umut
devamını gör...

abdurrahman hazinî tarafından 12. yüzyıl başlarında geliştirilmiş olan, bir maddenin yoğunluğunu ve özgül ağırlığını ölçmek amacıyla kullanılan, mizanü'l-hikme olarak da bilinen alet.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(görsel az.evolutiondeceit. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...

10 yaşındaydım. farkında olarak izlediğim ilk dünya kupasıydı. dünya kupaları 1 ay sürer ama sanki o dünya kupası bütün yaz sürmüştü. çok garip bir biçimde ben almanyayı tutuyordum maradona değil rummenige hastasıydım. unutamadığım maç ise yine herkesin aksine brezilya fransa maçıydı. uzatmalarda brezilya elenmişti çok dramatik gelmişti o maç bana, çok üzülmüştüm brezilyaya. yine unutamadığım birşey maç aralarında tom selleck in magnum dizisi yayınlanırdı. o kırmızı ferrari ye aşıktım. o dünya kupası galiba hayatımın en mutlu dönemini ifade ediyor benim için. çocukluğun son evreleri, birşeylerin farkındasın ama hiç bir sorumluluğun yok. sorumluluk yok hayatında gördüğün en adaletsiz olay brezilya fransa maçı, daha sonra yaşayacaklarının yanında hiç birşey değil bu adaletsizlik. şu an 45 yaşımdayım 7...8 sene öncesine kadar gunde sıkılmadan 3...4 maç izleyebilen ben 7...8 senedir bir maç dahi izlemedim. bırakın tuttuğum takımları bir çok takımın ilk 11 ini sayabilecek olan ben kimseyi tanımıyorum ve futbol diyince aklıma artık sadece o tertemiz duygularla izlediğim 1986 meksikadan başka hiç birşey gelmiyor, ne uefa kupası, ne 2002 yarı finali.
devamını gör...

akçay'ı favorim olan şehir.ayvalık,cunda, altınoluk, gömeç, edremit de fena değil.bandırma ve erdek'i henüz gezemedim.
devamını gör...

-en kötüsünü sen yaşamıyorsun ki herkes ölsün o zaman.
-şükretmeyi öğren.
-rahat battığı için böyle oldun.

depresyondaki bir kimse bana destek olacak sözler lazım demiyor.
siz illa yardım etmek istiyorsanız elinden tutun. yok bir iyiliğiniz dokunmayacaksa da kötülük etmeyin. unutmayın doktor değilseniz dememe gerek var mı bilmiyorum.
devamını gör...

sovyet mimarisi 1917-1991 yıllar arası dönemi kapsıyor. bu süre zarfında, bir dizi dünya mimari stilinin yansıması yaşandı.

konstrüktivizm- 1914 yılında ortaya çıkmış sanat akımından etkilenerek yapılan yapıtlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
rasyonalizm- 1920'lerde - 1930'ların başında geliştirilen mimaride avangart stili.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
art deco.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stalinist mimari-stalin dönemi mimarisi (1933-1955).
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
brutalist mimari- 1950-1970 arası populer olmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
günümüzde hala insanların sovyetler birliği mimarisinde en çok dikkatini çeken binalar bu brutalist mimarisinden esinlenerek yapılan binalardır. bir kaç örnek aşağıdadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben de gördüm. bir ara evinin balkonunda namazını kıldı ve 3 hanımını arkasına katıp dördüncü hanımını istemeye gittiler. lakin ilk üç hanım kara çarşaflı olmasına rağmen dördüncü hanımın çarşafa karşı olduğunu duydum. yoldaşın kgbde öğrendiği taktiklerle dördüncü hanımı da yola getireceğine inanıyorum. yengelere selamlar yoldaş.
devamını gör...

bu başlık gerekli mi?
ne önemi var?
yenisini çıkarır!
amaç nedir?
devamını gör...

sertap erener- zor kadın

devamını gör...

büyük haksızlık.
devamını gör...

mfö grubunun 11 parçadan oluşan albümüdür.
çok ilginç ve leziz bir albümdür.
bir albümde olması gereken her şey vardır 11 şarkının 11 tanesi farklı farklı ve güzeldir.
grubun ilk albümüdür ve mfö grubunun müzik kimliğini başta belirleyen bir albümdür çok değerli ve çok başarılıdır.
albümde en sevdiğim parça.
bu sabah yağmur var istanbul’da .
devamını gör...

(bkz: johnny depp)
ama artık erkeklerin sadece tiplerine bakmayacak yaşlardayım galiba . çünkü zekasının ve güçlü bir karakterinin olması da gerekiyor, bana hoş gelebilmesi için.
devamını gör...

(bkz: stefan zweig) in en sevdiğim uzun öykülerinden biri olan kitap. özgürlük için ülkelerinden başka bir ülkeye kaçmış olan antimilitarist bir çiftten ferdinand'ın ülkesi tarafından askerlik görevini yapmak üzeri geri çağrılması ile başlar. kitabın konusunu da bu durum oluşturur. ferdinand barışçıl ve özgürlüğüne düşkün bir ressamdır. karısı da aynı şekilde savaş karşıtı barışçıl birisidir. bu özelliği ferdinand'ın bir dilemmada kalmasına ikileme düşmesine sebep olur. karar vermekte çok zorlanır. kendisi ve ailesi için en doğru olan nedir?kitap boyunca cesaret-korku, gitmek-kalmak, özgürlük-esaret gibi dilemmalarla çatışmak zorunda kalır. ve yine yeniden her büyük eser ve yazarda olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluktan izler görmekteyiz. ferdinand kendi özgür iradesiyle mi karar vermek istiyor yoksa konformist bir şekilde toplumsal kurallar üzerinden mi karar vermesi gerekiyor? kendisi otantik olarak savaş karşıtı ve özgürlüğüne düşkün bir insan aynı zamanda resim sanatına aşık üretmeyi çok seven bir sanatçı. ancak gitmemek acaba kaçmak mı korkmak demek mi diye düşünüyor. neden böyle düşünüyor peki? işte burda konformizm devreye giriyor. bizdeki karşılığı toplum baskısı, elalem ne der? korkak mı der? vatanın için savaşmaya gitmemek korkaklık mıdır? insanlar orada savaşta iken ben burda resim yapmalı mıyım? gibi sorular sürekli aklını kurcalar durur. hepimiz için geçerli değil mi bu durum? hepimiz kararlarımızı alırken bu ikilemlere düşmüyor muyuz? işte varoluşçuluk insanın anlamlı bir hayat yaşayabilmesi için otantik yaşaması gerektiğini, kendi seçimlerini kendi özgür iradesi ile kendi fenomenolojisi ile alması gerektiğini ve kendi kararlarının da sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söylüyor. zweig da kitapta bu durumu şu cümle ile özetliyor

insan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil."

ben çok beğenerek okudum. herkesin tek oturuşta okuyabileceği mükemmel bir kitap.
devamını gör...

aklıma anneannemin öğrettiği "yattım allah kaldır beni nur içine daldır beni can bedenden ayrılmadan imanla uyandır beni" duasını getiren başlık. çocukken uyumadan hep okur üstelik ulan allah'a emir mi veriyorum gücüne gider yav diyerek cümlelerin sonuna lütfen koyardım. çocuk aklı işte.
devamını gör...

canım kızım ile katıldığım gün.
yollanacak tüm çiçekler için şimdiden teşekkürler.
devamını gör...

ne anlatırsan anlat, karşındakinin gözlerinde o anlamsız boşluğu görmek kötü ve işe yaramaz hissettiriyormuş.
devamını gör...

kusuruma bakmasın ama;
bol giyimli kukla*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanlar ikiye ayrılır bu tabakayı sevenler ve nefret edenler olarak
devamını gör...

bazen uzun yazıyorum. mantıklı da yazdığımı düşünüyorum. akıl yürütebildiğimi de düşünüyorum. sonra bir bakıyorum, beğeni yok. kimse okumamış bile. o zaman ben kötü yazıyorum? başka ne sonuç çıkarabilirim ki?

sonra trollemek isteyince kısa kısa yazıyorum. yazarken gülüyorum. eğlendiriyorum kendimi. sonra birileri çıkıp eski piyanist nerede diyor... yahu, eski piyanist takdir gördü mü? görmedi. ee?

böyle olunca yazasım gelmiyor hiçbir şey. bir gün sonunda sinir olup silip gideceğim her şeyi buralardan. okunmuyorum etmiyorum doğru düzgün. kızgınım. öfkeliyim. hrr.
devamını gör...

zamanında pir sultan abdal'ın ölümüne sebep olan zihniyet ile madımak katliamını yapan zihniyet aynıdır! failleri hâlâ aramızda olan ve ülkemizde derin izler bırakan bu katliamı unutma!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim