erdal eren
aman aman, yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler
kaldı aklımızda…
80 darbesinde idam edilen erdal erenin son fotoğrafına bakıp bu sözleri yazar aysel gürel bestesini (bkz: onno tunç) yapar ve sezen aksu söyler.
son bakış
ve ben hep 17 yaşındayım.
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler
kaldı aklımızda…
80 darbesinde idam edilen erdal erenin son fotoğrafına bakıp bu sözleri yazar aysel gürel bestesini (bkz: onno tunç) yapar ve sezen aksu söyler.
son bakış
ve ben hep 17 yaşındayım.
devamını gör...
sabahattin ali
türk edebiyatının önemli yazarlarındandır. bir çok eseri vardır ve hepsi okunmaya değerdir. özellikle kuyucaklı yusuf'u okumanızı tavsiye ederim.
''o gelmez artık!'' dedi.
''nereden biliyorsun?'' dedim.
''gidişinden belliydi!'' dedi.
-kuyucaklı yusuf-
''o gelmez artık!'' dedi.
''nereden biliyorsun?'' dedim.
''gidişinden belliydi!'' dedi.
-kuyucaklı yusuf-
devamını gör...
millet aç diyorlar buyrun siz de doyuruverin
kanki milleti doyurmak devletin görevi ama sen bilirsin...
edit: hayır bir de bunlar yardım yapmak isteyen belediyeleri sırf muhalefetin diye engellemediler mi ya? halüsinasyon mu görüyoruz biz, ne yaşıyoruz?
edit: hayır bir de bunlar yardım yapmak isteyen belediyeleri sırf muhalefetin diye engellemediler mi ya? halüsinasyon mu görüyoruz biz, ne yaşıyoruz?
devamını gör...
feminizmdeki inanılmaz mantık hatası
dönemin şartları gereği erkek avlanırken kadın mağarayla, çocuklarla uğraşan bir cinsti. bunların temel nedenlerinden bazıları; kas gücü, farklı yetiler, doğuran cins ya da içsel dürtüler gibi şeylere bağlanabilir. zannediyorum ki sahiplenme dürtüsünü keşfeden ilk insan da, cinsel ilişkiye girdiği eşinden doğan çocuğu kendisine benzetmesiyle birlikte keşfetti. haliyle eşini de sahiplenip onlara karşı bir sorumluluk hissetti. fakat o zamanlarda kimsenin aklına zannetmiyorum ki kadın-erkek eşit olmalıdır, faruk bugün ben avlanacağım sen mağaraya göz kulak ol demek gelmemiştir. çünkü ihtiyaç olarak görülmemiştir bu. herhangi bir iyi niyet ya da kötü niyet arandığını da sanmıyorum.
fakat insan gelişimi bu zamandaki formuna, mevcut forma evrildikçe, akıl kapasitesi ya da algısı değiştikçe şartlar da değişmiştir. kolektif ve bireysel örgütlenmeler, ideolojiler ya da fikir ayrılıkları da döneme göre değişiklikler göstermiştir. feminizm, kadın-erkek eşitliği, sınıf eşitliği ya da sadece eşitlik -adına ne derseniz deyin- bu şekilde türetilmiş ve geliştirilmiştir.
fakat kolektif bilincin feministleri akıl almaz yerlere sürüklediği göz ardı edilemez bir gerçektir. kendini feminist olarak tanımlayanların bireysel olarak kendilerine sorması gereken ''ben neyi savunuyordum ve kolektif bir beyin olarak neyi savunuyoruz?'' olmalıdır. aradaki farkın anlaşılması son derece önemlidir.
kapitalist bir düzene geçilmesiyle birlikte, kadınların da üretime katılmaları mümkün oldu. fakat bu aile temellerinin sarsıldığı ya da yıkıldığı anlamına gelmemelidir. kapitalizm kadınların özgürleşmesi ya da kurtuluşuyla ilgilenmez çünkü. sadece ekonomik olarak bağımsız olmalarını sağlayabilir. en temel eşitsizlik olarak görülen sınıf eşitsizliğinin ortadan kalkması gerekir ki sınıf eşitsizliğini ortadan kaldırmak da kapitalist bir düzen içerisinde ne kadar mümkün bunu bir düşünmek gerekir. en azından sosyalist feminizmin görüşü bu sınıf kavramını ortadan kaldırınca eşitsizliğin çözülebileceği yönündedir.
aç ile tokun, mülk sahibi ile mülksüzün, siyah ile beyazın ya da burjuva ile işçinin arasındaki eşitsizlik ortadan kalkmadığı sürece, hem kadınların erkeklerle hem de tüm kadınların birbirleriyle eşitliğinden bahsetmek pek mümkün olacakmış gibi görünmüyor. çelişki de zaten tam olarak bu.
fakat insan gelişimi bu zamandaki formuna, mevcut forma evrildikçe, akıl kapasitesi ya da algısı değiştikçe şartlar da değişmiştir. kolektif ve bireysel örgütlenmeler, ideolojiler ya da fikir ayrılıkları da döneme göre değişiklikler göstermiştir. feminizm, kadın-erkek eşitliği, sınıf eşitliği ya da sadece eşitlik -adına ne derseniz deyin- bu şekilde türetilmiş ve geliştirilmiştir.
fakat kolektif bilincin feministleri akıl almaz yerlere sürüklediği göz ardı edilemez bir gerçektir. kendini feminist olarak tanımlayanların bireysel olarak kendilerine sorması gereken ''ben neyi savunuyordum ve kolektif bir beyin olarak neyi savunuyoruz?'' olmalıdır. aradaki farkın anlaşılması son derece önemlidir.
kapitalist bir düzene geçilmesiyle birlikte, kadınların da üretime katılmaları mümkün oldu. fakat bu aile temellerinin sarsıldığı ya da yıkıldığı anlamına gelmemelidir. kapitalizm kadınların özgürleşmesi ya da kurtuluşuyla ilgilenmez çünkü. sadece ekonomik olarak bağımsız olmalarını sağlayabilir. en temel eşitsizlik olarak görülen sınıf eşitsizliğinin ortadan kalkması gerekir ki sınıf eşitsizliğini ortadan kaldırmak da kapitalist bir düzen içerisinde ne kadar mümkün bunu bir düşünmek gerekir. en azından sosyalist feminizmin görüşü bu sınıf kavramını ortadan kaldırınca eşitsizliğin çözülebileceği yönündedir.
aç ile tokun, mülk sahibi ile mülksüzün, siyah ile beyazın ya da burjuva ile işçinin arasındaki eşitsizlik ortadan kalkmadığı sürece, hem kadınların erkeklerle hem de tüm kadınların birbirleriyle eşitliğinden bahsetmek pek mümkün olacakmış gibi görünmüyor. çelişki de zaten tam olarak bu.
devamını gör...
corona virisün mutasyon geçirip hayvana dönüşmesi
hayvana dönüşse iyi dedirten önerme.
bence thanosa dönüşecek ve sonrası da malum.
bence thanosa dönüşecek ve sonrası da malum.
devamını gör...
gülünmemesi gereken durumda gelen gülme isteği
çoğunlukla ciddi ortamlarda başıma gelen şey. ortaokuldayken okulun en disiplin delisi öğretmenin karşısında, mülakat yaparken görüştüğüm adayın karşısında, bir keresinde ise vefat haberi verirken başıma gelmişti, sanırım ciddi ortamlarda gerildiğimde istemsizce yapıyorum. bu dürtüyü kontrol edebilirsem her şey çok güzel olacak.
devamını gör...
lucifer'ın trollükten ihracı
kendisi son zamanlarda moderasyonla yakın ilişkiler içerisinde.
yetmezmiş gibi entellerle de yakın ilişkiler içerisinde.
kaç ay geçti ceza ve uçurulma da olmadı.
kendisinin artık troll vasfı taşıdığına inanmıyorum.
(bkz: lucifer'ın trollüğe geri kabulü)
yetmezmiş gibi entellerle de yakın ilişkiler içerisinde.
kaç ay geçti ceza ve uçurulma da olmadı.
kendisinin artık troll vasfı taşıdığına inanmıyorum.
(bkz: lucifer'ın trollüğe geri kabulü)
devamını gör...
orkid'in 34 tl olması
"okey'in 65 tl olması" adlı başlığın habercisi olan başlık.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
komşu komşu hoşgeldiniz?
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
devamını gör...
la vie d'adele
2013 yılında cannes film festivali'nde altın palmiye ödülü kazanan abdellatif kechiche'in senaryosunu yazıp yönettiği filmdir. film baş karakter adèle (adèle exarchopoulos)'in lise yıllarınaki ergen halinden yetişkin bir insan haline gelene kadarki sürece odaklanır. adèle bu süreçte tutku ve özgürlüğü hayatına giren ressam emma (emma seydoux) ile olan birlikteliğiyle keşfecektir. oldukça erotik olan ve uzun süren sevişme sahneleri ile tartışmalara konu olmuştur. pek çok kişi o yüzden bu filme "baya porno bu, kim neden sevsin ki?" demiştir. sevişme sahnelerinin uzun ve abartılı olmasına katılmakla beraber, bu bu filmin çok iyi bir film olmasını engellememektedir. nitekim film içerdiği duyguları seyiriciye geçirmek yani seyiriciye karakterlerin hislerini yaşatmak konusunda çok iyidir. baş karakterimiz büyürken ve bir yandan hayatı, ilişkileri ve cinselliği keşfederken siz de adeta sapık gibi bütün bunları yaşar, olayın tam anlamıyla içine girersiniz. bu filmi ilk seyrettiğimde 19 yaşında, yalnız, bütün arkadaşları tarafından terkedilmiş bir üniversite birinci sınıf öğrencisi olarak beni yaşadığım sefil hayattan alarak ergen bir fransız kızın tutku dolu ilişkisinin içerisine çekmiş ve 179 dakikalığına da olsa başka bir dünyaya gitmeme vesile olmuştur. bu yüzden bende yeri ayrı olan bir filmdir.
devamını gör...
another round
fırından yeni çıkan 33. avrupa film ödüllerinde en iyi film seçilmiştir. ingilizceye “another round” olarak çevrilmiş.
filmi thomas vinterberg (bkz: thomas vinterberg)yönetmiştir ki, film severler kendisini “jagten” ve “festen” gibi muntazam filmlerden hatırlayacaklardır.
edit: yazım hatası
filmi thomas vinterberg (bkz: thomas vinterberg)yönetmiştir ki, film severler kendisini “jagten” ve “festen” gibi muntazam filmlerden hatırlayacaklardır.
edit: yazım hatası
devamını gör...
90 ve 95 yılları arasında doğan yazarlar şu an hayatlarının hangi evresinde sorunsalı
anlayış göstermenin had safhasındayım. objektif baktığımda hak verecek kadar olgun, olmuyor diye üzülecek kadar kırgın olduğum evredeyim.
sessiz ve yalnız.
sessiz ve yalnız.
devamını gör...
ilk alkol alma anısı
bayramda elime dökülen kolonyadan sonra elimi yaladım.
devamını gör...
en sevilen nazım hikmet ran şiiri
başım köpük köpük bulut
içim dışım deniz
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
budak budak
şerham şerham ihtiyar bir ceviz
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl
yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril
koparıver gözlerinin gülüm yaşını sil
yapraklarım ellerimdir
tam yüz bin elim var
yüz bin elle dokunurum sana istanbul'a
yapraklarım gözlerimdir
şaşarak bakarım
yüz bin gözle seyrederim seni istanbul'u
yüz bin yürek gibi
çarpar çarpar yapraklarım.
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında
nazım hikmet ceviz ağacı bizlerde onun meyveleri saygıyla yad ediyorum
içim dışım deniz
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
budak budak
şerham şerham ihtiyar bir ceviz
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl
yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril
koparıver gözlerinin gülüm yaşını sil
yapraklarım ellerimdir
tam yüz bin elim var
yüz bin elle dokunurum sana istanbul'a
yapraklarım gözlerimdir
şaşarak bakarım
yüz bin gözle seyrederim seni istanbul'u
yüz bin yürek gibi
çarpar çarpar yapraklarım.
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında
nazım hikmet ceviz ağacı bizlerde onun meyveleri saygıyla yad ediyorum
devamını gör...
yer yarılsa da içine girsem denilen anlar
ileride, düşünüp de aklınıza getiremeyeceğiniz fakat en alakasız zamanlarda aklınıza gelip acayip bir iç gıcıklanması yaşatabilecek utandırıcı anlardır. yüzde gergin bir gülümseme oluşabilir. neyse ki kısa süre sonra tekrar unutuluyor.
devamını gör...
tayt giymenin toplumda normal karşılanması
tayt giymenin bile anormal karşılanması türk toplumu olarak ne kadar vahim bir durumda olduğumuzun göstergesi aslında. tayt giyme, elbise giyme, etek giyme, pantalon giyme... ne giyelim çarşaf mı?
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
dinci takılmaktansa dinsiz olmasını yeğlerim. en azından adamın içi dışı bir!
devamını gör...
doğadan öğrenilenler
bitki yeşil ise; kuzukulağı, çiçek sarı ise; kasımpatı, insan dişi ise; aysel.
geri kalan tüm familya, cins, tür, ırk teferruat benim için, gafam almıyor..
geri kalan tüm familya, cins, tür, ırk teferruat benim için, gafam almıyor..
devamını gör...

