predestination
film zamansal paradoksu konu alıyor... türünün en iyisi. konusu ise;
bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. yetimhanedekiler bu çocuğa jane adını verirler ve büyütürler. jane, bir gün okulda jim adlı bir adamla tanışır, aşık olurlar; fakat sonra tartışır ve ayrılırlar, ancak jane hamiledir. çocuğu doğurur ancak aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. jane ise çok hastalanır ve tek çare olarak doktor, jane'i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. jane, jim adını alır. bir gün barda birisiyle kavgaya girişir ve dayak yer, barmen yanına gelir ve der ki, "bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?". jim geçmişe gider ve orada jane adlı bir kızla tanışır, aşık olur ama sonra ayrılırlar. bir gün jane' in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. bir gün dayak yiyen jim ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: 'bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?"
ethan hawke filme o kadar iyi bir hava katmış ki gözümü alamadım kendisinden. filme puanım 9/10.
bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. yetimhanedekiler bu çocuğa jane adını verirler ve büyütürler. jane, bir gün okulda jim adlı bir adamla tanışır, aşık olurlar; fakat sonra tartışır ve ayrılırlar, ancak jane hamiledir. çocuğu doğurur ancak aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. jane ise çok hastalanır ve tek çare olarak doktor, jane'i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. jane, jim adını alır. bir gün barda birisiyle kavgaya girişir ve dayak yer, barmen yanına gelir ve der ki, "bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?". jim geçmişe gider ve orada jane adlı bir kızla tanışır, aşık olur ama sonra ayrılırlar. bir gün jane' in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. bir gün dayak yiyen jim ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: 'bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?"
ethan hawke filme o kadar iyi bir hava katmış ki gözümü alamadım kendisinden. filme puanım 9/10.
devamını gör...
kitapçıya gidip çalışana şöyle güzel bir kitap var mı diyen müşteri
"böyle kapağı olan, okumalık..." diye devam edecektir sohbete.
devamını gör...
reddedilme korkusu ile açılamamak
doğabilecek güzel bir ilişkinin önüne geçmektir. özgüvensizlikten kaynaklı. (bkz: seviyorsan git konuş bence)
devamını gör...
oblomovluk
oblomov’u sadece tembel olarak tanımlamak yetersiz kalır; çünkü oblomov işin özünde tembel olmaktan hoşlanmıyordu. çalışmadığı için mutsuzdu. tembel olmaktan keyif almıyordu, aksine bu durumdan şikayetçiydi. o halde neden tembellik yapıyordu? bir işi olmadığı için mi? hayır. oblomov geçmişte bir devlet dairesinde memurdu; fakat onu da sudan bir sebeple bırakmıştı. bu sadece işle ilgili bir mesele değil. oblomov her konuda böyleydi.
oblomovluk işte tam olarak budur. sorunların ve çözümlerin farkındasındır. yaşantını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yaparsın; ama o planları asla uygulayamazsın.
bir doğu ülkesi olan rusya’nın çocuğudur oblomov. rusya, batı ülkelerinin aksine sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştı. avrupa’da teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi ve ekonomik gelişmeler yaşanmıştı. tüm bu gelişmelerin sonucunda batı insanı çalışmayı bir erdem olarak kabul etmiş, elini kirletmekten asla çekinmemişti. batı toplumu dinamiktir. rusya ise toplumsal yapısı gereği hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi, kapitalizmi ve ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri batıdan almıştı. rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllar boyunca hiç değişmeden devam etmişti.
oblomovluk, yani oblomov’un kendi içinde yaşadığı çelişkiler; rusya’nın yüzyıllar boyunca süren durağanlığından sonra 19. yüzyılda değişmeye başlaması ama bunu kendi toplumsal dinamikleriyle değil de batı gücünün baskısıyla yapması yüzündendi. oblomov, ülkesinin değişmekte olduğunu ve kendisinin de değişmek zorunda olduğunu fark etmişti. köyündeki tüm mal varlığının yönetimini kahyasına devredip kente taşınmış ama hayalindeki değişimi bir türlü sağlayamamıştı. bir rus çocuğu olarak alışmış olduğu rus yaşam tarzını bırakmak zorunda olduğunu görmüş ama bir türlü bırakamamıştı; işte oblomov'u oblomov yapan şey tam olarak buydu.
oblomovluk işte tam olarak budur. sorunların ve çözümlerin farkındasındır. yaşantını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yaparsın; ama o planları asla uygulayamazsın.
bir doğu ülkesi olan rusya’nın çocuğudur oblomov. rusya, batı ülkelerinin aksine sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştı. avrupa’da teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi ve ekonomik gelişmeler yaşanmıştı. tüm bu gelişmelerin sonucunda batı insanı çalışmayı bir erdem olarak kabul etmiş, elini kirletmekten asla çekinmemişti. batı toplumu dinamiktir. rusya ise toplumsal yapısı gereği hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi, kapitalizmi ve ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri batıdan almıştı. rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllar boyunca hiç değişmeden devam etmişti.
oblomovluk, yani oblomov’un kendi içinde yaşadığı çelişkiler; rusya’nın yüzyıllar boyunca süren durağanlığından sonra 19. yüzyılda değişmeye başlaması ama bunu kendi toplumsal dinamikleriyle değil de batı gücünün baskısıyla yapması yüzündendi. oblomov, ülkesinin değişmekte olduğunu ve kendisinin de değişmek zorunda olduğunu fark etmişti. köyündeki tüm mal varlığının yönetimini kahyasına devredip kente taşınmış ama hayalindeki değişimi bir türlü sağlayamamıştı. bir rus çocuğu olarak alışmış olduğu rus yaşam tarzını bırakmak zorunda olduğunu görmüş ama bir türlü bırakamamıştı; işte oblomov'u oblomov yapan şey tam olarak buydu.
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
kimlik kartı.
kaybettigim hafta boyunca aradım bulamadım, sonra aramayınca kesin bir şekilde gözüme takılır diye aramayı bıraktım, yine bulamadım. yeni kimlik kartı çıkarttım dedim ki kesin bu sefer yürüyerek odama gelecek, bekledim ve yine ortaya çıkmadı. yani bazı şeyler sadece arandıgında degil aranmadıgında da bulunmuyor.
gerçekten kaybettiginiz şeyleri aramayın. mesela aşk, dostluk gibi.
kaybettigim hafta boyunca aradım bulamadım, sonra aramayınca kesin bir şekilde gözüme takılır diye aramayı bıraktım, yine bulamadım. yeni kimlik kartı çıkarttım dedim ki kesin bu sefer yürüyerek odama gelecek, bekledim ve yine ortaya çıkmadı. yani bazı şeyler sadece arandıgında degil aranmadıgında da bulunmuyor.
gerçekten kaybettiginiz şeyleri aramayın. mesela aşk, dostluk gibi.
devamını gör...
ihtiyaç duyulduğunda bulunamayan şeyler
kağıt kalem, yok kardeşim tam telefonla konuşuyorsun not alacaksınız ama o her zaman çekmecede olan kağıt kalem yok oluyor.
devamını gör...
medeniyete canavar diyen marş
aklını din, imanla bozmuş bir yere illa bunu sıkıştırmak için olay kovalayan yazar beyanı. yok artık lebron james ya. namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz hesabı (pardon imansızlar için din temalı örnek verdim ama) * insanın canı anlamak istemezse illa ki bir kılıf bulur.
marşta şöyle bir dize var.
“garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar” garb ne? batı. türk milleti zaten ezelden beri batı ile savaşmıştır. hani türk’e “barbar” diyen batı. bu batı medeni midir? batı özentilerine göre medeniyetin allah’ıdır be! üfff!
oysa batı tek dişi kalmış canvarın ta kendisidir.
ayrıca marşta, al sancak, nazlı hilal şeklinde türk bayrağına ithafen sıfatlar kullanılmıştır. bu mükemmel şaheserdeki edebi sanatların ne olduğunu anlamak isteyen gitsin lise yılları edebiyat kitaplarını okusun. belli ki o derslerde okulu asmışlar. zaten burada al sancak ve hilal’den kasıt kesin üzerinde kılıç ve kelime-i tevhid olan yeşil arabistan bayrağıdır. net!
ha, bir de kırmızı zeminle hilal ve yıldızlı bayrağın 1844’te resmen kabul edildiğini biliyor isek, marşın da 1921’de, yani tam tamına 77 sene sonra vuku bulduğunu idrak edebilecek dimağlara sahip isek fantezi dünyasında yaşamıyoruz demektir.
aklı hür, vicdanı hür her türk bunu kavrayabilir. arada kalanlara allah selamet versin. allah dedik ama artık idare etsinler. *
marşta şöyle bir dize var.
“garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar” garb ne? batı. türk milleti zaten ezelden beri batı ile savaşmıştır. hani türk’e “barbar” diyen batı. bu batı medeni midir? batı özentilerine göre medeniyetin allah’ıdır be! üfff!
oysa batı tek dişi kalmış canvarın ta kendisidir.
ayrıca marşta, al sancak, nazlı hilal şeklinde türk bayrağına ithafen sıfatlar kullanılmıştır. bu mükemmel şaheserdeki edebi sanatların ne olduğunu anlamak isteyen gitsin lise yılları edebiyat kitaplarını okusun. belli ki o derslerde okulu asmışlar. zaten burada al sancak ve hilal’den kasıt kesin üzerinde kılıç ve kelime-i tevhid olan yeşil arabistan bayrağıdır. net!
ha, bir de kırmızı zeminle hilal ve yıldızlı bayrağın 1844’te resmen kabul edildiğini biliyor isek, marşın da 1921’de, yani tam tamına 77 sene sonra vuku bulduğunu idrak edebilecek dimağlara sahip isek fantezi dünyasında yaşamıyoruz demektir.
aklı hür, vicdanı hür her türk bunu kavrayabilir. arada kalanlara allah selamet versin. allah dedik ama artık idare etsinler. *
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
yaşarken de ölünür
eyletmen beni
söyletmen beni
ağlatman beni
aynalar.... aynalar...
5 quartet yorumu ile bu şarkı
geçmişe gider
eyletmen beni
söyletmen beni
ağlatman beni
aynalar.... aynalar...
5 quartet yorumu ile bu şarkı
geçmişe gider
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
ellerinize sağlık.
devamını gör...
30 aralık 2020 bim’in covid-19 aşı reklamı
videonun teyzelere ninelere ulaşması sonucunda, o salı bim kapısının önünde oluşan kuyruğu hayal ettikçe sırıtıyorum.
t; bim hakkında yapılan sahte haber/video.
t; bim hakkında yapılan sahte haber/video.
devamını gör...
hiç korona olmamış insanlar
artık o gruba mensup olmadığımı karantinadan bildiririm. kendinize dikkat edin çünkü çok ağır, hele de astımınız varsa...
devamını gör...
eyvallah
hikmet anıl öztekin kitabı.
eyvallah (seyyah) ve
eyvallah (varacağını bilemediğin yola çıkar mıydın?)
"ve bağırdı annem, tam kapıdan çıkarken; "yüreğini ört..! -insanlar soğuk,üşürsün.."
eyvallah 1 - hikmet anıl öztekin
eyvallah (seyyah) ve
eyvallah (varacağını bilemediğin yola çıkar mıydın?)
"ve bağırdı annem, tam kapıdan çıkarken; "yüreğini ört..! -insanlar soğuk,üşürsün.."
eyvallah 1 - hikmet anıl öztekin
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
bir kaç yazar arkadaşın yazdıklarına göz atınca dikkatimi çekmiş olan tuhaflıktır. kadın veya kadın olma ihtimali olan yazarlardaki takipçi sayısının puanına göre çok fazla olması durumudur. örneğin 200 puanlı ve 25 takipçili yazar var ve bunların tamamı kadın yazarlar. cinsiyetçilik falan yapmıyorum, sakın duyarmatikler üşüşmesin buraya. sadece bir durum tespiti. siz de bir kaç yazar profiline göz atarsanız benim vardığım sonuca ulaşabilirsiniz. bunun sebebi ise sözlüğün yaş ortalamasının düşük olması olabilir. malum ergenlik döneminde yaşanan hormonal değişiklikleri tahmin edebiliyorum. bu arada çok mu önemli bu durum. kesinlikle hayır. ama yine de notumu düşeyim istedim.
devamını gör...
türk gencinin ömrünü mahveden üç şey
kültür şoku, kimlik bunalımı ve terbiyesizlik.
devamını gör...
musculus sternocleidomastoideus
manibrium sterni ve claviculanın medialinden başlayan, temporal kemikteki mastoid çıkıntıda biten kastır. boyun kısmında sağda ve solda olmak üzere iki adet vardır. kas tek taraflı çalıştığında kafa kasılan tarafa eğilir ve surat karşı tarafa döner. iki taraflı kasıldığında ise boynu öne eğer. bazen bu kası doğuştan kısa olarak doğan çocuklar olur. bu durumda boynun bir tarafa doğru eğik olduğu ve boyunda hareket kısıtlılığıyla karakterize olan bir hastalık ismini alır. buna torticollis denir.
devamını gör...
jim parsons
sheldon denildiğinde gözlerinizin yuvarlanmasını duyar gibiyim. napalım huylu huyundan vazgeçmez. ben onu böyle kabul ettim. her şey ama her şey için üşenmeden sözleşme hazırlaması hoşuma gidiyor. bilmişliğin en çok yakıştığı karakter ve jim parsons harika bi performans sergiliyor dizide. maviş gözlerine kurban be!
devamını gör...
spontane radyo yayını
cenk'i okumadan nasıl beğenirsiniz?
direkt patlarsınız arkadaşlar, yapmayın.
6 paragraflık, uzun uzun güzel yazılar... okumuyorsanız bile okumuş gibi yapın*. iki gönderiyi hızlıca beğenmeyin, her beğeninin ardından en az dört dakika süre geçsin, bir şarkı açın dinleyin, sigara için....
direkt patlarsınız arkadaşlar, yapmayın.
6 paragraflık, uzun uzun güzel yazılar... okumuyorsanız bile okumuş gibi yapın*. iki gönderiyi hızlıca beğenmeyin, her beğeninin ardından en az dört dakika süre geçsin, bir şarkı açın dinleyin, sigara için....
devamını gör...
ucemak
senenin son haftasında kraliyet armasını göğsüne iliştirmiş yazar.
şuraya bir nazar boncuğu bırakalım.
şuraya bir nazar boncuğu bırakalım.
devamını gör...

