kendime saygım yok davranışları
aldatan insana ikinci şansı vermektir.
devamını gör...
yıl dönümü ay dönümü kutlamaları
bana genel olarak kutlamalar saçma geliyor. içten gelmesi gereken şeyleri zorunluluğa çevirerek samimiyeti öldürme olayıdır.
devamını gör...
freud purosu
acayip bilgili, güzel tanımlar giren ve acayip nazik olan çok çok değerli bir yazarımız. kendisine ait ilk nickaltını girmek benim için büyük bir onurdur. kalemi hep daim olsun dediğim yazarlarımızdandır. kendisini ve yazdıklarını büyük bir merakla takip ediyorum. iyi ki var.
devamını gör...
öfkeyle kalkan hamdi alkan
(bkz: sen kesme mustafa keser)
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e soru sor
tabii sen vladimir putin tarafindan sana emanet edilen sozluge her bakimdan yetersiz buldugun birisinin yoneticilik etmesine siddetle karsisin ama; en sevdigin modun ben oldugumu ne zaman itiraf edeceksin firdevs hanim? konunun kgb’yle ne ilgisi var?
devamını gör...
veli toplantısı
bir öğretmen över diğeri gömer veli eve gelir anlamadım ben bu işten der.özetle öğrencilik yıllarındaki veli toplantım.
devamını gör...
başlık hortlatmak
ölü başlığa yeni bir tanım girerek sol framede tekrar gözükmesini sağlamak.
devamını gör...
depresyon
genel anlamda çocuksu ve mutlu bir insanım. olayların en olumsuz yanlarını görüp kendini üzen bir tip değilim. depresyona sigarayı bıraktıktan sonra girdim ki bağırsak kaynaklı depresyon denilen bir durumdu. şunu anladım, depresyon bir tür ölüm hali.
saçlarımı taramaya bile halim yoktu. sürekli yatıp ağlıyordum, o güne kadar hiç dikkatimi çekmemiş ya da belki önemsemediğim geçmiş detayları düşünüp büyük mesele haline getiriyordum. sanki o güne kadar hiç mutlu tek bir anım olmamış gibiydi. yaşamanın ve o güne kadar yaşanmış anıların herhangi bir önemi yoktu.
tek iyi yönü kendimi bulmuş olmam oldu. daha empatik bir insan haline geldim. insanlara karşı daha sakin ve anlayışlı davranmaya çalışıyorum çünkü karşımda duran o insanın kendi içinde neler yaşadığını bilmediğimin farkındayım. hayatın sadece benim doğru ve yanlışlarımdan ibaret olmadığını biliyorum. sanıyorum buna olgunlaşmak deniyor, depresyon sayesinde bu seviyeye anca gelebildim.
bir şekilde o süreç boyunca tedavi için tek adım atmamış olmanın pişmanlığını yaşıyorum. çünkü sahiden bu ciddi bir süreç. depresyonda olan arkadaslarin tedavi için kararlı olmaları gerekiyor. bunu tek başına atlatmaya çalışmak sahiden çok yorucu ve gereksiz bir çaba çünkü.
saçlarımı taramaya bile halim yoktu. sürekli yatıp ağlıyordum, o güne kadar hiç dikkatimi çekmemiş ya da belki önemsemediğim geçmiş detayları düşünüp büyük mesele haline getiriyordum. sanki o güne kadar hiç mutlu tek bir anım olmamış gibiydi. yaşamanın ve o güne kadar yaşanmış anıların herhangi bir önemi yoktu.
tek iyi yönü kendimi bulmuş olmam oldu. daha empatik bir insan haline geldim. insanlara karşı daha sakin ve anlayışlı davranmaya çalışıyorum çünkü karşımda duran o insanın kendi içinde neler yaşadığını bilmediğimin farkındayım. hayatın sadece benim doğru ve yanlışlarımdan ibaret olmadığını biliyorum. sanıyorum buna olgunlaşmak deniyor, depresyon sayesinde bu seviyeye anca gelebildim.
bir şekilde o süreç boyunca tedavi için tek adım atmamış olmanın pişmanlığını yaşıyorum. çünkü sahiden bu ciddi bir süreç. depresyonda olan arkadaslarin tedavi için kararlı olmaları gerekiyor. bunu tek başına atlatmaya çalışmak sahiden çok yorucu ve gereksiz bir çaba çünkü.
devamını gör...
toplu iğne ucu kadar boş yer bırakmayan adam
otobüs muavinidir ya da şoförüdür.
devamını gör...
kitap alıntıları
boşuna heveslenmemekte yarar var. insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. herkesin derdi kendine, dünyanınki de hepimize. insanlar o acılarından kurtulmaya çalışırlar çalışmasına, sevişme sırasında, onu ötekinin sırtına yıkarak, ama beceremezler tabii ve ne yaparlarsa yapsınlar, sonunda tüm acılarıyla baş başa kalırlar ve bir daha denerler, bir kez daha acılarını kakalamaya çalışırlar. çok güzelsiniz, küçük hanım derler ne ki yaşam onları yeniden yakalayıverir, aynı küçük numarayı bir kez daha deneyinceye kadar. ne de güzelsiniz, küçük hanım... bu arada acılarından kurtulmayı başardıklarını söyleyip böbürlenirler de , gelgelelim herkes gayet iyi bilir, değil mi, bunun hiç de doğru olmadığını, o acıyı bal gibi bütünüyle kendi içimizde sakladığımızı. bu numaraları yapa yapa yaşlandıkça giderek daha da çirkin, itici bir hal aldığımız için artık acımızı, iflas ettiğimizi gizlemekten bile aciz kalırız, en sonunda insanın ta derinlerinden suratına kadar ulaşmayı başarabilmesi şöyle bir yirmi, otuz yıl, hatta daha fazla zaman olan o sevimsiz ve çirkin ifade, gitgide yüzümüzde sıvışmadık yer bırakmaz. insan dediğin, işte bu işe yarar, sadece bu işe, ekşi bir surat ifadesini üretmek, biçimlendirmesi tüm ömrünü alan, hatta gerçek ruhunun bütününü eksiksiz yansıtabilmek için oluşturması gereken asıl surat ifadesi o kadar ağır ve karmaşıktır ki, bu tamamlamaya insanın ömrü bile her zaman yetmeyebilir.
-gecenin sonuna yolculuk, louise fersinand celine.
-gecenin sonuna yolculuk, louise fersinand celine.
devamını gör...
suçluyorum
fr. j'accuse...!
emile zola'nın 13 ocak 1898 tarihinde dönemin fransa cumhurbaşkanı félix faure'a hitaben l'aurore gazetesi'nde yayımlanan mektubunun başlığıdır.
söz konusu mektup sadece fransa'da, yahudi kökenli bir subay olan alfred dreyfus'un, haksız yere ve düzmece belgelerle bir casusluk suçuyla suçlanarak yüzeysel bir yargılama sonucunda zindana gönderilme olayına istinaden emile zola'nın aslında herkesin bildiği olayın gerçek faillerini açık ettiği ve yapılan hukuk dışı eylem ve işlemlerin sadece hukuk ve ayrımcılık olayı değil, aynı zamanda başta ordu ve yargı olmak üzere ülkenin tüm kurumlarını derinden sarsan bir olay olduğunu haykıran bir mektuptur. zola, bu mektubuyla "kral çıplak" başlıklı masalda, "kral çıplak" diye haykıran çocuğun rolünü üstlenmiş ve herkesin bildiği ama kimsenin yapamadığı yapamadığı bir durum hakkında haykırışta bulunmuştur. zola, bu konudaki isyanını mektupta şöyle dile getirir:
"borçlar ve suçlar altında ezilmiş kişiler suçsuz ilan ediliyor, buna karşılık onurun ta kendisi, yaşamı lekesiz bir adam cezalandırılıyor. bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir."
zola, mektupla, sahte ve düzmece belgelerle kirli tezgâhı kuranların oyunlarını bozmak adına harekete geçişinin kendisinin de ceza alabilmesine neden olabileceğini bildiğini ama duruşundan da taviz vermeyeceğini söyleyerek tam bir aydın (intellectuel) karakteri sergiler:
“bu suçlamaları yöneltirken, kendimi hakaret suçlarını cezalandıran 29 temmuz 1881 tarihli basın yasasının 30 ve 31. maddelerinin kapsamına soktuğumu biliyorum. bu tehlikeye isteyerek atılıyorum.”
mektup, şu paragraf ile biter:
"...suçladığım insanlara gelince onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. benim için önemsiz varlıklar, toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller. burada yerine getirdiğim edimse, gerçeğin ve adaletin patlamasını çabuklaştırmak için başvurduğum devrimsel bir yol yalnızca. benim tek bir tutkum var, öylesine çok acı çekmiş ve mutluluğu hak etmiş insanlık adına ışık tutkusu. ateşli karşı çıkışım ruhumun çığlığından başka bir şey değil. beni ağır ceza mahkemesine çıkarmayı göze alsınlar ve soruşturma gün ışığında, apaçık yapılsın. bekliyorum."
nitekim düşündüğü şey emile zola'nın başına gelir. zola hakkında hakaret suçlamaları ile dava açılır. zola, yargılama sonucunda 1 yıl hapis ve 3 bin frank para cezasına çarptırılır. birleşik krallık'a kaçmak zorunda kalır.
öte yandan dreyfus olayı ile ilgili tüm mesnetsiz iddialardan açığa çıkması 12 yılı alır ve bu olaylardan geriye masum olduğu halde zulme uğrayan alfred dreyfus ile o'nun masum olduğunu haykıran emile zola'nın isimlerinin tarihe geçmesi; onlar hakkında mahkumiyet kararı kuranların ise esamelerinin okunmaması kalır.
emile zola, suçluyorum, çev. tahsin yücel, can yayınları, istanbul, 2019.
*
emile zola'nın 13 ocak 1898 tarihinde dönemin fransa cumhurbaşkanı félix faure'a hitaben l'aurore gazetesi'nde yayımlanan mektubunun başlığıdır.
söz konusu mektup sadece fransa'da, yahudi kökenli bir subay olan alfred dreyfus'un, haksız yere ve düzmece belgelerle bir casusluk suçuyla suçlanarak yüzeysel bir yargılama sonucunda zindana gönderilme olayına istinaden emile zola'nın aslında herkesin bildiği olayın gerçek faillerini açık ettiği ve yapılan hukuk dışı eylem ve işlemlerin sadece hukuk ve ayrımcılık olayı değil, aynı zamanda başta ordu ve yargı olmak üzere ülkenin tüm kurumlarını derinden sarsan bir olay olduğunu haykıran bir mektuptur. zola, bu mektubuyla "kral çıplak" başlıklı masalda, "kral çıplak" diye haykıran çocuğun rolünü üstlenmiş ve herkesin bildiği ama kimsenin yapamadığı yapamadığı bir durum hakkında haykırışta bulunmuştur. zola, bu konudaki isyanını mektupta şöyle dile getirir:
"borçlar ve suçlar altında ezilmiş kişiler suçsuz ilan ediliyor, buna karşılık onurun ta kendisi, yaşamı lekesiz bir adam cezalandırılıyor. bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir."
zola, mektupla, sahte ve düzmece belgelerle kirli tezgâhı kuranların oyunlarını bozmak adına harekete geçişinin kendisinin de ceza alabilmesine neden olabileceğini bildiğini ama duruşundan da taviz vermeyeceğini söyleyerek tam bir aydın (intellectuel) karakteri sergiler:
“bu suçlamaları yöneltirken, kendimi hakaret suçlarını cezalandıran 29 temmuz 1881 tarihli basın yasasının 30 ve 31. maddelerinin kapsamına soktuğumu biliyorum. bu tehlikeye isteyerek atılıyorum.”
mektup, şu paragraf ile biter:
"...suçladığım insanlara gelince onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. benim için önemsiz varlıklar, toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller. burada yerine getirdiğim edimse, gerçeğin ve adaletin patlamasını çabuklaştırmak için başvurduğum devrimsel bir yol yalnızca. benim tek bir tutkum var, öylesine çok acı çekmiş ve mutluluğu hak etmiş insanlık adına ışık tutkusu. ateşli karşı çıkışım ruhumun çığlığından başka bir şey değil. beni ağır ceza mahkemesine çıkarmayı göze alsınlar ve soruşturma gün ışığında, apaçık yapılsın. bekliyorum."
nitekim düşündüğü şey emile zola'nın başına gelir. zola hakkında hakaret suçlamaları ile dava açılır. zola, yargılama sonucunda 1 yıl hapis ve 3 bin frank para cezasına çarptırılır. birleşik krallık'a kaçmak zorunda kalır.
öte yandan dreyfus olayı ile ilgili tüm mesnetsiz iddialardan açığa çıkması 12 yılı alır ve bu olaylardan geriye masum olduğu halde zulme uğrayan alfred dreyfus ile o'nun masum olduğunu haykıran emile zola'nın isimlerinin tarihe geçmesi; onlar hakkında mahkumiyet kararı kuranların ise esamelerinin okunmaması kalır.
emile zola, suçluyorum, çev. tahsin yücel, can yayınları, istanbul, 2019.
*
devamını gör...
bayan lafına itiraz eden feminist
bundan güzel nick olurmuş aslında ha. neyse, kendisine lan hanımefendi denilerek sorun çözülebilir.
devamını gör...
monoteizm
tanrı'nın varlığına ve birliğine, eşinin, benzerinin olmadığına duyulan inanç.
(bkz: bahailik)
(bkz: dürzilik)
(bkz: hristiyanlık)
(bkz: islam)
(bkz: kaodaizm)
(bkz: rastafarianizm)
(bkz: sihizm)
(bkz: yahudilik)
(bkz: zerdüştlük)
(bkz: atenizm)
(bkz: çendoizm)
(bkz: ekankar)
bilinen tek tanrılı dinlerden bazılarıdır.
(bkz: bahailik)
(bkz: dürzilik)
(bkz: hristiyanlık)
(bkz: islam)
(bkz: kaodaizm)
(bkz: rastafarianizm)
(bkz: sihizm)
(bkz: yahudilik)
(bkz: zerdüştlük)
(bkz: atenizm)
(bkz: çendoizm)
(bkz: ekankar)
bilinen tek tanrılı dinlerden bazılarıdır.
devamını gör...
feridun düzağaç
beni bırakma
düşler sokağı
boş ders şarkısı
bu şarkılarıyla kalbime taht kuran değerli sanatçımız şarkıcı, besteci ve söz yazarıdır.
düşler sokağı
boş ders şarkısı
bu şarkılarıyla kalbime taht kuran değerli sanatçımız şarkıcı, besteci ve söz yazarıdır.
devamını gör...
aile whatsapp grubu
üyelerin sürekli emojilerle anlaştığı ve +35 yaş kişilerin bulunduğu grubumuzdur. arada bakınıyorum şöyle bir ve mesajları görünce
"ablacım cevap verdin ya artık, ne uzatıyorsun haa" deme isteği oluşuyor içimde. yazmıyorum ama.
işin ilginç kısmı ben de dahilim ve çıkamıyorum.*
"ablacım cevap verdin ya artık, ne uzatıyorsun haa" deme isteği oluşuyor içimde. yazmıyorum ama.
işin ilginç kısmı ben de dahilim ve çıkamıyorum.*
devamını gör...
bayan lafına itiraz eden feminist
bayan kelimesi bir hitap şeklidir. itiraz edilen bu kelimenin cinsiyet belirtmek için kullanılmasıdır. nasıl ki bir erkeğe bay denmiyorsa cinsiyet belirtirken bir kadına da bayan denmez.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının mal varlıkları
1 paket sigara ve 1 adet engelli kartım. nakit param yok.
devamını gör...
türk insanının beceremediği şeyler
"hayır" denmesinden anlamamak.
"yok" denmesinden anlamamak.
"olmaz" denmesinden anlamamak.
genel olarak anlamayı beceremez.
"yok" denmesinden anlamamak.
"olmaz" denmesinden anlamamak.
genel olarak anlamayı beceremez.
devamını gör...
akarsu (yazar)
kalemi kıvrak ve gülmece sosuna bulanmış tanımlarla kendisini ifade eden çiçeği burnunda bir sözlük yazarı.
devamını gör...