kaynanaya anne deyince eşimiz kardeşimiz olmuyor mu sorunsalı
çıkma sen o işin içinden kal orada. uğraşma hiç.
devamını gör...
gençlerimize 3 mümkünse daha fazla çocuk öneriyoruz
yapimde işçi olsun fabrikaya.
devamını gör...
işkenceye maruz kalan yağmur bebeğin hayatını kaybetmesi
bazı insanlar bebeğim olsun diye yıllarca göz yaşı döküp mücadele verirken bu insanların bebeğinin olmasına dayanamıyorum evlenmeden önce psikolojik testten geçmeli insanlar yazıklar olsun el kadar yavru size ne yaptı?
devamını gör...
gönülçelen
üzerinden 20 sene geçtiğine inanamadığım teoman şarkısı. daha dün okul çıkışında teocularla tarkancılar birbirimize dalıyorduk.
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
maviye,
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine.
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık...
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine.
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık...
devamını gör...
sözlüğe veda edip yeni hesaptan giriş yapmak
kandırmayalım şimdi birbirimizi.
günü geldi hepimiz görünmez olmak istedik ve sanal alem şu anlık sadece farklı hesaplarla bunu bize sağladı. belki yakın zamanda hologram teknolojisiyle de sağlayacak.
*
işte duyarlar kasılır, vedalar edilir "beni bugünümden dünden ettiler" şarkıları söylenir ve hesap kapatılır ama işte 10 saniye sonra yeni hesap açılıp gelinilir.
işte arkandan tam "o nasıl gidişti" falan diyenlerin mesaj kutusunda bildirim belirir.
"selam canım ben x kişiyim bu yeni hesabım, y kişisine haddini bildirmek için hesabımı kapattım" şeklinde.
günü geldi hepimiz görünmez olmak istedik ve sanal alem şu anlık sadece farklı hesaplarla bunu bize sağladı. belki yakın zamanda hologram teknolojisiyle de sağlayacak.
*
işte duyarlar kasılır, vedalar edilir "beni bugünümden dünden ettiler" şarkıları söylenir ve hesap kapatılır ama işte 10 saniye sonra yeni hesap açılıp gelinilir.
işte arkandan tam "o nasıl gidişti" falan diyenlerin mesaj kutusunda bildirim belirir.
"selam canım ben x kişiyim bu yeni hesabım, y kişisine haddini bildirmek için hesabımı kapattım" şeklinde.
devamını gör...
shredder
çizgi film aleminin en karizmatik, en şık ve en havalı kötü karakteridir.

ergen ninja kaplumbağalarla derdi büyüktür. aslında ninja kaplumbağaların mutasyonu bu büyük insan sayesinde gerçekleşmiştir. onun hazırladığı kimyasal ile temas eden kaplumbağalar daha önce en son bir insana temas ettikleri için insan şeklinde mutasyona uğrarken ara dayağı yemiş yancı durumuna düşen splinter usta ise nedense en son sıçanlarla temas ettiği için bugünkü halini almıştır.
shredder çok iyi bir dövüş sanatçısı olmasına rağmen ustasına -ki bu usta splinter ustadır- suikast düzenleme suçundan sürgün edilmiştir. intikamını da ustasını mutasyona uğratarak almıştır.
ergen kaplumbağalarla ilgili büyük dertleri olan shredder aynı zamanda kötü ve salak arkadaş kurbanıdır. mutasyonla yanına aldığı rocksteady ve bebop çok güçlü ama güçleri oranında da kafasız iki yardımcıdır.
krang’in yamağı gibi çalışan shredder aslında bunu hiç hak etmemektedir. safi beyin olan krang’den daha iyi bir kötü karaktere olduğuna yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamam.
giyimi, kuşamı, duruşu ve karizmasıyla tam bir efsane olan shredder elbette bir gün hak ettiği değeri bulacaktır.

ergen ninja kaplumbağalarla derdi büyüktür. aslında ninja kaplumbağaların mutasyonu bu büyük insan sayesinde gerçekleşmiştir. onun hazırladığı kimyasal ile temas eden kaplumbağalar daha önce en son bir insana temas ettikleri için insan şeklinde mutasyona uğrarken ara dayağı yemiş yancı durumuna düşen splinter usta ise nedense en son sıçanlarla temas ettiği için bugünkü halini almıştır.
shredder çok iyi bir dövüş sanatçısı olmasına rağmen ustasına -ki bu usta splinter ustadır- suikast düzenleme suçundan sürgün edilmiştir. intikamını da ustasını mutasyona uğratarak almıştır.
ergen kaplumbağalarla ilgili büyük dertleri olan shredder aynı zamanda kötü ve salak arkadaş kurbanıdır. mutasyonla yanına aldığı rocksteady ve bebop çok güçlü ama güçleri oranında da kafasız iki yardımcıdır.
krang’in yamağı gibi çalışan shredder aslında bunu hiç hak etmemektedir. safi beyin olan krang’den daha iyi bir kötü karaktere olduğuna yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamam.
giyimi, kuşamı, duruşu ve karizmasıyla tam bir efsane olan shredder elbette bir gün hak ettiği değeri bulacaktır.
devamını gör...
yazarların unutamadığı tarih
yıl 2013 temmuz veya ağustos, üniversite sonuçlarımı öğrenmek için internet kafeye gitmiştim.
üniversiteyi kazandığımı öğrendiğim ekrana bakarken donup kalmıştım sevinçten. ilk tercihim gelmişti çünkü, sonrasında ise hafif bir mutluluk içimi kaplamış ve eve giderken kendimi ödüllendirmek için birkaç cips almıştım.
üniversiteyi kazandığımı öğrendiğim ekrana bakarken donup kalmıştım sevinçten. ilk tercihim gelmişti çünkü, sonrasında ise hafif bir mutluluk içimi kaplamış ve eve giderken kendimi ödüllendirmek için birkaç cips almıştım.
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
kitap okurken alınan hazzı x10 katlayan olaydır.
devamını gör...
dibe vurmuş insanlara tavsiyeler
"kim demiş hayatın üstünün altından daha iyi olduğunu! " diye bir şeyler okuduğumu hatırlıyorum.
yaa dipte olmanın da ayrı güzellikleri vardır, rahat olun arkadaşlar, hepsi geçer giderrr.
yaa dipte olmanın da ayrı güzellikleri vardır, rahat olun arkadaşlar, hepsi geçer giderrr.
devamını gör...
aile evinden bir kez çıkınca tekrar oraya ait hissedememek
aslına bakarsanız bu kırılmadan sonra hiçbir yere ait hissedememek sorunu bu. o evden çıktığınız andan itibaren hayatınız şekillendirip kendi düzeninizi oluşturuyorsunuz çünkü. hiçbir şey bıraktığınız gibi kalmaz. siz de o evden çıktığınız kişi değilsinizdir artik.
evliliğimin kötü gittiği dönemlerde bunu yaşamış biri olarak şunu belirtmek isterim ki ;
o evde herşey size batar, masada duran bardağa bile ayar olur, evim gibi kokmuyor burası diye oturup ağlarsınız. yani ben öyle yapmıştım. neyse ki çok uzun sürmedi ve ben ait olduğum yerdeyim. aidiyet duygusu en kıymetli şeylerden biri. belki de en kıymetlisi. sonunu da bağlayamadim dağıldım biraz bu da böyle bir anımdır işte.
evliliğimin kötü gittiği dönemlerde bunu yaşamış biri olarak şunu belirtmek isterim ki ;
o evde herşey size batar, masada duran bardağa bile ayar olur, evim gibi kokmuyor burası diye oturup ağlarsınız. yani ben öyle yapmıştım. neyse ki çok uzun sürmedi ve ben ait olduğum yerdeyim. aidiyet duygusu en kıymetli şeylerden biri. belki de en kıymetlisi. sonunu da bağlayamadim dağıldım biraz bu da böyle bir anımdır işte.
devamını gör...
z kuşağının siyasi tercihinin ak parti olması
şu z kuşağı lafından bıktım artık.
devamını gör...
duyduğunuz en saçma batıl inanç
kara kedilerin uğursuz olması klasiklerdendir
devamını gör...
hot pot
dünyaya çin'den yayılan pişirme yöntemi. yemek çeşidi olarak adlandırılsa bile sanıyorum pişirme biçimi olarak adlandırmak daha uygun olacaktır. ascoli piceno'da aotsuki ve ristorante shang-hai, cenova'da re naya felaket güzel iş çıkartmaktadır bu konuda. ristorante shang-hai sos konusunda yetersiz yine de piceno sınırları içerisinde hot pot denilince bence ilk uğranması gereken yerlerden biri ama aotsuki sanırım artık bu hizmeti sunmuyor. re naya ise gerçekten aşmış durumda, özellikle mantarları her zaman taze oluyordu. ha italyaya gidip çin yemeği yemek mantıklı gelmiyorsa eğer çin sınırları içerisinde özellikle guangzhou bölgesinde catch'e falan gidip manzara için o kadar para bayılmaya gerek yok sokakta bulunan küçük işletmeler daha iyisini yapıyor ayrıca catch'de uzun süre bekletiyorlar zaten. tienjin bölgesinde de sokaktaki küçük yerlerde çok güzel tadını çıkartmak mümkün ki zaten kuzeye yaklaştıkça daha sık denk geliyorsunuz.
hot pot'ın mantığı çok basit aslında. yaygın olarak ortasından kalın bir çıkıntı ile ayrılmış bakır bir kabın bir tarafına içinde yağ bulunan su diğer tarafına çeşitli baharatlar ile (genelde acı) hazırlanmış su konularak yapılır. buradaki mantık bir arada olan bir grubun masanın ortasındaki ateşte sürekli kaynayan bakır kap içindeki sulara ince bir şekilde doğranmış et, deniz mahsülü, erişte ve çiğ sebze gibi çeşitli yiyecekleri sohbet esnasında sırayla ekleyerek birbirinden oldukça farklı olan tatları birleştirip yemesinden geliyor aslında. her birinin pişme süresi farklı olan yiyecekleri yenilecek duruma geldikçe chopstick ile bakır kabın içerisinden alarak soslara batırıp yemek yeme süresi uzayıp da tatlar birleştikçe orgazmik bir zevke dönüşüyor. bir toplanma ritüeli gibi işlediği için de zaten bazen hatta çoğu zaman saatler alabiliyor. tek bir kap içerisine masadaki herkes dilediği şeyi eklediği için fazla titiz arkadaşlara çok önerilmemektedir, panik atak falan geçirirler sonra*. günümüzde ortada bulunan tek bir bakır kap yerine bireysel olarak herkes için ayrı ayrı sunan yerler olsa bile öyle çok tadı çıkmıyor kanımca. öyle kafaya göre her şeyi atayım suyun içine mantığı da genelde kusma eylemi ile sonuçlanıyor. denenmiş ve önerilmiş lezzetlerden gitmekte fayda var çünkü herkesin midesi koyun eti ile karidesin tadını aynı anda kaldıracak mideye sahip değil. ek olarak domuz eti ile kalamarı aynı sosa batırıp aynı zevki almak bile mümkün olmadığından neyi hangi sos ile yemek gerektiğini bilmekte fayda var. basit mantıkta pişirildiği an yenilebilen güveç demek mantıklı olur sanıyorum. enoki ile beraber karides çok güzel gitmektedir ama ben patates kızartmasını reçele batırıp yiyen bir insan olduğum için benden tavsiye almanın mantıklı olduğunu hiç ama hiç sanmıyorum. yemek yerken arada yemek yemeyi bırakıp ağızdaki tat sıfırlansın diye sıvı tüketmek -ki geleneksel bir yerdeyseniz genelde çok hoş kokan bir çay veriyorlar- ve sohbete dahil olmak da işin güzel kısmı. ayrıca masadakilerden biri hadi kaz bağırsağı atalım suya dediğinde genelde sanırım ben doydum diyerek yemeyi bırakmak kafidir, zorlamayın. özellikle etler ince dilimlendiği için ve farklı lezzetler ile sürekli karıştığından - baharatlı kısımda pişmesi daha iyi oluyor bence- bir etin hakkını vererek yemek için kesinlikle denenmeli. suya lütfen herhangi bir canlının bacağını veya dilini atmayın, kendine veya kendine yoksa bile masadakilere saygısı olan kimse yapmamalı bunu. bunu midesiz bir arkadaş yüzünden az kalsın deneyimleyecektim son dakika suda yüzen şeyi algılayamadığımdan ucundan döndüm, kötü kötü çok kötü.
edit:imla
hot pot'ın mantığı çok basit aslında. yaygın olarak ortasından kalın bir çıkıntı ile ayrılmış bakır bir kabın bir tarafına içinde yağ bulunan su diğer tarafına çeşitli baharatlar ile (genelde acı) hazırlanmış su konularak yapılır. buradaki mantık bir arada olan bir grubun masanın ortasındaki ateşte sürekli kaynayan bakır kap içindeki sulara ince bir şekilde doğranmış et, deniz mahsülü, erişte ve çiğ sebze gibi çeşitli yiyecekleri sohbet esnasında sırayla ekleyerek birbirinden oldukça farklı olan tatları birleştirip yemesinden geliyor aslında. her birinin pişme süresi farklı olan yiyecekleri yenilecek duruma geldikçe chopstick ile bakır kabın içerisinden alarak soslara batırıp yemek yeme süresi uzayıp da tatlar birleştikçe orgazmik bir zevke dönüşüyor. bir toplanma ritüeli gibi işlediği için de zaten bazen hatta çoğu zaman saatler alabiliyor. tek bir kap içerisine masadaki herkes dilediği şeyi eklediği için fazla titiz arkadaşlara çok önerilmemektedir, panik atak falan geçirirler sonra*. günümüzde ortada bulunan tek bir bakır kap yerine bireysel olarak herkes için ayrı ayrı sunan yerler olsa bile öyle çok tadı çıkmıyor kanımca. öyle kafaya göre her şeyi atayım suyun içine mantığı da genelde kusma eylemi ile sonuçlanıyor. denenmiş ve önerilmiş lezzetlerden gitmekte fayda var çünkü herkesin midesi koyun eti ile karidesin tadını aynı anda kaldıracak mideye sahip değil. ek olarak domuz eti ile kalamarı aynı sosa batırıp aynı zevki almak bile mümkün olmadığından neyi hangi sos ile yemek gerektiğini bilmekte fayda var. basit mantıkta pişirildiği an yenilebilen güveç demek mantıklı olur sanıyorum. enoki ile beraber karides çok güzel gitmektedir ama ben patates kızartmasını reçele batırıp yiyen bir insan olduğum için benden tavsiye almanın mantıklı olduğunu hiç ama hiç sanmıyorum. yemek yerken arada yemek yemeyi bırakıp ağızdaki tat sıfırlansın diye sıvı tüketmek -ki geleneksel bir yerdeyseniz genelde çok hoş kokan bir çay veriyorlar- ve sohbete dahil olmak da işin güzel kısmı. ayrıca masadakilerden biri hadi kaz bağırsağı atalım suya dediğinde genelde sanırım ben doydum diyerek yemeyi bırakmak kafidir, zorlamayın. özellikle etler ince dilimlendiği için ve farklı lezzetler ile sürekli karıştığından - baharatlı kısımda pişmesi daha iyi oluyor bence- bir etin hakkını vererek yemek için kesinlikle denenmeli. suya lütfen herhangi bir canlının bacağını veya dilini atmayın, kendine veya kendine yoksa bile masadakilere saygısı olan kimse yapmamalı bunu. bunu midesiz bir arkadaş yüzünden az kalsın deneyimleyecektim son dakika suda yüzen şeyi algılayamadığımdan ucundan döndüm, kötü kötü çok kötü.
edit:imla
devamını gör...
kadınların ağızdan çıkan her sözü silah olarak kullanma potansiyeli
doğuştan verilmiş bir yetenek. "haklı" olarak doğmuşuz.
devamını gör...
saat 9'u 5 geçe saygı duruşunda bulunan insan
icinde sonmeyen bir ozlem ates ve tarifsiz bir minnettarlik vardir.
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
kokteyl..
devamını gör...
kabalcı şifalı bitkiler ansiklopedisi
kabalcı yayınları tarafından yayınlanan oktay mete'nin hazırladığı oldukça kapsamlı bir ansiklopedi. bir bitkiyle ilgili mitolojideki yerinden tutun da türkiye'de üretiminin ne durumda olduğuna, tarihte nerelerde ve hangi amaçlarla kullanıldığına kadar içeren güzel bilgilerle bezeli bir kitap. incelediğim her bitki için farklı kullanım amaçlarına uygun tam ölçüleriyle reçeteler verilmiş, kimi rahatsızlıklarda kullanılması sakıncalı olan bitkiler için uyarılar mevcut. ilgilisine hitap edecek zengin, nitelikli bir eser. kitabı inceleyince kendimi hazine bulmuş gibi hissettim.
bitki fotoğrafları yeşil mürekkep ile basılmış. çok anlaşılır değil fakat yeterli bence, elimizin altında internet var sonuçta. kitapta bitkilerin latince karşılıklarına, bitki isimlerinin farklı dillerdeki karşılıklarına değinilmiş. bir örnek vermek gerekirse, kazakistan'ın başkentinin eski adı alma kökünden gelen almalık'tır gibi bilgiler mevcut.
kitapla ilgili sadece baskı kalitesinden memnun kalmadım. 800 sayfanın üzerinde bir kitaba göre kolayca dağılabilir bir formda gibi geldi bana, dikkatli kullanmak gerekiyor.
bitki fotoğrafları yeşil mürekkep ile basılmış. çok anlaşılır değil fakat yeterli bence, elimizin altında internet var sonuçta. kitapta bitkilerin latince karşılıklarına, bitki isimlerinin farklı dillerdeki karşılıklarına değinilmiş. bir örnek vermek gerekirse, kazakistan'ın başkentinin eski adı alma kökünden gelen almalık'tır gibi bilgiler mevcut.
kitapla ilgili sadece baskı kalitesinden memnun kalmadım. 800 sayfanın üzerinde bir kitaba göre kolayca dağılabilir bir formda gibi geldi bana, dikkatli kullanmak gerekiyor.
devamını gör...

