gençliğini hocaların, asistanların kaprisleriyle geçirmektir.
hiçbir işinin beğenilmemesidir.
anatomiye sadece kafayı görme umuduyla girip kafasını görmektir.
sabaha kadar ağlaya ağlaya protez ödevini yetiştirmeye çalışmaktır.
stajlarda yapılan en ufak hatada içinin sızlamasıdır. hastaların acı çekmesine dayanamayıp diş hekimlerini sadist olarak niteleyenlere ayar olmaktır.
el altında bilumum kesici, delici alet bulundurmaktır. akril kokusundan kafayı bulmaktır.
zordur. yorucudur. insana neden bu bölümde olduğunu sorgulatır.
güzeldir.
devamını gör...

kısa hikaye denemesi olarak tanımlanabilir. öncelikle hikayenin hangi zamanda geçtiğini de belirtmek gerekiyor; keza 10k alan genel müdür; hem de yabancı bir şirkette sanırm 2000'li yılların başındaydı. ayrıca saçma bir durum yaşanacaksa; bu asla iş telefonundan yapılmaz; hadi yaptın; telefonun ortada bırakılması da hikayenin akışını bozmuş.
ayrıca hikayede anlatıldığı üzere; para odaklı olan birinin 4k maaşlı biriyle ilişkiye devam etmesinde hiçbir mantık yok; ayrılır; kiminle ne istiyorsa yapar.
herneyse güzel deneme; ancak senaryo zayıf.
devamını gör...

ortaokul yıllarımda severek oynadığım mobil bir oyundu.

geçenlerde bir oynayayım dedim ama çok bozmuşlar.
devamını gör...

milyonlarca esnafın borç batağına batmasına sebep oldu.
devamını gör...

duş alıp yeni yıkanmış pijamaları giyip yeni yıkanmış nevresimlerin serili olduğu bir yatakta uyumak.
devamını gör...

sesini yidiğim, artık şu bildirim uyarı zımbırtısı ile oynamasan mı acaba? dediğim yazılımcımız.

15 dakikadır yakalamaya çalışıyorum, ahaha
devamını gör...

çok görmüş ve geçirmiş, tecrübesi sağlam, bu sebeple kandırılması zor kişiler için söylenen söz.
devamını gör...

az önce mesaj kutuma bakarken kendilerine sürekli soru soruyor olduğumu fark ettim.

her birini hiç bozuntuya vermeden cevaplamış. her yazara bu şekilde davrandığını düşünürsek.. evet işi zor.
devamını gör...

canım bilge karasu sohbetinden bir kesit:

"kendim olmak gibi bir kaygım yok galiba. (gülerek) işte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. nasıl tasarlıyorsam, nasıl yaşıyorsam öyle oluyor. kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.

kendim olmak diyorduk ya, zaten öyle olunuyor, kendim olayım diye değil, birtakım cendereler yarattığım için kendime."

bilge karasu, [1993], "bitmemiş bir konuşmadan"
devamını gör...

sabah kahvesini alıp kütüphaneye giden ve gerçekten ders çalışabilen insanlara her zaman özenmişimdir mükemmel iradeleri olduğunu düşündüğüm insanlardır
devamını gör...

akrostiş düşmanı harf.
devamını gör...

- hüznü de mutluluğu da paylaşmak.
- birbirine fedakarlık yapmak.
- almaktan çok vermek.
- ortak zevkin ürünü aktiviteler.
- tatlı mı tatlı bir sohbet.

bunların bir ya da bir kaçı vuku buluyorsa o bağ kendiliğinden oluşuveriyor zaten.
devamını gör...

lothar günther buchheim'ın 1973 yılında yazmış olduğu aynı isimli kitaptan uyarlanan muhteşem bir alman filmi. zamanında u-571, greyhound gibi tamamen propaganda amacı güden vasat filmler ile bir tutulmuş olsa da -harvey keitel beni bağışlasın- bu filmin yeri johnny got his gun, the thin red line, a bridge too far gibi savaş filmlerinin yanıdır. petersen öyle bir atmosfer yaratır ki gerek kamera açıları gerek kullanılan müzikler tamamen o 283 dakikayı mürettebat ile beraber bizzat u-96'nın içinde geçiriyormuş gibi hissettirir izleyiciye. film ile alakalı tek kafama takılan şey bir kaç ingiliz destroyerini patlattıkları sahnenin tam tarihi bilememek çünkü hafızam beni yanıltmıyor ise laconia faciası aşağı yukarı 1942 yılının eylül ayında gerçekleşmekte ve bundan çok kısa bir süre sonra da zaten karl doenitz laconia order ile keskin bir çıkış yapmıştı. kaptan ve mürettebat yanarak denize atlayan ingiliz askerlerini gördüğünde onları kurtarmaya vakti olduğu halde kendi birliklerinin onları kurtarmadan gitmesi karşısında dehşete düşmüştü ve üzüldüler de ama yardım etmeden gitmelerinin sebebi onlarla paylaşabilecek yeterli yiyecek stokları ve yaşam alanları olmadığı için miydi yoksa olaylar gerçekleşirken çoktan laconia emri verilmiş miydi? kitapta da özellikle tam bir tarih belirtilmiyor genel itibari ile. cevap kesin olmasa bile o sahne filmin en güzel sahnelerinden biridir bu arada. eugène ıonesco şöyle buyurur:

"ideologies separate us. dreams and anguish bring us together."

bu sahnede de aslında bu cümlenin ete kemiğe bürünmüş halidir. işin özü; savaş filmlerinde, özellikle 2. dünya savaşı temalı savaş filmlerinde çoğu zaman bütün alman askerleri korkunç canavarlar olarak lanse edilirken savaşın diğer tarafı her zaman bir kahramanmış gibi pazarlanır. oysa das boot bir savaşın kahramanı olmadığını, anlatılan pek çok kahramanlık öyküsünün yalnızca fazladan cilalanmış, en kötü kısımları kesilmiş ve abartılmış saçmalıklardan ibaret olduğunu beyaz perdeye en güzel aktarmış filmdir. biz bu filmde kahramanlıklar izlemeyiz, savaşın çılgınlığı karşısında etten kemikten yapıldığının bilincinde korkmuş insanları izleriz. bir çoğu çocuktur daha, hatta bazıları o cilalanmış kahramanlık öyküleri ile büyülenmiştir de ama fotoğraflarda yaşları belli olmasın diye sakallarının uzamasını bekleyen bir grup çocuklardır sadece. bu nazi karşıtı bir film değil direkt savaş karşıtı bir filmdir ve bunun en güzel kanıtı da hiç istemediği bir savaşın ortasında, tamamen harcanabilir piyonlar olduğunun bilincinde herkesi hayatta tutmak için elinden geleni yapmaya çalışan kaptan karakteridir. eine reise ans ende des verstandes!
devamını gör...

ikisi de ak'tır.
ayrıca;"eyy galdalf, sen kimsin ya!"
devamını gör...

komünist parti buzlu viski lobisi tarafından dikkate alınıp arz-ı hal edilen çağrıdır.
pek yakın zamanda gerek bu konu gerek ise gerek ise diğer merak uyandıran hususların açıklamasının yapılacağını bildirmek isteriz.
devamını gör...

zerafete olan ihtiyaç..
devamını gör...

şahsım adına aksine yaş aralığının çoğunlukla küçük olduğunu düşünüyorum.
ayrıca kaç yaş üstü veya altı şahıslarla kaynarsa kaynasın zihin yaşı belli bir seviye ulaşmış, kendini geliştirebilen insanlar olduğu sürece on beşlik gençler olsa ne olur, kırk yıl görmüş kişiler olsa ne olur diye düşündüğüm durum.
devamını gör...

(bkz: test) tarzı sınav yöntemlerinde soru için cevap seçeneklerinden her birine verilen isimdir.

aynı zamanda güzel giyimli insanlar için de kullanılan sıfattır.
devamını gör...

sözlükte bulunması gerektiğini düşündüğüm numaralardır. malum, filmlerde gavurlar ne olursa olsun 911'i arıyorlar. bizde ise durum biraz karışık.

110 : itfaiye
114 : zehir danışma
153 : zabıta
155 : polis
156 : jandarma
158 : sahil güvenlik
177 : orman yangını ihbar
183 : çocuğa, aileye şiddet
185 : su ihbar
186 : elektrik ihbar
187 : gaz ihbar

not: 112'yi yazmamışım iyi mi! acil çağrı numarası.

gereksiz bir de not. ekran kilidini açmadan 112 acil çağrı numarasını direkt arayabilirsiniz.
devamını gör...

çay ikramı var mı diye soran insandır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim