twitter'daki elinde kahve bardağıyla laptop karşısında sırıtan adam görseli
ismi andras ıstvan arato olan amcadır. sosyal medyada hüzünlü bir gülüşe sahip olduğu için fenomen olmuştur. bu herif fotoğraf çekiyor paylaşıyor ve bir fotoğrafçı keşfediyor.
hemen iletişime geçiyorlar ve deneme çekimleri yapıyorlar. yapılan çekimler bir sürü yerde kullanılıyor ve amca ünlü oluyor.
lakabı" acısını saklayan harold" ayrıca bu amcanın konuşmaları falan varmış ünlü olmaktan son derece memnunmuş.
hemen iletişime geçiyorlar ve deneme çekimleri yapıyorlar. yapılan çekimler bir sürü yerde kullanılıyor ve amca ünlü oluyor.
lakabı" acısını saklayan harold" ayrıca bu amcanın konuşmaları falan varmış ünlü olmaktan son derece memnunmuş.
devamını gör...
harf devrimi
genç türkiye cumhuriyeti'nde 1 kasım 1928'de gerçekleşen türk alfabesinin kabulü* ve ardından başlatılan okuma yazma seferberliğine verilen isim. atatürk devrimlerinin herhalde en önemlilerinden biridir. buna göre, türkçe'nin fonetiğine kesinlikle uymayan osmanlı alfabesinin* yerini özellikle kolay öğrenilebilecek bir çeşit latin alfabesi modifikasyonu* almıştır.
esasında alfabenin değiştirilmesi gerektiği meselesi çok daha önceden beri gündemdeydi. 19. yüzyılın osmanlı'sının çıkarabildiği yüksek zümre, osmanlı elitleri; halihazırda alfabe reformu üzerine kafa yoruyorlardı. fakat mevzubahis alfabe reformu; araya giren savaşlar, 19. yüzyılın sonlarının osmanlı'ya getirdiği siyasi hareketlilik ve özellikle dini çevrelerin alfabe değişikliğini bir "islami köklerden kopma" olarak değerlendirmesi sebepleriyle osmanlı zamanında gerçekleştirilememişti.
peki neden bir alfabe değişikliği yapılmak zorundaydı?
dedenizin mezar taşını okuyamayın diy... yok yok, tam aksine, insanlar okuyabilsin diye. kullanılan alfabe halkın diliyle o kadar alakasız ve öğrenmesi de o kadar zordu ki, zaten okuma yazmanın bu denli önemsenmediği bir toplumda kimsenin bu meşgalelerle uğraşmamasına sebep oluyordu. böylece devamlı süregelen bir cehalet kısır döngüsü yaratıyor, insanlar "okumak yerine karın doyuran şeylerle" ilgileniyorlardı.
1923'te cumhuriyet'in ilanı ile birlikte yapılan rejim değişikliği ve memleketin rotasını batıya çevirmesiyle birlikte devrim yolundaki gerekli zemin sağlanmış oldu. birbiri ardına yapılan modernist ve başarılı devrimler; zaten osmanlı zamanından beri alfabe ve dil reformlarını destekleyen yeni cumhuriyet elitlerinin yanında, kamuoyunun da desteğinin alınmasını sağladı. böylece devrimin önündeki en büyük olası sorun da çözülmüş oldu. artık yüzyıllarca bu toprakları tutsak etmiş cehalet esareti sonlandırılacak, türk toplumu da bilginin engin hazinesine muvaffak olabilecekti.
öncelikle bir dil komisyonu kuruldu. yalnızca türkiye'den de değil, bütün türk dünyasından dil bilimcilerin ve edebiyatçıların fikirleri alındı. çalışmalar tamamlandı, yeni türk alfabesi kararlaştırıldı. işbu giride ve zamanının devrimcileri tarafından ısrarla "latin alfabesi" yerine "türk alfabesi" ifadesinin kullanılması boşuna değildir. zira süreç ciddi bir modifikasyonu beraberinde getirmiştir. türkçe'nin ifadesine ve yazımına uygun olmayan harfler (örneğin q, w, x) dahil edilmemiş, gerekli durumlar için yeni harfler (ğ, ı, ş, büyük i) bizzat türetilmiş ya da hazırdaki özel harfler (ç, ö, ü) kullanılmıştır.
dil bilimcilerin aylar ve hatta yıllarla zaman biçtikleri devrime atatürk tarafından 3 ay zaman verilir. her ne yapılacaksa 3 ay içinde yapılmalı, bu denli kökten bir değişimin sebep olacağı sarsıntı olabildiğince çabuk atlatılmalıdır. nitekim öyle de olacaktır. önce kanunun çıkarılmasından hemen bir ay sonra, 1 aralık 1928'de her türlü gazete, dergi, ilan, afiş ve benzerinin yeni harflerle basılması emri verilir. 1 ocak 1929'dan itibaren ise kitaplar da bu emre dahil edilir. ayrıca bütün resmi dairelerin ve diğer kurum ve kuruluşların yapacakları bütün yazışmaları yeni alfabeyle yapmaları zorunlu tutulur.
hızlıca bir eğitim öğretim seferberliği başlatılır. atatürk memleketin her bir köşesini gezerek insanlara yeni alfabeyi tanıtır. zaten başöğretmen unvanını da faraziden değil, bizzat halkın öğretmeni olduğu için alacaktır.

o meşhur fotoğraf. atatürk diyar diyar gezip insanlara alfabeyi bizzat kendisi öğretiyor.
seferberlik atatürk'le de kalmayacak, açılan okuma yazma kursları ve hatta akşam okulları aracılığıyla cumhuriyetin idealist öğretmenleri tarafından devam ettirilecektir. bu sayede cumhuriyet kurulduğunda %5'leri bulmayan okuma yazma oranı, devrimin 10. yıl dönümünde %25'lere kadar gelmiş olacak ve o tarihten sonra da sürekli olarak, muhteşem bir ivmeyle artacaktır.
bugün hala daha birtakım çevrelerin eleştirisi altındaki harf devrimi; işte böylesine bir sürecin ürünü olarak, bir nebze de olsa eğitimli bir toplum olmamızın en büyük nedenidir. bugün harf devrimi'nin ve bizzat bizim alfabemizin, türk alfabesinin başarısı sayesinde okuyup yazabilen* insanlar, varsın durmaksızın yersinler onu. çünkü onun başarısı, cumhuriyetin çıkardığı ve birtakım insanlara rağmen çıkarmakta olduğu harikulade nesillerde saklıdır.
esasında alfabenin değiştirilmesi gerektiği meselesi çok daha önceden beri gündemdeydi. 19. yüzyılın osmanlı'sının çıkarabildiği yüksek zümre, osmanlı elitleri; halihazırda alfabe reformu üzerine kafa yoruyorlardı. fakat mevzubahis alfabe reformu; araya giren savaşlar, 19. yüzyılın sonlarının osmanlı'ya getirdiği siyasi hareketlilik ve özellikle dini çevrelerin alfabe değişikliğini bir "islami köklerden kopma" olarak değerlendirmesi sebepleriyle osmanlı zamanında gerçekleştirilememişti.
peki neden bir alfabe değişikliği yapılmak zorundaydı?
dedenizin mezar taşını okuyamayın diy... yok yok, tam aksine, insanlar okuyabilsin diye. kullanılan alfabe halkın diliyle o kadar alakasız ve öğrenmesi de o kadar zordu ki, zaten okuma yazmanın bu denli önemsenmediği bir toplumda kimsenin bu meşgalelerle uğraşmamasına sebep oluyordu. böylece devamlı süregelen bir cehalet kısır döngüsü yaratıyor, insanlar "okumak yerine karın doyuran şeylerle" ilgileniyorlardı.
1923'te cumhuriyet'in ilanı ile birlikte yapılan rejim değişikliği ve memleketin rotasını batıya çevirmesiyle birlikte devrim yolundaki gerekli zemin sağlanmış oldu. birbiri ardına yapılan modernist ve başarılı devrimler; zaten osmanlı zamanından beri alfabe ve dil reformlarını destekleyen yeni cumhuriyet elitlerinin yanında, kamuoyunun da desteğinin alınmasını sağladı. böylece devrimin önündeki en büyük olası sorun da çözülmüş oldu. artık yüzyıllarca bu toprakları tutsak etmiş cehalet esareti sonlandırılacak, türk toplumu da bilginin engin hazinesine muvaffak olabilecekti.
öncelikle bir dil komisyonu kuruldu. yalnızca türkiye'den de değil, bütün türk dünyasından dil bilimcilerin ve edebiyatçıların fikirleri alındı. çalışmalar tamamlandı, yeni türk alfabesi kararlaştırıldı. işbu giride ve zamanının devrimcileri tarafından ısrarla "latin alfabesi" yerine "türk alfabesi" ifadesinin kullanılması boşuna değildir. zira süreç ciddi bir modifikasyonu beraberinde getirmiştir. türkçe'nin ifadesine ve yazımına uygun olmayan harfler (örneğin q, w, x) dahil edilmemiş, gerekli durumlar için yeni harfler (ğ, ı, ş, büyük i) bizzat türetilmiş ya da hazırdaki özel harfler (ç, ö, ü) kullanılmıştır.
dil bilimcilerin aylar ve hatta yıllarla zaman biçtikleri devrime atatürk tarafından 3 ay zaman verilir. her ne yapılacaksa 3 ay içinde yapılmalı, bu denli kökten bir değişimin sebep olacağı sarsıntı olabildiğince çabuk atlatılmalıdır. nitekim öyle de olacaktır. önce kanunun çıkarılmasından hemen bir ay sonra, 1 aralık 1928'de her türlü gazete, dergi, ilan, afiş ve benzerinin yeni harflerle basılması emri verilir. 1 ocak 1929'dan itibaren ise kitaplar da bu emre dahil edilir. ayrıca bütün resmi dairelerin ve diğer kurum ve kuruluşların yapacakları bütün yazışmaları yeni alfabeyle yapmaları zorunlu tutulur.
hızlıca bir eğitim öğretim seferberliği başlatılır. atatürk memleketin her bir köşesini gezerek insanlara yeni alfabeyi tanıtır. zaten başöğretmen unvanını da faraziden değil, bizzat halkın öğretmeni olduğu için alacaktır.

o meşhur fotoğraf. atatürk diyar diyar gezip insanlara alfabeyi bizzat kendisi öğretiyor.
seferberlik atatürk'le de kalmayacak, açılan okuma yazma kursları ve hatta akşam okulları aracılığıyla cumhuriyetin idealist öğretmenleri tarafından devam ettirilecektir. bu sayede cumhuriyet kurulduğunda %5'leri bulmayan okuma yazma oranı, devrimin 10. yıl dönümünde %25'lere kadar gelmiş olacak ve o tarihten sonra da sürekli olarak, muhteşem bir ivmeyle artacaktır.
bugün hala daha birtakım çevrelerin eleştirisi altındaki harf devrimi; işte böylesine bir sürecin ürünü olarak, bir nebze de olsa eğitimli bir toplum olmamızın en büyük nedenidir. bugün harf devrimi'nin ve bizzat bizim alfabemizin, türk alfabesinin başarısı sayesinde okuyup yazabilen* insanlar, varsın durmaksızın yersinler onu. çünkü onun başarısı, cumhuriyetin çıkardığı ve birtakım insanlara rağmen çıkarmakta olduğu harikulade nesillerde saklıdır.
devamını gör...
alperen şengün
severek ve hayranlıkla ve umutla takip ettiğim genç basketbolcu.
25 temmuz 2002 giresun doğumlu.
sene başında banvit'in kapanması sonucu arkadaşları ile beraber beşiktaş'a geçti.
beşiktaş, basketbol süper liginde genç takımla beklentileri çok ama çok aştı, alperen bir çok maçta double double yaptı. nba scoutları tarafından izleniyordu. hala izleniyor. bir aksilik olmaz ise %100 nba de oynayacak. sadece ne zaman olabilir diye konuşuluyor bu ara.
bazıları bir yıl daha beklesin, iyice hazır hale gelsin, bir euroleague sertliği görsün sonra nba'e gitsin diyor.
benim tahminim bu sene, hem de iyi bir sıradan seçileceği yönünde.
mehmet okur the moneyman ile antrenman bile yapmış, yol göstericiler şüphesiz çok önemli. serbest atışları çok iyi, %80 ile atabiliyor, bu yüzden gözü kara, potaya çok iyi yükleniyor. ayak oyunları iyi, saha görüşü iyi, yaşı 18 ve şimdilik 2.08 metre.
daha ne olsun. üsteki yazar da kulaç uzunluğunu vurgulamış. ne olduğunu merak edenler şuraya bakabilir.
(bkz: kulaç uzunluğu)
#376589
3'lük atışları daha iyi olmalı diyorlar, biraz daha kalıplı, güçlü olmalı, atlamalı, zıplamalı diyorlar.
bu adamın fundamental özellikleri süper, diğerleri de gelişir elbet.
severek takip ediyoruz kendisini. umarım basketbolu çok seviyordur.
25 temmuz 2002 giresun doğumlu.
sene başında banvit'in kapanması sonucu arkadaşları ile beraber beşiktaş'a geçti.
beşiktaş, basketbol süper liginde genç takımla beklentileri çok ama çok aştı, alperen bir çok maçta double double yaptı. nba scoutları tarafından izleniyordu. hala izleniyor. bir aksilik olmaz ise %100 nba de oynayacak. sadece ne zaman olabilir diye konuşuluyor bu ara.
bazıları bir yıl daha beklesin, iyice hazır hale gelsin, bir euroleague sertliği görsün sonra nba'e gitsin diyor.
benim tahminim bu sene, hem de iyi bir sıradan seçileceği yönünde.
mehmet okur the moneyman ile antrenman bile yapmış, yol göstericiler şüphesiz çok önemli. serbest atışları çok iyi, %80 ile atabiliyor, bu yüzden gözü kara, potaya çok iyi yükleniyor. ayak oyunları iyi, saha görüşü iyi, yaşı 18 ve şimdilik 2.08 metre.
daha ne olsun. üsteki yazar da kulaç uzunluğunu vurgulamış. ne olduğunu merak edenler şuraya bakabilir.
(bkz: kulaç uzunluğu)
#376589
3'lük atışları daha iyi olmalı diyorlar, biraz daha kalıplı, güçlü olmalı, atlamalı, zıplamalı diyorlar.
bu adamın fundamental özellikleri süper, diğerleri de gelişir elbet.
severek takip ediyoruz kendisini. umarım basketbolu çok seviyordur.
devamını gör...
30 yaşından sonra anlaşılanlar
hiçbir şeyi, hiç kimseyi gözünde fazla büyütmemek gerektiği.
içimdeki ses 16 yaşımda bana ne söylüyorsa hala aynı şeyleri söylüyor. hala sünger bop izliyor ve hamam böceklerinden korkuyorum. üstelik fazla cips yediğimde hala sivilcem çıkıyor.
kendinize haksızlık etmeyin ve ezmeyin. eger bunu yaparsanız diğerleri de gelip yapıyor ve emin olun bu daha çok canınızı yakıyor.
içimdeki ses 16 yaşımda bana ne söylüyorsa hala aynı şeyleri söylüyor. hala sünger bop izliyor ve hamam böceklerinden korkuyorum. üstelik fazla cips yediğimde hala sivilcem çıkıyor.
kendinize haksızlık etmeyin ve ezmeyin. eger bunu yaparsanız diğerleri de gelip yapıyor ve emin olun bu daha çok canınızı yakıyor.
devamını gör...
mansur yavaş
babam olmadığı için kendisine kırgın olduğum adam.
devamını gör...
dünyanın en yakışıklı erkeği olduğu düşünülen erkekler
devamını gör...
bayat kek
aklıma kolpaçino da geçen; "hamurun bayatı da, delikanlı adamın aklını alır aklını" repliğini getiren başlık.
ama orda kek bayat değildi, sadece içinde mantar vardı*
ama orda kek bayat değildi, sadece içinde mantar vardı*
devamını gör...
iskoçya'da pedlerin bedava olması
diğer ülkelere örnek olmasını temenni ettiğim durumdur. bazı ülkelerde ped alamadığı için evde kalmak zorunda olan insanların, kız çocuklarının varlığını öğrendikten sonra gerekliliğini savunduğumdur. regl ve kadın pedinin öcü olmadığı, normal birşey olduğu böyle böyle öğrenilecektir.
devamını gör...
müzikal
kendine özgü, sade bir olay işleyişi barındıran, müzik, dans ve karşılıklı konuşmaların olaylarla bütünleştiği duygusal ve eğlendirici sahne gösterisi ya da film olarak tanımlayabiliriz. bir sahne ve gösteri sanatı türü olarak, müzikal film ve müzikal tiyatro adı altında ikiye ayrılır.
kökeni 19.yüzyıl ortalarına kadar dayanır. 1866 yılında broadway’de sergilenen the black crode eseri ilk müzikal tiyatro örneğidir. beyaz perdenin gelişiminden sonra müzikaller tiyatrodan sinemaya aktarılmıştır. warner bros tarafından çekilen ilk müzikal film the jazz singer'dır. ayrıca dünyanın ilk sesli filmidir.
kökeni 19.yüzyıl ortalarına kadar dayanır. 1866 yılında broadway’de sergilenen the black crode eseri ilk müzikal tiyatro örneğidir. beyaz perdenin gelişiminden sonra müzikaller tiyatrodan sinemaya aktarılmıştır. warner bros tarafından çekilen ilk müzikal film the jazz singer'dır. ayrıca dünyanın ilk sesli filmidir.
devamını gör...
22 mart 2021 hes kodu için uyaran kişiyi bıçaklayan yolcu
nasıl bir toplumda yaşıyoruz aklım almıyor. ruh hastası dolu her yer.
devamını gör...
normal sözlük bug'ları
yıldızla bakınız verilmişse ona tıklayınca asla geri gitmemesi, sayfayi degissem bile köşede bir yerde genelde swh yazıyor oluyor. *
devamını gör...
nişanlanmak
ilişkinin en güzel evresi.
tripler,kavgalar,kıskançlıklar gibi zorlu süreçlerden sonra sıra inişli çıkışlı zor günleri atlattığın ilişkinin, meyvesini yeme evresine gelmiştir. nedir bu?nişan...
evlilikten bir önceki, sevgililikten-sözden bir tık sonrası,bu ilişkinin adını koyalım evresi...
o ne der bu ne der derdin yok. aileler tanışmış. yüzükler takılacak. mis gibi abi. ölmeden önce yenilecek hatlar listemin en tepesinde. bekle beni instagram biyoma nişan tarihimizin yanına kilit koyup baş harfini yazacağım nişantişkom.
tripler,kavgalar,kıskançlıklar gibi zorlu süreçlerden sonra sıra inişli çıkışlı zor günleri atlattığın ilişkinin, meyvesini yeme evresine gelmiştir. nedir bu?nişan...
evlilikten bir önceki, sevgililikten-sözden bir tık sonrası,bu ilişkinin adını koyalım evresi...
o ne der bu ne der derdin yok. aileler tanışmış. yüzükler takılacak. mis gibi abi. ölmeden önce yenilecek hatlar listemin en tepesinde. bekle beni instagram biyoma nişan tarihimizin yanına kilit koyup baş harfini yazacağım nişantişkom.
devamını gör...
blefarit
göz kapağı inflamasyonudur. enfeksiyon ya da dermatit nedeniyle oluşabilir.
devamını gör...
normal sözlük’ü bırakmak
niye bu kadar mesele olduğunu anlamadığım eylem. sanal bir ortam arkadaşlar burası. gerçek değil yani. canınız isterse yazın. sıkılınca yazmayın bir daha. adam sanki boşanmaya karar vermiş. ilan ediyor herkese.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
hooop yavaş uçurun da başımız dönmesin! uçurun da göreyim alüminyum beni hadi! iyice karamürsel sepeti saksı neyin sanıyorlar bizi haaa!(bkz: sısısısı)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilginç alışkanlıkları
evden çıkmadan önce dart oynamak.
ev arkadaşlarımla bir takım meseleleri çözmek için başvurduğumuz yöntemdi dart. mesela bulaşıkları kimin yıkayacağı üzerine bir tartışma başlamak üzereyse okumuzu alıp 3 atışta en düşük puanı toplayana kitlerdik. izlenecek filme, gidilecek mekana, çöpü kimin çıkartacağına dair oluşan fikir ayrılıklarına tartışmak yerine eğlenerek karar vermemizi sağlıyordu. gel zaman git zaman yalnız yaşamaya başladım. duvarda asılı dartın misyonu değişti. bir zamanlar karar mercisi olan oyuncak evin müneccimi artık. sabah evden çıkmadan önce bir atış yapıyor ve 1 den 9 a kadar isabetime göre günün nasıl olacağı hakkında öngörüde bulunuyorum. genellikle yanılıyorum. mesela bu sabah 8'i vurmuştum oysa 2 puanlık bir gün geçirdim. ama olsun önemli olan yarışmak.
ev arkadaşlarımla bir takım meseleleri çözmek için başvurduğumuz yöntemdi dart. mesela bulaşıkları kimin yıkayacağı üzerine bir tartışma başlamak üzereyse okumuzu alıp 3 atışta en düşük puanı toplayana kitlerdik. izlenecek filme, gidilecek mekana, çöpü kimin çıkartacağına dair oluşan fikir ayrılıklarına tartışmak yerine eğlenerek karar vermemizi sağlıyordu. gel zaman git zaman yalnız yaşamaya başladım. duvarda asılı dartın misyonu değişti. bir zamanlar karar mercisi olan oyuncak evin müneccimi artık. sabah evden çıkmadan önce bir atış yapıyor ve 1 den 9 a kadar isabetime göre günün nasıl olacağı hakkında öngörüde bulunuyorum. genellikle yanılıyorum. mesela bu sabah 8'i vurmuştum oysa 2 puanlık bir gün geçirdim. ama olsun önemli olan yarışmak.
devamını gör...
fotorealizm
fotogerçekçilik, süperrealizm, hiperrealizm, hipergerçekçilik ve keskin odak gerçekçiliği olarak da isimlendirilmektedir.
1960 yıllarında amerika’da ortaya çıkan bu akım prensip olarak klasik realizm ressamlarının amaçlarına çok benzemektedir. fakat üretilecek olan temsillerde hedeflenen gerçeklik ve benzerlik düzeyi burada oldukça yüksektir. klasik realizm akımında ki uygulamalardan farklı olarak resmedilecek kompozisyonda oran orantı vb. matematiksel hesaplar kullanılmadan kompozisyon birebir fotoğraftan icra edilir.
kısaca, sanatçının fotoğrafik görüntüyü gerçekten ayırt edilemeyecek şekilde, projeksiyon ile tuval üzerine yansıtarak boyaması ile ya da direk akrilik ve yağlı boya kullanarak tuvale işlemesidir.
fotorealizm çıtasını arşa çıkaran sanatçı, leng jun'un çalışması.
1960 yıllarında amerika’da ortaya çıkan bu akım prensip olarak klasik realizm ressamlarının amaçlarına çok benzemektedir. fakat üretilecek olan temsillerde hedeflenen gerçeklik ve benzerlik düzeyi burada oldukça yüksektir. klasik realizm akımında ki uygulamalardan farklı olarak resmedilecek kompozisyonda oran orantı vb. matematiksel hesaplar kullanılmadan kompozisyon birebir fotoğraftan icra edilir.
kısaca, sanatçının fotoğrafik görüntüyü gerçekten ayırt edilemeyecek şekilde, projeksiyon ile tuval üzerine yansıtarak boyaması ile ya da direk akrilik ve yağlı boya kullanarak tuvale işlemesidir.
fotorealizm çıtasını arşa çıkaran sanatçı, leng jun'un çalışması.
devamını gör...
github
yazılımcıların kod depolamak için kullandığı sistem.
kod yazarken genelde sırayla kitap sayfası çevirir gibi "önce şunu yazayım, peşinden de şu gelecek..." şeklinde çok düzenli gidilmez. geriye dönülerek değişiklikler eklenebilir kodlara. versiyon kontrol sistemi * adı verilen sistemler, bu değişiklikleri bir merkezde depolayan ve istediğiniz zamanda değişim yapmanıza izin veren sistemler. kalabalık projelerde bu durum önemli hale geliyor.
yukarıda bahsettiğim ve adına sürüm kontrol sistemi de denilen vcs'lerin en çok kullanılanlarının başında git geliyor. yani git bir kontrol sistemi iken github kodların depolandığı bir sistem. github, git tabanlıdır. aradaki fark bu.
github, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz bir ortam. bilgisayarınıza desktop versiyonunu indirebilir ve projenizde yaptığınız değişiklikleri, internet üzerinden girdiğiniz github sitesindeki projenize entegre edebilirsiniz. bulut teknolojisi tabanlıdır ve bilgisayarınız yanınızda olmasa da, herhangi bir yerde projenize ulaşma şansı verir size. içerisinde çok sayıda açık kaynak kod bulundurur. başka yazılımcıların kodlarından faydalanabilmenizi sağlar.
yeri gelmişken ilginç bir bilgi de vereyim. bugüne dek github üzerinden depolanan tüm kodlardan oluşan bir veri havuzu, bir makara halinde hazırlanarak 1000 yıl dayanabilecek şekilde toparlandı. svalbard küresel tohum deposunun yakınlarında bir yerde, kullanılmayan bir kömür madeninde saklanacak. bunun anlamı, eğer dünyada 1000 yıl sonra insanlar var olursa, onların da bu kodlardan yararlanabileceği... şimdilik 200'e yakın makarada 21 terabaytlık veri korumaya alınmış durumda.
kod yazarken genelde sırayla kitap sayfası çevirir gibi "önce şunu yazayım, peşinden de şu gelecek..." şeklinde çok düzenli gidilmez. geriye dönülerek değişiklikler eklenebilir kodlara. versiyon kontrol sistemi * adı verilen sistemler, bu değişiklikleri bir merkezde depolayan ve istediğiniz zamanda değişim yapmanıza izin veren sistemler. kalabalık projelerde bu durum önemli hale geliyor.
yukarıda bahsettiğim ve adına sürüm kontrol sistemi de denilen vcs'lerin en çok kullanılanlarının başında git geliyor. yani git bir kontrol sistemi iken github kodların depolandığı bir sistem. github, git tabanlıdır. aradaki fark bu.
github, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz bir ortam. bilgisayarınıza desktop versiyonunu indirebilir ve projenizde yaptığınız değişiklikleri, internet üzerinden girdiğiniz github sitesindeki projenize entegre edebilirsiniz. bulut teknolojisi tabanlıdır ve bilgisayarınız yanınızda olmasa da, herhangi bir yerde projenize ulaşma şansı verir size. içerisinde çok sayıda açık kaynak kod bulundurur. başka yazılımcıların kodlarından faydalanabilmenizi sağlar.
yeri gelmişken ilginç bir bilgi de vereyim. bugüne dek github üzerinden depolanan tüm kodlardan oluşan bir veri havuzu, bir makara halinde hazırlanarak 1000 yıl dayanabilecek şekilde toparlandı. svalbard küresel tohum deposunun yakınlarında bir yerde, kullanılmayan bir kömür madeninde saklanacak. bunun anlamı, eğer dünyada 1000 yıl sonra insanlar var olursa, onların da bu kodlardan yararlanabileceği... şimdilik 200'e yakın makarada 21 terabaytlık veri korumaya alınmış durumda.
devamını gör...