aşırı stres yükü sonrasında basılan çığlığa verilen isim.
bkz: profil resmim.

aylar sonra gelen duzeltme: profil fotom degisti merak edenler icin eski profil fotom ektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatlı tatlı sitem eden yazar.

çok yeni olmamasına rağmen nickaltı az önce açılmış. geç olsun güç olmasın sayın yazar.

keyifli bir profil kısa bir dolandım. tanıdıkça tekrar uğrama huyum mevcut nickaltlarına. yine görüşmek dileğiyle...
sevgiler...
devamını gör...

"ne zaman kalkılacaktı acaba?"
çocukluğun güzel sorusu. ev ahalisi henüz uyanmamıştır, çocuksa güneşin doğuşuyla beraber ayaktadır ve çoktan neşe içinde zıplamaya başlamıştır. siz uyanın diye yapmadığını bırakmaz hatta kimileri size oyuncak fincanında hayali kahve ikram eder ve akıllarda tek bir soru vardır "ne zaman kalkılacak?". ancak yıllar geçmiştir ve siz çocukken heyecanla ama biraz da sıkkın bir biçimde sorduğunuz bu soruyu çoktan unutmuşsunuzdur. kendinizi "çok erken değil mi?", "biraz daha uyusa, ben de uyusam" diye düşünürken bulursunuz ama iş işten geçmiştir.

bu soruyu bana hatırlatansa romain rolland'ın jean christophe'udur. canı o kadar gülmek ve kıpırdamak istediği halde onu susturmuşlardır. bu cümleyi sabah aşağı yukarı bahsi geçen saatlerde okudum ve yazarın çocukluğumda sıkça sorduğum bu soruyu bulup çıkarması kendisine ve kitabına inancımı artırdı.
devamını gör...

alsancak.2020
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

islamcı yobaz izlenimi aldığım yeni yazar.
devamını gör...

bir nevi tatlı dil. yazarak kandırma.
devamını gör...

edinmesi zor bir beceridir. davranışların ve duyguların anlam kazanması için yapılması şarttır. düşünebilen ve sorgulayabilen varlıklar olarak nefes aldığımız her an bir eylem içindeyiz. eylemlerimizi irdeleyerek gelişebilir, değişimimize olumlu katkıda bulunabiliriz. "ne" oldu, "neden" oldu, "nasıl" oldu, "ne zaman" oldu diye sorular bizim yaptığımız gözlemleri anlamlı bir çerçeveye koymamız için anahtar niteliğindedir. zor değil, neden tam şuan beraber yapmıyoruz?

en yaygın olan sorun öfke kontrolünde yaşanır mesela. kendimize engel olamadığımız o sınıra ulaştığımızda iş işten geçmiş olur. ne oldu da sinirlendin? neden tepki verme ihtiyacı hissettin? ne zaman seni daha fazla etkiliyor? nasıl cevap verdin?... pekiii asıl benim dikkat çekmek istediğim soru ise; daha farklı olması için ne yapmalıydın?

bu sorulara cevap verebilmen için kendini karşına alıp bir kadavra gibi incelemen gerekir. ama unutma, gözlem yapmak zor iş. çünkü bakmak ve görmek farklı kavramlardır, değil mi? yaptığımız değerlendirmeleri yapıcı eleştiri olarak kabul edip kendi gelişimimize katkıda bulunmamız gerekiyor. böylece ne zaman neye nasıl tepki verdiğimizin farkında olup duygu ve düşüncelerimizi daha iyi yönetebiliriz.

söyleyeceklerim bu kadar efendim.
devamını gör...

biz dünyadan gider olduk
kalanlara selam olsun
ama hep böyle gidecekse bu dünya
kalanlara haram olsun.

bedri rahmi eyüboğlu
devamını gör...

oyladığım yazarları başka kimler oylamış takıntısından kurtulmamı sağlayan durum.
devamını gör...

böyle bir şeyin tartışmasını yapmak bile hata. kürtlerin anadilde eğitim görmeye hakları vardır. ulan bu ülkede din kültürü dersinde arapça bile eğitim veriliyor. arapça hak ise kürtçe neden hak olmasın??? ingilizce, almanca, fransızca, okey lakin kürtçeye gelince orada duracaksın öyle mi? saçmasınız lan, çok saçmasınız gerçekten. bakın türkçe eğitim alıyoruz çünkü dil üzerine bilmediğimiz şeyler var dimi? kürtlerin de kürtçe üzerine bilmediği şeyler vardır, öğrenmek de haklarıdır. kimse lolo yapmasın rica ediyorum.

ayrıca mhp’lilerin tepki göstermesine de şaşırmadım, yalnız onlar ilk önce türk milliyetçiliğini ayaklar altına alanlara tepki göstersinler hdp’li milletvekiline değil. öyle samimi olduklarını anlarız…
devamını gör...

insanları dibine girmeden tanıyamamak. bakıyor gibi ama bana mı bakıyor? bakıyorsa, tanıdık mı ki? tanıdıksa, sevdiğim birisi mi yoksa hoşlanmadığım birisi mi? sevdiğim birisiyse, gülümsesem iyi olacak, yoksa görmezden geldiğimi düşünmesin. hoşlanmadığım birisiyse, göz göze gelmeseydim keşke. konuşmak zorunda kalacağım şimdi. bana mı el salladı acaba? galiba bana. ben de el sallayım bari. hadi bee tanıdık değilmişki. millete el salladım durduk yere. salak.
saniyeler içinde bu zorlukları yaşanması olasıdır. iş bu durum astigmatla harmanlanmış miyop insan zorluklarıdır.
devamını gör...

tam da değerini iyi bilmem gereken yaşlardayım. ben napıyorum altmış sekiz gün kala sabah akşam ders... sözlükte olmasa yaşadığımı hissetmeyeceğim sanırım. ha bir de romanlarım var.
devamını gör...

mobildeki stabilizasyonuyla ciddi dusundugum, desktop kullanimda arayuzu degisince sacma sapan bir hal alan canimin ici muzik uygulamasi.

kullanimi cesitlendirecegiz, cafcafli gosterecegiz, bak cogzel olacak hehehe diye diye sadelikten ne kadar uzaklasilirsa o kadar boktanlasiliyor, bunu markalarin anlamasi gerekiyor artik ama ya.

mis gibiydi mis, geri cekin guncellemeyi saaad.*
devamını gör...

eskiden hiç ağrı çekmezdim. hatta sanki regl değilmişim gibi hafif olurdum. birkaç sene önce regl dönemi efsane sancılı geçen bir arkadaşıma "ahahaha ben hiç hissetmiyorum bile" gibi bir cümle kurmuştum. o gün bu gündür müthiş ağrılı geçiyor. karmaa...
devamını gör...

sevincini, üzüntünü, mutlu anlarını, başarılarını gizlemek zorunda kaldığın andır. etrafında belki çok insan vardır ama güvendiğin bir insan yoktur. *
devamını gör...

sevdiğim çocuk elini mikrofon şeklinde yumruk yapıp arkadaşımın ağzına uzatmıştı ama ben de arkadaşımın yanında olunca yumruğunu bana uzattı sandım yumruk çakması yapmıştım. çok utanmıştım sonra.
devamını gör...

fransız film yönetmeni albert lamorisse tarafından icat edilmiş strateji oyunu. ilk olarak 1957 yılında ''dünyanın fethi '' * adıyla parker brothers tarafından piyasaya sürülmüştür. sonrasında da hasbro firması sayesinde tüm dünyaya yayılmıştır. benim kutu/masa oyunları arasında en sevdiğim oyundur diyebilirim. burada uzun uzadıya kurallarına vesaire değinecek değilim zira onun için bir kitapçık mevcut, açar okursunuz * amma velâkin şunu söylemek gerekir ki, sağlam bir ekibiniz varsa ziyadesiyle keyifli geçecek bir oyundur. lise yıllarından itibaren gerek gizli hedef versiyonu olsun gerek klasik risk versiyonu olsun keyif alarak oynadığım bir oyun. strateji ve şansın karışımı bir oyun dersek yanlış olmaz. ancak stratejinizi iyi kurduğunuzda şanssızlık da bir yere kadar size engel olabiliyor. bir şekilde ezip geçiyorsunuz. ancak buradan şunu not düşmek gerek; oynadığınız kişiler sizin gibi yıllardır bu oyunu oynamıyorsa, oyundan aldığınız keyif biraz azalıyor. bu biraz süreç meselesi. neticede biz 20 küsur senedir, o kıta benim, bu kıta senin at koşturduğumuz için nereden nereye nasıl gidilir iyi biliriz. ne şekilde yığınak yapacağımız ise otomatik refleks haline gelmiştir. bu yüzden en küçük hatayı bile affetmeyiz. hülasa; oyuna başlarken rakiplerin bu oyunda enseyi kalınlaştırmamış olmalarına dikkat edin derim. zira seri mağlubiyetler sonrasında oyunu oynama isteğiniz azabilir. *

bizim sağlam bir ekibimiz vardı ve birbirimizin beynini hırpalamak suretiyle sabah ezanını defalarca duymuşluğumuz oldu. benim bu oyunda komik takıntılarım vardır. kuzey amerika kıtasına konuşlanamazsam içim içimi yer. sanırım bu takıntı bende kızılderililerden dolayı oluştu. kıtayı kimseye yar etmek istemiyorum. o yüzden kuzey amerika nasıl alınır, ne şekilde orada hakimiyet kurulur vesaire konusunda uzmanlaştım diyebiliriz. * tabi şimdilerde ekip dağıldı. herkes başka bir kıtaya savruldu.** şimdilerde ise bu oyunu aile efradı ve yakın çevremle tabiri caizse idman kıvamında oynuyorum. * bu tarz oyunları seviyorsanız ve yakınınızda seven insanlar varsa hep birlikte bu illete dahil olabilir keyifli zaman geçirebilirsiniz diye düşünüyorum. azıcık kaldırın başınızı bilgisayardan ve bir masa etrafında birleşin. pişman olmazsınız. benden bu kadar gerisi sizde *
devamını gör...

ben diyecek bir şey bulamıyorum. halka 1 tl verince bile gözlerine sokan kişiler 100 milyon liraya saray yaptırıyor.
(bkz: deli olacağım hüsnü)

ahanda burada
devamını gör...

tam olarak ayırt edemediğimi düşündüğüm olaydır. sözlük yazarlarının verdiği örnekle umarım kalıcı olarak öğrenirim.

bildiğim kadarıyla aynı ülkede bölgeden bölgeye küçük farklar varsa buna ''ağız'' diyoruz, yazarken herkes aynı yazıyor. örnek: tokat ağzı, muğla ağzı, karadeniz ağzı vs.

şive ise bilinen bir zamanda dilden ayrılmış fazla ses farkının olmadığı kollara deniyor. örnek: azerice, kazakça, özbekçe vb.

lehçe ise bilinmeyen zamanda, eski tarihlerde ayrılmış dilin kolu olarak anlatılabilir. ses ve şekil farklılıkları büyüktür. örnek: çuvaşça, yakutça.

yanlışlarım varsa düzeltecek yazarlara şimdiden teşekkürler.
devamını gör...

datça yarımadasının en ucunda bulunan knidos antik kentine ulaşım aracınız yoksa oldukça zor. günde iki kez şehir merkezinden kalkan dolmuşlar olduğu söyleniyor fakat deneme şansım olmadı. müzekart geçerli, bilet fiyatlarını bilmiyorum.

kent, hellesinistik dönemden kalma. oldukça ihtişamlı yapılardan elimizde kalan ise sanki sadece harabeler. bana göre dionyssos tapınağı ve tiyatro en sağlıklı yapılardan ikisi. tabii ki bu durumda en büyük etkiye sahip durum kontrolsüzce yapılan kazılar. 1800'lü yıllarda yabancılar tarafından yapılan ilk kazılarda knidos aslanı isimli heykel ingiltere'ye kaçırılıyor ve british museum'da sergileniyor. aslan'ın ait olduğu alan hala ayakta ancak kentin kazı çalışmalarının başkanı prof. ertekin doksanaltı'nın yaptığı açıklamaya göre yapının güçlendirilmeye ihtiyacı var. kültür bakanlığı kaçırılan eserlerin iadesi için epeydir çalışma yürütüyor, hep birenkte sonucu göreceğiz. kentin ikinci dönem kazıları 1960 yılında yine bir yabancı olan iris cornelia love tarafından yapılıyor. onun döneminde durum sadece tarihi eserlerin kaçırılmasıyla kalmıyor, kent ciddi bir şekilde tahrip ediliyor. kuyu gibi çukurlar da kendisinin eseriymiş. neyse ki bu kazı çalışmaları da sona erdiriliyor. love, geçtiğimiz aylarda covid-19 nedeniyle vefat ediyor. kentin şu an kazı başkanı olan isim ise selçuk üniversitesi'nden prof. ertekin doksanaltı.

kent ızgara plan üzerine şekillenmiş. biraz yükseğe çıkıldığında ızgaraları hala rahatlıkla ayırt edebilmek mümkün.
knidos'ta ünlü bilim insanları da yetişmiş; astronom eudoxos, iskenderiye feneri'nin mimarı sastratos. knidos aynı zamanda şaraplarıyla da ün kazanmış durumdaymış. ayrıca cinsellikle ilgili önemli bir merkez olduğu söylense de bu özelliğiyle öne çıktığına rastlamadım.

kenti yerleşim alanı olduğu dönemde turizm merkezi haline getiren temel eser ise çıplak afrodit heykeli. dönemin ünlü heykeltraşı praxiteles tarafından yapılan çıplak afrodit heykeli o kadar çok beğeniliyor ki farklı yerleşim alanlarından sırf onu görmek için geliyorlar. ayrıntılı vücut tasviri ve çıplaklığıyla bir ilki oluşturduğu söyleniyor. heykelin aslına ulaşılamasa da bazı taklitlerinden yola çıkarılarak görünümü tahmin ediliyor. arkeolog irvin hanım da bu heykelin peşinde olduğu için kentin altını üstüne getirmiş diyorlar.

geçtiğimiz yıllarda zeminde olan kalıntılar, restorasyon çalışmalarıyla birlikte ayağa kaldırılmakta. yapıtları aslında oldukları görünüme kavuşturmak için yapılan çalışmalar oldukça özenli görünüyor. alçıyla tamamlanmış tarihi eserlere alışmış gözlerim bu durumu epey yadırgadı.

ege ve akdeniz'in birleştiği noktada bulunan kent manzarasıyla da pek hoş bir noktada. kum zambakları da kenti mesken edinmiş, güzel kokularını saçıyorlar. gezmek için saatler yetmiyor. keşke bu kadar tahrip edilmeseydi, eserlerin kaçırılmasının önüne geçilebilseydi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim