yalnızca erkek için değil, bir insanın düşünce tarzı, konuşma şekli, tavırları dış görünüşünden daha önemlidir.zira yalnızca dış görünüşe bakılsaydı taştan heykellere aşık olunurdu.
devamını gör...

disney'den moana diyorum efenim
devamını gör...

orta çağ orta doğu'sunda var olan temelsiz inanış. kâşgarlı mahmud, dîvânu lugâti't-türk'ü yazarak açık bir şekilde arap oğullarına, ali şir nevaî ise muhakemetü'l-lugateyn'i yazarak fars oğullarına türk dilinin yeterli bir dil olduğu öğretmişlerdir. bugün ne türkoloji ne de dilbilimin içinde bu saçma düşüncenin zerresi yoktur. zaten diller bir at değildir ki yarıştırılsın. modern dilbilim her dili işlenmesi gereken bir cevher olarak görür, mesele o cevheri ne kadar iyi, işe yarar ve "saf" halini koruyarak işlediğiniz. haa orta çağ'dan kalma bu inanışlar söylediğim coğrafyada devam ediyorsa o onların geri kalmışlığıdır.
devamını gör...

terlik, ayakkabı gibi çiftlerin yan yana durmasına, özelikle yerde, fayansta çizgi varsa çizgiye değmeden durmalarına özen gösteririm.
devamını gör...

" evlen yuvanı kur."
hayatımı mahvettikten sonra söylendi.
ne kadar kolay!
devamını gör...

"şehrime gel sevgili.
yarın çık gel bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
gel ki, nefes alayım.
gel..."
-nâzım hikmet ran-
devamını gör...

(bkz: tek elle açılan başlıklar)
devamını gör...

hayatta pek çok şey vardır ki başınıza gelene kadar ölesiye korkarsınız, başınıza geldikten sonra ise ucunda ölüm yokmuş der ve özgürleşirsiniz. pek çok şey aslında korku dünyamızda beslediğimiz kadar korkunç değildir, bunu başımıza geldiğinde fark ederiz. bunlardan korkarak yaşamakmış gerçekte korkunç olan, anlarız.

öğrencilere böyle yaklaşarak, aslında korku duvarını aşmalarına yardım ediyorlar, ama yapacak da başka bir şeyleri yok. onlar tarihsel rollerini oynuyorlar, biz de kendi rolümüzü oynarsak sorun kalmaz.
devamını gör...

her şey, dizi ve film kulübünün, perşembe gecesi izlenecek filmi ''whiplash'' olarak belirlemesi ile başladı!

bu filmi sevmemek için çok nedenim var; birincisi caz sevmem, ikincisi oz dizisindeki, tecavüzcü, nazi, ırkçı adamı sevmem.
o halde; terence fletcher'den bir alıntı ile devam edelim '' iyi iş'' , '' good job''...


öncelikle, filmle ilgili genel bilgilere yer verelim:
2014 yapımı filmin yönetmenliğini, damien chazelle üstlenmiş. oyunculuklarını ise; miles tellerve oz'daki beyaz ip.e vern schillinger'e hayat veren, jonathan kimble simmons üstlenmiş.
film 19 günde çekilmiş.
bir dip not daha verelim: eğitim içerikli filmler kategorisinde, ertem eğilmez'in hababam sınıfı, 28,800 kişinin oylamasıyla, 9,4 puanla birinci sırada yer alırken, whiplash 476.907 kişi tarafından 8,5 lik bir puan alarak ikinci sırada yer alıyor.
bu puanı hak edip etmediği ise tartışmalı.

bundan sonrasın da spoi takıntısı olanlar, takıntılarını da alıp gitsinler lütfen.

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

bu bir istismar filmi mi? yoksa başarı hikayesi mi?
az önce bitirdiğim bu film, bana bu ikilemi yaşattırıyor.
sevgili arkadaşlar; film amerika'nın en önemli müzik okullarından birinde öğrenci olan, sıradan bir ailesi olan, bu sıradanlığı tarafından asla geniş aile tarafından övülmeyen, andrew neiman ile ''kamçılayarak eğitme'' fikrini benimsemiş ve ikinci charlie parker'ı arayan hocası, terence fletcher arasındaki çekişmeyi anlatıyor.
''çekişme'' demek az kalır, ''psikolojik savaş'' desek daha doğru.

filmin şiddeti aslında isminde yatıyor. whiplash bir jazz şarkısı gibi görünse de, aslında ; bebekleri ileri - geri şiddetli bir biçimde sallayarak, onlarda ''beyin sarsıntısı'' geçirmelerini sağlayan, bir istismar yöntemi.
konudan bağımsız dip not:
1974' de bebek beyinlerindeki caffrey denilen bir doktor bu olaya "kafası
öne ve arkaya sarsılarak silkelenmiş bebek sendromu yani; whiplashshaken infant syndrome adını vermiştir. www.medscape.com/viewarticl...

bu açıdan bakarsak aklımızda deli sorular; bu kırbaçlama mı, istismar mı?

motivasyon, hırs ve temel değerlere sahip gayretli bir öğrenci, ve onun ''en iyi caz müzüsyeni'' olma hayali. bu hayalin hastalıklı bir saplantı olma durumu var bence, nereden anlıyoruz?
ailesi ile yemek yediği sahnede, ---34 yaşında şarhoş ve beş parasız ölüp, insanların yemek masasında benden bahsetmesini; 90 yaşında zengin, ayık ölüp kimse tarafından hatırlanmamaya tercih ederim --- demesinden.
andrew hiç şüphesiz takıntılıdır. tekniğini mükemmelleştirme takıntısı....
ellerini kanatarak baterisini çalmaya devam etmesinden, bu iş belli oluyor zaten.
hocası fletcer, onu ne zaman sınıf önünde küçük düşürse; fiziksel olarak kendine zarar veriyor.
dahası, çalmak onun için o kadar önemlidir ki, konsere yetişmek için arabayı hızlı ve dikkatsiz kullanabilir, trafik kazası yapabilir ve o şekilde bile konserde çalmaya çalışabilir.
film bu takıntıyı bir başarı hikayesi gibi gözümüze sokmaya çalışıyor. ama yemezler.
andrew, öyle bir psikopattır ki; en iyi müzisyenlik hedefine ulaşma yolundaki kız arkadaşını bile büyük bir acımasızlıkla hayatından çıkarır.
''senin bir hedefin bile yok'' diyerek. oysaki önce '' benimle çıkar mısın?'' diye sorarken bile utanan, korkmuş bir çocuktu.
bu onun ruh halinin değişimini gözler önüne seriyor.
andrew'in kız arkadaşı neredeyse filmde görünen tek kadın. ve kız bize ''hırsı olmayan zayıf bir karakter olarak'' takdim ediliyor.
hoca fletcher ise; orkestrasındaki tek kadının ''o sandalyede güzel olduğun için mi, yoksa hakkettiğin için mi oturuyorsun'' diyerek,
bize o kızın yeteneğini sorgulattırıyor.
bu anlamda filmin cinsiyetçi olduğunu söylemek mümkün.
haa unutmadan, fletcher'in eşcinsel bir öğrencisi olduğunu ve onu andrewlw yarıştırdığını ve aşağılamak için lgbt bireyi olmasını kullandığını ekleyelim. filmin homofobik olduğunu da söyleyebiliriz.
sevgili arkadaşlar; jazz müziğin çıkışı aslında köle olan afro amerikalılardır. burada konuya değinilmiş. harlem #510605, harlem rönasansı #510595 .
filmde hem fletcher'in, hemde andrew'in beyaz olmasını, yan rollerde az buçuk siyahilerin neredeyse görünmez olmasını, ten ırkçılığına yormayalım mı şimdi? üstelik film newyork'ta geçiyor. yani en kalabalık siyahi nüfusa sahip yerde. yani harlemde!!!
aaahhh ' filmi daha ne kadar gömebilirim bilemedim. bence bu kadar yeter.


değerli arkadaşlar;
bir konuda çok iyi olmamanız onunla uğraşmayacağınız anlamına gelmiyor. ille de birinci olmak zorunda değilsiniz. unutmayın ikincilikte bir başarıdır. hatta üçüncülükte...
aklıma filenin sultanları geldi bak..
velhasıl kelam, önünüze çıkan engelleri maalesef bazı zamanlar çalışarak geçemezsiniz. film çok çalışırsanız olur anlayışını bize dayatmaya çalışıyor. siz elinizden geleni yapın. elbet çabalarınızdan ötürü takdir göreceksiniz.
edit: filde istanbul markalı ziller görünüyor. buna değinmeyi unuttuk. buradan çıkardığım sonuç zil üretimi konusunda istanbul'un dünyada iyi bir yerde olduğu ...
buraya caz severler için filmden bir müzik bırakalım.
devamını gör...

dillerde gezen adım:
bir seciyesiz, bir it.
nedense olamadım,
sizin gibi bir yiğit...

ne gaye taşıyorum,
ne bir dağ aşıyorum;
delice yaşıyorum,
ne ihtiras, ne ümit...

yuh...eğer hayat buysa,
bu ahmakça uykuysa...
bana kim sokulduysa
hadi dedim, hadi git!...

bende çok şey var ama,
akıl filan arama...
ciddiyetle arama
koydum dikenli bir çit.

saçıma düşen aklar,
ne bir macera saklar;
çıkarmaz bu dudaklar,
ne bir küfür ne tevhit...

korkutmaz beni ölüm,
bir şeytan kadar hürüm.
süremez bende hüküm
ne allah, ne de nahit...

sabahattin ali- bütün insanlara.
devamını gör...

hipertansif kriz tedavisinde kullanılan, kısa etkili gangliyon blokörü ajandır.
kullanimindan sonra atropin benzeri etkiler yapar.
devamını gör...

genelde kendisinden korkan kişinin yanına giden,amacı sadece kendini sevdirmek olan ufak bir böcekcik.
devamını gör...

ve o para bı daha asla gelmez.
devamını gör...

bu hakkı bütünüyle vermez fakat cezaların hafifletilmesi gerekir nitekim hz. ömer döneminde süregelen kıtlıkla beraber hırsızlara karşı uygulanan el kesme cezası geçici olarak kaldırıldı. çünkü insanların içinde bulunduğu açlık ve yokluk onları çalmaya mecbur bırakabilirdi.

yüksek adaleti elde edebilmiş sistemlerde benzerlerini görebilirsiniz hiçbir fakir karnını doyurmak için çaldığı ekmekten yüksek bir ceza almaz.

ülkemizin ve batının adalet sisteminde ise ekmek çalan bir kişi silivri'yi boylayabilecekken. hırsızlığı meslek haline getirip sürekli, nitelikli bir şekilde hırsızlık yapanlar kendilerini psikolojik olarak rahatsız gösterip silivrinin aksine boğaz yalılarında keyif sürebiliyor.

ne sandınız? sistem böyle olmasa en büyük hırsız en büyük sarayda kalmazdı!
devamını gör...

psikolog ücretlerinin artmasıyla beraber insanı düşündürten sorunsal.

•devlet hastanelerinden (önce psikiyatriste gitmelisiniz, psikiyatrist uygun görürse psikoloğa yönlendiriliyorsunuz.),
•birçok belediyeden* (istanbul için: alo 153, ankara için: 0312 666 60 06),
•yeşilay danışmanlık merkezinden (alo 115),
•tütün veya madde bağımlılığı danışmanlığına başvurmak için alo 171' den,
•türk psikologlar derneği izmir şubesinden (pazar hariç diğer günler 10-18 arası online görüşmelerle),
gönüllü psikolog org' dan
ücretsiz psikolojik destek alabilirsiniz.

dilerim faydalı olur. ayrıca bu adresten ücretsiz danışmanlık hizmetlerine nasıl ulaşabileceğinize daha ayrıntılı bir şekilde bakabilirsiniz.
devamını gör...

dorian gray’in portresi adlı tek romanıyla döneminin en çok tartışılan isimlerinden biridir wilde. (19. yüzyılın sonları )james joyce’un bu romanla ilgili şöyle bir lafı var efenim: “insanlar, dorian gray’in portresi’ni okuduklarında kendi günahlarını görüyor. ancak kitapta dorian gray’in günahının ne olduğunu kimse bilmiyor. bu günahı, yalnızca günahı işleyenler fark ediyor.” her okuyan tanıdığıma ısrarla soruyorum ama hala bulamadım. belki de buldum ama farkında değilim, ya da söylemek istemiyorlar. velhasıl kelam tüm sanatlar oldukça beyhudedir, lord henry’ye selamlar...
devamını gör...

finalden bir gece önce hiç çalışılmamış dersin çıkmışlarının çözüldüğü an.
hiçbir şey bilinmediği anlaşılınca çaresiz bir şekilde sınavı beklersiniz.
devamını gör...

genellikle kendi kendime boş yapıyorum
devamını gör...

bir kedi bile kendi pisliğini temizleyebilirken “erkek adam” neden yapamasın? eğer yapamıyorsa bu övünülecek değil utanılacak bir durumdur.
kadının kadına yaptığı en büyük kötülüklerden biri aman oğlum sen otur, sen elleme ben yaparım gibi erkek çocukları el bebek gül bebek yetiştirmektir. çok şükür bilinçli bir annem var erkek kardeşime “bir kadına” ihtiyaç duymadan kendi işlerini görebilmeyi öğretti. kadınları hizmet etmesi gereken varlıklar olarak görmüyor. *
ileride evlenirsem kişinin annesiyle olan ilişkisine çok dikkat edicem. annesi oğluna sürekli bebek gibi davranıyorsa, o da kendi kendine yetmekten acizse bir sorgularım ne yapıyorum ben diye. çünkü o kişi muhtemelen kendine eş yerine bir hizmetçi arıyordur.
devamını gör...

asla sahip olamadığım bi alışkanlık. birkaç kere denedim pomodoro tekniği’ni uygulamak adına falan ama yok yani. çok geriliyorum biri sürekli beni kontrol ediyormuş gibi hissediyorum, sürekli kontrol ediyorum o yüzden de bi anlamı kalmıyor. çok gerekli olduğunu da düşünmüyorum açıkçası kaç saat çalışıldığından çok ne kadar verimli çalışıldığı daha önemli benim için**.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim