27 kasım 2020 berat albayrak'ın türkiye varlık fonu'ndaki görevinin sona ermesi
iletişim başkanlığı'ndan yapılan son dakika açıklaması.
--- alıntı ---
iletişim başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, görevlerinden aflarını talep eden sayın dr. berat albayrak ve sayın arda ermut'un türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyelikleri sona ermiş, türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyeliğine sayın ahmet burak dağlıoğlu sayın cumhurbaşkanımız tarafından atanmıştır.
--- alıntı ---
buradan
--- alıntı ---
iletişim başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, görevlerinden aflarını talep eden sayın dr. berat albayrak ve sayın arda ermut'un türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyelikleri sona ermiş, türkiye varlık fonu yönetim kurulu üyeliğine sayın ahmet burak dağlıoğlu sayın cumhurbaşkanımız tarafından atanmıştır.
--- alıntı ---
buradan
devamını gör...
sıfır atık
ülkemizde uygulanması oldukça geç kalınmış bir yönetim sistemidir.
deniz kuşları ve kaplumbağalarının %44’ünün midesinde plastik atık parçaları var.
2050 yılında bu hızla kirletmeye devam edersek atıkların kütlesi denizlerdeki tüm balıkların kütlesine eşit olacak.
- dakikada 2 milyon çöp poşeti çöpe atılıyor.
- dakikada bin adet pet şişe çöpe atılıyor.
- dakikada 10 bin adet plastik pipet çöpe atılıyor.
çevre neden kirleniyor? hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve endüstrileşme, ormanların yok olması, su kaynaklarının kirletilmesi ve atıkların doğru yönetilememesi…
üzerinde yaşadığımız toprak parçasının yaklaşık %45’i mineral, %25’i hava, %25’i su ve %5’i de organik maddelerden oluşuyor.
kalın bir toprağın meydana gelebilmesi için binlerce yıl süren bir zamanın geçmesi gerekir. örneğin kula civarında 300 bin yıl önce oluşmuş eski volkan konileri üzerinde yer yer 50 cm kalınlığında toprak oluşmuş iken yaklaşık 12 bin yıl önce oluşan volkan konileri ve bazaltlar üzerinde çok daha ince bir toprak örtüsü bulunmaktadır.
şimdi çevre ve şehircilik bakanlığı’nın 12 temmuz 2019’da yayınladığı sıfır atık yönetmeliği'ndeki tanıma bakalım.
çevre ve şehircilik bakanlığından:
sıfır atık yönetmeliği
birinci bölüm
amaç, kapsam, dayanak ve tanımlar
amaç
madde 1 – (1) bu yönetmeliğin amacı, hammadde ve doğal kaynakların etkin yönetimi ile sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda atık yönetimi süreçlerinde çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasını hedefleyen sıfır atık yönetim sisteminin kurulmasına, yaygınlaştırılmasına, geliştirilmesine, izlenmesine, finansmanına, kayıt altına alınarak belgelendirilmesine ilişkin genel ilke ve esasların belirlenmesidir.
tamamını okumak isteyenler için link: www.resmigazete.gov.tr/eski...
“sıfır atık”, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, oluşan atığın miktarının azaltılmasını, etkin toplama sisteminin kurulmasını, atıkların geri dönüştürülmesini kapsayan atık önleme yaklaşımı olarak tanımlanan bir hedeftir.
atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır.
son yıllarda tüm dünyada bireysel, kurumsal ya da belediye genelinde sıfır atık uygulama çalışmaları yaygınlaşmaktadır.
sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıklarımızı kontrol altına almak, gelecek nesillere temiz, gelişmiş bir ülke ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için sıfır atık prensibi hedef alınmalı ve entegre bir yaklaşımla atıkların yönetimi sağlanmalıdır.
1 ton atık kağıdın geri kazanımı ile;
• 17 ağacın kesilmesi önlenir,
• 12400 m³ kadar sera gazı önlenir,
2,4 m³ atık depolama alanından tasarruf sağlanır.
geri dönüştürülen her 1 ton cam için yaklaşık 100 litre petrolden tasarruf edilebilir.
lütfen ‘’bir çöpten ne çıkar’’ demeyelim, öncelikle atıklarımızı doğru ayrıştırıp sonrasında atık miktarımızı azaltmak için alışkanlıklarımızı değiştirmeye çalışalım.
deniz kuşları ve kaplumbağalarının %44’ünün midesinde plastik atık parçaları var.
2050 yılında bu hızla kirletmeye devam edersek atıkların kütlesi denizlerdeki tüm balıkların kütlesine eşit olacak.
- dakikada 2 milyon çöp poşeti çöpe atılıyor.
- dakikada bin adet pet şişe çöpe atılıyor.
- dakikada 10 bin adet plastik pipet çöpe atılıyor.
çevre neden kirleniyor? hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve endüstrileşme, ormanların yok olması, su kaynaklarının kirletilmesi ve atıkların doğru yönetilememesi…
üzerinde yaşadığımız toprak parçasının yaklaşık %45’i mineral, %25’i hava, %25’i su ve %5’i de organik maddelerden oluşuyor.
kalın bir toprağın meydana gelebilmesi için binlerce yıl süren bir zamanın geçmesi gerekir. örneğin kula civarında 300 bin yıl önce oluşmuş eski volkan konileri üzerinde yer yer 50 cm kalınlığında toprak oluşmuş iken yaklaşık 12 bin yıl önce oluşan volkan konileri ve bazaltlar üzerinde çok daha ince bir toprak örtüsü bulunmaktadır.
şimdi çevre ve şehircilik bakanlığı’nın 12 temmuz 2019’da yayınladığı sıfır atık yönetmeliği'ndeki tanıma bakalım.
çevre ve şehircilik bakanlığından:
sıfır atık yönetmeliği
birinci bölüm
amaç, kapsam, dayanak ve tanımlar
amaç
madde 1 – (1) bu yönetmeliğin amacı, hammadde ve doğal kaynakların etkin yönetimi ile sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda atık yönetimi süreçlerinde çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasını hedefleyen sıfır atık yönetim sisteminin kurulmasına, yaygınlaştırılmasına, geliştirilmesine, izlenmesine, finansmanına, kayıt altına alınarak belgelendirilmesine ilişkin genel ilke ve esasların belirlenmesidir.
tamamını okumak isteyenler için link: www.resmigazete.gov.tr/eski...
“sıfır atık”, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, oluşan atığın miktarının azaltılmasını, etkin toplama sisteminin kurulmasını, atıkların geri dönüştürülmesini kapsayan atık önleme yaklaşımı olarak tanımlanan bir hedeftir.
atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır.
son yıllarda tüm dünyada bireysel, kurumsal ya da belediye genelinde sıfır atık uygulama çalışmaları yaygınlaşmaktadır.
sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıklarımızı kontrol altına almak, gelecek nesillere temiz, gelişmiş bir ülke ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için sıfır atık prensibi hedef alınmalı ve entegre bir yaklaşımla atıkların yönetimi sağlanmalıdır.
1 ton atık kağıdın geri kazanımı ile;
• 17 ağacın kesilmesi önlenir,
• 12400 m³ kadar sera gazı önlenir,
2,4 m³ atık depolama alanından tasarruf sağlanır.
geri dönüştürülen her 1 ton cam için yaklaşık 100 litre petrolden tasarruf edilebilir.
lütfen ‘’bir çöpten ne çıkar’’ demeyelim, öncelikle atıklarımızı doğru ayrıştırıp sonrasında atık miktarımızı azaltmak için alışkanlıklarımızı değiştirmeye çalışalım.
devamını gör...
acının tatlı tebessümü
bazen de hayal kırıklıklarını barındırır içinde bu tebessüm. 'olsun.' dersin, bu da bir tecrübeydi. 'iyi ki!' dersin, ders alırsın yaşanılanlardan.
az biraz da asabiysen sinirlerine hakim olmak için takınırsın bu ifadeyi, çünkü bilirsin ki hiçbir acı sonsuza kadar sürmez.
az biraz da asabiysen sinirlerine hakim olmak için takınırsın bu ifadeyi, çünkü bilirsin ki hiçbir acı sonsuza kadar sürmez.
devamını gör...
sarhoş olup eski sevgiliyi aramak
insanımızı kötülemeyi sevmem. ama artık canıma tak etti. bizim insanımız kadar yaşadığı yüce duyguları ilke, prensip değerlerden uzak gevşekçe yaşayan başka bir halk olduğunu sanmıyorum. her aşk biterken bir miktar kirlenir. ama biz zaten ilişkilere pislik içinde başladığımız için ilişki de biterken bütün kokumuzu çevreye yaymadan rahat edemiyoruz. normal arkadaşlıklardan, aile ilişkilerimize kadar içinde bulunduğumuz sosyal yaşamda soyut kavramların bile bir ruhu olduğu, hatta onuru olduğu konusunda kimsenin hiç bir fikri yok. o kavramları kirlettikçe biz de temiz kalamıyoruz. belki bunun öfkesiyle karşımızdaki insanı da delirtene kadar kirletmeye çalışıyoruz.
aşkta taraflar birbirlerinin yüceliğini korumakla hükümlüdürler. bittiği zaman da bu böyle olmalıdır. bu bir büyümüşlük halidir işte. ama yazık ki peynir ekmek ve antidepresan kadar çok satılan kişisel gelişim kitapları içinizdeki çocuğu öyle bir besliyor ki, lumpen bir aptaldan farkınız kalmıyor. aşk da ayrılık da bir idrak, onur ve koruma halidir. ancak bu parçalardan sonra gerçek mutluluk yaşanır.
aşkta taraflar birbirlerinin yüceliğini korumakla hükümlüdürler. bittiği zaman da bu böyle olmalıdır. bu bir büyümüşlük halidir işte. ama yazık ki peynir ekmek ve antidepresan kadar çok satılan kişisel gelişim kitapları içinizdeki çocuğu öyle bir besliyor ki, lumpen bir aptaldan farkınız kalmıyor. aşk da ayrılık da bir idrak, onur ve koruma halidir. ancak bu parçalardan sonra gerçek mutluluk yaşanır.
devamını gör...
ian mckellen
1939 doğumlu ingiliz oyuncu .kendisi kariyeri boyunca birçok ödül almıştır. ingilterede tiyatro alanında verilen laurence oliver ödülüne tam altı kez layık görülmüştür.bunun yanı sıra altın küre ve tony ödülü (brodway tiyarosu ödülü) gibi nice ödülü kazanmıştır . kendisi 1990 yılında sır unvanını kazanmıştır . 2008 yılında ise yine onursal liyakat nişanı ile ödüllendirilmiştir. kendisini lord of the rings,the hobbit ve x-men serisi ile hatırlamaktayız.


devamını gör...
saçlarını boyayan kadın
kafa benim,
saç benim.
saç benim.
devamını gör...
you
psikopat, takıntılı aynı zamanda yakalanmayacak kadar da şanslı birinin hayat döngüsünü anlatan dizidir.
devamını gör...
eşinin ailesini arabasıyla ezen adam
bu ülkede kadınların eşlerinden boşanabilmeleri için, boşanmak istemelerinin yeterli olmadığını gösteren haberlerden biridir. boşanmak isteyen kadının kaçırılması üzerine bir de buna karşı çıkmak isteyen ailesini ezen koca terörünün bir örneği. buradan
istanbul bayrampaşa’da boşanma aşamasında olduğu karısını kaçıran cengiz k., karısının engel olmaya çalışan ailesini arabayla ezdi.
olay, geçtiğimiz salı günü kartaltepe mahallesi’nde meydana geldi. iddiaya göre, boşanma aşamasındaki eşi derya k.’nın ailesinin yaşadığı eve gelen cengiz k., ayrılmak istemediğini dile getirdi. yaşanan tartışmanın ardından gözü dönmüş koca, karısını zorla arabaya bindirdi.
çaresiz kadının ailesi arabayı durdurmak için önüne geçti. aracıyla geri gelerek kaçmaya çalışan cengiz k., karısının kız kardeşini, annesini ve mahalle sakinlerinden cumhur mert’i ezdi. arabanın altında kalan 2’si kadın 3 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
istanbul bayrampaşa’da boşanma aşamasında olduğu karısını kaçıran cengiz k., karısının engel olmaya çalışan ailesini arabayla ezdi.
olay, geçtiğimiz salı günü kartaltepe mahallesi’nde meydana geldi. iddiaya göre, boşanma aşamasındaki eşi derya k.’nın ailesinin yaşadığı eve gelen cengiz k., ayrılmak istemediğini dile getirdi. yaşanan tartışmanın ardından gözü dönmüş koca, karısını zorla arabaya bindirdi.
çaresiz kadının ailesi arabayı durdurmak için önüne geçti. aracıyla geri gelerek kaçmaya çalışan cengiz k., karısının kız kardeşini, annesini ve mahalle sakinlerinden cumhur mert’i ezdi. arabanın altında kalan 2’si kadın 3 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
devamını gör...
çaylaklara oy verirken gelen his
devamını gör...
sözlükte herkesin birbiri ile senli benli konuşması
devamını gör...
varoşluk ve fakirlik arasındaki fark
fakirliğin nedeni ekonomik, varoşluğun nedeni sosyolojiktir.
devamını gör...
sarımsaklı ekmek
sarımsak ve zeytinyağı ile soslanmış ekmeklerin kızartılıp servis edilen halidir. kekik ve nane ilede farklı tatlar elde etmek mümkündür. genelde fast-food tarzı yerlerde bulunur, atıştırmalık olarak sipariş edilebilir.
kaynak
kaynak
devamını gör...
kuantum fiziği
kuantum mekaniği ya da diğer bir deyişle kuantum fiziği. bugün bile hâlâ gizemini koruyan ve kesin bir sonuca varılması şimdilik olası görülmeyen bir durum. ama ne var ki geleneksel fiziğin* ötesine geçebilen; çok küçük parçacıklar ve yüksek hızdaki cisimlerin hareketlerini açıklamak amacı olan kuantumda fiziği de başka bir fiziğe evrilebilir. kuantum kelime anlamı olarak parçacık/ paket anlamı dışında tdk' ya görebir dalganın olası değerlerinin alt değer kümelerinden biri. buradan bununla beraber bir çok yerde bu kelimeye rastlamış olma ihtimaliniz çok yüksek. kuantum daha çok bilişim sistemlerinde, bazı programlarda sıkça kullanılır. burda garip olan kafa karışıklığına neden olan olay ise çift yarık deneyidir. her gözlem sonrası iki farklı sonucun görülmesidir. yani alışılmış olan beyin kalıplarına göre bir şeyin sonucu özelikle bilimde kesinlik vardır kafasında olanlar için bir şey ya siyahtır ya da beyaz. ama kuantum da ise gözlem sonucu fotonlar bir dalga halinde hareket eder bir de normal katı madde gibi sonuç gösterir. bunu albert einstein ise şöyle açıklamıştır; yani siz benim aya bakmayınca ayın orda olmadığını mı düşündüğümü söylüyorsunuz? şeklinde anlamlandırmıştır. bunu duvarda yapılan ışıklı ve su ile yapılan deneylerde maddenin nötr bir ortamda ve bir gözlemci cihazla yapılması halinde neden farklı sonuç gösterdiğini izlemek bir nebze maddeyi anlamlandırma ve enerji olduklarını görmeniz için yardımcı olacaktır.buradan mesela ışığı bir yarıktan geçirip karşı duvara yansıttıklarında tek çizgi oluşturur. suyu geçirince akışkan yapısından dolayı dalga oluşturur. iki yarık açılıp suyu geçirince de doğal olarak dalgalar birbirine karışıp desen şeklinde iç içe geçer. ama ışık için iki yarık açınca iki çizgi olarak duvarda görülmesi gerekirken sonuç beklenen olmuyor. cihaz ölçüm için açıkken normal iki çizgi oluşturuyor. ama ölçüm cihazı kapatılınca ışık duvarda su gibi hareket eden dalga özelliği oluşturur. sanki fotonlar izlendiğini biliyormuş gibi şekil şukul değiştiriyorlar. bunun nedeni henüz açıklanamamaktadır. zaten açıklayabilene de nobel fizik ödülü verilecektir. bunun dışında başka bilim insanları da bir çok araştırma ve deney yapmışlardır. ama hiç birinin ömrü kesin sonuca ulaşmak için el vermemiştir. ama bugün bu kadarını bile yol aldığımız yaratılışı ispatlama konusunda e= mc2( enerji eşittir maddenin kütlesi çarpı ışık hızının karesi) gibi ünlü bir formülü albert einstein' e borçluyuz. çünkü var olan her şeyin bir enerji olduğunu yani elektronların değişken hareket halinde iki durum olduklarını anlamamıza yardımcı olmuştur. onun da dediği gibi bir maddenin elektronunun gözlenince normal davranması ama gözlem cihazı kapatılıp normal olarak izlenince dalga şeklinde hareket ediyor olması gerçekten korkunç bir durumdur.* * örnek bir deney olarak schrödinger’in adıyla anılan kurgu deneyde olduğu gibi, bir kedinin canlı ve ölü hallerinin üst üste bindiği durumlar ortaya çıkabilirdi. ayrıntılı bilgi için buradan bakılabilir. konu biraz beyin yakıcı olsada üzerine gidilip hemhal olunca anlaşılırlığı artacaktır diye düşünüyorum. hayatı anlamlanlandırmamız ve hiç bir şeyin başıboş olmadığını bu sayede öğrenmiş bulunmaktayız. keyifli araştırmalar ve okumalar dilerim.*
devamını gör...
stick control
temelleri 1930'lu senelerde, george lawrence stone tarafından atılan, ve kendisinin yazdığı, stick control for the snare drummer isimli eğitim kitabıyla iyice yerleşen, "doğru davul çalma ve baget kullanma tekniği"
orjinal pdf için;
bateriaipercussiovalls.file...
bilek kontrolünü geliştirmek ve sahip olunan alışkanlığı kaybetmemek için davulcunun her gün antreman pedi üzerinde minimum 1-2 saat çalışması gereken alıştırmalardır.
ellerin eşzamanlı tuşe kombinasyonlarına dayanır. alıştırma tabında r-l harflerini sıklıkla görürsünüz. bunlar sağ el - sol el hadisesinin kısaltmalarıdır.
bazı insafsız stick control alıştırmalarına ayakların da katıldığını görmüşlüğüm vardır.
rr-ll-rrrr-llll-rl-rl-lr-lr diye sonsuza uzayan bir doğru gibi ilerler.
sıkıcı olduğu doğrudur. can yaktığı da doğrudur. ancak bileklerinizdeki ağrılar siz çalıştıkça azalacaktır. zaten fiziksel acı çekmek ve bunun bir süre sonra azalması, enstruman hakimiyetinizin geliştiğinin göstergesidir. limitlerinizi aşmaktasınızdır. artık daha zor alıştırmalar bileklerinizi ağrıtacaktır.
getirileri düşünülenden çok çok çok daha fazladır. 1-2 aylık düzenli stick control alıştırmasından sonra blle stilinizin netleştiğini hissedebilirsiniz.
ve tabii ki bunlara ek olarak en gerekli yardımcısı;
(bkz: metronom)
orjinal pdf için;
bateriaipercussiovalls.file...
bilek kontrolünü geliştirmek ve sahip olunan alışkanlığı kaybetmemek için davulcunun her gün antreman pedi üzerinde minimum 1-2 saat çalışması gereken alıştırmalardır.
ellerin eşzamanlı tuşe kombinasyonlarına dayanır. alıştırma tabında r-l harflerini sıklıkla görürsünüz. bunlar sağ el - sol el hadisesinin kısaltmalarıdır.
bazı insafsız stick control alıştırmalarına ayakların da katıldığını görmüşlüğüm vardır.
rr-ll-rrrr-llll-rl-rl-lr-lr diye sonsuza uzayan bir doğru gibi ilerler.
sıkıcı olduğu doğrudur. can yaktığı da doğrudur. ancak bileklerinizdeki ağrılar siz çalıştıkça azalacaktır. zaten fiziksel acı çekmek ve bunun bir süre sonra azalması, enstruman hakimiyetinizin geliştiğinin göstergesidir. limitlerinizi aşmaktasınızdır. artık daha zor alıştırmalar bileklerinizi ağrıtacaktır.
getirileri düşünülenden çok çok çok daha fazladır. 1-2 aylık düzenli stick control alıştırmasından sonra blle stilinizin netleştiğini hissedebilirsiniz.
ve tabii ki bunlara ek olarak en gerekli yardımcısı;
(bkz: metronom)
devamını gör...
türk milleti zekidir
1. dünya savaşı sonrasında anadolu toprakları pay edilirken; ingilizler, bu toprakları zeki yunanlara, çalışkan italyanlara vermek lazım der. cumhuriyet kurulur sevr yırtılıp atılır ve gazi mareşal m. k. atatürk gururla bağırır: türk milleti çalışkandır, türk milleti zekidir!
devamını gör...
(tematik)
ölmüş birini özlemek
anneannem mavişimi istisnasiz hergün özlerim.
o benim geç bulup erken kaybettiğim annemdi.( anne sevgisini annemde hic yaşamadım desem yeridir.) anneannem çok sert bir kadındı, yüzü hiç gülmez beton bir duvar kadar güleçti diyeyim siz anlayın. çocukları bile bir metre uzağında dururdu etrafına adeta görünmez bir duvar örmüş gibiydi.
babaannemin hastalığının başlangıcında, sülaledeki hic kimse dedeme tahammul edemeyeceği icin köye gitmek istemedi. 13 yaşındayken bir yıl okulumu dondurup köyde kalmıştım. babamın babası olan dedemin baskısı ve nice zorluk içinde geçen günlerden birinde çok dolmuştu yüreğim, bir soluk alırım belki diye anneannemlere gittim. sırtı kapiya dönük hali tezgahında halı dokuyordu. elindeki bir kiloluk hali tarağıni güm güm indirirken halıya ,kafama vurma ihtimalini göze alıp birden sarıldım arkasından. sımsıkı yumdum gözlerimi, kafama indirecegi tarağı bekledim. nefesim kesildi o an...
- "gel yanıma otur, halı dokumayı belleteyim" dedi.
sesizce yanina oturdum tezgahtaki halıda bana önceleri bir karış, sonra iki karış yer açtı. kalbinin kapılarını açar gibi...
sonrası öyle güzeldi ki, tüm kedere karşı artik benim de sığınacağım bir annem vardı. bildiği ne varsa yillar icerisinde bana öğretti. yaz tatillerim hızlandırılmış bir kurs gibiydi. kah kepçeyi kafama indirdi, kah oklavayı geçirdi. bir kere bile canımı acıtmak icin vurmadığından hic canımı yakmadı. cok sey yaşadık yaz tatillerinde, o suratsız kadin benimle yaşıt gibiydi. neşesi şakası bambaşka biriydi benimleyken...
yıllar içerisinde bize en koyan dönem , benim istanbul'a dönüş haftam olurdu. kendimizi deli gibi işe verirdik. sanki o günü unutmak ister gibi...
o gün gelip çatınca, 5 kızi gelin olurken, 4 oğlu askere giderken ağlamayan anneannem arkamdan hüngür hüngür ağlardı. en son seferde dizlerinin bağı çözülüp ceviz ağacına yaslanıp ağladığı o hali gözümün önünden gitmiyor.
4 yıl evvel onu kaybettim. o gün bugündür köye gidemiyorum. ben köye gelir gelmez saat kac olursa olsun bahçe duvarından mavi mavi bakıp " gıvırcık guzuuuum."diye fısıltıyla seslenip yanina gelince koklaya koklaya bir kere öpünce " hadi ebengil görmesin kızarlar belki, hadi git işlerini gör. sonra deden kızar kötülük eder" diyen kimsem olmayacak.
bu şarkıyı her dinleyişimde o yörük halıları beni anneannemle geçen günlerimize sürükler. koca ömründe evlâdı bile ondaki sıcaklığı çıkarıp, kollarına sarmaya zahmet etmedigi muhteşem kadın.
yırtıldık kağıt gibi ortadan...
o benim geç bulup erken kaybettiğim annemdi.( anne sevgisini annemde hic yaşamadım desem yeridir.) anneannem çok sert bir kadındı, yüzü hiç gülmez beton bir duvar kadar güleçti diyeyim siz anlayın. çocukları bile bir metre uzağında dururdu etrafına adeta görünmez bir duvar örmüş gibiydi.
babaannemin hastalığının başlangıcında, sülaledeki hic kimse dedeme tahammul edemeyeceği icin köye gitmek istemedi. 13 yaşındayken bir yıl okulumu dondurup köyde kalmıştım. babamın babası olan dedemin baskısı ve nice zorluk içinde geçen günlerden birinde çok dolmuştu yüreğim, bir soluk alırım belki diye anneannemlere gittim. sırtı kapiya dönük hali tezgahında halı dokuyordu. elindeki bir kiloluk hali tarağıni güm güm indirirken halıya ,kafama vurma ihtimalini göze alıp birden sarıldım arkasından. sımsıkı yumdum gözlerimi, kafama indirecegi tarağı bekledim. nefesim kesildi o an...
- "gel yanıma otur, halı dokumayı belleteyim" dedi.
sesizce yanina oturdum tezgahtaki halıda bana önceleri bir karış, sonra iki karış yer açtı. kalbinin kapılarını açar gibi...
sonrası öyle güzeldi ki, tüm kedere karşı artik benim de sığınacağım bir annem vardı. bildiği ne varsa yillar icerisinde bana öğretti. yaz tatillerim hızlandırılmış bir kurs gibiydi. kah kepçeyi kafama indirdi, kah oklavayı geçirdi. bir kere bile canımı acıtmak icin vurmadığından hic canımı yakmadı. cok sey yaşadık yaz tatillerinde, o suratsız kadin benimle yaşıt gibiydi. neşesi şakası bambaşka biriydi benimleyken...
yıllar içerisinde bize en koyan dönem , benim istanbul'a dönüş haftam olurdu. kendimizi deli gibi işe verirdik. sanki o günü unutmak ister gibi...
o gün gelip çatınca, 5 kızi gelin olurken, 4 oğlu askere giderken ağlamayan anneannem arkamdan hüngür hüngür ağlardı. en son seferde dizlerinin bağı çözülüp ceviz ağacına yaslanıp ağladığı o hali gözümün önünden gitmiyor.
4 yıl evvel onu kaybettim. o gün bugündür köye gidemiyorum. ben köye gelir gelmez saat kac olursa olsun bahçe duvarından mavi mavi bakıp " gıvırcık guzuuuum."diye fısıltıyla seslenip yanina gelince koklaya koklaya bir kere öpünce " hadi ebengil görmesin kızarlar belki, hadi git işlerini gör. sonra deden kızar kötülük eder" diyen kimsem olmayacak.
bu şarkıyı her dinleyişimde o yörük halıları beni anneannemle geçen günlerimize sürükler. koca ömründe evlâdı bile ondaki sıcaklığı çıkarıp, kollarına sarmaya zahmet etmedigi muhteşem kadın.
yırtıldık kağıt gibi ortadan...
devamını gör...
musicbuddy
zeytin ağaçları...
devamını gör...
her şeyi bırakıp gitmek
çok yakında gerçekleştireceğim eylem. her şeyden o kadar sıkıldım ki sevgili sözlük, bu anlamsız mücadeleden. neyse ya yine anlatmaya başlarsam sonu gelmez, dönüp dolaşıp aynı şeyleri konuşmuyor muyuz zaten ? hep aynı kısır döngüde dönüp durmuyor muyuz ? kendinize dikkat edin sevgili yazarlar. öpüldünüz kıpss...
devamını gör...
regl ağrısı
çeken kişiyi uykusuz, aksi, nalet yapan ağrı çeşidi.
devamını gör...
