depresyona giren balık
o hafıza ile depresyona girmek sıkıntı olmaz zaten . bir kaç saniyeye çıkılır oralardan.
devamını gör...
bir yazarı kafada hayal kurarak canlandırmak
hi my i run ukdesi.
kitap okumak gibidir. kitap okurken de kitabın kahramanlarını kafada hayal kurarak canlandırmaz mıyız? o şekil işte. misal hristiyanismail, tayber doğan, kaytsz ve rahatsız kullanıcı adlı yazarları hep kafamda hayal kurarak canlandırıyorum. ama sonu hep kavga dövüş. *
yalnız buradaki "kafa" sözlüğün eski adına göndermeydiyse o günler mazide kaldı sayın ukde sahibi.
kitap okumak gibidir. kitap okurken de kitabın kahramanlarını kafada hayal kurarak canlandırmaz mıyız? o şekil işte. misal hristiyanismail, tayber doğan, kaytsz ve rahatsız kullanıcı adlı yazarları hep kafamda hayal kurarak canlandırıyorum. ama sonu hep kavga dövüş. *
yalnız buradaki "kafa" sözlüğün eski adına göndermeydiyse o günler mazide kaldı sayın ukde sahibi.
devamını gör...
nefret edilen şeyler
sevdiğim insanlar üzülürken elimden hiçbir şeyin gelmemesi
yalan
kendisi dışında hiçbir canlıyı düşünmeyen varlıklar
bir de şerefsiz sivriler...
yalan
kendisi dışında hiçbir canlıyı düşünmeyen varlıklar
bir de şerefsiz sivriler...
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
akış ekranında bazen görüyoruz. dalga geçmek için, canı sıkıldığı için, trollemek için saçma sapan başlıklar açıyorlar. kurallar ve saygı çerçevesinde yapılacak en güzel şey görmezden gelmek. böyle başlıkların altına girdi yapılmazsa sorun çözülür diye düşünmekteyim. her konuda duyarlı olmayı bildiğimiz kadar bu konuda da görmezden gelmeyi bilmeliyiz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
dün gece cringe’lerden cringe’lere koştuğum rüyalardır. hatırladıkça bir gülme tutuyor beni. dedim olmayacak, en iyisi bir girdi yazayım da okuyanlar da benim yerime utansınlar azıcık. *
o zaman başlıyorum;
üniye gidiyorum, gitmişim ve gitmekteyim. her zamanki gibi en ön sol taraftaki sırada yerimi almışım. inek olduğumdan değil, gözüm görmüyor arka sıralardan. gelmiş ders arası çatmış. herkeslerde bir muhabbet bir goygoy. ben ise öyle garip garip tahtaya bakınıyorum. bu arada hemen sağımda iki sıra ötede bir hanım oturuyor ve içten içe vurulmuşum kendisine. gözlerimden kalp çıksa yeridir yani. gerçi hiç de belli etmiyorum ve soğuk soğuk takılıyorum. sıfır muhabbet, sıfır hareket. derken sınıfta bir şamatadır kopuyor ve bu hanım elindeki kitabı arkaya doğru fırlatıyor. arkadakinin kafasından “bonk” diye seken kitap benim önüme düşmesin mi…(fizik kuralları çöpte bu sırada)
beni bir heyecan basıyor, acele acele kitabın adına bakıyorum falan. kırmızılı kırmızılı.. en sevdiğim…
neyse efendim o an geliyor. önünde hiç yoktan bir adet kırmızı gül peydah oluyor. ben de romantik olacağım ya, hemen kimseciklere göstermeden gülden bir yaprak koparıyorum ve çevik bir hareket ile kırmızı kitabın arasına sıkıştırıyorum. akla bak, hanımefendi hemen farketmesin diye de kitap ayracının olduğu sayfanın çok çok ötesine koyuyorum. zeka fışkırıyor maşallah. çöpteki fizik hortluyor ve kendimi bir an için zeki bir birey olarak düşünüyorum. içimden diyorum ki “şimdi görmez, anca eve gidince fark eder, gülümserse ne mutlu, o bile bana yeter.”
ama kader ağlarını örmüş çoktan. bahse konu hanım alıyor kitabı ve başlıyor çevirmeye.. neden ki ey hanım, diyorum içimden. görüyor da gül yaprağını. şaşırıp soruyor; kim koydu ki bunu, diye. işte o anda arkada oturan be kitabın kafasından “bonk” diye sektiği yakın arkadaşım olaya giriyor ve sınıfın popüler çocuklarından birini işaret ederek; o koydu gülü, gördüm diyor… ben şok, ben bitik…
işbu popüler eleman da inkar etmiyor ve evet diyor. “ne eveti popüler çocuk ne eveti?!” diyorum içinden. olay burada bitse iyi. hanımefendi de gülmesin mi popi çocuğa. benim içimde ısıya duyarlı bir füze geziniyor ve kalbimde infilak ediyor sanki. velakin dışımdan çok neşeliyim, gülüyorum ve hatta şakalar yapıyorum konu ile alakalı. istemeden de olsa bir yuva kurmuş gibi de mağrurum aynı zamanda.
içime en çok oturan şey ise kitabın adını hatırlayamamak oluyor.
sen kim, romantik olup kitap aralarına gül koymak kim ey bubble. bak yine cringe oldum. *
o zaman başlıyorum;
üniye gidiyorum, gitmişim ve gitmekteyim. her zamanki gibi en ön sol taraftaki sırada yerimi almışım. inek olduğumdan değil, gözüm görmüyor arka sıralardan. gelmiş ders arası çatmış. herkeslerde bir muhabbet bir goygoy. ben ise öyle garip garip tahtaya bakınıyorum. bu arada hemen sağımda iki sıra ötede bir hanım oturuyor ve içten içe vurulmuşum kendisine. gözlerimden kalp çıksa yeridir yani. gerçi hiç de belli etmiyorum ve soğuk soğuk takılıyorum. sıfır muhabbet, sıfır hareket. derken sınıfta bir şamatadır kopuyor ve bu hanım elindeki kitabı arkaya doğru fırlatıyor. arkadakinin kafasından “bonk” diye seken kitap benim önüme düşmesin mi…(fizik kuralları çöpte bu sırada)
beni bir heyecan basıyor, acele acele kitabın adına bakıyorum falan. kırmızılı kırmızılı.. en sevdiğim…
neyse efendim o an geliyor. önünde hiç yoktan bir adet kırmızı gül peydah oluyor. ben de romantik olacağım ya, hemen kimseciklere göstermeden gülden bir yaprak koparıyorum ve çevik bir hareket ile kırmızı kitabın arasına sıkıştırıyorum. akla bak, hanımefendi hemen farketmesin diye de kitap ayracının olduğu sayfanın çok çok ötesine koyuyorum. zeka fışkırıyor maşallah. çöpteki fizik hortluyor ve kendimi bir an için zeki bir birey olarak düşünüyorum. içimden diyorum ki “şimdi görmez, anca eve gidince fark eder, gülümserse ne mutlu, o bile bana yeter.”
ama kader ağlarını örmüş çoktan. bahse konu hanım alıyor kitabı ve başlıyor çevirmeye.. neden ki ey hanım, diyorum içimden. görüyor da gül yaprağını. şaşırıp soruyor; kim koydu ki bunu, diye. işte o anda arkada oturan be kitabın kafasından “bonk” diye sektiği yakın arkadaşım olaya giriyor ve sınıfın popüler çocuklarından birini işaret ederek; o koydu gülü, gördüm diyor… ben şok, ben bitik…
işbu popüler eleman da inkar etmiyor ve evet diyor. “ne eveti popüler çocuk ne eveti?!” diyorum içinden. olay burada bitse iyi. hanımefendi de gülmesin mi popi çocuğa. benim içimde ısıya duyarlı bir füze geziniyor ve kalbimde infilak ediyor sanki. velakin dışımdan çok neşeliyim, gülüyorum ve hatta şakalar yapıyorum konu ile alakalı. istemeden de olsa bir yuva kurmuş gibi de mağrurum aynı zamanda.
içime en çok oturan şey ise kitabın adını hatırlayamamak oluyor.
sen kim, romantik olup kitap aralarına gül koymak kim ey bubble. bak yine cringe oldum. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının kedilerinin isimleri
kişke benim de olsaydı adına da ceku deseydim
devamını gör...
geceye az bilinen bir şarkı bırak
pilli bebek - olsun
devamını gör...
insanın saçını ağartan şeyler
aşırı üzüntü.
herkesin derdi sıkıntısı vardır ama ne kadar üzüldüğünüz önemli.
herkesin derdi sıkıntısı vardır ama ne kadar üzüldüğünüz önemli.
devamını gör...
günün sosyal medya ünlüsü
8 mart 2021 günün ünlüsü yazarlarımız;
twitter ünlüsü: twilight sparkle
instagram ünlüsü: pink floyd
oldu. (bkz: kocaman alkış)

twitter ünlüsü: twilight sparkle
instagram ünlüsü: pink floyd
oldu. (bkz: kocaman alkış)

devamını gör...
star wars
efsane olan bir evrendir star wars evreni. en sevilmeyen filmi bile, sırf bu evren için izlenir haldedir.
devamını gör...
twitter'daki elinde kahve bardağıyla laptop karşısında sırıtan adam görseli
ismi andras ıstvan arato olan amcadır. sosyal medyada hüzünlü bir gülüşe sahip olduğu için fenomen olmuştur. bu herif fotoğraf çekiyor paylaşıyor ve bir fotoğrafçı keşfediyor.
hemen iletişime geçiyorlar ve deneme çekimleri yapıyorlar. yapılan çekimler bir sürü yerde kullanılıyor ve amca ünlü oluyor.
lakabı" acısını saklayan harold" ayrıca bu amcanın konuşmaları falan varmış ünlü olmaktan son derece memnunmuş.
hemen iletişime geçiyorlar ve deneme çekimleri yapıyorlar. yapılan çekimler bir sürü yerde kullanılıyor ve amca ünlü oluyor.
lakabı" acısını saklayan harold" ayrıca bu amcanın konuşmaları falan varmış ünlü olmaktan son derece memnunmuş.
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
en kötü gunumuz bayram coşkusu tadında olsun.. iyi bayramlar..
devamını gör...
musicbuddy
sevgili future musicbuddyim,belki yolumuz makromusic aplikasyonunda kesişir. trip hop,ambient,synthvawe,
alternative-progressive rock onerilerinize talibim.
alternative-progressive rock onerilerinize talibim.
devamını gör...
örnek vatandaş (yazar)
yağız anadolu delikanlısı. kara kaş kara göz bir kardeşimizdir. ilgilenen gelin adayları ile görümce sıfatıyla mülakat yapabilirim.
devamını gör...
2 şubat 2021 izmir sel felaketi
ironi dolu yazarlarımız var galiba. alt katların yarısına kadar su dolmuş, eşyalar, arabalar mahvolmuş. belkide ölümden dönmüşler. burada yazarlarımız şaka yapıyor. geçmiş olsun.
devamını gör...
demirhindi
bilimsel adı; tamarindus indica olarak adlandırılmış, hint hurması olarak bilinen, baklagiller familyasından bir ağaç. şöyle bir şey; bak
demirhindi şerbetine değinmek istiyoruz aslında.
41 çeşit baharatla ikram edilen bu şerbettir.
rivayet odur ki, bir gün sultan süleyman yeniçerileri ziyaret etmiş.
sıcak bir havada ziyareti gerçekleştirilen sultanın sıcaktan içi yanmış,
kendisine bir tas demir hindi şerbeti ikram edilmiş,
sultan bu şerbeti o kadar beğenmiş ki tası altınla doldurmuş.
şerbeti yapan kişiyi böyle ödüllendirmiş.
bundan sonra şerbet yapanı ödüllendirmek bir osmanlı geleneği halini almış.
demirhindi şerbetine değinmek istiyoruz aslında.
41 çeşit baharatla ikram edilen bu şerbettir.
rivayet odur ki, bir gün sultan süleyman yeniçerileri ziyaret etmiş.
sıcak bir havada ziyareti gerçekleştirilen sultanın sıcaktan içi yanmış,
kendisine bir tas demir hindi şerbeti ikram edilmiş,
sultan bu şerbeti o kadar beğenmiş ki tası altınla doldurmuş.
şerbeti yapan kişiyi böyle ödüllendirmiş.
bundan sonra şerbet yapanı ödüllendirmek bir osmanlı geleneği halini almış.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en iyi kitap ismi
otostopçunun galaksi rehberi.
devamını gör...
polisiye bir öykü
yılmaz erdoğan, benim çok sevdiğim ve ara ara açıp izlediğim bir oyunu için bir cümle yazmıştır. bu kitabı okurken zihnimde bu cümle eşlik etti bana kitabın sonuna kadar. “ her suç bir cezadır, her ceza biraz da suç.” cümleyi kelimesi kelimesine hatırlamıyor olabilirim ama yaklaşık olarak böyle bir cümle idi.
bu kitapta okuduğumuz hikayede bir gizli polis arzı endam etmekte ama bize seslendiği yer zamanında suçlu mu suçsuz mu bakılmadan, içinde bulunduğu teşkilatın gizli kanadının insanları içeri tıktıkları yer. o bir itirafçı, belki de değil.
suçunuzun kefareti anlatmaktır. anlatınca suç kavram olarak niteliklerini yitirmese de en azından hafifletici nedenler bulur kendine.
her ülkede polis halkın bir kısmının hayranlığını bir kısmının da nefretini üzerine çeker. bu yazılı olmayan bir kuraldır. yazarın zihninde yarattığı bu ülkede de durum hemen hemen böyle.
düşman gördüğünüz kişiye bir sıç isnat etmek çok kolaydır, eğer güçlüyseniz. bunu da mevcut bütün sistemler de görüyoruz. ama devran döndüğünde kahramanlar suçlu, suçlular kahraman olur.
kitabı okumanızı gerçekten tavsiye ederim.
bu kitapta okuduğumuz hikayede bir gizli polis arzı endam etmekte ama bize seslendiği yer zamanında suçlu mu suçsuz mu bakılmadan, içinde bulunduğu teşkilatın gizli kanadının insanları içeri tıktıkları yer. o bir itirafçı, belki de değil.
suçunuzun kefareti anlatmaktır. anlatınca suç kavram olarak niteliklerini yitirmese de en azından hafifletici nedenler bulur kendine.
her ülkede polis halkın bir kısmının hayranlığını bir kısmının da nefretini üzerine çeker. bu yazılı olmayan bir kuraldır. yazarın zihninde yarattığı bu ülkede de durum hemen hemen böyle.
düşman gördüğünüz kişiye bir sıç isnat etmek çok kolaydır, eğer güçlüyseniz. bunu da mevcut bütün sistemler de görüyoruz. ama devran döndüğünde kahramanlar suçlu, suçlular kahraman olur.
kitabı okumanızı gerçekten tavsiye ederim.
devamını gör...

