#türkiyedinsizleşiyor
bu ülkenin %99 u müslüman! diye anıran siyasetçilere inananlar hala varmış.
türkiye'de islam hariç her din mevcut, hatta kirpi billuruna tapan bile vardır.
ben demiyorum.. kuran diyor.
türkiye'de islam hariç her din mevcut, hatta kirpi billuruna tapan bile vardır.
ben demiyorum.. kuran diyor.
devamını gör...
rammstein
her bir üyesi yetenek olarak aşmış grup. endüstriyel metal türünün babasıdır ayrıca.
yeni albümlerini tamamladıklarına dair haber salmışlardı geçen ay, noldu bilmiyorum, ses yok valla.*
yeni albümlerini tamamladıklarına dair haber salmışlardı geçen ay, noldu bilmiyorum, ses yok valla.*
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
küfürlü ve bayağı konuşması.
devamını gör...
yumurtalı ekmek
ekmek balığı. anneannem çok güzel yapar.
yağ çekmemesi için çok az yağ sürülmüş tavada kızartabilirsiniz.
yağ çekmemesi için çok az yağ sürülmüş tavada kızartabilirsiniz.
devamını gör...
lisede aşık olmak
lisede insan anca birinden hoşlanır, onu gözetler, ömrünün sonuna kadar o insanla beraber olacağını hayal edip rüyalara dalar, hormonların etkisiyle beyaz atlı prensini veya güzellik tanrıçanı falan bulduğunu sanar. pembe rüyalar görülür, pamuk şekerden bulutlar üzerinde hop hop hoplar. bu süre içinde kendini birinin sana “aşık” olduğu düşüncesine o kadar kaptırmış olursun ki, karşındakinin gösterdiği kırmızı bayrakları fark etmezsin bile. yok görülsen de, yerin dibine gömülsen de ama o beni seviyoor diye kendini avutursun, zaten o da öyle demiştir, yalan mı söyleyecek, ahahahaha, öyle bir imkan yok. sonra bir şekil karşındaki ergenden kurtulursun ve ayılırsın. tabii bu senaryo benim gibi ailesiyle çoğu şeyi konuşamayan insanların başına gelir genelde; bu tip evlerde aşktan, sevgiden konuşmak bile tabudur. ne kadar acı değil mi, aslında ne kadar güzel şeyler bunlar... sitemlerimi bir kenara koyayım da başka senaryoları ele alayım, aslında gerek de yok ama konuşmak istedim bu konuda.
bir başka senaryo da sevgililik meselelerinden daha haberdar insanların yaşayacağı lise hoşlantısı, ki muhtemelen üstteki senaryomdan çok daha güzel olur, bir gün biteceğini bilirsin, belki de inanmak istemezsin ama götürebildiğin kadar götürürsün. ilklerini yaşarsın, kelebekler uçuşur, daha masumsundur bu nedenle her şey ileride yaşayacaklarına nazaran çok çok daha tatlıdır. o güzel anılar hep akılda kalır, en azından öyle gözlemledim ben.
bir de ilişkilerini gerçekten inandıkları gibi sürdürebilen, yıllarca beraber kalan, evli mutlu çocuklu moduna girebilen lise aşıkları var ki takdire şayan. onlara da helal olsun demekten başka bir şey diyemiyorum açıkçası.
her halükarda güzel bir tecrübe olacağına inanıyorum lise hoşlantılarının, sevmek kadar masum ne var ki zaten, doğru kişi bulunduğu sürece nesi kötü olabilir ki?
bir başka senaryo da sevgililik meselelerinden daha haberdar insanların yaşayacağı lise hoşlantısı, ki muhtemelen üstteki senaryomdan çok daha güzel olur, bir gün biteceğini bilirsin, belki de inanmak istemezsin ama götürebildiğin kadar götürürsün. ilklerini yaşarsın, kelebekler uçuşur, daha masumsundur bu nedenle her şey ileride yaşayacaklarına nazaran çok çok daha tatlıdır. o güzel anılar hep akılda kalır, en azından öyle gözlemledim ben.
bir de ilişkilerini gerçekten inandıkları gibi sürdürebilen, yıllarca beraber kalan, evli mutlu çocuklu moduna girebilen lise aşıkları var ki takdire şayan. onlara da helal olsun demekten başka bir şey diyemiyorum açıkçası.
her halükarda güzel bir tecrübe olacağına inanıyorum lise hoşlantılarının, sevmek kadar masum ne var ki zaten, doğru kişi bulunduğu sürece nesi kötü olabilir ki?
devamını gör...
40 yaşında adamsın sözlükte ne işin var sözü
+10 yaşla şut ve gol dediğim eleman. buradaki daha birçok kişi daha bebekken veya namevcut iken, 1996'da internetle tanışmış biri olarak buralarda yer almayı gayet hakkım görüyorum.
devamını gör...
mahlassızım
bilgi dolu tanımları ve cömert oylarından ötürü sessizce takibime aldığım yazar. takibime almamın ilk nedeni, ilk yazdığım şey, yanlış anlaşılmasın* teşekkürlerimi sunuyorum, keyifli sözlükler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
ruhuma bakıp göbeğimi görebiliyorum bu ara.

ruh halim şişman, keyifsiz, asık suratlı.
bedenimle aynı doğrultuda ne garip?
ruh ehlileşmeden beden zor ehlileşecek gibi ya da aksine bedeni dizginledikçe ruh hizaya gelecek ama etkileşim aşikar bir yerde.
püfff garip bir haldeyim, garip bir yerdeyim. bedenle ruhun buluşabileceği en yanlış yerdeyim.

ruh halim şişman, keyifsiz, asık suratlı.
bedenimle aynı doğrultuda ne garip?
ruh ehlileşmeden beden zor ehlileşecek gibi ya da aksine bedeni dizginledikçe ruh hizaya gelecek ama etkileşim aşikar bir yerde.
püfff garip bir haldeyim, garip bir yerdeyim. bedenle ruhun buluşabileceği en yanlış yerdeyim.
devamını gör...
the book of eli
türkiye'de 'tanrının kitabı' adıyla vizyona giren, denzel washington'ın başrolünde olduğu film. (buradan itibaren spoiler vermemek için kasıyorum ama kimin neyden ne çıkaracağını bilemem tabii. neyse...) kabaca nükleer felaketlerden sonra kutsal bir kitabın son nüshasını korumaya çalışan adamımızın hikayesi denebilir. fena film değil bir kere, özellikle sanat ve görüntü yönetmenleri iyi iş çıkarmışlar. film iyi de başlıyor, güzel bir fikri var; dinlere giydiriyor filan, sonra yavaştan deist bir tabana doğru kayıyor, sonlara doğru da 'kalp gözü' temalı şeylere dalıp, sıçıp sıvıyor.
ha bir de gary oldman var filmde tabii ki, zaten ölüsü yeter ustanın nitekim yakışmış da ortamın yapısına. nihayetinde izlendiğinde bünyede pek bir atraksiyona sebebiyet vermeyecek bir film olmuş diyelim ve bitirelim.
ha bir de gary oldman var filmde tabii ki, zaten ölüsü yeter ustanın nitekim yakışmış da ortamın yapısına. nihayetinde izlendiğinde bünyede pek bir atraksiyona sebebiyet vermeyecek bir film olmuş diyelim ve bitirelim.
devamını gör...
takiye
bir müslüman'ın mal ve canından endişe etmesi durumunda tehdit eden kişilerin isteklerine göre söz ve davranışta bulunmasıdır.
bunu yaparken kalbinden tasdik etmemesi gerekir.
örnek olarak (bkz: ammar bin yasir)'in yapılan işkencelere daha fazla dayanamayıp dinin dili ile inkar etmesidir.
allah rasulu kendisine "bunu söylerken kalbin nasıldı" diye sorduğunda "imanla doluydu" cevabını alınca. peygamberimiz "tekrar başına gelirse tekrar yapabilirsin" demiştir.
burada dikkat edilmesi gereken bazı şeyler vardır.
1. tehlike durumunda takiye caizdir, yani vacip değildir. yapılmaması takva olur. bir tek şii'lerde vaciptir
2. başkasının can/mal güvenliğini/dokunulmazlığını tehlikeye atmak pahasına takiye yapamazsın
3. şahıslar takiye yapabilir, hareketler ya da liderler takiye yapamaz.
mesela bir cemaat ya da bir siyasi parti takiye yapamaz. yaparsa sonu malum parti gibi olur.
ya da bir hareketin lideri de takiye yapamaz. örneğin parti pırtıcıların iftira attığı hz. yusuf yapmamıştır. tarihte kabul görmüş hiçbir
hareket, müçtehid, imam, lider takiye yapmamıştır.
yani biz aslında milliyetçi, türkçü kürtçü ya da biz aslında insani bir hareketiz dedikten sonra, ce-eeee biz aslında islami bir hareketiz dememiştir. demeye yeltenenler de rezil rüsvay olup dinin karşısındaki engellerden olmuşlardır.
bunu yaparken kalbinden tasdik etmemesi gerekir.
örnek olarak (bkz: ammar bin yasir)'in yapılan işkencelere daha fazla dayanamayıp dinin dili ile inkar etmesidir.
allah rasulu kendisine "bunu söylerken kalbin nasıldı" diye sorduğunda "imanla doluydu" cevabını alınca. peygamberimiz "tekrar başına gelirse tekrar yapabilirsin" demiştir.
burada dikkat edilmesi gereken bazı şeyler vardır.
1. tehlike durumunda takiye caizdir, yani vacip değildir. yapılmaması takva olur. bir tek şii'lerde vaciptir
2. başkasının can/mal güvenliğini/dokunulmazlığını tehlikeye atmak pahasına takiye yapamazsın
3. şahıslar takiye yapabilir, hareketler ya da liderler takiye yapamaz.
mesela bir cemaat ya da bir siyasi parti takiye yapamaz. yaparsa sonu malum parti gibi olur.
ya da bir hareketin lideri de takiye yapamaz. örneğin parti pırtıcıların iftira attığı hz. yusuf yapmamıştır. tarihte kabul görmüş hiçbir
hareket, müçtehid, imam, lider takiye yapmamıştır.
yani biz aslında milliyetçi, türkçü kürtçü ya da biz aslında insani bir hareketiz dedikten sonra, ce-eeee biz aslında islami bir hareketiz dememiştir. demeye yeltenenler de rezil rüsvay olup dinin karşısındaki engellerden olmuşlardır.
devamını gör...
milgram deneyi
stanley milgram'in 1961'de yaptığı bu oldukça korkunç deney insanların otoriteye ne kadar boyun eğdiğini gözler önüne serdiği çarpıcı bir deneydir.
deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.
ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.
deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.
denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:
1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.
denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.
milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.
milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”
milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:
itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.
sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.
ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.
deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.
denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:
1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.
denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.
milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.
milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”
milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:
itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.
sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
gurbette hemşerimi bulmuşum gibi bir his. anlayamazsınız sjsjjjns. yok ya müdavimler anlar.
devamını gör...
alman hükümet sözcüsünün erdoğan'ı anlamakta güçlük çekmesi
ya biz adamı 20 yıldır anlamıyoruz, alman büyükelçisinin anlamaması gayet normal.
devamını gör...
mütevazı olmanın zararları
vasat insandan nasihat dinlemektir fazla tevazunun sonu.
devamını gör...
ford mustang boss 429
ford mustang'in yüksek performanslı modellerinden biridir.. ayrıca muscle car'lar arasındaki en nadir ve en değerli modellerden biridir.. amerika'da bile nadirdir..

boss 429, sadece 1969 ve 1970 yılları arasında 1359 adet üretilmiş bir modeldir.. ford'un big block denilen büyük bloklu motor ailesinin* en büyük hacimli motorlarından birisidir.. nascar yarışları için homologasyon amaçlı üretilmiş özel bir motora sahiptir.. yani amaç nascar yarışlarında kullanılacak motorun halk tarafından satın alınmış bir motor olmasıydı.. bu sebeple nascar'da chrysler'ın 426 kübik inçlik motoruyla baş edebilmesi için bu motor geliştirildi..

adından da anlaşılabileceği üzere bu aracın en büyük olayı motorudur.. 429 kübik inç yaklaşık 7 litreye denk gelmektedir.. oldukça büyük bir motordur.. forged*** krank mili, ve piston kolları, alüminyum yarı-küresel üst kapak, ford'un "crescent" dediği, düz olmayan, özel olarak tasarlanmış piston kafası sayesinde oluşturduğu özel bir yanma odası tasarımı vardı.. bu geliştirmeler ile bu motor kağıt üstünde 375 hp güç üretiyordu ancak söylentiler bundan çok daha fazla ürettiği yönündeydi, yasal sıkıntılar çıkmaması için kağıt üstünde daha az yazıyordu.. motor devri 6200 devire sınırlandırılmıştı ve bunun da yasal sebeplerden olduğu söylenmektedir.. 0-100'ü 7 saniyedir..

(resim kaynağı :https://slideplayer.com/slide/3620686/)
"dry-deck" denilen motor bloğu ile üst kapak arasındaki birbirinden geçen soğutma ve yağlama kanallarını iptal edilip bu iki motor bileşeni için ayrı soğutma sistemleri kullanılması gibi özellikler barındırıyordu.. normal bir motorda bloktan üst kapağa geçen yağ ve su kanalları, arada kullanılan contalar vasıtasıyla birbirine veya yanma odasına karışmıyordu.. ancak bu kanalların varlığı blokta, silindir çevresinde ve üst kapakta sıcaklığın toplandığı noktalar oluşmasına sebep olabiliyordu.. bunları azaltmak için blok ve üst kapağa kendilerine özel yağ ve su kanalları ve tesisatı yapıldı.. bu aynı zamanda bu kadar büyük hacimde olan motorun soğutma verimini de artırdı.. ayrıca sistemler ayrıldığı için birinde yaşanacak bir arıza, diğerini etkilemiyordu..

bu kadar büyük motoru bir mustang'in kaputuna yerleştirmek kolay bir iş değildir.. bunun için mustang cobra jet modelleri seçilmişti ve bu iş için de kar kraft isimli tesis ile anlaşılmıştı.. bu tesis 1966 yılında ve 1967 yılında le mans'ı kazanan gt40'ların tasarlandığı yerdi.. bunun yanında ford'un özel araçlarının geliştirildiği bir yerdi.. boss 302'ler vs. de burada yapılıyordu.. yani bu iş için biçilmiş kaftandı..
motorun ön şasesi ve şasede ön tekerlek üzerine denk gelen çamurluk kısımları güçlendirilmişti.. öyle ki bu araçların üretileceği fabrikada, aracın ön tarafının yapılacağı kısım bile elden geçirilmişti.. fabrikadaki bu üretimde yapılan geliştirmeler, ön çamurluğun üretiminde de titiz ve özenli bir çalışma sağlamıştı..

motorun sığdırılması için ön tarafta bulunan akü, bagaja alınmış, ve önde büyük bir motor olduğu için ağırlık sıkıntısından dolayı arka yürüyen aksama viraj denge çubuğu eklenmiş ki, arka tarafta viraj denge çubuğu bulunan ilk mustang'dir, bu yol tutuşunu büyük ölçüde geliştirmiştir.. yağ soğutucusu eklenmişti ve bu sayede üst devirlerde ısınmayı engelliyordu, ayrıca kaputtaki o zamanlar tüm mustang modellerinkinden daha büyük olan hava girişi açılıp kapanabiliyordu ve bu sayede motora rahatça hava girişi sağlanabiliyordu.. arkada kilitli diferansiyele sahipti..

kocaman motorundan dolayı boss 429'ün önü daha alçaktır.. sürtme sıkıntısı olmaması için öndeki kanat daha kısa yapılmıştır.. önde amortisör kulelerini genişletmek zorunda kalmıştır.. yine motor bölümünde yer kalmadığı için klima eklenememiştir..
aracın içine bakarsak da ahşap detayların yoğun olduğu trimler, bucked seat denilen oturduğunuzda vücudu saran sportif deri koltuklar, göz yormayan sade ve lüks detaylar dikkat çekmektedir..

1969 yılında 859 adet, 1970 yılında da 499 adet üretilmiştir.. üretim maliyetinin yüksek olması, akaryakıt fiyatları ve ford'un kendi içinde yaşadığı sıkıntılar sebebiyle 1970 yılında üretimi durmuştur..

bazı söylentilere göre 1969 yılında üretilen motorlarda magnezyum alaşımlı üst kapak, nascar araçlarında kullanılan bir kaç motor bileşenlerinin 1970 yıllarında üretilen motorlarda emisyon kuralları sebebiyle kullanılmadığı ve bundan dolayı 1969 yılında üretilen araçların 1970 yılında üretilenlerden daha güçlü olduğu yönünde bir söylenti vardır..
günümüzde fiyatları oldukça yüksektir.. 2016'da restore edilmiş bir örneği 500,000$ fiyattan açık artırmada satılmıştır.. günümüz fiyatı kim bilir ne kadardır..

dip not: bu motorlardan 2 tanesi mercury cougar isimli bir araca da konmuştur.. sadece 2 tane vardır, dolayısıyla mercury cougar eliminator 429 boss isimli bu araç, ultra nadir bir araçtır..

boss 429, sadece 1969 ve 1970 yılları arasında 1359 adet üretilmiş bir modeldir.. ford'un big block denilen büyük bloklu motor ailesinin* en büyük hacimli motorlarından birisidir.. nascar yarışları için homologasyon amaçlı üretilmiş özel bir motora sahiptir.. yani amaç nascar yarışlarında kullanılacak motorun halk tarafından satın alınmış bir motor olmasıydı.. bu sebeple nascar'da chrysler'ın 426 kübik inçlik motoruyla baş edebilmesi için bu motor geliştirildi..

adından da anlaşılabileceği üzere bu aracın en büyük olayı motorudur.. 429 kübik inç yaklaşık 7 litreye denk gelmektedir.. oldukça büyük bir motordur.. forged*** krank mili, ve piston kolları, alüminyum yarı-küresel üst kapak, ford'un "crescent" dediği, düz olmayan, özel olarak tasarlanmış piston kafası sayesinde oluşturduğu özel bir yanma odası tasarımı vardı.. bu geliştirmeler ile bu motor kağıt üstünde 375 hp güç üretiyordu ancak söylentiler bundan çok daha fazla ürettiği yönündeydi, yasal sıkıntılar çıkmaması için kağıt üstünde daha az yazıyordu.. motor devri 6200 devire sınırlandırılmıştı ve bunun da yasal sebeplerden olduğu söylenmektedir.. 0-100'ü 7 saniyedir..

(resim kaynağı :https://slideplayer.com/slide/3620686/)
"dry-deck" denilen motor bloğu ile üst kapak arasındaki birbirinden geçen soğutma ve yağlama kanallarını iptal edilip bu iki motor bileşeni için ayrı soğutma sistemleri kullanılması gibi özellikler barındırıyordu.. normal bir motorda bloktan üst kapağa geçen yağ ve su kanalları, arada kullanılan contalar vasıtasıyla birbirine veya yanma odasına karışmıyordu.. ancak bu kanalların varlığı blokta, silindir çevresinde ve üst kapakta sıcaklığın toplandığı noktalar oluşmasına sebep olabiliyordu.. bunları azaltmak için blok ve üst kapağa kendilerine özel yağ ve su kanalları ve tesisatı yapıldı.. bu aynı zamanda bu kadar büyük hacimde olan motorun soğutma verimini de artırdı.. ayrıca sistemler ayrıldığı için birinde yaşanacak bir arıza, diğerini etkilemiyordu..

bu kadar büyük motoru bir mustang'in kaputuna yerleştirmek kolay bir iş değildir.. bunun için mustang cobra jet modelleri seçilmişti ve bu iş için de kar kraft isimli tesis ile anlaşılmıştı.. bu tesis 1966 yılında ve 1967 yılında le mans'ı kazanan gt40'ların tasarlandığı yerdi.. bunun yanında ford'un özel araçlarının geliştirildiği bir yerdi.. boss 302'ler vs. de burada yapılıyordu.. yani bu iş için biçilmiş kaftandı..
motorun ön şasesi ve şasede ön tekerlek üzerine denk gelen çamurluk kısımları güçlendirilmişti.. öyle ki bu araçların üretileceği fabrikada, aracın ön tarafının yapılacağı kısım bile elden geçirilmişti.. fabrikadaki bu üretimde yapılan geliştirmeler, ön çamurluğun üretiminde de titiz ve özenli bir çalışma sağlamıştı..

motorun sığdırılması için ön tarafta bulunan akü, bagaja alınmış, ve önde büyük bir motor olduğu için ağırlık sıkıntısından dolayı arka yürüyen aksama viraj denge çubuğu eklenmiş ki, arka tarafta viraj denge çubuğu bulunan ilk mustang'dir, bu yol tutuşunu büyük ölçüde geliştirmiştir.. yağ soğutucusu eklenmişti ve bu sayede üst devirlerde ısınmayı engelliyordu, ayrıca kaputtaki o zamanlar tüm mustang modellerinkinden daha büyük olan hava girişi açılıp kapanabiliyordu ve bu sayede motora rahatça hava girişi sağlanabiliyordu.. arkada kilitli diferansiyele sahipti..

kocaman motorundan dolayı boss 429'ün önü daha alçaktır.. sürtme sıkıntısı olmaması için öndeki kanat daha kısa yapılmıştır.. önde amortisör kulelerini genişletmek zorunda kalmıştır.. yine motor bölümünde yer kalmadığı için klima eklenememiştir..
aracın içine bakarsak da ahşap detayların yoğun olduğu trimler, bucked seat denilen oturduğunuzda vücudu saran sportif deri koltuklar, göz yormayan sade ve lüks detaylar dikkat çekmektedir..

1969 yılında 859 adet, 1970 yılında da 499 adet üretilmiştir.. üretim maliyetinin yüksek olması, akaryakıt fiyatları ve ford'un kendi içinde yaşadığı sıkıntılar sebebiyle 1970 yılında üretimi durmuştur..

bazı söylentilere göre 1969 yılında üretilen motorlarda magnezyum alaşımlı üst kapak, nascar araçlarında kullanılan bir kaç motor bileşenlerinin 1970 yıllarında üretilen motorlarda emisyon kuralları sebebiyle kullanılmadığı ve bundan dolayı 1969 yılında üretilen araçların 1970 yılında üretilenlerden daha güçlü olduğu yönünde bir söylenti vardır..
günümüzde fiyatları oldukça yüksektir.. 2016'da restore edilmiş bir örneği 500,000$ fiyattan açık artırmada satılmıştır.. günümüz fiyatı kim bilir ne kadardır..

dip not: bu motorlardan 2 tanesi mercury cougar isimli bir araca da konmuştur.. sadece 2 tane vardır, dolayısıyla mercury cougar eliminator 429 boss isimli bu araç, ultra nadir bir araçtır..
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
sevmek kötülüğe kafa tutulan bir eylemdir. kişilerden vazgeçilebilir ama sevmekten vazgeçilemez. (bkz: seviyorum öyleyse varım)
devamını gör...
love to hate you
erasure’ın 1991 çıkışlı şarkısı. kulağınızın pasını silmek hem de geçmişe ışınlanmak için bire bir .ne zamandır sizi geçmişe ışınlamıyordum, hadi buyrun.
devamını gör...


