ah istanbul
dilek türkan şarkısı. az önce çalıyordu. baktım tanım girilmemiş. ben de kaptım şarkıyı geldim.
daha önce istanbul’a gitmedim desem kaç kişi inanır ki?* öyle bir şarkı işte. bir götürüp, gezdirip geliyor.
open.spotify.com/track/2SoX...
/ah istanbul sendin rüzgar
ben yelken yürek, yolculuk var
ah istanbul değil kader
aşk bir yolcu belki yoldaşı keder
boğazında sözleri gemilerle düğümlenen
sesine karışır her akşam segah nameler
göğsüne saplanmış bıçaklar gibi parlar
toprağının üstünde aynalılar
kavuşur iki sevgili karşı kıyıda
ve rüzgar buruşturur masmavi tenini
aşklar gibi geçip gidiyor zaman
bir sen kaldın ölümden saklanan
yar ey bu ölümsüzlük uykusundan uyanma
aah uyanma
ah istanbul sendin rüzgar
ben yelken yürek, yolculuk var
ah istanbul değil kader
aşk bir yolcu belki yoldaşı keder/
daha önce istanbul’a gitmedim desem kaç kişi inanır ki?* öyle bir şarkı işte. bir götürüp, gezdirip geliyor.
open.spotify.com/track/2SoX...
/ah istanbul sendin rüzgar
ben yelken yürek, yolculuk var
ah istanbul değil kader
aşk bir yolcu belki yoldaşı keder
boğazında sözleri gemilerle düğümlenen
sesine karışır her akşam segah nameler
göğsüne saplanmış bıçaklar gibi parlar
toprağının üstünde aynalılar
kavuşur iki sevgili karşı kıyıda
ve rüzgar buruşturur masmavi tenini
aşklar gibi geçip gidiyor zaman
bir sen kaldın ölümden saklanan
yar ey bu ölümsüzlük uykusundan uyanma
aah uyanma
ah istanbul sendin rüzgar
ben yelken yürek, yolculuk var
ah istanbul değil kader
aşk bir yolcu belki yoldaşı keder/
devamını gör...
dilden düşmeyen reklam sloganları
tuzlukta, poşette, her zaman her yerde, billur tuz.
devamını gör...
yazarların en sevdiği kayahan şarkısı
bizimkisi bir aşk hikayesi
daha dün dinledim.
bu şarkının içine işlemediği insan yoktur bence.
daha dün dinledim.
bu şarkının içine işlemediği insan yoktur bence.
devamını gör...
uykusuzkahve
tam bir ayaklı kütüphane. kafa sözlüğü okunmaya değer kılan ve katkılarıyla doğan güneşin dünyamızı aydınlatması gibi aydınlatan güzel kişi.
devamını gör...
orhan veli dizeleri
lakırdılarım
1914'de doğdum
15'de konuştum
hâlâ konuşuyorum.
lakırdılarım ne oldu,
gökyüzüne mi gitti?
belki de hepsi geri gelecek
tayyare biçimine girip
1939'da.
allah varsa eğer
başka bir şey istemem ondan.
bununla beraber istemem
ne allahın olmasını,
ne de işimin
allaha kalmasını.
orhan veli
(eylül 1939/varlık. 15.10.1939)
doğumgünün yaklaşıyor üstad...
1914'de doğdum
15'de konuştum
hâlâ konuşuyorum.
lakırdılarım ne oldu,
gökyüzüne mi gitti?
belki de hepsi geri gelecek
tayyare biçimine girip
1939'da.
allah varsa eğer
başka bir şey istemem ondan.
bununla beraber istemem
ne allahın olmasını,
ne de işimin
allaha kalmasını.
orhan veli
(eylül 1939/varlık. 15.10.1939)
doğumgünün yaklaşıyor üstad...
devamını gör...
güne bir söz bırak
insanlar ışığı önlerini görmek için değil, daha parlak görünmek için kendilerine tutuyorlar .
friedrich nietzsche
friedrich nietzsche
devamını gör...
akraba kayırma
aslında mide bulandırıcı olan ama ülkemiz türkiye gibi gelişmemiş ülkelerde sıklıkça kullanılan bir torpil yöntemidir.
ahlaksızlıktır. namussuzluktur.
ahlaksızlıktır. namussuzluktur.
devamını gör...
çernobil faciası
- hayır reaktör patlamadı! rbmk reaktörü patlamaz.
- yerde grafit görmedin. onlar yanarak siyahlaşan beton parçaları!
- lütfen söyler misin? rbmk reaktörü nasıl patlar?
- tabi ki de patlamaz.
- peki sen salak mısın?
- bu doz ölçer hatalı. pahalı olanı kasadan getirin!
- kasanın anahtarı kimde?
- yerde grafit görmedin. onlar yanarak siyahlaşan beton parçaları!
- lütfen söyler misin? rbmk reaktörü nasıl patlar?
- tabi ki de patlamaz.
- peki sen salak mısın?
- bu doz ölçer hatalı. pahalı olanı kasadan getirin!
- kasanın anahtarı kimde?
devamını gör...
hidano
örnek vatandaş a katılıyorum.enerjisine hayran kalmamak mümkün değil. biraz kirazlık sezdim kendisinde. tatlı telaşlı konuşuyor samimiyetle yazıyor. sevgi pıtırcığı mübarek.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
mükemmel ötesi bir playlist. dinleyenler dinlemeyenlere haber versin.
devamını gör...
yazmanın ön koşulu
sevdiğim yazarlardan olan orsalesta anafor’un açtığı başlığı görünce ben de tanım yazmak istedim. okumak, yaşamak ve dert sahibi olmak çok önemli bence de. karanliktakimum’un yaptığı yetenek eklemesi de oldukça yerinde.
ben de ekleme yapmalıyım. görüyor ve artırıyorum.
ben çok küçük yaşta öykü yazmaya başladım ama hepsi çocuksu şeylerdi. ciddi ciddi öyküler yazmaya başladığım ilk zamanlar adeta minyatür bir kafka idim. onun gibi cümleler kurmak için kan ter içinde çabalıyordum.
çok okudum, deliler gibi, hayatım yokmuş gibi okudum ve bu bana ciddi bir birikim sağladı. yaşadım da. en dibi gördüğüm çok oldu, tekrar yükselip tekrar düştüm. harcayamayacağım kadar çok paramın olduğu zamanlarım oldu, metro çıkışında metro kartı dilendiğim zamanlarım da. ve içimde tutamadığım onlarca derdim oldu, hala var ve görüyorum ki olmaya devam edecek. yetenek konusunda emin değilim ama bence az da olsa bir yazı kabiliyeti var bünyemde. bazen nerde olduğunu bulamasam da varlığını hissediyorum.
ama minyatür kafka olmaktan kurtulup gerçekten yazmaya başlamam kendi tarzımı bulmamla oldu. kafka gibi değil, kafka hayranı bir insanolunbiraz gibi yazmaya başladığımda kendi sesimi de bulmuş oldum. ne yazarsam yazayım kendi tavrımla yazmaya başladım o günden sonra.
haklı bütün ön koşullara ek olarak bence insanın kendi sözcüklerini bulmasını da ekleyebiliriz. yani ben eklemek isterim. sanırım ekledim de.
ben de ekleme yapmalıyım. görüyor ve artırıyorum.
ben çok küçük yaşta öykü yazmaya başladım ama hepsi çocuksu şeylerdi. ciddi ciddi öyküler yazmaya başladığım ilk zamanlar adeta minyatür bir kafka idim. onun gibi cümleler kurmak için kan ter içinde çabalıyordum.
çok okudum, deliler gibi, hayatım yokmuş gibi okudum ve bu bana ciddi bir birikim sağladı. yaşadım da. en dibi gördüğüm çok oldu, tekrar yükselip tekrar düştüm. harcayamayacağım kadar çok paramın olduğu zamanlarım oldu, metro çıkışında metro kartı dilendiğim zamanlarım da. ve içimde tutamadığım onlarca derdim oldu, hala var ve görüyorum ki olmaya devam edecek. yetenek konusunda emin değilim ama bence az da olsa bir yazı kabiliyeti var bünyemde. bazen nerde olduğunu bulamasam da varlığını hissediyorum.
ama minyatür kafka olmaktan kurtulup gerçekten yazmaya başlamam kendi tarzımı bulmamla oldu. kafka gibi değil, kafka hayranı bir insanolunbiraz gibi yazmaya başladığımda kendi sesimi de bulmuş oldum. ne yazarsam yazayım kendi tavrımla yazmaya başladım o günden sonra.
haklı bütün ön koşullara ek olarak bence insanın kendi sözcüklerini bulmasını da ekleyebiliriz. yani ben eklemek isterim. sanırım ekledim de.
devamını gör...
kitaplıkta bulunması gereken kitaplar
suç ve ceza
devamını gör...
arkeoloji
yunanca eski anlamına gelen ar(ch)ke ve bilgi, bilim anlamına gelen logos kelimelerinin birleşiminden oluşur. kelime anlamı olarak da "eskinin bilgisi" anlamına gelir.
arkeoloji hakkında yanlış bilinen o kadar çok şey var ki hangisinden başlasam bilemedim.
arkeoloji yazının bulunmasından önceki kültürleri inceler diye bir cümle okudum az önce. arkeoloji kesinlikle böyle bir şey değildir. arkeoloji, sadece yazıdan önceki kültürleri değil sonrakileri de esasen eski olarak tanımlanabilecek şeyleri inceler.
aşağıda yazacağım arkeolojinin bazı alt dalları arkeoloji hakkında insanların ne kadar yanlış bir algıya sahip olduklarını gösteriyor:
sualtı arkeolojisi
osmanlı arkeolojisi
fabrika arkeolojisi/sanayi arkeolojisi
neden özellikle bu üçünü örnek verdiğimi açıklayayım.
sualtı arkeolojisini insanların '' arkeoloji toprak altında kalan kültürleri inceler'' yanılgısı için seçtim.
osmanlı arkeolojisini, insanlardaki arkeolojinin çok eski kültürlerle ilgili olduğu yanılgısı için seçtim.
sanayi arkeolojisini ise bu bilimin alanının ne kadar geniş olduğunu anlatabilmek için seçtim.
hakkında birçok yanılgının olmasını geçtim önemi de yeterince idrak edilemiyor. kaçak kazılar, altın bulurum umuduyla talan edilen arkeolojik alanlar yetmezmiş gibi bilinçsiz arkeologların da verdiği zararlar çoktur.
höyük mü yoksa tümülüs mü olduğu tam anlaşılamayan bir alanda yanlış yöntemle kazı yapıldığı için tahrip edilen hem höyükler hem de tümülüsler var. onu da geçtim kazı boyunca yanlış muhafaza edildiği için tahrip olan eserler var.
bu coğrafya tam bir arkeoloji cennetiyken bu kadar yanlışın yapılması elbette sindirilmesi zor gerçekten. gerçi padişah tahtını evine götüren müze müdürleri varken biz kime neyi anlatıyoruz.
arkeoloji hakkında yanlış bilinen o kadar çok şey var ki hangisinden başlasam bilemedim.
arkeoloji yazının bulunmasından önceki kültürleri inceler diye bir cümle okudum az önce. arkeoloji kesinlikle böyle bir şey değildir. arkeoloji, sadece yazıdan önceki kültürleri değil sonrakileri de esasen eski olarak tanımlanabilecek şeyleri inceler.
aşağıda yazacağım arkeolojinin bazı alt dalları arkeoloji hakkında insanların ne kadar yanlış bir algıya sahip olduklarını gösteriyor:
sualtı arkeolojisi
osmanlı arkeolojisi
fabrika arkeolojisi/sanayi arkeolojisi
neden özellikle bu üçünü örnek verdiğimi açıklayayım.
sualtı arkeolojisini insanların '' arkeoloji toprak altında kalan kültürleri inceler'' yanılgısı için seçtim.
osmanlı arkeolojisini, insanlardaki arkeolojinin çok eski kültürlerle ilgili olduğu yanılgısı için seçtim.
sanayi arkeolojisini ise bu bilimin alanının ne kadar geniş olduğunu anlatabilmek için seçtim.
hakkında birçok yanılgının olmasını geçtim önemi de yeterince idrak edilemiyor. kaçak kazılar, altın bulurum umuduyla talan edilen arkeolojik alanlar yetmezmiş gibi bilinçsiz arkeologların da verdiği zararlar çoktur.
höyük mü yoksa tümülüs mü olduğu tam anlaşılamayan bir alanda yanlış yöntemle kazı yapıldığı için tahrip edilen hem höyükler hem de tümülüsler var. onu da geçtim kazı boyunca yanlış muhafaza edildiği için tahrip olan eserler var.
bu coğrafya tam bir arkeoloji cennetiyken bu kadar yanlışın yapılması elbette sindirilmesi zor gerçekten. gerçi padişah tahtını evine götüren müze müdürleri varken biz kime neyi anlatıyoruz.
devamını gör...
ne sen leylasın ne de ben mecnun
parçanın bu satırları keşke denen umut noktası. bitmişle bitmemiş arasını mayalar, köpürtür.
ne sen bulutsun, ne de ben yağmur
ne sen mağrur ne de ben mağrur
hüzünlü bir akşam, susmuşuz, durgunuz, hepsi bu
hep sonradan, gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
ne sen bulutsun, ne de ben yağmur
ne sen mağrur ne de ben mağrur
hüzünlü bir akşam, susmuşuz, durgunuz, hepsi bu
hep sonradan, gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
devamını gör...
türkiye’de zahmetsizce sahip olabileceğiniz unvanlar
terörist.
devamını gör...
dr. frost
dizisini henüz bitirmediğimden mütevellit webtoon olarak yorum yapmak istediğim harika bir webtoon serisi. türü psikoloji.

bu webtoon'u birkaç ay önce japon kültürüne aşık bir arkadaşım önermişti "sen psikoloji seversin kıskıskıs" diyerek. başta okumayı istemedim, konusu falan çok ilgimi çekmiyordu. basit görünüyordu gözüme daha doğrusu. canımın sıkıldığı bir gün bir şans vereyim, diyerek okumaya başladım.
ailesi hakkında henüz kesin bilgim olmayan doktor frost*, daha öncesinde eğitimini gördüğü üniversitenin danışmanlık merkezi'ne psikoterapist olarak gelir. olağanüstü bir "insanı okuma" yetisi vardır ve kendisine göre bu adamı değerli yapan şey duygularının olmamasıdır. danışmanlık merkezi'ne gelen birçok farklı vakayı inceler ve yanında stajyer olarak çalışan yoon sung-ah'a da öğretmenlik yapar.
••
çizimler gerçekten çok güzel. bazı tepkiler öyle gerçekçi ki olayları okumuyor da izliyor gibi hissediyorsunuz. günlük yaşantınızda kullanıp fayda elde edebileceğiniz ufak psikolojik bilgiler de yer alıyor. bu bilgileri kullanarak etrafınızdaki insanları daha net görmeye başlamamanız işten değil. eğer webtoon, manga türü şeyler okumayı seviyorsanız pişman olmayacağınızı da söylemek isterim. okumak isteyen olursa linki için mesaj kutuma portakal atabilir.
••

"profesyonellere paramızı emanet ederiz. ayrıca bedenlerimizi de hatta evlerimizin dekorasyonu ve çocuklarımızın eğitimi gibi titizlik gerektiren işlerimizi de. evlilik kararlarımızı bile. bir çok şeyi profesyonellere emanet edebiliriz. peki ya zihinlerimizi?"
açıklama kısmında yer alan cümleler bunlardı. pek ilgi çekici değil kabul ediyorum fakat ilk bölümden itibaren garip bir şekilde sarmaya başlıyor. zaten ilk bölümdeki giriş gerçekten harikaydı. bir psikoloğun yazdıklarından yola çıkarak yapılan bir çıkarım yazılıydı. hemen çıkarımı da aktarayım;
"1952 yılında, ünlü amerikan psikolog gordon exner, en ünlü tezine şu ifadelerle başladı; eğer gezegende 6 milyar insan varsa, 6 milyar farklı düşünce tipi, kişilik ve huy olmalı. her insanın psikolojik durumu, kişiliği ve huyları farklı olduğundan, her insan eşsizdir.
ama ölümünden önce kaleme aldığı denemede bu ifadesini değiştirdi ve şu şekilde sonlandırdı; aslında bunlar sadece tek bir insanın 6 milyar farklı yansımasıdır."
bu şekilde ister istemez düşüncelere iten bir sürü aforizma, düşünce yazısı vs. var. yere göğe sığdıramamamdan da anlamışsınızdır ne kadar sevdiğimi ve başarılı gördüğümü. webtoon okumak ilginizi çekiyorsa kesinlikle tavsiyemdir. dizisi de çok güzel, on bölümden oluşuyor. okumayla uğraşamam derseniz mesaj kutucuğunuza dizinin linkini bırakabilirim.
şimdiden keyifli okumalar/seyirler.
edit: harf eki.

bu webtoon'u birkaç ay önce japon kültürüne aşık bir arkadaşım önermişti "sen psikoloji seversin kıskıskıs" diyerek. başta okumayı istemedim, konusu falan çok ilgimi çekmiyordu. basit görünüyordu gözüme daha doğrusu. canımın sıkıldığı bir gün bir şans vereyim, diyerek okumaya başladım.
ailesi hakkında henüz kesin bilgim olmayan doktor frost*, daha öncesinde eğitimini gördüğü üniversitenin danışmanlık merkezi'ne psikoterapist olarak gelir. olağanüstü bir "insanı okuma" yetisi vardır ve kendisine göre bu adamı değerli yapan şey duygularının olmamasıdır. danışmanlık merkezi'ne gelen birçok farklı vakayı inceler ve yanında stajyer olarak çalışan yoon sung-ah'a da öğretmenlik yapar.
••
çizimler gerçekten çok güzel. bazı tepkiler öyle gerçekçi ki olayları okumuyor da izliyor gibi hissediyorsunuz. günlük yaşantınızda kullanıp fayda elde edebileceğiniz ufak psikolojik bilgiler de yer alıyor. bu bilgileri kullanarak etrafınızdaki insanları daha net görmeye başlamamanız işten değil. eğer webtoon, manga türü şeyler okumayı seviyorsanız pişman olmayacağınızı da söylemek isterim. okumak isteyen olursa linki için mesaj kutuma portakal atabilir.
••

"profesyonellere paramızı emanet ederiz. ayrıca bedenlerimizi de hatta evlerimizin dekorasyonu ve çocuklarımızın eğitimi gibi titizlik gerektiren işlerimizi de. evlilik kararlarımızı bile. bir çok şeyi profesyonellere emanet edebiliriz. peki ya zihinlerimizi?"
açıklama kısmında yer alan cümleler bunlardı. pek ilgi çekici değil kabul ediyorum fakat ilk bölümden itibaren garip bir şekilde sarmaya başlıyor. zaten ilk bölümdeki giriş gerçekten harikaydı. bir psikoloğun yazdıklarından yola çıkarak yapılan bir çıkarım yazılıydı. hemen çıkarımı da aktarayım;
"1952 yılında, ünlü amerikan psikolog gordon exner, en ünlü tezine şu ifadelerle başladı; eğer gezegende 6 milyar insan varsa, 6 milyar farklı düşünce tipi, kişilik ve huy olmalı. her insanın psikolojik durumu, kişiliği ve huyları farklı olduğundan, her insan eşsizdir.
ama ölümünden önce kaleme aldığı denemede bu ifadesini değiştirdi ve şu şekilde sonlandırdı; aslında bunlar sadece tek bir insanın 6 milyar farklı yansımasıdır."
bu şekilde ister istemez düşüncelere iten bir sürü aforizma, düşünce yazısı vs. var. yere göğe sığdıramamamdan da anlamışsınızdır ne kadar sevdiğimi ve başarılı gördüğümü. webtoon okumak ilginizi çekiyorsa kesinlikle tavsiyemdir. dizisi de çok güzel, on bölümden oluşuyor. okumayla uğraşamam derseniz mesaj kutucuğunuza dizinin linkini bırakabilirim.
şimdiden keyifli okumalar/seyirler.
edit: harf eki.
devamını gör...



