keyif kaçıran şeyler
keyfim o kadar kıymetli ki ne kaçırır acaba diye düşünmekten cevap vermeye fırsat bulamadığım başlık.
planlarımın bozulması olabilir. az bir sendelerim ama yıkılmam. oğlağım arkadaşım ben her şey planlı programlı gidecek derken ufak bir pürüz hop canım sıkılır. ama bir kaç dakika bilemedin 2 saniye. ay hiç canımı sıkamam şimdi. aman ağzımızın tadı kaçmasın ali rıza bey kıvamında bakışlar atarım etrafa.
yav ben kendimi biraz fazla seviyorum biliyor musunuz? ondan dolayı planım bozulur aman keyfim kaçar diye b planı c planı yaparım. ay kahretmesin ben biraz da çözüm odaklıyım yanımdakilerin canı sakılır 'lan tam üzülecektik ne çabuk hallettin?' diye. bakın benim gibilerden az kaldı koruyun kollayın birazda sevin başka bir şey istemiyoruz.
herkeslere iyi, güzel, huzurlu ve efendim ekstra keyifli geceler.
planlarımın bozulması olabilir. az bir sendelerim ama yıkılmam. oğlağım arkadaşım ben her şey planlı programlı gidecek derken ufak bir pürüz hop canım sıkılır. ama bir kaç dakika bilemedin 2 saniye. ay hiç canımı sıkamam şimdi. aman ağzımızın tadı kaçmasın ali rıza bey kıvamında bakışlar atarım etrafa.
yav ben kendimi biraz fazla seviyorum biliyor musunuz? ondan dolayı planım bozulur aman keyfim kaçar diye b planı c planı yaparım. ay kahretmesin ben biraz da çözüm odaklıyım yanımdakilerin canı sakılır 'lan tam üzülecektik ne çabuk hallettin?' diye. bakın benim gibilerden az kaldı koruyun kollayın birazda sevin başka bir şey istemiyoruz.
herkeslere iyi, güzel, huzurlu ve efendim ekstra keyifli geceler.
devamını gör...
affet bizi hocam
1998'de atv'de yayınlanan, hayat bilgisi, koçum benim ve arka sıradakiler türü lise dizilerinin abisi. sadece 16 bölüm sürse de, hababam sınıfı ruhunu (üstelik o adı hiç kullanmadan) televizyona taşıyabilmişti. senaristi safa önal, yönetmeni halit refiğ olan dizinin başrolünde de, erler film'in yengesi, türker inanoğlu'nun karısı gülşen bubikoğlu vardı (elbette yapımcının kim olduğunu da anladınız). ayrıca bu dizi, gülşen bubikoğlu'nun kamera önüne son geçişidir...
zeynep aktan*, hamile olması sebebiyle işinden istifa etmiş bir edebiyat öğretmenidir. ancak oğlunun bir kazada felçli kalması ve kocasının aynı kazada ölmesi üzerine mesleğine dönmek zorunda kalır. böylece istanbul'un en disiplinsiz okullarından biri olan kartaltepe lisesine atanır.
atandığı okul; kapısında bir uyuşturucu çetesinin (çete reisini gürkan uygun, aka memati oynuyor) haraç kestiği, öğretmenlerinin hoşafa döndüğü, müdürün "ağzımızın tadı bozulmasın hayriy'anım" deyip geçtiği bir yerdir. talebeyse apayrı bir alemdir. kimi öğrenci sınıfta şebeklik yapıp öğretmenin sözünü kesmekle yetinir*, kimi babasının arkadaşıyla evlendirilmeye kalkılır*, kimisi kürtaj olur, kimi hap atar**, kimi hocasına aşık olup derdinden dolayı intihara kalkar*, bazıları da baba dayağıyla kekeme olmuş veya burger king'te çalışırken kız kavgasında bacağından vurulmuştur. öğrencilerin azgınlığı öyledir ki; hocaya "beni taciz etti" iftirası atıp not koparmaya çalışan öğrenci bile çıkar*. hocaların hepsiyle dalga geçen sınıf, zeynep hoca onların alaylarına pabuç bırakmayınca uslanmaya başlar. zeynep hoca da tüm okulun alaylarına rağmen öğrencilerin sorunlarını çözerek onları "uslandırır". diğer taraftan da, eski sevgilisi ve öğrencilerin sorunlarını çözmede en büyük yardımcısı olan emniyet müdürü kemal'le* arasında bir aşk filizlenmektedir...
zeynep aktan*, hamile olması sebebiyle işinden istifa etmiş bir edebiyat öğretmenidir. ancak oğlunun bir kazada felçli kalması ve kocasının aynı kazada ölmesi üzerine mesleğine dönmek zorunda kalır. böylece istanbul'un en disiplinsiz okullarından biri olan kartaltepe lisesine atanır.
atandığı okul; kapısında bir uyuşturucu çetesinin (çete reisini gürkan uygun, aka memati oynuyor) haraç kestiği, öğretmenlerinin hoşafa döndüğü, müdürün "ağzımızın tadı bozulmasın hayriy'anım" deyip geçtiği bir yerdir. talebeyse apayrı bir alemdir. kimi öğrenci sınıfta şebeklik yapıp öğretmenin sözünü kesmekle yetinir*, kimi babasının arkadaşıyla evlendirilmeye kalkılır*, kimisi kürtaj olur, kimi hap atar**, kimi hocasına aşık olup derdinden dolayı intihara kalkar*, bazıları da baba dayağıyla kekeme olmuş veya burger king'te çalışırken kız kavgasında bacağından vurulmuştur. öğrencilerin azgınlığı öyledir ki; hocaya "beni taciz etti" iftirası atıp not koparmaya çalışan öğrenci bile çıkar*. hocaların hepsiyle dalga geçen sınıf, zeynep hoca onların alaylarına pabuç bırakmayınca uslanmaya başlar. zeynep hoca da tüm okulun alaylarına rağmen öğrencilerin sorunlarını çözerek onları "uslandırır". diğer taraftan da, eski sevgilisi ve öğrencilerin sorunlarını çözmede en büyük yardımcısı olan emniyet müdürü kemal'le* arasında bir aşk filizlenmektedir...
devamını gör...
can sıkıntısına iyi gelen şeyler
çekmece dök, yavaş yavaş düzenle.
bu arada bir arkadaşını ara, hem konuş hem düzenle.
bu arada bir arkadaşını ara, hem konuş hem düzenle.
devamını gör...
odasında perde kullanmayan insan
karşı binamızdaki komşumuz. tüm mahalle tek bir ekrandan dizi izliyoruz.
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
can sıkıntısı.
eskiden canım sıkılınca takvim yaprağı okurdum
artık eve takvim yaprağı girmiyor
bende sözlüğe takılıyorum.
iş arasında oyalanmaca.
eskiden canım sıkılınca takvim yaprağı okurdum
artık eve takvim yaprağı girmiyor
bende sözlüğe takılıyorum.
iş arasında oyalanmaca.
devamını gör...
necmettin erbakan
siyasetçi, mühendis, akademisyen ve türkiye cumhuriyeti 23. başbakanı. istanbul erkek lisesi mezunu, okul birincisi. itü makine mühendisliği mezunu. lise birinciliği sebebiyle o dönem üniversiteye sınavsız giriş hakkı olmasına rağmen sınava girmeyi tercih ettiği belirtilir. özal ve demirel itü’den dönem arkadaşlarıdır. doktorasını almanya’da yapmış, 27 yaşındayken itü'de doçent olmuştur. 1964’te ise profesör olmuştur. siyasi hayatına bakıldığında kurduğu partiler hep aynı “bahane” ile kapatılmıştır. türk siyasi tarihinin en büyük dayatmaları ve kara lekelerinden ikisini yaşayanlardan biri erbakan’dır.
1-28 şubat post-modern darbesi
2-genel başkanı olduğu refah partisi’nin 1995 yılı genel seçiminden %21.4 oranı ile birinci parti çıkmasına rağmen diğer siyasi partilerin hiçbirinin koalisyona yanaşmaması (!!) sebebiyle hükümet kurma hakkının kendisinden alınıp %19.65 oy oranıyla ikinci parti olan anap’a verilmesidir ve onun da %19.18 oy oranıyla üçüncü parti olan doğru yol partisi ile koalisyon kurmasıdır. kurulan bu koalisyon kısa süreli aşk ilişkisi gibi sona erince bu kez doğru yol ve refah partisi bir koalisyona girmiştir. erbakan bu koalisyon hükümetinde 1 yıl başbakan olarak görev yapmıştır. bu 1 yıllık süreçte ülkenin ekonomik kalkınmasının nasıl olduğunu, (örn: türkiye ekonomisinde %7,5 oranında büyüme) ne kadar büyük bir kalkınma yaşandığını dönemin kaynaklarından öğrenmek mümkün. ama yetmedi. birileri yine o meşhur “bahaneyi” kullanmak için start bayrağını salladı. erbakan istifaya zorlandı ve başbakanlık görevini koalisyon ortağı tansu çiller'e devretmek için dönemin cumhurbaşkanı süleyman demirel'e istifasını sundu. tiyatronun ikinci perdesi burada başladı. demirel yeni hükümet kurma görevini nedense hali hazırda zaten hükümet ortağı olan doğru yol partisi genel başkanı tansu çiller'e değil, anap genel başkanı mesut yılmaz'a verdi. yılmaz’ın vekil sayısı hükümet kurmaya yetmediği için bu sefer ülkenin başına zaten bela olan koalisyon hükümetine iki değil üç parti ile devam edilmek üzere anap, dsp ve dtp ile (dyp’den ayrılanlar tarafından kurulan parti) hükümet kuruldu. sonrasında 28 şubat süreci başlamıştır.
halk hangi demokratik (!) düzlemde temsil edilmiş, demokrasi nasıl işlememiş, askeri vesayet nasıl tıkır tıkır çalışıp sivil irade yok sayılmış, anti militaristler nasıl gıkını çıkarmamış... işte 90’lı yıllar bu konuda tam bir utanç harikası!
1-28 şubat post-modern darbesi
2-genel başkanı olduğu refah partisi’nin 1995 yılı genel seçiminden %21.4 oranı ile birinci parti çıkmasına rağmen diğer siyasi partilerin hiçbirinin koalisyona yanaşmaması (!!) sebebiyle hükümet kurma hakkının kendisinden alınıp %19.65 oy oranıyla ikinci parti olan anap’a verilmesidir ve onun da %19.18 oy oranıyla üçüncü parti olan doğru yol partisi ile koalisyon kurmasıdır. kurulan bu koalisyon kısa süreli aşk ilişkisi gibi sona erince bu kez doğru yol ve refah partisi bir koalisyona girmiştir. erbakan bu koalisyon hükümetinde 1 yıl başbakan olarak görev yapmıştır. bu 1 yıllık süreçte ülkenin ekonomik kalkınmasının nasıl olduğunu, (örn: türkiye ekonomisinde %7,5 oranında büyüme) ne kadar büyük bir kalkınma yaşandığını dönemin kaynaklarından öğrenmek mümkün. ama yetmedi. birileri yine o meşhur “bahaneyi” kullanmak için start bayrağını salladı. erbakan istifaya zorlandı ve başbakanlık görevini koalisyon ortağı tansu çiller'e devretmek için dönemin cumhurbaşkanı süleyman demirel'e istifasını sundu. tiyatronun ikinci perdesi burada başladı. demirel yeni hükümet kurma görevini nedense hali hazırda zaten hükümet ortağı olan doğru yol partisi genel başkanı tansu çiller'e değil, anap genel başkanı mesut yılmaz'a verdi. yılmaz’ın vekil sayısı hükümet kurmaya yetmediği için bu sefer ülkenin başına zaten bela olan koalisyon hükümetine iki değil üç parti ile devam edilmek üzere anap, dsp ve dtp ile (dyp’den ayrılanlar tarafından kurulan parti) hükümet kuruldu. sonrasında 28 şubat süreci başlamıştır.
halk hangi demokratik (!) düzlemde temsil edilmiş, demokrasi nasıl işlememiş, askeri vesayet nasıl tıkır tıkır çalışıp sivil irade yok sayılmış, anti militaristler nasıl gıkını çıkarmamış... işte 90’lı yıllar bu konuda tam bir utanç harikası!
devamını gör...
2 mayıs 2022 normal sözlük bayramlaşması
koronasız, mesafesiz, samimi nice bayramlara kavuşmak dileğiyle iyi bayramlar dostlar.
devamını gör...
27 kasım 2020 berat albayrak'ın türkiye varlık fonu'ndaki görevinin sona ermesi
iletişim başkanlığı'ndan yapılan son dakika açıklaması.
--- alıntı ---
iletişim başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, görevlerinden aflarını talep eden sayın dr. berat albayrak ve sayın arda ermut'un türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyelikleri sona ermiş, türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyeliğine sayın ahmet burak dağlıoğlu sayın cumhurbaşkanımız tarafından atanmıştır.
--- alıntı ---
buradan
--- alıntı ---
iletişim başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, görevlerinden aflarını talep eden sayın dr. berat albayrak ve sayın arda ermut'un türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyelikleri sona ermiş, türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyeliğine sayın ahmet burak dağlıoğlu sayın cumhurbaşkanımız tarafından atanmıştır.
--- alıntı ---
buradan
devamını gör...
palandöken
kış turizmi denilince akla ilk gelen yerlerden biridir.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
(sabah kahvaltıda)
bugün ne yiycez???
*
(öğle yemeği esnasında)
akşama ne yiycez???
bugün ne yiycez???
*
(öğle yemeği esnasında)
akşama ne yiycez???
devamını gör...
alcest
post-black metal'in ortaya çıkmasında büyük katkısı bulunan grup. shoegaze'in o duygusal ve atmosferik havası ile black metal'in agresifliğini karıştıran bir sound'a sahipler fakat shelter adındaki albümleri bu duruma bir istisna olup saf bir shoegaze albümü olma özelliği taşımakta. hatta bu albümdeki away isimli şarkıda slowdive insanı neil halstead vokal yapmıştır.
grupta bateri dışında tüm enstrümanları çalma görevini yüklenen neige nickli eleman, lantlôs ve amesoeurs gibi başka bir çok post-black metal grubunda rol üstlenmiştir, türe katkısı yadsınamaz bir insandır.
albümleri ise şu şekilde:
souvenirs d'un autre monde (2007)
écailles de lune (2010) (sanırım favorim)
les voyages de l'âme (2012)
shelter (2014)
kodama (2016)
spiritual instinct (2019)
grupta bateri dışında tüm enstrümanları çalma görevini yüklenen neige nickli eleman, lantlôs ve amesoeurs gibi başka bir çok post-black metal grubunda rol üstlenmiştir, türe katkısı yadsınamaz bir insandır.
albümleri ise şu şekilde:
souvenirs d'un autre monde (2007)
écailles de lune (2010) (sanırım favorim)
les voyages de l'âme (2012)
shelter (2014)
kodama (2016)
spiritual instinct (2019)
devamını gör...
bob marley
''asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzme.
unutma, sen kaldırabiliyorsan, onlar da kaldırabilir.''
b.marley
unutma, sen kaldırabiliyorsan, onlar da kaldırabilir.''
b.marley
devamını gör...
mumbar
diğer adıyla işkembe. yani koyun, dana gibi hayvanların bağırsağı.
yaban hayatın vazgeçilmez kahramanı ed stafford, kendisi için "nasıl yiyebildiler" gibisinden bir yorumda bulunmuştur. beyefendinin fareleri kızarttığını ve şapır şupur yediğini unutmayalım. *
••
limon ve tuz ile iyice temizlendikten sonra, içerisine pirinç, salça, baharat gibi şeyler konup güzelce pişirilirse tadından yenmez. ha derseniz ki "ben vejetaryenim" veya "midem kaldırmaz" o zaman da yalnızca denemeniz tavsiye edilir. biraz iddialı olacak fakat karidesten daha güzel oluyor, daha doğrusu yapıyorlar.
edit: düzeltme.
yaban hayatın vazgeçilmez kahramanı ed stafford, kendisi için "nasıl yiyebildiler" gibisinden bir yorumda bulunmuştur. beyefendinin fareleri kızarttığını ve şapır şupur yediğini unutmayalım. *
••
limon ve tuz ile iyice temizlendikten sonra, içerisine pirinç, salça, baharat gibi şeyler konup güzelce pişirilirse tadından yenmez. ha derseniz ki "ben vejetaryenim" veya "midem kaldırmaz" o zaman da yalnızca denemeniz tavsiye edilir. biraz iddialı olacak fakat karidesten daha güzel oluyor, daha doğrusu yapıyorlar.
edit: düzeltme.
devamını gör...
hayat istek parça değildir
ilk duyduğumda çok hoşuma giden cümle. kendimden bıkana kadar şikayet ettiğim dönemde tarafıma söylenmiş ve beni kendime getirmiştir. sonradan düşününce bir kabul cümlesidir aynı zamanda. oysa öyle kolay kolay kabul etmemek gerekir. hani zorla parça çaldıramazsınız ama belki uzun vadede bir remix ortaya çıkabilir. ne dediğimi ben de bilmiyorum. o yüzden buyurun.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
burada beni hiç kimsenin tanımamasıyla rahatça yazacağım.
2018 yılında mezun oldum. 2 ay sonra iş buldum. devam eden bir ilişkim vardı gayet güzel giden. hem iş, hem aşk, hem de sosyal hayatım güzeldi gayet.
2019'un haziran ayında bir çöküntüye girdim. o günden sonra gerçekten sevinememeye, mutlu hissedememeye başladım. zaten ilişki iyice kötüleşmişti derken ayrıldık. daha sonrası daha da kötü oldu. normalde sürekli neşe saçan, genelde mutlu, maddi ve manevi hiçbir problemi olmayan biriydim. ama 2019'un haziran ayında acayip bir çöküntü başladı.
2019 haziranda, ilk önce durgunluk geldi. mutsuz hissetmeye başladım. hiçbir şeye hevesim kalmadı. zaten kötü giden bir ilişkinin fişini çektim. daha sonra hayatıma başkası girdi. kendisi ilişkiden yeni çıktığımı bile bile başlamak istedi. onla da hiçbir zaman mutlu olduğumu hatırlamıyorum.
2020'nin ocak ayında iş değiştirdim. ortam aşırı kasıntı, hiçkimsenin hiçkimseye güveni yok. tamamen yalan ve çıkar üzerine kurulmuş muhabbetler vardı. ilk şirketimdeki insanlar tam tersi samimi insanlardı. neyse. ben bu üstümdeki çöküntünün sebebini işyerine bağladım. aslında haziran ayında başlayan sıkıntıları farketmemiştim. geriye dönüp baktığımda farkediyorum o zaman başladığını.
işyerinde nerdeyse hep tek takıldım. yemeklere, partilere çağırdılar 1 2 kez gittim. hiç sarmadı. bütün yemeklere tek başıma çıkmaya başladım. ilk zamanlar tek başıma kalmak çok koysa da zamanla alıştım.
derken pandemi süreci başladı. evden çalışmaya geçtik. mart ayından bu yana evden çalışıyorum. benim için mükemmel fırsattı. hem 1.5 saat yol gitmeyeceğim hem de evdeyim. ama hayatımdaki olumlu her şeyi anında sönümleyip moralsizliğe devam ettim. içinden çıkmaya çalıştıkça daha da battım. şu an aralık ayındayız. iyiye giden hiçbir şey yok psikolojimde. neden bu haldeyim sorusunu çok sordum kendime. yanıtını bulamadım. araba aldım bu süreçte. hayalimdi. daha 2 sene olmadı işe gireli. büyük başarı kendi çapımda. ama ona bile adam akıllı sevinemedim. çok daha sosyal bir insanken yalnızlaşmaya başladım pandeminin de etkisiyle. telefonuma hiç bakma gereksinimi bile duymuyorum çoğu zaman.
bütün hevesimi, mutluluğumu kaybettim. sürekli geçecek geçecek dedikçe daha da arttı. mutlu olmaya çalışmamak doğru olan belki de. ama şu genç yaşlarımı böyle bok etmek de çok koyuyor. bu kadar uzun bir entry elbette okunmayacaktır. ama 1 kez durup nefes almak istedim.
2018 yılında mezun oldum. 2 ay sonra iş buldum. devam eden bir ilişkim vardı gayet güzel giden. hem iş, hem aşk, hem de sosyal hayatım güzeldi gayet.
2019'un haziran ayında bir çöküntüye girdim. o günden sonra gerçekten sevinememeye, mutlu hissedememeye başladım. zaten ilişki iyice kötüleşmişti derken ayrıldık. daha sonrası daha da kötü oldu. normalde sürekli neşe saçan, genelde mutlu, maddi ve manevi hiçbir problemi olmayan biriydim. ama 2019'un haziran ayında acayip bir çöküntü başladı.
2019 haziranda, ilk önce durgunluk geldi. mutsuz hissetmeye başladım. hiçbir şeye hevesim kalmadı. zaten kötü giden bir ilişkinin fişini çektim. daha sonra hayatıma başkası girdi. kendisi ilişkiden yeni çıktığımı bile bile başlamak istedi. onla da hiçbir zaman mutlu olduğumu hatırlamıyorum.
2020'nin ocak ayında iş değiştirdim. ortam aşırı kasıntı, hiçkimsenin hiçkimseye güveni yok. tamamen yalan ve çıkar üzerine kurulmuş muhabbetler vardı. ilk şirketimdeki insanlar tam tersi samimi insanlardı. neyse. ben bu üstümdeki çöküntünün sebebini işyerine bağladım. aslında haziran ayında başlayan sıkıntıları farketmemiştim. geriye dönüp baktığımda farkediyorum o zaman başladığını.
işyerinde nerdeyse hep tek takıldım. yemeklere, partilere çağırdılar 1 2 kez gittim. hiç sarmadı. bütün yemeklere tek başıma çıkmaya başladım. ilk zamanlar tek başıma kalmak çok koysa da zamanla alıştım.
derken pandemi süreci başladı. evden çalışmaya geçtik. mart ayından bu yana evden çalışıyorum. benim için mükemmel fırsattı. hem 1.5 saat yol gitmeyeceğim hem de evdeyim. ama hayatımdaki olumlu her şeyi anında sönümleyip moralsizliğe devam ettim. içinden çıkmaya çalıştıkça daha da battım. şu an aralık ayındayız. iyiye giden hiçbir şey yok psikolojimde. neden bu haldeyim sorusunu çok sordum kendime. yanıtını bulamadım. araba aldım bu süreçte. hayalimdi. daha 2 sene olmadı işe gireli. büyük başarı kendi çapımda. ama ona bile adam akıllı sevinemedim. çok daha sosyal bir insanken yalnızlaşmaya başladım pandeminin de etkisiyle. telefonuma hiç bakma gereksinimi bile duymuyorum çoğu zaman.
bütün hevesimi, mutluluğumu kaybettim. sürekli geçecek geçecek dedikçe daha da arttı. mutlu olmaya çalışmamak doğru olan belki de. ama şu genç yaşlarımı böyle bok etmek de çok koyuyor. bu kadar uzun bir entry elbette okunmayacaktır. ama 1 kez durup nefes almak istedim.
devamını gör...
başörtülü psikolog meslek etiğine aykırıdır
bir ruh sağlığı uzmanı olarak katıldığım önermedir. hadi, "türbanlı bacılarımıza saldırdılar" mağduriyetinden arınarak bilimsel bir temele oturtalım görüşü. bir insanın zihni birçok şema ile doludur. hayatı da bu şemalara göre algılarız. her insanın dine bakış açısı elbette farklıdır. yani din şeması her insanda farklı olabilir. ayrıca kişinin başörtüsü, onun hangi dine mensup olduğunu da göstermemektedir. belki inandığı halde takmıyor, belki de hoşuna gidiyor aksesuar olarak takıyor, bilemeyiz. ancak, başörtüsü veya başörtüsünden farklı olarak dini mesajlar içeren aksesuarları olan bir ruh sağlığı uzmanı, burada danışana olan koşulsuz kabul, saygı, empati özelliğini yitirebilir. aradaki ilişki daha ilk algıdan bir tarafa çekilebilir. yani tarafsızlığını kaybeder. bu durumda danışan kendini rahat bir şekilde ifade edemez. sözgelimi, başörtüsü kelimesini çıkarıp haç takıyor olması dese yine katılırım bu önermeye. ruh sağlığı uzmanı, kendini açarken dahi sayısız elekten geçirerek aktarır düşüncelerini. burada ""profesyonel"" bir ilişki söz konusudur zira. ayşe abla hanife teyze muhabbeti değil.
arkadaşlar bırakın politik doğruculuğu. bu işin uzmanı var, yılların tecrübesi var, temelleri var. adam kalkıp başörtüsüne laf etmemiş. adam dini objelerin terapi odasındaki güveni veya koşulsuz kabul unsurunu sarsabileceğini ifade etmiş. 3 5 beğeni alabilmek için adamın uzmanlığına laf edenler var. psikolojiyi doğru dürüst yazamayan adamlar akıllarınca başka psikologlar falan öneriyor. efferin ezdirmeyin haklarınızı. bu kafayla bir yol olmaz sizden, bizden.
arkadaşlar bırakın politik doğruculuğu. bu işin uzmanı var, yılların tecrübesi var, temelleri var. adam kalkıp başörtüsüne laf etmemiş. adam dini objelerin terapi odasındaki güveni veya koşulsuz kabul unsurunu sarsabileceğini ifade etmiş. 3 5 beğeni alabilmek için adamın uzmanlığına laf edenler var. psikolojiyi doğru dürüst yazamayan adamlar akıllarınca başka psikologlar falan öneriyor. efferin ezdirmeyin haklarınızı. bu kafayla bir yol olmaz sizden, bizden.
devamını gör...
levent yüksel
sezen aksu'nun öğrencilerinden biri olur kendisi. papyonuyla bas gitarıyla ve klipleriyle hafızalara kazınmış türk pop müziğinin unutulmaz efendi çocuğu.
devamını gör...


