zihinde yer etmiş anonslar
ördekleri pistten alalım.
devamını gör...
günün karikatürü
bu karikatür ramazan ayı temalı karikatürlerinin içinde en sevdiklerimden biri. hem günün anlamına uygun olduğu hem de içimden bir ses sevgili balkoninsani'ını gülümset dediği için bugünün karikatürünü ona göndermek istiyorum.
peki siz iftarı nasıl açıyorsunuz?*
peki siz iftarı nasıl açıyorsunuz?*
devamını gör...
kendini gözlemlemek
kendimi gözlemlemeyi epey geç öğrenmiş bir birey olarak(26 yaşında) sonuna kadar katıldığım bir tanım olmuş. kendini gözlemlemeyi bilen insan, öfkesine hakim olabilen insandır. öfkesine hakim olabilen insan düzgün düşünüp doğru kararlar verir ve az hata yapar.
ben daha çok geceleri kafamı yastığa koyduğum zaman bütün bir günün ve kendimin analizini yapmayı seviyorum. sakin ve diniz bir kafayla düşününce gün içinde yaptığım hataları ve bunların sebep olabileceği sorunları daha iyi anlayabiliyor ve ertesi gün için daha hazır uyanıyorum. ve biliyorum ki bunu daha kusursuz yaptığım zaman hayallerime bir adım daha yaklaşacağım, ayrıca daha efektif bir insan olacağım..
ben daha çok geceleri kafamı yastığa koyduğum zaman bütün bir günün ve kendimin analizini yapmayı seviyorum. sakin ve diniz bir kafayla düşününce gün içinde yaptığım hataları ve bunların sebep olabileceği sorunları daha iyi anlayabiliyor ve ertesi gün için daha hazır uyanıyorum. ve biliyorum ki bunu daha kusursuz yaptığım zaman hayallerime bir adım daha yaklaşacağım, ayrıca daha efektif bir insan olacağım..
devamını gör...
domalan
antalya ilinin alanya ilçesine bağlı bir mahallenin eski adıdır. adı yeşilöz olarak değiştirilmiştir.
bir seçim afişinde yazdığı söylenen sen domalan'sın büyük düşün ifadesiyle bir döneme damga vurmuştur.
bir seçim afişinde yazdığı söylenen sen domalan'sın büyük düşün ifadesiyle bir döneme damga vurmuştur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
2002 dünya kupasını ilkokul fen laboratuarında izledim.
devamını gör...
normal sözlük android uygulaması
edit : play store'dan ulaşılabilecek müthiş uygulamadır.
app store'da da yer almaktadır.
app store'da da yer almaktadır.
devamını gör...
reflasyon
reflasyon, restoration (önceki haline getirmek) ile inflation (şişme) kelimelerinden türemiş bir kelimedir.
iktisat alanında kullanılan reflasyon terimi ilk olarak abd'li neoklasik iktisatçı ırving fisher 1929'daki borsada büyük çöküş yaşanmasından sonra icat edilen bir kelime oldu.
piyasada fiyatların belirli bir zaman aralığında sürekli düşüş göstermesi halinde veya resesyon ile enflasyonun aynı zamanda görülme tehlikesi altındaki ekonominin, yeniden kabul edilebilir hale dönmesi anlamına gelmektedir.
ekonominin toparlanma, normal seyrine dönme aşamalarındandır.
ekonomik bir yavaşlamadan sonra ya da daralmadan sonra ortaya atılan bir politikadır.
amaç çıkan parayı fazlalaştırmak, harcamaları hareketlendirmek ve deflasyonun etkilerini en aza indirmek artıya çevirmeye çalışmaktır.
ekonominin yeniden eski haline getirilmesi için uygulanan politikalar arasında alt yapı harcamaları, vergi düşürümleri, para arzının yükseltilmesi ve faiz oranlarının düşürülmesi gibi önlemler bulunuyor.
özetle, bu önlemler insanlara ve kurumlara daha fazla para ve daha fazla harcama güdülenmesi vererek talepleri artırmayı amaçlıyor.
abd tarafından 1600’lerden bu yana başarısız iş genişletmelerini düzene sokmak ve yeniden başlatmak için kullanılan bir uygulama.
not: bir iktisatçıyı heyecanlandıran terim. evet, benim o.
iktisat alanında kullanılan reflasyon terimi ilk olarak abd'li neoklasik iktisatçı ırving fisher 1929'daki borsada büyük çöküş yaşanmasından sonra icat edilen bir kelime oldu.
piyasada fiyatların belirli bir zaman aralığında sürekli düşüş göstermesi halinde veya resesyon ile enflasyonun aynı zamanda görülme tehlikesi altındaki ekonominin, yeniden kabul edilebilir hale dönmesi anlamına gelmektedir.
ekonominin toparlanma, normal seyrine dönme aşamalarındandır.
ekonomik bir yavaşlamadan sonra ya da daralmadan sonra ortaya atılan bir politikadır.
amaç çıkan parayı fazlalaştırmak, harcamaları hareketlendirmek ve deflasyonun etkilerini en aza indirmek artıya çevirmeye çalışmaktır.
ekonominin yeniden eski haline getirilmesi için uygulanan politikalar arasında alt yapı harcamaları, vergi düşürümleri, para arzının yükseltilmesi ve faiz oranlarının düşürülmesi gibi önlemler bulunuyor.
özetle, bu önlemler insanlara ve kurumlara daha fazla para ve daha fazla harcama güdülenmesi vererek talepleri artırmayı amaçlıyor.
abd tarafından 1600’lerden bu yana başarısız iş genişletmelerini düzene sokmak ve yeniden başlatmak için kullanılan bir uygulama.
not: bir iktisatçıyı heyecanlandıran terim. evet, benim o.
devamını gör...
bel gamzesi
baş parmaklarla doldurulası 2 adet çukur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının birinden almış olduğu son hediye
hayatımdaki en yakın arkadaşımdan yani sözlükte bilinen adıyla kıvırcık ateş topu * doğum günü hediyesi olarak çok güzel ve çok tatlı bi kolye almıştım*. hem de papatya desenli ve o kadar güzel kii hep takıyorum ayrılamıyoruz resmen*.
devamını gör...
omurilik sarımsağını bulan doktor
tıp literatürünü baştan yazan ve ezberleri bozan doktorumuzdur.
devamını gör...
boğaz kaşıntısı
vücut sinyal veriyor. burada mikroplar cumhuriyet kurmak üzere haberin ola, önlemini al diyor.
devamını gör...
yalan olduğu bilinen sözler
2023’te uçacağız.
devamını gör...
başlıkların altına size ne diye yorum yapmak
benim de garipsediğim bir durumdur. temel amaç zaten bir fikirin ortaya atılması sonrası fikirlerin beyan edilmesi olan bir mecrada -bazı durumlarda tek cümlelik bkz vermeyi vs. ayrı tutarak- doğrularınızla çelişen farklı bir fikire neden öcüymüş gibi bundan bize ne olması ve peki bundan size ne olması gibi bir bkz'nin neden ortalığa öylece bırakıldığını anlamıyorum. eğer bundan size veya bize ne ise tanım girmeyebilirsiniz, çok basit bir olgu bu. her konuda fikir belirtmek ya da farklı fikre saldırmak zorunda değil kimse. efendi uslu tartışıp olaysız dağılalım, nedir yani. çok mu zor?
devamını gör...
franz werner
dostum, arkadaşım, kader yoldaşım, şanslı(!) çocuk. insanlar genelde onun hikâyesini pek bilmezler. bilmelerine de gerek yoktur. zira çocuk işçilerin ve emekçilerin hikayelerinin bilinmesi için ekstrem durumlar oluşması gerekir. yoksa o küçük bedenleriyle, vücutları yağ tulumu olmuş, vicdanları pas tutmuş para babalarının getirini götürünü yapmaları önemsenmez. hayatın olağan akışına uygundur tüm bunlar. öyle olması gerekir. zira sistem dediğiniz şey tam olarak böyle kurgulanmıştır. ideal olanı söyler ancak onun dışına çıkılan durumlarda üç maymunu oynar. kimi zaman muz kabuğuna basıp ayağı kaysa da durumu çabuk toparlar. çocuk hakları dediğiniz kavramda zaten egemenlerin cevaz verdiği noktaya kadardır. muz kabuğuna basıp, ayakları kaymadıkça durumu gayet güzel idare ederler. tıpkı insan hakları meselesinde olduğu gibi. modern köleliğin hukuki metinlerini kaleme almak sıçanı incelikle yemek gibi bir şey. insanoğlu artık res mancipi mal sayılmasa da ex persona domini * halen mevcut. sadece modern dünyada bunun için herhangi bir hukuki muameleye ihtiyaç yok. kapitalizm dediğimiz şey bu gereksinimleri ziyadesi ile karşılıyor. neyse zaten mevzumuz bu değil. yeri geldi yazıvereyim dedim. böyle ara ara zırvalama hakkımı kullanıyorum. malum zırvalamak temel insan haklarından bir tanesi. belki de değildir, bilemiyorum, işin o kısmı da karışık...
ne yapıp edip konuyu werner'e bağlamam lazım. çocukluğumuz birlikte geçti. zor zamanlardı. naziler henüz yeni yeni almanya'da borularını öttürmeye başlamışlardı. tabi o zamanlar bu borunun, israfil'in sûr'a üflemesi gibi bir etki doğuracağını kimse bilmiyordu. allah'tan iki kere üfleme şansları olmadı. tek atımlık üflemeleri varmış, o bile dünyanın içine etmelerine yetti. tabi o dönemler ekonomi falan yerlerde sürünüyor. büyük buhran daha yeni yaşanmış. yani nazi atılımı tam anlamıyla başlamamış. bizde alt gelir grubundan gelen ailelerin çocuklarıyız. öyle oyun oynayalım, şımarıklık yapalım vesaire tarzı lükslerimiz yok. çalışmak lazım. hem biliyorsunuz çalışmak özgürleştirir(!) * bizde özgürleşelim madem dedik. daha doğrusu benden ziyade werner böyle söyledi. hergele gitmiş nasıl yapmışsa bize hindenburg'da işe ayarlamış. iş dediğimizde yine milletin getirini götürünü yapmak. ama o paraya da deli gibi ihtiyacımız var. balıklama atladım tabi werner'in bu önerisine. ve biz dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük hava taşıtında işe başlamış bulunduk. daha önce hiç zeplin görmemiştim ama bu zebellah gibi şeyi görünce de zeplin kavramı gözümde bambaşka bir yere oturdu. tanrıların balonu gibi bir şey. zeus, odin, ülgen falan çok rahat seyahat eder bununla. şöyle bir bakıyorsun 245 metre boy var kerkenezde 40 metre de genişlik. ensesi kalınları, kalantorları atlantiğin diğer tarafına taşıyacak sözde. yani hedef bu.
neyse efendim. 6 mayıs 1937'de işe girdikten takriben bir yıl sonra biz yine havalandık. uçuyoruz. özgürleşiyoruz(!) allah var, deli danalar gibi çalışıyoruz. getir götür işi mütehassısı olmuşuz. o derece yani. werner'le kim bulaşıkları daha hızlı yıkayacak, kim yatakları daha hızlı toplayacak kendi aramızda bahis yapıyoruz. yoksa çekilecek iş değil. bu sayede günleri daha keyifli geçiriyoruz. iyi ki de öyle yapmışız. biz yine işlere odaklanmış bir vaziyetteyiz. köpükle, parlat modundayız. normalde iniş yapılacağı zaman bizi pruvaya çağırırlar. ama o gün işler başımızdan aşkın, bulaşıklar bir türlü bitmiyor. bu yüzden de bizi o gün pruvaya çağırmadılar. ne oldu ne bitti anlamadan bir anda sarsıldık. 60 metre falan yükseklik var. halatlar iniş için sarkıtılmış ama bu arada hidrojen dolu balon tutuşmuş durumda. bizim bulunduğumuz noktaya gelmeye başladı alevler. biz alevlerin tersi istikamette kaçırıyoruz. erkekliğin onda dokuzu kaçmak demişler ya! işte o an, o veri güncelleniyor. erkekliğin onda onu kaçmak haline geliyor! biz alevlerden kurtulalım derken şansımız yaver gidiyor, başımızın üzerindeki safra tankı patlıyor ve sırılsıklam oluyoruz. o sırada werner erzakların yüklendiği ambar kapısının önünde olduğumuz fark ediyor. oradan dışarı çıkmayı planlıyoruz. o esnada zeplinin burnu iyice aşağıya doğru sarkıyor. zeminle aramızda 5-6 metre var yok. üç kulhu bir elham okuduktan sonra salıveriyoruz kendimizi aşağıya. daha doğrusu ben okuyorum. werner teslis yapıyor. piste düşüyoruz. oramız buramız yara içinde ama umurumuzda değil. koşmaya başlıyoruz. arkamıza baktığımızda büyük felaketin resmini görüyor ve neyin içinden çıktığımızı anlıyoruz. aradan biraz zaman geçiyor. öyle donmuş bir halde beklerken, werner babasının saatinin zeplinde kaldığını söylüyor. enkazın arasında arasak mı falan gibisinden birkaç kelam daha ediyor. önce manyak mısın lan diyecek oluyorum. sonra buna ihtiyacımız olduğu geliyor aklıma. şoku atlatmamız lazım. hayatla yeniden aramızda bir bağ kurmamız lazım. yahu işte en azından bir şeylerle uğraşmamız lazım. garip bakışların arasında enkazın ortasında dolanmaya başlıyoruz. ve werner büyük bir sevinç kahkahası atıyor. ona doğru bakıyorum. babasının saati elinde. tıkır tıkır çalışıyor. içimden vay babanın şarap çanağı diyorum. metaforu patlatıyorum; demek ki bu dünyadaki zamanın dolmamış kanka! gülüyoruz. bu arada kanka tabiri henüz o zamanlarda literatüre girmiş değil. iki arada bir derede onun kullanımı da hizmete sokmuş bulunuyorum.
işte böyle. ikimizin de verilmiş sadakası varmış ve kefeni yırtmış bulunduk. olayların sonrasında ben kaçak çalışan olduğum için arazi oldum. werner birkaç yerde röportaj falan verdi. ama sonra onu da unuttular. ama hiç mühim değil, yaşamaya devam ettik ya gerisi laf-ü güzaf!
tanım: hindenburg felaketinden sağ çıkmayı başaran, tosbağanın kankası şanslı miço. buradaki kanka tabiri mühim. onu ben buldum!
ne yapıp edip konuyu werner'e bağlamam lazım. çocukluğumuz birlikte geçti. zor zamanlardı. naziler henüz yeni yeni almanya'da borularını öttürmeye başlamışlardı. tabi o zamanlar bu borunun, israfil'in sûr'a üflemesi gibi bir etki doğuracağını kimse bilmiyordu. allah'tan iki kere üfleme şansları olmadı. tek atımlık üflemeleri varmış, o bile dünyanın içine etmelerine yetti. tabi o dönemler ekonomi falan yerlerde sürünüyor. büyük buhran daha yeni yaşanmış. yani nazi atılımı tam anlamıyla başlamamış. bizde alt gelir grubundan gelen ailelerin çocuklarıyız. öyle oyun oynayalım, şımarıklık yapalım vesaire tarzı lükslerimiz yok. çalışmak lazım. hem biliyorsunuz çalışmak özgürleştirir(!) * bizde özgürleşelim madem dedik. daha doğrusu benden ziyade werner böyle söyledi. hergele gitmiş nasıl yapmışsa bize hindenburg'da işe ayarlamış. iş dediğimizde yine milletin getirini götürünü yapmak. ama o paraya da deli gibi ihtiyacımız var. balıklama atladım tabi werner'in bu önerisine. ve biz dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük hava taşıtında işe başlamış bulunduk. daha önce hiç zeplin görmemiştim ama bu zebellah gibi şeyi görünce de zeplin kavramı gözümde bambaşka bir yere oturdu. tanrıların balonu gibi bir şey. zeus, odin, ülgen falan çok rahat seyahat eder bununla. şöyle bir bakıyorsun 245 metre boy var kerkenezde 40 metre de genişlik. ensesi kalınları, kalantorları atlantiğin diğer tarafına taşıyacak sözde. yani hedef bu.
neyse efendim. 6 mayıs 1937'de işe girdikten takriben bir yıl sonra biz yine havalandık. uçuyoruz. özgürleşiyoruz(!) allah var, deli danalar gibi çalışıyoruz. getir götür işi mütehassısı olmuşuz. o derece yani. werner'le kim bulaşıkları daha hızlı yıkayacak, kim yatakları daha hızlı toplayacak kendi aramızda bahis yapıyoruz. yoksa çekilecek iş değil. bu sayede günleri daha keyifli geçiriyoruz. iyi ki de öyle yapmışız. biz yine işlere odaklanmış bir vaziyetteyiz. köpükle, parlat modundayız. normalde iniş yapılacağı zaman bizi pruvaya çağırırlar. ama o gün işler başımızdan aşkın, bulaşıklar bir türlü bitmiyor. bu yüzden de bizi o gün pruvaya çağırmadılar. ne oldu ne bitti anlamadan bir anda sarsıldık. 60 metre falan yükseklik var. halatlar iniş için sarkıtılmış ama bu arada hidrojen dolu balon tutuşmuş durumda. bizim bulunduğumuz noktaya gelmeye başladı alevler. biz alevlerin tersi istikamette kaçırıyoruz. erkekliğin onda dokuzu kaçmak demişler ya! işte o an, o veri güncelleniyor. erkekliğin onda onu kaçmak haline geliyor! biz alevlerden kurtulalım derken şansımız yaver gidiyor, başımızın üzerindeki safra tankı patlıyor ve sırılsıklam oluyoruz. o sırada werner erzakların yüklendiği ambar kapısının önünde olduğumuz fark ediyor. oradan dışarı çıkmayı planlıyoruz. o esnada zeplinin burnu iyice aşağıya doğru sarkıyor. zeminle aramızda 5-6 metre var yok. üç kulhu bir elham okuduktan sonra salıveriyoruz kendimizi aşağıya. daha doğrusu ben okuyorum. werner teslis yapıyor. piste düşüyoruz. oramız buramız yara içinde ama umurumuzda değil. koşmaya başlıyoruz. arkamıza baktığımızda büyük felaketin resmini görüyor ve neyin içinden çıktığımızı anlıyoruz. aradan biraz zaman geçiyor. öyle donmuş bir halde beklerken, werner babasının saatinin zeplinde kaldığını söylüyor. enkazın arasında arasak mı falan gibisinden birkaç kelam daha ediyor. önce manyak mısın lan diyecek oluyorum. sonra buna ihtiyacımız olduğu geliyor aklıma. şoku atlatmamız lazım. hayatla yeniden aramızda bir bağ kurmamız lazım. yahu işte en azından bir şeylerle uğraşmamız lazım. garip bakışların arasında enkazın ortasında dolanmaya başlıyoruz. ve werner büyük bir sevinç kahkahası atıyor. ona doğru bakıyorum. babasının saati elinde. tıkır tıkır çalışıyor. içimden vay babanın şarap çanağı diyorum. metaforu patlatıyorum; demek ki bu dünyadaki zamanın dolmamış kanka! gülüyoruz. bu arada kanka tabiri henüz o zamanlarda literatüre girmiş değil. iki arada bir derede onun kullanımı da hizmete sokmuş bulunuyorum.
işte böyle. ikimizin de verilmiş sadakası varmış ve kefeni yırtmış bulunduk. olayların sonrasında ben kaçak çalışan olduğum için arazi oldum. werner birkaç yerde röportaj falan verdi. ama sonra onu da unuttular. ama hiç mühim değil, yaşamaya devam ettik ya gerisi laf-ü güzaf!
tanım: hindenburg felaketinden sağ çıkmayı başaran, tosbağanın kankası şanslı miço. buradaki kanka tabiri mühim. onu ben buldum!
devamını gör...
28 şubat 2021 cüneyt özdemir'in fox ile ilgili tweeti
cüneyt özdemir şahsi twitter hesabından, milli eğitim bakanı ziya selçuk ile yaptığı söyleşinin isimlerin buzlu şekilde servis edilmesi nedeniyle fox haber'e tepki gösterdi.
bahse konu olan tweet şu şekilde:'' fox haber benim yaptığım söyleşiyi haberleştirmiş isimleri buzlamış. tam komedi!. ''

kaynak
bahse konu olan tweet şu şekilde:'' fox haber benim yaptığım söyleşiyi haberleştirmiş isimleri buzlamış. tam komedi!. ''
kaynak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının vasiyetleri
her yıl çeşitli bölgelerde 365 adet fidan diktirilmesi.
devamını gör...



