çevirisi yaklaşık olarak suça/günaha eğilim olan kelime aynı zamanda bir özdemir asaf şiiridir.

bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
sana diyeceklerim söylemekle bitmez
yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar
adına düğümlendi.
bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
başka şehirleri özleyelim orada seninle
.
bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
ikimize yetmez.
devamını gör...

23 farklı kişiliği olan kevin'in üç genç kızı kaçırmasıyla baslayan bir hikaye hayatları gayet yolunda giden bu kızlar için (biri hariç) artık berbat son yaklaşmakta bu sırada çok tehlikeli 24.kişilikte kişilikte ortaya çıkmaya hazırlanıyor.
james mcavoy o kadar iyi oynuyor kimlikler arası geçişi o kadar güzel yapıyorki hayran olmamak elde değil.
demirleri büken,duvarda gezen son kimlik abartı evet ama neticede film.
travmayı daha erken yaşta ve en yaķını tarafından yaşamanın diğer travmalara göre daha fazla hasar bırakabileceğini hatta insanın hayatının nasıl içine edeceğini çok iyi gösteriyor.
devamını gör...

niye ulaşıyoruz ki torbacı mıyız biz?
sonra da bunlar torbacı diye yaftalayın.
devamını gör...


ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak vurmada nabzı ruhun.

t: güneş şiirinden bir dize.
devamını gör...

liyakat dili ve edebiyatı.
buna tüm toplumun ihtiyacı vardır.
devamını gör...

ben 2.üniversiteyi okuyorum. hep bu ülkeyi daha iyi bir yer yapmak istedim hala da istiyorum.

siyaset bilimi ile bunu yapmak istediğim için siyaset bilimi okudum siyasal bilgilerde. sonra özel sektörde çalıştım ama bana uygun olmadığına karar verdim.

görsel iletişim tasarımı okumaya başladım. sanatla hep ilgiliydim. reklam filmi izlemeye sinemaya aşık sayılırım. aşık derken yaratıcı reklamlara yoksa bizim reklam kuşağında dönen şeyler reklam değil.

sonra bölümü bıraktım ve en son nihai olarak öğretmen olmaya karar verdim. okul öncesi öğretmenliği okuyorum çok da mutluyum.
devamını gör...

hiçbir şey yapmadan zamanını geçirmek senin ki. isyanlardan çıkamıyorsun. oturduğun yerden hayat önüne altın tepsilerle fırsatlarını sunmayacak biliyorsun ee biliyorsunda neden bir şey yapmıyorsun?daha bir sürü şey yazardım da ayıp olmasın..
devamını gör...

vokalistini rumpelstiltskin'e benzettiğim grup.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en az benim kadar pozitif, en az benim kadar tatlı bir kursiyerden ıhlamurlar.
ıhlamur sevenler lobisi

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok vahim ve üzücü bir durumdur.
ulan ne hale gelmişim diye içinden geçirir insan.
sagopa kajmer ağladığını kendin görmen ruhen yıkılış diyor aynen öyle işte.
devamını gör...

en çok bilinen hamlet tiradı olsa bile ona bu ağırlığı veren cümlenin kendisinden ziyade daha sonra william shakespeare tarafından kaleme alınanlardır özünde. ölümden sonrasına duyulan insancıl korku ve yaşamın katlanılmaz ağırlığı arasında bin çeşit ızdırabı sırtlayan insanın kederli kabullenişidir bu cümleler. yaşamak denilen trajediyi katlanılabilir kılan ölüm fikridir ama ölümün belirsizliği fikrini katlanılabilir kılan da yaşamaktır; en azından öyle diyor hamlet. ölüm için yaşama katlanır yaşam için ölüme tahammül ederiz, tüm karmaşanın ana nedeni özünde bu çıkmazdır. bundan ötürü bu tirad başlı başına shakespeare'in dehasının özetidir aslında; aynı cümleler ile siyah ve beyaz kadar zıt iki düşünceyi de aktarabildiği için. şöyle devam ediyor o meşhur tirad:



olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
düşüncemizin katlanması mı güzel
zalim kaderin yumruklarına, oklarına
yoksa diretip bela denizlerine karşı
dur, yeter demesi mi?
ölmek, uyumak sadece!
düşünün ki uyumakla yalnız
bitebilir bütün acıları yüreğin,
çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
çünkü, o ölüm uykularında
sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
sevgisinin kepaze edilmesine
kanunların bu kadar yavaş
yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
kötülere kul olmasına iyi insanın
bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
kim ister bütün bunlara katlanmak
ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
ürkütmese yüreğini?
bilmediğimiz belalara atılmaktansa
çektiklerine razı etmese insanları?
bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
yürekten gelenin doğal rengini.
ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
yollarını değiştirip bu yüzden
bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.


yazıldığı dilde ise aşağı yukarı bu şekildedir:


to be, or not to be, that is the question:
whether 'tis nobler in the mind to suffer
the slings and arrows of outrageous fortune,
or to take arms against a sea of troubles
and by opposing end them. to die—to sleep,
no more; and by a sleep to say we end
the heart-ache and the thousand natural shocks
that flesh is heir to: 'tis a consummation
devoutly to be wish'd. to die, to sleep;
to sleep, perchance to dream—ay, there's the rub:
for in that sleep of death what dreams may come,
when we have shuffled off this mortal coil,
must give us pause—there's the respect
that makes calamity of so long life.
for who would bear the whips and scorns of time,
th'oppressor's wrong, the proud man's contumely,
the pangs of dispriz'd love, the law's delay,
the insolence of office, and the spurns
that patient merit of th'unworthy takes,
when he himself might his quietus make
with a bare bodkin? who would fardels bear,
to grunt and sweat under a weary life,
but that the dread of something after death,
the undiscovere'd country, from whose bourn
no traveller returns, puzzles the will,
and makes us rather bear those ills we have
than fly to others that we know not of?
thus conscience does make cowards of us all,
and thus the native hue of resolution
ıs sicklied o'er with the pale cast of thought,
and enterprises of great pitch and moment
with this regard their currents turn awry
and lose the name of action.

devamını gör...

aziz nesin'le lise yıllarımda tanışmama vesile olan kitaptır. aslında başta radyo tiyatrosu olarak yazılmış, ilgi görünce sahne oyunu ve bir gazetede çizgi roman olarak canlandırılmış, daha sonra kitap haline getirilmiştir. bu saydıklarım arasında tam olarak kaçıncı sıraya giriyor bilmiyorum fakat 1974 yılında gösterime giren ve başrolde halit akçatepe'yi gördüğümüz bir film de çekilmiş.

kitabın ana karakteri yaşar o kadar saf ve temiz kalpli ki.. aynı oranda da talihsiz biri. çocukken kimliğini almaya gittiğinde çanakkale'de şehit olduğu söyleniyor ve bir türlü vermiyorlar kimliğini. yaşar okula gidecek; kimliği yok, yaşamıyor. askere gidecek ama bir şekilde yaşıyor. evlenecek yaşamıyor, aileden kalan borçlar var, yaşıyor. yani anlayacağınız yaşar ne yaşıyor ne de yaşamıyor.

aziz nesin, yaşar yaşamaz'ı bu kadar sevmemizin ve geçmişte oyun, çizgi roman, roman ve film versiyonlarının büyük bir merakla beklenmesinin nedenini, hepimizin içinde bir yaşar yaşamaz'lık olduğuna bağlar. gerçekten de öyledir. çoğu zaman trajikomik olaylar yaşıyoruz ve bu olaylar ne kadar anlamsız ve acı da olsa gülmekten kendimizi alamıyoruz. eh, nihayetinde mizah yönümüz gelişmiş bir milletiz. yoksa nasıl yaşardık yaşanmaz bir devirde, ne yaşayıp ne yaşamayarak?
devamını gör...

başarı kriterimiz ne ki mesela? tolstoy gibi 67 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenmek bir başarı değil midir? öğrenmenin yaşı yoksa başarılı olmanın da yaşı yoktur benim için. çünkü adım atmaya hali olmayan birinin tek bir adım atması bile onun için başarıdır.
devamını gör...

sokrates diyor ki; bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir. ben de bilmediğim her konunun, bilginin cahiliyim. her önerinize açığım değerli sözlük yazarları.
devamını gör...

tam ismiyle tableau politique de la france de l'ouest sous la troisième république (üçüncü cumhuriyet döneminde batı fransa'nın siyasi tablosu), andré siegfried'in fransız üçüncü cumhuriyeti'nin başında yani 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında, batı fransa'da yaptığı çalışmaların bir analizidir. birinci dünya savaşı öncesinde 1913'de yayımlanmıştır. oy seçimi üzerine yapılan ilk sosyolojik çalışma olarak bilinir. siegfried, özellike dinin ve coğrafyanın bireyin oy seçimini nasıl etkilediğini araştırmıştır.

siegfried'in tezi şudur: kalker zeminde yaşayanlar sola oy verirken, granit zeminde yaşayanlar sağa oy verir. ilk duyduğunuzda kulağa çok saçma geliyor lakin siegfried'in tezi dönemin fransa'sı şartlarına uyuyor. granit zeminde, insanlar birbirlerinde daha uzak yaşıyorlar, arsalar daha geniş bir alana yayılmış durumda. granit zeminde, büyük arsa sahiplerini buluyoruz. bu tarz topluluklar da genelde katolik oluyor ve din adamları ile daha sağlam bir ilişkileri oluyor. bu tarz topluluklarda, din adamlarının sosyal ilişkilerde daha önemli bir yeri oluyor. diğer taraftan kalker zemin, daha yoğun, daha dip dibe, daha kentsel yerleşimlere neden oluyor. bu tarz topluluklarda, küçük toprak sahipleri, küçük burjuvazi bulunuyor. onların da kilise ve din adamları ile ilişkileri daha az gelişmiş oluyor ve din, bu tarz toplulukların sosyal ilişkilerinde daha az yer kaplıyor.
devamını gör...

"koş, kim-olduğunu-bilirsin-sen* ölmüş!"
devamını gör...

o kadar entryden 1 tane türkçe parça var o da buray
devamını gör...

beklemiş ve kaliteli olanını içmenin son derece zevkli olduğu; kalitesizini içmenin de bir o kadar kötü ve mide bulandırıcı olduğu alkollü içecek.
devamını gör...

salıncakta sallanmak. gerçi bence çocukluk aktivitesi değil ama bazıları için belki öyledir. sallanırken gözlerini kapatmak ve rüzgarı teninde hissetmek, tertemiz havayı içine çekmek. küçük ama çok keyif veren şeyler.
devamını gör...

instagram tiktok vb. uygulamalarla hiç işim olmaz.
kurtulduğum güne şükürler olsun *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim