buzul çağında yaşamak isteyen beni ziyadesiyle memnun eden durum.

bir de komple alacakaranlıkta kalsak harika olacak kjkgjffhhchg.
devamını gör...

1980'lerin sonunda yayınlanmış bir anime olarak 90'larda benim ve kardeşimin televizyon izleme listemizin içinde olan anime. goku isimli maymun insan arası bir çocuk ile niyet ettim niyet eyledim kendime bir sevgili bulmaya diyen bulma isimli genç kızın maceralarını anlatır. bulma ejder topları efsanesini duymuş ve eğer hepsini toplayabilirse dileğinin gerçek olabileceğini öğrenmiştir. ormanda toplardan birini ararken goku ile karşılaşır ve onda bir top olduğunu öğrenir. ikili beraberce geri kalan 6 topun peşine düşerler. elbette hikaye benim anlattığım kadar basit değil. hem hikayesi çok güzeldir hem de çizimleri. bu animeyle ilgili en çok hatırladığım şey renkler! her yer rengarenk bir çizgi filmdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hikayenin temel mesajı kendine güven ve kendine inandır. bunu da oldukça eğlenceli bir şekilde yapar. bu anime bitince çok popüler olduğu için (hala da aşırı derece popülerdir) elbette ki devam serileri geldi. şu an hala devam ediyor seri.
devamını gör...

naçizane iki tane bırakıyorum şöyle:

(bkz: indie yürek yırtulur)
(bkz: indie bindie)

sonradan gelen şakacı edit:

düşündüm de; (bkz: yeğenimindie) de güzel olurmuş...
devamını gör...

anthony burgess'a beyin tümörü teşhisi konulup, 1 yıl ömür biçildikten sonra bir yıl içinde yazdığı 12 kitaptan biridir. yazarken amacı eşine bir miktar para bırakabilmekmiş ancak sonraları büyük ses getiren; özgür iradenin önemine değinen suç tarzındaki kült roman haline gelmiş. daha sonradan filme de uyarlanmıştır.

bana soracak olursanız, alex karakteriyle konuşma yapan rahibin sözleri kitabın en can alıcı kısmıdır:


“iyi bir insan olmak çok da hoş olmayabilir küçük 6655321. iyi bir insan olmak korkunç olabilir. bunu sana söylerken, kulağa ne kadar çelişkili geldiğini biliyorum. (..) tanrı ne ister? tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi? bunlar derin ve zor sorular, küçük 6655321.”


edit: uyarılar üzerine eşine değil, kendine tümör teşhisi konduğu hadisesinde yeniden düzenledim.
devamını gör...

gittikçe çoğalan tiptir. bilinmeyen bir kadının mektubu şöyle güzel, böyle güzel. çok derin bir yazarmışmış. işte yazar böyle olunurmuşmuş. insan ruhuna çok güzel dokunurmuşmuş. yalan hepsi. üstelik zweig'ı yanlış da telaffuz eder bu insanlar. hayır, madem o kadar yüceltiyorsunuz, o halde doğru söyleyin şunu artık. yanlış söylemekte elbette sıkıntı yok, herkes yanlış yapar ama gösterişçiliğinizi, sahtekarlığınızı dışarı vuruyorsunuz.
devamını gör...

yenileşme, yenileşme süreci anlamına gelir. iki basamaktan oluşur. ilk basamak yaratıcı ve geliştirici fikirlerin oluşturulmasıdır.
ikinci basamak, fikirlerin ticari olarak geliştirilmesidir.
devamını gör...

psikiyatrik hastalığı olan bireyin sosyal olarak kabul edilemez olduğuna ilişkin toplum tarafından taşınan yargı.

örneğin toplumda dengesiz tavırlarıyla öne çıkan insanlara yapıştırılan bipolar,borderline,şizofren etiketlerinden tutun da bu hastalık isimlerini bir hakaret olarak kullanmaya , bu tür hastalıklara sahip insanlardan yaradana sığındığını söylemeye kadar bir çok çeşidi vardır.

damgalamanın tehlikeli olmasının asıl sebebi damgalayanın dangalaklığı değil , toplumda psikiyatrik rahatsızlığa sahip bireylerin tedaviye gönülsüzlüğüne neden olması ve daha da kötüsü içsel damgalamayla hastanın tedavisinin zorlaşması.

birçok hastalık derneği (bkz: lityum derneği)(bkz: bipolar yaşam derneği)(bkz: şizofreni dernekleri konfederasyonu) ve uzman damgalamayla mücadele içindedir.

edit : linkleri bir türlü ekleyemedim. ama isteyen başlığı google’da aratıp onlarca makaleye erişebilir.

insanları hastalıklarıyla damgalamayalım arkadaşlar.
ayıp.
devamını gör...

bir charles dickens kitabıdır.

can yayınlarının kısa klasikler dizisinin yirminci kitabı olan bu eser üç öyküden oluşmaktadır. romanlarıyla daha çok öne çıkan charles dickens’in iyi bir kısa öykü yazarı olduğunun da net bir göstergesidir bu kitap.

bu kitaptaki üç öykü de olağan dışı olaylarla ilgili. insanın gerçeklikle bağdaştıramadığı ama mantıklı bir açıklama da bulamadığı için derin bir huzursuzluk, rahatsız edici bir tedirginlik ve uzun süreli bir korku duyduğu bu olaylar öyle ya da böyle herkesin hayatında bir kez de olsa gerçekleşmiştir.

ve herkes bire bin katarak anlatmayı sever bu öyküleri. hele de geceleri. ben de böyle bir olaya şahit oldum ve bu beni hala tedirgin eder. bir gün, benim küçük bir çocuk olduğum bir gün bir hikaye anlattılar evde kadınlar. annem ve teyzemler idi anlatanlar sanırım. benim küçük bir çocuk olarak dinlememem gerekiyordu ama elbette ben dinledim. hikayede bir eve yeni gelin olarak gelen bir kasının öldürülüp evin temeline gömüldüğünü anlatılar. o günden sonra akşamları camda bir el görünüp cama vurarak kaybolurmuş her akşam. sizin de anlayacağınız üzere ben bu görüntüyü kafamda canlandırırken bir el camdan görünüp cama tıkladı. hayatımın en büyük korkusunun altında diğer teyzem çıkmış olsa da hala birisi cama vursa irkilirim.

işte böyle böyle üç hikaye var bu kitapta.
devamını gör...

gençleştim resmen bu kadar mı fark eder..*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

liverpool - ingiltere, 1987
fotoğraf : rob bremner.

liverpool kentinin ekonomik açıdan zayıf durumdaki bir mahallesinden çekilmiş fotoğraf. fotoğrafta poz vermiş bir çift, arkalarında moloz yığınları, ellerindeki kwik save yazılı poşetler de bizdeki üç harfli bim ve a-101 marketlerinin o zamanki karşılığı oluyor.
devamını gör...

bunun biraz da kültürle alakası var. önceden bir köyde hatta birkaç köyde bir tane doktorun bulunması, hastalıkların tedavisinin zor olması, ilaçların sayısının azlığı, onca yılın emeği, hekime erişimin zorluğu, okumuş insana verilen değerin fazla olması gibi etkenlere bağlı. koca koca dedeler okumuş insanın elini öpmek isterdi önceden, minnet duyardı. yetiştirdikleri çocuklarda bunu gördü ve bunu uyguladı diye düşünüyorum. tabi bu bakış açısı oldukça kültürel daha birçok etken de mevcut.
devamını gör...

(bkz: sipariş nickaltı)

her türlü sipariş alınır.
devamını gör...

çocuk şu an uyuduğu için ne yapsam ne okusam yok en iyisi ben sadece öylece durayım öylece duruyorum durmak ve susmak halindeyim.
devamını gör...

sıklıkla yapılıyorsa ve zorunlu aktarma da varsa heyecanın yerini bıkkınlık alan seyahat.
devamını gör...

türk müziğinin yetiştirdiği en iyi yorumculardan biri. 1935 doğumlu. fransa'da yaşıyor. öyle olağanüstü bir ses rengi ve yorum tarzı var ki doğru ellerde dünyanın en iyi kadın şarkıcıları arasına girebilirdi. ne yazık ki aynı zamanda menajerliğini yapan erdem buri'nin ellerinde ziyan olmuş gitmiştir.
hayatını "düşmemiş bir uçağın kara kutusu" adlı kitabında yazmıştır.
(bkz: burçak tarlası)
devamını gör...

(bkz: cinsiyet ayrımcılığı)
devamını gör...

c. s. lewis - narnia günlükleri.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendimi kaba etimden kesme acısı. ışın kılıcım belimdeyken işediğim sırada yanlışlıkla açılmıştı. sonrası malum.
devamını gör...

orijinal üçlemenin budizmle paralelliği göz önüne alındığında [insanların yaşadığı sistemin samsara ile benzerlikleri, neo'nun bodhisattva olmasının muhtemel olması vs] ve wachowski ablaların asya merakı göz önüne alındığında, muhtemelen yine senaryosu budizm üzerinden şekillenecek olan film.

benim tahminim, bu filmde neo'nun artık devalar aleminde olması. bu alem oldukça cezbedici bir alem olmakla beraber, aydınlanma yolundaki bir kişi için de sahte cennettir. tıpkı alamut kalesi'ndeki sahte cennet gibi. eğer kişi bu alemin çekiciliğine kendisini kaptırırsa aydınlanma yolculuğu tehlikeye düşer.

fragmandaki antidepresan olduğunu tahmin ettiğim ilaçlar da bence buna bir göndermeydi. neo sahte bir cennetin içinde uyuşturuluyor.

ama diğer bir nokta, neo'nun hipnoz yoluyla eski hatıralarını da hatırlaması.



matrix'in resetlendiğini biliyoruz. yani samsara'nın bulunduğu evren resetlendi. ama neo, bodhisattva olduğu için de devalar aleminde bir tanrı oldu şimdi.



muhtemelen bu da, neo'nun şimdi mahabrahma'yı temsil ettiğine bir işaret. yüksek ihtimalle eski hatıraları kendisinde bir delüzyona sebep olacak ve neo yaratıcı tanrı olduğunu zannedecek.

o halde, bu durumdan çıkması için bir buddha'nın kendisine acizliğini hatırlatması gerekecek ki fragmanda aciz duruma düştüğü yerler vardı sanki. aciz duruma düştükten sonra neo tekrar saptığı aydınlanma yoluna geri dönecek ve en sonunda nirvana'ya ulaşıp buddhalara karışacak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim