atomda valans elektronu da denilen değerlik elektronu ya da elektronlarının bulunduğu enerji seviyesi.
devamını gör...

"kötüye yapılan iyilik, iyiliğe yapılan kötülüktür" sözüyle paralel olan teori.
devamını gör...

kim konuşuyor, neler çalınıyor, neler oluyor kafamın içine girmiyor bu gece. düşünceler bin türlü, kafamdaki tilkilerin kuyrukları arap saçına dönmüş durumda ama eminim her şey çok güzeldir. bu gece benim yerime de dinlenin, dinleyin dostlar..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk göz ağrım görsel genel kültür ansiklopedisi. seksenli yılların yayınıydı. ondan sonraki ansiklopedi maceramız doksanlı yıllarda kuponla ansiklopedi furyasına girmekle devam etti ve bu furyayla son buldu.
devamını gör...

yazacaklarim tecrube midir veyahut kisisel bir tespit midir bilmiyorum...hani cevremizde enerjisi yuksek, pozitif insanlar vardir ya, bizim gozumuz de olabildigince dertsiz gibidirler. o aslinda hic oyle degil biliyor musunuz?.. o haller sadece yaralari saklama taktigidir. yuzu cok gulenin ici cok aglar aksine henuz hic denk gelmedim...
devamını gör...

0850'li damacana su ve internet reklami yapıp zırt pırt arayan numaralar.
devamını gör...

bir tek benim mi aklım fesat diye düşündüren geri çekme eylemi.
devamını gör...

sözlüğün işlevini yanlış anlamış yazardır.
neler dönüyor haberimiz yok yahu, anca karikatür paylaşalım biz de.*
devamını gör...

yılan sürünür akraba süründürür.
devamını gör...

sayısal sevdiğini öğrenince kendime yakın hissettim.
(bkz: sayısalcıların çok tatlı olduğu gerçeği)
aynı yolun yolcusuyuz. kendisine keyifli sözlükler ve başarılı bir eğitim hayatı diliyorum. *
devamını gör...

acımasız bir düşünce. 65 yaş ileri bir yaş değildir. yaşayacak 15 20 sene ömrün daha var, uzun bir zaman. 80 yaş öyle değildir, o yaşa kadar gelip de sağlığını kaybetmeyen pek az insan vardır.
devamını gör...

öncelikle uzaktan eğitim olmaz en fazla öğretim olur dediğim başlık.

okuldayken bir gün ders sonunda öğrencilerim etkinlik yaparken onları izliyorum bir yandan da düşünüyorum. ne zor hayatları var bir çoğunun diye. mesela bir öğrencim ailesi tarafından çok seviliyor, maddi olarak da durumları çok iyi ancak ortaokulda geçirdiği bir hastalık yüzünden konuşmayı bile baştan öğrenmek zorunda kalmış ve izleri hala üzerinde. bir diğeri ortaokulda anne-babasını bir kazada kaybetmiş. birinin anne-babası ayrılmış anne evden kovmuş, hocam babam hiçbir şey yapmadığı için ben tüm ev işlerini kendim yapıyorum diyor. bir diğerinin anne-babası yine ayrılmış, baba karşı kaldırımdan geçerken selam vermiyor. biri bir köydeki iki gençten biri olduğu için okul dışında hiç arkadaşı ya da sosyal aktivitesi yok, yalnızlık çekiyor . biri kaynaştırma öğrencisi ve de öğrenme güçlüğü çekiyor. bu arada sınıf mevcudu 12. yani öğrencilerimin neredeyse yarısının bu hayatla ilgili büyük meseleleri var. ve onlara bir kameranın ardından ulaşırken bunları bilmemin ya da onlara destek olmamın imkanı yok. bu yüzden eğitim değil, yapabildiğimiz şey öğretim.

öğretim kısmına geldiğimizde ise elbetteki yüzyüze öğretim ile kıyaslandığında birçok dinamiğin eksik olduğu sistemdir. bunlardan bir kısmını fizyolojik etkenler oluşturur.
şöyle düşünün 30 dakikalık bir derste bağlantısı gittiği için derse girip çıkmakla uğraştığından dersi anlayaman, kendine ait bir odası olmadığı için ya da sobalı evde yaşadığı için sessiz bir ortam sağlayamayan, cihazda mikrofonu olmadığı için ya da bir kulaklığı olmadığı için chattan yazmak zorunda kalan öğrencilerim var.
mental olarak öğretimin kıymetini bilmediğinden ya da geleceğinden neler çaldığının farkında olmadığı için imkanları olsa bile keyfi olarak derse katılmayan öğrencilerim var. bunlar hep kayıp.

şimdi gelirsek bu salgın döneminde olacak yüzyüze eğitim-öğretim kısmına. yüzyüze eğitim başlasa bile 5 gün ve normal standartta olmadığı için yani yalnızca iki gün olduğu için daha büyük bir sorun teşkil edecek, ilk dönem bir müddet tecrübe ettik. online derse katılan ancak okula gelmeyen, okula gelen ama online derse katılmayan öğrencilerimiz var. bunlar hep belirli bir prensibin olmamasından kaynaklanıyor. dersi işlerken bir sınıfta hepsine katılan 7-8 öğrenci, bir ona bir buna katılan 7-8 öğrenci var. tekrar yapsan sürekli gelenlere haksızlık, yapmasan diğeri bir şey anlamıyor. bu da bir açmazlar silkilasyonu oluşturuyor.

yukarıda söz ettiklerim genel olarak veli ve öğrenci profili ile ilgili kısımlar. bir de buna eğitici açısından bakmak lazım.
yaşadığım yerde altyapı sıkıntısı olmadığı için yüksek hızlı internete geçtim. canlı ders için gerekli olan mikrofon, kamera gibi malzemeleri edindim ve de evimde bir çalışma odam var. peki tüm öğretmenler bu olanaklara sahip mi? altyapı eksikliğinden mobil veriden ders anlatmaya çalışan, evde bu derslere katılması gereken çocukları da olan cihaz ya da sessiz ortam eksikliği çeken arkadaşlarım var. bir de teknoloji konusunda zorluklar yaşayan kesim var ki onlar için ayrı bir yazı yazılır.

eğer keyfi olarak artılarından bahsedecek olursam elbette onlarda var. mesela öğrencilerim derse katılımlarını yaparken (bekleme odasından tek tek kabul ediyoruz) bir müddet beklememiz gerekiyor. o ara açıyorum spotifydan bir müzik, chat sizden naber diyerek yayın yapıyormuşçasına sohbetlerle başlıyoruz. dersin akışına göre blok ya da tek ders şeklinde düzenleme yapabiliyoruz. konuyla ilgili önceden hazırladığım görsel ya da videolar dersi daha renkli işlememi sağlıyor. yazdırmak gibi bir dert ortadan kalktığı için etkinlikleri ve ödevleri dijital ortamda almak da zamandan ve kağıt israfından tasarruf sağlıyor.
biraz uzattım yine ama şartların ve elimizdekilerin farkında olmak lazım. malumunuz ki stabil günler yaşamıyoruz biraz adapte olmakta biraz da hoşgörülü olmakta fayda var.
devamını gör...

kesinlikle bu kişi benim. sırf bu huyumu kullanarak beni sinir eden kişi de çok var etrafimda. beynim resmen eror veriyor. cevap veremiyorum. bünye alışık değil tabii.
devamını gör...

yenisinin kokusu güzel olabilir fakat sahaftan alınan, iyi muhafaza edilmiş, sararmış sayfaları buram buram eski kokan kitabın kokusu benim için efsanedir.
devamını gör...

normal olay.

ben hayatımda tanıdığım en düzgün insanla facebook üzerinden tanıştım. ayrı şehir olayları falan araya girmese hâlâ da beraberdik * ama maalesef elimizde olmayan bazı durumlar oldu ve mecburen ayrıldık. yani öyle yüzünü görmeden her tanıştığınız kişi sahtekâr ya da seri katil çıkmıyor. * bu kadar büyütülmesi ya da şaşırılması daha şaşırtıcı bence.
devamını gör...

bazı yazarlarda bir serzeniş oluyor zaman zaman ,
sözlük sıkıcı, konular basit, aşk yok, siyaset çok, gençlere hitap ediyor, ilim bilim yok, goy goy çok, yaşlıların egemenliği vs.vs. türden başlıklar açılmakta.

ben de burada belki biraz formatın da dışına çıkarak, ilgi alanlarımızı yazabileceğimizi düşündüğüm bu başlığı açtım .
bundaki amacım, kimsenin ilgisini tercihini sorgulamak değil, tam tersine, bazen hepimizin içine düştüğü egoistçe yaklaşımdan bir nebze de olsa kurtulup, başka düşüncelere, başka fikirlere, başka tercihlere de zaman ayırıp, onlara da az da olda eğilim gösterip, ortada bir yerde buluşulabilir mi sorusuna cevap aramak.

mesela ben, gündemi takip etmeyi severim, gerçek gündemi, siyaseti, ekonomiyi, ülke ve dünya halklarının sorunlarını irdelemeyi daha çok tercih ediyorum.

bunu sürekli yaparak, acaba diğer yazarların zevk renk ve tercihlerini dikkate almıyor ve sözlükte tek düze bir gidişatı bencilce bir yaklaşımla körüklüyor olabilir miyim acaba diye düşünüyorum.

büyük katılımcı bir fikir beyanının da, ben gibi diğer yazarların da ufkunu açacağını, bunun da hem bireysel, hemde sözlük varlığına olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum...

edit; bir çok konuda olduğu gibi, onu da severim bunu da şeklindeki yuvarlak tanımlardan ziyade, gerçekten samimî ve açık tanımların yapılmasının daha olumlu bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.

edit 2; görüldüğü üzere başlıklarla ilgili memnuniyetsizlik belirten yazarların, samimiyetsizliğini ortaya koyan başlık oldu bu. 'biz şikayet etmeye devam eder, çözüm için de herhangi bir katkıda bulunmayız ' deme gibi bir durum.

edit 3; bu #386205 tanıma ve sayın yazara özel mesaj yoluyla düşüncemi aktarmak istedim, ancak mesaj alımı kapalı olduğundan bu yolu kullanmak zorunda kaldım, yönetimin anlayışına sığınıyorum.

ben yukarıda aynen şu ifadeyi kullandım;

" bundaki amacım, kimsenin ilgisini tercihini sorgulamak değil, tam tersine, bazen hepimizin içine düştüğü egoistçe yaklaşımdan bir nebze de olsa kurtulup, başka düşüncelere, başka fikirlere, başka tercihlere de zaman ayırıp, onlara da az da olda eğilim gösterip, ortada bir yerde buluşulabilir mi sorusuna cevap aramak "

yani salt kendi tercihlerimizin peşinden koşmak, sürekli bunları aramak ve karşı tarafa da dikte etmek yerine, zor da olsa farklı fikirkere de şans tanısak ne kaybederiz diyorum.

çok güzel bir konu yakalamışsınız
( gümüş konusu ) ,ama keşke eksik veya yanlış da olsa, bunu başlık halinde koysaydınız ortaya.

buna benzer bir çok konuda olduğu gibi büyük olasılıkla bu konuya da büyük bir ilgi gösterilmeyecekti.
ama bir kişi bile bunu görür okur ve az da olsa fikir sahibi olursa ben bunu fayda olarak görenlerdenim .
ve söylediğim de tam da bu zaten,

kişiler, başlıkları, konuları beğenmediklerini söylemenin yanında, kendi ilgi alanlarını da ortaya koymaktan çekinmesinler, herkes fikrini açıkça paylaşsın,
bu durum, zaman içinde kişilerin aradığını bulduğu bir yer olma yolunda, sözlüğe olumlu katkı sağlayacaktır.

"yazar arkadaşımızın, sadece kendi takip ettiği konulara başlık açması yeterli zaten,"

demiş sayın yazar, yani adeta benim düşündüğümü söylemiş.
meselenin özü de zaten burada yatıyor, insanlar bir çok şeyi beğenmiyor ama beğendiği konuyla ilgili de bir tek başlık açmıyor.
yani gündem belirlemeyip, gündemin esiri oluyor.
devamını gör...

doğadan kopmasıdır. doğadan uzaklaşıp teknolojiye sığındık. şimdi teknoloji bağımlısı olduk, doğa da elimizde ölüme sürükleniyor. oysa doğa bizim yaşam kaynağımız, bunu unutuyoruz.
devamını gör...

herkesçe bilindik bir çok durumun yanısıra yazarların dikkat çekmek istediği bazı farklı durumların öğrenileceği başlıktır.
mesela şu şekil başörtü takmak araba kullanmayı olumsuz etkiler:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yanakları daraltmak için abartılarak başörtüsünün daha öne çekildiği durumlarda başörtülü olmak at gözlüğü takmakla eşdeğer hale gelir. arabayı kullanan hanımefendi asla sağını solunu görmez ve burnunun dikine gider.
devamını gör...

(bkz: hahahahahahahaha) çok güldüm yaa! dün şeker alan anneme napacan şekeri dediğim için de özrü borç bilirim.
devamını gör...

yazdıklarını merak ve ilgiyle takip ettiğim yazarlardan ansızın gelen bildirimler. okunduğunu bilmek gerçekten mutluluk verici.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim