sahur için yemek önerileri
pizza yaptık bu gece. yok artık demeyin, insanoğlu ne istediğini bilmiyor bazen.
devamını gör...
tahammül edilemeyen durumlar
saygısızlık ve hesap sorulması
bu haddi kendilerine nasıl hak görür bu densizler hiç anlamam.
sevmek zorunda değil kimse ama seve seve *saygı duyacak.
hesap sormak içinse benim gectigim yollardan geçip bastığım cam kırıklarına basıp çiğnediğim dikenleri çiğneyeceksin ki bana denk olasın. haa yapamıyorsa susacak.
bu haddi kendilerine nasıl hak görür bu densizler hiç anlamam.
sevmek zorunda değil kimse ama seve seve *saygı duyacak.
hesap sormak içinse benim gectigim yollardan geçip bastığım cam kırıklarına basıp çiğnediğim dikenleri çiğneyeceksin ki bana denk olasın. haa yapamıyorsa susacak.
devamını gör...
kara gerdanlı dalgıç kuşu
gavia arctica
yaşayış biçimi bakımdan ördek ve martı karışımını andıran kuşumuz suyun içinde yaşamaktadır. genellikle deniz ve seyrek olarak göllerde yaşamını sürdürür. ayakları kuyruğuna yakın olduğundan ötürü yüzerken göğsünü, dalarken ayaklarını kullanır. beslenimi balık ve omurgasız hayvanlardır. suyun altında 10 dakika kalabilmektedir. dalar, yüzer ve aynı zamanda uçabilir. sadece büyükleri uçamıyor. başları gri, gerdanları siyah olan kuşumuzun gagası hançer şeklindedir.
büyük göllerde ürer, genelde adalara yuva yapar. kanada, rusya, iskandinavya, sibirya ve alaska'da yaşarlar. yavruları 2 ayda uçar.
üreme dönemleri dışında karaya çok uzak olmayan korunaklı ve güvenli sahil şeridinde denizde gruplar oluşturarak zaman geçirirler.
ötüşü oldukça etkileyicidir. derinden gelen dalgalı, gür ve ürpertici bir sesi vardır. birbirlerine ulaşmak için kuik-kukuik-kukuik sesleri ile 10 km. öteye çağrı yapabilirler. erkek ve dişi beraberken benzer şekilde zayıf ve insan uğultusuna benzer sesler çıkarır.
gaviidae familyasındandır. familyanın diğer türleri;
dalgıç kuşu
sarı gerdanlı dalgıç kuşu
kızıl gerdanlı dalgıç kuşu
buz dalgıcı
pasifik dalgıcı
son olarak ardıç kuşuyla sıklıkla karıştırdığım bu vahşi güzellik kuşları sevme sebebimdir.
(bkz: yahşi cazibe)
yaşayış biçimi bakımdan ördek ve martı karışımını andıran kuşumuz suyun içinde yaşamaktadır. genellikle deniz ve seyrek olarak göllerde yaşamını sürdürür. ayakları kuyruğuna yakın olduğundan ötürü yüzerken göğsünü, dalarken ayaklarını kullanır. beslenimi balık ve omurgasız hayvanlardır. suyun altında 10 dakika kalabilmektedir. dalar, yüzer ve aynı zamanda uçabilir. sadece büyükleri uçamıyor. başları gri, gerdanları siyah olan kuşumuzun gagası hançer şeklindedir.
büyük göllerde ürer, genelde adalara yuva yapar. kanada, rusya, iskandinavya, sibirya ve alaska'da yaşarlar. yavruları 2 ayda uçar.
üreme dönemleri dışında karaya çok uzak olmayan korunaklı ve güvenli sahil şeridinde denizde gruplar oluşturarak zaman geçirirler.
ötüşü oldukça etkileyicidir. derinden gelen dalgalı, gür ve ürpertici bir sesi vardır. birbirlerine ulaşmak için kuik-kukuik-kukuik sesleri ile 10 km. öteye çağrı yapabilirler. erkek ve dişi beraberken benzer şekilde zayıf ve insan uğultusuna benzer sesler çıkarır.
gaviidae familyasındandır. familyanın diğer türleri;
dalgıç kuşu
sarı gerdanlı dalgıç kuşu
kızıl gerdanlı dalgıç kuşu
buz dalgıcı
pasifik dalgıcı
son olarak ardıç kuşuyla sıklıkla karıştırdığım bu vahşi güzellik kuşları sevme sebebimdir.
(bkz: yahşi cazibe)
devamını gör...
sek (yazar)
arkasindan yaktigimiz agitlara dayanamayip, sozluk'teki brutal eksikligini gidermek adina aramiza geri donmus yazar tanesi.
tek tek basaraktan hos gelmis be*.
yok mu soyle karsilikli bi' bogurmemiz ya, hurgeneralim?*
tek tek basaraktan hos gelmis be*.
yok mu soyle karsilikli bi' bogurmemiz ya, hurgeneralim?*
devamını gör...
maske takmanın olumlu yönleri
güneş gözlüğü de varsa,ağlarken anlaşılmıyor.
başka bir numarası yok.
baştan dibe saçmalık.
başka bir numarası yok.
baştan dibe saçmalık.
devamını gör...
türk insanının beceremediği şeyler
sakin ama kararlı bir şekilde sınır çizmek, sınır çizene saygı göstermek.. ya aşırı derecede fedakar olup alttan alıyoruz, kendi benliğimizden taviz vermeyi erdemlilik sanıyoruz, ya da aşırı sabrın sonu selamet değil felaket oluyor, biriktirip biriktirip patlıyoruz, bu sefer de atara atar, gidere gider modunda her şeyi yakıp yıkıyoruz... halbuki, zamanında sakin ama kararlı bir şekilde sınır çizebilmek gerekir ki iki uçlarda gezinmeyelim...
devamını gör...
aleyna tilki'nin yeni klibi
şarkısı eh klibi vasat.
tahmini ne zaman yabancı ünlülerin kliplerini araklamayı bırakırız?
başlangıcı avril lavigne'in girlfriend şarkısını andırıyor. okul üniforması, okul zili, motosikletli herifler... lil mama ile remix şarkısının derlemesi gibi. britney'in bomt şarkısına değinmiyorum bile. bunlar sayısız kere yapıldı bir yerden sonra bayıyor çünkü.
aleyna seksi mi? orası tartışılır fakat cidden giyim tarzı aşırı irrite ediyor beni. yakışmıyor. yaşı gereği belki de bilemiyorum.
ayrıca bu kız ne zaman "miley cyrus high school musical" evresinden çıkacak çok merak ediyorum. iyi ki exxen de bi dizi çektiniz be bacım. cemal can nerden fırlayacak diye bekledim klipte.
eski exi emrah karaduman ile acilen barışması lazım. yoksa işi yaş.
tahmini ne zaman yabancı ünlülerin kliplerini araklamayı bırakırız?
başlangıcı avril lavigne'in girlfriend şarkısını andırıyor. okul üniforması, okul zili, motosikletli herifler... lil mama ile remix şarkısının derlemesi gibi. britney'in bomt şarkısına değinmiyorum bile. bunlar sayısız kere yapıldı bir yerden sonra bayıyor çünkü.
aleyna seksi mi? orası tartışılır fakat cidden giyim tarzı aşırı irrite ediyor beni. yakışmıyor. yaşı gereği belki de bilemiyorum.
ayrıca bu kız ne zaman "miley cyrus high school musical" evresinden çıkacak çok merak ediyorum. iyi ki exxen de bi dizi çektiniz be bacım. cemal can nerden fırlayacak diye bekledim klipte.
eski exi emrah karaduman ile acilen barışması lazım. yoksa işi yaş.
devamını gör...
normal sözlük istatistiklerinin dibe çakılması
aaa niye böyle oldu kiiii (!) lafımızı dinlemezseniz, öyle her önüne gelen yazara çatmaya çalışırsanız, saçma salak insanlara prim verirseniz daha çok çakılır.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
bu yaşıma gelene kadar öğrendiğim en muazzam şey tepkisiz kalabilmek.
ınanılmaz kırılmış, şaşırmış yada üzülmüş olsam bile herşeyin olabilirliğini,
herkesin herşeyi yapabileceğini kabullenmek.!
ınanılmaz kırılmış, şaşırmış yada üzülmüş olsam bile herşeyin olabilirliğini,
herkesin herşeyi yapabileceğini kabullenmek.!
devamını gör...
dhkp-c
sol’un ülkü ocakları’dır.
hem de ülkü ocakları kadar da teröristtir.
hem de ülkü ocakları kadar da teröristtir.
devamını gör...
kadın yazarların takipçi sayısının çok olması
bu başlık cinsiyet üzerinden değerlendirme yapalım 'haydi gelin' demeye getirilmiş. benim düşüncem; burası instegram değil yazarak kendimizi ifade ettiğimiz bir yer ve yazarların sadece ne yazdığıyla ilgilenilmesi gerekli.çoğunluğun da gerçekten böyle yaptığını düşünüyorum. hiçbir yazısıyla örtüşmediğin bir yazarı sırf kadın diye takip etmek kişinin nerede olduğunun farkına varamaması sözlük olayını algılayamamasıdır.buranın amacının bir iki kız düşürmek* olmadığını biliyoruz. tek derdimiz içimizi rahatlatıp yazmak olsun ve ben genelde hep bu düşüncede olan yazarlarla karşılaştım burada yani durum o kadar da vahim değil. istisnalar olur elbet onlarında kaideyi bozmadığının kanaatindeyim. sözlükteki kadın yazarların takipçi sayılarına bu yaklaşımla bakmak yerine ne yazdıklarına bakmak daha incelikli bir karar olacaktır.
devamını gör...
pinti hamid
pintiliği ile meşhur, hakkında fazla bilgi bulunmayan, bilinenlerin ise rivâyetlere dayalı olduğu bir karakterdir. fâik reşad'a ait ''külliyât-ı letâif'' isimli eserde geçen bir başka pinti hâmid fıkrasını kaydetmek istiyorum:
''pinti hâmid bir gün hastalanmış. adamlarından birisi geçmiş olsun ziyaretine gelirken kesilmiş bir tavuk getirmiş. pinti hâmid, câriyesini çağırıp :
''- devlet! şu tavuğu al, kaynatıp suyuna bir çorba pişir. eti dursun, yarın öbür gün yine suyuyla çorba yaparsın'', demiş.
evde üç-beş gün bu minval üzere tavuk kaynatılıp suyu alınmış. nihâyet devlet, bir gün tavuğu çömleğiyle birlikte hâmid'in önüne koyup demiş ki;
''- efendi! kaynaya kaynaya tavuğun işi bitti, posası kaldı. bir daha kaynarsa dağılacak. şunu böylece ye, gitsin!'' hâmid'in pintiliği üzerinde olmalı ki hemen atılmış:
''- devletçiğim! eğer bu tavuğu dağıtmadan bir daha kaynatır, çorbasını yaparsan vasiyet ederim ki ben öldükten sonra seni malımdan âzâd etsinler, hatırını hürrem ü şâd etsinler.''
bu sefer devlet'in cinleri tepesine fırlayıvermiş:
''- teşekkür ederim efendi! benim yerime şu tavukcağızı âzâd etsen, daha büyük sevâba gireceksin!''
''pinti hâmid bir gün hastalanmış. adamlarından birisi geçmiş olsun ziyaretine gelirken kesilmiş bir tavuk getirmiş. pinti hâmid, câriyesini çağırıp :
''- devlet! şu tavuğu al, kaynatıp suyuna bir çorba pişir. eti dursun, yarın öbür gün yine suyuyla çorba yaparsın'', demiş.
evde üç-beş gün bu minval üzere tavuk kaynatılıp suyu alınmış. nihâyet devlet, bir gün tavuğu çömleğiyle birlikte hâmid'in önüne koyup demiş ki;
''- efendi! kaynaya kaynaya tavuğun işi bitti, posası kaldı. bir daha kaynarsa dağılacak. şunu böylece ye, gitsin!'' hâmid'in pintiliği üzerinde olmalı ki hemen atılmış:
''- devletçiğim! eğer bu tavuğu dağıtmadan bir daha kaynatır, çorbasını yaparsan vasiyet ederim ki ben öldükten sonra seni malımdan âzâd etsinler, hatırını hürrem ü şâd etsinler.''
bu sefer devlet'in cinleri tepesine fırlayıvermiş:
''- teşekkür ederim efendi! benim yerime şu tavukcağızı âzâd etsen, daha büyük sevâba gireceksin!''
devamını gör...
intihar etmek
işte size bizzat dinlediğim bir intihar hikayesi.
"yer ingiltere. oxford üniversitesi'ne yakın bir yerleşkedeyiz. kasvetli hava insanı boğuyor. hele de siz kasvetliyseniz daha da boğuluyorsunuz. her sabah aynı şekilde rutini halledip dışarı çıkıyoruz. ve aslında günler bir nevi aynı. aynı yağmur, aynı insanlar, aynı cadde. boğuk bir hava var. caddenin hemen ilerisinden simsiyah kıyafetli, simsiyah şemsiyeli bir adam geliyor. her sabah bu şekilde ve saniyesi saniyesine aynı. kıyafetleri aynı. yürüyüşü aynı. yakası altından attığı bakış aynı. buz gibi.
bir sabah, adam, öğrenci, gelmemeye başladı. hastalanmıştır belki dedik. günler geçti, haftalar geçti fakat birkaç yıl boyunca aynı şekilde gördüğümüz adam ortalıkta yoktu. sonradan öğrendik ki, adam, öğrenci kendini asmış. zaten o da oxford'da bizimle aynı sınıftaydı. bizim aksimize onun tutunacak bir dalı yoktu muhtemelen."
çok yakın bir arkadaşım anlatmıştı bana bunu. çıkardığımız sonuçsa muhtemelen tekdüzeliğin insanı öldürdüğüdür. tabii bu yazıyı yazarken süslemeye çalıştım basit tutmaya çalışaraktan. tekdüzelik öldürür, evet. dediğine göre, o çocuğun başka hiçbir yaptığı şey yokmuş. dünyanın belki de en gözde üniversitesinde olsan da fark etmiyor. insan illaki bir şeye ihtiyaç duyuyor. işte bu, doğanın yazgısıdır.
"yer ingiltere. oxford üniversitesi'ne yakın bir yerleşkedeyiz. kasvetli hava insanı boğuyor. hele de siz kasvetliyseniz daha da boğuluyorsunuz. her sabah aynı şekilde rutini halledip dışarı çıkıyoruz. ve aslında günler bir nevi aynı. aynı yağmur, aynı insanlar, aynı cadde. boğuk bir hava var. caddenin hemen ilerisinden simsiyah kıyafetli, simsiyah şemsiyeli bir adam geliyor. her sabah bu şekilde ve saniyesi saniyesine aynı. kıyafetleri aynı. yürüyüşü aynı. yakası altından attığı bakış aynı. buz gibi.
bir sabah, adam, öğrenci, gelmemeye başladı. hastalanmıştır belki dedik. günler geçti, haftalar geçti fakat birkaç yıl boyunca aynı şekilde gördüğümüz adam ortalıkta yoktu. sonradan öğrendik ki, adam, öğrenci kendini asmış. zaten o da oxford'da bizimle aynı sınıftaydı. bizim aksimize onun tutunacak bir dalı yoktu muhtemelen."
çok yakın bir arkadaşım anlatmıştı bana bunu. çıkardığımız sonuçsa muhtemelen tekdüzeliğin insanı öldürdüğüdür. tabii bu yazıyı yazarken süslemeye çalıştım basit tutmaya çalışaraktan. tekdüzelik öldürür, evet. dediğine göre, o çocuğun başka hiçbir yaptığı şey yokmuş. dünyanın belki de en gözde üniversitesinde olsan da fark etmiyor. insan illaki bir şeye ihtiyaç duyuyor. işte bu, doğanın yazgısıdır.
devamını gör...
yeraltından notlar
yalnız insanların başucu eseri.
dostoyevski bu romanında insanların beyin kıvrımlarında bir bıçak dolaştırıyor diyebiliriz. sadece bir olayı anlatmıyor çaresiz bir adamın hayat karşısında tutunamayışını okuyorsunuz. kendini gerçek dünyadan soyutlamış bir adamın kızgınlıklarının, çatışmalarının, kırgınlıklarının, ve daha yaşadığı bir çok duygunun tasvirini okuyorsunuz.
dostoyevski bu romanında insanların beyin kıvrımlarında bir bıçak dolaştırıyor diyebiliriz. sadece bir olayı anlatmıyor çaresiz bir adamın hayat karşısında tutunamayışını okuyorsunuz. kendini gerçek dünyadan soyutlamış bir adamın kızgınlıklarının, çatışmalarının, kırgınlıklarının, ve daha yaşadığı bir çok duygunun tasvirini okuyorsunuz.
devamını gör...
evinde sakince otururken bir anda kapının zorlanması
(buraya da iliştireyim: entry beklenmedik bir uzunluğa erişti okumayın)
birkaç hafta önce vuku bulan bir olaydı. evimde sakince oturup belki ölümümü kolaylaştırır umuduyla bozulmuş sütle yaptığım nescafemi yudumluyordum. bir anda dış kapıya takılan bir anahtar sesi duydum. lan noluyo diyerek hemen kalktım yerimden. kapı deliğinden baktım gerçekten de iki tane adam kapımı açmaya çabalıyor. ikisinde de şapka var ve başları anahtara doğru eğik. yüzlerini göstermemek için bu yolu seçmişler. bir hırsız itemi olarak şapkayı tercih etmişler.
insan böyle bir saçmalığa hazırlıklı değil tabi. ne yapılması gerek pek kestiremiyorsun. fakat bu durumda yapılacak seçenekler hemen aklında beliriyor. birincisi polisi aramak tabi. fakat polis gelene kadar ne olacağı meçhul. kapıyı açmaları an meselesi olabilir. hem de bir sünepe gibi beklemeyi kendime yediremem.
ikincisi ses çıkararak evin boş olmadığını belli edip korkup kaçmalarını sağlamak. bu mantıklıydı ve ultra gerzekçe bir hareket yaparak kendi kapımı içeriden 3 kere olmak kaydıyla tıklattım. bunu duymamış gibiydiler veya umursamadılar. açıkçası bunu umursamamaları beni endişelendirdi. belki de "içeride kendi kapısını çalan bir salak var işimiz çok kolay olacak" diye düşündüler.
üçüncüsü ve en ahmakça olanıysa kapıyı açmak. düşünsene adam belki senin canına kast edecek ama sen adamın işini kolaylaştırıp "durun boşuna yorulmayın ben açarım kapıyı ehehe" diyorsun. bunu yalnızca beyin yerine nohut tanesi taşıyan birisi yapar. bu yüzden sanki sherlockmuşum gibi slow motionda ihtimalleri değerlendirirken ben sherlock değilim dedim ve kapıyı hızlıca açtım.
en sert erkek sesimi devreye sokarak "nooluyo laan" diyerek düşmana korku saldım. beklentim, bu tavrımla birlikte topukları kıçlarına vura vura kaçmaları tabi. neticede gözüpek bir hırsız bile olsa bu beklenmedik hamleyle paniğe kapılıp kaçar. ve az önce kapımı tıklattığım için salak olduğumu düşünmeleri beni ziyadesiyle kızdırmıştı. hesap soracaktım.
fakat kaçmadılar ve kafalarını kaldırdılar. biri ihtiyar, diğeri ondan da ihtiyar olan iki dede karşımdaydı. ekstra ihtiyar olan "hıeeehuuh" gibi bir nidayla elini kalbine götürüp sendeledi. diğeri hemen panikle anahtarı çıkardı ve "kusura bakmayın kusura bakmayın ya karıştırdık biz" dedi. ekstra yaşlı olana baktım elini kalbine falan götürüyor. amca siz yanlış mı geldiniz eheh falan diyerek ortamı yumşatmaya çalıştım. biraz konuştuktan sonra anlaşıldı ki bu amca hiç eve gelip görme lüzumu bile duymadan karşı daireyi satın alan yeni komşummuş. kendi evi sandığı için benim eve girmeye çalışıyormuş. ekstra yaşlı olan da babasıymış. adamı kalpten öldürecektik anasını satayım. neyse ne uzadı lan bu bir paragraf yazıp geçecektim. okumayın bunu lüzumsuz bir anı. ("okuma" uyarısını kitabenin en sonuna iliştirmek)
birkaç hafta önce vuku bulan bir olaydı. evimde sakince oturup belki ölümümü kolaylaştırır umuduyla bozulmuş sütle yaptığım nescafemi yudumluyordum. bir anda dış kapıya takılan bir anahtar sesi duydum. lan noluyo diyerek hemen kalktım yerimden. kapı deliğinden baktım gerçekten de iki tane adam kapımı açmaya çabalıyor. ikisinde de şapka var ve başları anahtara doğru eğik. yüzlerini göstermemek için bu yolu seçmişler. bir hırsız itemi olarak şapkayı tercih etmişler.
insan böyle bir saçmalığa hazırlıklı değil tabi. ne yapılması gerek pek kestiremiyorsun. fakat bu durumda yapılacak seçenekler hemen aklında beliriyor. birincisi polisi aramak tabi. fakat polis gelene kadar ne olacağı meçhul. kapıyı açmaları an meselesi olabilir. hem de bir sünepe gibi beklemeyi kendime yediremem.
ikincisi ses çıkararak evin boş olmadığını belli edip korkup kaçmalarını sağlamak. bu mantıklıydı ve ultra gerzekçe bir hareket yaparak kendi kapımı içeriden 3 kere olmak kaydıyla tıklattım. bunu duymamış gibiydiler veya umursamadılar. açıkçası bunu umursamamaları beni endişelendirdi. belki de "içeride kendi kapısını çalan bir salak var işimiz çok kolay olacak" diye düşündüler.
üçüncüsü ve en ahmakça olanıysa kapıyı açmak. düşünsene adam belki senin canına kast edecek ama sen adamın işini kolaylaştırıp "durun boşuna yorulmayın ben açarım kapıyı ehehe" diyorsun. bunu yalnızca beyin yerine nohut tanesi taşıyan birisi yapar. bu yüzden sanki sherlockmuşum gibi slow motionda ihtimalleri değerlendirirken ben sherlock değilim dedim ve kapıyı hızlıca açtım.
en sert erkek sesimi devreye sokarak "nooluyo laan" diyerek düşmana korku saldım. beklentim, bu tavrımla birlikte topukları kıçlarına vura vura kaçmaları tabi. neticede gözüpek bir hırsız bile olsa bu beklenmedik hamleyle paniğe kapılıp kaçar. ve az önce kapımı tıklattığım için salak olduğumu düşünmeleri beni ziyadesiyle kızdırmıştı. hesap soracaktım.
fakat kaçmadılar ve kafalarını kaldırdılar. biri ihtiyar, diğeri ondan da ihtiyar olan iki dede karşımdaydı. ekstra ihtiyar olan "hıeeehuuh" gibi bir nidayla elini kalbine götürüp sendeledi. diğeri hemen panikle anahtarı çıkardı ve "kusura bakmayın kusura bakmayın ya karıştırdık biz" dedi. ekstra yaşlı olana baktım elini kalbine falan götürüyor. amca siz yanlış mı geldiniz eheh falan diyerek ortamı yumşatmaya çalıştım. biraz konuştuktan sonra anlaşıldı ki bu amca hiç eve gelip görme lüzumu bile duymadan karşı daireyi satın alan yeni komşummuş. kendi evi sandığı için benim eve girmeye çalışıyormuş. ekstra yaşlı olan da babasıymış. adamı kalpten öldürecektik anasını satayım. neyse ne uzadı lan bu bir paragraf yazıp geçecektim. okumayın bunu lüzumsuz bir anı. ("okuma" uyarısını kitabenin en sonuna iliştirmek)
devamını gör...
regl dönemindeki kadının istekleri
regl ile ilgili en ufak bir şaka içeren başlık görmemek.
oturduğun yerden yazmak kolay.
oturduğun yerden yazmak kolay.
devamını gör...
2021 ekonomik krizi
beyefendiye göre teğet geçmekte olan kriz.
halka göre içimizden geçmektedir.
en karlı çıkan bankalar, göbeğini kaşıyan pavyoncu esnafı rolünde adamlar.
halka göre içimizden geçmektedir.
en karlı çıkan bankalar, göbeğini kaşıyan pavyoncu esnafı rolünde adamlar.
devamını gör...
zengo
yasemin sakallıoğlu’nun yazıp şahan gökbakar’ın yönettiği ve bence imdb’den 2.4 alarak büyük bir başarı elde etmiş filmdir.
sosyal medyada otuz saniyelik, bir dakikalık video çekerek her nasılsa ün kazanan insanların film yapmaya kalkışmasının ne kadar büyük facialara neden olabileceğini bize gösteren filmlerden biridir.

şahan gökbakar’ın dikkat şahan çıkabilir programındaki tiplemelerinden biri olan recep ivedik’i filmini yaparak çok sayıda seyirci çekmesiyle sosyal medyada ünlü olan abartı tiplemelerin sinema perdesine akması da hız kazandı.
şu dönemlerde bunun çok sayıda örneğini görüyor ve dişimizi sıkarak bu dönemin geçmesini bekliyoruz. aslında bunun en facia örneklerinden birini zamanında internet alemini sallayan bates motel pro’nun çektiği patlak sokaklar filminde görmüştük ama kimse ders almadığı ve herkes ya tutarsa dediği için böyle filmler gelmeye devam ediyor.
bu filmin konusuna değinmeye gerek yok. zaten öyle aman aman bir konusu da yok. herhangi bir handycamle sözlük yazarlarının herhangi birinin çekebileceği kadar da basit bir çekimi var. ama asıl sorun karakterlerin komik olmak için sürekli bağırmaları. hayatımda bu kadar saçma az şey izledim. sinir bozuculuk konusunda the annoying apple ile yarışır.
ben 17 dakika dayandım. sinirleriniz sağlamsa belki siz sonuna kadar gidersiniz.
sosyal medyada otuz saniyelik, bir dakikalık video çekerek her nasılsa ün kazanan insanların film yapmaya kalkışmasının ne kadar büyük facialara neden olabileceğini bize gösteren filmlerden biridir.

şahan gökbakar’ın dikkat şahan çıkabilir programındaki tiplemelerinden biri olan recep ivedik’i filmini yaparak çok sayıda seyirci çekmesiyle sosyal medyada ünlü olan abartı tiplemelerin sinema perdesine akması da hız kazandı.
şu dönemlerde bunun çok sayıda örneğini görüyor ve dişimizi sıkarak bu dönemin geçmesini bekliyoruz. aslında bunun en facia örneklerinden birini zamanında internet alemini sallayan bates motel pro’nun çektiği patlak sokaklar filminde görmüştük ama kimse ders almadığı ve herkes ya tutarsa dediği için böyle filmler gelmeye devam ediyor.
bu filmin konusuna değinmeye gerek yok. zaten öyle aman aman bir konusu da yok. herhangi bir handycamle sözlük yazarlarının herhangi birinin çekebileceği kadar da basit bir çekimi var. ama asıl sorun karakterlerin komik olmak için sürekli bağırmaları. hayatımda bu kadar saçma az şey izledim. sinir bozuculuk konusunda the annoying apple ile yarışır.
ben 17 dakika dayandım. sinirleriniz sağlamsa belki siz sonuna kadar gidersiniz.
devamını gör...
beni kırdığın için özür dilerim
beni kırma imkanını sana verdiğim için
kendimden özür dilerim.
kendimden özür dilerim.
devamını gör...
