kuyumculuk sektöründe de kullanılan, ustasının zor bulunduğu, oksitlenmeye uzun süre dayanıklı, genellikle altın alerjisi olan insanların alyansta tercih ettiği, değerli bir maden.
doğada saf haliyle veya iridyum ile alaşım halinde bulunur. reaktif bir element olmadığı için vucüda zarar vermez.
korozyona immün ve aşınmaya karşı yüksek dirençlidir. 1.768 °c'de erir.
kuyumculuk sektöründe olan biri olarak altın satmaktan daha keyifli buluyorum bu madeni.özellikle uzakdoğu ülkelerinde insanların alım güçleri daha az olduğu için platin alyans konusunda ciddi bir talep var.
altındaki 24'lük ayar sistemi platinde geçerli olmayıp, ticari platin ürünlerinin çoğu 950 ayar olarak üretilir. yani elinizdeki platin alyans'ın yüzde 95'i saf platin, yüzde 5'i ise diğer katkı maddeleridir. kişisel görüşüm, palladium ile üretildiği zaman çok daha parıldayan ve altından daha asil bir görünüşe sahip olduğudur. alyans bazında konuşursak, altından daha ucuz olmasına rağmen genellikle altında tercih edilen 14 ayar ile karşılaştırıldığında içerisinde daha fazla saf maden bulunur(14 ayar altın mamüllerin içindeki saf altın oranı yaklaşık olarak yüzde 58'dir, platinde ise saf maden oranı yüzde 95'tir).
altın alerjisi olan veya dini sebeplerle altın takmayan insanlar genellikle gümüş'e yönelirler. ancak gümüş madeni hava ile tepkimeye girdiği zaman daha kolay oksitlenir ve 1 sene içerisinde hafiften kararmaya başlarken, platin madeni yıllarca kararmaz ve oksitlenmez(tıpta ve diş hastalıklarında kullanılmasının sebeplerinden biridir)
önceden ağır işlerde çalışan insanlar bu madenden yapılmış alyansları tercih ederlerdi.darbelere karşı olan sağlamlığı ve yüksek mukameveti olduğu için. ancak gençlerde de artık internetin sağladığı popülerlik sebebiyle yüksek talep olmaya başladı.
platinin ons/usd fiyatının volatilitesi yüksektir, özellikle türkiyede ithalatı son zamanlarda zorlaştırıldığı için piyasada fiziki platin zor bulunduğu için ons premium fiyatları +15'lerde gezdiğini gördü bu gözler.
devamını gör...

iyilik, kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."
diye bir aforizma ile sayfa başında hök diye kalmanıza sebebiyet verebilecek kitaptır da ayrıca.
devamını gör...

kesin, damat 1kg çekirdeğini kucağına almış, açmış bilgisayarını hem keyif ile seyredip , hem citliyooorr ; nede olsa sırma saçlı süleyman ile geçmiş bir hesapları vardı...
devamını gör...

arnold schwarzenegger, sharon stone gibi isimlerin rol aldığı 1990 yapımı bir film. film 1991 yılında oscar ödülüne layık görülmüştür. film 2084 yılında geçiyor. arnold schwarzenegger'in canlandırdığı quaid'in beynine farklı bir hayat yükleniyor. beyninde canlanan hayata göre sharon stone'un canlandırdığı lori ile evlidir ve inşaatta çalışıyordur.

quaid bir gün rüyasında mars gezegenine gittiğini görür. bunun üzerine insanları sanal olarak mars tatiline yollayan bir şirketten tatil satın alır. fakat bir arıza gerçekleşir ve quaid şirketten ayrılır. daha sonra bir takside uyanan quaid, aslında tamamen bir rüya gördüğünü sanır. taksiden indiğinde iş arkadaşı harry ve diğer birkaç arkadaşı yolunu keserler. arkadaşları quaid'i sorgulamaya başlayınca quaid aniden hepsine saldırıp öldürür. daha sonra eve dönüp her şeyi karısına anlatır. karısı lori ise ona tuzak kurup öldürmeye çalışır. fakat quaid, lori'yi köşeye sıkıştırıp sorgulamaya başlar. bu sırada birkaç adam onu yakalayıp öldürmek için gelir. fakat quaid kaçıp gizlenir. daha sonra kendisini eskiden beri tanıyan biri onu arar ve belgelerle dolu bir çanta verir. çantanın içinde para, sahte kimlik belgeleri ve beynine yüklenen vericiden kendisini kurtaracak küçük bir cihaz vardır.

film büyük bir başarı elde etmiş ve bu yüzden devam filmi de (total recall 2) çekilmiştir.
devamını gör...

bugün karşıma böyle bir haber çıktı. habere göre, kafa sözlük 2013 yılında yayın hayatına başlamış. şaşkınım.


kafa sözlük yayın hayatına 2013 yılında başlamış olan interaktif bir platformdur. 2019 yılına kadar yaşanan bir takım teknik aksaklıklardan ötürü zaman zaman yayın hayatını durdursa da, bilinen en eski ve köklü sözlük sitelerinden birisi olarak kabul görmektedir. 

buradan
devamını gör...

güzel yaşadım, aklım kalmadı kalanlarda.
yaşatanlar sağ olsun.
ardımdan fatihayı okuyanlar sağ olsun.
devamını gör...

sonradan görmedir.. net..
devamını gör...

muayyer.
hasar kaydı yok.
keyfekeder boyalı.
hatasız,dosta gider.
devamını gör...

şimdi nasıl bilmiyorum ama bir ara şu kadındı.*
bu kadını ortaya oturtup çevresinde dönen bir sürü oyuncu buluyorlardı ama bu kadın hep sabit kalıyordu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"bazen ona bir şeyler yazarsın,
yazar silersin, yazar silersin...
o hiçbirini okumamış olur;
ama sen hepsini söylemiş olursun."

-murathan mungan

bazen içimize o kadar çok dert olur ki o gönderemediklerimiz. yazarız, yazarız hep geri sileriz. atamayız bir türlü. belki gurur, belki 'zaten ne olacak ki gönderince boş ver gitsin' düşüncesi bizi alıkoyar. biz de hep yazarız ve geri sileriz. murathan mungan'ın da dediği gibi biz hepsini ona söylemiş oluruz ama o okumamış olur. belki o da hep yazıp siliyordur bilemeyiz. siz ilk mesajı ondan beklersiniz, o da sizden bekler. kazanan sadece bahaneler olur. o yüzden yazıp yazıp silmeyin, gönderin. bırakın içinizde dert olmasın, anlatın hatta uzun uzun. hem belli olmaz belki de her şey bir mesaja bakıyordur. belki de her şey düzelir. ayrıca ne olursa olsun yazdığınıza pişman bile olsanız sonrasında en azından yaptım dersiniz.
gelecekte içinizde o mesajı atmamanın burulukluğu kalmaz. zaten kaybedecek bir şey de yok. denemekten zarar gelmez. o yüzden ne geliyorsa içinizden, yazın derim ben. en azından siz rahatlarsınız.
devamını gör...

sırf canı sıkılıyor, bir değişiklik olsun diye anne oldu benim kedim...
diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"ama bеn еn çok şеyi
en kısa zamanda sana söylеdim
yalnız sana."

özdеmir asaf
devamını gör...

dünyanın en önemli yönetmenlerinden biri olan luchino visconti'nin yönettiği, giovanni bertolucci'nin 'prodüktörlüğünü' yaptığı film; the innocent (masumlar)

giancarlo giannini'nin, başrollerini,laura antonelli ve jennifer o'neill ile paylaştığı bu filmi, izlemediyseniz muhakkak izlemelisiniz. soylu bir italyan yazar, şair gabriele d'annunzio'nun -italyanca l'innocente- the intruder adlı hikayesinden yola çıkılarak çekilen film bana göre tüm zamanların en iyi 100 filminden bir tanesi.

aşağıya ingilizce wikipedia'dan alıntıladığım satırlarda hikaye ve film hakkında kısa bir bilgi paragrafı alıntılanmıştır:



"the intruder (italian: l'innocente) is an 1892 novel by the italian writer gabriele d'annunzio. it is known as the victim in the united states. it tells the story of the dandy tullio hermil who is habitually unfaithful to his patient and loving wife giuliana, until the wife eventually does the same and becomes pregnant with another man's child. the book was published in english in 1897, translated by georgina harding.


the book was first adapted for film in 1912 by edoardo bencivenga. it was also the basis for luchino visconti's last film, the innocent, released in 1976. visconti's version stars giancarlo giannini as tullio and laura antonelli as giuliana."

devamını gör...

aşırı sıvı kaybı veya yetersiz sıvı alımına bağlı vücut ağırlığının yüzdesi ile ifade edilen %5 hafif yüzde on orta ve yüzde 15'i ağır olarak sınıflandırılan serum na yoğunluğuna göre izotonik hipotonik hipertonik olarak üçtepe ayrılan klinik durumdur.
devamını gör...

irrlicht, bataklıkların üstüne hüzme şeklinde düşen ışık demektir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

eski zamanlarda alman köylüleri çocukları bataklıklardan uzak olsun diye cin peri hayalet hikayeleri anlatır; bataklıklarda görülen aldatıcı ışığa irrlicht derlermiş. şeytan ışığı olarak da anılan irrlicht şöyle bir şeymiş :

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

c ++ ile yazılmış açık kaynaklı bir oyun motoruna da irrlicht ismi verilmiş.
günümüzde ise alman ergenleri irrlicht kelimesini iltifat olarak sanal ortamlarda söylemeye başlamış.
onlarla sohbet eden yurdum ergenleri ise “bana ne demek istedi, küfür mü etti, irrlicht ne ayak” diye araştırmaya başlamış.

irrlicht kelimesi aldatıcı ışık diye hakaret anlamında kullanılmış olabilir.
ya da “ben bataklık içindeydim, senin ışığınla aydınlanıyorum” diye iltifat etmek maksadıyla söylenmiş de olabilir.
her şeyi takmayın kafanıza böyle. sor bakalım niye öyle dedi. *



diyelim ki sana "şeytan" dedi ama neden öyle dedi?
mesela rıdvan dilmen şeytan lakabı ile bilinir. muğlaspor teknik direktörü rahmetli kemal dirikan, nazilli'de rıdvan’ı keşfetmiş ve oyun içerisindeki zekasından dolayı ona "şeytan gibi"' demiş ve rıdvan da bu lakap ile anılmış.

boş silahı da, boş insanı da şeytan doldurur.
emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın rehberi şeytan olmuştur” - yunus emre.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hatırlamadığım olay.yıllar olmuştur heralde.
devamını gör...

nickaltı ile nick altı arasında karar veremeyen moderasyon için bambaşka bir seçim şansı, bir tercih meselesi, belki de yepyeni bir başlangıca açılan bir yelken anlamında bir hede.

(bkz: bir de bunu deneyin isterseniz)
devamını gör...

birini benimle aynı görüşte olduğu için, ötekini aynı olmasak da görüşünü mantıklı bir şekilde belirttiği için,komik vs. şeklinde gider.taban tabana zıt ve hakaret hariç ben de genelde beğenirim, beğenirdim.beni de kırdılar.*
devamını gör...

maalesef bıçağın kemiğe dayanması, ve hatta burama kadar gelmesi neticesinde açmak istediğim rezzalet gibi rezzaalet başlığı.

fyodor mihayloviç dostoyevski isimli şahısa 4 ocak 1861 tarihinde borç verdim. bilen bilir cömert adamımdır, zorda kalana, darda kalana ve hatta barda kalana fark etmeksizin yardım ederim. bu arkadaş da kaldığım apartta beni sık sık ziyarete gelirdi, ta ki dört ay öncesine kadar.

petersburg'un karlı, soğuk ve puslu bir sabahında gözlerimi yine her zamanki gibi açmış ve memuriyet dairesine yola koyulmadan evvel soğuk su ve derimi iyice sertleştiren o kör bıçakla tıraşımı olmaktaydım. kapı birdenbire sanki yarınlar yokmuş gibi tokmaklanmaya başladı, bereket versin ses apartta boyunca yankılanmasına ve alt komşum olan albay emeklisi rodyon ivanoviç'in kapıya çıkmasına neden olmuştu. kapıyı açtım, karşımda kan ter içinde kalan fyodor'u gördüm:

"yoldaş dimitri! kuzum dimitri!"
"ne oldu yoldaş fyodor?"

pekala memnuniyetsiz bakışlara sahipti doğrusu, bunun sebebini anlayamamıştım.

"tefeciler kuzum! iki aydır borcumu ödemediğim için topuklarıma sıkacaklar, aziz petrus aşkına kuzum bana biraz borç verir misiniz?"

afyon kutumdan bir fırt çektim, kapının ağzında duran bu çaresiz adamı öylesine gönderip vicdanım ile çetin bir savaşa girmekten imtina ediyor ve vicdanımı dinliyordum doğrusu:

"para senin köpeğin olsun yoldaş, hele dur soluklan. ne kadar borcun var?"
"5000 ruble yoldaş, biliyorum bu miktar..."
"yuh ulan deve!"
"yoldaş dimitri, sana hemen faiziyle..."
"tamam tamam bakarız çaresine"
"ulu tanrı sana ışığını bağışlasın yoldaş!"
"tamam tamam çıkabilirsin, bir daha da böyle abuk sabuk işlere bulaşma"

kapının ağzında dikiliyordu, kafamla ona selam verdim, o da çıkması gerektiğini anlamıştı. petersburg'un adamlarının tefecilerle işi bitmezdi doğrusu, binaenaleyh kumarı da bitmezdi.

gelgelelim bu adam bana 4 aydır ne borç ödüyor, ne de selam veriyor. apartmanın sahibi sonya hanım'a kira verdiğini biliyorum, ancak apartta benimle karşılaşmamak için hep geceleri geliyor. rezaletin daniskası..

söyle bakalım sözlük, ne yapayım şimdi ben?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim