kızların espri yapmayı becerememesi
kızların aksine erkeklerin komik bulduğu ve daha çok güldüğü küfür ve hakaret içerikli, fazlasıyla bel altı ve daha ziyade bir insanın fiziksel özellikleri dikkate alınarak onu tabiri caizse gömmeye yönelik esprileri koyarsak bir kenara, geriye pek bir şey kalmıyor.
geriye kalan bu rafine esprileri de biz kızlar yapıyoruz kendi aramızda, erkekler anlamıyorsa demek...
geriye kalan bu rafine esprileri de biz kızlar yapıyoruz kendi aramızda, erkekler anlamıyorsa demek...
devamını gör...
17 şubat 2021 doğan cüceloğlu'nun ölüm sebebinin belli olması
83 yaşındaki ünlü psikolog ve yazar doğan cüceloğlu beşiktaş akatlar'daki evinde ölü bulundu. alışverişten dönen cüceloğlu'nun eşi, evde cüceloğlu'nun cansız bedeni ile karşılaştı.
olay yerine gelen beşiktaş ilçe emniyet müdürlüğü ekipleri, evin içerisinde incelemelerde bulundu.
cüceloğlu'nun ölümüne dair istanbul emniyet müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, ''kafa kısmında düşmeye bağlı kanamanın olduğu anlaşılmış olup, konu ile ilgili çalışmalar devam etmektedir''ifadelerine yer verildi.

buradan
devamını gör...
hızlı para kazanmak
"bedava peynir,yalnızca fare kapanında olur" diyerek dahil olduğum başlık.
emek vermeden, ter dökmeden kazanılan paranın, bir kalıcılığı olmaz.
hızlı ya da kolay para kazanmak gibi düşünceler peşinde koşmak yerine, yeni fikirler üretmeye, daha iyi bir çalışma azmine sahip olmaya çalışmak, uzun vadede faydalı olacaktır.*
emek vermeden, ter dökmeden kazanılan paranın, bir kalıcılığı olmaz.
hızlı ya da kolay para kazanmak gibi düşünceler peşinde koşmak yerine, yeni fikirler üretmeye, daha iyi bir çalışma azmine sahip olmaya çalışmak, uzun vadede faydalı olacaktır.*
devamını gör...
veda
bir orhan seyfi orhon şiiridir.
hani, o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın?
alnına koyarken vedâ busemi,
yüzüme bu türlü bakmayacaktın?
hani, ey gözlerim bu son vedâda,
yolunu kaybeden yolcunun dağda,
birini çağırmak için imdada
yaktığı ateşi yakmayacaktın?
gelse de en acı sözler dilime,
uçacak sanırım birkaç kelime...
bir alev halinde düştün elime,
hani, ey gözyaşım akmayacaktın?
açıkçası ilk defa dün tanıştım bu şiirle, edebiyat kitabım sağ olsun. gerçekten çok hoşuma gitti ama.
hani, o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın?
alnına koyarken vedâ busemi,
yüzüme bu türlü bakmayacaktın?
hani, ey gözlerim bu son vedâda,
yolunu kaybeden yolcunun dağda,
birini çağırmak için imdada
yaktığı ateşi yakmayacaktın?
gelse de en acı sözler dilime,
uçacak sanırım birkaç kelime...
bir alev halinde düştün elime,
hani, ey gözyaşım akmayacaktın?
açıkçası ilk defa dün tanıştım bu şiirle, edebiyat kitabım sağ olsun. gerçekten çok hoşuma gitti ama.
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
gençliğe hitabedir.
--- alıntı ---
ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
mustafa kemal atatürk
20 ekim 1927
--- alıntı ---
--- alıntı ---
ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
mustafa kemal atatürk
20 ekim 1927
--- alıntı ---
devamını gör...
en güçlü duygu
kesinlikle ihtiras.. neye.. kime duydugunuzun bir onemi yok.. o hissi yasamak..sinirsiz adrenalin..
devamını gör...
kitap önerileri
o kadar çok kitap var ki şöyle bir sınıflama yapabilirim :
gerilim, polisiye, macera, kurgu severlere
john verdon
jean christophe grange
dan brown
aile, arkadaşlık, aşk ilişkileri, macera severlere
kristin hannah
sarah jio
dini kitap severlere
mustafa necati bursalı
uğur koşar
distopik severlere
adam fawer
george orwell
türk edebiyatı
sabhattin ali
zülfü livaneli
halide edip adıvar
halit ziya uşaklıgil
mehmet rauf (eylül)
ayşe kulin (köprü, nefes nefese)
dünya edebiyatı
khaled hooseni (uçurtma avcısı, ve dağlar yankılandı)
hemingway (silahlara veda)
gabriel garcia marquez (tüm kitapları)
jane austen(tüm kitapları)
david nicholls (bir gün)
dostoyevski (tüm kitapları)
victor hugo (sefiller, bir idam mahkumunun son günü)
grigory petrov (beyaz zambaklar ülkesinde)
stefan zweig (tüm kitapları)
kişisel gelişim, bilim, sosyoloji vs
sofie'nin günlüğü
david harvey (sosyal adalet ve şehir)
cemal yıldırım (bilim tarihi)
clive ponting (yeni bir bakış açısıyla dünya tarihi)
biraz uzun bir liste oldu ama hepsi de gerçekten tavsiye edebileceğim kitaplar
gerilim, polisiye, macera, kurgu severlere
john verdon
jean christophe grange
dan brown
aile, arkadaşlık, aşk ilişkileri, macera severlere
kristin hannah
sarah jio
dini kitap severlere
mustafa necati bursalı
uğur koşar
distopik severlere
adam fawer
george orwell
türk edebiyatı
sabhattin ali
zülfü livaneli
halide edip adıvar
halit ziya uşaklıgil
mehmet rauf (eylül)
ayşe kulin (köprü, nefes nefese)
dünya edebiyatı
khaled hooseni (uçurtma avcısı, ve dağlar yankılandı)
hemingway (silahlara veda)
gabriel garcia marquez (tüm kitapları)
jane austen(tüm kitapları)
david nicholls (bir gün)
dostoyevski (tüm kitapları)
victor hugo (sefiller, bir idam mahkumunun son günü)
grigory petrov (beyaz zambaklar ülkesinde)
stefan zweig (tüm kitapları)
kişisel gelişim, bilim, sosyoloji vs
sofie'nin günlüğü
david harvey (sosyal adalet ve şehir)
cemal yıldırım (bilim tarihi)
clive ponting (yeni bir bakış açısıyla dünya tarihi)
biraz uzun bir liste oldu ama hepsi de gerçekten tavsiye edebileceğim kitaplar
devamını gör...
azra gülendam haytaoğlu
antalya'da 5 gündür kayıp olan 26 yaşındaki üniversite öğrencisi azra gülendam haytaoğlu maalesef ölü olarak bulunmuş. bir yaratık bozuntusu azra'ya tecavüz edip boğarak öldürmüş, vücudunu 5 parçaya ayırıp valizle ormana gömmüş.
yazıp yazıp siliyorum, hiçbir söz kafi değil. çok üzgünüm
kaynak: buradan
yazıp yazıp siliyorum, hiçbir söz kafi değil. çok üzgünüm
kaynak: buradan
devamını gör...
alport sendromu
as, kalıtsal bir nefrit olup, gelişen durumlarda sensorinöral sağırlığın, bazen farklı oküler değişiklikler ile gözlenen bir sendromdur. ilk kez 1900’lerin başında rapor edilmiştir. guthrie, 1902’de, anneye bağlı genetik geçiş gösterdiğini ileleri sürdüğü idiyopatik nefropati taşıyan aileleri saptadı. arthur cecil alport tarafından 1927 yılında “herediter familyal” ya da “konjenital nefrit” olarak tanımlanan bu hastalık, günümüzde daha çok “alport sendromu” şeklinde adlandırılmaktadır. 1954’de bu hastalarda görme sorunları ve retinal bozuklukların geliştiği sohar tarafından belirtildi. ilerleyen araştırmalarda; as’lu olduğu anlaşılan hastalarda, kulak ve işitme sorunlarının ortaya çıktığı saptandı. fenotipik ve genotipik olarak heterojen olan hastalık, erkeklerde kadınlara göre daha sıklıktatır. genellikle, çocuk ve genç erişkinlerde tekrarlayan mikroskopik ya da makroskopik hematüri atakları şeklinde kendini gösterir.
alport sendromu genetik olup x'ten y'ye y'den x'e şeklinde, yani anne oğul, baba kız şeklinde geçiş gösterir.
alport sendromu genetik olup x'ten y'ye y'den x'e şeklinde, yani anne oğul, baba kız şeklinde geçiş gösterir.
devamını gör...
ayağı kokuyormuş gibi gelen ünlüler
(bkz: bu nasıl başlık lan)*
devamını gör...
bir erkeğin sizinle ilgilendiğini anlamanın yolu
direkt sorun. hayat kısa sözlük, uğraşmayın antin kuntin şeylerle.
devamını gör...
akıl hastanesinden bir delinin allah'a mektubu
alıntıdır...
elazığ tımarhanesi'nde (akıl ve ruh sağlığı hastanesi) tedavi gören, akıllı olduğunu beyan ettiği halde bir sonuç göremeyen ve 1965 yılında vefat eden o zamanın baş hekimi tarafından bir “deli”nin allah'a yazdığı son dilekçesi olarak tabir edilen mektup.
ben dünya kürresi, türkiye karyesi ve urfa köyünden, el-aziz tımarhanesi (akıl ve ruh sağlığı hastanesi) sakinlerinden; ismi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri azrail’i beklerken, başhekimlik üzerinden hâkimler hakiminin dergahı uluhiyetine son arzuhalimdir:
ben ğam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında padişah yapılmışım
… meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. kalbim ayizman’ın (hitlerin işkenceci nazi komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.
ruhum aşık-ı hüda mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir) bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir. aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.
ol resuli zişan ve sultanı dücihan: “cenabı allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir. peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin… allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; o in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; o ikram etti sen inkar edersin; o ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!..
bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir. şimdi adresimi arz ediyorum: kur’an’ı geldiği yere, yine kur’an’ı getiren geri taşısın. madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?! taki hz. muhammed mehdi (a.s) gelince yeniden okunup yaşansın.!
ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin rabbi!.. ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!… ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!.. ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!. ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi… ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!… herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane sen kaldın!. yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken sana ulaştım, sevdana daldım! böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.
yüceler yücesi rabbim, efendim!
haktan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, burak bineği, cebrail seyisi, sidretül münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… kainatın fahri ebedisi, ahir zaman nebisi ve mehdisi, levhi mahfuzun (kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, efendiler efendisi hz. muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in mahbubiyetini mi istedim?.. hanif dinin üstadı ve nice nebilerin atası hz. ibrahim’in haliliyetini, hz. süleyman’ın saltanat ve servetini hz. musa’nın celadet ve cesaretini, hz. isa’nın ruhaniyetinimi istedim?.. hz. ebu bekir sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, hz. ömerül faruk’un dirayet ve teslimiyetini, hz. osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, hz. aliyyül murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim? senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? senden vücüdüma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim! çünkü şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!
sultanım efendim:
ben senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir. rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım sen niyaz kabul edersin. aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım… ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım… ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım… ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım… ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!..
derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.
ey rabbim, efendim!
malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!.. lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan padişahlar padişahını buldum… beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!.. şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun! umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın şirk olduğunu buyurdun!
o mu deli biz mi tartışılır..
elazığ tımarhanesi'nde (akıl ve ruh sağlığı hastanesi) tedavi gören, akıllı olduğunu beyan ettiği halde bir sonuç göremeyen ve 1965 yılında vefat eden o zamanın baş hekimi tarafından bir “deli”nin allah'a yazdığı son dilekçesi olarak tabir edilen mektup.
ben dünya kürresi, türkiye karyesi ve urfa köyünden, el-aziz tımarhanesi (akıl ve ruh sağlığı hastanesi) sakinlerinden; ismi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri azrail’i beklerken, başhekimlik üzerinden hâkimler hakiminin dergahı uluhiyetine son arzuhalimdir:
ben ğam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında padişah yapılmışım
… meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. kalbim ayizman’ın (hitlerin işkenceci nazi komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.
ruhum aşık-ı hüda mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir) bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir. aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.
ol resuli zişan ve sultanı dücihan: “cenabı allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir. peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin… allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; o in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; o ikram etti sen inkar edersin; o ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!..
bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir. şimdi adresimi arz ediyorum: kur’an’ı geldiği yere, yine kur’an’ı getiren geri taşısın. madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?! taki hz. muhammed mehdi (a.s) gelince yeniden okunup yaşansın.!
ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin rabbi!.. ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!… ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!.. ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!. ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi… ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!… herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane sen kaldın!. yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken sana ulaştım, sevdana daldım! böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.
yüceler yücesi rabbim, efendim!
haktan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, burak bineği, cebrail seyisi, sidretül münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… kainatın fahri ebedisi, ahir zaman nebisi ve mehdisi, levhi mahfuzun (kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, efendiler efendisi hz. muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in mahbubiyetini mi istedim?.. hanif dinin üstadı ve nice nebilerin atası hz. ibrahim’in haliliyetini, hz. süleyman’ın saltanat ve servetini hz. musa’nın celadet ve cesaretini, hz. isa’nın ruhaniyetinimi istedim?.. hz. ebu bekir sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, hz. ömerül faruk’un dirayet ve teslimiyetini, hz. osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, hz. aliyyül murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim? senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? senden vücüdüma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim! çünkü şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!
sultanım efendim:
ben senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir. rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım sen niyaz kabul edersin. aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım… ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım… ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım… ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım… ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!..
derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.
ey rabbim, efendim!
malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!.. lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan padişahlar padişahını buldum… beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!.. şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun! umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın şirk olduğunu buyurdun!
o mu deli biz mi tartışılır..
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
"yirmi yıldır belli bir mutluluk deneyimim olmadı. beni yiyip yutan bu yaşamı bütünüyle tanıyamadım; ölümde beni korkutan, yaşamımın bensiz tüketilmiş olduğu yolunda bana getireceği kesinliktir." -mutlu ölüm, albert camus
devamını gör...
claranın dağdan aşağı yuvarlanan tekerlekli sandalyesi
son zamanlarda favori yazarım. ufak bir ekleme daha yapayım; kişisel ileti süper. böyle devam.
bu arada bol bol tarhana için. güzeldir. boşuna icat etmemişler.
bu arada bol bol tarhana için. güzeldir. boşuna icat etmemişler.
devamını gör...
bbc’nin paylaştığı türkiye’de dışarı çıkabilenler fotoğrafı
bardağın taştığının göstergesidir. ama ülkem suskunluğa mahkum olmaya devam etmektedir.
devamını gör...
sempozyum
belli bir konunun çeşitli konuşmacılarla farklı yönlerde ve kendi uzmanlık alanlarında ele alındığı, geniş katılım sağlanan bilimsel toplantıya denir.
sempozyum tüm gün sürebileceği gibi birkaç gün de sürebilir. bu yüzden çeşitli oturumlar hâlinde düzenlenir.
sempozyum tüm gün sürebileceği gibi birkaç gün de sürebilir. bu yüzden çeşitli oturumlar hâlinde düzenlenir.
devamını gör...
özgür demirtaş'ın günde 3 uyuması
saat olması elzem açıklama. ama gün de olabilir şu cevapta sonra...
dipçe: başta başlık yanlış zannedip düzeltmek üzere geldim ama bastım kahkahayı.
dipçe: başta başlık yanlış zannedip düzeltmek üzere geldim ama bastım kahkahayı.
devamını gör...
herbert george wells
bilim kurgu türünde şahane eserler vermiş olan ingiliz yazar. kendisi, üstteki yazarın da bahsettiği gibi, bilim kurgu edebiyatının shakespear'i olarak bilinir. ilham kaynağı jules verne olduğu gibi; yazdıklarıyla orwell, huxley, le guin gibi birçok yazarı etkilemeyi başarmıştır. eserlerinde sosyal yorumlar bulunur. özellikle sınıf ayrılıklarına dikkat çeker.
114 'ten fazla eseri vardır.
okunulası ve okutulası yazarlardandır.
114 'ten fazla eseri vardır.
okunulası ve okutulası yazarlardandır.
devamını gör...

