güne ingilizce bir söz bırak
"action speaks louder than words"
devamını gör...
19 nisan 2021 fahrettin koca açıklaması
ülkeyi kırmızıya boyayan akp kongrelerini tebrik eden sağlık bakanının açıklaması. harita kıpkırmızı olmuş bakan bey. hatta istanbul artık kırmızı bile değil siyah olmuş. aşı bulunalı, piyasaya sürüleli aylar olmuş, ingiltere, israil, amerika ve başka bir çok ülke nüfüsun büyük bölümünü aşılamış, kısmen maskesiz ve normal hayata geçmiş, vaka sayılarını bile yüzün altına düşürmüş ama bizde daha 55 yaşa ancak aşı sırası gelmiş. üllkenin sağlık bakanı diyor bunu. 55 yaş. ne büyük başarı. üstelik bu mutant virüslerin gençleri daha çok etkilediği ve genç hasta sayısında artış olduğu da söyleniyor. siz daha marifetmiş gibi 55 yaşa anca aşı sırası geldiğini açıklıyorsunuz.
öyle bahtsız bir nesiliz ki.
öyle bahtsız bir nesiliz ki.
devamını gör...
yazacak tanım bulamayınca yapılabilecekler
valla tanım yazma isteğim ve miktarın dibe vurdu bu sorun yüzünden. haa arkadaşım bilmemkaç tanım yazmışsın zaten diyenler olabilir. konu bununla alakalı değil; burada bir şeyler yazdıkça paylaştıkça insan keyif alıyor stres atıyor, ondan çok sevdik ya burayı zaten! ama maalesef kaliteli başlık sıkıntısı çoğalarak devam etmekte!
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın voldemort muamelesi görmesi
yarattığı baskı ortamı yüzünden gördüğü muameledir.
kendisini eleştirince hapse gireceğini bilen herkes kendisine aynı harry potter filmindeki gibi "malum kişi" demeye başlamıştır. düşünsenize, cumhurbaşkanısınız insanlar sizi eleştirmeye o kadar korkuyor ki "malum kişi" olarak anılıyorsunuz. lol.
kendisini eleştirince hapse gireceğini bilen herkes kendisine aynı harry potter filmindeki gibi "malum kişi" demeye başlamıştır. düşünsenize, cumhurbaşkanısınız insanlar sizi eleştirmeye o kadar korkuyor ki "malum kişi" olarak anılıyorsunuz. lol.
devamını gör...
bodrum bodrum
1984 çıkışlı ele güne karşı yapayalnız albümünden meşhur bir mfö parçası.
şarkının orjinal kaydı oldukça eskidir, ki zaten mazhar alanson'un vokalinden de anlaşılabilir. ankara'da bir stüdyoda kaydı alınmış, sonrasında mazhar alanson birçok denemeye rağmen o ilk kaydı kullanmak istemiştir. parçadaki mandolinleri moğollar grubunun bas gitaristi taner öngür çalmıştır.
daha sonra 90'lı yıllara gelindiğinde hatıralarımın üstüne oteller yapmışlar adı altında mazhar alanson tarafından güncellenme girişimine uğrayan şarkı, başka sözler ile yandım ismini almış ve yine unutulmaz başka bir mfö parçasına dönüşmüştür.
şarkının orjinal kaydı oldukça eskidir, ki zaten mazhar alanson'un vokalinden de anlaşılabilir. ankara'da bir stüdyoda kaydı alınmış, sonrasında mazhar alanson birçok denemeye rağmen o ilk kaydı kullanmak istemiştir. parçadaki mandolinleri moğollar grubunun bas gitaristi taner öngür çalmıştır.
daha sonra 90'lı yıllara gelindiğinde hatıralarımın üstüne oteller yapmışlar adı altında mazhar alanson tarafından güncellenme girişimine uğrayan şarkı, başka sözler ile yandım ismini almış ve yine unutulmaz başka bir mfö parçasına dönüşmüştür.
devamını gör...
hypatia (yazar)
tanımlarıyla dikkatimi çeken ve daha fazla entry girmesini temenni ettiğim bilgili bir yazar.
devamını gör...
reshad strike
avusturalya doğumlu, boşnak kökenli müslümandır. önce avustralya'da sonra a.b.d'de aktörlük yaptı. trt belgeseldeki ailenin yeni üyesini sunuyor.
devamını gör...
cinsel içerikli başlıkların verdiği rahatsızlık
başlıkların geneline, akış ve gündeme şöyle yukarıdan bakıldığında, en fazla ne görüyorsunuz ?
ılim, bilim mi ,
din mi ,
kişisel yaşamla ilgili (ki cinsellik de bu kategoriye sokulabilir) başlıklar mı,
siyaset mi ,
sağlık mı vs. bunları çoğaltmak mümkün.
ne görüyorsunuz arkadaşlar, elbette kişisel algının da bunda etkisi vardır ama, gerçek manada bu tür başlıklar ne kadar ?
mesela ben bu konuyla ilgili açtığım bir başlıkta tam da o an saydığımda , akışta 13 tane bu ve benzer başlık olduğunu tespit etmiştim.
49 başlıkta 13. neredeyse 3'te 1.
biraz fazla değil mi sizce de ?
tüm sorunlar tanımlar bitti de bir tek kişisel cinsel sorunlar mı kaldı çözülmesi gereken .
abartmayın, sadece bunu değil, hiç bir konuyu abartmayın.
daha önce de söyledim sanırım,
özgürlüğünüzü biraz daha faydalı, kisisellikten çıkıp, toplum yararına katkı sağlayacak biçimde kullanmayı deneyin.
bazı yazarlar ısrarla 'hangi devirdeyiz yazılsın ' diyor.
yazılmasın diyen yok ki ,
sadece geneli bu durum esir almasın, sözlüğe bakınca ' biz nereye düştük ' demesin insanlar .
ben hiç kimsenin cinsel hayatında ' ilişki süresi ' ni merak etmiyorum mesela .
o, kişiye, anlık duruma, herhangi bir sağlık soruna bağlı olarak değişir.
biri geliyor , 3 dk. diyor , diğeri 30.
ıyi de kime ne bundan, ayrıca bu işin bir standartı varsa , bunu öğrenmenin yeri burası değil çünkü bu konuda sadece burada değil, türkiyede uzman sayısının oldukça az olduğu biliniyor.
bir zamanlar haydar dümen vardı, bazı gazete dergilerde tam da bu konularda soru cevap şeklinde yazar çizerdi, şimdi ne yapıyor bilmem, oralara gidin dertlerinizi sorunlarınızı yazın çizin, uzmanından bilgi alın .
önemli konular bunlar, buralarda birinin yazacağı bir cevap, kişinin bütün ruh sağlığını bile bozabilir.
o yüzden, gelin dinleyin şu ağbinizi , her merak ettiğinizi buralara yazmayın.
ılim, bilim mi ,
din mi ,
kişisel yaşamla ilgili (ki cinsellik de bu kategoriye sokulabilir) başlıklar mı,
siyaset mi ,
sağlık mı vs. bunları çoğaltmak mümkün.
ne görüyorsunuz arkadaşlar, elbette kişisel algının da bunda etkisi vardır ama, gerçek manada bu tür başlıklar ne kadar ?
mesela ben bu konuyla ilgili açtığım bir başlıkta tam da o an saydığımda , akışta 13 tane bu ve benzer başlık olduğunu tespit etmiştim.
49 başlıkta 13. neredeyse 3'te 1.
biraz fazla değil mi sizce de ?
tüm sorunlar tanımlar bitti de bir tek kişisel cinsel sorunlar mı kaldı çözülmesi gereken .
abartmayın, sadece bunu değil, hiç bir konuyu abartmayın.
daha önce de söyledim sanırım,
özgürlüğünüzü biraz daha faydalı, kisisellikten çıkıp, toplum yararına katkı sağlayacak biçimde kullanmayı deneyin.
bazı yazarlar ısrarla 'hangi devirdeyiz yazılsın ' diyor.
yazılmasın diyen yok ki ,
sadece geneli bu durum esir almasın, sözlüğe bakınca ' biz nereye düştük ' demesin insanlar .
ben hiç kimsenin cinsel hayatında ' ilişki süresi ' ni merak etmiyorum mesela .
o, kişiye, anlık duruma, herhangi bir sağlık soruna bağlı olarak değişir.
biri geliyor , 3 dk. diyor , diğeri 30.
ıyi de kime ne bundan, ayrıca bu işin bir standartı varsa , bunu öğrenmenin yeri burası değil çünkü bu konuda sadece burada değil, türkiyede uzman sayısının oldukça az olduğu biliniyor.
bir zamanlar haydar dümen vardı, bazı gazete dergilerde tam da bu konularda soru cevap şeklinde yazar çizerdi, şimdi ne yapıyor bilmem, oralara gidin dertlerinizi sorunlarınızı yazın çizin, uzmanından bilgi alın .
önemli konular bunlar, buralarda birinin yazacağı bir cevap, kişinin bütün ruh sağlığını bile bozabilir.
o yüzden, gelin dinleyin şu ağbinizi , her merak ettiğinizi buralara yazmayın.
devamını gör...
mutsuz insanlardan iyi arkadaş olmaması
mutlu olmayı bilmeyen biri için haklı olan önermedir zira mutlu olmasını bilmeyen mutlu etmeyi de bilmez.
devamını gör...
yevmen fe yevmen
osmanlıca bir zarftır.
devamını gör...
arnella
sen hera ablamı nasıl engellersin lan? çok ayıp hiç yakıştıramadım. neyse, yine de severim bu kızı, koştursun dursun sözlükte. hera abla sen onun kusuruna bakma artık.
edit: tayber yuh lan. yarasa’ya ekmeksiz götürürüm dedin buna da kıtlarım diyorsun. alın şu adamı pistten rica ediyorum ya.
edit: tayber yuh lan. yarasa’ya ekmeksiz götürürüm dedin buna da kıtlarım diyorsun. alın şu adamı pistten rica ediyorum ya.
devamını gör...
kürk mantolu madonna
sabahattin ali'nin en iyi, türk edebiyatının ise önde gelen eseridir. kusura bakmayın ama bu kitabın sosyal medyaya meze olması, kahve kitap battaniye üçlüsüne dahil edilmesi onun kıymetini azaltmaz. içimizdeki şeytan inanılmaz tespitler içeren güzel bir eserdir, ancak marjinal olmak adına; kürk mantolu madonna'nın önünde saymak, haksızlıktır. hadi içimizdeki şeytan neyse de, kuyucaklı yusuf nedir yahu? müziği kamyon kornası yapıldı diye the godfather filmine sallayalım mı?
devamını gör...
sinovac aşısı dururken pfizer biontech aşısı olan varoş
tercih meselesidir. varoşlukla alakalı bir durum değil.
devamını gör...
yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar türküsünün hikayesi
yurdumuzda kına gecelerinde söylenen bu türkü yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar ile gelinin ağlaması amaçlanır. ailesinden uzak gurbet ellerde olanlar da bu türküyü dinleyince duygulanır.
…güzelliği dillere destan olan zeynep’in yaşadığı köyde bir düğün olur. uzak bir köyden gelen bir delikanlı henüz 16 yaşına girmiş zeynep’e ilk görüşte aşık olur. delikanlı kendi köyüne gittiğinde köyünün ileri gelenlerini toplar. zeynep'in köyüne gidip kızı ister. zeynep’in babası uzak bir yere gelin vermek istememesine rağmen köy ağasının baskısıyla kabul eder ve ana kuzusu zeynep evlenir.
zeynep, ailesinin yaşadığı köy uzak olduğu için 7 yıl boyunca ailesini hiç göremez. günden güne ailesine karşı özlem duymaya başlar ve bu türkünün sözlerini yazar.
yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
annesinin bir tanesini hor görmesinler
babamın bir atı olsa binse de gelse
annemin yelkeni olsa açsa da gelse
kardeşlerim yollarımı bilse de gelse
uçan da kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
hem annemi hem babamı
ben köyümü özledim
ailesinin hasretine bir de kocasının kötü davranışları da eklenince zeynep üzüntüden hastalanır. hasta yatağında sürekli bu türküyü söyleyen zeynep’in bu haline köy kadınları üzülüp, ağlarlar. köyün büyüklerinin zeynep’in kocası ali’yi azarlaması sonucu nihayet ali zeynep’in ailesini getirir. zeynep'in hasreti diner ancak hastalığı bir türlü iyileşmez ve bu türküyü söylerken can verir. kocası olacak öküz ali dışında herkes zeynep için gözyaşı döker. işte o günden beri bu türkü, ayrılığın türküsü olarak dillerde dolaşır.
kına gecelerinde bu türkü söylenirken gelin ağlamazsa "şimdi ağlamazsan, evliliğin boyunca kocan ağlatır" diyerek gelini ağlatmaya çalışırlar. zaten gelinin yakın akrabaları ağlamaya başlayınca gelin de ağlamaya başlar.
sevdiğiyle evlenen birini niye ağlatıyoruz ki…
…güzelliği dillere destan olan zeynep’in yaşadığı köyde bir düğün olur. uzak bir köyden gelen bir delikanlı henüz 16 yaşına girmiş zeynep’e ilk görüşte aşık olur. delikanlı kendi köyüne gittiğinde köyünün ileri gelenlerini toplar. zeynep'in köyüne gidip kızı ister. zeynep’in babası uzak bir yere gelin vermek istememesine rağmen köy ağasının baskısıyla kabul eder ve ana kuzusu zeynep evlenir.
zeynep, ailesinin yaşadığı köy uzak olduğu için 7 yıl boyunca ailesini hiç göremez. günden güne ailesine karşı özlem duymaya başlar ve bu türkünün sözlerini yazar.
yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
annesinin bir tanesini hor görmesinler
babamın bir atı olsa binse de gelse
annemin yelkeni olsa açsa da gelse
kardeşlerim yollarımı bilse de gelse
uçan da kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
hem annemi hem babamı
ben köyümü özledim
ailesinin hasretine bir de kocasının kötü davranışları da eklenince zeynep üzüntüden hastalanır. hasta yatağında sürekli bu türküyü söyleyen zeynep’in bu haline köy kadınları üzülüp, ağlarlar. köyün büyüklerinin zeynep’in kocası ali’yi azarlaması sonucu nihayet ali zeynep’in ailesini getirir. zeynep'in hasreti diner ancak hastalığı bir türlü iyileşmez ve bu türküyü söylerken can verir. kocası olacak öküz ali dışında herkes zeynep için gözyaşı döker. işte o günden beri bu türkü, ayrılığın türküsü olarak dillerde dolaşır.
kına gecelerinde bu türkü söylenirken gelin ağlamazsa "şimdi ağlamazsan, evliliğin boyunca kocan ağlatır" diyerek gelini ağlatmaya çalışırlar. zaten gelinin yakın akrabaları ağlamaya başlayınca gelin de ağlamaya başlar.
sevdiğiyle evlenen birini niye ağlatıyoruz ki…
devamını gör...
türkiye'nin nüfus politikaları
1923-1963 arası nüfus artış hızını arttırma politikaları
türkiye birinci dünya savaşında ve kurtuluş savaşında çok fazla şehit verdiğinden ötürü erkek nüfus azalmış
o zaman fazla nüfusum askeri ve siyasi güç olarak görülmesi
sanayide makineleşmenin yaygın olmadığından ötürü erkek iş gücü açığa çıkmıştır.
bu dönemde benin en çok şaşırdığım şey de çocuk ve üstüne sahip olanlara tarım alanı ve altın madalya verilmesi ve üstüne vergilerden muaf olmalarıdır.
1963-2014 arası nüfus artış hızını azaltama politikaları
artık sadece 2 çocuk için devlet ödenek sunuyor
çalışan annelere artı bir izin imkanı tanınmadı
50'li yıllardan itibaren sanayi devrimi ile büyük göç dalgası yaşanmış kırsal alanda işsizlik artmış.
sağlık ocakları yaygınlaşmış doğum kontrolü üzerine kadınları bilgilendirmiş kürtaj ve doğum kontrol hapı serbest yapılmaya başlanıyor.
2014-günümüze nüfus arttırma politikaları
artık devlet çalışan annelere izin ve 3 çocuğa kadar ödenek ödüyor
çalışan annelere erken emeklilik imkanı veriliyor
bakıcı yardımı yapılıyor.
düzensiz göç almamızı bir kenara bırakırsak önümüzdeki iki yıl içinde nüfusun yarısından fazlası 34 yaşının üstünde olacak. o yüzden de çocuk nüfusu azalacaktır, çocuk nüfusunun geriden gelmemesi de artık her ailede maksimum 3 çocuk olunması maddi yetersizlikten hayat pahalılığından ötürü de arkadan yeni bir nesil daha az geliyor. ve artık ırk karışması yani önümüzdeki yıllarda biliyoruz ki ülkemize gelen vatandaşlar üreme ve evlenme sürecini türkler ile de yapmaya başlayacak nüfus karma olacak. şanlıurfa töre olayları ve erken evlilikte birinci sırada olması en fazla çocuğun orda olmasını da getiriyor. karabük ise sanayi şehri olmasından kaynaklı ve karabük emekli şehri olarak geçer en az çocuksa karabük'tedir.
türkiye birinci dünya savaşında ve kurtuluş savaşında çok fazla şehit verdiğinden ötürü erkek nüfus azalmış
o zaman fazla nüfusum askeri ve siyasi güç olarak görülmesi
sanayide makineleşmenin yaygın olmadığından ötürü erkek iş gücü açığa çıkmıştır.
bu dönemde benin en çok şaşırdığım şey de çocuk ve üstüne sahip olanlara tarım alanı ve altın madalya verilmesi ve üstüne vergilerden muaf olmalarıdır.
1963-2014 arası nüfus artış hızını azaltama politikaları
artık sadece 2 çocuk için devlet ödenek sunuyor
çalışan annelere artı bir izin imkanı tanınmadı
50'li yıllardan itibaren sanayi devrimi ile büyük göç dalgası yaşanmış kırsal alanda işsizlik artmış.
sağlık ocakları yaygınlaşmış doğum kontrolü üzerine kadınları bilgilendirmiş kürtaj ve doğum kontrol hapı serbest yapılmaya başlanıyor.
2014-günümüze nüfus arttırma politikaları
artık devlet çalışan annelere izin ve 3 çocuğa kadar ödenek ödüyor
çalışan annelere erken emeklilik imkanı veriliyor
bakıcı yardımı yapılıyor.
düzensiz göç almamızı bir kenara bırakırsak önümüzdeki iki yıl içinde nüfusun yarısından fazlası 34 yaşının üstünde olacak. o yüzden de çocuk nüfusu azalacaktır, çocuk nüfusunun geriden gelmemesi de artık her ailede maksimum 3 çocuk olunması maddi yetersizlikten hayat pahalılığından ötürü de arkadan yeni bir nesil daha az geliyor. ve artık ırk karışması yani önümüzdeki yıllarda biliyoruz ki ülkemize gelen vatandaşlar üreme ve evlenme sürecini türkler ile de yapmaya başlayacak nüfus karma olacak. şanlıurfa töre olayları ve erken evlilikte birinci sırada olması en fazla çocuğun orda olmasını da getiriyor. karabük ise sanayi şehri olmasından kaynaklı ve karabük emekli şehri olarak geçer en az çocuksa karabük'tedir.
devamını gör...
duymaya tahammül edilemeyen sesler
bazen kuş ötüşü, bazen araba kornası... bazense malum şahsın sesidir. en çok da o işte. hâlâ konuşuyor...
devamını gör...
kuladokya
manisa'nın kula ilçesinde yer alan türkiye'nin ilk ve tek jeoparkı. volkanik tüfler ve rüzgar gibi dış kuvvetlerin tesiriyle zaman içinde kapadokya'daki peri bacaları benzeri jeomorfolojik şekiller oluşmuş. asıl ismi, ''kula peribacaları ve tabiat parkı''. ancak, turizm potansiyeli iyiden iyiye keşfedilince kapadokya'dan esinlenilerek ismi ''kuladokya'' olarak değiştirilmiştir.
kuladokya'nın kapadokya'dan farkı ise, kapadokya'da eskiden insanlar yaşamışken hatta ve hatta hristiyanlık tarihi için bile önemliyken kuladokya'da insan yerleşimi izine rastlanmamasıdır. zaten strabon, coğrafya adlı eserinde de bu bölge için ''kupkuru, ot bitmez'' gibi tasvirlerle betimlemiş.
kuladokya'nın kapadokya'dan farkı ise, kapadokya'da eskiden insanlar yaşamışken hatta ve hatta hristiyanlık tarihi için bile önemliyken kuladokya'da insan yerleşimi izine rastlanmamasıdır. zaten strabon, coğrafya adlı eserinde de bu bölge için ''kupkuru, ot bitmez'' gibi tasvirlerle betimlemiş.
devamını gör...
wilbur wants to kill himself
başrolünde yakın zamanda the chernobyl dizisinde de izlediğimiz jamie sives’ın oynadığı lone scherfig filmidir.
film babasının ölümü ile birlikte ondan miras kalan bir sahaf dükkanını onu sürekli koruyup kollayan ve hayatta tutmaya çalışan abisi ile birlikte işletmeye çalışan wilbur’un hikayesini anlatıyor.

wilbur hayattan bıkmış ve intihara meyilli bir adam. aklında sürekli bir intihar isteği ile geçirmekte günlerini. ta ki bir gün sahaf dükkanına küçük kızıyla birlikte gelen alice’e aşık olana kadar.
alice ile konuşması bana tasvir-i şikayet şarkısındaki bir dizeyi hatırlatır her zaman. bir iki tatlı söz çeler başındaki darağacını. sonrasını filmi izlediğiniz zaman göreceksiniz zaten.

filmin benim hayatımda bıraktığı anı ise taşralı bir gencin büyük şehirde yaşamaya başlamasının bir özeti gibi. ben bu filmin afişine rastladığım zaman veronika ölmek istiyor kitabını daha yeni bitirmiştim. filmi görünce biraz bocaladım çünkü filmin oynadığı sinema bana hep korkutucu gelmişti. o sinemada sanki filmler paravan olarak kullanılıyormuş gibi gelirdi bana her zaman.
sanki oraya girince bana eroin vereceklermiş, vücuduma dövmeler yapacak, beni bir tarikata sokacak, elime orak ve çekiç verip beni barikata yollayacak insanlarla karşılaşacakmışım gibi hissederdim.
o an bu filmi izleme isteği ile taşralı şüpheciliğim arasında kalıp büyük bir cesaret göstererek biletimi aldım. meğer o sinema sadece festival filmleri gösteren bir yermiş. içeri girerken insanolunbiraz wants to kill himself diyerek çıkacağımı düşündüğüm salondan müthiş bir film izlemiş olarak çıktım.

bu arada filmin bonus ödülünün de mads mikkelsen olduğunu da belirteyim.
film babasının ölümü ile birlikte ondan miras kalan bir sahaf dükkanını onu sürekli koruyup kollayan ve hayatta tutmaya çalışan abisi ile birlikte işletmeye çalışan wilbur’un hikayesini anlatıyor.

wilbur hayattan bıkmış ve intihara meyilli bir adam. aklında sürekli bir intihar isteği ile geçirmekte günlerini. ta ki bir gün sahaf dükkanına küçük kızıyla birlikte gelen alice’e aşık olana kadar.
alice ile konuşması bana tasvir-i şikayet şarkısındaki bir dizeyi hatırlatır her zaman. bir iki tatlı söz çeler başındaki darağacını. sonrasını filmi izlediğiniz zaman göreceksiniz zaten.

filmin benim hayatımda bıraktığı anı ise taşralı bir gencin büyük şehirde yaşamaya başlamasının bir özeti gibi. ben bu filmin afişine rastladığım zaman veronika ölmek istiyor kitabını daha yeni bitirmiştim. filmi görünce biraz bocaladım çünkü filmin oynadığı sinema bana hep korkutucu gelmişti. o sinemada sanki filmler paravan olarak kullanılıyormuş gibi gelirdi bana her zaman.
sanki oraya girince bana eroin vereceklermiş, vücuduma dövmeler yapacak, beni bir tarikata sokacak, elime orak ve çekiç verip beni barikata yollayacak insanlarla karşılaşacakmışım gibi hissederdim.
o an bu filmi izleme isteği ile taşralı şüpheciliğim arasında kalıp büyük bir cesaret göstererek biletimi aldım. meğer o sinema sadece festival filmleri gösteren bir yermiş. içeri girerken insanolunbiraz wants to kill himself diyerek çıkacağımı düşündüğüm salondan müthiş bir film izlemiş olarak çıktım.

bu arada filmin bonus ödülünün de mads mikkelsen olduğunu da belirteyim.
devamını gör...
ketojenik beslenme
karbonhidratın düşürülerek vücudun enerji kaynağının değiştirildiği bir diyet türüdür. vücudumuz normal şartlarda karbonhidratları glikoza dönüştürerek glikozu enerji kaynağı olarak kullanır, fazlasını da depo eder. ketojenik beslenme de vücuda karbonhidrat almadığımız da glikoza dönüştürecek bir şey bulamadığı için yağlara yönelir. yağlar ana enerji kaynağı olmadığı için de vücut keton üretek yağları enerji kaynağı haline getirir. keton yağlar için bir çözücüdür. trigliseritleri çözerek enerjiye dönüştürür. vücudun keton ürettiği bu sürece ketosis denir. ketosis'de biraz yorgun hissedilebilir. baş dönmesi ve mide bulantısı da hissedilebilir. 3 haftasına girdiğim bu diyette oldukça güzel sonuçlar aldım, spor yapanların genel korkusu enerjim düşecek mi oluyor. enerjim bir tık düşmedi değil 74 kiloya düşmüş biri olarak hala 180 kg. deadlift , 130 kg squat basabiliyorum. kas kaybı yaşamamak için spor verimini eski seviye de tutmak çok önemli. ketosis'e girip girmediğinizin testisi en kolay eczaneden keton çubukları alarak yapabilirsiniz. bir kaba bir miktar idrar örneği alıp içine aldığınız stribi batırıyorsunuz, stribin aldığı renge göre idrarınızdaki keton miktarı anlaşılıyor.
devamını gör...
