istenmediği yerde durmaya devam eden insan
seçilmiş değildir, atanmıştır.
devamını gör...
kedi fotosu atayım da belki karı kız düşer
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
ona x kilo tavuk alırız. her şeyi ama her şeyi tavuk kuruna çevirmek olabilir mesela.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merhabalar canım portakallar!
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak'ın ilk konsepti belli oldu!
aslında aklımda başka bir tema vardı ancak ilk yayın hepimiz için özel olsun istedim. bu yüzden de konseptimiz 90'lar türkçe pop!
eğer "yayına benim de elim değsin, dur kız sen yapamazsın tek başına, bizsiz olur mu hiç!" diyorsanız ne duruyorsunuz? aklınızdaki şarkıyı yazsanıza! *
evet, n'apıyoruz? bu başlık altına perşembeye kadar çok ama çok sevdiğiniz, radyoda çalınmasını istediğiniz 90'lar şarkılarını yazıyoruz. en çok istenen şarkıları bir liste yapıyorum ve çalma listesine ekliyorum. hatta mesela şey diyebilirsiniz "ben arnavut kaldırımını çok seviyorum yahu, bana eski sokakları, gençliğimi hatırlatıyor ya da delikanlım'ı dinlerken az mı hüzünlenmedik, bitirdin bizi yıldız!" "bu şarkı mutlaka çalma listesinde olsun bengaripsengüzeldünyaumutlu, eklemezsen darılırım! " siz isteyin, ben ekleyeceğim söz!
böylelikle ilk hafta konseptiyle bu başlık altında 90'ları yad etmiş olmaz mıyız, oluruz bence.* 90'lar türkçe pop çok güzel siz de gelsenize.!*
yayın saatimiz perşembe 20:30-22:00 aman geç kalmayın erken gelin.*

ps: afiş için cenk'in arka bahçesi'ne çok teşekkür ediyorum. başının etini yemiş olabilirim bir miktar affet .*
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak'ın ilk konsepti belli oldu!
aslında aklımda başka bir tema vardı ancak ilk yayın hepimiz için özel olsun istedim. bu yüzden de konseptimiz 90'lar türkçe pop!
eğer "yayına benim de elim değsin, dur kız sen yapamazsın tek başına, bizsiz olur mu hiç!" diyorsanız ne duruyorsunuz? aklınızdaki şarkıyı yazsanıza! *
evet, n'apıyoruz? bu başlık altına perşembeye kadar çok ama çok sevdiğiniz, radyoda çalınmasını istediğiniz 90'lar şarkılarını yazıyoruz. en çok istenen şarkıları bir liste yapıyorum ve çalma listesine ekliyorum. hatta mesela şey diyebilirsiniz "ben arnavut kaldırımını çok seviyorum yahu, bana eski sokakları, gençliğimi hatırlatıyor ya da delikanlım'ı dinlerken az mı hüzünlenmedik, bitirdin bizi yıldız!" "bu şarkı mutlaka çalma listesinde olsun bengaripsengüzeldünyaumutlu, eklemezsen darılırım! " siz isteyin, ben ekleyeceğim söz!
böylelikle ilk hafta konseptiyle bu başlık altında 90'ları yad etmiş olmaz mıyız, oluruz bence.* 90'lar türkçe pop çok güzel siz de gelsenize.!*
yayın saatimiz perşembe 20:30-22:00 aman geç kalmayın erken gelin.*

ps: afiş için cenk'in arka bahçesi'ne çok teşekkür ediyorum. başının etini yemiş olabilirim bir miktar affet .*
devamını gör...
bay less
bir andrew sean greer kitabıdır.
iki bin on sekiz yılında pulitzer edebiyat ödülü kazanmıştır ve bence bu ödülü sonuna kadar hak etmiştir.
elli yaşına girmenin arifesinde olan bay less eski sevgilisinin düğün davetiyesini aldığında anlamsız duygulara kapılır, en azından kendisi bu duruma anlam vermekte zorlanır. dokuz yıl birlikte olduğu ve bu dokuz yılın içinde çok da önemsemediği, çantada keklik gördüğü genç erkek arkadaşının düğününe gidip gitmeme kararsızlığına düşer bay less.
düğüne gitmek içinde fırtınalar koparacak gitmemekse korkak bir insan olduğunu herkese kanıtlayacaktır. bu yüzden bay less bir karar verir ve dünyanın dört bir yanından gelen gereksiz ve sıkıcı edebiyat toplantılarına iştirak etme fikrine tutunur. böylelikle düğüne gitmemek için çok geçerli bir bahanesi olacaktır.
başarısız bir yazar olan bay less latin amerika’dan uzakdoğuya kadar bir dizi toplantıya katılır ve dahilik sınırını olumlu anlamda bir türlü aşamamış olmanın acısını kırık bir aşk hikayesi işe yoğurarak kendine yarım asır sonunda yeni bir yol çizmeye karar verir.
bu kitap için kurabileceğim son cümle şudur:
less is more.
iki bin on sekiz yılında pulitzer edebiyat ödülü kazanmıştır ve bence bu ödülü sonuna kadar hak etmiştir.
elli yaşına girmenin arifesinde olan bay less eski sevgilisinin düğün davetiyesini aldığında anlamsız duygulara kapılır, en azından kendisi bu duruma anlam vermekte zorlanır. dokuz yıl birlikte olduğu ve bu dokuz yılın içinde çok da önemsemediği, çantada keklik gördüğü genç erkek arkadaşının düğününe gidip gitmeme kararsızlığına düşer bay less.
düğüne gitmek içinde fırtınalar koparacak gitmemekse korkak bir insan olduğunu herkese kanıtlayacaktır. bu yüzden bay less bir karar verir ve dünyanın dört bir yanından gelen gereksiz ve sıkıcı edebiyat toplantılarına iştirak etme fikrine tutunur. böylelikle düğüne gitmemek için çok geçerli bir bahanesi olacaktır.
başarısız bir yazar olan bay less latin amerika’dan uzakdoğuya kadar bir dizi toplantıya katılır ve dahilik sınırını olumlu anlamda bir türlü aşamamış olmanın acısını kırık bir aşk hikayesi işe yoğurarak kendine yarım asır sonunda yeni bir yol çizmeye karar verir.
bu kitap için kurabileceğim son cümle şudur:
less is more.
devamını gör...
türkiye'de bekçi şiddetinin gittikçe yaygınlaşması
ne işe yaradıklarını bilmediğimiz bekçilerin, vatandaşa huzursuzluk vermek ve şiddet uygulamak haricinde hiçbir halta yaramamasıdır. (bkz: istanbul'da bekçilerin vatandaşı darp etmesi) olayından sonra batman'da da 15 yaşındaki çocuğa polislerle birlikte şiddet uygulayan bekçi terörü şampiyonluk kutlamaları sırasında artık ayyuka çıkmıştır.
bekçi şiddetinden kurtulmak için insanların polisi arayıp yardım istemesi de ülkenin kocaman bir tımarhaneye dönüştüğünün göstergesidir.
akp’lilerin “gece kartalları” adını taktığı bekçilerin yurttaşlara uyguladığı şiddet bitmiyor. batman’da polis ve bekçilerin, 15 yaşlarındaki bir çocuğu yere yatırarak tekmelediği görüntüler yurttaşlar tarafından kaydedildi.
batman’ın cudi mahallesi’nde bulunan salih özdemir parkı’nda dün akşam saatlerinde koronavirüs tedbirleri kapsamında getirilen sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ettiğini öne süren polis ve bekçiler, 15 yaşlarındaki bir çocuğu yere yatırarak, şiddet uyguladı.
buradan
beşiktaş’ın şampiyonluk kutlaması için sokağa çıkan bir taraftar sokak arasında bekçiler tarafından darp edildi! yurttaşlar evlerinin camından yaşananlara tepki gösterdi.
buradan
bekçi şiddetinden kurtulmak için insanların polisi arayıp yardım istemesi de ülkenin kocaman bir tımarhaneye dönüştüğünün göstergesidir.
akp’lilerin “gece kartalları” adını taktığı bekçilerin yurttaşlara uyguladığı şiddet bitmiyor. batman’da polis ve bekçilerin, 15 yaşlarındaki bir çocuğu yere yatırarak tekmelediği görüntüler yurttaşlar tarafından kaydedildi.
batman’ın cudi mahallesi’nde bulunan salih özdemir parkı’nda dün akşam saatlerinde koronavirüs tedbirleri kapsamında getirilen sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ettiğini öne süren polis ve bekçiler, 15 yaşlarındaki bir çocuğu yere yatırarak, şiddet uyguladı.
buradan
beşiktaş’ın şampiyonluk kutlaması için sokağa çıkan bir taraftar sokak arasında bekçiler tarafından darp edildi! yurttaşlar evlerinin camından yaşananlara tepki gösterdi.
buradan
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
insan delirtmektir. inanın öyle keyifli öyle zevkli ki.*
devamını gör...
stradivarius
malesef bir hazır giyim markası ile karıştırılan durumdur. yapmayın! etmeyin! ustayı mezarında rövaşataya kaldırmayın.
gelelim tanıma;
italyan keman ustası antonio stradivari’nin kendi adını verdiği ve dünyanın en iyileri arasında gösterilen yaylı çalgılardır. yaptığı kemanlar bilimsel makalelere konu olmuş. üstüne araştırmalar yapılmıştır.
antonio stradivari 1644 yılında italya’da doğmuş, 12 yaşında keman atölyesinde çırak olarak işe başlamış, 18. yüzyıla gelindiğinde avrupa’da bir marka haline gelmiş. sadece keman değil viyola, viyolonsel, arp, çello gibi yaylı enstrümanlar da üretimleri arasında yer almış.
antonio stradivari ölünce, stradivarius üretimlerini çocukları devam ettirse de sonraki üretimlerin usta yapımcının üretimleriyle eş değer olmadığı kabul ediliyor. bununla birlikte 19. yüzyılda üretilen stradivarius enstrümanlarının “kopyasıdır” etiketi taşıması zorunlu tutulmuştur.
stradivari’nin 1737 yılında hayatını kaybettiği ve 93 yıllık yaşamında 512 keman ile 1100 yaylı çalgı ürettiği biliniyor.
son bir yıldır iyice sardım klasik müziğe, sanırım bir dönem “merkezinde” yaşamış olmanın avantajı bu. bir stradivarius, bir piano terapi gibi geliyor şu saçma dönemlerde.
sözlerimizi ahmed arife ait dizelerle ve
2011 yılında 16 milyon dolara satılan stradivarius keman görseliyle sonlandıralım.
“bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
önce bendim diyor ve sonra benim”

edit: görsel.
gelelim tanıma;
italyan keman ustası antonio stradivari’nin kendi adını verdiği ve dünyanın en iyileri arasında gösterilen yaylı çalgılardır. yaptığı kemanlar bilimsel makalelere konu olmuş. üstüne araştırmalar yapılmıştır.
antonio stradivari 1644 yılında italya’da doğmuş, 12 yaşında keman atölyesinde çırak olarak işe başlamış, 18. yüzyıla gelindiğinde avrupa’da bir marka haline gelmiş. sadece keman değil viyola, viyolonsel, arp, çello gibi yaylı enstrümanlar da üretimleri arasında yer almış.
antonio stradivari ölünce, stradivarius üretimlerini çocukları devam ettirse de sonraki üretimlerin usta yapımcının üretimleriyle eş değer olmadığı kabul ediliyor. bununla birlikte 19. yüzyılda üretilen stradivarius enstrümanlarının “kopyasıdır” etiketi taşıması zorunlu tutulmuştur.
stradivari’nin 1737 yılında hayatını kaybettiği ve 93 yıllık yaşamında 512 keman ile 1100 yaylı çalgı ürettiği biliniyor.
son bir yıldır iyice sardım klasik müziğe, sanırım bir dönem “merkezinde” yaşamış olmanın avantajı bu. bir stradivarius, bir piano terapi gibi geliyor şu saçma dönemlerde.
sözlerimizi ahmed arife ait dizelerle ve
2011 yılında 16 milyon dolara satılan stradivarius keman görseliyle sonlandıralım.
“bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
önce bendim diyor ve sonra benim”

edit: görsel.
devamını gör...
bir zamanlar anadolu'da
türk sineması'nın medar-ı iftihârı'dır, ''bir zamanlar anadolu'da.''
bir kahraman yoktur bu filmde her karaktere girip, hikâyede hissedebilirsiniz kendinizi. her karakterin ayrı bir derdi vardır.
hayatın ta kendisidir bu film. diyaloglarındaki doğallık, film değilmiş de gizli bir kamerayla, hayatın bir akışı çekilmiş gibi haz verir insana. her karesiyle, bozkırın resmini çekmiştir bize, bozkırın durağan hayatlarını getirmiştir yanıbaşımıza.
usta yönetmen nuri bilge ceylan'a cannes film festivali'nde grand prix (jüri büyük) ödülünü getirmiş, dünyada ses uyandırmıştır.
'fakat bundan sadece yüzyıl sonra bile arap ne sen, ne ben, ne savcı, ne komiser... yani şairin dediği gibi gene yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak.'
bir kahraman yoktur bu filmde her karaktere girip, hikâyede hissedebilirsiniz kendinizi. her karakterin ayrı bir derdi vardır.
hayatın ta kendisidir bu film. diyaloglarındaki doğallık, film değilmiş de gizli bir kamerayla, hayatın bir akışı çekilmiş gibi haz verir insana. her karesiyle, bozkırın resmini çekmiştir bize, bozkırın durağan hayatlarını getirmiştir yanıbaşımıza.
usta yönetmen nuri bilge ceylan'a cannes film festivali'nde grand prix (jüri büyük) ödülünü getirmiş, dünyada ses uyandırmıştır.
'fakat bundan sadece yüzyıl sonra bile arap ne sen, ne ben, ne savcı, ne komiser... yani şairin dediği gibi gene yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak.'
devamını gör...
kral kelebeği
diğer kelebeklerden daha uzun ömre sahip olan göçmen kelebek türü.
kral kelebeği
bu kelebeği diğer kelebeklerden daha farklı, doğal olarak daha güzel yapan bence, göç etmek için doğmuş olmaları. bir yılda 4 nesil kral kelebeği göç ediyor. ve göç boyunca her seferinde aynı ağaçlarda geceliyorlarlar. kuzeye gidenler ile güneye dönenler aynı nesil değil. ama her seferinde aynı ağaçlarda konaklıyorlar. bu ağaçların cinsi kelebekler için önem taşımıyor, kelebeklerin konakladığı bu ağaçlara "kelebek ağaçları" deniliyor.
kelebeklerin neden bu ağaçları seçtiklerini bilememiş bilim insanları ve ağaçların rengini, kokusunu değiştirmişler ama kral kelebeklerini kandıramamışlar.
bu durum hafıza olarak tanımlanırsa genetik bir hafızadan söz etmemiz gerekiyor, bu da kabul etmek gerekirse biraz korkutucu. bir kelebek daima varması gereken yere vardığını bilir, diyerek konuyu kapatmak en mantıklısı.
kral kelebeği
bu kelebeği diğer kelebeklerden daha farklı, doğal olarak daha güzel yapan bence, göç etmek için doğmuş olmaları. bir yılda 4 nesil kral kelebeği göç ediyor. ve göç boyunca her seferinde aynı ağaçlarda geceliyorlarlar. kuzeye gidenler ile güneye dönenler aynı nesil değil. ama her seferinde aynı ağaçlarda konaklıyorlar. bu ağaçların cinsi kelebekler için önem taşımıyor, kelebeklerin konakladığı bu ağaçlara "kelebek ağaçları" deniliyor.
kelebeklerin neden bu ağaçları seçtiklerini bilememiş bilim insanları ve ağaçların rengini, kokusunu değiştirmişler ama kral kelebeklerini kandıramamışlar.
bu durum hafıza olarak tanımlanırsa genetik bir hafızadan söz etmemiz gerekiyor, bu da kabul etmek gerekirse biraz korkutucu. bir kelebek daima varması gereken yere vardığını bilir, diyerek konuyu kapatmak en mantıklısı.
devamını gör...
tek cümlelik korku hikayesi
evde tek başına oturuyordu, içeriden annesi seslendi.
devamını gör...
mikrodalgada ısıtılan yemeklerin çabuk soğuması
bu zamana kadar benim kendi hüsnükuruntum sandığım gerçektir. tesadüfen rastladığım bu bilgi ile yalnız veya deli olmadığımı öğrenince pek bir mutlu oldum
şu sebeplerle olurmuş efenim - benim hızlı basit çeviri/özetim yerine orijinal kısa yazıyı okumak isteyenler için tıktık
1) mikrodalgada yemeği koyduğunuz kabın ısınmaması, bu nedenle çıkardığınızda yemeğin yavaş yavaş da olsa kabı ısıtmaya başlayarak soğuması. oysa yemeği tavada veya fırında ısıtırsanız tencere/tepsi de ısınacak, hatta ısıtma işlemi bittikten sonra yemeğe yavaş yavaş ısı vermeye devam edecek
2) katı veya yoğun yemeklerin eşit bir şekilde ısınmaması, ortalarda soğuk kısımlar kalması. yine yemeği çıkardıktan sonra sıcak taraflardan bu ortalardaki soğuk tarafları ısı akışı devam ediyor
3) mikrodalgada ısıtılan yiyecek ve içeceklerin genelde miktarının normalden daha düşük ama yüzey alanının az çok aynı olması, doğal olarak sıcaklığının daha çok çabuk düşmesi
şu sebeplerle olurmuş efenim - benim hızlı basit çeviri/özetim yerine orijinal kısa yazıyı okumak isteyenler için tıktık
1) mikrodalgada yemeği koyduğunuz kabın ısınmaması, bu nedenle çıkardığınızda yemeğin yavaş yavaş da olsa kabı ısıtmaya başlayarak soğuması. oysa yemeği tavada veya fırında ısıtırsanız tencere/tepsi de ısınacak, hatta ısıtma işlemi bittikten sonra yemeğe yavaş yavaş ısı vermeye devam edecek
2) katı veya yoğun yemeklerin eşit bir şekilde ısınmaması, ortalarda soğuk kısımlar kalması. yine yemeği çıkardıktan sonra sıcak taraflardan bu ortalardaki soğuk tarafları ısı akışı devam ediyor
3) mikrodalgada ısıtılan yiyecek ve içeceklerin genelde miktarının normalden daha düşük ama yüzey alanının az çok aynı olması, doğal olarak sıcaklığının daha çok çabuk düşmesi
devamını gör...
rus edebiyatı vs fransız edebiyatı
fransız edebiyatının tüm çeşitliliğiyle birlikte belli ortak özellikler, eğilimler olarak ortaya çıkar. fransızcayı rus edebiyatıyla karşılaştırırken daha belirgin hale gelirler. bu edebiyatlar neredeyse aynı anda ortaya çıktı, ancak ülkelerin tarihlerindeki farklılıklar, dillerin özellikleri ve nihayet fransızların ve rusların karakteri, psikolojisi, her iki edebiyatın da özgünlüğünü tamamen farklı şiveler belirledi.
rus edebiyatını dünyadaki diğer edebiyatlardan ayıran çeşitli değişimlere dirençli bir özgünlüğü vardır. burada toplumsal ve tarihsel nedenler önemli bir rol oynamıştır. başlangıçta, rus edebiyatı çok dar bir okuryazarlık çemberine yönelik bir yönelimle ortaya çıktı.
aksine, fransız edebiyatı çok akıcı ve daha çeşitlidir. 12. yüzyıldan bu yana, şövalyelerin eğitimi için mahkeme talebi ortaya çıktığında ve sonraki tüm yüzyıllarda, nüfusun farklı kesimlerinin okuryazarlık seviyesi arttı, bu da kitaplara erişimin genişlediği anlamına geliyor. folklorun önemi azaldı ve edebiyatın seküler karakteri arttı. bu süreçlerin sonuçlarından biri, dini edebiyatın ahlaki temellerinin yerini seküler edebiyatın estetik kriterlerinin almasıdır.
rus edebiyatını dünyadaki diğer edebiyatlardan ayıran çeşitli değişimlere dirençli bir özgünlüğü vardır. burada toplumsal ve tarihsel nedenler önemli bir rol oynamıştır. başlangıçta, rus edebiyatı çok dar bir okuryazarlık çemberine yönelik bir yönelimle ortaya çıktı.
aksine, fransız edebiyatı çok akıcı ve daha çeşitlidir. 12. yüzyıldan bu yana, şövalyelerin eğitimi için mahkeme talebi ortaya çıktığında ve sonraki tüm yüzyıllarda, nüfusun farklı kesimlerinin okuryazarlık seviyesi arttı, bu da kitaplara erişimin genişlediği anlamına geliyor. folklorun önemi azaldı ve edebiyatın seküler karakteri arttı. bu süreçlerin sonuçlarından biri, dini edebiyatın ahlaki temellerinin yerini seküler edebiyatın estetik kriterlerinin almasıdır.
devamını gör...
doktor yazısı
tıp öğrencisi oldukları zamanlar derste hızlı not alma alışkanlıklarının yazdıkları reçetede kendisini göstermesinin bir sonucudur. yani doktor yazısının okunmazlığı, bu seri yazı yazma alışkanlığının kağıda dökülümü.
devamını gör...
mor ve ötesi
dünya yalan söylüyor diye bir albümleri var.bana göre türkiyenin en iyi albümlerinden. albümün her parçası olaydır. benim için en favorisi bir derdim var adlı parçadır. bir de eurovisionu var bu işin şarkıyı ingilizce söyleseler kanımca 1. olucaklar anlamadiklari için 7.yaptılar.. aranıyor sahibi ruhumun tam yerine mi düştüm....
devamını gör...
kısa şiirler
şimdi, diyorum.
şimdi.
bir deniz,
denizde vapur,
gökyüzünde martı,
semaverde çay olmalı
bir de çaya yaren.
(bkz: cemal süreya)
şimdi.
bir deniz,
denizde vapur,
gökyüzünde martı,
semaverde çay olmalı
bir de çaya yaren.
(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
yılın malı
aslında güzel bir müzik zevkine sahip olması muhtemel olan, anı yaşamayı biliyor gibi görünen mutlu insan. mal demek için daha fazla veriye ihtiyacımız var.
fakat komik göründüğü konusunda büyük bir kitle ile hemfikiriz. * her gördüğümde gülerim hâlâ.
fakat komik göründüğü konusunda büyük bir kitle ile hemfikiriz. * her gördüğümde gülerim hâlâ.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
yazdığı tanımlar-başlıklar ile kültürüm kendine yeni bir başlık açtı.
aldığı beğenileri sonuna hadar hak ediyor.
helal olsun, beni de beğeniyor, daha ne olsun.
aldığı beğenileri sonuna hadar hak ediyor.
helal olsun, beni de beğeniyor, daha ne olsun.
devamını gör...
tanım girme rehberi
bu başlık, tanım (entry) girerken birbirimize önerdiğimiz hususları listelemek için bendeniz tarafından açılmıştır. sözlüğe yeni başlayan arkadaşlarımız veya bu konuda bilgilensem fena olmaz diyen arkadaşlarımız şimdiden yıldızlasınlar lütfen.
benim şahsi önerilerim aşağıdadır:
1. öncelikle, tanım girerken buranın sözlük olduğu unutulmamalıdır. şahsi beyanımızı paylaşırken; örneğin "çok güldüğüm durum" veya "beni etkilemiştir" gibi girişler yapalım. kesinlikle dhdkdbjssj diye içeriksiz entry girmeyelim. (liste başlığı veya forumsal başlık olsa dahi)
2. entry girerken aşağıda gördüğümüz butonları uygun yerlerde kullanmaya özen gösterelim:
-b butonu yazıyı kalın (bold) yazdırır.
-i butonu yazıyı italik yazdırır.
-bkz butonu ile malum, (bkz: bakınız) verebilirsiniz.
-gbkz butonu ile başında bkz. yazmayan bakınız verebilirsiniz.
-* butonu ile, sözlük formatına uymayan bir yazıyı çaktırmadan araya kaynatabilirsiniz. *
-alıntı butonunu, malumunuz bir yerlerden alıntı yaptığınızda kullanabilirsiniz.
-spoiler butonunu (burası çokomelli), dizi, film, kitap vs. gibi spoiler içerecek tanımlardan önce mutlaka kullanmalısınız. bunu kullanmadan spoiler verirseniz kul hakkına girersiniz, ben diyim.
-link butonu ise link vereceğiniz zaman, linki tıklanacak bir kelimeyle maskeleyen bir butondur.
3. sizden önce birisi o başlığa entry girmişse lütfen özgün olun. kimse art arda aynı şeyleri okumak istemez.
benim şahsi önerilerim aşağıdadır:
1. öncelikle, tanım girerken buranın sözlük olduğu unutulmamalıdır. şahsi beyanımızı paylaşırken; örneğin "çok güldüğüm durum" veya "beni etkilemiştir" gibi girişler yapalım. kesinlikle dhdkdbjssj diye içeriksiz entry girmeyelim. (liste başlığı veya forumsal başlık olsa dahi)
2. entry girerken aşağıda gördüğümüz butonları uygun yerlerde kullanmaya özen gösterelim:
-b butonu yazıyı kalın (bold) yazdırır.
-i butonu yazıyı italik yazdırır.
-bkz butonu ile malum, (bkz: bakınız) verebilirsiniz.
-gbkz butonu ile başında bkz. yazmayan bakınız verebilirsiniz.
-* butonu ile, sözlük formatına uymayan bir yazıyı çaktırmadan araya kaynatabilirsiniz. *
-alıntı butonunu, malumunuz bir yerlerden alıntı yaptığınızda kullanabilirsiniz.
-spoiler butonunu (burası çokomelli), dizi, film, kitap vs. gibi spoiler içerecek tanımlardan önce mutlaka kullanmalısınız. bunu kullanmadan spoiler verirseniz kul hakkına girersiniz, ben diyim.
-link butonu ise link vereceğiniz zaman, linki tıklanacak bir kelimeyle maskeleyen bir butondur.
3. sizden önce birisi o başlığa entry girmişse lütfen özgün olun. kimse art arda aynı şeyleri okumak istemez.
devamını gör...
