brothers düğüm salonu radyo yayını
benim saniyelik salaklıklarımı, yanlış kişiye yanlış mesaj atmalarımı vs anlatmaya hem süre hem de küfürsüz sözlük izin vermeyeceğinden, masumane bir salaklığımı bırakıp kaçayım.
bir gece hem duygusal hem fiziksel aşırı yorgunluğun akabinde evime dönüşte, artık o sıralar neyin kafasını yaşıyor isem, evin bulunduğu sokağın başındaki martıya "gel pisi pisi" dedim. yaklaşık 15 saniye sonra apartman kapısındayken aklım geldi başıma. dönüp baktım. orada sadece bir martı vardı ve ben onu çağırmıştım pisi pisi diye. hayır yanlış anlamayın, kedi yerine farklı bir hayvana pisi pisi demedim. mevzubahis martı bir hayvan bile değildi, bir scooter'dı.
bir gece hem duygusal hem fiziksel aşırı yorgunluğun akabinde evime dönüşte, artık o sıralar neyin kafasını yaşıyor isem, evin bulunduğu sokağın başındaki martıya "gel pisi pisi" dedim. yaklaşık 15 saniye sonra apartman kapısındayken aklım geldi başıma. dönüp baktım. orada sadece bir martı vardı ve ben onu çağırmıştım pisi pisi diye. hayır yanlış anlamayın, kedi yerine farklı bir hayvana pisi pisi demedim. mevzubahis martı bir hayvan bile değildi, bir scooter'dı.
devamını gör...
kahramanmaraş'ta bir esnafın böbreğini satışa çıkarması
protestosunu bu şekilde göstermiş esnafımız. bıçak kemiğe dayandı diyor.
devamını gör...
matematik yapamıyorsan çöpsün
ülkemizden sanatçı ve sporcu çıkmasını zorlaştıran düşünce. belkide bir yerlerde büyük bir sanatçı sekiz, beş memur hayatı yaşamak zorunda kalıyor.
devamını gör...
hayatında seçme özgürlüğünün olmadığı şeyler
doğmak.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
bu benimdir, tabiri caizse kendim çalıp kendim oynuyorum.
devamını gör...
musicbuddy
sevgili future musicbuddyim,belki yolumuz makromusic aplikasyonunda kesişir. trip hop,ambient,synthvawe,
alternative-progressive rock onerilerinize talibim.
alternative-progressive rock onerilerinize talibim.
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
“kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
gümbür bir telaş
gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!”
ataol behramoğlu
gümbür bir telaş
gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!”
ataol behramoğlu
devamını gör...
joseph goebbels
çok usta bir yalancı ve usta bir propagandacıdır. hitler döneminde propaganda bakanlığı görevini üstlenmiştir.
devamını gör...
inanmadığı dinin sabah akşam son ses müziğini dinlemek zorunda olmak
çan seslerini yasaklayıp, ezanı son ses halka dinletmek. ikisi de bu ülkenin insanının bir kültürü değildir. ülke anayasasında ülkenin dini yoktur. o zaman her iki tarafa da eşit derece de haklar verilmelidir. son ses ezan okunuyorsa, kilise de çanlar da çalmalıdır.
devamını gör...
kalorili yiyeceklerin lezzetli olma sebebi
kalorisi düşük olan bazı yiyeceklerde lezzetli ama alıştığımız ve öğrendiğimiz tatlarla ilgili, mesela çayı şekersiz içmeye başladığınız ilk günleri düşünün, o çayı tuz koyarak da içseniz birkaç gün, ona da alışırsınız inanın, ilk birkaç gün zorla içersiniz sonra canınız artık şekersiz çay ister, o alışma dönemi çok önemli,
ben hayatım boyunca kilo sorunu yaşadım, en uzun süre bozmadan yapabildiğim diyet süresi 2 ay, ve dukan diyeti yaptım, yani bilen bilir unsuz, ekmeksiz, bakliyatsız, meyve bile yok, ve şunu söyleyebilirim, baklava bile görsem tadını hatırlamadığım için canım istemiyordu, ekmek, makarna filan onlarıda öyle, peki niye bozdum, gittim gofret çikolata filan aldım, resmen can sıkıntısından bozdum, onları yediğimde yaşadığım keyifi özledim, ve ilk yediğimde kağıt yemiş gibi oldum inanın, resmen zorla hatırlattım kendime şekeri, şu an anlıyorum ne kadar büyük bir hata yaptığımı, ne kadar zor birşeyi sürdürebildiğimi.
sanırım 90 günde bir daha dönmemek üzere yeme alışkanlığınızı değiştirebiliyormuşsunuz, yani beslenme şeklinizi bozmayıp ama canınızda istiyorsa, bağımlı bağımsız denen birşey var, yani hala bağımlı oluyorsunuz, yemeseniz bile, bu döngü 90 günde kırılıyormuş,
ben bu arada bir parça ye yine diyenleri de anlamıyorum, bir parça nedir yani, hiç yeme daha iyi, tekrar diyete devam edeceksen, niye uyandırıyosun uyuyan devi, yani dişimizi sıkıp 3 ay dayanabilirsek, neye alışırsa vücut, acıkınca onu istiyor,
yani sebzeyle de doyuluyor, bunu eski bir etcil olarak söylüyorum, diyetlerden dolayı etten de bıktım, sebze de nebe onunla karın doyarmı etsiz derdim, doyuluyor arkadaşlar, çok da güzel doyuluyor, yine en sağlıklı besin sebze.
maalesef bizde poaçalarla keklerle büyüdüğümüz için, her köşe başında vitrininde pastalarla pastaneler olduğu için, bilinç olarak da, damak tadı olarak da, değişim çok zor, ben şu an uğraşıyorum bakalım, hiç öyle arada bir tane bir parça filan yememek üzere, değiştirmeye çalışıyorum, ilk iki denemem başarısız oldu, ama denemeye devam ediyorum, başardığım zaman editlerim, başlık açarım, az buz birşey değil, çarşaf çarşaf ilan edicem, kitabını bile yazarım.
ben hayatım boyunca kilo sorunu yaşadım, en uzun süre bozmadan yapabildiğim diyet süresi 2 ay, ve dukan diyeti yaptım, yani bilen bilir unsuz, ekmeksiz, bakliyatsız, meyve bile yok, ve şunu söyleyebilirim, baklava bile görsem tadını hatırlamadığım için canım istemiyordu, ekmek, makarna filan onlarıda öyle, peki niye bozdum, gittim gofret çikolata filan aldım, resmen can sıkıntısından bozdum, onları yediğimde yaşadığım keyifi özledim, ve ilk yediğimde kağıt yemiş gibi oldum inanın, resmen zorla hatırlattım kendime şekeri, şu an anlıyorum ne kadar büyük bir hata yaptığımı, ne kadar zor birşeyi sürdürebildiğimi.
sanırım 90 günde bir daha dönmemek üzere yeme alışkanlığınızı değiştirebiliyormuşsunuz, yani beslenme şeklinizi bozmayıp ama canınızda istiyorsa, bağımlı bağımsız denen birşey var, yani hala bağımlı oluyorsunuz, yemeseniz bile, bu döngü 90 günde kırılıyormuş,
ben bu arada bir parça ye yine diyenleri de anlamıyorum, bir parça nedir yani, hiç yeme daha iyi, tekrar diyete devam edeceksen, niye uyandırıyosun uyuyan devi, yani dişimizi sıkıp 3 ay dayanabilirsek, neye alışırsa vücut, acıkınca onu istiyor,
yani sebzeyle de doyuluyor, bunu eski bir etcil olarak söylüyorum, diyetlerden dolayı etten de bıktım, sebze de nebe onunla karın doyarmı etsiz derdim, doyuluyor arkadaşlar, çok da güzel doyuluyor, yine en sağlıklı besin sebze.
maalesef bizde poaçalarla keklerle büyüdüğümüz için, her köşe başında vitrininde pastalarla pastaneler olduğu için, bilinç olarak da, damak tadı olarak da, değişim çok zor, ben şu an uğraşıyorum bakalım, hiç öyle arada bir tane bir parça filan yememek üzere, değiştirmeye çalışıyorum, ilk iki denemem başarısız oldu, ama denemeye devam ediyorum, başardığım zaman editlerim, başlık açarım, az buz birşey değil, çarşaf çarşaf ilan edicem, kitabını bile yazarım.
devamını gör...
otuz beş yaş
şairin, yapma destan olan ilahi komedya'nın yazarı dante'ye atıfta bulunulduğu şiiridir.
dante, ilahi komedya'nın cehennem bölümüne "hayat yolculuğumuzun ortasında" diye başlar. şairde, şiiri yazdığı yaşı buraya zekice saklamıştır.
ayrıca şiirin adına, ahenk unsurları ile de destek vermiştir. şiir, 7 bölümden oluşmakta ve her bölümde 5 dize bulunmaktadır. (7*5=35)*
dante, ilahi komedya'nın cehennem bölümüne "hayat yolculuğumuzun ortasında" diye başlar. şairde, şiiri yazdığı yaşı buraya zekice saklamıştır.
ayrıca şiirin adına, ahenk unsurları ile de destek vermiştir. şiir, 7 bölümden oluşmakta ve her bölümde 5 dize bulunmaktadır. (7*5=35)*
devamını gör...
hdp'ye oy veren vatandaş
akp'ye, chp'ye oy veren vatandaştan farkı yoktur.
6 milyon seçmene terör destekçisi demek için bir zihniyetin kokuşmuş derecede çürümüş olması lazım.
6 milyon seçmene terör destekçisi demek için bir zihniyetin kokuşmuş derecede çürümüş olması lazım.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
sevgili kafadaşlar ve yoldaş benjamin franklin;
bugün bizim yayından önce başka bir yayın olmadığına göre neden böyle bir giriş yaptığımı açıklayabilirim ki herkes vaziyet alsın. efendim, öncelikle geçtiğimiz hafta çarşamba günü ilk yayını yapmakta olan bize, tüm şuursuz konuşmalarımıza ve heyecandan titreyen seslerimize rağmen kulak verdiğiniz, gerek yayın esnasında gerekse sonrasında destek olduğunuz için teşekkür etmek istiyorum. bu hafta zımba gibi hazırlandık! ilk yayın heyecanını da üzerimizden attık. misleeerr gibi eski sevgili gömeceğiz! şimdi gelelim ve'nin sağ kısmına. ben buradan sevgili yoldaş'a bir şiirle seslenmek istiyorum.
sen ki buraların admini
bir şarkı istiyormuşsun aylardan beri
duyduk sevgili yoldaş kırmışlar kalbini
çare bizde, takip et bizi! **
sanırım mesaj yerine ulaşmıştır. spoiler vermiş oldum ama dedim ya vaziyet almanız lazım. malumunuz cimilli ibo hazırlıksız dinlenmez. #865041
bugün saat 21:00'de eski sevgililerimizin bize attığı kazıkları, efendime söyleyeyim ne kadar rererö insanlar olduklarını, onları ne de güzel unuttuğumuzu, bizden sonra nasıl bir daha iflah olmadıklarını falan konuşacağız. sizlerden de hikayelerinizi bekliyoruz! sevgilisi tarafından üstelik de kuzeniyle birlikte olmak suretiyle aldatılan danla biliç'in askerleri olarak bebek'te üç beş tur atmaya ne dersiniz bizimle? pandemi sonrasında tabi!
abv korona!
bugün bizim yayından önce başka bir yayın olmadığına göre neden böyle bir giriş yaptığımı açıklayabilirim ki herkes vaziyet alsın. efendim, öncelikle geçtiğimiz hafta çarşamba günü ilk yayını yapmakta olan bize, tüm şuursuz konuşmalarımıza ve heyecandan titreyen seslerimize rağmen kulak verdiğiniz, gerek yayın esnasında gerekse sonrasında destek olduğunuz için teşekkür etmek istiyorum. bu hafta zımba gibi hazırlandık! ilk yayın heyecanını da üzerimizden attık. misleeerr gibi eski sevgili gömeceğiz! şimdi gelelim ve'nin sağ kısmına. ben buradan sevgili yoldaş'a bir şiirle seslenmek istiyorum.
sen ki buraların admini
bir şarkı istiyormuşsun aylardan beri
duyduk sevgili yoldaş kırmışlar kalbini
çare bizde, takip et bizi! **
sanırım mesaj yerine ulaşmıştır. spoiler vermiş oldum ama dedim ya vaziyet almanız lazım. malumunuz cimilli ibo hazırlıksız dinlenmez. #865041
bugün saat 21:00'de eski sevgililerimizin bize attığı kazıkları, efendime söyleyeyim ne kadar rererö insanlar olduklarını, onları ne de güzel unuttuğumuzu, bizden sonra nasıl bir daha iflah olmadıklarını falan konuşacağız. sizlerden de hikayelerinizi bekliyoruz! sevgilisi tarafından üstelik de kuzeniyle birlikte olmak suretiyle aldatılan danla biliç'in askerleri olarak bebek'te üç beş tur atmaya ne dersiniz bizimle? pandemi sonrasında tabi!
abv korona!
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
f)
gecenin karanlığında yatağımın hemen baş ucunda duran aynaya ilişti gözlerim. ay ışığının altında belli belirsiz bir silüet gördüm sonra. kalktım geçtim aynanın karşısına, yansımam olması gereken yerde bir adam vardı. gülümsüyordu ama tam anlamıyla mutlu da görünmüyordu. gözlerinde açık bir hüzün vardı ve belki de gülümsemesini buruklaştıran da buydu. el salladı önce. yaklaşmamı işaret etti. bir şey ya da bir his onun, aynı benim gibi olduğu düşüncesini sokmuştu aklıma. sanki o da dışarıdan bıcır bıcır konuşan ama yüreğinde çokça susanlardandı. aklımdan bunları geçirirken elini uzattı. "güzel insanım" dedi. hem çok yakından, yüreğimden tanıdığım hem de hiç tanımadığım bu adamın elinden tuttum pervasızca. mantıklı gelmiyordu ama bir yandan çekiliyordum aynanın içine doğru. attığım her adımda farklı bir his kaplıyordu her yanımı. sıcaklık, merak, arzu, özlem... duygular öyle yoğun geliyordu ki yüreğimin kaldırmayacağından korktum. tam yanına ulaşıp sıcak nefesini hissettiğim an fısıldadı. "seni seviyorum. " anlamakta zorlanıyordum. bir yanım kollarımı boynuna sarmak bir yanım da koşarak kaçmak istiyordu. gülüşünden öpmek istiyordum, ayaklarım ise geriye doğru gidiyordu.
gecenin karanlığında yatağımın hemen baş ucunda duran aynaya ilişti gözlerim. ay ışığının altında belli belirsiz bir silüet gördüm sonra. kalktım geçtim aynanın karşısına, yansımam olması gereken yerde bir adam vardı. gülümsüyordu ama tam anlamıyla mutlu da görünmüyordu. gözlerinde açık bir hüzün vardı ve belki de gülümsemesini buruklaştıran da buydu. el salladı önce. yaklaşmamı işaret etti. bir şey ya da bir his onun, aynı benim gibi olduğu düşüncesini sokmuştu aklıma. sanki o da dışarıdan bıcır bıcır konuşan ama yüreğinde çokça susanlardandı. aklımdan bunları geçirirken elini uzattı. "güzel insanım" dedi. hem çok yakından, yüreğimden tanıdığım hem de hiç tanımadığım bu adamın elinden tuttum pervasızca. mantıklı gelmiyordu ama bir yandan çekiliyordum aynanın içine doğru. attığım her adımda farklı bir his kaplıyordu her yanımı. sıcaklık, merak, arzu, özlem... duygular öyle yoğun geliyordu ki yüreğimin kaldırmayacağından korktum. tam yanına ulaşıp sıcak nefesini hissettiğim an fısıldadı. "seni seviyorum. " anlamakta zorlanıyordum. bir yanım kollarımı boynuna sarmak bir yanım da koşarak kaçmak istiyordu. gülüşünden öpmek istiyordum, ayaklarım ise geriye doğru gidiyordu.
devamını gör...
kişinin aşık olduğunu anladığı an
trafikte; önünüze kıran, hatalı sollama yapan hatta ve hatta kırmızıdan sarıya geçen ısıkta arkadan daaaaaartt diye kornaya basanlara, sinirlenmeyip olsun diyip, kafa sallayıp gülümsediğiniz andır:)
devamını gör...
mustafa hakkında herşey
isminden midir nedir bilmiyorum ama bir süre hiç sallamadığım, daha sonra arkadaşımın sürekli filmden alıntılar yapmasına katlanamayarak izlemek zorunda kaldığım, ve de filmin başından sonuna kitlendiğim, tam anlamıyla insanı çarpan çağan ırmak yapıtı…
yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir diyalog vardı:
fikret kuşkan : sizin bokunuz da pis kokar ...
nejat işler : abi kusura bakma ama bok bu herkesinki kokar...
fikret kuşkan : benimki kokmaz ulaan !!!
yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir diyalog vardı:
fikret kuşkan : sizin bokunuz da pis kokar ...
nejat işler : abi kusura bakma ama bok bu herkesinki kokar...
fikret kuşkan : benimki kokmaz ulaan !!!
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
babamdır. gayette güzel yapar, her erkeğinde bilmesi gereken şeydir.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
"gitmem gerek, şimdi!" diye düşündü kadın. çevresine bakındı. birden yabancı olmuştu her şey. her sabah, kahvaltısını ettiği masaya baktı. üzerinde bir vazoda solmuş çiçekler, açık bırakılmış bir defter. defterde karalanmış hüzünlü kelimeler. hemen yanında bir kalem kapağı. kalem yok. kapaktan ayrı düşmüş.
tezgaha yöneltti başını. dağınık bulaşıklar. hisleri gibi. elini kaldırası yok. yüreğini toplayası da. camlar da tozlanmış. dışarısı hafif puslu görünüyor. zihni gibi. etrafa saçılmış kitaplar. bir kenara bırakılmış bir hırka. tek başına. tüm eşyalardan bağımsız. bir yabancı. kadın gibi.
"gitmem gerek." burası artık benim evim değil.
radyoda çalan yeni bir şarkı. cızırtılı bir sesle başlayan. enstrümansız çıplak bir ses. bu sesi tanıyor. daha önce de defalarca duyduğu bir şarkı sözü başlıyor, hirai zerdüşt 'gitmem gerek'.
bu bir işaret diyor. kalkıyor. şarkıdaki bir söz kulaklarından silinmiyor, 'beni anlamıyor evim.'. hızlıca eşyalarını topluyor. usulca kapıya yöneliyor. elinde bir küçük valiz. son anda dönüyor. hırkayı alıyor eline. kokluyor önce, yabancı bir koku. bir kadın kokusu, daha önce hiç duymadığı. ateşe vermek istiyor. içindeki tüm öfkeyi bir hırkaya yöneltiyor. ateşe vermek istiyor, hırkayı da evi de... yakmak istiyor geçmişi. damarlarından zihnine dek bir alev yükseliyor. adı öfke. yıllardır aşık olduğu adamın resmine takılıyor gözü. hırkayı fırlatıyor elinden. hırka çerçeveye çarpıyor şiddetle. sehpadan düşen çerçeve kırılıyor. resimdeki kadın ve adamın arasında kocaman bir çatlak oluşuyor. yakmıyor kadın ne evi ne de hırkayı. usulca çekiyor kapıyı. radyodan kulağına çalınan son ses, 'anlatsam içim kanar, anlamı yok.'...
tezgaha yöneltti başını. dağınık bulaşıklar. hisleri gibi. elini kaldırası yok. yüreğini toplayası da. camlar da tozlanmış. dışarısı hafif puslu görünüyor. zihni gibi. etrafa saçılmış kitaplar. bir kenara bırakılmış bir hırka. tek başına. tüm eşyalardan bağımsız. bir yabancı. kadın gibi.
"gitmem gerek." burası artık benim evim değil.
radyoda çalan yeni bir şarkı. cızırtılı bir sesle başlayan. enstrümansız çıplak bir ses. bu sesi tanıyor. daha önce de defalarca duyduğu bir şarkı sözü başlıyor, hirai zerdüşt 'gitmem gerek'.
bu bir işaret diyor. kalkıyor. şarkıdaki bir söz kulaklarından silinmiyor, 'beni anlamıyor evim.'. hızlıca eşyalarını topluyor. usulca kapıya yöneliyor. elinde bir küçük valiz. son anda dönüyor. hırkayı alıyor eline. kokluyor önce, yabancı bir koku. bir kadın kokusu, daha önce hiç duymadığı. ateşe vermek istiyor. içindeki tüm öfkeyi bir hırkaya yöneltiyor. ateşe vermek istiyor, hırkayı da evi de... yakmak istiyor geçmişi. damarlarından zihnine dek bir alev yükseliyor. adı öfke. yıllardır aşık olduğu adamın resmine takılıyor gözü. hırkayı fırlatıyor elinden. hırka çerçeveye çarpıyor şiddetle. sehpadan düşen çerçeve kırılıyor. resimdeki kadın ve adamın arasında kocaman bir çatlak oluşuyor. yakmıyor kadın ne evi ne de hırkayı. usulca çekiyor kapıyı. radyodan kulağına çalınan son ses, 'anlatsam içim kanar, anlamı yok.'...
devamını gör...
o çantada ne vardı sorunsalı
siyasi liderler toplantıya giderken ellerinde bir çanta tutuyor. haber kanallarına da bu dert oluyor ne konuşulduğundan çok o çantanın içinde ne vardı tartışmaları başlıyor. * merak uyandırmak için sanki dünyanın en gizemli şeyleri varmış gibi izleyiciye servis ediyorlar. bırakın bu sherlock holmes ayaklarını ben hepsini çözdüm o çantanın içinde ne olduğunu cıa ye rağmen paylaşıyorum.
devamını gör...
