para ve şöhret için yapılan bir şaklabanlık. adam ikiz fantezisi yaşıyor. kadınlar para kazanıyor. herkesin mutlu olduğu bir durum.
devamını gör...

zenginler her seyden her türlü muaf zaten
devamını gör...

gençliğimi geri verseler,
bu kez en çok kendimi severim..*

buradan
devamını gör...

şeker toplamaya çıkmak istersin de çıkamazsın ya işte o zaman fark ediyorum büyüdüğümü. istesem her şekeri alırım mesele şeker değil mesele o heyecan.
devamını gör...

2 liralık kahveye 20 lira verecek kadar aklımı yitirmedim. cimrilik değil. kat kat kalitelisini sahilde denize karşı içebiliyorum. ek olarak pelinsuların ağızlarını yayarak konuşmalarından da uzak kalabiliyorum.
devamını gör...

antik yunanın antika uygulamalarından birisidir diyebiliriz zira uygulamayı bulan hergele atinalı. adam hiç üşenmemiş bu cezanın uygulanması için suçlulara özel pirinçten bir boğa yapmış. mevzu şöyle işliyor; suçluyu bunun içerisine bir güzel yerleştiriyorsun, altını kısık ateşte yakıyorsun, ateş harlandıkça içerideki suçlu kıvama geliyor ve yandım anam diye böğürmeye başlıyor. bu böğüme dışarıya kızgın bir boğanın inlemesi gibi aksediyor. idamı izleyenler de boğanın kızgın sesini duydukça aşka geliyor ve zevkten çığlık çığlığa bağırıyorlar.

bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;

''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''

ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...

neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.

boğa da şöyle bir şey;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hadi voltranı oluşturalım deyimini kullanan neslin mazisi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yapmalı yapmamalı tartışılmasına gerek bile yok. kitap kendininse isterse vazoyu ayraç olarak kullanır. kitap başkasınınsa ve sormadan yaptıysa vazoyu kafasında kırabilirsiniz.
devamını gör...

2012 yapımı kerim barutçu filmidir.

en çok bana kitap al ve sütü seven kamyoncu videolarıyla tanınan ve bir dönem youtube alemini sarsım sarsım sarsan batesmotel pro ekibinin muhtemelen gaza gelerek yaptıkları bu film imdb’de 5.6 gibi bir puan alarak beni şaşkınlıklara düşürmüştür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ekip senaryoyu da kendileri yazarak filmin kötü olmasındaki aslan payını sonuna kadar hak etmiştir.

youtube aleminde kısa videolarla komik olmakla bir film yaparak komik olmak arasına ne kadar büyük bir fark olduğunun bilincinde olmayan ekip zannederim dönem içinde sahip oldukları popülariteden faydalanmak istemek gibi bir gaflete düşmüştür ki bence bu sinema sanatına karşı bir hıyanete dönüşmüştür.

daha önce zengo filmi ile ilgili yazdıklarım bu film için de aynen geçerlidir ama en azından bu film zengoya göre daha tahammül edilebilir bir boyuttadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
amerikan dedektiflik filmlerini alaya alan film bir bütünlüğe sahip olmak yerine sanki kısa videolardan bir araya gelmiş bir koleksiyon gibi bir hava vermektedir izleyenlere.

bu filmi ancak ve ancak uzun bir şehirlerarası otobüs seyahati esnasında izlemeye tahammül edebilirsiniz.
devamını gör...

kendisi..kendisiyle ettiği kavgalar..
devamını gör...

bir yazarımızın fazla samimiyete isyanı.

demek sözlükte fıtır fıtır senli benli oldunuz he? vay be tabi ya. *
bize gelince de hep siz, hanımefendi bilmem ne? vallahi çok kırıldım.

açıkçası ben siz biz dilini kullanırım genelde. alışkanlık sanırım.* ama biri sen derse sıkıntı etmem hatta ben de oradan yürürüm. *

sevgili yazarıma sanırım fazla laubali davranıldı. kişiye göre tutumu belirlemek gerek. herkesin hoşuna gitmeyebilir ve evet hiç tanımadığım bir insana ona saygımdan sen diyemem. biz böyle gördük ağalar dağılın. *
ortam yok benim herkesin gönlünü yapasım var idare edi verin canlar.*
devamını gör...

umut kaya - mor yazma.

devamını gör...

kendisiyle duygusal bağ kurmamı sağlar. mesela bugün bahçeme kaçak giren köpeğe mama ve su verirken, o minnet dolu bakışlarını hiç çekmedi gözümden. yemek yiyişini, su içişini, ardından ağacın altında gölgede yatmasını seyretmek aşırı haz verdi. o mutlu, ben mutlu.
devamını gör...

her türlü bilgi için aşağıdaki başlığa gidebilirsin.
(bkz: çaylaklık sistemi)
devamını gör...

az yazmayı havalı zanneden iticilik gibi safsatadır.
ben ayı gibi yazan biri olarak her kakaya fikri olan bir insanım.
çok konuşurum boş konuşurum sözlükte de aynıyım.
yazmak lazım o yüzden.
devamını gör...

rıfat ılgaz'ın eserlerini kaleme alırken kullandığı takma ismidir. ''yedek lastik'' anlamına gelmektedir.
devamını gör...

ege ve akdeniz bölgesi için çoğunlukla doğru olan önermedir.

üzgünüm ki karadeniz'imizin insanı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
devamını gör...

yeşilçam havaları, sokak jargonu, 2000'ler, mahalle aşkları, mahalle abileri, eski dostluklar, unutulmaz maç günleri, radyo ve plaklar, eski türkçe, geçmişteki sefil günler, bilardo, gri, karabük sokakları, kaset, sigara, çanak uydu, atakan, pazar günleri, rakı masaları, trt, soba, halısaha, kareli gömlek, çay, paydos, kahvehane, beyaz atlet, iş hanları, üç kitap, mertel kasetçilik, akmar, kovboy filmleri, memleket, bekar evinde kör sinekler, tutmayan kuponlar, mevsim olmayan mekanlar, farazi ve kayra.

öyle maziyiz ki kimse görmez.
devamını gör...

en güzel eylem. gülün ayol. bir rahatlasın yüz kasları. hormonlar salgılansın. ve nefes alıp vermenin hazzı yayılsın bünyeye.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim