yazarların itiraf köşesi
moralim bozuktu tam oturup ağlıyacaktım kalktım ve bir tencere sarma sarıp yedim. hayatta bazen güçlü olmak gerekir. her şeyin canı cehenneme.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
"mutlu aileler birbirlerine benzerler. her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." - anna karenina
devamını gör...
taso
bir çok çocuğun hayatına dokunmuş, olumlu olumsuz ona öğrettiler sunmuş, yön çizmiş ve bir çok manada çocuklara bir misyon oluşturmuş bir oyundur.
çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.
kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.
taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.
eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.
selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.
kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.
taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.
eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.
selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
"hiçsin. anladın mı, hiçsin sen"
askerde işittiğim bir söz. ailesinden uzakta 20 yaşındaki birine bu söz söylenir mi?!?!
askerde işittiğim bir söz. ailesinden uzakta 20 yaşındaki birine bu söz söylenir mi?!?!
devamını gör...
sözlükte sürekli bir sözlük yazarının gündem olması
katıldığım günden beridir gözlemlediğim olay, sürekli olarak yazar bir arkadaşın ismi gündem oluyor ve herkes ona övgüler dizmeye başlıyor. buna o kadar gerek var mı gerçekten ya? yapılmasın demiyorum elbette; ama bu kadar yapılması da ne bileyim. yeni kurulan bir sözlük nihâyetinde, müsade edin de yeni gelenler kimin nasıl olduguna, nasıl yazdıgına, kimi takip edeceklerine bir algının etkisinde olmadan karar verebilsinler.
not: art niyet yok.
not: art niyet yok.
devamını gör...
kilo takip pantolonu
hangi kilonun takibi a canım. 50 kilodan 65 kiloya kadar olabilecek pantolon mevcut*
aaa kilo verdim sanki dur bakayım. 60 lık pantolonu dene.. aha boll! bugün de zayıfsın salataaa... yine mi fitiz yine mi zayıf bee.. yaşıyoruz bu hayatı.
aaa kilo verdim sanki dur bakayım. 60 lık pantolonu dene.. aha boll! bugün de zayıfsın salataaa... yine mi fitiz yine mi zayıf bee.. yaşıyoruz bu hayatı.
devamını gör...
normal sözlük'teki en iyi profil fotoğrafı
(bkz: tutankamonun laneti)
devamını gör...
ceza şarkılarında geçen mükemmel sözler
günahla ekilen tohum
kâbusla irkilen toplum
ne yaptınız bu gençlik için, ha? tarihle övünün
dövündük her ölümün, her yenilginin ardından
alınan ders ne? kader
panorama harem (2004)
kâbusla irkilen toplum
ne yaptınız bu gençlik için, ha? tarihle övünün
dövündük her ölümün, her yenilginin ardından
alınan ders ne? kader
panorama harem (2004)
devamını gör...
türkiye’de insanların sinirli olmasının nedenleri
yüksek egolu olmak ,
kural tanımazlık,
sabırlı, saygılı ve anlayışlı olmayı bilmemek,
acelecilik,
ve bencillikten ötürü.
ayrıca gerginlik ve sinirlilik gibi olumsuz duyguların da aksinde olduğu gibi bulaşıcı olduğunu düşünüyorum.
kural tanımazlık,
sabırlı, saygılı ve anlayışlı olmayı bilmemek,
acelecilik,
ve bencillikten ötürü.
ayrıca gerginlik ve sinirlilik gibi olumsuz duyguların da aksinde olduğu gibi bulaşıcı olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
iyiliksever cinsiyetçilik
benevolent sexism olarak geçer. şimdi anlatıyorum.
öncelikle ben bu iyiliksever cinsiyetçilerin flama tutanı, bayrak sallayanı olabilirim zira tüm tanımlamalar karakterime cuk oturuyor.
evet, işin gerçeği şudur: erkekler ağlamaz, gülmez; kadınlar da çiçektir, yorulmaz.
yani burada cinsiyetçilik şunu söylüyor. güçlü ve daha dayanıklı olan, erkek olarak benim. yanımdaki kadın için yorulurum da, emek de veririm, ölürüm de yeter ki mutlu olsun. çünkü o bana göre daha zayıf. evet burada net bir cinsiyetçilik var arkadaşlar. cinsiyetler arasındaki ayrımı sadece bu cümleden bile görebilirsiniz.
5 adet bilimsel çalışma şunu göstermiştir; b.s. erkekler her ne kadar kadına karşı aşağılayıcı ve hükmedici bir tavır sergilese de aynı zamanda kadını koruma, kaynak sağlama ve geleceğe yönelik birliktelik sinyalleri vermektir. bu bulgular kadınların b.s.'nin zararlı yönlerinin farkında olsalar bile bunu onaylama nedenlerini açıklamaktadır.
yani işin gerçeği bizler babanız gibiyiz kızlar.
otoriter, kuralları olan, domine eden evet bunlar zor insanlar olduğumuzu gösterir.
ancak karşılığında sonsuz güven ve sevilme sunuyoruz. alışveriş gibi düşününüz.
öncelikle ben bu iyiliksever cinsiyetçilerin flama tutanı, bayrak sallayanı olabilirim zira tüm tanımlamalar karakterime cuk oturuyor.
evet, işin gerçeği şudur: erkekler ağlamaz, gülmez; kadınlar da çiçektir, yorulmaz.
yani burada cinsiyetçilik şunu söylüyor. güçlü ve daha dayanıklı olan, erkek olarak benim. yanımdaki kadın için yorulurum da, emek de veririm, ölürüm de yeter ki mutlu olsun. çünkü o bana göre daha zayıf. evet burada net bir cinsiyetçilik var arkadaşlar. cinsiyetler arasındaki ayrımı sadece bu cümleden bile görebilirsiniz.
5 adet bilimsel çalışma şunu göstermiştir; b.s. erkekler her ne kadar kadına karşı aşağılayıcı ve hükmedici bir tavır sergilese de aynı zamanda kadını koruma, kaynak sağlama ve geleceğe yönelik birliktelik sinyalleri vermektir. bu bulgular kadınların b.s.'nin zararlı yönlerinin farkında olsalar bile bunu onaylama nedenlerini açıklamaktadır.
yani işin gerçeği bizler babanız gibiyiz kızlar.
otoriter, kuralları olan, domine eden evet bunlar zor insanlar olduğumuzu gösterir.
ancak karşılığında sonsuz güven ve sevilme sunuyoruz. alışveriş gibi düşününüz.
devamını gör...
tunalı hilmi
güzide ankaramızın en işlek ve uğrak caddesi. bütün mağaza ve mekanları bu cadde boyunda bulabilirsiniz. bir ucu kuğulu park'a diğer ucu kızılay'a çıkar. kalabalıktır her daim. bi nevi de ankara'nın kalbidir diyebiliriz.
devamını gör...
dondurma kabından dondurma çıkması
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
robin ve barney
devamını gör...
542 yazarın çevrim içi olması
an itibarıyla yoldaş benjamin franklin ve modlar:
devamını gör...
hint dizileri saçmalıkları
favorim bu.
devamını gör...
domestic hıyar
söylemesi ayıptır, bugün öğlen yemeğinde cacık vardı.
derin düşüncelere daldığım bir anda gözüm cacığın içindeki dilimlenmiş hıyarlara takıldı.
birden aklıma sen geldin, dedim ki kendi kendime biz bu cacığı seviyoruz yiyoruz falan ama acaba hıyar kendini yoğurdun içinde nasıl hissediyor? hiç empati yapmadık, sormadıkta mahçup hissettim kendimi.
aklıma gelmişken sorayım dedim yoğurt içindeyken mutlu musun yoksa ait olmak istediğin yer çoban salatası mı ? *
derin düşüncelere daldığım bir anda gözüm cacığın içindeki dilimlenmiş hıyarlara takıldı.
birden aklıma sen geldin, dedim ki kendi kendime biz bu cacığı seviyoruz yiyoruz falan ama acaba hıyar kendini yoğurdun içinde nasıl hissediyor? hiç empati yapmadık, sormadıkta mahçup hissettim kendimi.
aklıma gelmişken sorayım dedim yoğurt içindeyken mutlu musun yoksa ait olmak istediğin yer çoban salatası mı ? *
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
dik dik bakan insan silsilesi.
devamını gör...
cennette söylenecek ilk söz
tony montana'yı getirin karşılıklı koko çekmek istiyorum. hani her istediğimiz oluyor ya ondan.sjjsjsjs.
devamını gör...
aklında olanı satırlara dökememe sorunsalı
bana da oluyor ama demek ki dökülmemeleri gerekiyormuş diye düşünüyorum.
devamını gör...
