlatmak gerekirse,

kalmasın istemiştik;
bir tek ayak çıplak,
bir tek dal susuz,
bir tek çocuk yorgun,
yarınsız, ekmeksiz
*
devamını gör...

ankara metrosunda sabah 9 dersine yetişmeye çalışırken, o zamanki sevgilim olan kişi omzumda uyurdu, yine öyle bir gün kızılaydan beytepeye gitmeye çalışıyoruz, karşımızda çok minnoş pamuk gibi saçlı hippi tarzında giyinmiş bir teyze oturuyordu, sevgilim de omzumda uyurken sürekli kafası omzumdan kayıyor ve ben de her seferinde kafasını geri itiyordum omzuma, teyze ile bir an göz göze geldik ve o kadar tatlı bir şekilde gülümsemişti ki. o günün güzel geçmesi için yetmişti bana, içimi ısıtmıştı. öyle anlar oluyor ki bazen ihtiyacınız olan tek şey bir yabancının gülümsemesi olabiliyor. (bkz: creepy bir gülümseme değil tabi)
devamını gör...

1 senedir içinde olduğum berbat durumdur. önceden keyifli gelirdi yalnız kalmak fakat tek başına plan yapmak oldukça zor, genel olarak bir kalp kırıklığı peyda oluyor insanda.
devamını gör...

an itibariyle satışa sunulmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

french connection united kingdom baş harflerinden oluşan bir giyim markasıdır. içiniz fesat sizin hemen c ve u harfinin yerini değiştirdiniz ve öyle okudunuz değil mi?

c ve u harfinin yerini değiştirmek istiyorsanız sizi şu başlığa alalım. (bkz: fuck you)
devamını gör...

afişini allahtan bengaripsengüzeldünyaumutlu'un yapmadığı yayın.

afiş şuna benzerdi büyük ihtimalle.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aaa, bengarip lütfen? valla hiç zahmet etme, ben kendi başıma defolur giderim, aşkolsun..
devamını gör...

gayet iyi bir özet olmuş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne zaman feyruz dinlesem aklıma eski sevgilim gelir. antakyalıydı kendisi. o zamanlar ilk üniversitemi okuyorum, heyecanlıyım tabii. seval ile teoman konserinde denk gelmiştik ve arkadaşlığımız ilerlemişti ve sevgili olmuştuk. neyse. adana'da aile evinde kalıyordum üniversiteye başlamadan önce, antep'e geçince özgürlüğüme kavuşmuştum, daha doğrusu seval'e. haftanın neredeyse her günü antep'ten hatay'a gidiyordum onu görmeye. kendisi aile evinde yaşıyor ve ek olarak çalışıyordu. evden 8'de çıkıyordu ve benim onu görmem için en geç 8'de hatay'da olmam gerekiyordu. olmalıydım, çünkü gün boyunca beraber zaman geçirmemizin tek yolu buydu. her neyse. haftanın neredeyse her günü akşam otogara gidiyor ve otobüsün saatini ayarlamaya çalışıyordum. eğer gece 12 ya da 2'deki otobüse binersem saat 3'te ya da 5'te antakya'da oluyordum. eğer şanslıysam 2'deki araca biniyordum, çünkü daha az dışarda bekliyordum. yanlış duymadınız. gece varıyordum ve ondan başka gidecek kimsem olmadığı için dışarda bekliyordum, şanslıysam boş bir otobüs durağı buluyor ve onu bekliyordum. havanın ne kadar soğuk olduğunun önemi yoktu, onu düşünürken içim ısınıyordu. haftanın neredeyse her günü, saatlerce onu duraklarda bekledim. onu ilk gördüğümde ise içim ısınıyor, tüm yorgunluğum gidiyordu. bana bir "yeruhe" dediğinde ruhum çekiliyor, içim ısınıyor, dünyanın en mutlu insanı oluyordum. sonra ne mi oldu? her güzel şey gibi bizim de ilişkimizin sonu geldi. galiba arkadaşım haklıydı. bana her zaman "bedirhan sen acı çekmeyi seviyorsun" derdi. feyruz dinleyince aklıma yine o geldi ve içim burkuldu. galiba ben sahiden de acı çekmeyi seviyorum.
devamını gör...

sağlam mideye sahiptir zannımca. abi açsın yani o kadar glikozu yağı hamuru gömmeye ne gerek var ben tok karına 1 taneden fazla yiyince şak diye çıkarıyorum...
devamını gör...

halk arasında kristal, ateş buz, met gibi isimlerle de bilinen metamfetamin, kuvvetli bağımlılık yapıcı etkisi olan renksiz ve kokusuz bir maddedir. burundan çekilebilir, ağız yoluyla alınabilir ve damar yoluyla kullanılabilir. metamfetaminin kısa/uzun süreli kullanımı dolaşım, solunum, nörolojik sorunlarla birlikte anksiyete, saldırganlık ve depresyon gibi birçok ruh sağlığı sorununa neden olmaktadır.

detay

......................
kullanmayalım, çevremizde kullanan varsa uyaralım ve bırakması için gerekli yönlendirmeleri yapalım.
devamını gör...

avrupa, avusturalya ve yeni zelanda'da yetişebilen boraginaceae familyasından, 40 kadar birbirine yakın alt türü bulunan bitki cinsi. cins adı myosotis. bizim unutmabeni dediğimiz mavi çiçeğin bilimsel tür adı myosotis scorpioides. bu çiçek ingilizce forgetmenot olarak bilinir ve buradan dilimize geçmiştir. myosotis cinsi mavi, beyaz ve pembe tonlarında çiçekler açan otsu bir bitkidir.
e: forgetmenot (bkz: kafa sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

it ayağı yemiş gibi dışarıda fink atmayı özleyenlerin söylemi, söylemim, söylemimiz, kıymetlimiss.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim