fuzûlî
mahlasının değişik bir hikayesi olan divan şairidir.
o dönemde fuzuli, başka bir mahlasla yazan ünlü bir şair olduğu için onun mahlasını çalan oldukça fazla insan varmış. tabii ki o zamanlar telif hakkı falan olmadığı için bir çare bulamamış bizim fuzuli de bu duruma. sonra ‘’fuzuli’’ mahlasını almaya karar vermiş. bu mahlasın anlamının ‘’gereksiz, boş iş’’ anlamına geldiğini bilen o ‘’mahlas hırsızı’’ şairler de artık bu bizim fuzuli’nin mahlasını çalmamaya karar vermişler.
oysa ki fuzuli, aynı zamanda ‘’faziletli, güzel’’ anlamına da geliyormuş.
o dönemde fuzuli, başka bir mahlasla yazan ünlü bir şair olduğu için onun mahlasını çalan oldukça fazla insan varmış. tabii ki o zamanlar telif hakkı falan olmadığı için bir çare bulamamış bizim fuzuli de bu duruma. sonra ‘’fuzuli’’ mahlasını almaya karar vermiş. bu mahlasın anlamının ‘’gereksiz, boş iş’’ anlamına geldiğini bilen o ‘’mahlas hırsızı’’ şairler de artık bu bizim fuzuli’nin mahlasını çalmamaya karar vermişler.
oysa ki fuzuli, aynı zamanda ‘’faziletli, güzel’’ anlamına da geliyormuş.
devamını gör...
biyolojik saat
uyku-uyanıklık adet döngüsü ve büyüme gibi biyolojik ritimleri ve döngüleri düzenleyen iç zamanlama mekanizmasıdır.
devamını gör...
akış bölümünde yakın zamanda tanım girilmemiş başlıkların görülmesi
efendim zaman zaman dikkatimi çeken hadise. sol tarafta bir başlık beliriyor ve bilmem kaç tane tanım yapılmış gözüküyor. kim neden bu kadar tanım yapmış diye bakıyorum. o da ne? o gün, o saat ilgili başlığa tanım girilmemiş. madem öyle bu başlık buraya neden geldi? ne işler çeviriyorsunuz? *
örnek: rafadan tayfa başlığı. en son tanım 09.01.2021'de yapılmış. o zaman aşağıdaki görseldeki durumun mantığı nedir?

ekleme: başlık daha önce varmış diye buraya geldik. bu başlığın da sola gelmesi yasak sanırım. nereye düştük biz? nasıl bir tarikatsınız siz böyle? *
örnek: rafadan tayfa başlığı. en son tanım 09.01.2021'de yapılmış. o zaman aşağıdaki görseldeki durumun mantığı nedir?

ekleme: başlık daha önce varmış diye buraya geldik. bu başlığın da sola gelmesi yasak sanırım. nereye düştük biz? nasıl bir tarikatsınız siz böyle? *
devamını gör...
neuralink deneylerine yıl sonunda başlayabiliriz
bir yazılımcı olarak karşı durduğum projenin yıl sonunda başlanacak olduğu haberi.
neden karşı olduğuma gelirsek tamamen potansiyelinden. beyin implantları gerçekten sizin herşeyi bilmenizi, kafanızdan internete bağlanmanızı, en zor işlemleri bile yapabilmenizi sağlayacak. fakat işin güzel olmayan tarafları var.
kim zeki bilemeyeceksiniz. çünkü hepiniz ancak teknolojinin izin verdiği kadar zeki olacaksınız. insani özelliklerinizin çoğunu kaybedeceksiniz, duygular yerine mantıkla hareket edeceksiniz. x kişisinin y'den bir farkı kalmayacak, hepiniz aynı özelliklere sahip bilgisayar olacaksınız. ek olarak işin içine yazılım giriyorsa o sistem hiç bir zaman güvenli olmayacak. sizi öldürmek isteyenler implantınıza ağdan bağlanıp zararlı yazılımı yükleyerek beyin fonksiyonlarınız bozabilecek veya tüm implantlara sizin yapmak istemediğiniz komutları gönderilebilecek.
bu yüzden insanlığın teknoloji ile değil de harmoni ile yükselmesini istiyorum.
neden karşı olduğuma gelirsek tamamen potansiyelinden. beyin implantları gerçekten sizin herşeyi bilmenizi, kafanızdan internete bağlanmanızı, en zor işlemleri bile yapabilmenizi sağlayacak. fakat işin güzel olmayan tarafları var.
kim zeki bilemeyeceksiniz. çünkü hepiniz ancak teknolojinin izin verdiği kadar zeki olacaksınız. insani özelliklerinizin çoğunu kaybedeceksiniz, duygular yerine mantıkla hareket edeceksiniz. x kişisinin y'den bir farkı kalmayacak, hepiniz aynı özelliklere sahip bilgisayar olacaksınız. ek olarak işin içine yazılım giriyorsa o sistem hiç bir zaman güvenli olmayacak. sizi öldürmek isteyenler implantınıza ağdan bağlanıp zararlı yazılımı yükleyerek beyin fonksiyonlarınız bozabilecek veya tüm implantlara sizin yapmak istemediğiniz komutları gönderilebilecek.
bu yüzden insanlığın teknoloji ile değil de harmoni ile yükselmesini istiyorum.
devamını gör...
yengeç burcu
çok duygusal çok hassas insandırlar. bu burç bir insana yanlış veya üzecek bir davranışta bulunursanız geçmiş olsun asla unutmazlar. kafalarında kurarlar . anaç bir burçtur sevgileri büyüktür.
devamını gör...
edgar degas
degas, kendisi reddettiği halde empresyonizmin kurucuları içinde değerlendirilmişti, oysa o kendini, gerçekçi olarak kabul ediyordu.
degas * 1917'de öldüğünde atölyesinde 150 tane balmumu veya kilden yaptığı heykel bulunmuştu. bu heykeller içindeki 1881'de empresyonistler sergisinde sergilediği la petite danseuse de fourteen ans/"little dancer, aged fourteen" figürü dışında degas'nın heykelleri pek bilinmezdi. ölümünün ardından bu eşsiz heykelden birçok bronz kopya yapıldı ve en sevilen sanat eserlerinden biri haline geldi.
figürün modeli paris opera balesi'nin öğrencisi, marie van goethem, belçikalı, işçi sınıfına mensup bir terzi ile çamaşırcının kızıydı. işçi sınıfı geçmişi olan genç, güzel ve fakir bale öğrencileri bir aşağılanma ifadesi olarak ve fakat yanı sıra hızlı hareket eden adımlarla koşuşturmalarından dolayı "petits rats de l'opéra"/ "küçük opera fareleri" olarak anılırlardı.
o sırada eleştirmenler pek itibar etmeseler de, degas bu figürde izleyiciye, küçük balerin kızın hem fiziksel hem de psikolojik durumunu, geriye attığı başı ve arkasında rahatsız birleştirdiği elleri üzerinden mükemmelen hissettirmişti.
eser, pigmentli balmumu, kil, metal armatür, ip, boya fırçaları, insan saçı, ipek ve keten kurdele, pamuklu bir korsaj, pamuklu ve ipek tütü, keten terliklerden yapılmış ve ahşap bir kaidenin üzerine yerleştirilmiştir.
* boyutları: 98,9 x 34,7 x 35,2 cm.dir ve 22.226 kg ağırlığındadır. eserin orijinali national gallery of art, washington'dadır.

kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
degas * 1917'de öldüğünde atölyesinde 150 tane balmumu veya kilden yaptığı heykel bulunmuştu. bu heykeller içindeki 1881'de empresyonistler sergisinde sergilediği la petite danseuse de fourteen ans/"little dancer, aged fourteen" figürü dışında degas'nın heykelleri pek bilinmezdi. ölümünün ardından bu eşsiz heykelden birçok bronz kopya yapıldı ve en sevilen sanat eserlerinden biri haline geldi.
figürün modeli paris opera balesi'nin öğrencisi, marie van goethem, belçikalı, işçi sınıfına mensup bir terzi ile çamaşırcının kızıydı. işçi sınıfı geçmişi olan genç, güzel ve fakir bale öğrencileri bir aşağılanma ifadesi olarak ve fakat yanı sıra hızlı hareket eden adımlarla koşuşturmalarından dolayı "petits rats de l'opéra"/ "küçük opera fareleri" olarak anılırlardı.
o sırada eleştirmenler pek itibar etmeseler de, degas bu figürde izleyiciye, küçük balerin kızın hem fiziksel hem de psikolojik durumunu, geriye attığı başı ve arkasında rahatsız birleştirdiği elleri üzerinden mükemmelen hissettirmişti.
eser, pigmentli balmumu, kil, metal armatür, ip, boya fırçaları, insan saçı, ipek ve keten kurdele, pamuklu bir korsaj, pamuklu ve ipek tütü, keten terliklerden yapılmış ve ahşap bir kaidenin üzerine yerleştirilmiştir.
* boyutları: 98,9 x 34,7 x 35,2 cm.dir ve 22.226 kg ağırlığındadır. eserin orijinali national gallery of art, washington'dadır.

kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
devamını gör...
ay'a gidecek ilk roketimize isim önerileri
trgg - türkiye roket girişimcileri grubu
devamını gör...
mesajlaşarak konuşmak vs arayarak konuşmak
arayarak konuşmak iyidir.
yazmak her duygunun karşılığını göstermiyor bence, sonra günaydın yazmakla günaydınnn yazmak arasındaki abuk farkı tartışmak zorunda kalıyorsun.
çokta uzun konuşamam gerçi telefonda, o yüzden kısa ve sonuç odaklı konuşmanın hastasıyım.
yazmak her duygunun karşılığını göstermiyor bence, sonra günaydın yazmakla günaydınnn yazmak arasındaki abuk farkı tartışmak zorunda kalıyorsun.
çokta uzun konuşamam gerçi telefonda, o yüzden kısa ve sonuç odaklı konuşmanın hastasıyım.
devamını gör...
içi boşaltılmış kavramlar
yerli ve milli.
devamını gör...
hayatı çekilir kılan detaylar
ıçten okunan bir şiirdir,
üzüldüğünde yanında olan dostlar,
ağladığında sarılabileceğin bir yürek,
mutluluğunu paylaştığında mutlu olan ruhlar,
başlarını okşadığında minnetle bakan o masum gözlerdir.
suladığında açan bir çiçek,
mis gibi kokan bir şarkıdır. bence kısacası hayatı çekilir kılan şey samimiyettir dostlar.
üzüldüğünde yanında olan dostlar,
ağladığında sarılabileceğin bir yürek,
mutluluğunu paylaştığında mutlu olan ruhlar,
başlarını okşadığında minnetle bakan o masum gözlerdir.
suladığında açan bir çiçek,
mis gibi kokan bir şarkıdır. bence kısacası hayatı çekilir kılan şey samimiyettir dostlar.
devamını gör...
seni üzenler neredeler sorunsalı
hepsi kendi cehenneminde.
devamını gör...
burada yaşarsam çok huzurlu olurum denilen yerler
(bkz: norveç)
devamını gör...
yazarların yapmayı en çok sevdiği yemek
daha önce denemediğim herhangi bir yemek.
devamını gör...
günler aylar yıllar
hayatla inatlaşan bir adam ve köpeğinin öyküsü. evet tam anlamıyla böyle bir tanım yapmak gerekiyor zira amcamız ve köpeği adeta hayatla inatlaşıyorlar. sen mi galip geleceksin yoksa ben mi yarışına giriyorlar. şimdi hikayeyi biraz baştan alacak olursak buradan sonrası için yola spoiler uyarısı ile devam edeceğiz.
amcamız en başta köylüler ayrılırken biraz tembellik ediyor gibi geldi bana. şimdi kim kalkıp buradan gidecek teee o kadar yolu yahu der gibiydi sanki. yani o tarlada bulduğu bir fidan bana çok da gerçekçi gelmedi orada kalması adına üşengeçliğinin bir kılıfıydı sanki.
fakat sonra amcamızın samimiyetine inanmaya başladığımız bir dizi olaylar oldu ki yahu bu adam resmen hayatla inatlaşıyor ölüme meydan okuyor dedim kendime okuduğum her satırda. öykü ile ilgili benim canımı sıkan en büyük nokta çeviri oldu.
küfürler bana çok geçmedi açıkçası. şimdi tabii kitap çince, hal böyle olunca orjinal dilinden okuyamıyorum e çeviriyi yapan çevirmen de bu işin uzmanı bir itirazım yok. ama ne bileyim küfürler bana çok geçmedi kitapta. neyse çok küfür yoktu zaten.
kitapla ilgili en güzel şey şuydu kitap hayal satmıyordu. tamam inatçılığı, hayata tutunmayı, mücadeleyi vs öğretiyordu belki ama şunu da alt metin olarak kocaman puntolarla aslında yazıyordu zihnimize: "hayata karşı mücadelenizde kazanan hayat olur. kıçı ile inatlaşan altına sıçar."
nihayetinde de öyle oldu, mısır büyüdü ama mısırın büyüdüğünü kim gördü ki? bana geçmedi hikayenin sonu. şu eleştiriyi yapacaklar olacaktır bu entryimi okuyunca. yahu işte oldu adam kazandı mısır yetişti kendisi gübre oldu. oldu kardeşim olmadı demiyorum ama nihayetinde adam öldü. o mısır mahsulünü alıp köpeciği ile yiyebildi mi? hayır.
işte böyle bir öyküdür bu kitap. lianke yazı dili olarak betimlemelerinde çok başarılı değildi bence bu öyküsünde. bana öyle geldi en azından. betimlemeler bana pek geçmedi. daha düz bir anlatımı vardı zihnimde çok canlanmadı o öykü. ama inatlaşması bana geçti hoşuma gitti inatlaşan insanları severim.
amcamız en başta köylüler ayrılırken biraz tembellik ediyor gibi geldi bana. şimdi kim kalkıp buradan gidecek teee o kadar yolu yahu der gibiydi sanki. yani o tarlada bulduğu bir fidan bana çok da gerçekçi gelmedi orada kalması adına üşengeçliğinin bir kılıfıydı sanki.
fakat sonra amcamızın samimiyetine inanmaya başladığımız bir dizi olaylar oldu ki yahu bu adam resmen hayatla inatlaşıyor ölüme meydan okuyor dedim kendime okuduğum her satırda. öykü ile ilgili benim canımı sıkan en büyük nokta çeviri oldu.
küfürler bana çok geçmedi açıkçası. şimdi tabii kitap çince, hal böyle olunca orjinal dilinden okuyamıyorum e çeviriyi yapan çevirmen de bu işin uzmanı bir itirazım yok. ama ne bileyim küfürler bana çok geçmedi kitapta. neyse çok küfür yoktu zaten.
kitapla ilgili en güzel şey şuydu kitap hayal satmıyordu. tamam inatçılığı, hayata tutunmayı, mücadeleyi vs öğretiyordu belki ama şunu da alt metin olarak kocaman puntolarla aslında yazıyordu zihnimize: "hayata karşı mücadelenizde kazanan hayat olur. kıçı ile inatlaşan altına sıçar."
nihayetinde de öyle oldu, mısır büyüdü ama mısırın büyüdüğünü kim gördü ki? bana geçmedi hikayenin sonu. şu eleştiriyi yapacaklar olacaktır bu entryimi okuyunca. yahu işte oldu adam kazandı mısır yetişti kendisi gübre oldu. oldu kardeşim olmadı demiyorum ama nihayetinde adam öldü. o mısır mahsulünü alıp köpeciği ile yiyebildi mi? hayır.
işte böyle bir öyküdür bu kitap. lianke yazı dili olarak betimlemelerinde çok başarılı değildi bence bu öyküsünde. bana öyle geldi en azından. betimlemeler bana pek geçmedi. daha düz bir anlatımı vardı zihnimde çok canlanmadı o öykü. ama inatlaşması bana geçti hoşuma gitti inatlaşan insanları severim.
devamını gör...
doğum haritası
yıldızname, yıldız haritası ya da astroloji dünyasında kullanılan adıyla natal haritadır.
insanın doğduğu an, dünyada ilk nefesini aldığı o zaman diliminde bulunduğu yere göre (dünya merkez olarak kabul edilip), güneş sistemindeki tüm gezegenlerin konumlarını gösteren iki boyutlu diyagramdır. doğum horoskopu da denir.
doğum haritası kişinin bakışı, görünümü hatta duruşu başta olmak üzere yaşamı, hayat boyu başardığı başarabileceği mevcut ya da gizli güçleri, imkanları hakkında pek çok bilgi verir. horosko haritalar baz alınarak kullanılan bazı astrolojik tekniklerle birleştirilerek ve haritaya bakanın yorumuyla da harmanlanarak geleceğe yönelik bazı öngörümler yapılabilir. bu öngörüler özellikle belirli (doğum, iş başvurusu, evlilik tarihi hatta evlilik yapılacak kişinin seçiminde bile yardımcı olabilir.)tarihlerin önceden seçilmesinde, belirleyici olabilir. belirli dönemlerde beklenen astrolojik görünümler, astrolojik hareketlilikler ve bunların etkileri takip edilirse önceden hazırlıklı veya planlı olunması sağlanabilir. hedef belirlemek, yapılacak işte bir yol haritası çizebilmek astroloji haritalarının işinin erbabı kişiler tarafından okunması sayesinde çok daha kolay olabilir.
bir çok insanın ben inanmıyorum diyerek elinin tersiyle itmiş olduğu bu haritalar ülkeler, liderler, atılacak büyük adımlar, siyasi girişimler için bile kullanılmaktadır. bir çok devlet büyüğü attığı, atacağı adımları öncesinde olayın natal haritasına baktırarak sağlama alırlar.
`astroloji bilim mi ilim mi? ` tartışıla dursun bir çok insana ışık olmuş bir yol haritasıdır. içinde sanat, yorum, ilim ve bilim mevcuttur.
harita okumak bilgi, birikim, yorum kabiliyeti ve önsezi gerektirir.
haritanızı okuyan insana sizin hakkınızda bir çok sır verir. siz siz olun nasıl tc'nizi kimseye söylemiyorsanız. doğum tarih, saat ve yer bilgilerinizi kimseye vermeyin. (burası şaka verin gitsin.)
insanın doğduğu an, dünyada ilk nefesini aldığı o zaman diliminde bulunduğu yere göre (dünya merkez olarak kabul edilip), güneş sistemindeki tüm gezegenlerin konumlarını gösteren iki boyutlu diyagramdır. doğum horoskopu da denir.
doğum haritası kişinin bakışı, görünümü hatta duruşu başta olmak üzere yaşamı, hayat boyu başardığı başarabileceği mevcut ya da gizli güçleri, imkanları hakkında pek çok bilgi verir. horosko haritalar baz alınarak kullanılan bazı astrolojik tekniklerle birleştirilerek ve haritaya bakanın yorumuyla da harmanlanarak geleceğe yönelik bazı öngörümler yapılabilir. bu öngörüler özellikle belirli (doğum, iş başvurusu, evlilik tarihi hatta evlilik yapılacak kişinin seçiminde bile yardımcı olabilir.)tarihlerin önceden seçilmesinde, belirleyici olabilir. belirli dönemlerde beklenen astrolojik görünümler, astrolojik hareketlilikler ve bunların etkileri takip edilirse önceden hazırlıklı veya planlı olunması sağlanabilir. hedef belirlemek, yapılacak işte bir yol haritası çizebilmek astroloji haritalarının işinin erbabı kişiler tarafından okunması sayesinde çok daha kolay olabilir.
bir çok insanın ben inanmıyorum diyerek elinin tersiyle itmiş olduğu bu haritalar ülkeler, liderler, atılacak büyük adımlar, siyasi girişimler için bile kullanılmaktadır. bir çok devlet büyüğü attığı, atacağı adımları öncesinde olayın natal haritasına baktırarak sağlama alırlar.
`astroloji bilim mi ilim mi? ` tartışıla dursun bir çok insana ışık olmuş bir yol haritasıdır. içinde sanat, yorum, ilim ve bilim mevcuttur.
harita okumak bilgi, birikim, yorum kabiliyeti ve önsezi gerektirir.
haritanızı okuyan insana sizin hakkınızda bir çok sır verir. siz siz olun nasıl tc'nizi kimseye söylemiyorsanız. doğum tarih, saat ve yer bilgilerinizi kimseye vermeyin. (burası şaka verin gitsin.)
devamını gör...





