ekim devrimi
13 şubat 1917’de rusya’nın başkenti petrograd’da açlık çeken insanların özellikle de kadınların öncülüğünde “barış ve ekmek” diye başlayan ayaklanma, kısa zamanda ülke geneline yayılmıştır efem... 300 yıllık rus çarlığı, başkentte yoğunlaşan kitle eylemleriyle birkaç gün içerisinde yıkıldı.
şubat devriminden sonra kerenski başkanlığında bolşeviklerin katılmadığı geçici bir hükümet kuruldu. ancak geçici hükümetin kendini iktidar yapan kitlelerle giderek bağını koparması ve düzeni sağlama adına onların karşısınnda yer almasıyla, bolşeviklerin önderliğinde ekim ayındaki ayaklanma ile paris komününden sonra ilk kez bir sosyalist iktidar kuruldu.
ekim devriminden hemen sonra bir dizi ekonomik, sosyal ve idari düzenlemeler getirildi. toprak mülkiyeti kaldırıldı. özel çiftlikler devletleştirildi işçiler 8 saatlik iş gününe kavuştu. ancak savaş sürecinin ülkeyi oldukça yıpratması nedeniyle 1919 başlarında ürünlere devletçe el konulmaya başlandı (savaş komünizmi). lenin’in ölümünden sonra (1924) stalin iktidara geldi. özellikle troçki’nin yurt dışına sürülmesiyle başlayan süreç, gelecek 10 yılda, idam, hapis ve toplama kamplarıyla donatılmış parti içi, kanlı bir iç hesapla başlangıcı oldu. hiçbir devrim kendi evlatlarını bu ölçüde yememişti.
1927-1937 arasındaki on yıl, politik baskının yanında dev boyutlu sosyal ve ekonomik atılımların gerçekleştirildiği bir dönemdir. bu dönemde üç temel kalkınma girişımı görülür; çiftliklerin kolektifleştirilmesi, hızlı sanayileşme ve eğitimde devrim. gelişmiş kapitalist ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımıyla boğuşurken sovyetler birliği bu üç alanda şaşırtıcı bir gelişme sağladı.. 1920’lerin açlık ve yoksulluk altındaki bu köylü ülkesi, 20 yıl içinde abd’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline gelerek abd ile kıran kırana soğuk savaş'a girdi.
kaynak:tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_...
şubat devriminden sonra kerenski başkanlığında bolşeviklerin katılmadığı geçici bir hükümet kuruldu. ancak geçici hükümetin kendini iktidar yapan kitlelerle giderek bağını koparması ve düzeni sağlama adına onların karşısınnda yer almasıyla, bolşeviklerin önderliğinde ekim ayındaki ayaklanma ile paris komününden sonra ilk kez bir sosyalist iktidar kuruldu.
ekim devriminden hemen sonra bir dizi ekonomik, sosyal ve idari düzenlemeler getirildi. toprak mülkiyeti kaldırıldı. özel çiftlikler devletleştirildi işçiler 8 saatlik iş gününe kavuştu. ancak savaş sürecinin ülkeyi oldukça yıpratması nedeniyle 1919 başlarında ürünlere devletçe el konulmaya başlandı (savaş komünizmi). lenin’in ölümünden sonra (1924) stalin iktidara geldi. özellikle troçki’nin yurt dışına sürülmesiyle başlayan süreç, gelecek 10 yılda, idam, hapis ve toplama kamplarıyla donatılmış parti içi, kanlı bir iç hesapla başlangıcı oldu. hiçbir devrim kendi evlatlarını bu ölçüde yememişti.
1927-1937 arasındaki on yıl, politik baskının yanında dev boyutlu sosyal ve ekonomik atılımların gerçekleştirildiği bir dönemdir. bu dönemde üç temel kalkınma girişımı görülür; çiftliklerin kolektifleştirilmesi, hızlı sanayileşme ve eğitimde devrim. gelişmiş kapitalist ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımıyla boğuşurken sovyetler birliği bu üç alanda şaşırtıcı bir gelişme sağladı.. 1920’lerin açlık ve yoksulluk altındaki bu köylü ülkesi, 20 yıl içinde abd’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline gelerek abd ile kıran kırana soğuk savaş'a girdi.
kaynak:tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_...
devamını gör...
hal hatır sormadan konuya giren insan
kendimdir. yapmacıklıktan hiç haz etmem, eğer cidden halini hatrını merak ediyorsam sorarım, etmiyorsam bahsini etmem. sanki hal-hatır sormak selam vermenin yerini almış gibi davranıyor insanlar. belki de hal hatır sormadan, merhaba ile yetinmem benim eksikliğimdir ama kesinlikle gereksiz, iki tarafında ilgisini çekmeyen kısa sohbetlerin önüne geçmiş oluyorum en azından.
devamını gör...
insanın özü
her insanın hayatında gelmek istediği bir nokta vardır. bazıları sevgiyi arar durur bazılarıda iş güç hırsına kapılır, sel olup akıp gider. insanın özünü yine insanın kendi belirler.
devamını gör...
altın
iyi bir ustanın elinde sanat eserine dönüşen, doğada diğer metallere kıyasla daha ender bulunduğu ve güzel görüntüsü sebebiyle yüzyıllarca insanoğlunun elinde oyuncak olmuş bir madendir.
doğada saf halde bulunur ancak insanoğlunun değer yargıları ve hırsı yüzünden insan eliyle ''ayar'' dediğimiz yüzdesel oranlara bölünüp, daha çok insana daha ulaşılabilir bir şekle sokulup,sunulmuştur.
altın ayarı, ticarette 24'e bölünmüştür. 24 ayar altının en saf halidir, içinde herhangi bir katkı maddesi bulunmaz.
1'den 24'e kadar giden skalada 1 ayar içerisinde en az altın bulunan karışımı, 24 ayar ise saf altını temsil eder.
binlik yüzde ile hesaplandığı zaman ise şöyle bir tablo çıkar karşımıza:
1000/24=41,66 demektir. yani 1 ayarlık altın dendiğinde aklınıza binde 41,66 yani yüzde 4'lük bir oran gelmelidir.
kuyumcularda duyduğunuz 8 ayar,14 ayar, 18 ayar ve 22 ayar(genellikle burma bilezikler) aslında size o mamülün içindeki has altın oranı hakkında bilgi verir.
10 gramlık 22 ayar bir burma bileziğin içinde 9,16 gram has altın bulunmaktadır.geriye kalan 0,84'gramlık kısım ise katkı maddeleridir(bakır,alloy ve rodyum genellikle)
şöyle hesaplayabilirsiniz; 10 gr (toplam bileziğin gramı) x 0,916( 22 ayarlık bir bileziğin içerisindeki altın oranının katsayısı- 41,66x22: 916)
aynı hesabı diğer ayarlar için de bulabilirsiniz.
bu nerede işime yarar derseniz:
güncel gram altın fiyatının 500 tl olduğunu düşünürsek;
10 gramlık 18 ayar bir ürünün içerisindeki sadece altının fiyatını hesaplayabilirsiniz:
o da şöyle olmakta;
10x(41,66x18)=10x0,750=7,5 gram has altın demektir.
7,5grx500(güncel altın fiyatı)= 3750 tl 10 gramlık 18 ayarlık bir bileziğin içindeki altın fiyatıdır.
tabii ki size kuyumcu bunu bu fiyata veremez. çünkü altın satmıyor, size aslında sattığı şey işçiliktir.
yani bir kuyumcuya gidip bak abi bunun fiyatı bu sen neden bana başka fiyat veriyorsun dediğiniz zaman sizi dükkandan kovarsa hakkıdır.
çünkü o ürünü yaptırmak için sadece altını tezgaha koyup oluşmasını beklemiyorlar.
1 bilezik yapımı için makina ve katkı maddeleri, kiralar, çalışan masrafları, vergiler vs. hepsini hesaplaması gerekiyor.
kuyumculuk sektöründe özellikle makinelerin döviz ile satılması, altının içine konulan katkı maddelerinin döviz kuruna endeksli olması gibi çok fazla dışa bağımlı etmen vardır.
ve özellikle kalifiye eleman gereklidir çünkü elinizde bulunan altın madeni biraz kaprislidir, öyle herkes kolay kolay ondan bir şeyler çıkaramaz.
ek olarak, kuyumculuk sürekli ve düzenli para kazanabileceğiniz bir alan değildir.çok risklidir ve biraz da şansa ihtiyacınız vardır, sürekli satış durumunuz olmadığı için yüksek kar marjıyla çalışmak zorundasınızdır. yani bu hesaplamayı alıp da lütfen kuyumcu abilerimiz ablalarımıza atar yapmayınız.
türkiye'de bu işin uzmanı ermenilerdir. gerçekten madenle aralarında özel bir ilişki vardır, bunu konuşmalarından, bakış açılarından farkedebillirsiniz.
esnaflıkları harikadır. hiç bir şekilde size türlü çakallıklar yapıp sizi uyutmaya çalışmazlar. ürünleri el emeğidir, harika tasarımları vardır ve siz işe yeni başlamış bir genç olarak yanlarına gittiğiniz zaman size abilik yapıp her şeyi gösterirler. tanıdığım onca ermeni usta hakkında bir kere bile kötü bir şey duymadım.
altın muhteşem bir madendir. ruhu ve kişiliği vardır, istediğiniz kadar kimya okuyup teorik olarak düşünseniz dahi bazen tepkimeye girmesi gereken yerde tepkimeye girmez,böyle durumlarda ustanıza bakarsınız, madenin canı sıkkın rahat bırak der, gümüş yenge ile mi atışmış usta dersiniz, güler geçersiniz.
doğada saf halde bulunur ancak insanoğlunun değer yargıları ve hırsı yüzünden insan eliyle ''ayar'' dediğimiz yüzdesel oranlara bölünüp, daha çok insana daha ulaşılabilir bir şekle sokulup,sunulmuştur.
altın ayarı, ticarette 24'e bölünmüştür. 24 ayar altının en saf halidir, içinde herhangi bir katkı maddesi bulunmaz.
1'den 24'e kadar giden skalada 1 ayar içerisinde en az altın bulunan karışımı, 24 ayar ise saf altını temsil eder.
binlik yüzde ile hesaplandığı zaman ise şöyle bir tablo çıkar karşımıza:
1000/24=41,66 demektir. yani 1 ayarlık altın dendiğinde aklınıza binde 41,66 yani yüzde 4'lük bir oran gelmelidir.
kuyumcularda duyduğunuz 8 ayar,14 ayar, 18 ayar ve 22 ayar(genellikle burma bilezikler) aslında size o mamülün içindeki has altın oranı hakkında bilgi verir.
10 gramlık 22 ayar bir burma bileziğin içinde 9,16 gram has altın bulunmaktadır.geriye kalan 0,84'gramlık kısım ise katkı maddeleridir(bakır,alloy ve rodyum genellikle)
şöyle hesaplayabilirsiniz; 10 gr (toplam bileziğin gramı) x 0,916( 22 ayarlık bir bileziğin içerisindeki altın oranının katsayısı- 41,66x22: 916)
aynı hesabı diğer ayarlar için de bulabilirsiniz.
bu nerede işime yarar derseniz:
güncel gram altın fiyatının 500 tl olduğunu düşünürsek;
10 gramlık 18 ayar bir ürünün içerisindeki sadece altının fiyatını hesaplayabilirsiniz:
o da şöyle olmakta;
10x(41,66x18)=10x0,750=7,5 gram has altın demektir.
7,5grx500(güncel altın fiyatı)= 3750 tl 10 gramlık 18 ayarlık bir bileziğin içindeki altın fiyatıdır.
tabii ki size kuyumcu bunu bu fiyata veremez. çünkü altın satmıyor, size aslında sattığı şey işçiliktir.
yani bir kuyumcuya gidip bak abi bunun fiyatı bu sen neden bana başka fiyat veriyorsun dediğiniz zaman sizi dükkandan kovarsa hakkıdır.
çünkü o ürünü yaptırmak için sadece altını tezgaha koyup oluşmasını beklemiyorlar.
1 bilezik yapımı için makina ve katkı maddeleri, kiralar, çalışan masrafları, vergiler vs. hepsini hesaplaması gerekiyor.
kuyumculuk sektöründe özellikle makinelerin döviz ile satılması, altının içine konulan katkı maddelerinin döviz kuruna endeksli olması gibi çok fazla dışa bağımlı etmen vardır.
ve özellikle kalifiye eleman gereklidir çünkü elinizde bulunan altın madeni biraz kaprislidir, öyle herkes kolay kolay ondan bir şeyler çıkaramaz.
ek olarak, kuyumculuk sürekli ve düzenli para kazanabileceğiniz bir alan değildir.çok risklidir ve biraz da şansa ihtiyacınız vardır, sürekli satış durumunuz olmadığı için yüksek kar marjıyla çalışmak zorundasınızdır. yani bu hesaplamayı alıp da lütfen kuyumcu abilerimiz ablalarımıza atar yapmayınız.
türkiye'de bu işin uzmanı ermenilerdir. gerçekten madenle aralarında özel bir ilişki vardır, bunu konuşmalarından, bakış açılarından farkedebillirsiniz.
esnaflıkları harikadır. hiç bir şekilde size türlü çakallıklar yapıp sizi uyutmaya çalışmazlar. ürünleri el emeğidir, harika tasarımları vardır ve siz işe yeni başlamış bir genç olarak yanlarına gittiğiniz zaman size abilik yapıp her şeyi gösterirler. tanıdığım onca ermeni usta hakkında bir kere bile kötü bir şey duymadım.
altın muhteşem bir madendir. ruhu ve kişiliği vardır, istediğiniz kadar kimya okuyup teorik olarak düşünseniz dahi bazen tepkimeye girmesi gereken yerde tepkimeye girmez,böyle durumlarda ustanıza bakarsınız, madenin canı sıkkın rahat bırak der, gümüş yenge ile mi atışmış usta dersiniz, güler geçersiniz.
devamını gör...
normal sözlük'teki sohbet edilesi yazarlar
yalnız kalıp tavanı izlediğim şu dakikalarda, sohbet etmek ne de güzel olurdu.
devamını gör...
kapitalizm
bugün size kapitalizmi anlatayım. kapitalizm kapitalden gelir. iktisatta çeşitli üretim faktörleri yer alır. analizlerde basitleştirici yöntem olarak sermaye ve emek kullanılır. emek zaten beşer faktörlüdür. sermaye ise bir stok değişkendir. kapital aslında sermayeyi en temelinde parayı temsil eder. bir de temel kural vardır. yatırımcı sermayesini ortaya koyar, yatırım yapar, istihdam sağlar diye. ilk bakışta bu da kulağa çok hoş gelir. bunda problem nedir diye sorabilirsiniz? evet görünürde öyledir, ancak keynes'in iradesiyle yatırımcı hayvani hırslarla yatırım yaptıkça daha fazla kazanmayı tercih eder. daha fazla kazanmak isteyen kapitalist öncelikle maliyetleri düşürmek ister. çünkü kâr toplam maliyetin toplam hasıladan çıkarılmasıyla elde edilir. ( π=tr-tc) her şeye kar güdüsüyle yaklaşan yatırımcı belli bir zaman sonra artık sadece paraya bakar. örneğin kıyılardan yararlanma hakkı tüm vatandaşlara ait bir haktır. kapitalizm bunu gösterişle şaşaaa ile birleştirir kıyıya 5 yıldızlı otel diker, bedavaya yapacağınız tatilin 1 haftası için 10000tl hizmet bedeli ödersiniz. bakkalın 10 tl'ye sattığı bir ürünü market 9 tl'ye satar. çünkü bakkal 5 adet satsa (10*5=50tl), market 100 tane satar (9*100=900tl). sürümden kazanır. kapital her zaman kazanmaya odaklıdır. bir ileri aşaması finans kapitaldir. üretimden elde ettiği kazançla yetinmeyen kapitalist paradan para kazanmaya odaklanır. faizden kazanır, borsadan kazanır ama hep kazanır. kısacası beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayana kadar bu sistem devam edecektir. arada kriz çıkar, çünkü kriz dönemleri sermayenin rövanş alma dönemleridir. (boratav) kriz sonrası emekçi sınıf kaybederken sermaye sahipleri servetlerini artırır. öte yandan, sistemin devamlılığı için sürekli reklamlar oynar. size para harcamak için her şeyi denerler. siz harcadıkça daha fazla kazanırlar. yani 10 çift ayakkabısı olana 11. çifti aldıran sistem de kapitalizmdir. 11 eylül'de ikiz kuleleri yıktıran da kapitalizmdir. ırak'ta bir gecede 3 milyon müslümanı katlettiren de kapitalizmdir.
devamını gör...
şu an hissettiğiniz burukluğun sebebi
boşa geçmiş bir ömür, yaşanmış bir çok travma, acı. bitmeyen yalnızlık ve olmayan bir gelecek.
kısacası kaybedecek bir şeyin kalmaması.
kısacası kaybedecek bir şeyin kalmaması.
devamını gör...
alerjik rinit
kendisi belalım olur... !!!
kullanmadığım ilaç kalmadı fakat ne öldürüyor ne de güldürüyor efenimmm resmen sürünüyorum.
kullanmadığım ilaç kalmadı fakat ne öldürüyor ne de güldürüyor efenimmm resmen sürünüyorum.
devamını gör...
insan
basit gibi gözüken fakat en karmaşık canlıdır.
ayrıca fazıl say'ın bir şiirden bestelediği insan insan eserinde de geçer.
--- alıntı ---
insan, insan derler idi
insan nedir şimdi bildim
can can deyu söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim.
--- alıntı ---
ayrıca fazıl say'ın bir şiirden bestelediği insan insan eserinde de geçer.
--- alıntı ---
insan, insan derler idi
insan nedir şimdi bildim
can can deyu söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim.
--- alıntı ---
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
sevgi çok önemli. yani sevdiğin bir şeyse sonuna kadar git. bu arada green book filminden bir alıntı yapmak istiyorum, bence 12 den vurmuşlar.
the world is full of lonely people afraid to make the first move.
dünya, ilk hareketi ( sohbeti başlatma) yapmaktan korkan yalnız insanlarla dolu.
the world is full of lonely people afraid to make the first move.
dünya, ilk hareketi ( sohbeti başlatma) yapmaktan korkan yalnız insanlarla dolu.
devamını gör...
dünyadaki en büyük hüzün
kalbimi kötülere açıp, onlar tarafından kırılışının ardında bıraktığı boşluk ve hissizlik şu dünyadaki en büyük hüzündür benim için.
devamını gör...
siz öğrenci misiniz yoksa terörist mi
bunlara göre onlardan olmayan herkes terörist zaten.
şaşırdık mı? hayır.
şaşırdık mı? hayır.
devamını gör...
en güzel yaş
30'lı yaşlar. şarap gibi oluyorsun. her şey yerine oturmuş oluyor. 20'li yaşlar da yaptığın hataların dersini aldıysan eğer sorun yok.
devamını gör...
kitap alma siteleri
kitapyurdu, babil, d&r, idefix, nadir kitap gibi siteler.
genelde kitapyurdu en ucuzu oluyor *
babil en temiz, en düzgün kitapları getireni.*
d&r en pahalı olanlardan biri sanırım ancak kitap çok çabuk elinize geçiyor.*
nadir kitap da ikinci el kitaplar için birebir.
genelde kitapyurdu en ucuzu oluyor *
babil en temiz, en düzgün kitapları getireni.*
d&r en pahalı olanlardan biri sanırım ancak kitap çok çabuk elinize geçiyor.*
nadir kitap da ikinci el kitaplar için birebir.
devamını gör...
biz sizi ararız
telefonun başında çaresiz bekliyorum,bekliyorum ama çalmacak biliyorum.. bu şarkı aslında biz sizi ararız'a itafen yazılmıştır. bunun bir başka versiyonu da,aramazsan arama iş aramazsan arama zaten merhem olmazsın sen benim kariyer hayatıma olucaktır..
devamını gör...
doktora başvurusu
insanın sinirlerini yıpratan süreçtir.
yurt dışı ve yurt içi programlar bir arada düşünüldüğünde; en az 3-4 tane sınava girmek -ales, yds, toefl, ielts, gre; siz çoğaltın-, bunların her birinde başvurmayı planladığınız üniversitelerin şartlarını tutturmak, her üniversiteye ayrı motivasyon mektubu yazmak, her başvuru için utana sıkıla referans istemek, tonla belgeyi bir araya getirip istenilen formatta sunmak, mülakata girmek ve en acısı kimi başvuru için $100-200 para ödemek gibi birçok aşamadan oluşan uzun ve karmakarışık bir iştir. bunun haricinde kimi zaman çalışmak istediğiniz hoca tamam demiş üniversitede yeriniz bile hazırken burs peşinde koşturursunuz. başvuru süreci kimi zaman insana hayatın anlamını sorgulatır.
ben de şu anda bu süreçten geçmekteyim, aynı durumda olan kafacıları başlığa/sohbete bekliyorum efendim. henüz yalnızca birkaç üniversite/enstitüye başvuru yaptım. yakın gelecekte başvuru yaptığım yerlerden dönüş almaya başlayacağım. umuyorum bu tanımımı güzel bir haberle güncellerim.
edit: efenim güncellerim demişim ve unutmuşum. pek yakında boğaziçi üniversitesi'nde doktoraya başlıyorum.
yurt dışı ve yurt içi programlar bir arada düşünüldüğünde; en az 3-4 tane sınava girmek -ales, yds, toefl, ielts, gre; siz çoğaltın-, bunların her birinde başvurmayı planladığınız üniversitelerin şartlarını tutturmak, her üniversiteye ayrı motivasyon mektubu yazmak, her başvuru için utana sıkıla referans istemek, tonla belgeyi bir araya getirip istenilen formatta sunmak, mülakata girmek ve en acısı kimi başvuru için $100-200 para ödemek gibi birçok aşamadan oluşan uzun ve karmakarışık bir iştir. bunun haricinde kimi zaman çalışmak istediğiniz hoca tamam demiş üniversitede yeriniz bile hazırken burs peşinde koşturursunuz. başvuru süreci kimi zaman insana hayatın anlamını sorgulatır.
ben de şu anda bu süreçten geçmekteyim, aynı durumda olan kafacıları başlığa/sohbete bekliyorum efendim. henüz yalnızca birkaç üniversite/enstitüye başvuru yaptım. yakın gelecekte başvuru yaptığım yerlerden dönüş almaya başlayacağım. umuyorum bu tanımımı güzel bir haberle güncellerim.
edit: efenim güncellerim demişim ve unutmuşum. pek yakında boğaziçi üniversitesi'nde doktoraya başlıyorum.
devamını gör...
kimono
geleneksel japon giysisidir. modern hayatta japon toplumu da kot pantolon, t-shirt, ceket gibi batılı kıyafetler giyseler de geleneksel kıyafetleri olan kimonoyu japonlar halen düğün ve seromonilerde, geleneksel japon tiyatrosu olan kabuki gösterilerinde, tapınaklarda giymeye devam ediyorlar.
ki - giymek ve mono - şey şeklinde açılabilir. tam türkçe karşılığı "giyecek, giysi, kıyafet, giyilecek şey" anlamındadır. hem kadın hem erkek hem de çocuklar için olan geleneksel japon giysilerin hepsine kimono denir. yüzlerce çeşiti vardır. düğün için olanı başka, yazlık olanı başka, iç giyim olanı başka, dış giyim ceket olanı başka...
asya tarihi dizilerinde görmüşsünüzdür kat kat ipek kumaşlar giyerler ve obi denilen bir dokuma kemerle belden sıkıca bağlarlar. kimono'nun yazlık olanına yukata denir. obi her zaman arkadan bağlanır. sadece fuhuş yapan geyşalar obilerini önden bağlarlar. bir geyşanın anıları filminde göze çarpan gösterişli kemerlere tsuke obi denir. bunlar giyime her daim hazır olan pratik aksesuarlardır. buradaki videoda obi dokuma tezgahını ve obi üzerindeki desenlerin anlamlarını anlatan japonca içeriği izleyebilirsiniz.
kimono kumaşındaki desenler, renkler, işçilik ve obi bağlama stili bir japonun toplum içerisindeki statüsünü gösterir. kimono giymek bir sanattı ve bu sanat aileden öğrenilirdi. aynı zamanda çocuğa ailesinden kalan pahalı bir mirastı. saf ipekten dokuma kumaşı astar rengi için kök boyasına daldırırlardı. puantiyeli bir kimono için kumaşa yüzlerce düğüm atılır ve sonra boya dolu fıçıya daldırılırdı. daha sonra da kaynar su buharında boya fikslenirdi. edo döneminden beri en popüler renk japon mavisi (ai) olarak bilinen koyu çivit mavi renkti. yüzlerce düğüm atılan saf ipek kumaş japon mavisi boyaya daldırıldıktan sonra kurutulup düğümler açıldığında kumaş yıldızlı bir geceyi betimleyen sanat eserine dönüşüyordu. bu tekniğe shibori denmektedir. şurada güzel bir uygulama videosu var.
bugün kot pantolonlarda kanıksadığımız çivit mavi renk aslında japon mavisidir. bir japon giyim markası kot pantolonları bu mavi renkte boyayıp satmaya başlayınca bütün dünya'da ideal kot pantolon rengi oluverdi. ayrıca japon mavisi seramiklerde de çok yaygın kullanılan bir renktir.
buradan japon kültüründe hangi renkler popülerdi bakabilirsiniz.
daha gösterişli bir kimono istiyorsanız kimono ressamlarına sipariş vermeliydiniz. gerçek altın folyoyla ve altın ipliklerle nakşedilen desenler japon toplumundaki statünüz yansıtacaktır şu ve bi de şu.
edit: daleksaldırısı 'nın verdiği bilgilere göre ekleme ve yorum yapıyorum;
kimono ipek kumaştan üretilir iken yukata pamuktan üretilir. erkek yukatasını giymek kadınlara kıyasla daha az zahmetli olur.
geyşalar kesinlikle fuhuş yapmazlar. obi kemerlerini arkadan bağlayabilmek için bir yardımcıya ihtiyaç vardır. geyşa evlerinin maddi durumu yetersiz olduğunda maiko ve geyşalar obi kemerini önden bağlarlar.
maiko, çırak geyşa veya yarım-mücevher demektir. maikoların kimonolarının yakaları kırmızı, geyşalarınki beyazdır. yaka değişimi için maiko'nun genç kızlıktan kadınlığa adım atmış olması gerekmekteydi. bu uygulamaya mizuage deniliyordu ve teorik olarak maiko'nun bekaretinin açık arttırma yoluyla en yüksek fiyat veren kişiye satılması ile gerçekleşiyordu. (yani biz batılılara göre fuhuş)
geyşaların müşteriler ile yatmaya izinleri yoktu. ancak danna-sama bu ayrıcalığa sahipti. bir geyşa meslek hayatı boyunca en fazla 1-2 danna alır, daha fazlası ile şöhretine leke düşürmezdi. danna, geyşasının bütün masraflarını, pahalı hediyelerini ödemekle üstlenirdi. kontrat 5 yıllığına yapılırdı. danna için bu gurur verici bir şeydir. danna'nın karısı bile geyşayla yalnızca cinsel ilişkisi olan kocasıyla gurur duyardı. geyşalar ise asla evlenmezlerdi. evlenirse geyşalık yapamazdı. bu sistemde aşk ve tutku gibi japon toplumu için küçük düşürücü, utandırıcı, zayıflık olarak görülen duygulara yer yoktur.
yani medeni hukuka'a göre geyşalar sözleşmeli fahişelerdir. ama fuhuş yapmak modern ceza yasalarında suç olarak yer almaz.
fuhuş: para karşılığı cinsel ilişkiye girmek
evet, japon toplumunda cinselliğe ve fahişeliğe farklı bakılıyor. o toplum için geyşalar zengin burjuva danna'larına sanatıyla, kültürüyle, güzelliğiyle en iyi hizmeti vermekle görevli fahişelerdir. bizim kültürümüzde geyşalık yok ama tam türkçesi 'kapatma' fahişeler vardır, yani metres.
şimdi social justice warrior'lar gelmeden, politik doğrucular burayı basmadan bu sistemi yorumlamaya devam edelim;
görüldüğü gibi erkeklerin cinsel isteklerinin sürekli diri tutulması, ateşlenmesi için ataerkil toplumlarda metres, geyşa gibi ataerkil baskı altındaki kadınlar kullanılıyor. bir erkeğin cinsel gücünü kanıtlaması en ilkel davranış şeklidir. ne yazık ki ülkemizde hala böyle ilkel dırzolar var. cinsel gücünü kaybedene ne deriz? iktidarsız diyoruz değil mi?
toplumda kadın ikiye ayrılır; kitonyen eğlenilecek kadın ve piru-pak, masum, cennetten düşen çiğ damlası gibi, bakire meryem misali evlenilecek kadın. cinsellik ayıp, tü kaka, püüü rezil kadın seni. peki erkekler kimi s*kecek? ideal kadın meryem ana gibiyse, cinsel ilişkiye girmeden hamile kalıyorsa (oha yani oha, isa tüp bebek herhalde) bu motif nedir?
ister kıta avrupası'na, ister asya toplumlarına isterseniz ortadoğu toplumlarına bakın. bu kurumun adı tapınak fahişeliğidir.
"geyşalar fuhuş yapmaz" ne yapar canım kardeşim? senin de bütün maddi isteklerin 5 yıl karşılansa sen bile geyşa olursun. zaten günümüzde bazı siyasetçilerin yaptığı da bu değil mi: devlete geyşa olmak.
geyşalar, fuhuş yapmaz demek iki yüzlülüktür. geyşa'lık kurumu öyle hadi halka bir hizmet götürelim diyerek ortaya çıkan bir meslek değil. zaten bütün meslekler bir ihtiyaçtan ortaya çıkar.
ki - giymek ve mono - şey şeklinde açılabilir. tam türkçe karşılığı "giyecek, giysi, kıyafet, giyilecek şey" anlamındadır. hem kadın hem erkek hem de çocuklar için olan geleneksel japon giysilerin hepsine kimono denir. yüzlerce çeşiti vardır. düğün için olanı başka, yazlık olanı başka, iç giyim olanı başka, dış giyim ceket olanı başka...
asya tarihi dizilerinde görmüşsünüzdür kat kat ipek kumaşlar giyerler ve obi denilen bir dokuma kemerle belden sıkıca bağlarlar. kimono'nun yazlık olanına yukata denir. obi her zaman arkadan bağlanır. sadece fuhuş yapan geyşalar obilerini önden bağlarlar. bir geyşanın anıları filminde göze çarpan gösterişli kemerlere tsuke obi denir. bunlar giyime her daim hazır olan pratik aksesuarlardır. buradaki videoda obi dokuma tezgahını ve obi üzerindeki desenlerin anlamlarını anlatan japonca içeriği izleyebilirsiniz.
kimono kumaşındaki desenler, renkler, işçilik ve obi bağlama stili bir japonun toplum içerisindeki statüsünü gösterir. kimono giymek bir sanattı ve bu sanat aileden öğrenilirdi. aynı zamanda çocuğa ailesinden kalan pahalı bir mirastı. saf ipekten dokuma kumaşı astar rengi için kök boyasına daldırırlardı. puantiyeli bir kimono için kumaşa yüzlerce düğüm atılır ve sonra boya dolu fıçıya daldırılırdı. daha sonra da kaynar su buharında boya fikslenirdi. edo döneminden beri en popüler renk japon mavisi (ai) olarak bilinen koyu çivit mavi renkti. yüzlerce düğüm atılan saf ipek kumaş japon mavisi boyaya daldırıldıktan sonra kurutulup düğümler açıldığında kumaş yıldızlı bir geceyi betimleyen sanat eserine dönüşüyordu. bu tekniğe shibori denmektedir. şurada güzel bir uygulama videosu var.
bugün kot pantolonlarda kanıksadığımız çivit mavi renk aslında japon mavisidir. bir japon giyim markası kot pantolonları bu mavi renkte boyayıp satmaya başlayınca bütün dünya'da ideal kot pantolon rengi oluverdi. ayrıca japon mavisi seramiklerde de çok yaygın kullanılan bir renktir.
buradan japon kültüründe hangi renkler popülerdi bakabilirsiniz.
daha gösterişli bir kimono istiyorsanız kimono ressamlarına sipariş vermeliydiniz. gerçek altın folyoyla ve altın ipliklerle nakşedilen desenler japon toplumundaki statünüz yansıtacaktır şu ve bi de şu.
edit: daleksaldırısı 'nın verdiği bilgilere göre ekleme ve yorum yapıyorum;
kimono ipek kumaştan üretilir iken yukata pamuktan üretilir. erkek yukatasını giymek kadınlara kıyasla daha az zahmetli olur.
geyşalar kesinlikle fuhuş yapmazlar. obi kemerlerini arkadan bağlayabilmek için bir yardımcıya ihtiyaç vardır. geyşa evlerinin maddi durumu yetersiz olduğunda maiko ve geyşalar obi kemerini önden bağlarlar.
maiko, çırak geyşa veya yarım-mücevher demektir. maikoların kimonolarının yakaları kırmızı, geyşalarınki beyazdır. yaka değişimi için maiko'nun genç kızlıktan kadınlığa adım atmış olması gerekmekteydi. bu uygulamaya mizuage deniliyordu ve teorik olarak maiko'nun bekaretinin açık arttırma yoluyla en yüksek fiyat veren kişiye satılması ile gerçekleşiyordu. (yani biz batılılara göre fuhuş)
geyşaların müşteriler ile yatmaya izinleri yoktu. ancak danna-sama bu ayrıcalığa sahipti. bir geyşa meslek hayatı boyunca en fazla 1-2 danna alır, daha fazlası ile şöhretine leke düşürmezdi. danna, geyşasının bütün masraflarını, pahalı hediyelerini ödemekle üstlenirdi. kontrat 5 yıllığına yapılırdı. danna için bu gurur verici bir şeydir. danna'nın karısı bile geyşayla yalnızca cinsel ilişkisi olan kocasıyla gurur duyardı. geyşalar ise asla evlenmezlerdi. evlenirse geyşalık yapamazdı. bu sistemde aşk ve tutku gibi japon toplumu için küçük düşürücü, utandırıcı, zayıflık olarak görülen duygulara yer yoktur.
yani medeni hukuka'a göre geyşalar sözleşmeli fahişelerdir. ama fuhuş yapmak modern ceza yasalarında suç olarak yer almaz.
fuhuş: para karşılığı cinsel ilişkiye girmek
evet, japon toplumunda cinselliğe ve fahişeliğe farklı bakılıyor. o toplum için geyşalar zengin burjuva danna'larına sanatıyla, kültürüyle, güzelliğiyle en iyi hizmeti vermekle görevli fahişelerdir. bizim kültürümüzde geyşalık yok ama tam türkçesi 'kapatma' fahişeler vardır, yani metres.
şimdi social justice warrior'lar gelmeden, politik doğrucular burayı basmadan bu sistemi yorumlamaya devam edelim;
görüldüğü gibi erkeklerin cinsel isteklerinin sürekli diri tutulması, ateşlenmesi için ataerkil toplumlarda metres, geyşa gibi ataerkil baskı altındaki kadınlar kullanılıyor. bir erkeğin cinsel gücünü kanıtlaması en ilkel davranış şeklidir. ne yazık ki ülkemizde hala böyle ilkel dırzolar var. cinsel gücünü kaybedene ne deriz? iktidarsız diyoruz değil mi?
toplumda kadın ikiye ayrılır; kitonyen eğlenilecek kadın ve piru-pak, masum, cennetten düşen çiğ damlası gibi, bakire meryem misali evlenilecek kadın. cinsellik ayıp, tü kaka, püüü rezil kadın seni. peki erkekler kimi s*kecek? ideal kadın meryem ana gibiyse, cinsel ilişkiye girmeden hamile kalıyorsa (oha yani oha, isa tüp bebek herhalde) bu motif nedir?
ister kıta avrupası'na, ister asya toplumlarına isterseniz ortadoğu toplumlarına bakın. bu kurumun adı tapınak fahişeliğidir.
"geyşalar fuhuş yapmaz" ne yapar canım kardeşim? senin de bütün maddi isteklerin 5 yıl karşılansa sen bile geyşa olursun. zaten günümüzde bazı siyasetçilerin yaptığı da bu değil mi: devlete geyşa olmak.
geyşalar, fuhuş yapmaz demek iki yüzlülüktür. geyşa'lık kurumu öyle hadi halka bir hizmet götürelim diyerek ortaya çıkan bir meslek değil. zaten bütün meslekler bir ihtiyaçtan ortaya çıkar.
devamını gör...
unabomber
theodore kaczynski'nin üniversitedeki profesörlük görevinden istifa etmesiyle - bir ormanda küçük bir kulübede yaşayarak bomba üretmesi ve ürettiği bu bombalarla bir dizi saldırı düzenlemesi arasındaki benliğinde kullandığı lakap.
kardeşi tarafından ihbar edilene kadar işin içine fbi ve uluslararası güvenlik örgütleri dahi girmiş olsa da yakalanamamıştı. dolayısıyla da unabomber'ın theodore olduğu da bilinmemekteydi. lakabın açılımı ise "university and airline bomber"dır.
kurbanları arasında bilgisayar firması sahipleri, havayolları gibi dönem uygarlığının teknolojik ayakları bulunmaktadır.
ayrıca (bkz: unabomber manifesto)
kardeşi tarafından ihbar edilene kadar işin içine fbi ve uluslararası güvenlik örgütleri dahi girmiş olsa da yakalanamamıştı. dolayısıyla da unabomber'ın theodore olduğu da bilinmemekteydi. lakabın açılımı ise "university and airline bomber"dır.
kurbanları arasında bilgisayar firması sahipleri, havayolları gibi dönem uygarlığının teknolojik ayakları bulunmaktadır.
ayrıca (bkz: unabomber manifesto)
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
sözlük yazarlarının sabah yaptıkları ilk işin sorulduğu başlıktır. benim yaptığım ilk iş alarmı kapatıp yeniden uyumak.
devamını gör...
