rahatsız (yazar)
bazen ideolojik olarak çakışsak da bence iyi bir yazar. sözlüğü hareketlendiriyor, akışı güzel sağlıyor. yazsın dursun be biz de okuyalım başlıklarının altına entry girelim. var olsun.
devamını gör...
şamanizm
(bkz: paganizm) ile büyük benzerlikler gösteren inanış. ilk başlarda ata-ruhlar, totem hayvanları ekseninde ilerlerse de doğa-gök-yeraltı gibi tanrılar işin içine girdiğinde totemden tabuya bir geçiş söz konusu olmuştur. seyahatlerim sırasında bu inancı benimsemiş bir topluluk ile tanışma fırsatım olmuştu. kapalı bir toplum olduklarını düşünsem de ritüellerine katılma şansım oldu. ritüellerinin tam bir şölen havasında geçtiğini düşünüyorum. bu tarz kavramlara inanmıyor olsam bile , ortamda oluşan ruhani hava göz ardı edilecek gibi değildi açıkçası.
edit:imla
edit:imla
devamını gör...
ahbap
an itibari ile bağış yaptığım oluşum.. uçak kiralama işine de girişmişler. teşekkürler haluk levent.
devamını gör...
bir kadına edilebilecek en güzel iltifat
bu başlıkta yazılanlar gösteriyor ki kadınlar iltifat konusunda çıtayı düşük tutuyorlar çünkü iltifat lüks gibi olmuş onlar için. çok masumlar ya.*
devamını gör...
azrak
"ender" ya da "nadir" anlamlarına gelen ve tdk'de olmayan başka bir türkçe sözcük daha.
devamını gör...
daft punk
(bkz: motherboard)
devamını gör...
geceye bir söz bırak
kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak uyuyordur.
özdemir asaf.
özdemir asaf.
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
devamını gör...
ah bu şarkıların gözü kör olsun
zeki müren varken olur da boşluğunuza denk gelir, bi hataya düşersiniz de başkasından da bi dinleyeyim derseniz, siz siz olun emel sayın hanımefendiden dinleyin. zararın neresinden dönseniz kârdır.
devamını gör...
diyalektik
(bkz: alengirli şiir)
--- alıntı ---
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik
--- alıntı ---
--- alıntı ---
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik
--- alıntı ---
devamını gör...
kalp kırmak
bir çoğumuz isteyerek ya da istemeyerek günde bir kaç defa kalp kırar, farkına bile varmayız. bazen bir sözle, bazen davranışla yaparız bunu. fakat arkamıza dönüp bakmayız bile, kırdığım var mı? kırılan kalplerden dökülen gözyaşı var mı diye.
oysa hatayla, yanlışlıkla bile olsa, incinen kalbe ilaç olmak, sarıp sarmalamak o kırılan kalpten akan yaşları şefkat mendiliyle silmek insan olmanın gereğidir.
aslında zor bir şey değildir.
tatlı sözle, güler yüzlü gönül almak, kırılan o kalbi onarmak ve yeniden kazanmak.
dahası bunun için çabalamak, gayret etmek ve bunu en içten bir şekilde yapmak.
sonrasında incinen kalbin acısını, yangınını söndürmek. onu ferahlatmak, rahatlatmak; topraktan çıkan filiz gibi yenisini yeşertmek gönüllerden...
belki bu konular size bildik tanıdık gibi gelebilir. ama bilmek bazen yeterli gelmiyor işte.
ne yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen zor geliyor bunları hayata geçirmek.
en güzeli geride suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir hayat bırakmamak için kalp kırmaktan sakınalım.
sokakta gördüğümüz bir köpeğin veya kedinin bile duygularını incitmemeye özen gösterelim.
nezaket ve kibarlık ile tüm kalplere dokunalım...
oysa hatayla, yanlışlıkla bile olsa, incinen kalbe ilaç olmak, sarıp sarmalamak o kırılan kalpten akan yaşları şefkat mendiliyle silmek insan olmanın gereğidir.
aslında zor bir şey değildir.
tatlı sözle, güler yüzlü gönül almak, kırılan o kalbi onarmak ve yeniden kazanmak.
dahası bunun için çabalamak, gayret etmek ve bunu en içten bir şekilde yapmak.
sonrasında incinen kalbin acısını, yangınını söndürmek. onu ferahlatmak, rahatlatmak; topraktan çıkan filiz gibi yenisini yeşertmek gönüllerden...
belki bu konular size bildik tanıdık gibi gelebilir. ama bilmek bazen yeterli gelmiyor işte.
ne yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen zor geliyor bunları hayata geçirmek.
en güzeli geride suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir hayat bırakmamak için kalp kırmaktan sakınalım.
sokakta gördüğümüz bir köpeğin veya kedinin bile duygularını incitmemeye özen gösterelim.
nezaket ve kibarlık ile tüm kalplere dokunalım...
devamını gör...
yazarların düğününde çalacağı şarkılar
çaldığı şarkılar olmaz mı? dediğim başlıktır.
eylül düğünü yapmıştım.
eylül düğünü yapmıştım.
devamını gör...
benim karanlık yanım
"çok eski tarihlerden
bütün insanlık günahlarını
işlemişim, hala işliyorum
kopara kopara canımı" dizleriyle kalbimden vuran sezen şarkısı. *~~
bak gözüme gör kendini
bütün insanlık günahlarını
işlemişim, hala işliyorum
kopara kopara canımı" dizleriyle kalbimden vuran sezen şarkısı. *~~
bak gözüme gör kendini
devamını gör...
ne için yaşadığını bulamamak
yaşam sebebini bulamamış ve amacı olmayan kişi söylemidir.
bir amacımız olduğu zaman, yaşamak için türlü sebepler buluruz. çocuğumun geleceği için yaşıyorum; kariyerimde üst noktaya ulaşmak için yaşıyorum; insanoğluna faydalı olmak için yaşıyorum gibi. o amaçlar insanı yaşama bağlar. amaçsız kişi ise ‘ne için yaşadığını bilemez’.
bir amacımız olduğu zaman, yaşamak için türlü sebepler buluruz. çocuğumun geleceği için yaşıyorum; kariyerimde üst noktaya ulaşmak için yaşıyorum; insanoğluna faydalı olmak için yaşıyorum gibi. o amaçlar insanı yaşama bağlar. amaçsız kişi ise ‘ne için yaşadığını bilemez’.
devamını gör...
jakob van gunten
bir robert walser kitabıdır.
robert walser pek tanınmaz nedense türkiye’deki okurlar arasında, bir kafka değildir mesela; birj.m.coetzee, bir robert musil, bir alfred döblin de değildir. ama size iyi bir haberin var, walser bu isimlerini hepsini etkilemiş dev bir yazardır. yakın zamanda bu yazarımızın tanınması için yeni bir tanım yazmaya karar verdim.
şimdi ise jakob van gunten ile tanışmadan önce onunla ilgili bazı fikirler edinme zamanı. zira eğer okuyacağınız bir roman ile ilgili önceden bir bilginiz yoksa o romanın hakkını veremeyebilirsiniz. bunu hiç istemeyiz.
robert walser’den etkilenen ve onlarca büyük yazarı etkileyen franz kafka’nın bavulunu alıp amerika’ya gitmeye karar veren kahramanı karl rossmann henüz 16 yaşındadır. j.d.salinger’ın kalplerde taht kurmuş olmasına rağmen bir türlü insanlarla uyum içinde yaşamayı başaramayan kahramanı holden caufield da bir önce bahsettiğimiz kahramanla aynı yaştadır. mark haddon’ın özel bir çocuk olan harika dedektifi christopher boone ise henüz 15 yaşındadır. tabii ki benim edebiyat tanrı’larımdan biri olan mark twain’in gözlerimizin önünde, bir ırmak yolculuğu ile büyüyen kahramanı huckleberry finn ise 13 yaşındadır.
sanki jose saramago’nun bütün isimler kitabında kaybolmuş gibi bir girizgah yaptığımın farkındayım tanıma ama başka türlüsü elimden gelmiyor çünkü jakob van gunten’in bu dev kahramanlardan yaşça büyük olduğunu ve 17 yaşında olduğunu belirtmek için bu uzun paragrafa ihtiyacım vardı.
evet, jakob van gunten 17 yaşındadır ve uşak olmak için eğitim alınan bir erkek okuluna kendi isteği ile başvurup orda eğitim almaya başlar. isminden de anlaşılacağı üzere* jakob soylu bir aileye mensuptur.
gittiği okul başlarda çok disiplinli bir okul gibi görünür, okul müdürü otoriter bir figür gibidir ama kitabın derinlerine gömüldükçe hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır okurlar.
jakob okuldaki çocuklara ne davranış ve düşünce tarzı olarak ne de kendine gelecek için koyduğu hedefler çerçevesinde benzerlik gösterir. jakob farklı bir çocuktur ve bu fark okul müdürü ile olan ilişkisinde de kendini göstermeye başlayacaktır zamanla.
diğer karakterlerle ilişkisi de çok yoğundur jakob’un. yakın arkadaşı kraus, okul müdür bay benjamenta’nın kız kardeşi ve romanda ortaya çıkan diğer karakterler; hepsi jakob’un kibirili duruşunu etkiliyor ya da bundan etkileniyor.
roman kesinlikle okunması gereken bir başyapıt.
robert walser pek tanınmaz nedense türkiye’deki okurlar arasında, bir kafka değildir mesela; birj.m.coetzee, bir robert musil, bir alfred döblin de değildir. ama size iyi bir haberin var, walser bu isimlerini hepsini etkilemiş dev bir yazardır. yakın zamanda bu yazarımızın tanınması için yeni bir tanım yazmaya karar verdim.
şimdi ise jakob van gunten ile tanışmadan önce onunla ilgili bazı fikirler edinme zamanı. zira eğer okuyacağınız bir roman ile ilgili önceden bir bilginiz yoksa o romanın hakkını veremeyebilirsiniz. bunu hiç istemeyiz.
robert walser’den etkilenen ve onlarca büyük yazarı etkileyen franz kafka’nın bavulunu alıp amerika’ya gitmeye karar veren kahramanı karl rossmann henüz 16 yaşındadır. j.d.salinger’ın kalplerde taht kurmuş olmasına rağmen bir türlü insanlarla uyum içinde yaşamayı başaramayan kahramanı holden caufield da bir önce bahsettiğimiz kahramanla aynı yaştadır. mark haddon’ın özel bir çocuk olan harika dedektifi christopher boone ise henüz 15 yaşındadır. tabii ki benim edebiyat tanrı’larımdan biri olan mark twain’in gözlerimizin önünde, bir ırmak yolculuğu ile büyüyen kahramanı huckleberry finn ise 13 yaşındadır.
sanki jose saramago’nun bütün isimler kitabında kaybolmuş gibi bir girizgah yaptığımın farkındayım tanıma ama başka türlüsü elimden gelmiyor çünkü jakob van gunten’in bu dev kahramanlardan yaşça büyük olduğunu ve 17 yaşında olduğunu belirtmek için bu uzun paragrafa ihtiyacım vardı.
evet, jakob van gunten 17 yaşındadır ve uşak olmak için eğitim alınan bir erkek okuluna kendi isteği ile başvurup orda eğitim almaya başlar. isminden de anlaşılacağı üzere* jakob soylu bir aileye mensuptur.
gittiği okul başlarda çok disiplinli bir okul gibi görünür, okul müdürü otoriter bir figür gibidir ama kitabın derinlerine gömüldükçe hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır okurlar.
jakob okuldaki çocuklara ne davranış ve düşünce tarzı olarak ne de kendine gelecek için koyduğu hedefler çerçevesinde benzerlik gösterir. jakob farklı bir çocuktur ve bu fark okul müdürü ile olan ilişkisinde de kendini göstermeye başlayacaktır zamanla.
diğer karakterlerle ilişkisi de çok yoğundur jakob’un. yakın arkadaşı kraus, okul müdür bay benjamenta’nın kız kardeşi ve romanda ortaya çıkan diğer karakterler; hepsi jakob’un kibirili duruşunu etkiliyor ya da bundan etkileniyor.
roman kesinlikle okunması gereken bir başyapıt.
devamını gör...
sözlük yazarlarının orgazm sesleri
devamını gör...
icat edilmesi gereken elzem şeyler
yemek hapları. benim gibi yemek yemeye üşenenler için harika olurdu.
devamını gör...
sözlükte hep aynı yazarları görmek
sözlüğe çok girmediğimden yazıp çıktığımdan farketmemiştim. sanırım butik bir sözlük olduğu için online sayısına nispeten hep aynı yazarlar yazıyor.
gözlemlediğim kadarıyla kücük bir topluluk oldugu icin yazılandan cok, takip ve begeni ugruna birbirlerine yalakalık yapan ya da popülerite uğruna sacma sapan triplere giren tektipleşmiş profiller sürekli olarak aktif.
kendi kulvarında kaliteli yazarları kesfetmek bu durumda güçleşiyor. her konudaki fikrini merak edicegim bi profile de denk gelmedim şu ana kadar. bu durum yazma ve okuma şevkimi kırıp sözlüğü sıkıcı kılmaya başladı.
edit: bunları dile getirmek icin binlerce tanım mı girmem gerekiyordu? çapsız tavsiyelerinizi kendinize saklayın, tşkrlrr.
gözlemlediğim kadarıyla kücük bir topluluk oldugu icin yazılandan cok, takip ve begeni ugruna birbirlerine yalakalık yapan ya da popülerite uğruna sacma sapan triplere giren tektipleşmiş profiller sürekli olarak aktif.
kendi kulvarında kaliteli yazarları kesfetmek bu durumda güçleşiyor. her konudaki fikrini merak edicegim bi profile de denk gelmedim şu ana kadar. bu durum yazma ve okuma şevkimi kırıp sözlüğü sıkıcı kılmaya başladı.
edit: bunları dile getirmek icin binlerce tanım mı girmem gerekiyordu? çapsız tavsiyelerinizi kendinize saklayın, tşkrlrr.
devamını gör...

