ironik

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeğenim biraz bana çekmiş. baktığı duyduğu şeyleri pek unutmaz. niye bunu yazdım? geçtiğimiz gün telefondan sözlüğü gösterdim, kafa yazıyoooo dedi. ondan sonra yine geldi kafaaa deyip deyip gitti. yemin ediyorum telefonu orta yerde bırakmaya ürküyorum. herkes sevgilisinden/eşinden çekinir ben yeğenimden. kızım bak git.
devamını gör...

gerizekalıdır, akıl yoksunudur, embesilin tekidir. hayatta kimse kendine bakmadığından, aklınca sevgilisine prim kasmaya çalışan, kezban demeye dilim varmıyor ama ona benzer bir şeydir. aşağıya bıraktığım videodaki cinayet sadece, eli kız arkadaşına dokundu diye işlenmiştir. tabancanın kabzasıyla adamı döverek öldürmüştür. ne ceza aldı, şimdi ne durumda bilmiyorum ama umarım hapisten asla çıkamaz ve hatta orada ölür.

kız arkadaşına eli dokundu diye

yine geçen sene işlenen bir cinayeti aklıma getirmiştir. gülerek geçen kızlara gayrî ihtiyarı sesten dolayı bakan iki genci, sevgililerine şikayet ederek, birinin ölmesine sebep olan böyle iki kız daha vardı. daha sonra ölen gencin arkadaşı açıklama yapmış ve sadece sesin geldiği yöne doğru baktıklarını ve kızları farketmediklerini söylemişti. hiç uğruna gencecik bir can heba oldu işte. müge anlı gibi;” vah ki gidene.”

tamam kimse kimseye bakmasın. ne olmuş bakmışsa? her bakanı eşimize, sevgilimize, abimize, babamıza şikayet etsek, ortalık kavga- gürültüden geçilmez. herkes herkese bakar, bakıyor. kadınlarda bakıyor. kadınlar kadınlara da bakıyor. güzel diye bakar yakışıklı diye bakar gülüyor diye bakar, bakar yani. taciz boyutuna gelirse gider yetkililere şikayet edersin, sevgiline değil. bulunduğumuz dönemde herkes bir cinnet eşiğinde. bu şikayet sonucunda ölende olabilir, öldürülende. biraz akıl fikir ya biraz.
devamını gör...

merhabalar sevgili portakallar!
fırından yeni çıkan taze mi taze* neşeli mi neşeli eğlenceli mi eğlenceli yazarlarından oluşan gecenin yıldızlarının afişini sizlerle paylaşmaya geldim efendim!
inanılmaz eğlenceli şarkılarla yerimizde duramayacağımız bir yayına umuyorum ki hazırızdır! zilleri, tefleri, halay mendillerini hazır edip lütfen radyo başındaki yerinizi alınız, 22.00'da başlıyoruz.
o zaman gelsin yıldızlar!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ps: afiş için sevgili gomercan'a on yüz milyon kez teşekkürler efendim!
devamını gör...

öğrenci andının okunmasını yürürlükten kaldıran yönetmeliğin iptaline karar veren danıştay 8. dairesi’nin kararı bozuldu. danıştay idari dava daireleri kurulu’nda 11'e karşı 4 oyla alınan kararın gerekçesi önümüzdeki günlerde yazılacak. yani okullarda andımız artık kesin okutulmayacak.
bilindiği gibi açılım dönemi icraatlerindendi. bence isteğe bağlı olarak kalmalıydı. ya da sadece pazartesi günleri de okunabilirdi. "andımız"dan rahatsız olmak, okunmasın şeklinde karar almak yakışmadı.
kaynak
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeni bir mum'un yakılması için bir mum'un sönmesi.
devamını gör...

bizim ülkemizde de çok keyifli örnekleri olandır. *
bahçelerde lahana
pişur da koy sahana
bu zamanın kizlari hep oldi salahana
devamını gör...

insanların yolda yürürken yapmaktan zevk aldıkları o kadar çok şey var ki. sadece şunu söylemek istiyorum, sizi küçük ve ezik gösterecek yakışmayan hareketler yapmayın. çoğu insanın küfürüne ve kötü konuşmalarına maruz kaldığınızı bir anlayın lütfen.
devamını gör...

kamu ihalelerinde şeffaflığın olmaması önemli nedenlerden biridir. burada tartışılması gereken iki önemli husus vardır:

(1) ihale işlerinin nasıl olduğu ve olması gerektiğidir. ihaleler "açık maliyet" (open cost) (açık maliyet en basit tabirle, "firmaların kullandıkları girdilere yaptıkları ödemelerden kaynaklanan maliyeti ifade eder.") şeklinde yapılırsa her şey şeffaf olacağı için aslında tartışma da olmayacaktır.

(2) nihai hedefi ab'ne tam üye olmak olan bir ülkenin kamuya ilişkin alım ve/veya ihale süreçlerinin ab müktesebatı ile uyumlu olmaması ve her yıl yayımlanan ilerleme raporlarında bu hususta eleştiriler almasına rağmen hiçbir şey yapmamasıdır.

dünya ticaret örgütü (dtö) metinlerinde “government procurement”, ab düzenlemelerinde “public procurement”, anglo-american literatüründe çoğunlukla “government contracts”, “public purchasing” ya da “government purchasing”, bazı ülke düzenlemelerinde “public tender” ya da “state tender” kavramlarıyla ifade edilmek istenen “kamu alımı”, kamunun ihtiyaç duyduğu mal, hizmet ve yapım işlerinin ihale yoluyla tedarik sürecidir.

kamu alım süreci sadece ihaleye indirgenemeyecek bir süreçtir. burada açıklanması gereken nokta “kamu alımı” ve “kamu ihalesi” arasındaki ayrımın ne olduğudur. zira hemen her ülkede; kamunun ihtiyaç duyduğu mal, hizmet ve yapım işlerinin, uygulanacak belli usuller sonrasında belirlenecek bir bedel karşılığında özel kişilerden satın alınması işlemi, kamu alımları (public/government procurement) olarak nitelendirilmekte ve belli kurallara tâbi tutulmaktadır. kamu ihalesi ise, idarenin sözleşme iradesini oluşturmada uymak zorunda olduğu bir idarî usuldür.

nitekim kamu alımları ab müzakere sürecinde müstakil bir dosya olarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir. başka ülkelerle yapılan müzakerelerde sermayenin serbest dolaşımı dosyası içinde ele alınan kamu alımları konusu, türkiye ile müzakere sürecinde ayrılmış ve başlı başına bir dosya haline getirilmiştir. açılan bu dosyalar üzerinden yürütülen türkiye’nin müzakere süreci, hazırlanan ilerleme raporları ile izlenmektedir. bir anlamda türkiye’nin bir önceki yıla göre yapılan ve/veya yapıl(a)mayan reformlarının bilançosunu bu raporlardan çıkartmak mümkündür.

ilerleme raporları incelendiğinde, türkiye’nin kamu alımları alanında yapmış olduğu düzenlemelerin, komisyon tarafından genel itibariyle yeterli görülmediği söylenebilir. örneğin 2001 raporu genel değerlendirmesinde “kamu ihaleleri ile ilgili mevcut mevzuat, müktesebat ile uyumlu değildir” denilmektedir. 2002 ilerleme raporundan 2003 yılına kadar kaydedilen gelişmelerin değerlendirildiği 2003 ilerleme raporunda ise, “kamu alımları konusunda, kamu ihale yasasında yapılan değişiklikle müktesebata uyum konusunda geriye gitmiştir” sonucuna ulaşılmıştır. ayrıca aynı raporda “kamu ihale yasasındaki değişiklikler türkiye’nin ab müktesebatına uyumunu azaltmıştır” iddiası yer almıştır. 2004 raporunda yer alan türkiye kamu ihaleleri değerlendirmesi ise kısaca şöyledir: “türkiye'nin kamu ihale yasası, ab'den ihalelere katılacaklara ayırımcılık yapılmamasını sağlayacak şekilde müktesebat ile uyumlaştırılmalıdır. mevzuatta yapılması gerekli bazı değişiklikler, uygulama alanının genişletilmesi, çok sayıda muafiyetin kaldırılması, ab mallarına ve üreticilerine karşı ayırımcılığın ortadan kaldırılması, rekabet ve tam şeffaflığa yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını içerir.”

9 kasım 2005 tarihinde yayınlanan sekizinci ilerleme raporu, yayınlanan diğer yedi rapora göre oldukça farklı bir rapor olarak değerlendirilmiştir, çünkü rapor, 3 ekim 2005 tarihinde müzakere çerçeve belgesi’nin kabul edilmesiyle, türkiye’nin ab’ye tam üyelik katılım müzakerelerine başlaması sonrası yayınlanan ilk rapor olmuştur. 2005 ilerleme raporuna baktığımızda, kamu ihaleleri 5 numaralı fasılda değerlendirilmeye alınmıştır. raporda; “kamu ihaleleriyle ilgili müktesebat şeffaflık, eşit muamele, serbest rekabet ve ayrımcılık yapılmamasına ilişkin genel ilkeleri kapsamaktadır” vurgusu yapılmış ve türkiye’de “genel ilkeler konusunda ilerleme olmamıştır. aksine, türk kamu ihale kanununda bir dizi istisnalar yürürlüğe konmuştur” denilmiştir. ayrıca sonuç kısmında son ilerleme raporundan bu yana “kayda değer bir ilerleme meydana gelmemiştir. aksine, kamu ihale kanununda bir dizi istisna mevcuttur ve ihale kanununa yapılan ilavelerle türk ihale mevzuatı müktesebattan daha da uzaklaşmıştır. türkiye müktesebatla çelişen yeni istisnalar kabul etmekten kaçınmalıdır. şeffaf olmayan ve ayrımcı kamu ihale uygulamalarına son verilmesi ve kamu ihale kanununun müktesebata uyumlaştırılması için harekete geçilmesi gerekmektedir” değerlendirmesinin yapıldığını görmekteyiz.

2006 ilerleme raporu da bir önceki ve daha sonraki raporlar gibi, genel ilkeler alanında bir gelişme bulunmadığı yönünde tespitte bulunmuştur. şeffaflık ilkesi kapsamında ele alınabilecek olumsuz bir saptama ise şöyledir: “kamu ihale kurumunun güncellediği kamu ihale eşikleri ve mali limitleri, ab seviyesinin üstünde kalmaya devam etmektedir. bu durum, teklif veren yabancıların şansını azaltmaktadır. buna ilaveten, karmaşık ve pahalı nitelik usulleri de, kamu ihalelerine geniş çaplı katılım için bürokratik engel oluşturmaya devam etmektedir.” ayrıca 2006 raporunun işletme ve sanayi politikası başlığını taşıyan 20 numaralı faslında, şeffaflıkla ilgili önemli bir eleştiri yer almaktadır: “ihalelerde, kamuya duyurma şartları her zaman tam olarak yerine getirilmemiştir.”

2007 yılında açıklanan ilerleme raporunda da bir önceki raporlardan farksız olarak, “genel ilkeler alanında hiçbir ilerlemeden bahsedilemez” cümlesi yer almıştır. ancak bununla birlikte, şeffaflık adına olumlu bir değerlendirmeden söz edebileceğimiz açıklamaları da aynı raporda okumak mümkün: “idari kapasite konusunda ilerleme kaydedildiği söylenebilir. kamu ihale kurumu artan biçimde etkin ve verimli bir çalışma yürütmektedir. 2007 itibariyle, ihale bültenleri yalnızca elektronik formatta yayımlanmaktadır ve ücretsiz olarak internet üzerinden erişime açık bulunmaktadır.” özetle söz konusu 2007 raporunda kamu alımları faslı için, sınırlı bir ilerlemeden bahsedilmektedir.

ilerleme raporlarında da her yıl bir önceki yıla göre artan şikayetlere dikkat çekilerek türkiye uyarılmaya çalışılmıştır. 2008 ilerleme raporu’nda bu durum şu şekilde özetlenmiştir: “ihtilaf direktifine uyumda herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. memnun olmayanlarca yapılan şikayetlerin sayısı, verilen ihalelerin tümünün sadece % 3’ünü temsil edecek şekilde, 2003’te yaklaşık 900’den 2007’de 4000’in üzerine çıkarak son yıllarda artmıştır. gözden geçirme prosedürü uzun sürmekte ve davaların yığılmasıyla sonuçlanmaktadır.” şikâyetlerin sayısı başvuru ve şikayete ilişkin yapılan birtakım düzenleme ve değişikliklerden sonra, 2008’e kıyasla 2009’da % 47 oranında azalmıştır. memnun olmayan isteklilerce yapılan şikayet sayısı 2009 yılında 2954 iken, bu sayı 2010 yılında % 45'lik bir artış göstererek 4281'e ulaşmıştır. ilginç bir şekilde, 2009 yılında görülen şikayet başvuru sayısındaki düşüşe rağmen, 2010 yılında sanki hiç düşüş olmamış gibi 2008 yılı şikayet başvuru sayısı yeniden görülmüştür. 2012 yılında, bir önceki yılla karşılaştırıldığında, memnun olmayan isteklilerce yapılan şikâyet sayısı % 9'luk bir artış göstererek, 4281’den 4670’e çıkarken, toplam ihale sayısı % 23 oranında artmıştır. şikâyet sayısının ihale sayısına oranı % 3 olarak gerçekleşmiş olup, bu durum türkiye’deki kamu alımları sisteminin istikrarlı hale gelmekte olduğuna işaret etmektedir. ancak, türkiye’nin şikâyet inceleme mekanizmalarına ilişkin mevzuatını, ab müktesebatıyla daha fazla uyumlu hale getirmesi gerekmektedir.

2010, 2011 ve 2012 yılları ilerleme raporları birlikte incelendiğinde öne çıkan ortak değerlendirmeler şöyledir:

- genel ilkeler bakımından ilerleme kaydedilmemiş,
- yerli istekliler lehine fiyat avantajı uygulaması devam etmekte,
- eşik değer rakamları yüksek tutulmakta,
- istisna alımların kapsamının devamlı genişletilmesi,
- altyapı sektörlerine ilişkin kamu alımlarını düzenleyen birlik direktifi türk ihale mevzuatında bulunmamaktadır,
- şikayetlerin incelenmesi direktifine uyum ile ilgili olarak ilerleme kaydedilmemiştir.

tüm bu ilerleme raporlarını bütün olarak değerlendirdiğimizde, genel ilkeler konusunda ab komisyonu’nun tatmin olmadığı açıkça görülmektedir. özellikle de komisyon, kik’in yerli istekli lehine fiyat avantajı sunan 63 üncü maddesini, rekabet ilkesi kapsamında büyük bir engel görerek, raporlarında sıklıkla eleştirmiştir. eşik değerler, nerdeyse ab eşik değerlerinin iki katı seviyesinde her yıl artarak devam etmektedir. kamu idareleri eşik değerin altındaki ihalelerinde yerli isteklilerin katılımına müsaade ettiği için, yabancı istekliler eşik altındaki ihalelere katılamamaktadır. bu durum da komisyon tarafından bugüne kadar hazırlanmış hemen hemen her raporda eleştirilmiştir.
devamını gör...


kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir kimsenin “bir yere gitmek” veya “bir yerde kalmak” özgürlüğünden mahrum edilmesidir. yani, fail tarafından mağdurun serbestçe hareket etmesinin engellenmesidir.

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, diğer adıyla hürriyeti tahdit suçu, kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruyan bir suç olarak tck md.109’da “hürriyete karşı suçlar” bölümü altında düzenlenmiştir.

kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, bireylerin kendi istekleri ve serbest iradeleriyle hareket etme özgürlüğünü güvence altına alan bir suç tipidir.

bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
buradan
devamını gör...

youtube da komik videoları bulunan profesör.dünyada en güzel yaratık kadın vucududur diyerek ve iki elinin parmakları ile yaptığı hareket ile yarmıştır.hep düşünmüşümdür,ilber ortaylı,celal şengör,rasim ozan kütahyalı ve yalçın küçük aynı programa çıkarılsa moderatörde güzel bir kadın olsa ne olurdu diye.*
ilgili video buradan izlenebilir.
devamını gör...

insan sevme hissini israf etmemeli,
kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sevmeli.
n.fazil kısakürek
devamını gör...

sözlük motivasyonundan ziyade yazma motivasyonunun düşmesi olarak tanımlanabilir. yoksa sözlüğe girilir, çıkılır, okunur vs. ama sözlüğe yazmak gerçekten motivasyon gerektiren bir eylem.
devamını gör...

üst edit: başlık düzenlenmiştir.
şimdi ben diyeceğim ki "şey" her zaman ayrı yazılır, siz diyeceksiniz ki"ayy buna mı takıldın gerçekten? yazar, mis gibi başlık açmış, üstüne güzel bir tanım yapmış. ama sen kalk bir yazım hatasına takıl! olacak iş değil!"

şimdi bu tanımı yazıyorum. yazıyorum değil mi? evet. ne dedim? yazım yanlışı. şey. ayrı yazılır. ben bunu yazarken veya yazdıktan sonra moderasyon ekibi büyük ihtimal başlıktaki hatayı düzeltecekler. peki ben niye bunu yazdım? amacım ne? hiçbir şey. sadece;
(bkz: gece gelen saçmalama isteği)
iyi geceler sözlük.
t: örnek alınması ayrıca tebrik edilmesi gereken insandır.
devamını gör...

ekmek o kadar lezzetli ki ekmeğin arasına ne konursa konsun vazgeçilmez bir lezzet oluyor. efsane olan sıcak ekmek arasına domates, peynir ikilisidir. sevenlere afiyet olsun
devamını gör...

kitap.

istisnasız bütün devrimlerin temelinde yatan, onlara yol gösteren şeydir kitap.

ve her devrim girişimi, muktedir gücün nezdinde suçtur. ve her devrimin temelinde kütüphaneler vardır.

birçok savaşın sonunda; savaşı kazanan tarafın, ele geçirdiği topraklarda kütüphaneleri yok etmesi, muktedir güç açısından, kitapların ne denli tehlikeli olduğunun kanıtı değil midir?

kitaplar; bazen ruhu öldürür, bazen de diriltir. sizi öldürebilen ve diriltebilen şey, güçlü bir silahtır.

alttaki tanım editi: arkadaşımız farklı bir kullanım metodu paylaşmış. böyle bir yaklaşım da söz konusu. ancak biz john wick değiliz.
devamını gör...

ben hala anlayamadım flört olayını ve aşamalarını. nefret ediyorum bu tarz olaylardan. birisinden hoşlanırsın ve sadece onunla ilgilenirsin. bu ne böyle aynı anda bir sürü insanla konuşmak, karşındaki insanın sana soru bile soramaması. böyle olaylar yüzünden asla bir ilişkim olmayacak muhtemelen, hiç anlayamadım bu yaşıtlarımın ilişki yaşama biçimlerini.
devamını gör...

anime olarak adlandırılan japon animasyonları, çizgi filmleri üreten stüdyodur.alanında birçok ilke imza atan, birçok çizere ve yapımcıya ilham olan hayao miyazaki, iş ortağı ısao takahata ile kurmuştur.başarıdan başarıya koşan adını duyuran bir stüdyo haline gelip büyük isimlerle -disney gibi- karşılaştırılmaya bile başlanmıştır.

çizmeyi ve çizenleri seven biri olarak, ghibli'nin özellikle çizimlerini hayranlıkla incelerim her gördüğümde.detayları sahnelerin arasında göze batmayacak şekilde harmanlayıp estetik bir şölen sunar.sanırım studio ghibli'yi kendisi yapan da bunlardır zaten: canlı sahneler ve göz yormayan ayrıntılar.son olarak, lütfen sizi gittikçe körleştiren ön yargılarınızı bir köşeye itip animelere bir şans verin.ghibli, yetişkin ve çocuklara aynı anda farklı mesajlar verebilen eserler koymuştur ortaya, tabi almasını bilene...

(dönüp bakıyorum da küçüklüğüm bu stüdyonun elinden çıkan filmler ile geçmiş...)
devamını gör...

islam’ın kızı diye başladığı ve düşüncesine ilişkin ifade özgürlüğünün kaynağı olan anayasa’nın gelişim sürecinde 90 küsür yıl önce “devletin dini islamdır.” ibaresi kaldırıldı. bu basit bir anayasa bilgisidir, hukuk okumaya gerek yok. ve hedef kitlesi de devleti temsil eden resmi bir yapı, a milli kadın voleybol takımı. asıl sorun 90 yıl öncesi zihniyetin günümüzde yaşam alanı bulması.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim