hayao miyazaki tarafından yazılıp yönetilen animasyon filmi. 2003'te "uzun metrajlı en iyi animasyon filmi" oscar'ını alarak ilk kez ödül kazanan anime olmuştur. aile, kahramanlık, macera konularında söyleyeceklerini kaliteli bir görsellikle ve güzel müziklerle söylüyor. 10 yaşındaki chihiro ile fantastik bir dünyada korku, heyecan ve arayış... altın ayı ödülü sahibi film türkçe'ye ruhların kaçışı olarak çevrilmiş.
devamını gör...

kücük insan tanımına bak; daha de, da'yı ayıramadık düzgün. entelektüel'e mi kaldı bu iş? sov yapmayın ya.
devamını gör...

türkiye 70 cente muhtaç.
devamını gör...

esasen bir çok şey yazabileceğim bir başlık ama gerek yok. genç kardeşimizi yattığı yer incitmesin diyorum. bu yapıları her şartta ve koşulda savunanları muteber bilip, alkışlayanların olduğu bir ortamda ne söylesek boş!
devamını gör...

kedi olurdu.evde her yaramazlığı yapıp,düzen bozup karşısında ki tepki verince masum masum bakıyor.
devamını gör...

güzel başlık demek istediğim başlıktır.
başlık böyle olmalı demek istediğim başlıktır.
ben beni karşılayan moderatör yazar arkadaşı çok merak ediyorum.
devamını gör...

başında beklenen hiç bir şey kaynamaz.
devamını gör...

najoua belyzel'in 2009 yılında çıkardığı fransızca bir şarkı. bildiğim kadarıyla şarkı şiddet gören iki kadını anlatıyor. sözleri, melodisi ve tarzı çok hoş bence.

puis vient le temps des fous, des chiens,
"qui t'aime mal, te châtie bien."

ve aptallar şöyle söyler,
"seni kim daha çok seviyorsa, seni en iyi o cezalandırır."


bu klibe de ayrıca bayıldığımı belirtmek istiyorum. keyifli dinlemeler.
devamını gör...

kafa sözlük gibi "butik" sözlüklerden keyif almanın iki farklı yolu vardır.
7/24 takılıp, herkes tarafından bilinen, tanınan bir yazar olarak alınan keyif vardır en başta ve ben, "müdavim" derim onlara.
kapıyı açıp içeri girdikleri an, herkesle bi selamlaşırlar... masaya oturdukları an, sipariş vermeden gelir içecekleri önlerine. diğer masalarla istedikleri gibi iletişim kurabilme lükslerinin yanında, mekan sahibiyle de sınırsızca şakalaşabilirler, maskot gibidirler adeta.
öyle ki, tanımadıkları biri mekana girdiğinde, istedikleri kadar manalı manalı bakabilirler...
mekan sahibi gibi ahkam kesip, ona buna salça bile olabilirler.

boş zamanlarının çoğunu bu mekanda geçirdiklerinden, yapacakları muhabbetler biraz sığ olabilir ve belki de tek eksikleri budur.
sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp durduklarından, bir süre sonra kabak tadı vermeye başlayabilirler.

bu disiplinle mekandan keyif alanlar, hemen kendilerini gösterirler.

bir de diğerleri vardır.
onlar, öyle pek sık teşrif etmezler.
fakat istikrarlıdırlar, bir gün mutlaka gelirler.
geldikleri zaman da, mutlaka mekanı şenlendirirler.

müdavimler kadar ilgi görmeseler de, her defasında güzel para bırakırlar ve mekan sahibini mutlu ederler.
"serbest radikal" derim ben onlara, her zaman ilgi çekicidirler.

sözlükten uzak kaldıkları dönemde o kadar çok şey biriktirmişlerdir ki, anlatmak için en ufak bir sinyal yeterlidir onlar için.
bazen gelmez ama o sinyal hatta aksine, tüm farlarını kapatman istenir.
kapatırsın sen de, iki bira içer kalkarsın... belki başka sefere...
devamını gör...

görüyorum ve arttırıyorum; günlerin birbirini tekrar etmesi ve her tekrarın yalnızca 15 dakika sürmesi... 14 dakika boyunca da kendimi motive etmekle, hayata tutunmakla uğraşıyorum.
devamını gör...

kaderdaş olduğumu hissettiğim sanatçı.. ortak yönümüz, ikimizin de bir gözü diğer insanlardan farklı.. ve bunun çocukluk yarası olmasıdır...
bizimki gibi göze çarpan fiziksel bir kusurunuz varsa, çocuk olmak çok zordur çünkü çocuklar akranlarına karşı çok acımasızdır, dalga geçerler, üzerler, alay ederler... o günlerin izini silmek ise çok daha zordur ama hayko cepkin bir şekilde başarmış, ben de başardığımı umut ediyorum...
devamını gör...

pavane
çağdaş fransız müziğinin ünlü adlarından biri olan gabriel fauré, daha çok piyano ve oda müziği türünde yapıtları bestelemekte başarılı oldu.
en tanınan eserleri pavane, requiem, sicilienne, les berceaux, piyano için nocturne’ler ve şarkılarıdır (apres un reve, clair de lune).
birçok 20.yy bestecisi üzerinde kayda değer bir etki bırakmış olan fauré’nin, kariyerinin erken döneminde bestelediği eserleri bugün daha popülerdir. armonik ve melodik açıdan daha komplike bir stile sahip olan en büyük eserlerini ise ustalık döneminde yazmıştır.
insanın içine işleyen, ruhunu okşayan besteler yapan bir dehadır.
élégie op. 24
devamını gör...

seks işçileri yüzyıllar boyu toplum sağlığının korunması gerekçesiyle ve ahlaki nedenlerle dışlanmışlar, ayrımcılığa uğramış ve baskı altında tutulmuşlardır. fuhuş, toplumsal cinsiyet ve gelir eşitsizliğinin yaygın olarak yaşandığı toplumlarda genellikle kadınların maruz kaldığı bir cinsel şiddet biçimidir. seks işçileri çoğu kez kendi onayları dışında ve zor kullanılarak fuhuş yapmak zorunda bırakılırlar ve genellikle ekonomik bir sömürü bu şiddet biçimine eşlik eder. geleneksel tek eşli aile yapısına oluşturduğu tehdit ve din referanslı cinsel ahlak normlarına karşıtlığı nedeniyle fuhuş, toplum tarafından onaylanmaz. aynı zamanda erkeklerin egemen olduğu üretim ilişkilerine ve artı değer oluşturma sürecindeki egemenliklerine, kadınların lehine bir alternatif sunması bağlamında da fuhuş, geleneksel değerlerle çatışma durumundadır. ancak fuhuş, tarihin bilinen her safhasında kendisine karşı olan güçlere rağmen toplumdaki aile dışı çok eşli yaşamın bir öğesi olarak varlığını sürdürmüştür.

gelir eşitsizliğinin sürdüğü, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı toplumlarda fuhşun ortadan kalkması mümkün görülmemektedir. uzun erimde bir cinsel şiddet biçimi olan fuhşun sonlandırılması istenen bir sonuç olarak algılansa bile, bu sonuca fahişelerin yaşamlarını zorlaştırmadan, onların diğer insanların yararlandığı insan hakları ilkelerinden yararlanmalarının sağlanması yoluyla yapılması doğru olacaktır. bu bağlamda öncelikle dünya sağlık örgütü’nün de tavsiye ettiği biçimi ile fuhşun bir iş kolu olarak tanımlanması ve fahişelerin, seks işçileri olarak bu alanda diğer insanların yararlandığı çalışma ve diğer insan haklarından yararlanmalarının özel bir önemi bulunmaktadır. bu anlamda seks işçileri olarak adlandırılacak fahişelerin kendi onayları dahilinde çalışıp çalışmamaya karar vermeleri, şiddete ve sömürüye uğramamalarının sağlanması, hem insan hakları bağlamında bir ilerlemeye tekabül edecek hem de toplumsal bir güç elde eden seks işçilerinin kendi yaşamları konusunda denetim olanağı elde etmelerini sağlayacaktır.

cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların yayılımında seks işçilerinin rolünün azaltılması için seks işçilerine yönelik düzenlemelerin ve çalışmaların yapılmasına mutlaka gereksinim vardır. ne var ki bu düzenleme ve çalışmaları belirleyen politikaların kısıtlayıcı, fuhşu ortadan kaldırmak yerine fuhuş yapanları yok etmeye yönelik, ayrımcılığa ve dışlamaya izin verir biçimde olması bir toplumda cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesinde hiçbir yarar sağlamadığı gibi çoğu zaman ters bir etki de yaratabilmektedir. fuhşun ortadan kaldırılması amacıyla seks işçilerinin çalışma koşullarını kısıtlayan politikalar, onların sağlıksız koşullarda çalışmaları ile sonuçlanmakta, daha fazla şiddete ve sömürüye maruz kalmalarına neden olmakta, fuhşun yer altına girmesi ile birlikte sağlık yönünden seks işçileri daha az denetlenebilir ve ulaşılamaz hale gelmektedir. içinde bulundukları kötü koşullar nedeniyle seks işçileri, müşterileri ile güvenli cinsel ilişki konusunda pazarlık edemez duruma gelmekte ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılımı kolaylaşmaktadır.

ülkemizde genelevlerde çalışan yaklaşık 3 bin “genel kadın”, gizli fuhuş kapsamında yaklaşık 15 bin “gizli fuhuş kapsamında genel kadın” ve yine yaklaşık olarak 80 bin yasadışı olarak çalışan seks işçisi bulunmaktadır. toplam sayıları 100 bine yaklaşan seks işçilerinin çok az bir bölümü yani sadece yüzde 3’lük bir bölümü yasal olarak genelevlerde çalışabilmektedir. sayıları 56 olan ülke çapındaki genelevlerde çoğu kez isteseler de seks işçilerine çalışma olanağı sağlanmamaktadır. yasadışı fuhşu önlemekle görevli kurumların başında emniyet genel müdürlüğü (içişleri bakanlığı) gelmektedir ve emniyet güçlerinin fuhuş konusundaki önemli görevlerinden bir tanesi gizli olarak fuhuş yapan kadınları, onları çalıştıranları ve aracılık edenleri veya fuhşa zorlayanları yakalamak, adliyeye sevk etmek ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda zorunlu muayenelerini yaptırmaktır. genelevler dışında fuhuş yapmak yasadışı olduğundan güvenlik güçleri gizli fuhşu önlemek amacıyla pek çok kadın hakkında takibat yapmakta, sokakta ve yasadışı olarak çalıştırılan evlere baskınlar düzenlemektedir.

diğer yönden seks işçiliğine karşı toplumda varolan ahlaki değerler sonucu gelişen ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalar ülkemizde seks işçilerinin izole edilmiş bir yaşam sürdürmesine; şiddete ve sömürüye açık olmalarına neden olmaktadır. bir yandan gizli fuhşu önlemeye yönelik kolluk uygulamaları diğer yandan toplumsal baskılar seks işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarını zorlaştırmakta ve bu zorluklar sonucunda sağlık, seks işçilerinin gündeminde en son sıralarda yer almaktadır.

fuhuş konusunda ülkemizde yaşanan diğer önemli sorunların başında çocukların fuhuş sektöründe çalıştırılması ve giderek artan biçimde yabancı seks işçilerinin fuhuş sektöründe yer almaya başlamaları gelmektedir. yabancı seks işçilerinin bir bölümünün kölelik koşullarında çalıştırılması, bir insan hakları ihlali olan insan ticareti suçunu gündeme getirmektedir.

yukarıda sayılan gerekçeler nedeniyle::

seks işçiliği, karar verme yetisi olan yetişkinler arasında para veya mal karşılığı herhangi bir zor kullanma olmadan gerçekleştirilen cinsel hizmet alışverişi olarak tanımlanabilir. sokak fahişeliği, eskort hizmetleri, telefon arkadaşlığı hizmetleri, pornografi, erotik dans ve erotik masaj hizmetleri seks işçiliği kapsamında değerlendirilmelidir.
seks işçileri diğer insanların ve çalışanların sahip olduğu haklarla aynı haklara sahip olmalıdır.
seks işçilerinin haklarının korunması hıv/aıds’in önlenmesi ve zararlarının azaltılmasında özel öneme sahiptir. bu haklarının korunması için seks işçilerinin yasal zeminlerde çalışması esastır.
seks işçilerinin sağlıklarının ve iyilik hallerinin geliştirilmesi için sağlık ve sosyal destek hizmetlerine ulaşmalarını kısıtlayan engeller ortadan kaldırılmalıdır.
karar verme yetisi olan yetişkinler arasındaki seks işçiliği temelindeki tüm ilişkiler yasal olarak düzenlenmelidir. bu bağlamda ülkemizde gizli fuhuş kapsamında değerlendirilen ve insan hakları korumasından yoksun ve güvensiz koşullarda çalışmak zorunda bırakılan seks işçilerinin durumlarının iyileşmesi yönünde düzenlemeler yapılmalıdır.
seks işliğini düzenleyen yasaların ve politikaların hazırlanmasında seks işçilerinin ve seks işçiliğine yönelik çalışmalar yapan stk’ların etkin katılımı sağlanmalıdır.
seks işçilerine güvenli cinsel ilişki, cybe ve hıv/aıds’den korunma, madde kullanımının önlenmesi konularında bilgi veren, tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen programlar yaygınlaştırılmalıdır. seks işçilerine yönelik cybe ve hıv/aıds tanı ve tedavi hizmetleri yaygınlaştırılmalı ve ulaşılabilir olmalıdır.
devamını gör...

oktay rifat'ın karıma isimli şiirinin son dizesi ve selçuk altun'un 2001 yılında yayınlanan kitabıdır.

okudukça kültürel anlamda ne kadar az şey bildiğimi fark ettiren çok özel bir kitap oldu benim için. edebiyat dışında sanatın diğer dallarına çok uzak olduğumu zaten biliyordum ama edebi anlamda da ne kadar sığ olduğumu hatırlattı bana yazar. kitapta geçen şehirleri, kitapçıları, sahafları, heykelleri, müzikleri ve resimleri ressamları hiç bilmemek o kadar koymadı da benim bunca yılda eşelene eşelene keşfettiğim onca kitabın ve yazarın 2001 yılında yayınlanan bir kitapta yer alması ve benim bu kitabı 19 yıl sonra fark etmem çok koydu.

kitabın karakter isimleri çok hoşuma gitti benim. ince göndermeler çok yerinde yapılmış. olay örgüsü de hiç kopmuyor. bu kitabı okuyamayan nasıl kitaplar okuyabilir inanın bilmiyorum.
adından aşk romanı havası alınan bu kitap bence daha çok bir yaratım ve yolculuk kitabı.
çok uzun zamandır okurken durup araştırdığım, notlar aldığım en dolu kitap oldu. yazarın okuduğum ilk kitabı umarım diğer kitaplarını da okumaya fırsatım olur. dünyanın en iyi yazarını bulmak için şehirden şehire ülkeden ülkeye kitabın kahramanıyla yolculuk yapmak sizin için de güzel bir maceraya benziyorsa okuyun derim.

ortalığı karıştıran ama çok da doğru bir ifade;

“nitelikli bir insanın kendinden iyi dosta gereksinimi olabilir mi? sonra kitaplar, kıskanç değil midir onlar? çok insan dostu olan bir gerçek kitap dostu tanıdınız mı?”
devamını gör...

charlotte bronte, jane austen, zülfü livaneli, cengiz aytmatov.
devamını gör...

yemekteyiz'in son gün yarışmacısı gibidir.
finalde "ama ben size iki yemeğiniz yetişmediği hâlde 4 puan verdim mehmet bey" diye ağlamaktadır.
devamını gör...

dedi üstteki yazar.
devamını gör...

kediden elinde olmayan nedenlerle korkan insandır. altında bir travma yatma ihtimali olabilir. çocukken kedi tırmalamıştır, ailesi korkutmuştur, bir dizide filmde bir sahne görmüştür vsvs bu içinde büyümüş büyümüş önüne geçemeyeceği bir korkuya dönüşmüştür. ya da bunların hiç biri değildir. sadece korkuyordur.

kedili kadın, kedi anası, kedi vsvs olarak yıllar önce içinde bulunduğum gruptur. sanırım çocukken kediler tarafından kaçırılıp hırpalanmış, ağzım burnum dağıtılmış, cırmalanmış olabilir. emin değilim. zamanla zorla aştım. korkularımın üstüne gitmeyi, kendimi aşmayı, geliştirmeyi sevdiğim için her korkumun, travmamın veyahut gereksiz ön yargı duyduğum konuların üzerine haldır huldur koşturup aşmayı kendime borç bildim.

dalga geçilecek, yokmuş gibi yapılacak bir korku değildir. siz anlamıyorsunuz ya da yaşamadınız diye başkalarının korkularını bu kadar basite almanız ne derece doğrudur bilemiyorum açıkçası?

siz korkusuz cengaverler olabilirsiniz ama bu empatiden bile yoksun olmanız anlamına gelmez sanırım.

neyse az gidemde kedilerimi ısıram onlarda benim ağzımı burnumu yırtsın.


fobinin anlamı aşağıdadır. korku olmadığını iddia edenler olmuş bu yüzden direk alıntı yaptım.

kişinin, belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu, kapıldığı baskılı, kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korku.
devamını gör...

sözleri tatyos efendi'ye ait uşşak makamında, sofyan usûlünde şarkı. barış manço,müzeyyen senar ve daha bir çok sanatçı bu eseri kendi yorumları ve tarzlarıyla seslendirmiştir.benim içinde yeri apayrıdır ruhu bir başkadır... eser hey heeey le başlar takat yetmiyor ile biter.
içteki serzenişin ruhun sukûnetini sağlaması bu olsa gerek. (bkz: müzik ruhun gıdasıdır)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim