zaman..
devamını gör...

tembel hayvan psikolog olurdu.
sinekler ajan olurdu.
bukalemunlarda da bi star ışığı var bence.
devamını gör...

'harcama' anlamına da gelen sözcüktür.
devamını gör...

1990 doğumlu, seküler milliyetçinin el kitabı 1 ve 2 adında kitapları olan genç yazar. iyi parti'nin kuruluş aşamasında partinin gik üyeliğine seçilmiş ve meral akşener'in meclis konuşmalarını yazmıştır. iyi parti'nin siyasi işler başkanı mehmet salim ensarioğlu'nun "açılım süreci" ne destek veren açıklamaları nedeniyle partiden istifa etmiştir. aynı zamanda bir dönem ekşi sözlüğün arpad nickiyle bilinen, sonrasında uçurulan sağlam yazarlarındandır. tamgatürk adında bir haber sitesinin sahibidir.
devamını gör...

birbirimizi kıl payı kaçırmış olamazdık,
beraber yaşlanamıyorsak bir sebebi olmalıydı,
kaldı ki bu kadar aynı hissedip bu kadar ayrı yollara savrulmak,
hesabı sadece rüzgardan sorulacak bir kabahat de olamazdı yazılı olmayan aşk kanunlarına göre,
aynı dediğime bakmayın,
hırpalanmış bir kalbin sukūtuhayali olabilir bu en fazla.
kimse aynı sevmez çünkü birbirini,
üstelik kalbine söz geçirebilenlerin birincilikle tamamlamaya girişeceği bir müsabakaya dönüşme ihtimali de saklıdır bu düzeni bozuk oyunun;
daha çok sevenin daima kaybettiği,
unutuyoruz bazen, insanlık hali...
daha çok seven her şeyi daha çok yapıyor,
daha çok pervane oluyor, daha çok mutlu etmeye çalışıyor,
daha çok feragat ediyor, daha çok özlüyor,
daha çok çabalıyor, daha çok üzülüyor, daha çok kafasına takıyor.
"al" diyor "ben canımı daha fazla yakamadım, sen dilediğin gibi örsele",
adeta celladının önünde diz çöküp, kaderini onun ellerine bırakmış bir ölüm mahkumu gibi,
ister vur, ister okşa diyor *, razıyım
gerçekleri görmek dışında her şeyi daha çok yapıyor,
halbuki görebilse o bulutların üzerinde çıktığı yolculuktan sert bir düşüşle inecek yeryüzüne,
darmadağın, lime lime etrafa saçılmış halde.

bilmiyor ki kandırılmış olmaktan daha fazla yanmayacak canı...
devamını gör...

pedler lüks tüketim kategorisinde değerlendirildiğinden sürekli yapılan zamların yanı sıra bir de yüksek vergi alınıyor. aynı zamanda yeni zelanda'da da pedler ücretsiz yapıldı. türkiye'de ise hem lüks olarak değerlendiriliyor hem de kara poşetlerle gizlenmeye çalışılıyor.

bakın şimdi en ilginç (!) kısım geliyor: pedler bir nevi doğurkanlık göstergesidir. yani ikide bir kutsayıp durduğunuz annelik regl olduğumuz sürece var olur, pedlere erişemez ve onun yerini sağlığımızı tehlikeye atan maddelerle kapatmaya çalışırsak bu kutsal annelik kimliğini zedelemiş oluruz. yeni zelanda ve iskoçya her kadının pedlere erişimi olsun diye adil bir tavırla hareket etmiş, türkiye de bari kendi kurmacalarıyla yapsın bunu. sağlığımız tehlikeye girsin istemiyoruz fakat pedlere bu kadar para vermek de istemiyoruz, ayrıca mecburen yaşadığımız bir şey için devletin bizden lüksmüşçesine vergi almasını da kabul etmiyoruz.
devamını gör...

arayışta olan bireyin anlamakta zorlandığı durumdur.
devamını gör...

pek farkları yok bence. zaten halkın çoğunluğu mecburiyetten bunlardan birisini seçmek zorunda. ne olduğu belirsiz şeyleri yiyoruz maalesef.
devamını gör...

gerçek pekmezle harmanlanmış, ekmeğe alternatif bir kahvaltı lezzetidir.
devamını gör...

eminim buna benzer bir şeyi bir çok kişi yapmıştır. böylesini yapmış mıdır bilmiyorum:

bir elinde çöp torbası, bir elinde içinde annenin lahmacun yaptırtmak üzere hazırladığı harçtan hangisini çöpe atmak? evet. daha da acayibi yanlış torbayı attığını ne zaman fark etmek? evet. pideciye çöpü uzatmak. o kadar dalgın ve beter durumda olmak. pidecinin çöpü açıp dehşetle sana bakması. senin "kaç tane çıkar usta?" diye sorman, iyice s.çıp sıvaman.
devamını gör...

viyana, klasik müzik ve vals

bugün sizleri gündemin yoruculuğundan, sol frame’in libidosundan biraz uzaklaştırayım. aşkın dansına gidelim.

“vals”

çıkış noktası her ne kadar 16. yy. fransa olsada vals, bir avusturya dansıdır. o dönemler fransa ciddi ekonomik sıkıntılar yaşamaktadır. kaldı ki bu süreç fransız ihtilaline doğru ilerler. yani millet aç aç! vals mi yapacak? vals 3/4 zamanlı erkek ve kadının birlikte uçuşa geçtiği bir avusturya dansıdır.

18.yy ve sonrasında viyana’da bir klasik müzik patlaması yaşanır. gelin bi bakalım kimler gelmiş, kimler geçmiş.

wolfgang amadeus mozart (aynı başlıkla bir yazı yazmıştım. okumuyonuz ki!) beethoven, franz schubert, johann strauss, johann strauss ıı. ozgur1ey.... liste uzayıp gidiyor. ( isimlerde bir yanlışlık yapmış olabilirim. sonra edütler, olmadı büdütler, hiç olmadı düdütler düzeltirim.)

aşkın dansını anlatabilmek için yukarıdaki bir ismi cümlemizin devamına alalım. johann strauss ıı. (babası ünlü bestakâr johann strauss’dur.) avusturyalılar ona “valsin kralı” derler. bizim johann yaşadığı dönemde en üretken bestekârlardandır. valsi sadece viyana’ya değil, tüm avrupaya sevdiren kişidir. en enlü eseri mavi tuna bir koro için yapılmış valstir. vals, eski bir almanca kelime olan “walzen” (döndürmek) anlamından türetilmiştir. 18. yy. halk arasında çok sevilen bu dans, daha sonraları aristokrasinin de vazgeçilmezi olur.

dünyada tutkunun dansı olarak bilinen tangonun, bir çeşit salon versiyonu denilir valse. tango, tutkunun dansıdır (o kadar sürtünürsen tutkuda olur, statik elektirikde) ancak vals, aşkın dansıdır. ali fuat cebesoy yazdığı anılarda, mustafa kemal’in selanik’te kısa sürede olağanüstü vals öğrendiğini ve harp okulu’nda ders aralarında arkadaşlarına da öğrettiğini belirtir. bir dönem bizim düğünlerimizde de gelin ve damadın ilk dansına vals denirdi. nereden nereye? kültürel anlamda resmen çöküş!

bu yazımda sizlere birkaç figür gösterirdim ama sözlük işte. bir tik tok değil. kaldı ki vals, bir partner ile yapılır. öyle ankara oyun havaları gibi çek aracı sağa in oyna değil. ben de vileda sapıyla bir gösteri yapsam hiç hoş olmaz. ama sizleri 2 dk. bir görüntü ile valse götüreyim.

aşkındansınagider
devamını gör...

ben çeyrek takıyorum.*
ne alsam beğenmiyor, çiçekten, kıyafete, takıya her seyi denedim. hep kulp buldu. kardeşlerimle toplanıp annemize çeyrek takıyoruz.
devamını gör...

sevmediğim durumdur.
tek ismim var mutluyum. çocuğum olursa şayet ona da tek isim vereceğim. teşekkürler.
devamını gör...

takipçilerime bir alıntı ile seslenmek istiyorum,

biz
tanımadığı insana gülümsemenin ,
kedi sevmenin,
renkli kalemlerin
mutlu ettiği insanlarız;
bizden zarar gelmez...


pisica femeie*
devamını gör...

muz kabız yapacağından zor tabi böyle şeyler, mermer gibi hacet giderirsin o kadar muz yersen diyerek karşı çıktığım diyettir.
devamını gör...

tsunami görüyorum, simsiyah bir dalga geliyor, sonrası yok, çaresizliğin dibini hissediyorum ama orada film kopuyor.. son on yıl içinde yılda en az bir kere görmüşümdür..
devamını gör...

benim gibi doğallıktan yana saf tutmuş erkeklerin mottosu.

tüysüz tavuk gibi dolaşmakta ne ki? tamam dağ kaçkını, kaptan mağara adamı gibi gezmeyelim ortalıkta fakat tavuk g.tüne dönmenin de pek manası yok.

ayrıca kıllı erkek bakımsız olur pis olur gibi kalıplara da gelmeyelim lütfen. bunlar hep protein çocukları yüzünden.

hem döşü kıllı erkek merhametli olur diyen söz vardır.
devamını gör...

kaslarını, ömrünün sonuna kadar aynı kalitede kullanmak isteyen, bedenini boşu boşuna yormak istemeyen, amaçsız yürüyüş bile yapmayan, asansör kullanmayan, ev işini spor olarak gören kadındır.
devamını gör...

zamana ve mekana göre değişiklik gösterir. bazen bağırmak olur, bazen de ağlayabilmek. sınırları çizilmemelidir, aksi takdirde buna özgürlük denmez.
devamını gör...

ilk tanımında sözlüğün kadınlarının güzelliğini değerlendiren ve sözlüğe kız için geldiğini beyan eden yazarın isteği.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim