yazarların yapmayı en çok sevdiği yemek
menemen.
yapıldıktan sonra yemenin verdiği haz inanılmaz.
yapıldıktan sonra yemenin verdiği haz inanılmaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
bayramdan sonra kadıköy’e gidip birkaç kitap bırakmayı düşünüyorum banklara. bazı kitaplarla vedalaşmam gerek.
devamını gör...
diyanet'in sol elle şeytanlar yemek yer fetvası
diyanet solaklara şeytandır demek istememiştir.açıklama ise şu şekildedir:
--- alıntı ---
yeme-içmeyle ilgili genel ilkeleri belirleyen hz. peygamber (s.a.s.), sol elle yeme-içmeyi hoş karşılamamıştır. nitekim o, bu konu üzerinde önemle durmuş; şeytanların sol elle yiyip içtiklerini haber vererek ümmetini uyarmış ve çocuklara sağ elle yemek yemeyi öğretmiştir (buharî, et’ime, 2; müslim, eşribe, 13).
hz. peygamberin sağ elle yeme ve içme konusundaki tavsiye ve irşadlarına uymak her müslümanın vazifesidir. bu nedenle anne ve babaların çocuklarına diğer yemek adabıyla birlikte sağ elle yeme ve içmeyi de öğretmeleri gerekir. fizikî bir engel sebebiyle sağ eliyle yiyemeyen kimselerin sol elle yeme içmesinde ise bir sakınca yoktur .
--- alıntı ---
sol el ile yemek yemek haram değildir , buradaki amaç daha güzel olana şevki artırmaktır.
--- alıntı ---
yeme-içmeyle ilgili genel ilkeleri belirleyen hz. peygamber (s.a.s.), sol elle yeme-içmeyi hoş karşılamamıştır. nitekim o, bu konu üzerinde önemle durmuş; şeytanların sol elle yiyip içtiklerini haber vererek ümmetini uyarmış ve çocuklara sağ elle yemek yemeyi öğretmiştir (buharî, et’ime, 2; müslim, eşribe, 13).
hz. peygamberin sağ elle yeme ve içme konusundaki tavsiye ve irşadlarına uymak her müslümanın vazifesidir. bu nedenle anne ve babaların çocuklarına diğer yemek adabıyla birlikte sağ elle yeme ve içmeyi de öğretmeleri gerekir. fizikî bir engel sebebiyle sağ eliyle yiyemeyen kimselerin sol elle yeme içmesinde ise bir sakınca yoktur .
--- alıntı ---
sol el ile yemek yemek haram değildir , buradaki amaç daha güzel olana şevki artırmaktır.
devamını gör...
iltifat mı hakaret mi olduğu belli olmayan cümleler
(bkz: aferin)
devamını gör...
geceleri uyutmayan dertler
senin rezil olduğunu düşündüğün aslında kimsenin o anı hatırlamadığı küçük anılar toplantısı snsnsns
devamını gör...
pozitif olmak
pozitif olmak benim hayatımın büyük bölümünü etkiliyor. çok önemli olduğunu da düşünüyorum. karamsarlıkla hayat geçmez. her zaman olmasa da genel olarak böyle bir ruh hali içerisindeyimdir. hem böylelikle kendi sorunlarımı karamsarlığa düşmeden daha kolay çözebiliyorum hem de sevdiklerimle iletişimim iyi oluyor ve onlara da yardımcı olabiliyorum. her insanın hayatında da pozitif bir insan olmalı diye düşünüyorum.
devamını gör...
elzem
'olmazsa olmaz' yerine kullanıldığında entel gözükmenizi sağlayan kelime.
devamını gör...
yayında biri rezil olurken veya zorlanırken bakamayan insan
açıkçası gündelik hayatta da rezil olan, alaya alınan, yüzü kızarmakta olan insana bakamam ve o ortamdan uzaklaşırım. bunun fazla empatiden ileri geldiğini düşünüyorum.
devamını gör...
seni seviyorum
1989 yılında çıkan çok güzel bir kayahan şarkısı.
seni seviyorum
seni seviyorum
seni seviyorum diye
senden önce hiç kimseye söylemedim
dersem
yalan yalan olur.
seni seviyorum
seni seviyorum
seni seviyorum diye
senden önce hiç kimseye söylemedim
dersem
yalan yalan olur.
devamını gör...
edremit'in gelini
ne vakit dinlesem, ağlatan türküdür.
hüseyin turan'dan dinlenmesi* elzemdir. siz türküyü dinlerken, ben de bir yandan türküye konu olan efsaneyi aktarayım:
türkü, bir ovalı ile bir obalının, ölümle sonuçlanan acı öyküsünü anlatır. hasan kibar, nazik bir ova delikanlısıdır, emine ise tuttuğunu koparan, dağın zor koşullarına alışkın bir yörük kızıdır. iki genç, edremit çarşamba pazarında tanışıp aşık olur ve evliliğe karar verirler. fakat aileler bilhassa da emine'nin ailesi, delikanlının, kızlarına layık olmadığını, pek bi kibar yaratılışlı zarif şehir genci olmasından mütevellit evliliğe karşı çıkarlar. hatta emine için, obalarından yörük bir delikanlıyla evlenmesini uygun görürler. fakat gençler karşı çıkar. emine'nin ailesi, bir şartla evliliğe onay verir: eğer hasan 40 okkalık yükü, tek başına, sırtında emine'nin obasına kadar taşıyabilirse, bu evlilik gerçekleşecektir.
evlilik için seçilen zaman ise, anadolu'da sıkça bilinen harman zamanıdır. yani güz mevsimi.. . belirlenen zaman diliminde, emine ve hasan, yaklaşık 4 saatlik yoldan 40 okka (60 kilogram kadarlık) tuz yüküyle yola koyulur.. fakat bir saat, iki saat derken hasan, daha sonra kendi adıyla da anılacak olan, hasanboğuldu mevkiinde halsiz düşer. bu bölge, hem sarp, kayalık hem de aşılması gereken bir nehirden oluşmaktadır bu zorlu yolculuk ile, nehrin üzerinden bir yandan taşlara basarak ilerleyen, bir yandan ağırlığı düşürüp ıslatmamaya çalışan * hasan, sonunda bitap düşer. akşam da çökmek üzeredir. deniz seviyesinden yüksek yerlerde, bilindiği gibi gün, daha geç batar. güneş daha geç uzaklaşır. hasan da bu sebeple emine'ye: artık ne ileri gidebilirim, ne de geri dönebilirim. beni burada bırakma. der. fakat dağ yiğidi emine, kendisinin bile kolaylıkla taşıyabildiği bir yükü, hasan'ın nasıl olup da taşıyamadığına şaşırıp, hayıflanarak bir yandan da onu, teselli etmeye çalışır hatta yüreklendirir. bu gayretle bir süre daha yola devam ederler. fakat hasan bu işin içinde bir iş olduğundan şüphelenip emine'ye, kaçıp, çok uzaklarda yaşamayı teklif eder. ancak emine bu öneriyi de kabul etmez. aklı sadece sevdiği erkeğin, obasına ve obasındaki erkeklere, kendisini kanıtlamasındadır. bir bakıma ye'se kapılan emine, yola devam etmesi için hasan'a bir hayli dil döker. ancak hasan artık, iyice bitap düşmüştür. bunun üzerine emine, yükü sırtladığı gibi obasının yolunu tutar. hasan'sa, orada öylece kalır. emine'ye son sözü sadece: beni bırakma olur.
emine akşam üzeri obaya varır. yükü kendisi getirmiş, sevdiğine de hayli kızgın ve kırgındır. ancak içi de içini yer ve bu pişmanlık vicdan azabına dönüşür. geri dönüp hasan'ı oradan almaya çalışır fakat ailesi izin vermez, çünkü yağmur ve fırtına başlamıştır. dağda iklim şartları, o mevsimde, bir obalının rahatlıkla hayatta kalabileceği bir durumda iken, ailesinin ve emine'nin gözden kaçırdığı şey, hasan'ın, iklim şartları daha sakin olan ova çocuğu olmasıdır. ertesi gün, hasan'ı bıraktığı yere dönen emine, onu, orada bulamaz. köyüne gidip annesine sorar ancak orada da yoktur. çaresiz hasan'ı aramaya koyulan emine, hasan'ın ancak yırtılmış gömleğine ulaşır ve onun öldüğünü anlar.
hasan'ın eceliyle mi öldüğü yoksa intihar mı ettiği hala tam olarak bilinmez lakin bir gerçek vardır ki o da yüzyıllardır bitip tükenmek bilmeyen dağlı-ovalı ayrımının, yine talihsiz gençlerin, canlarını yaktığı ve zalim ailelerinin, ocaklarını söndürüp intikam aldığıdır. emine'nin, vicdan azabından ve sevdiğini kaybetmenin yükünden olsa gerek aklını yitirip, intihar ettiği rivayet edilir.
bugün ovalı hasan'ın boğulduğu mevkiye hasan boğuldu büveti emine'nin öldüğü mevkiye de emine çınarı denmektedir.
efsane gerçek midir değil midir bilinmez lakin tarihin her döneminde, hasanlar ve emineler olmuş, olmakta ve ilerleyen zamanlarda da olacaktır.
nitekim sabahattin ali, söz konusu efsaneden ilham alarak hasanboğuldu öyküsünü, iki açılı bir zaman sarmalı kullanarak, iki ağızdan yani kendisi ve hacer adında bir yörük kızı ile hasan ve emine bağlamında aktarır. sabahattin ali, söz konusu öyküde geçen olayı, emine ve hasan'dan yaklaşık 50 yıllık bir zaman dilimi sonrasına tarihlendirir. sabahattin ali, bu zamanda dahi, köylere, köy yollarına yatırım yapmayan devleti kendi üslubunda eleştirir... dönemin, gerçekten ileri görüşlü aydını olan sabahattin ali'nin bu öyküsü de, devletle arasının açılmasına yol açan eserlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.
türkünün sözlerine gelecek olursak:
edremit'in gelini, kınalamış elini
edremit'in gelini kınalamış elini
sarmaya doyamadım o incecik belini
hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
sarmaya doyamadım, o incecik belini,
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi.
edremit'in bağına, duman çökmüş dağına
edremit'in bağına, duman çökmüş dağına
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına,
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi.
türkünün sözlerinden anlaşıldığı üzere edremit'in gelini kınalamış elini sözünden, emine'nin ailesinin, bu evliliğe bir şartla da olsa izin vermesine sevinip ellerini kınaladığı, düğünün çok yakın olduğu, başındaki festen, yörük kızlarının giyim kuşam bilgisine, ince beli ve cilvesindense; efsanedeki kızımızın güzelliğini anlayabilmekteyiz.
ikinci mısrada geçen:edremit'in bağına, duman çökmüş dağına sözünden olayın gerçekleşip bağlı* olan hasan'ın yaşadığı semte atıfta bulunulur ve dağda gece olup dumanın, yani fırtına ve yağmurun bastırdığı*, bir anda işin tersine döndüğü anlaşılmaktadır.
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına sözünden ise ne yazıkki, hasan'ın öldüğünü anlamaktayız.
yörenin inancı gereği, islam inancında boğularak can veren kişinin şehit mertebesine ulaştığı bilgisi de, türküye, bu son kısmında karşımıza çıkmaktadır. türkü, bu anlamda da yörenin ve dönemin sosyolojik ve kültürel boyutu hakkında fikir vermesi bakımından* bir kaynak niteliğinde olup oldukça önemlidir.
.
hüseyin turan'dan dinlenmesi* elzemdir. siz türküyü dinlerken, ben de bir yandan türküye konu olan efsaneyi aktarayım:
türkü, bir ovalı ile bir obalının, ölümle sonuçlanan acı öyküsünü anlatır. hasan kibar, nazik bir ova delikanlısıdır, emine ise tuttuğunu koparan, dağın zor koşullarına alışkın bir yörük kızıdır. iki genç, edremit çarşamba pazarında tanışıp aşık olur ve evliliğe karar verirler. fakat aileler bilhassa da emine'nin ailesi, delikanlının, kızlarına layık olmadığını, pek bi kibar yaratılışlı zarif şehir genci olmasından mütevellit evliliğe karşı çıkarlar. hatta emine için, obalarından yörük bir delikanlıyla evlenmesini uygun görürler. fakat gençler karşı çıkar. emine'nin ailesi, bir şartla evliliğe onay verir: eğer hasan 40 okkalık yükü, tek başına, sırtında emine'nin obasına kadar taşıyabilirse, bu evlilik gerçekleşecektir.
evlilik için seçilen zaman ise, anadolu'da sıkça bilinen harman zamanıdır. yani güz mevsimi.. . belirlenen zaman diliminde, emine ve hasan, yaklaşık 4 saatlik yoldan 40 okka (60 kilogram kadarlık) tuz yüküyle yola koyulur.. fakat bir saat, iki saat derken hasan, daha sonra kendi adıyla da anılacak olan, hasanboğuldu mevkiinde halsiz düşer. bu bölge, hem sarp, kayalık hem de aşılması gereken bir nehirden oluşmaktadır bu zorlu yolculuk ile, nehrin üzerinden bir yandan taşlara basarak ilerleyen, bir yandan ağırlığı düşürüp ıslatmamaya çalışan * hasan, sonunda bitap düşer. akşam da çökmek üzeredir. deniz seviyesinden yüksek yerlerde, bilindiği gibi gün, daha geç batar. güneş daha geç uzaklaşır. hasan da bu sebeple emine'ye: artık ne ileri gidebilirim, ne de geri dönebilirim. beni burada bırakma. der. fakat dağ yiğidi emine, kendisinin bile kolaylıkla taşıyabildiği bir yükü, hasan'ın nasıl olup da taşıyamadığına şaşırıp, hayıflanarak bir yandan da onu, teselli etmeye çalışır hatta yüreklendirir. bu gayretle bir süre daha yola devam ederler. fakat hasan bu işin içinde bir iş olduğundan şüphelenip emine'ye, kaçıp, çok uzaklarda yaşamayı teklif eder. ancak emine bu öneriyi de kabul etmez. aklı sadece sevdiği erkeğin, obasına ve obasındaki erkeklere, kendisini kanıtlamasındadır. bir bakıma ye'se kapılan emine, yola devam etmesi için hasan'a bir hayli dil döker. ancak hasan artık, iyice bitap düşmüştür. bunun üzerine emine, yükü sırtladığı gibi obasının yolunu tutar. hasan'sa, orada öylece kalır. emine'ye son sözü sadece: beni bırakma olur.
emine akşam üzeri obaya varır. yükü kendisi getirmiş, sevdiğine de hayli kızgın ve kırgındır. ancak içi de içini yer ve bu pişmanlık vicdan azabına dönüşür. geri dönüp hasan'ı oradan almaya çalışır fakat ailesi izin vermez, çünkü yağmur ve fırtına başlamıştır. dağda iklim şartları, o mevsimde, bir obalının rahatlıkla hayatta kalabileceği bir durumda iken, ailesinin ve emine'nin gözden kaçırdığı şey, hasan'ın, iklim şartları daha sakin olan ova çocuğu olmasıdır. ertesi gün, hasan'ı bıraktığı yere dönen emine, onu, orada bulamaz. köyüne gidip annesine sorar ancak orada da yoktur. çaresiz hasan'ı aramaya koyulan emine, hasan'ın ancak yırtılmış gömleğine ulaşır ve onun öldüğünü anlar.
hasan'ın eceliyle mi öldüğü yoksa intihar mı ettiği hala tam olarak bilinmez lakin bir gerçek vardır ki o da yüzyıllardır bitip tükenmek bilmeyen dağlı-ovalı ayrımının, yine talihsiz gençlerin, canlarını yaktığı ve zalim ailelerinin, ocaklarını söndürüp intikam aldığıdır. emine'nin, vicdan azabından ve sevdiğini kaybetmenin yükünden olsa gerek aklını yitirip, intihar ettiği rivayet edilir.
bugün ovalı hasan'ın boğulduğu mevkiye hasan boğuldu büveti emine'nin öldüğü mevkiye de emine çınarı denmektedir.
efsane gerçek midir değil midir bilinmez lakin tarihin her döneminde, hasanlar ve emineler olmuş, olmakta ve ilerleyen zamanlarda da olacaktır.
nitekim sabahattin ali, söz konusu efsaneden ilham alarak hasanboğuldu öyküsünü, iki açılı bir zaman sarmalı kullanarak, iki ağızdan yani kendisi ve hacer adında bir yörük kızı ile hasan ve emine bağlamında aktarır. sabahattin ali, söz konusu öyküde geçen olayı, emine ve hasan'dan yaklaşık 50 yıllık bir zaman dilimi sonrasına tarihlendirir. sabahattin ali, bu zamanda dahi, köylere, köy yollarına yatırım yapmayan devleti kendi üslubunda eleştirir... dönemin, gerçekten ileri görüşlü aydını olan sabahattin ali'nin bu öyküsü de, devletle arasının açılmasına yol açan eserlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.
türkünün sözlerine gelecek olursak:
edremit'in gelini, kınalamış elini
edremit'in gelini kınalamış elini
sarmaya doyamadım o incecik belini
hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
sarmaya doyamadım, o incecik belini,
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi.
edremit'in bağına, duman çökmüş dağına
edremit'in bağına, duman çökmüş dağına
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına,
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi.
türkünün sözlerinden anlaşıldığı üzere edremit'in gelini kınalamış elini sözünden, emine'nin ailesinin, bu evliliğe bir şartla da olsa izin vermesine sevinip ellerini kınaladığı, düğünün çok yakın olduğu, başındaki festen, yörük kızlarının giyim kuşam bilgisine, ince beli ve cilvesindense; efsanedeki kızımızın güzelliğini anlayabilmekteyiz.
ikinci mısrada geçen:edremit'in bağına, duman çökmüş dağına sözünden olayın gerçekleşip bağlı* olan hasan'ın yaşadığı semte atıfta bulunulur ve dağda gece olup dumanın, yani fırtına ve yağmurun bastırdığı*, bir anda işin tersine döndüğü anlaşılmaktadır.
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına sözünden ise ne yazıkki, hasan'ın öldüğünü anlamaktayız.
yörenin inancı gereği, islam inancında boğularak can veren kişinin şehit mertebesine ulaştığı bilgisi de, türküye, bu son kısmında karşımıza çıkmaktadır. türkü, bu anlamda da yörenin ve dönemin sosyolojik ve kültürel boyutu hakkında fikir vermesi bakımından* bir kaynak niteliğinde olup oldukça önemlidir.
.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

diziyi izleyen bilir. (bkz: russian doll)
bu duruş esnasında bir replik var:
kafanda aynı anda iki zıt fikrin olması.
ve ikisinide kabul etmek..
...insan olmanın en iyi yanıdır.
karakterimizin bu sözlere bakışı. olay bu.
devamını gör...
andromeda galaksisinde yer alan en gizemli nötron yıldızı
fotoğraflarla konuşan adam.
devamını gör...
hoşaf
hababam sınıfı'nı hatırlatan bir diğer adı komposto olan serinletici.mevyeleri suyu kadar tercih edilmez.
devamını gör...
hrant dink
delik ayakkabısıyla işine giderken tüm derin ve yüzeysel güçlerin işbirliği sonucu katledilen ermeni. o ermeniyi sokak ortasında alçakça katlettiklerinden beri hepimize daha hukuksuzca zulmediyorlar.
bu derin ve yüzeysel güçler evet çok güçlüler. ama güçleri işine giden silahsız yaşlı bir ermeniyi iş birliğiyle öldürmeye yetti. zira bu güçler çok korkaklar. katlettiklerini sandıkları yaşlı bir ermeni değil hakikatti. ben betontan başverip fışkıran nice çiçekler görmüşüm. o günden beri yaşamın her yerden fışkırdığına şahidim. hakikatte tam böyle bir somut yaşam nesnesidir.
"güvercinim uyur mu,
çağırsam uyanır mı?"
bu derin ve yüzeysel güçler evet çok güçlüler. ama güçleri işine giden silahsız yaşlı bir ermeniyi iş birliğiyle öldürmeye yetti. zira bu güçler çok korkaklar. katlettiklerini sandıkları yaşlı bir ermeni değil hakikatti. ben betontan başverip fışkıran nice çiçekler görmüşüm. o günden beri yaşamın her yerden fışkırdığına şahidim. hakikatte tam böyle bir somut yaşam nesnesidir.
"güvercinim uyur mu,
çağırsam uyanır mı?"
devamını gör...
kaslı erkek
geliştirecek pek bir şeyi olmadığından vücuda abanan kimsedir.
devamını gör...
yazarların internetle tanıştığı yıl
1997 yılı.o zamanlar abone olmadan da kaçak bir şeyle faxla bağlantı sesi çıkarır gibi bir sesle nete bağlanılıyordu. ben de yaşımın gereği bedava bağlanıyorum sanırken; o internete giriş faturası 2 katı parayla telefon faturasına yansıyordu.. yani galiba , ya da ona benzer bir şeylerdi tam hatırlayamıyorum.
devamını gör...
hediye olarak alınmaması gereken şeyler
çiçek ve dekoratif şeyler. özellikle çiçeğe verilen paraya yazık. onun yerine bir cağ yeriz keyfimiz yerine gelir.*
devamını gör...
göçmen teknesinde bulunan 300 kişinin yaşamını kaybetmesi
oysa insanlık ile aynı yaşta idi göçmenlik. ne çabuk unuttuk.
unutmayanlar kendilerine huzur içinde yaşayacağı bir yurt ararken yok oluyor.
sadece haber oluyorlar.
biz unutanlar da haberi okurken az üzülüp sonra unutmaya devam ediyoruz.
unutmayanlar kendilerine huzur içinde yaşayacağı bir yurt ararken yok oluyor.
sadece haber oluyorlar.
biz unutanlar da haberi okurken az üzülüp sonra unutmaya devam ediyoruz.
devamını gör...
kalbinde kırılmadık yer kalmaması sorunsalı
başlığı açan aleyna tilki sanırım?
nereden bildiğimi sormayın. arkadaşlarım gidince hep gizlice dinlerim.
nereden bildiğimi sormayın. arkadaşlarım gidince hep gizlice dinlerim.
devamını gör...
