buna benzer hisler bende de oluyor.
mesela alışveriş için bim'e girdiğimde daha bir maneviyatlı oluyorum, migros'a girdiğimde de daha bir laik oluyorum, beyaz türk damarım bir an da kabarıyor.
devamını gör...

herkesin hayatına üstüne vazife olmamasına rağmen burnunu sokmak. sürekli bir eleştirme, akıl verme, doğru yolu gösterme çabası.
devamını gör...

''kişinin kaşık olduğunu anladığı an'' diye okudum ve daldım başlığa. hangi troll açmış ona bakıp çıkacaktım. yanlış geldik. mevzu ciddiymiş ben kaçıyorum.
devamını gör...

bağımsız akademisyenlerin %36,7 olarak açıkladığı enflasyonu %14,6 olarak açıklayan istatistik kurumu. özgür özel'e yaratıcı tüik açılımından dolayı teşekkür ediyorum.
devamını gör...

teyzem olan yazar. kapıdan bu şekilde girer eve.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kaliteli müzik takıntısına sahip olan kişilerdir. ses konusunda tatmin olamaları zordur, her zaman stüdyo kalitesinde kayıtları tercih ederler. seste mükemmelliğin peşinde koşarlar ve en gerçek, en saf sesi üretecek bir sistem kurmak için yüz binlerce lira harcarlar. ses kalitesi onlar için sonsuz bir arayıştır, kalitesiz seslere tahammülleri yoktur..
devamını gör...

cevat dinçer isimli gerçek kesit oyuncusu. hepimiz onu saçlarının şekliyle kazıdık hafızalarımıza.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gerçek kesit izleyicisi olup da son zamanlarda nerelerde olduğunu merak eden varsa:
link
devamını gör...

lisedeyim. annem yok. mercimek köftesi yapmaya karar verdim. kuru oldu su kattım, cıvık oldu bulgur kattım. böyle böyle; un kat keloğlan, su kat keloğlan derken kilolarca mercimek köftesi oldu.
devamını gör...

orta yolun bulunmasında en çok zorlanılacak konudur. sigara öyle bir kokuya sahip ki her yeri kokusu sarıyor. sigara içmeyen kişi oldukça rahatsız olacaktır.
devamını gör...

en sevdiğim sanatçılardan birinin bir eserini bırakayım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel zdzisław beksiński (1975)
eserlerinin hiç birine isim vermemiş, yorumlamak bize kalıyor. iyi geceler dünya.
devamını gör...

hayatım her bakımdan önemsiz mutluluklara yöneliyordu. kimi zaman ne idüğü belirsiz işaretler gönderiyordu, kimi zaman da sonuçsuz bir vızıltıdan başka bir şey duyulmuyordu.

bulantı; kaygı, yabancılaşma, özgürlüğün acı verici tarafı, varlığını kabullememe, saçmalığın sancısı, kendinden ve insanlardan tiksinme duygu'sudur. jean paul sartre yaşadığı ve kahraman'a ilettiği bu sancıyı, kusma hissini ağzına acı tat gelecek kadar duyumsuyor. ayna karşısına geçip yanaklarını sıkıyor, kendini cimcikliyor. insanlar'ın gelişigüzel yaşayışlarından alay ediyor, varlıklarını sorgulamamalarına anlam veremiyor. hem kendi varlığından hem insanların varlığından utanıyor. oldukça sarsıcı...

varoluşçu felsefe'nin temellerini atan bu roman varlık özden önce gelir ifadesiyle hayat bulur.

roman'ın kahramanı antoine roquentin, yazdığı roman'ın karakteri ile varlığını bulmaya çalışıyor. elini, ayağını hareket ettirmenin bile mesele olduğu bir girdab'ın içinde, neden traş oluyor? bu bile anlamsız onun için. dünya'nın absürtlüğü bulantı'ya sebebiyet veriyor. onun için her sey rastgele. var dan her şey nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşu sürdürür ve rastgele ölür.

kaygı, korku, saçma duygularını derinlerde hissedebileceğiniz, sizi sorgulamaya itecek bir kitap. müthiş bir psikolojik tasvir var. okurken bir beklentiye girmeyeceksiniz. nasıl biteceği ile ilgili hiç düşünmeden okudum ben, sadece sayfaları geçtim. yazar'ın gözlem yeteneğine ve yansıtma gücüne hayran kaldım. sürekli not aldım. her sayfa'da bir cümle muhakkak dikkat çekici, etkileyici. ben bulandım.

antoine, hayatımla ilgili olarak bilmediğim her şey'i kitaplardan öğrendim dedi. ben de bu kitap için aynısını söyleyebilirim.

direnerek, direnerek yaşayanlara gelsin...
devamını gör...

ikinci sezonuyla iyice konusundan ve vermek istediği mesajlardan sapmış,bana kalırsa karakterleri işlerken de kolay yolu tercih etmiş ve seyirciyi fazla dinleyen bir dizi.
orjinal versiyonlarını izleyenler veya hakkında az çok bilgisi olanlar bilir;bu hikaye özünde bir çiftin karşılıklı olarak birbirine zarar vermeye çalışması,kadının da adamın da aslında birbirine saplantılı ve hastalıklı karakterler olması ve bu arada çocuklarının yaşadığı dramı anlatan bir dizi.adam tam bir şerefsiz evet;ama orijinal dizide kadının da aldatma sonrası tepkilerinde kusursuz olmadığını,hataları olduğunu görüyoruz.oysa sadakatsiz'de aklımıza yerleştilen şey;asya'nın kusursuz olduğu.en iyi doktor,en iyi anne,en iyi eş,en iyi arkadaş,en iyi sevgili,en iyi,en iyi,en iyi...yahu içim şişti be.neredeyse herkes dizide asya'ya hayran ve muhakkak her bölüm asya'ya yığınla övgü dinliyoruz.asya kendisini suçladığında bile herkes buna şiddetle karşı çıkıyor;"aaa olur mu?sen en doğru şeyi yaptın asya,sen haklısın asya."yapmayın allah aşkına.bir insan hayattaki her rolünde,her görevinde bu kadar kusursuz olabilir mi,en güç durumlarda dahi en doğru şeyi yapabilir mi her daim?istisnalar dışında mükemmel yansıtılan karakterleri hiçbir zaman sevmedim çünkü kimse mükemmel değildir ve tam da bu sebeple bu karakterler kartondan oluyor,gerçek gibi düşünüp özdeştiremiyor,benimseyemiyorsun.oysa dizinin konusu çok gerçek ve çok evrensel;bence bu kadar izlenmesinde dizinin çok genel ve herkesin kendinden bir şeyler yakalayabileceği bir konuya sahip olmasının katkısı çok büyük.ama dizinin konusu bu kadar gerçekken asya karakteri hiç gerçekçi değil.sadakatsizlik sebebiyle annesi babasıyla beraber ölüme gidiyor-hatta yaşarlarken de evde kavga kıyamet eksik olmuyor,kız huzurlu bir ortamda büyümüyor ve hatta babasının annesini aldattığını gözleriyle görüyor-sonrasında asya kim bilir ne emeklerle kendi ailesini,kendi hayatını kuruyor ve anne babasının evliliğinin aksine gerçekten mutlu bir evliliği olduğunu zannederken çat!kocası da ona sadakatsizlik ediyor.yahu aldatılmak normal bir insan için bile yeterince büyük bir travma;evlenip çocuk yaptığın,on-on beş yıldır hayatında olan insan tarafından aldatılmak daha da büyük bir travma.ama asya karakteri için ekstra büyük bir travma çünkü bu kız bu filmi görmüş;bunları yaşamış.sadakatsizliğe çocukluğunu,anne babasını kurban vermiş.o eşinin ihanetiyle sadece aldatılmanın,eşinin bir başka kadını arzulamasının ve asya'ya yalanlar söylemesinin,mutlu zannettiği evliliğinin karanlik yüzünün acısını yaşamıyor;hayır.o tüm bunları yaşarken aynı zamanda bir kere daha geçmişin acısını yaşıyor,bastırdığı travmaları tekrar gün yüzüne çıkıyor.öfkesi sadece volkana değil;aynı zamanda babasına,annesine,mutsuz geçen çocukluğuna,sürekli aynı acıyı ona yaşatan ve bu kısır döngüden onu çıkarmayan hayata.ilk bölümlerde bunu az da olsa gördük ama yeterince üzerinde durulmadı;oysa volkan elbet unutulur ama bu travmanın atlatılması daha zordur.ve en önemlisi;volkan sadece bir aracı.yani volkan'ın ihaneti olmasa da asya çok sağlıklı,çok mutlu bir kadın değil;sadece travmalarını içine gömmeyi becermiş,kendinden dahi saklayabileceği kadar saklamış.ama travmayı içine gömmek farklı,atlatmak farklı ve asya kesinlikle atlatmış,aşmış değil.bu zaten volkan'ın ihanetinden önce de belli.mesela neden tüm arkadaş çevresi volkan hatalı olmasına rağmen onun yanında-bilip susmaları her halükarda çok kalleş bir davranış,o ayrı konu.demek istediğim,onları aklamak değil.- ve daha da önemlisi;niye hastaları hariç volkan'dan bağımsız yakın arkadaşları yok?cevap belli:kadın kolayca bağ kuramıyor.soğuk ve mesafeli tavırları seyirciye cool ve herkesle yüz göz olmayan,sınırlarını bilen kadın olarak servis edilse bile işin aslında sadece güven sorunları yaşayan,insanlarla yakın ve sıcak ilişkiler kuramayan bir insan olduğunun işareti.zar zor kurduğu bağlar ise sağlıklı değil.volkan mesela;sadece kocası değil onun.muhtemelen ailesinin hikayesini anlatabilecek kadar güvendiği tek kişi,nasıl olduysa kendini teslim edebildiği tek kişi.hatta işin gerçeği;bir anlamda arkasına saklandığı kişi.çünkü arkadaş çevresi dahi volkan sayesinde;oğlunu dahi ona volkan vermiş.asya eğitimli,zeki,paralı bir kadın;maddi açıdan hiçbir şeye ihtiyacı yok ama manevi açıdan çok muhtaç durumda.bu yüzden volkan onun sadece kocası değildi;ihaneti daha zor atlatması için bir sebep daha.diğer sağlıksız ilişki de oğluyla kurduğu bağ.oğlunu babasına vermeyi asla kabul edemeyecek kadar oğlunu seviyor ancak hangi yolla olursa olsun oğlunu elinde tutmayı deniyor;yani daha açık şekilde çocuğunun gözleri önünde babası tarafından dayak yiyerek,yaralanarak,hatta o an orada çocuğun babası tarafından öldürülme ihtimalini dahi göze alarak çocuğunu yanında tutuyor.bu şimdi,"aman ne fedakar anne,oğlu için ölümü göze aldı,"mı?yahu saçmalamayın ne olur.oğlunu düşünse ona böyle bir travma yaşatmaz,çocuğu ortada bırakma riskini göze alamaz.çocuğunu seviyor;orası ayrı.ama bu aldatma olaylarından sonra verdiği tepkilerinde sadece seviyor;düşünmüyor.ikisi farklı şeyler.yani oğluyla dahi kurduğu ilişki çok sağlıksız,çok uç noktada ve travmalarının tetiklenmesinin ardından oğlunu sevmeye devam etse de onu düşünmeyi kesinlikle bırakıyor ve duygusal anlamda istismar ve ihmal ediyor.ama bizdeki asya;intikam oyunlarından sonra full kusursuz anne olarak servis edildi.ve bu zerre kadar gerçekçi değil yahu.kadının oğlunu ihmal etmesi asla affedilecek bir durum değil;affedilemez ama anlaşılabilir.çünkü bu kadın zaten sağlıksız bir ruh halinde,travmalarının etkisiyle kontrolü kaybetmiş vaziyette.ama bizdeki asya?kontrolü kaybettiği tek an yok.saçmalamayın demekten yoruldum yahu.bunlar doğru demiyorum ama hikayenin başında asyanın geçmişini,travmalarını ve sağlıksız yönlerini gösterip sonra her şeyin üstesinden gelen güçlü mükemmel kadın ve anne rolü yüklemeniz hiç gerçekçi değil ve hikayeyi basitleştiriyor.bu hikâyenin özünde çok ciddi psikolojik öğeler var;bu sıradan bir aldatılma hikayesinden çok daha fazlası.ama sırf seyirci güçlü asya istediği için diziyi bir kadının ayakta durma mücadelesine çevirdiler resmen.dizide bu da var elbette ama kadını ilah gibi sunmak,psikolojisini tamamıyla göz ardı etmek dediğim gibi;hikayeyi sadece basitleştiriyor.aynı zamanda tutarsızlaştiriyor;yahu buz kraliçesi asyanın,bu kadar büyük travmalar yaşayan asyanın hafızasını kaybetmiş bir adama taş çatlasın bir ay gibi bir sürede aşık olması,kendini teslim etmesi mantıklı mı?mümkünü yok.hatta ve hatta o adam uğruna kafasını yardırdığı,eski kocası tarafından öldürülmeyi göze aldığı oğlunun evi terk etmesine izin vermesi,çocugun ne kadar tepkili olduğunu gördüğü halde aras'la ilişkisine hiç tereddüt etmeden gayet huzurlu devam etmesi?bu imkansız zaten.cok karmaşık ve derin bir psikolojisi olan asyayı aldılar,seyirci güçlü kadın desin diye ilah ve son derece sağlıklı ruh halinde bir kadın ilan ettiler.ne denir ki?yazık oldu.
hepsi bir yana;bence en kötüsü vermesi gereken mesajı verememesi oldu.bu hikâyede ali suçsuz olduğu halde ebeveynlerinin hırslarının,zaaflarının ve egolarının kurbanı olmuş bir çocuk.annesi ve babası tarafından duygusal olarak ihmal edilen;tamamıyla masum olmasına rağmen yapayalnız ve acı dolu bir çocuk.en sonunda anne babasını terk edip gidecek kadar onlardan kopmuş- ya da anne babası çoktan ondan kopmuş o zamana kadar demek daha doğru olur belki-bir çocuk.bu hikaye;her şeyden önce ali'nin hikayesi.ama dizide senaristin konu bulmak için sürekli kullandığı bir piyon haline geldi sadece ve çoğu seyirci ondan nefret ediyor.ne denir ki?esas buna yazık galiba.
edit:tekrar okuyunca asya'nın güçlü kadın olarak sunulmasından rahatsız olmuşum gibi bir izlenim verdiğimi fark ettim ama tabii ki öyle değil.neticede ben de bir kadınım ve topluma güçlü kadınları kabul ettirmenin önemini biliyorum.benim eleştirimin iki önemli sebebi şu:birinci olarak;asya'nın psikolojisini işlememek.yazdığım sebeplerden dolayı asya aldatılmayı normal insanlara oranla çok daha zor atlatacak,çok daha derinden yaralanacak bir karakter.ayrıca muhtemelen güven sorunlarından dolayı sosyal anlamda problemleri var.yıllarca içine gömdüğü ve eşinin onu aldatmasıyla tekrar gün yüzüne çıkan travmaları var.bunlar onu güçsüz yapar mı?elbette ki hayır.aksine bize asya'nın bunlarla baş etmeye çalışmasını izletseydiniz gerçekten "güçlü kadın"izletmiş olurdunuz işte.laf sokmak,başkalarının gözleri önünde duygularına hakim olmak falan değil bence güçlü olmak;sorunlarıyla baş etmeye çalışmak,kendini iyileştirmeye çalışmak gerçek bir güçlü insan hareketi oysa.dolasıyla asya karakterinin intikam olaylarından sonra çok "karton"ele alındığını düşünüyorum,çok basit bir bakış açısıyla karaktere bakıldığını ve bunun yazık olduğunu.ikinci neden ise;ali karakteri.asya'ya hak verip anlayacağımız çok yer var elbette bu hikâyede ama tüm hikâyede en çok anlayacağımız,en çok sempati duyacağımız karakter ali olmalı orjinal hikayeye göre.oysa şu an dizide en çok nefret edilen karakter ali ve bu cidden üzücü.çünkü dizinin ilk mesajı,en önemli mesajı;kendi hırslarımız,egolarımız ve zaaflarımız arasında debelenirken hiçbir şeyden sorumlu olmayan masum çocuklarımızı ihmal etmememiz,unutmamamız gerektiği.burada ise asya karakterine kızılmasın diye asya mükemmel bir anne,ali ise annesinin tüm emeklerini boşa çıkaran, el bebek gül bebek büyütülmesine rağmen çok sorunlu bir çocuk olarak resmedilmiş.yahu çocuğun sorunlarını görüyoruz da bu sorunların sebebini bir kere bile çocuğun ağzından duyamadık dizide ya da ikinci sezonun başında yeni okulundaki zorbalık olayı gibi günah keçisi bulundu.oysa ali'nin bu zorbalığı ailesiyle paylaşamamasının sebepleri bile asya ile volkan.(farkında olarak ya da olmadan;durum bu sonuçta.zaten kimse evladına bile isteye zarar vermez,önemli olan fark edebilecek dikkati ve önemi göstermek.)bırak asya'nın anneliğinde hatalarını,ihmallerini göstermeyi;günah keçisi bulup konuyu kapatıyorlar;pes doğrusu.böyle olunca da nankör oluyor çocuk tabi herkesin gözünde.bir de muhtemelen reaksiyon almak için,konu bulmak için çocuk çok abartılı tepkiler veriyor sürekli.mesela aras'a karşı çıkma meselesi.nasıl babası istediğiyle oluyor,istediğiyle hayatını kuruyorsa annesi de bu hakka sahip;bu tartışmaya kapalı bir konu.asya'nın oğluna hayatına müdahale edemeyeceğini ve babasının ilişkilerine saygı duyduğu gibi ona da saygı duymak zorunda olduğunu anlatmak istemesini çok takdir ediyorum.çünkü bir sahnede asya'nın da dediği gibi," bu olay sadece aras değil,ileride hayatına girecek tüm kadınlar için önemli."bu,kadın-erkek eşitliğini anlaması ve kadınlara saygı duyması için çok önemli bir nokta.babasıyla ayrılan annesinin hayatına yeni birilerinin girmesi son derece doğal ve normal;bunu anlamalı.ancak şöyle bir sıkıntı var ki;normal ve doğal olan her şeyi büyük bir sakinlik ve olgunlukla karşılayabiliyor muyuz;üstelik çok kısıtlı bir zaman içerisinde?ölüm de doğal,hatta belki en doğal şey.ama sevdiklerimizi kaybettiģimizde bu her şeyi çok kolayca kabullenmemize yetmiyor,değil mi?doğal ve normal de olsa insanların tercih etmeyecekleri durumlar da vardır,o durumlara alışmak zor olabilir ve aslına bakarsanız bu da son derece doğal bir şey :) yani asya'nın kararından dönmemesini desteklemekle beraber çok aceleci davrandığını,bu durumu oğluna bir sürece yayarak alıştırması gerektiğini düşünüyorum.düşünsenize kırk yaşında anneniz en fazla iki-üç ayda evlilik kararı alıyor."ulan sen manyak mısın,adamı tanımıyorsun!en sevdiği yemeği sorsak bilmezsin!"demez misiniz?her yasta aşk yaşamaya herkesin hakkı var,anne babaların da.ama çocuğun varsa bu aşkı olgunca yaşamaya mecbursun;maalesef.oysa dizi hiç bu taraftan bakmıyor olaya,sanki bu olağandışı hız garip değilmiş gibi,sanki her şey çok akla yatkınmış gibi davranılıyor;çok tuhaf sahiden.hatta ali'yi iyice haksız duruma düşürmek için davranışlarının ölçüsü iyice kaçmış,saygısızlık ve terbiyesizlik hat safada ama sakin ve mantıklı bir şekilde düşüncelerini annesiyle paylaştığı sahneler,buna karşı çıkmasına neden olan korkularını annesiyle paylaştığı sahneler yok denecek kadar az ve üstünkörü işlenmiş.keşke asya'yı kusursuz olarak değil de bir insan olarak seyirciye sevdirebilseydiniz ve asya'nın kusursuzluğuna zarar vermemek için bir çocuğu günah keçisi olarak seçmeyip vermeniz gereken mesajı verebilseydiniz.benim tepkim buna.
devamını gör...

hareketi kesinlikle tasvip etmemekle birlikte yine at gözlüğünü takıp gelen aktroll bir arkadaşımız teşrif etmişler, hoş gelmişler gözüm üstünde.

bu arada, hatırlar mısın bizim oğlan?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yolumuz uzun !
heyecanımız yüksek !
gençliğimiz vaaaar !!!
devamını gör...

en sinsi insan modeli olmayabilir.
bazıları çocukluktan susturulmaya alıştırılıyor.
devamlı " sen sus karışma, konuşma, dur " gibi sözlerle büyüyen çocuklar vardır.
bu huy haline gelince, haliyle yetişkin olunca da huy olarak yerleşmiş oluyor.
onun için susandan daha fazla, çok konuşandan korkun derim.
susanın illa ki bir sebebi vardır, susuyordur.
susuyordur ki kırıcı konuşanların verdiği hasardan uzak kalsın.
selam olsun susanlara...
devamını gör...

ben bu başlığın halen neden burada olduğunu algılamış değilim. sanırım idrak yollarımda ciddi tıkanma var. yahu millet başka bir sözlükteki olaylar yüzünden burada birbirine giriyor. şunu aklıselim ile izah edebilecek bir insan evladı var mıdır?

şu başlık nasıl kafa sözlüğün gündemi olabiliyor? başlığı açan arkadaş sinirlenmiş, kızmış vesaire bu duygularını anlıyorum lakin tüm bunların yeri burası mı? artı kafa sözlüğün böyle bir başlığa ihtiyacı yok. burada üyeliği olmayan bir insan nefret suçu işlemişse bununla ilgilenmesi gerekenler malum sözlüğün yöneticileridir. bu başlık burada durduğu müddetçe kafa sözlüğün kendi mecrasında ve yolunda gitmekte olduğu düşüncesi zarar görecektir. bu sözlük kendi gündemini yaratamayacaksa yada buradaki yazarlar sürekli malum sözlüğe göre reaksiyon verecekse, yandı gülüm keten helva...
devamını gör...

incittikleri neydi peki? kediyi bırak incitmedikleri canlı kalmadı da.
devamını gör...

bebek maması. net. geçmiş siparişlerime bakınca görüyorum, gayet net biçimde. daha üç ay önce normal fiyatı 149 olanı 119 alabiliyordum. şimdilerde aynı mama 289 tl.

başka sözüm yok.
devamını gör...

kafam dağılıyor stresimi atıyorum. o yüzden de ciddili başlıklara pek uğramak istemiyorum reel hayatta zaten çok stresliyiz bir de burda mı gerilelim? geliyorum yazıyorum ediyorum yeni insanlar tanıyorum falan hoşuma gidiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim