arif v 216
bir cem yılmaz filmidir.
film 2018 de vizyona girmiştir. oyuncu kadrosunda cem yılmaz, ozan güven, seda bakan, zafer algöz ve özkan uğur yer almaktadır.
senaryo koltuğunda cem yılmaz vardır. filmin yönetmeni ise kıvanç baruönüdür.
film gora filminin devamı gibidir. aynı evrende aynı karakterlerle çekilmiştir. gora gibi çok beğenilen bir filmin devamı olduğu için seyirciler tarafından pek beğenilmedi.
ben çok beğendim. hatta goradan daha iyi bir film olduğunu düşünüyorum. romantik tayfa maalesef abi gora gibi değil yhaaa diyerek filmi gömmeye devam ettiler. beğenmediler. neyse.
film eleştirilmesine rağmen cem yılmaz’ın en çok izlenen filmi oldu.
filmin konusu robot 216, beklenmedik bir anda dünya'ya gelir ve arif'e insan gibi yaşamak, gülmek ve âşık olmak istediğini söyler. mahalle sakinleri uzaylı istemedikleri bir anda arif ve 216, bir kaza sonucu zaman makinesiyle 1969 yılına gider. geçmişe giden arif v 216 bir sürü eski sanatçıyla karşılaşır. farklı maceralara çıkarlar. zeki müren, sadri alışık, ayhan ışık, tarkan, mustafa sandal, ajda pekkan gibi büyük sanatçıları görürüz.
filmde bol bol gönderme bulunuyor. her izlediğinizde yeni bir gönderme bulabilirsiniz.
cem yılmaz ustalara saygı göstermek istemiş ve sürekli onları ihya eden göndermelerde bulunmuş.
eski filmlerine sık sık göndermelerde bulunmuş.
siyasi göndermeler, hollywood filmlerine göndermeler bir sürü göndermeler bulunuyor.
filmin tek beğenmediğim kısmı son sahnede olan olayların saçmalığıydı.
uçak falan pek olmamıştı.
film çok iyi tasarlanmış bir film. arka planını belgesel yapmışlardı orada izlediğimde ağzım açık kalmıştı. her saniyesi her detayı ince ince planlanmış. kostümler, müzikler, mekanlar hepsi çok büyük bir emeğin parçası.
hatta bazı kostümleri tek tek ajda pekkan’ın kendisi çizmiş.
zeki mürenin sahneleri belgesellerden alınmış. spor yaptığı malzemeler dahil.
çok beğendiğim izlemekten keyif aldığım başarılı bir film. türkiye standartlarının üstünde bir film olduğunu düşünüyorum.
film 2018 de vizyona girmiştir. oyuncu kadrosunda cem yılmaz, ozan güven, seda bakan, zafer algöz ve özkan uğur yer almaktadır.
senaryo koltuğunda cem yılmaz vardır. filmin yönetmeni ise kıvanç baruönüdür.
film gora filminin devamı gibidir. aynı evrende aynı karakterlerle çekilmiştir. gora gibi çok beğenilen bir filmin devamı olduğu için seyirciler tarafından pek beğenilmedi.
ben çok beğendim. hatta goradan daha iyi bir film olduğunu düşünüyorum. romantik tayfa maalesef abi gora gibi değil yhaaa diyerek filmi gömmeye devam ettiler. beğenmediler. neyse.
film eleştirilmesine rağmen cem yılmaz’ın en çok izlenen filmi oldu.
filmin konusu robot 216, beklenmedik bir anda dünya'ya gelir ve arif'e insan gibi yaşamak, gülmek ve âşık olmak istediğini söyler. mahalle sakinleri uzaylı istemedikleri bir anda arif ve 216, bir kaza sonucu zaman makinesiyle 1969 yılına gider. geçmişe giden arif v 216 bir sürü eski sanatçıyla karşılaşır. farklı maceralara çıkarlar. zeki müren, sadri alışık, ayhan ışık, tarkan, mustafa sandal, ajda pekkan gibi büyük sanatçıları görürüz.
filmde bol bol gönderme bulunuyor. her izlediğinizde yeni bir gönderme bulabilirsiniz.
cem yılmaz ustalara saygı göstermek istemiş ve sürekli onları ihya eden göndermelerde bulunmuş.
eski filmlerine sık sık göndermelerde bulunmuş.
siyasi göndermeler, hollywood filmlerine göndermeler bir sürü göndermeler bulunuyor.
filmin tek beğenmediğim kısmı son sahnede olan olayların saçmalığıydı.
uçak falan pek olmamıştı.
film çok iyi tasarlanmış bir film. arka planını belgesel yapmışlardı orada izlediğimde ağzım açık kalmıştı. her saniyesi her detayı ince ince planlanmış. kostümler, müzikler, mekanlar hepsi çok büyük bir emeğin parçası.
hatta bazı kostümleri tek tek ajda pekkan’ın kendisi çizmiş.
zeki mürenin sahneleri belgesellerden alınmış. spor yaptığı malzemeler dahil.
çok beğendiğim izlemekten keyif aldığım başarılı bir film. türkiye standartlarının üstünde bir film olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
baban ne iş yapıyor sorusu
pedogojik formasyon almayan öğretmen neslinin bizlere yaptığı işkence yöntemlerinden bir tanesi.
devamını gör...
türkiye'de yaşamaktan nefret etme sebepleri
eğitim ve adalet sisteminin yerlerde olması.
insanlara ve hayvanlara değer verilmemesi.
ekonominin yerlerde olması.
insanlara ve hayvanlara değer verilmemesi.
ekonominin yerlerde olması.
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
her istediğini verip, sorumluluk bilinci olmayan bir çocuk yetiştirmek.
devamını gör...
kaliteli yaşam için ucuz öneriler
iyi havalandırılmış, temiz, düzenli bir odada, temiz ve sabun kokulu çarşaflarda uyumak.
devamını gör...
28 aralık 2020 ilber ortaylı açıklaması
sunucu cansu canan özgen, yaptığı canlı yayında ünlü tarihçi ilber ortaylı’yı konuk ettiğinde sonunda canlı yayının kapandığını zanneden ortaylı “maşallah, şuna bak” sözlerine açıklama getirdi.
hürriyete konuşan ortaylı şunları söyledi.
--- alıntı ---
vallahi ben çok akıllı, güzel ve kendini geliştirmiş buluyorum yayın yaptığım hanım kızı. hakikaten de maşallah. güzel olduğu zaten belli. giyimi, makyajı, duruşu, soru soruşu, konuya hâkimiyeti, türkçeyi doğru ve güzel kullanışı... buna tabii ki maşallah denir. başka ne denir?
bir iltifatı, bir takdiri, bir maşallahı alıp... üzerinden #metoo hareketi benzeri bir taciz devşirmek akıl alır gibi değil. #metoo hareketi bu kadar basit mi? türkiye’nin bu konuda zaten ciddi bir problemi var. her şey bu kadar basitleştirilmemeli. biraz catherine denuve okusunlar. (dünyaca ünlü yıldız taciz karşıtı hareketin ‘püritenliğe’ vardığı, erkeklerin kadınlara iltifat etmekte özgür olması gerektiğini anlatan bir mektup yazmıştı.) ben bu hanımla kaç zamandır program yapıyorum. gerçekten iyi. kendini geliştirdi, tv dünyasında türkçesi en iyi olanlardan. okuyor, soruyor, saçmalamıyor. giyimi, kuşamı, makyajı, duruşu, eli yüzü güzel. ben ona her zaman ‘maşallah’ derim. gerçekten aptallar! taciz lafları türemiş. olacak iş değil. onların anladığı türden maşallah değil bu... türkiye’de sosyal medya agora. herkes konuşuyor, fazla gürültü var.
--- alıntı ---
ayrıntılar; buradan
hürriyete konuşan ortaylı şunları söyledi.
--- alıntı ---
vallahi ben çok akıllı, güzel ve kendini geliştirmiş buluyorum yayın yaptığım hanım kızı. hakikaten de maşallah. güzel olduğu zaten belli. giyimi, makyajı, duruşu, soru soruşu, konuya hâkimiyeti, türkçeyi doğru ve güzel kullanışı... buna tabii ki maşallah denir. başka ne denir?
bir iltifatı, bir takdiri, bir maşallahı alıp... üzerinden #metoo hareketi benzeri bir taciz devşirmek akıl alır gibi değil. #metoo hareketi bu kadar basit mi? türkiye’nin bu konuda zaten ciddi bir problemi var. her şey bu kadar basitleştirilmemeli. biraz catherine denuve okusunlar. (dünyaca ünlü yıldız taciz karşıtı hareketin ‘püritenliğe’ vardığı, erkeklerin kadınlara iltifat etmekte özgür olması gerektiğini anlatan bir mektup yazmıştı.) ben bu hanımla kaç zamandır program yapıyorum. gerçekten iyi. kendini geliştirdi, tv dünyasında türkçesi en iyi olanlardan. okuyor, soruyor, saçmalamıyor. giyimi, kuşamı, makyajı, duruşu, eli yüzü güzel. ben ona her zaman ‘maşallah’ derim. gerçekten aptallar! taciz lafları türemiş. olacak iş değil. onların anladığı türden maşallah değil bu... türkiye’de sosyal medya agora. herkes konuşuyor, fazla gürültü var.
--- alıntı ---
ayrıntılar; buradan
devamını gör...
terk edildiği halde ben terk ettim diyen tip
terk edilmek kuşkusuz ki bir gocunma, hazımsızlık ve beraberinde aşağılık kompleksini ortaya çıkaran durum. nedenini çözememekle beraber çevrenizden böyle bir şey duyuyorsanız da 'he tamam sen daha terk edicisin.' deyip hızla uzaklaşmak en mantıklısı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kasvetvari bir gün.
evet evet bu gün, bir sıfat olsaydı tam olarak bu olurdu: kasvetvari...
bir yandan bastıran sıcak, diğer yandan evdeki herkesin üzerinde sezdiğim garip sinirlilik hali.
öte yandan babamın, buz mavisine boyatıp, sanki büyük babaların büyük halasının antika evine dönen salonumuz. sanki o fransız berjerleri yetmiyormuş gibi bir de buna duvarın kasvetli rengi eklendi, diyor annem... yo yoo fransız usulü klasik salon takımında herhangi bir sorun yokmuş kanınca. onun derdi duvarların kasvetli rengiymiş. ayyh insanın içini basıyor, ruhunu daraltıyormuş... esasen içini basan konunun o olmadığını hepimiz biliyoruz, babam da.. lakin şimdilik dillendirmeye kimsenin cesareti yok. susuyoruz...
hepimizi, eften püften bir bahaneyle azarlıyor.
susuyoruz...
canımız sıkılıyor.
susuyoruz..
insanoğlunun ölüm haberine böyle tepki vermesi çok garip geliyor.
susuyoruz..
ağlaması gerekirdi oysa. fakat ağlayamıyor. dua ediyor içi ferahlamıyor. ölüm diyoruz.. hazmedemiyor.
susuyoruz..
anlayacağınız sorunumuz çok büyük: babamın boyattığı buz mavisi duvarlar salonumuzu, hani sade bayramda gidip elini öptüğümüz, meşhur büyükbabaların büyük halasının, antika evine benzetmiş...
sorunumuz çok büyük.
evet evet bu gün, bir sıfat olsaydı tam olarak bu olurdu: kasvetvari...
bir yandan bastıran sıcak, diğer yandan evdeki herkesin üzerinde sezdiğim garip sinirlilik hali.
öte yandan babamın, buz mavisine boyatıp, sanki büyük babaların büyük halasının antika evine dönen salonumuz. sanki o fransız berjerleri yetmiyormuş gibi bir de buna duvarın kasvetli rengi eklendi, diyor annem... yo yoo fransız usulü klasik salon takımında herhangi bir sorun yokmuş kanınca. onun derdi duvarların kasvetli rengiymiş. ayyh insanın içini basıyor, ruhunu daraltıyormuş... esasen içini basan konunun o olmadığını hepimiz biliyoruz, babam da.. lakin şimdilik dillendirmeye kimsenin cesareti yok. susuyoruz...
hepimizi, eften püften bir bahaneyle azarlıyor.
susuyoruz...
canımız sıkılıyor.
susuyoruz..
insanoğlunun ölüm haberine böyle tepki vermesi çok garip geliyor.
susuyoruz..
ağlaması gerekirdi oysa. fakat ağlayamıyor. dua ediyor içi ferahlamıyor. ölüm diyoruz.. hazmedemiyor.
susuyoruz..
anlayacağınız sorunumuz çok büyük: babamın boyattığı buz mavisi duvarlar salonumuzu, hani sade bayramda gidip elini öptüğümüz, meşhur büyükbabaların büyük halasının, antika evine benzetmiş...
sorunumuz çok büyük.
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
renkli rüyalar oteli.
arada aklıma gelir dilime dolanır. tüm gün söyler dururum.
yıllar önceydi
çok da güzeldi şimdi, düşününce
benimsin demiştim, ben de senin
renkli rüyalar otelinde.
arada aklıma gelir dilime dolanır. tüm gün söyler dururum.
yıllar önceydi
çok da güzeldi şimdi, düşününce
benimsin demiştim, ben de senin
renkli rüyalar otelinde.
devamını gör...
bolşevik
bolşevik, çoğunluktan yana anlamına gelen rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen rusya sosyal demokrat işçi partisi'nin ikinci kongresi'nde vladimir lenin ve julius martov arasında yeni kurulmakta olan partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan lenin yanlısı grup.
devamını gör...
özenilen meslekler
ses sanatçısı.
hem şarkı söyleyip, severek hissederek her anını dile dökebilmek, duygulara tercüman olabilmek ve iyi para kazanıp geçim sıkıntısı çekmemek.
hem şarkı söyleyip, severek hissederek her anını dile dökebilmek, duygulara tercüman olabilmek ve iyi para kazanıp geçim sıkıntısı çekmemek.
devamını gör...
tırnak uzatmak
tırnak uzatmanın bir adabı vardır. kısacıcık olunca cok cirkin duruyor, uzun olunca da çok çabuk pisleniyor ve hoş da durmuyor. ortası tutturulduğu zaman çok güzel tırnaklar ortaya çıkıyor.
devamını gör...
eski sevgili ile yeniden başlamak
yapılmaması gerekendir. sizleri “eski” yapan sorun ne ise önünüze tekrar çıkacaktır. ben bu sorunları aşarım diyorsanız. neden ayrıldınız lan o zaman diye sorarlar? aşk bu! bitireceksen buna değmeli. sağlam durun! bir süre sonra yüzünü unutursunuz. ama yüzsüzlügünü asla! hayatınıza yeni biri girecektir. ve dokunacaktır sizin yaralarınıza. iyileştirecektir. siz de gerçek aşk buymuş diyeceksiniz. eski sevgili ise arada bir aklınıza gelecek bir “tanıdık” ya da “tanıyamadık” olacaktır.
erkek ya da kadın fark etmez;
“kaşarların peşinden koşan, fareden başka nedir ki?”
beyne format atın. hayatı kaçırmayın.
erkek ya da kadın fark etmez;
“kaşarların peşinden koşan, fareden başka nedir ki?”
beyne format atın. hayatı kaçırmayın.
devamını gör...
erkeklerin kadınları sinir eden özellikleri
kaba saba olmaları.
eşine/sevgilisine insan gibi davranmak yerine sahibi gibi davranması.
küfür etmeyi marifet saymaları.
saygısız olmaları.*
eşine/sevgilisine insan gibi davranmak yerine sahibi gibi davranması.
küfür etmeyi marifet saymaları.
saygısız olmaları.*
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
sevgili amaterasu'nun tavsiye ettiği şarkıdır.
devamını gör...
bir deistin kandil duası
okuduğum, deist arkadaşımızın serzenişlerini haklı bulduğum dua. paylaşmak istedim.
bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.
ciddiyim...
zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.
onları affet sayın allah'ım.
onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.
sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?
mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...
soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...
ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.
sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.
"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.
sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.
her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.
can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.
kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.
milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.
kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.
seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.
her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.
insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.
evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.
ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...
lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...
ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...
bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...
affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...
kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...
-gariban kulun osman-
bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.
ciddiyim...
zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.
onları affet sayın allah'ım.
onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.
sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?
mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...
soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...
ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.
sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.
"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.
sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.
her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.
can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.
kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.
milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.
kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.
seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.
her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.
insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.
evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.
ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...
lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...
ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...
bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...
affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...
kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...
-gariban kulun osman-
devamını gör...
hayatı boyunca rol yapmayan birey
imkansız bir şeydir. dünyamızda her insana bir rol belirlenir ve insan çoğunlukla buna uyuyor rolü yapar. eğer buna karşı çıkarsa zorlandığı dönemlerde ben demiştim diyecekleri engellemek için sorunlarını kapatacak rollere girişir. hayat bir tiyatro sahnesidir ve tüm insanlar da bu sahnede rol yapmaya zorlanır bence.
devamını gör...
#seninleyizreis
gece gece burnuma ıslak köpek kokusu gelmesine neden olan tag.
twitter'da tasmasız çomar gezdirmek ne ara serbest oldu alüminyum?? her yerden çıkıyorlar...
twitter'da tasmasız çomar gezdirmek ne ara serbest oldu alüminyum?? her yerden çıkıyorlar...
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
kendi adıma dem'imden geleni yaptığım darbenin tüm kahramanlarına selam olsun.
sizin de kabuğunuza zeval gelmesin değerli kaplumbağamız.
sizin de kabuğunuza zeval gelmesin değerli kaplumbağamız.
devamını gör...