genellikle atılır ve pişmanlıkla sonuçlanır. yine de atılmalıdır. yaptıklarından çok yapamadıkları bitirir insanı.
devamını gör...

chip tuning, aracın beyni olarak bilinen ecu’ya yapılan bir yazılım müdehalesidir. elektronik kontrol ünitesi denen ve kısaltması ecu olan konu hakkında bir yazı yazmıştım. #1079259

konuyu önce ikiye ayıralım. otomobil ve motor. motor bir makinadır. otomobil ise pazarlanan bir araç.

motorun performans değerini artırmak için yapılır. bir bilgisayar ile ecu’nun soket girişinden bağlanılır ve üretici firmanın, o motor için girdiği değerler değiştirilir. performans için tork limit ayarları, subaplar, hava yakıt dengesi, emisyon salınım değerleri gibi bir çok noktaya yeni değerler verilir. yıllar önce kullandığım bir araca bu işlemi yaptırmıştım. yaklaşık bir yıldır kullandığım araca ise geçtiğimiz günlerde yazılım yüklemesi yaptırdım. avrupa’da bu işlem sıkça yapılır. ülkemizde de bu işi hakkıyla yapan servisler vardır (lisanslı ürünler kullanan). yetkili servislerde bu uygulamayı yapıyor. ancak 3 katı fiyatına. birkaç yerden fiyat almıştım. ankara’da yaşayanlar için çayyolunda bir servis önerebilirim. ben orada yaptırdım. çünküüüüüü bana yakındı.

sıkça sorulan sorulara gelelim;
işlemin motora zarar verdiği doğru değildir. siz bir değil, on yazılım yükleyin motorun üreteceği değer, zaten kendisiyle sınırlıdır. yani motora, yapamayacağı bir şeyi zaten yaptıramazsınız.

örnek ile açıklayalım;
üretici firma 1600 cm3 hacminde turbo beslemeli dizel bir motor üretir. bu motor yaklışık 150 hp ve 320 nm tork değerine sahip olabilir. üretici firma, bu motoru hangi modele, hangi vergi dilimine (vergi sistemi avrupa’da başkadır. motor hacmi üzerinden değil, motorun hp değeri üzerinden yapılır), ve hangi müşteri alıcısına hitap edecegini belirlemek için bir pazar araştırması yapar. işte motor ile otomobil arasında ki fark budur. ve bu aracı 120hp güç ile piyasaya sürer. olay tamamen marketing meselesidir.

her motorun performansı aynı değildir. bu işlemi düşünüyorsanız, öncelikle konu hakkında bilgi alın. 10-15 hp değerinde yükselmeyi, aracı kullanırken hissetmezsiniz. yaptırmayın! 25hp üzeri ve tork değişiminde ciddi bir yükselme ise size performansı yaşatır. bazı servisler 60-70 hp ve 100 nm tork artımından bahsederler. ciddiye bile almayın. yok böyle bir olay. örnek olarak 2.0 litre dizel motor 190hp, işlem sonrası 228hp. gerçek değerdir.

son olarak yakıt tüketimine gelelim. işlemi uygulayan servisler, yakıt tüketiminde yüzde 15-20 tasarruf olacağını söyler ancak bu bilgi doğru değildir. sanırım bunların yüzdelik hesaplarından haberi yok. zaten bu değerde bir yakıt tasarrufu oluyorsa koşa koşa gidin yapın. ben işlem için 900 tl ödedim. basit bir hesaplama ile 5 depo yakıtla verdiğiniz para, 6. depoda kârdasınız. 7. depoda meyhaneye gideriz. yok böyle bir durum tabiki. olumlu yönde kazanım vardır ancak aman aman değildir.

sözlerimizi almanların otomobiller için söylediği bir söz ile bitirelim.

rahatına düşkün olan mercedes
hava atmak isteyen bmw
akıllı adam* audi kullanır.
devamını gör...

“seni sevdiğimdendir gelirim ben bu yere
ayaklarım basmaz yere görürüm önümü
ararım sinmiş köşelerde ben dünümü”
devamını gör...

hiç bir yorum girilmeden doğrudan haber paylaşılması konusunda başlık sahibini haklı bulduğum serzeniştir.
haberi buraya kopyala-yapıştır ile taşıyıp başlık açılacaksa sözlüğün gazeteden ne farkı kalıyor?
başlığı açtın tamam, linki verdin o da tamam, hatta teşekkürler,
peki bu haberle ilgili bir fikrin ya da yorumun yok mu yazar kardeş? yoksa, neden bir sözlükte yazar oldun?
ikinci bir kategori yazar grubu var, bu gruptaki yazarlar kendi uzmanlık alanlarındaki terimler sözlüğün önüne koyup, rastgele bir sayfayı çeviriyor, -benim tahminim- gelen sayfada ilk gördüğü terimi buraya başlık olarak yapıştırıyor.
yorum, fikir, tartışma düzlemi yaratmak falan hak getire.
tahmin ediyorum moderatörler bunun farkında ancak bir süre görmezden gelecekler. çünkü sözlük henüz emekleme aşamasında.
yalnız, o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gitmeden önce bu duruma bir çözüm üreteceklerini umut ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

carl linne kitabıdır. bu kitabında, çiçeklerdeki stamen sayısına dayanarak bitkileri gruplar halinde sınıflandırma sistemi ile anlatmaktadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünkü; pardon 00:30 dan sonra benim anonsum geçildiğine göre yani bugün oluyor.* bir assolist olduğum için en son sırada olduğumu bütün kafa sözlük yazarlarımız da anlamış oldu.*
devamını gör...

bir (bkz: cevat çapan) şiiridir.

neyle boğuşur insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş zamanın ardından
silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan?
temennalar, naralar,
elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana-
nerede can yoldaşları
doruklara tırmanan
o korkusuz dağcılar,
pişmanlık denizinde
vurgun yiyen dalgıçlar?

mutluluk bir gülmüş eskiden
adı üç kez anılan.
devamını gör...

bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine hayatını anlatmak istersin.*
devamını gör...

üçlü arkadaş grubu gayet de güzeldir, ikisini de severim. dışlanma yok bu algı nereden geliyor anlamış değilim.*
devamını gör...

tüm dünya'da virüs salgınında bilgileri gizleyenler açıklama yapmayanlar suç işliyor.

yol çalışması otobanda ve işaretler uyarı levhaları koymamak gibi.
otobanı kapatmışsınız ama çıkışlara insanları yönlendirmemek gibi.
tünelde göçük var ve siz insanlara bu yolu kullanmayın demiyor "valla gideceğin yere 3 saatte gitmeyi düşünme" diyorsunuz.
neden diye sorunca bilgi veremem diyorsunuz.
binada gaz kaçağı var hangi daire olduğunu söylemiyor, evde yangın çıkmış itfaiyeyi arayıp adres vermemek gibi.

hasta olup doktora gidip muayene oluyorsunuz durumunuz kritik diyen doktor hangi organ hangi hastalık olduğunu söylemiyor.

tüm bunlar olurken aşılama (aşı işe yaradığını varsayarak) tüm ülkelerde sonuç alınması için gerekli süre 7 yıl 10 yıl gibi sürecek diyenler var.
hatta tüm dünya'da aşılama asla olmayacağını ülkeler siyasi askeri ekonomik güç olarak aşı ve tedavi tekniklerini elinde tutup bm nato ab vb tüm dünya'da uluslararası kuruluşlar ve ilişkilerde bir silah yaptırım aracı olarak tutacağını tartışıyor.
düşünsenize...
çin aşısı daha başarılı veya abd aşısı ya da rus.
bu ülkeler bir birine aşı verecek mi sanıyorsunuz?
ya da bu ülkeler ile birlikte olup uluslararası arenada destek veren ülkelere.

bu virüse yakalanıp ölenler kurtuluyor, ölmeyen tıbbi müdahale gören insanlarda beyin kalp damar ve solunum sistemlerinde ağır hasar oluyor. hastalığı belirtisiz şekilde ayakta atlatan ve tıbbî müdahale yaşamamış, farkında olmayanlarda bile kalp de ritm bozukluğu unutkanlık bulgularına rastlanmaktadır.

binlerce kez mutasyon geçiren ve hangi mutasyonun nasıl bir hasara yol açtığını bilmiyoruz.
avrupa'da asya'da afrika'da amerika'da coğrafya beslenme iklim toplumsal yaşam sağlık durumları vb gibi etkenler de hesap edilirse her bünye farklı tepkime verdiği için virüs de ortam insan faktörüne karşı kendini yenilediği düşünülürse, geniş bir tarama araştırma şu an yapılması için ne zaman ne imkan ne ortam var.

hâlâ ölümler virüsün seyri vb konularda bilgiler paylaşılmıyor.
ilaç şirketleri laboratuarlar çalışmalarını sonuçlarını paylaşmıyor.
aşılar için üretim merkezleri ülkelere yayılmıyor.
aşı tedavi ilaç hijyen medikal malzemeler tıbbî araç gereç vb konularda tedarik zinciri belli karteller ülkeler elinde ve bunu ticari siyasi güç olarak tutuyor.

bu virüs salgını elbet bitecek veya mevsimsel grip seviyesinde olup yine insanlar ölecek.
ama bilgi saklayan açıklama yapmayan bilgi paylaşmayan bu insanlar yaşanan ölümlerden sorumlu tutulacak.

tüm dünyada ölümleri bu hastalığı yaşamış kalıcı hasar ve gelir kaybına uğrayan insanlar toplu olarak ticari siyasi gerekçeler ya da makam mevki akademik kariyer gerekçesiyle bilgi paylaşmayan kişi kurum kuruluşlara toplu davalar açacak.
bu aşı ilaç medikal malzeme tedavi tekniklerini paylaşmayan insanlara da...

umarım insanlık ön plana çıkar.
ticari siyasi askeri beklentiler güç için değil de insanlık için çalışırlar.
yoksa bu milyonlarca ölüm, trilyonlarca dolar ziyan olmasına yol açmasına etken oldu diye lahey adalet divanında çok insan yargılanır.
devamını gör...

james bedford, dünyanın dondurulan ilk insanı. 53 yıldır cryo tüpü içinde donmuş halde bekleyen abd vatandaşı bedford, 12 ocak 1967'de 73 yaşındayken cryo tüpüne girerek dondurulan ilk insan olmuştur. böbrek kanseri olan ve tedavi edilemeyen james bedford, ölümü beklemek yerine hastalığına ilerleyen yıllarda bir çözüm bulunacağını düşünerek, cryo tüpüne girdi. dondurulmasının ardından 53 yıl geçen james bedford, o günden beri resmen ölü kabul ediliyor olsa da tıbbi olarak ölü değil.
cryo tüpünde organları bozulmadan bekleyen james bedford, henüz uyanmadı ancak dondurulmuş insanları organlara hasar vermeden geri çözmenin bir yolu bulunduğu zaman tekrar hayata döndürülecek.
devamını gör...

anlatması zordur. o güzel sözü akla getirir.
“yaşaması kolay değil ki, anlatması kolay olsun.”
devamını gör...

üstat fuzulinin türkçe divanında olan en güzel kasidelerinden birisidir. aruzu fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün'dür. redifinin su olmasından mütevellit su kasidesi olarak bilinen bu manzume bir naattır.

hz. muhammed’e duyduğu derin sevginin yanında, suya duyulan hasret ve aşk temaları işlenen bu kaside lirik söyleyişi ve sanatsal anlatımıyla fuzulinin söz şaheseridir.

32 beyitten oluşan eserin girizgah kısmına kadar olan aşk dolu ilk 15 beyitini sizlerle paylaştım..

1.beyit*
saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlare su
kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

ey göz! gönlümdeki (içimdeki) ateşlere gözyaşımdan su saçma ki. çünkü bu kadar (çok) tutuşan ateşlere suyun faydası olmaz.

2.beyit*
âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem.

3.beyit*
zevk-i tîgundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
kim mürûr ilen bırağur rahneler divâra su

(ey sevgili.!) senin kılıcının ( kılıca benzeyen keskin bakışlarının) zevkinden gönlüm parça parça olsa da buna şaşılmaz. (nitekim) su da akarken duvarda yarıklar meydana getirir.

4.beyit*
vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün
ihtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su

yaralı gönül senin okunun (ok temrenine benzeyen kirpiklerinin) sözünü korka korka söyler. (nitekim) yarası olan suyu ihtiyatla, çekine çekine içer.

5.beyit*
suya versün bâğban gülzârı zahmet çekmesün
bir gül açılmaz yüzün teg verse min gülzâre su

bahçıvan, gül bahçesini sele versin (boşuna) zahmet çekmesin. bin gül bahçesine su verse senin yüzün gibi (güzel) bir gül açılmaz.

6.beyit*
ohşatabilmez gubârını muharrir hattuna
hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

hattatın gözlerine (aynı levhaya) bakmaktan kalem gibi kara su inse de (yine de) gubari yazısını senin yüzündeki tüylere benzetemez.

7.beyit*
ârızun yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n’ola
zayi’ olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su

senin yanağını anmaktan dolayı kirpiklerim ıslansa ne çıkar? zira gül elde etmek isteğiyle dikene verilen su boşa gitmez.

8.beyit*
gam güni etme dil-i bîmârdan tîgin dirîğ
hayrdur vermek karanu gicede bîmare su

gamlı günümde kılıcını (kılıç gibi keskin olan bakışını) hasta gönlümden esirgeme; (zira) karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

9.beyit*
iste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
susuzam bir kez bu sahrada menüm-çün ara su

gönül.! onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve ayrılığında arzumu, özlemimi yatıştır; susuzum, bu çölde bir defa da benim için su ara.

10.beyit*
men lebün müştâkıyam zühhâd kevser talibi
nitekim meste mey içmek hoş gelür huşyâra su

ben dudağını arzuluyorum, sofular ise cennetteki kevseri istiyorlar. nitekim sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş gelir.

11.beyit*
ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
âşık olmuş galibâ ol serv-i hoş-reftâre su

su, her zaman senin cennet misali mahallenin bahçesine doğru akar. galiba o da, o serviye benzeyen nazlı gidişli güzele aşık olmuş.

12.beyit*
su yolın ol kûyundan taprag olup dutsam gerek
çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

toprak olup suyun yolunu sevgilinin mahallesinden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, o yere varmaya bırakamam.

13.beyit*
dest-bûsi ârzusiyle ger ölsem dostlar
kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

dostlarım! eğer (sevgilinin) elini öpmek arzusuyla ölürsem toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.

14.beyit*
serv serkeşlük kılur kumrî niyâzından meger
dâmenin duta ayagına düşe yalvara su

servi kumrunun yalvarmasından dolayı dik başlılık ediyor. su, servinin eteğine sarılır, ayağına düşüp yalvarırsa belki onu bundan vazgeçirebilir.

15.beyit*
içmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
gül budagınun mizâcına gire kurtara su

gül , bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor. su, gül dalının damarlarına girerek bülbülü bundan kurtarsın.

hayatta her insanın sevgilisi olmayabilir fakat her insanın sevgi göstereceği bir şeyleri mutlaka vardır ve bu kişiye mutluluk verir. bize kendimizi iyi hissettiren kişiler hep olmuştur hayatımızda ancak bazılar farklı bir şekilde etkilemiştir hayatlarımızı.

sesini dahi duymasanız da sadece hissetmeniz aptal, sıcak bir tebessüm oluşturabilir yüzünüzde. tek kelimesiyle hayat ritminizin değişmesine sebep olabilir. aya'nızın ısısını artırıp, ateşinizi yükseltebilir. ne söyleyeceğinizi, söyleyeceğinizi nasıl güzel söylemeniz gerektiğini bilemezsiniz ona karşı. mevlana'nın dediği gibi; “ben bende değil, sende de hem sen, hem ben, ben hem benimim, hem de senin, sen de benim, bir öyle garip hale bugün geldim ki sen ben misin, bilmiyorum, ben mi senim.” hissedilir bazen de..

öylesi güzel insanlar vardır ki hayatta uzakta da olsa sadece var olduklarını bilmemiz bile kendimizi mutlu etmemiz için bir sebeptir. gözlerimizi almak için mücevher takmaları gerekmemektedir bu kişilerin, ruhlarının parıltısı yetmektedir. hep yanı başımızda, etrafımızda olması ve sürekli görülmeleri gerekmez. fiziken olması, dokunulması şart değildir, hayaller kurduracak kadar gerçektirler ancak.
hissedersiniz, hep oradadır ve iyi ki vardır..
devamını gör...

uluslararası ilişkiler , “uluslararası sistem” içindeki aktörlerin , devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası, bölgesel, hükümetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinler arası bir disiplindir. disiplinler arası olması sebebiyle (bkz: hukuk), (bkz: iktisat), (bkz: sosyoloji), (bkz: tarih), (bkz: felsefe), (bkz: coğrafya)gibi bir çok disiplinden faydalanır.
devamını gör...

kadın sustuysa cidden kırılmıştır
devamını gör...

güzellik, bakım bir yana, tabi bunları herkes haklı olarak ister ama.

ben sevgili olacağım ya da evleneceğim kızın benden zeki olmasını isterim.
böyle uzun bir koltuğun iki yanına birbirimize dönüp ayaklarımızı birbirimize doğru uzatıp, gece yarılarına kadar kaliteli sohbet edelim isterim.

anlatsın dinleyeyim, hayran olayım, bilgisine imreneyim istiyorum.
gece uyuyunca ona bakınca, bilgisi, bildikleri, zekası aklıma gelsin de eşim olduğu için gurur duyup kendimi şanslı hissetmek istiyorum.

kısacası ilk sevmek değil de derin bir saygı duymak istiyorum ona karşı.
devamını gör...

balkonda sigara içerken stor perdeleri hizalayasım geldi. onları hizalarken perdenin biri yerinden çıktı. tabureye çıkıp onu yerine takarken telefonuma çarptım yüzüstü düştü. tabureyi de dizime çarptım götürürken. bunların hepsi son 2 dakikada oldu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim