hiç swh kullanmayan yazar
benimdir. onun yerine kendi uydurduğum bir cümle olan "al sana gülücük"ü kullanıyorum. daha güzel.*
devamını gör...
hayatı tek kelime ile anlat
şarampol.
devamını gör...
ankara
onlarca ülke, yüzlerce şehir gezmiş birisi olarak şunu söyleyebilirim şehirlerin en asilidir.
-ankara cumhuriyettir, mustafa kemal atatürk’tür.
-şehrin resmiyeti hissedilir.
-şehirde mutlak gri hakimdir.
-meydanları kalabalıktır ama insanlar yalnızdır.
-şehirde insanlar birbirine (korkuyla karışık) saygılıdır.
-şehri entelektüel birikimli insanların yaşam alanıdır (siyasi partiler ben tbmm dahil değil)
-insanlar bütün yalnızlıklarına rağmen birbirine sığınırlar.
-eylem ruhu yüksek bir şehir.
-sokaklarında var olan kitapçıları, sokak sanatçıları kolay kolay yer değişmezler.
-şehirde tiyatro, konser, sergi, müze, vs gibi sanatsal etkinlikler çok fazla yapılıyor.
-tiyatroları çok güzel.
-meyhaneleri güzel.
-balıkçıları güzel.
bu liste uzar da gider, özetle: şehir de içinde yaşayanları da çok güzeller.
-ankara cumhuriyettir, mustafa kemal atatürk’tür.
-şehrin resmiyeti hissedilir.
-şehirde mutlak gri hakimdir.
-meydanları kalabalıktır ama insanlar yalnızdır.
-şehirde insanlar birbirine (korkuyla karışık) saygılıdır.
-şehri entelektüel birikimli insanların yaşam alanıdır (siyasi partiler ben tbmm dahil değil)
-insanlar bütün yalnızlıklarına rağmen birbirine sığınırlar.
-eylem ruhu yüksek bir şehir.
-sokaklarında var olan kitapçıları, sokak sanatçıları kolay kolay yer değişmezler.
-şehirde tiyatro, konser, sergi, müze, vs gibi sanatsal etkinlikler çok fazla yapılıyor.
-tiyatroları çok güzel.
-meyhaneleri güzel.
-balıkçıları güzel.
bu liste uzar da gider, özetle: şehir de içinde yaşayanları da çok güzeller.
devamını gör...
fear of the dark
diyardan diyara sürükleyen, iron maiden şarkısıdır. geceleyin hiç yalnız kaldın mı? arkanda ayak sesleri duyduğunu düşünüp, arkanı dönüp kimsenin olmadığını anlayarak. ve hızla başını çevirirsin, bir daha dönüp bakmak zor gelir. çünkü eminsindir. orada biri var. *
devamını gör...
yelken göğüs
ingilizce'de flail chest olarak adlandırılan ardışık en az üç kot kemiğinin (kaburga) 2 veya daha fazla yerinden kırılması ile oluşan stabil olmayan toraks duvarına verilen isimdir.
bu bölgede normal solunumda olan göğüs hareketinin tersi olur buna da paradoks solunum hareketi adı verilir.
ciddi bir tablodur, atelektazi, mediastinal flutter olarak tanımlanan patolojik salınım sonucu venöz dönüş ve kalp atım bölümü azalır, engellenemezse ölümle sonuçlanır.
bu bölgede normal solunumda olan göğüs hareketinin tersi olur buna da paradoks solunum hareketi adı verilir.
ciddi bir tablodur, atelektazi, mediastinal flutter olarak tanımlanan patolojik salınım sonucu venöz dönüş ve kalp atım bölümü azalır, engellenemezse ölümle sonuçlanır.
devamını gör...
agatha'nın anahtarı
normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile birlikte toplantısını gerçekleştirdiğimiz 6. kitap.
okunsa da olur, okunmasa daha da güzel olur kitabı. ahmet ümit sevenler kızabilir lakin bu öykü kitabını okuyan birinin bana hak vermemesi imkansız. gelin neden böyle düşünüyorum kısaca açıklayayım**:
öncelikle belirtmeliyim ki gerçekten akıcı bir kitap, fakat çok basit. olaylar güzel ve ilgi çekici olsa da bunun işleniş şekli ve sonuca bağlanışı fazlasıyla zayıf. bazı öyküler okuyucuyu merak ettirirken bazılarında da katil zaten başında tahmin ettiğiniz kişi çıkıyor. keşke bununla sınırlı kalsa, bazı öykülerin elle tutulur bir sonucu yok. çok alakasız bitiyor. öykülerin mesajları sağlam, ülkemizin zihniyetini gözler önüne seriyor fakat bunu oldu bitti'ye getirip kısaca üzerinden geçerek aktardığı için mesaj askıda kalıyor. (bkz: askıda mesaj).
sanırım en sevdiğim öykü sevgilim tiner'di. savcıyı öldürmek de diğer öykülere nazaran daha ayrıntılı olduğu, adım adım ilerlediği ve zeki bir katile sahip olduğu için hoştu. bunun haricindeki diğer öyküler ya saçma sonundan dolayı komik, ya da anlatılanlar açık olduğundan basitti. hatta kulüple birlikte öyküleri tartışırken bir öyküdeki mantık hatası sinirlerimizi zıplattı.
ama yine de birlikte kitap hakkında konuşmak keyifliydi. hiç polisiyeye ilgisi olmayanlar belki beğenir. ben sevmedim.
okunsa da olur, okunmasa daha da güzel olur kitabı. ahmet ümit sevenler kızabilir lakin bu öykü kitabını okuyan birinin bana hak vermemesi imkansız. gelin neden böyle düşünüyorum kısaca açıklayayım**:
öncelikle belirtmeliyim ki gerçekten akıcı bir kitap, fakat çok basit. olaylar güzel ve ilgi çekici olsa da bunun işleniş şekli ve sonuca bağlanışı fazlasıyla zayıf. bazı öyküler okuyucuyu merak ettirirken bazılarında da katil zaten başında tahmin ettiğiniz kişi çıkıyor. keşke bununla sınırlı kalsa, bazı öykülerin elle tutulur bir sonucu yok. çok alakasız bitiyor. öykülerin mesajları sağlam, ülkemizin zihniyetini gözler önüne seriyor fakat bunu oldu bitti'ye getirip kısaca üzerinden geçerek aktardığı için mesaj askıda kalıyor. (bkz: askıda mesaj).
sanırım en sevdiğim öykü sevgilim tiner'di. savcıyı öldürmek de diğer öykülere nazaran daha ayrıntılı olduğu, adım adım ilerlediği ve zeki bir katile sahip olduğu için hoştu. bunun haricindeki diğer öyküler ya saçma sonundan dolayı komik, ya da anlatılanlar açık olduğundan basitti. hatta kulüple birlikte öyküleri tartışırken bir öyküdeki mantık hatası sinirlerimizi zıplattı.
ama yine de birlikte kitap hakkında konuşmak keyifliydi. hiç polisiyeye ilgisi olmayanlar belki beğenir. ben sevmedim.
devamını gör...
türk kızlarına bir öğüt bırak
kendinizi daima geliştirmeye odaklanın. koca eline düşmeyin kültürsüz adamların kölesi olmayın. kısaca sisteme itaat etmeyin.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
hay allah möh (moderatör özel harekat) ne olacak şimdi?
sanırım, kızıl öfke benjamin darbe korkusu yüzünden emekli etti kahraman moderatörümüzü.
biz burada kendisini napoli tribünleri kıvamında bekliyor olacağız.
sanırım, kızıl öfke benjamin darbe korkusu yüzünden emekli etti kahraman moderatörümüzü.
biz burada kendisini napoli tribünleri kıvamında bekliyor olacağız.
devamını gör...
antisemitizm
yahudi dinine, ırkına ve soyuna karşı duyulan düşmanlık anlamına gelir. nazi almanyası'nda bu düşmanlık, fikirlerle kalmamış icraat yapılarak holocostlarda sabun yapılmıştır.
devamını gör...
ilkokulda montu hoşlandığın kişinin yanına asmak
bir aşk hikayesi anlatacağım şimdi;
sınıfa nakil öğrenci geldi. dersin ortasında müdürle birlikte girdiler sınıfa hepimiz çocuğa bakıyoruz. bütün kızlar nefeslerimizi tuttuk, dersten koptuk, dünya'da değiliz. puşt çok yakışıklı. ömrümde öyle bir çocuk görmemişim. zaten yaşım 11 ne ömrüm olacak. yani televizyonda bile o kadar yakışıklı oğlan yok. amerikan filmlerindekilerden bile yakışıklı; koyu mavi gözleri, dik ve fönlü saçları var. anası 'ben doğurdum' diye gururla hazırlıyor her sabah okula belli ki.
çocuğu oğulcan'ın yanına oturttu sınıf öğretmeni. ben de duvar dibinde köşe oturuyorum montların arasında kaybolmuşum. ilk görüşte aşktı benimkisi. her sabah o mavi gözleri görme şansım vardı, her sabah 'günaydın' diyorduk birbirimize.
en sevdiğim mevsim kıştır. neden biliyor musunuz? yazın duvar dibine kimse mont asmazdı. hırkasını çantasına koyardı herkes.
oğulcan onun en iyi arkadaşı oldu okul boyunca. orta okulda da aynı sınıftaydık. kızların hepsi yanıktı ona ama kezban gibi davranıyorlardı. ben de aşıktım ama hiç sahip olamayacağım bir şey isteyecek kadar şımarık değildim.
ilk okulda bile gerçekçiydim. prenses sanmıyordum kendimi. annesiz, babasız büyüdüğüm için galiba.
bir yaz bisikletle sokak aralarında gezerken bir evin bahçesinde onun esini duydum. aaah tanrım o an hayatımın en mutlu anıydı. nerede yaşadığını öğrenmiştim. sapık gibi onu izledim. hiç benim gibi asi bir çocuk değildi. ailesine karşı çok saygılıydı, bense halen nefret ederim.
ya o gün çok büyük bir keder çöktü ruhuma. orada ondan vazgeçtim.
bir gün sınıfta oğulcan'la birlikte benimle alay etmişlerdi. o gün kopmuştum ondan. mavi gözleri artık beni donduruyordu. ellerim buz kesiyordu.
yıllarca aklıma bile gelmemişken geçen ay adını yazdım google amcaya. sordum nerdedir kimledir? sadece bir fotoğraf vardı linkedn'de.
endüstri mühendisi olmuş. takım elbiseyle fotoğrafı, janti bir bey olmuş. yüzü hiç değişmemiş. saç şekli hala yukarı doğru fönlü.
masmavi gözleri yine parıldıyor.
ilkokulda montuma onun kokusu sinsin diye onun montunun yanına asıyordum benimkini. facebooktan oğulcanla birlikte attığı fotoğrafları arşivliyordum.
hayatınıza böyle biri tesir ettiğinde bir daha eskisi gibi olamıyorsunuz. 11 yaşındaki vurgunu hala anarak yaşıyorum.
daha özel birşey itiraf edeyim; hayalini kurarak mastürbasyon yapamadığım tek erkek odur. psikologlar bunu açıklasın, si ay ey, ef bi ay açıklayın.
sınıfa nakil öğrenci geldi. dersin ortasında müdürle birlikte girdiler sınıfa hepimiz çocuğa bakıyoruz. bütün kızlar nefeslerimizi tuttuk, dersten koptuk, dünya'da değiliz. puşt çok yakışıklı. ömrümde öyle bir çocuk görmemişim. zaten yaşım 11 ne ömrüm olacak. yani televizyonda bile o kadar yakışıklı oğlan yok. amerikan filmlerindekilerden bile yakışıklı; koyu mavi gözleri, dik ve fönlü saçları var. anası 'ben doğurdum' diye gururla hazırlıyor her sabah okula belli ki.
çocuğu oğulcan'ın yanına oturttu sınıf öğretmeni. ben de duvar dibinde köşe oturuyorum montların arasında kaybolmuşum. ilk görüşte aşktı benimkisi. her sabah o mavi gözleri görme şansım vardı, her sabah 'günaydın' diyorduk birbirimize.
en sevdiğim mevsim kıştır. neden biliyor musunuz? yazın duvar dibine kimse mont asmazdı. hırkasını çantasına koyardı herkes.
oğulcan onun en iyi arkadaşı oldu okul boyunca. orta okulda da aynı sınıftaydık. kızların hepsi yanıktı ona ama kezban gibi davranıyorlardı. ben de aşıktım ama hiç sahip olamayacağım bir şey isteyecek kadar şımarık değildim.
ilk okulda bile gerçekçiydim. prenses sanmıyordum kendimi. annesiz, babasız büyüdüğüm için galiba.
bir yaz bisikletle sokak aralarında gezerken bir evin bahçesinde onun esini duydum. aaah tanrım o an hayatımın en mutlu anıydı. nerede yaşadığını öğrenmiştim. sapık gibi onu izledim. hiç benim gibi asi bir çocuk değildi. ailesine karşı çok saygılıydı, bense halen nefret ederim.
ya o gün çok büyük bir keder çöktü ruhuma. orada ondan vazgeçtim.
bir gün sınıfta oğulcan'la birlikte benimle alay etmişlerdi. o gün kopmuştum ondan. mavi gözleri artık beni donduruyordu. ellerim buz kesiyordu.
yıllarca aklıma bile gelmemişken geçen ay adını yazdım google amcaya. sordum nerdedir kimledir? sadece bir fotoğraf vardı linkedn'de.
endüstri mühendisi olmuş. takım elbiseyle fotoğrafı, janti bir bey olmuş. yüzü hiç değişmemiş. saç şekli hala yukarı doğru fönlü.
masmavi gözleri yine parıldıyor.
ilkokulda montuma onun kokusu sinsin diye onun montunun yanına asıyordum benimkini. facebooktan oğulcanla birlikte attığı fotoğrafları arşivliyordum.
hayatınıza böyle biri tesir ettiğinde bir daha eskisi gibi olamıyorsunuz. 11 yaşındaki vurgunu hala anarak yaşıyorum.
daha özel birşey itiraf edeyim; hayalini kurarak mastürbasyon yapamadığım tek erkek odur. psikologlar bunu açıklasın, si ay ey, ef bi ay açıklayın.
devamını gör...
sözlükteki kimseyle samimi olmamak
ben beni beğenen ve benim tanımlarını beğendiklerimle dolaylı yoldan bir samimiyet içerisindeyim. samimiyet her zaman konuşmakla ilintili değildir. bazen ortak kelimeler ve düşünceler sizleri samimi kılar.
devamını gör...
okumak
başlaması zor olan başlayınca duramadığımız, kendimizi özgür hissettiğimiz bazen karşı çıktığımız eylemlerden bir tanesidir.
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
mutluluklarım. doğa da çok az bulunuyor. aşırı kıymetlidir. gramı 2 milyon papua yeni gine kinası değerindedir.
devamını gör...
bilginin bir inanç olması
bakırın elektriği ilettiğine inanmıyorum derseniz çarpılırsınız. bilimsel bilgi inançtan bağımsızdır.
kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
devamını gör...
yazarların emeklilik hayalleri
sahil kasabası.
devamını gör...
dürüstlük
victor hugo'nun bahsettiği gibi cesaret işidir, günümüzde çoğunlukla kaybetmekle sonuçlanan bir tercihtir çünkü. dürüst olduğum için kazandığım tek şey gerçek arkadaşlarım oldu şimdiye kadar. günümüzde ise herkesin çok önem verdiği, aradığı ama kendisindeki yokluğunu farkedemediği bir özelliktir.
devamını gör...



