alman otomobillerinin alacağı versustur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yere göğe, dağa taşa, sözlüğe duyurulmasına gerek olmadan yapılabilecek bir eylemdir. normaldir. herkesin memesinden bizene
devamını gör...

kimse zaten kimseden oy beklemiyor. hepimiz sözlük adına bildiklerimizi yazıyor, katkı sağlıyoruz. oy dediğimiz şey yazara "bak sen yazdın, ben okudum, bana faydası oldu beğendim" demektir. serotonini arttırır efendim, daha önemlisi var mıdır?
çikolata yeme, artı al. *
devamını gör...

atmak her zaman rahatlatır ve o kadar rahatlatır ki lan niye mesaj attım ki diye tasalanılır. pişman olup olmamak karşıya göre değişir ama içinizde kalacağına emeğinizde kalsın.
devamını gör...

(bkz: islam)

edit: (bkz: arap kültürü)
devamını gör...

kafa sözlüğün bizi dinlediğine işarettir. google bak işine koçum!
devamını gör...

müzik ile uğraşıyorum, beste yapacağım zaman bana en çok ilham kaynağı veren şey bir şekilde besteye başlamak. başlayınca gerisi geliyor cidden.
devamını gör...

varoluşsal sancılar çekiyorum. ya ben yok olucam ya da küllerimden doğucam. hayırlısı.
devamını gör...

a.b.d'de kölelik bittikten sonra, siyahlara, alın size ülke denilerek gönderildiği ülkelerden biridir.
diğerleri liberya ve sierra leone.
devamını gör...

çok çalışıyor, günde 3 saat falan uyuyordur. bu kadar yorma kendini dostum.
devamını gör...

yunanca kökenli bir kelimedir. ödünç olarak verdiğimiz kitapların bir daha geri verilmemesi, kişinin kitabı vermemesi ve çalması anlamına gelmektedir.

-herkesin başına geldiğini düşündüğüm durumdur. ödünç olarak verilir ama asla o kitap gelmez ve üstüne bahaneler uydurulur.
devamını gör...

türkçesi mizofoni olan hastalık. seslere karşı aşırı hassasiyet olarak bilinir. seçici ses duyarlılığı sendromu da deniyor. ağız şapırdatma, sakız çiğneme, ıslık, horlama, korna, komşudan gelen sesler, esneme, konuşma vb seslerden rahatsız olma.

saygısız, bencil insanlarla dolu ülkemde, aşırı gürültüden ötürü bu sendromu her gün yaşıyorum maalesef.
ancak twitter da denk geldiğim şu söz sayesinde kendimle gurur duydum..

"insanın dayanabileceği gürültü miktarıyla zihinsel yetileri arasında ters orantı vardır. kapıyı yavaşça kapatmak yerine gürültüyle çarpan bir insan yalnızca terbiyesiz değil; aynı zamanda bayağı ve dar görüşlüdür." schopenhauer.
devamını gör...

nietzsche'nin kendi hayatından da kesitler bulunan eseridir. hastalık dönemlerinden bahsederken bu bağlamda iklim ve beslenme konularına girer. hastayken bazı eserlerini nasıl bir anda yazıverdiğini anlatır. eserde sık sık zerdüşt'ten alıntılar vardır. olağanüstü şiirsel dilini takip etmek bazen zor olsa da genel olarak keyiflidir. ecce homo'nun bence en önemli taraflarından biri binlerce yıllık yalanlar olarak tanımladığı ideallere olan saldırısıdır. idealler yani yalanlar, der, nietzsche. hıristiyanlıkla olan meselesi de tam olarak budur aslında. ideallerin hakikati gizlemek için uydurulduğunu söyler. insanları hakikatten uzak tutabilmek için yapılmış girişimlerdir onun derdi. hıristiyanlık ise bunun en büyük sebebidir nietzsche açısından. hıristiyan ahlakı âdeta onun midesini bulandırır. insan bedenini hiçe sayan, dünyasal olan her şeye karşı olan, uydurduğu ideallerle insanları olmayan bir öteki dünyaya hazırlayan bir anlayıştır bu nietzsche için. ayrıca merhamet gibi duygular insanı zayıflattıkları için saldırıya uğrar. nietzsche kendisini "ilk ahlak karşıtı" olarak tanımlar. özellikle zerdüşt'ünde gördüğümüz o tanrısal/ilahi dil burda da karşımıza çıkar. konuşan âdeta bir tanrı veya peygamber gibidir, nietzsche her ne kadar zerdüşt(yani kendisi) bir peygamber değildir dese de. muhteşem bir kibir metnin başından sonuna hâkimdir. bunun yakıştığı başka bir insan ben henüz okumadım, çünkü nietzsche dehâ ve delilik sınırları arasında yaşamış ve sonunda delilik tarafına geçmiş bir insandır. kitapta nietzsche'nin polonya kökenlerine duyduğu kıvanç vardır. bunun yanında alman olan her şeyden(wagner hâriç) duyduğu nefret görülür. açıkçası ben nietzsche okurken ne zaman wagner meselesi karşıma çıksa acayip sıkılırım. wagner aşağı wagner yukarı patlayacak gibi olurum. ama ecce homo'da aslında ona yönelik alaycı saldırılar var. almanlara olan nefreti kuşkusuz hastalıklı bir şeydi. müthiş bir alman kültürü, sanatı, felsefesi(burası kimilerine göre hâlâ tartışmalı olsa da) , edebiyatı vardı nietzsche yaşarken. kendisinden önce de vardı o yaşarken de vardı. ama o bunun böyle olmadığını ve hatta bir alman'a dokunduğunda ellerini yıkadığı söyler. nietzsche aslında wagner veya schopenhauer'dan bahsederken bile kendisinden bahsettiğini söylemektedir. veya onlarda kendisini gördüğünü, tabii ki onlara üstün bir konumda onları temâşa ettiğini imâ eder. aslında ecce homo'nun yapısıyla da uyumlu bir bakış açısıdır bu. çünkü nietzsche kendisinden bahseder zaten, her şey bir yönüyle nietzsche'dir. kitabın kısımları "neden bir yazgıyım ben", "neden böyle iyi kitaplar yazıyorum ben" gibi başlıklardan oluşur. nietzsche insanın öfkeden, kızgınlıktan, intikam hırsından arınması gerektiğini söyler. bunları da aslında bir bakıma put olarak görür. tıpkı idealler gibi. yıkılması gereken putlardır bunlar.
devamını gör...

bahaneleri üzerine yıktığımız yıl
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafanızdaki siyah saç sayısının,
bazı şeylere hevesinizin,
genel olarak enerjinizin ve dayanıklılığınızın
dahil olduğu şeylerdir.
devamını gör...

kafada kurmak
devamını gör...

önceden kitaplarımın köşesi kıvrılsa üzülüyordum. ama şimdi altını da çiziyorum. bilmediğim kelime varsa anlamını da yazıyorum. okuduğum her şeyden tam bir verim almak için uğraşıyorum. çünkü ileride o kitabı elime alınca okuduğum anı, altını çizerken hissettiğim duyguyu hatırlamak istiyorum.
sadece okuyup rafa kaldırdığım kitapları da seviyorum ama kitaba dair aklımda kalan pek bir şey olmuyor. bana hiçbir şey katmamış gibi geliyor.

sevgilime altını çizdiğim kitaplarımı vermiştim. o da okuyup çizdiğim satırlara kendi hislerini yazmıştı. birini tanımanın da en güzel yolu bence. tam altını çizeceksin ama o çizmiş. aynı duyguları hissederek okumak çok hoş değil mi?

kitaplarınızın altını çizmekten korkmayın. o çizikler sizin duygularınız, düşünceleriniz. yeterince monotonlaşan hayatta hislerimizi yaşayacağımız dünyaya ihtiyacımız var.
devamını gör...

yoldaş'ın eğer destekte bulunmazsan 'anchorwoman'ı kaldırıp oraya 'cimri' yazarım tehditinden mütevellit benim de destek vereceğim oluşumdur. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim