yeşil renkli yazarlar
sanki her an cennete gidecekmiş gibiler.
devamını gör...
beğeni borcu
bu kadar illet bir şey yok herhalde. bir yazarın tanımını sadece herhangi bir nedenden beğeniyorum. bir dakika sonra tık bir bildirim geliyor, bir tanımım artı oy alıyor. neyse diyorum, profilimi beğenim nedeniyle görüp ziyaret etmiş ve o tanımım hoşuna gitmiş olabilir. aradan bir hafta geçiyor ve o yazarın bir tanımına rastlıyorum yine, hoşuma gidiyor beğeniyorum. bir iki dakika sonra yine tık, bir beğeni bildirimi.
al gülüm ver gülüm tipinde oylamalar beni hiç hoşnut etmiyor. benim de beğenisi sayesinde okumaya başladığım yazarlar var lakin böylesi hiç çekilmiyor. sizin benden haberiniz olmasa da ben yine beğendiğim tanımınızı seve seve oylarım. bu geri beğeni bir çeşit teşekkür veya dönüt olsa bile bende hiç sempatik bir etki bırakmıyor. tanımı beğenmek başka, beğeni karşılığı vermek başka. ben karşılık talep etmiyorum.
al gülüm ver gülüm tipinde oylamalar beni hiç hoşnut etmiyor. benim de beğenisi sayesinde okumaya başladığım yazarlar var lakin böylesi hiç çekilmiyor. sizin benden haberiniz olmasa da ben yine beğendiğim tanımınızı seve seve oylarım. bu geri beğeni bir çeşit teşekkür veya dönüt olsa bile bende hiç sempatik bir etki bırakmıyor. tanımı beğenmek başka, beğeni karşılığı vermek başka. ben karşılık talep etmiyorum.
devamını gör...
iktifa etmek
reşat nuri güntekin'in romanlarında karşınıza sık sık çıkan, yetinmek anlamındaki söz.
devamını gör...
insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
(bkz: melek)
devamını gör...
en iyi ikililer
erik ve tuz.
devamını gör...
kadınların çantasının içindekiler
küçük not defteri, kalem, ıslak ve kuru mendil, ev anahtarı, otobüs kartı, kolonya, parfüm, okuma kitabı, gereksiz fişler, cüzdan, saç fırçası, ped, el kremi, dudak balmı, ruj.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
sting-shape of my heart.
devamını gör...
kadınlar tarafından yönetilen ülkelerin daha müreffeh olması
anaerkil toplumların daha özgür, daha esnek, daha mutluluk odaklı olduğu sosyolojik bir tespit olduğu için mümkün olan durum.
türkiye olarak, belki de eski beri zengin olmayan, kocasına soyadını vermeyen aramalıydık. tansu çiller nevi şahsına münhasır bir abla.
gene deneyelim bence.
türkiye olarak, belki de eski beri zengin olmayan, kocasına soyadını vermeyen aramalıydık. tansu çiller nevi şahsına münhasır bir abla.
gene deneyelim bence.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
sen gülünce,
mevsimler açar gülüşünde. *
mevsimler açar gülüşünde. *
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
bu gece oğluşumla başbaşa yatış modundayız. diğer iki zibidiyi kapı dışarı ettim. taşınma dolayısıyla oda değişikliği yaptım bu oda çok girmedikleri bir oda. sürekli bir yerleri kurcalıyorlar. az önce ikisi bir olmuş çekmece açmaya çalışıyorlardı. sonra biri kafama düştü dolabın üstünden. öbürü konsolun üstündekileri yere atmaya başlayınca 'eeehhh be' dedim. şimdi ses seda yok. birazdan viyana kapısına dayanır gibi dayanırlar kapıma gümbür gümbür. o zamana kadar uyumalıyım. herkeslere tatlış uykular. güzel geceler.
devamını gör...
kitap alıntıları
"ölümden korkuyorum ama hayatımı boşa harcamaktan daha çok korkuyorum. aşk'tan korkuyorum; çünkü aşk bizim kavrama gücümüzün dışındaki şeyleri içeriyor; müthiş bir parıltı saçıyor ama aynı zamanda yaydığı gölge beni korkutuyor."
brida, paulo coelho
brida, paulo coelho
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
akbank'ın açılımının adana-kayseri bankası olması.
tanım: aklımızda kalan gereksiz bilgileri paylaştığımız başlık.
tanım: aklımızda kalan gereksiz bilgileri paylaştığımız başlık.
devamını gör...
ecevit döneminde niye dış güçler yoktu sorunsalı
parmaklarımı yormayayım, direk olarak ecevit'ten dinleyelim.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
devamını gör...
normal sözlük rezaleti
arkadaşlar ben aykırı bir insanım.
ışim gücüm genel doğrulara uymayan yanlışları bulup çıkarıp bunlar üzerine yorum yapmak , yanlışa milletin dikkatini çekerek toplumsal bir tepki oluşmasına katkı sağlamak.
'işimbu' nickinin doğuşu da bu sebepledir zaten . yanlışı bulur, onu cımbızlar gözler önüne sererim.
ama şimdiye dek kimse önüme çıkıp da sen şunu yanlış yaptın demedi .
diyemez çünkü işi usulüne uygun biçimde yapıyorum.
kimseye küfür etmiyorum ,
bel altı vuruşu asla sevmem ve yapmıyorum,
direkt bir kişiyi hedef almıyorum,
dayatmıyorum , fikrimi söylüyor, kenara çekiliyorum, insanlara siz de gelin şöyle yapın böyle yapın demiyorum .
eğer birisi çıkar da benim hata yaptığımı söyler, beni buna ikna ederse , onu kabul eder , özür de dilerim .
eğer sadece burada değil, hayatın her alanında bu yolu izleyen her kim ise , inanın yarı yolda kalmayacak, çok fazla üzülmeyecektir.
edit : keşke bahse konu mesele örneklenseydi..
edit 2 : ben bu konuyu bilmiyorum ki aydınlatayım ( # 37449 ) , ayrıca amacım bu konu üzerinden giderek , kişilerin genel davranış biçimleri üzerine gönderme yapmaktı.
yazdıklarım başlık sahibi tarafından sanırım pek anlaşılmamış.
ışim gücüm genel doğrulara uymayan yanlışları bulup çıkarıp bunlar üzerine yorum yapmak , yanlışa milletin dikkatini çekerek toplumsal bir tepki oluşmasına katkı sağlamak.
'işimbu' nickinin doğuşu da bu sebepledir zaten . yanlışı bulur, onu cımbızlar gözler önüne sererim.
ama şimdiye dek kimse önüme çıkıp da sen şunu yanlış yaptın demedi .
diyemez çünkü işi usulüne uygun biçimde yapıyorum.
kimseye küfür etmiyorum ,
bel altı vuruşu asla sevmem ve yapmıyorum,
direkt bir kişiyi hedef almıyorum,
dayatmıyorum , fikrimi söylüyor, kenara çekiliyorum, insanlara siz de gelin şöyle yapın böyle yapın demiyorum .
eğer birisi çıkar da benim hata yaptığımı söyler, beni buna ikna ederse , onu kabul eder , özür de dilerim .
eğer sadece burada değil, hayatın her alanında bu yolu izleyen her kim ise , inanın yarı yolda kalmayacak, çok fazla üzülmeyecektir.
edit : keşke bahse konu mesele örneklenseydi..
edit 2 : ben bu konuyu bilmiyorum ki aydınlatayım ( # 37449 ) , ayrıca amacım bu konu üzerinden giderek , kişilerin genel davranış biçimleri üzerine gönderme yapmaktı.
yazdıklarım başlık sahibi tarafından sanırım pek anlaşılmamış.
devamını gör...
kayıp zamanın izinde
kayıp zamanın izinde ya da orijinal ismi ile à la recherche du temps perdu, marcel proust tarafından ömrünün büyük bir kısmını ayırarak yazdığı bir eserdir. kendisi bu işe koyulduğunda sayfalara aktardığı cümlelerin, edebiyatın kilometre taşlarından birine dönüşeceğini biliyor muydu emin değilim fakat bu yedi ciltlik devasa eser her kelimesine kadar incelenmeyi hak ediyor. bir eseri incelemeden önce yazıldığı şartları ve yazarın iç dünyasını bilmekte fayda var . proust, çalkantılı bir zamanda doğdu ve hastalığından ötürü sıkıntılı bir hayat sürdü; bu hastalıktan ötürü zamanını geçirdiği yerlerin izlerini à la recherche du temps perdu'da sıkça görüyoruz. yüzbaşı dreyfus'un haksız yere suçlanması sürecinde , dreyfus davasının haklı tarafında yer aldı ve bu süreç onun karakterinin oturmasında büyük önem oynadı. dreyfus olayının izlerini 3.cilt olan le côté de guermantes'ta uzun uzun anlatmaktan kaçınmamıştır zaten.
kendisinin eşcinsel olduğunu ve eserlerine de bunu uzun uzadıya yansıttığını bilmekte fayda var , çünkü onu anlamazsak eserlerini anlamak mümkün olmayacaktır. 4.cilt olan sodome et gomorrhe'de eşcinsellik üzerine uzun ve derin incelemeler mevcut. ailesinde üst üste yaşadığı kayıpların etkilerini ise son ana kadar görmemiz mümkün olmuyor.
proust'u bir nebze anladığımızı düşünürsek eğer, gelelim edebiyatın yapı taşlarından biri haline gelmiş olan eseri à la recherche du temps perdu'ya . eser uzun ve yorucu cümlelerden oluşsa bile üstün betimlemeleri ile insanı kolundan tutarak kitabın içine çekmiş proust. aşk, hatırlamak,roman ve romancı ilişkisi, felsefe ve daha bir çok konuda altı dolu çıkarımların , aforizmaların ve derin anlamların olduğu uzun bir şiir okumak gibi hissettiriyor eser. adını koyamadığınız düşüncelerinizin bir şekilde burada betimlendiğini görüp keyiflenmemek elde değil. balzac ve bergson'un parmak izleri eserin her yanında görünüyor. taraflı bir bakış açısı olsa bile proust her açıdan dönemine ayna tutmuş. eseri orijinal dilinde okuyabilmek için fransızcaya hakim olmak gerek ama roza hakmen üstün bir iş çıkarmış. okumayı planlıyorsanız roza hakmen çevirsinden şaşmayın.yedi ciltten oluşan eserin her bölümü için bir kaç alıntı bırakma niyetindeyim.
--- alıntı ---
du côté de chez swann ( swann'ların tarafı)
geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. geçmiş zihnin hakimiyet alanının, kavrayış gücünün dışında bir yerde, hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacak duygunun) içinde gizlidir. bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rastlamamamız ise tesadüfe bağlıdır.
s.44
comme les hommes primitifs dont les sens étaient plus puissants que les nôtres, elle discernait immédiatement, à des signes insaisissables pour nous, toute vérité que nous voulions lui cacher.
p.17
à l'ombre des jeunes filles en fleurs (çiçek açmış genç kızların gölgesinde)
hayat, seven insanların daima bekleyebileceği mucizelerle doludur. (...) zaten hayatta ve hayatın çelişen durumlarındaki bütün aşka ilişkin olaylarda, en iyisi anlamaya çalışmamaktır; çünkü nasılsa acımasız ve beklenmedik olduklarından, mantık kurallarından çok sihirli kurallara göre belirlenir gibidirler.
s.67
la nature que nous faisons paraître dans la seconde partie de notre vie n'est pas toujours, si elle l'est souvent, notre nature première développée ou flétrie, grossie ou atténuée ; elle est quelquefois une nature inverse, un véritable vêtement retourné
p.42
le côté de guermantes (guermantes tarafı)
bir savaş alanı, yüz yıllar boyunca tek bir savaşın alanı olmamıştır, olmayacaktır. savaş alanı olmuşsa demek ki iyi bir savaş alanı olmasını sağlayan belirli coğrafi, jeolojik koşulları, hatta düşmanı engelleyecek kusurları ( mesela araziyi ikiye bölen bir nehir) içinde barındırmaktadır. bu yüzden savaş alanı olmuştur ve olacaktır da. herhangi bir oda resim atolyesi olmaz; herhangi bir yerde savaş alanı olmaz. bazı yerlerin kaderi savaş alanı olmaktır.
s.104
la vraie beauté est si particulière, si nouvelle, qu'on ne la reconnaît pas pour la beauté.
p.110
sodome et gomorrhe (sodom ve gomorra)
her gece yatağına külçe gibi yığılıp uyanıncaya, yataktan kalkıncaya kadar yaşamayan bir adam, uykuya ilişkin, büyük keşifler değilse de, en azından küçük yorumlar yapmayı aklından geçirebilir mi? uyuduğunun farkında bile değildir. uykuyu takdir edebilmek, bu karanlığı biraz aydınlatabilmek için, biraz uykusuzluk yararlıdır.
s.53
c'est de là que vient tout le mal: dieu est un homme.
la prisonnière ( mahpus)
...ama sevdiğimiz insanın uydurduğu öyküler bize acı çektirir ve bu yüzden de, yüzeysel bilgilerle oyalanacağımıza, insan doğasının derinine inmemize imkân verir. keder içimize işler ve sancılı bir merakla daha derinlere nüfuz etmeye zorlar bizi. buradan çıkan gerçekleri gizleme hakkını bulamayız kendimizde; bu yüzden de bu gerçekleri keşfetmiş, hiçliğe inanmış bir ateist, can çekişmekteyken, şanı şöhreti umursamadığı halde, son saatlerini, bu gerçekleri duyurmaya çalışarak harcar.
l'amour, dans l'anxiété douloureuse comme dans le désir heureux, est l'exigence d'un tout. ıl ne naît, il ne subsiste que si une partie reste à conquérir. on n'aime que ce qu'on ne possède pas tout entier.
p.67
albertine disparue (albertine kayıp)
ama zekamız ne kadar keskin olursa olsun, kalbimizde yer alan tek tek duyguları algılayamaz; çoğu zaman uçucu halde var olan duygularımız, onları ayrıştırabilecek bir olgu tarafından katılaştırılmadıkları sürece kendilerini belli etmezler.
s.10
on n'est que par ce qu'on possède, on ne possède que ce qui vous est réellement présent, et tant de nos souvenirs, de nos humeurs, de nos idées partent faire des voyages loin de nous-même, où nous les perdons de vue!
p.29
le temps retrouvé ( yakalanan zaman )
insanların anlattıklarını duymazdım, çünkü beni ilgilendiren, ne demek istedikleri değil, bunu nasıl söyledikleri, söyleyiş biçimlerinin ortaya koyduğu kişilikleri veya gülünçlükleriydi; daha doğrusu, beni asıl ilgilendiren şey, özel bir haz aldığım için daima araştırmalarımın özel hedefi olan, birden fazla kişiye özgü ortak özelliklerdi.
s.27
l'écrivain ne dit que par une habitude prise dans le langage insincère des préfaces et des dédicaces : " mon lecteur ". en réalité, chaque lecteur est, quand il lit, le propre lecteur de soi-même. l'ouvrage de l'écrivain n'est qu'une espèce d'instrument optique qu'il offre au lecteur afin de lui permettre de discerner ce que, sans ce livre, il n'eût peut-être pas vu en soi-même. la reconnaissance en soi-même, par le lecteur, de ce que dit le livre, est la preuve de la vérité de celui-ci, et vice versa, au moins dans une certaine mesure, la différence entre les deux textes pouvant souvent être imputée non à l'auteur mais au lecteur. l'auteur n'a pas à s'en offenser, mais au contraire à laisser la plus grande liberté au lecteur en lui disant : " regardez vous-même si vous voyez mieux avec ce verre-ci, avec celui-là, avec cet autre. "
--- alıntı ---
kendisinin eşcinsel olduğunu ve eserlerine de bunu uzun uzadıya yansıttığını bilmekte fayda var , çünkü onu anlamazsak eserlerini anlamak mümkün olmayacaktır. 4.cilt olan sodome et gomorrhe'de eşcinsellik üzerine uzun ve derin incelemeler mevcut. ailesinde üst üste yaşadığı kayıpların etkilerini ise son ana kadar görmemiz mümkün olmuyor.
proust'u bir nebze anladığımızı düşünürsek eğer, gelelim edebiyatın yapı taşlarından biri haline gelmiş olan eseri à la recherche du temps perdu'ya . eser uzun ve yorucu cümlelerden oluşsa bile üstün betimlemeleri ile insanı kolundan tutarak kitabın içine çekmiş proust. aşk, hatırlamak,roman ve romancı ilişkisi, felsefe ve daha bir çok konuda altı dolu çıkarımların , aforizmaların ve derin anlamların olduğu uzun bir şiir okumak gibi hissettiriyor eser. adını koyamadığınız düşüncelerinizin bir şekilde burada betimlendiğini görüp keyiflenmemek elde değil. balzac ve bergson'un parmak izleri eserin her yanında görünüyor. taraflı bir bakış açısı olsa bile proust her açıdan dönemine ayna tutmuş. eseri orijinal dilinde okuyabilmek için fransızcaya hakim olmak gerek ama roza hakmen üstün bir iş çıkarmış. okumayı planlıyorsanız roza hakmen çevirsinden şaşmayın.yedi ciltten oluşan eserin her bölümü için bir kaç alıntı bırakma niyetindeyim.
--- alıntı ---
du côté de chez swann ( swann'ların tarafı)
geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. geçmiş zihnin hakimiyet alanının, kavrayış gücünün dışında bir yerde, hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacak duygunun) içinde gizlidir. bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rastlamamamız ise tesadüfe bağlıdır.
s.44
comme les hommes primitifs dont les sens étaient plus puissants que les nôtres, elle discernait immédiatement, à des signes insaisissables pour nous, toute vérité que nous voulions lui cacher.
p.17
à l'ombre des jeunes filles en fleurs (çiçek açmış genç kızların gölgesinde)
hayat, seven insanların daima bekleyebileceği mucizelerle doludur. (...) zaten hayatta ve hayatın çelişen durumlarındaki bütün aşka ilişkin olaylarda, en iyisi anlamaya çalışmamaktır; çünkü nasılsa acımasız ve beklenmedik olduklarından, mantık kurallarından çok sihirli kurallara göre belirlenir gibidirler.
s.67
la nature que nous faisons paraître dans la seconde partie de notre vie n'est pas toujours, si elle l'est souvent, notre nature première développée ou flétrie, grossie ou atténuée ; elle est quelquefois une nature inverse, un véritable vêtement retourné
p.42
le côté de guermantes (guermantes tarafı)
bir savaş alanı, yüz yıllar boyunca tek bir savaşın alanı olmamıştır, olmayacaktır. savaş alanı olmuşsa demek ki iyi bir savaş alanı olmasını sağlayan belirli coğrafi, jeolojik koşulları, hatta düşmanı engelleyecek kusurları ( mesela araziyi ikiye bölen bir nehir) içinde barındırmaktadır. bu yüzden savaş alanı olmuştur ve olacaktır da. herhangi bir oda resim atolyesi olmaz; herhangi bir yerde savaş alanı olmaz. bazı yerlerin kaderi savaş alanı olmaktır.
s.104
la vraie beauté est si particulière, si nouvelle, qu'on ne la reconnaît pas pour la beauté.
p.110
sodome et gomorrhe (sodom ve gomorra)
her gece yatağına külçe gibi yığılıp uyanıncaya, yataktan kalkıncaya kadar yaşamayan bir adam, uykuya ilişkin, büyük keşifler değilse de, en azından küçük yorumlar yapmayı aklından geçirebilir mi? uyuduğunun farkında bile değildir. uykuyu takdir edebilmek, bu karanlığı biraz aydınlatabilmek için, biraz uykusuzluk yararlıdır.
s.53
c'est de là que vient tout le mal: dieu est un homme.
la prisonnière ( mahpus)
...ama sevdiğimiz insanın uydurduğu öyküler bize acı çektirir ve bu yüzden de, yüzeysel bilgilerle oyalanacağımıza, insan doğasının derinine inmemize imkân verir. keder içimize işler ve sancılı bir merakla daha derinlere nüfuz etmeye zorlar bizi. buradan çıkan gerçekleri gizleme hakkını bulamayız kendimizde; bu yüzden de bu gerçekleri keşfetmiş, hiçliğe inanmış bir ateist, can çekişmekteyken, şanı şöhreti umursamadığı halde, son saatlerini, bu gerçekleri duyurmaya çalışarak harcar.
l'amour, dans l'anxiété douloureuse comme dans le désir heureux, est l'exigence d'un tout. ıl ne naît, il ne subsiste que si une partie reste à conquérir. on n'aime que ce qu'on ne possède pas tout entier.
p.67
albertine disparue (albertine kayıp)
ama zekamız ne kadar keskin olursa olsun, kalbimizde yer alan tek tek duyguları algılayamaz; çoğu zaman uçucu halde var olan duygularımız, onları ayrıştırabilecek bir olgu tarafından katılaştırılmadıkları sürece kendilerini belli etmezler.
s.10
on n'est que par ce qu'on possède, on ne possède que ce qui vous est réellement présent, et tant de nos souvenirs, de nos humeurs, de nos idées partent faire des voyages loin de nous-même, où nous les perdons de vue!
p.29
le temps retrouvé ( yakalanan zaman )
insanların anlattıklarını duymazdım, çünkü beni ilgilendiren, ne demek istedikleri değil, bunu nasıl söyledikleri, söyleyiş biçimlerinin ortaya koyduğu kişilikleri veya gülünçlükleriydi; daha doğrusu, beni asıl ilgilendiren şey, özel bir haz aldığım için daima araştırmalarımın özel hedefi olan, birden fazla kişiye özgü ortak özelliklerdi.
s.27
l'écrivain ne dit que par une habitude prise dans le langage insincère des préfaces et des dédicaces : " mon lecteur ". en réalité, chaque lecteur est, quand il lit, le propre lecteur de soi-même. l'ouvrage de l'écrivain n'est qu'une espèce d'instrument optique qu'il offre au lecteur afin de lui permettre de discerner ce que, sans ce livre, il n'eût peut-être pas vu en soi-même. la reconnaissance en soi-même, par le lecteur, de ce que dit le livre, est la preuve de la vérité de celui-ci, et vice versa, au moins dans une certaine mesure, la différence entre les deux textes pouvant souvent être imputée non à l'auteur mais au lecteur. l'auteur n'a pas à s'en offenser, mais au contraire à laisser la plus grande liberté au lecteur en lui disant : " regardez vous-même si vous voyez mieux avec ce verre-ci, avec celui-là, avec cet autre. "
--- alıntı ---
devamını gör...
genellemelerin hepsi yanlıştır
kendisiyle çelişen genellemedir.
devamını gör...
15 temmuz 2016 darbe girişimi
tek güzel getirisi, artık fetullah gülen ile ilgili espri yapabilme özgürlüğüdür. hoca bu durur mu, yapıştırmış kalkışmayı.* *
devamını gör...
kız isteme cinsiyetçi midir sorunsalı
ailenin rızasını almak şeklinde düzeltilmesi gerekilen ifadedir.
devamını gör...


