hiç sevmediği ve sebepsiz bir tiksinti duyduğu uşak smerdyakov, zat-ı şahanelerinin double'ı, öteki'si, gölge benliği'dir.

jung'un, kişinin kendi gölgesini gördüğü kişilerden içgüdüsel olarak tiksindiğinden dem vurmasını hatırlamakta fayda var.

"vicdanından arınmış bir ivan nasıl olurdu?" gibisinden provokatif bir soru soracak olursak, cevabını smerdyakov'da ve eylemlerinde buluruz. öyle ki bu sefil uşak, ivan'ın dahi bu konuda hakkını yemeyeceği ölçütte zekidir. ivan'daki ahlakın, vicdanın kendisinde olmaması; ona müthiş bir kurnazlık ve ön görülemezlik de katmıştır.

dostoevsky'nin yazdığı en derin, karmaşık karakterdir aynı zamanda ivan. smerdyakov ise, ivan'ın derinliğini burada ıskalamaktadır zira ivan'ı derinleştiren, entelektüel birikimi ve düşünsel nihilizminin yanında içgüdüsel denilebilecek, sezgisel bir ahlak anlayışının hümanizmasının da olmasıdır. hatta ve hatta bana göre tanrı fikriyle uzlaştıramadığı bu hümanizması onu nihilizme sürükler.

büyük engizisyoncu'su, smerdyakov ile olan görüşmeleri, alyoşa ile olan sohbetleri ve şeytan ile olan yüzleşmesi açısından; insan ruhunun en yaygın olmasa da en cevaplanması zor sorularını ve çatışmalarını dostoevsky, ivan üzerinden ele almıştır.
devamını gör...

kastamonu yolu üzerinde görebileceğiniz tabela yazısıdır.

kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.

hala görmeyenler için buyrun. *


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

danışman hocamın yaptığı şey. motive mi oldum yoksa korkudan mı teze çalışıyorum emin değilim. emin olduğum tek şey, karnımdaki çocuğu düşürecektim üzüntüden. hala da çok mutsuzum. bence olumsuz pekiştireç insan psikolojisine zarar. ama iyi silkeliyor ne diyeyim şimdi.
devamını gör...

bir an evvel insanların eşcinsel olduğunu açıklamak zorunda hissetmediği ya da bunu açıklamanın sükse yaratmadığı, cinsel tercihlerin tartışılmadığı bir zamana geçsek yav.

çok sıkılıyorum artık bu davalardan. boş beleş işler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
böyle. herkesler tadar yarasa bakar *
devamını gör...

bütün erkekler aynısınız diyen kızdan farkı olmayan insandır kendileri.
tattın mı kardeşim hepsini?
devamını gör...

işin içine para girince kırk yıldır yazmayan adamlar işte böyle online olup favoriler, artılar.

sermaye kölesi değiliz biz diye 1 yıldır kafa ütüleyerek solculuk yapanlar maaşı görünce birden harıl harıl entry girer olurlar.

çünkü kuru işsizler. aylaklar. bir ilizyon gibi sundukları hayatlarının para karşısında anında buhar olmasına tanık etmek paha biçilemez.

para manipülasyonu çok eğlenceli, dansöz gibi oynatmalı buradakileri, ciddiyim.

illa para hee. nerdeydiniz ibibikler bunca zamandır diye sormaz mıyım...

safi nickaltından goygoy yapan tip, para diyince tdk diyor, ukte doldururum diyor sısısıs

çok iyi oldu çok. acayip eğleneceğimiz günler bizi bekliyor.

gözüme kestirdiğim bir iki yazarı da parası neyse verip oynatsam mı acaba. ‘çok yaşa luci’ falaaan yazdırırım nickaltıma. sısısıs
devamını gör...

yıl oldu 2021 hala lanetli bebeklerin var olduğuna inanan insanlar mı varmış? birinin canı sıkılmış, almış salıncak yapıp bebeği bataklığın oralara koymuş işte. gökten inmedi ya!
t: sıradan bir oyuncak bebektir.
devamını gör...

önemli bir gündü,
sen yoktun,
üstelik elimi kesmiştim.
minicik bir kesik ama nasıl can yakıcı,
tıpkı yokluğun gibi...
*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lisede bir hocamız bizi fatih ürek'in olduğu bir programa seyirci olarak götürmüştü ve fatih ürek de diğer sınıf arkadaşlarım arasında minyon kaldığım için midir bilmem gelip yanağımdan makas almıştı sınıf arkadaşlarım bir hafta defterlerime fatih yazıp kaçtı
devamını gör...

bir çırpıda okunabilecek efsanevi jules verne kitabı. genel bağlamda kibirin insanı nasıl eriyip bitirdiğini anlatan bu kitap yer yer bilim-din arasındaki ilişkiye de dem vurmuş. ve bunlar 49 sayfada ancak bu kadar mükemmel kurgulanabilirdi bence.

zacharius abimiz, isviçrenin cenevre kentinde saat üreten ve ününü salmış bir ustadır, hatta öyledir ki ürettiği saatlerin ünü fransa ve almanya'ya kadar uzanmıştır. kendisini imal ettiği bütün saatlerin yaratıcısı olarak görür ve her saatin içine ruhunun bir parçasını hapsettiğini söyler. o saatlerden biri durunca, kendi kalp atışlarının da durduğunu hisseder çünkü saatleri kalp atışına göre ayarlamıştır.
efendim gel zaman git zaman bilimin gelişmesiyle saatler de gelişir ve ustamız 'saat maşası' nı icat eder. ancak bir gün öyle bir şey olur ki , zacharius ustanın ürettip sattığı saatler tek tek durmaya başlar.

sonuç olarak çok beğendiğim ve etkilendiğim bir kitaptı. şahsen ben okuduktan sonra mesajımı ve dersimi aldım efendim. siz de okuyun zira böyle bir eseri okumamak kayıp hem de sadece 49 sayfa!


bu kainatın, onu kanunlara tabii kılan yaradan'ı nasıl ölmezse, ben de ölemem! tanrı sonsuzluğu yarattıysa , zacharius usta da zamanı yarattı!




hiç şüphe yok ki aubert, diye karşılık verdi zacharius usta, sevdiğim iyi bir çıraksın sen, ama çalışırken, parmaklarının arasında sadece bakır ,altın,gümüş olduğunu zannediyorsun;benim dehamın hayat verdiği bu madenlerin canlı bir bedenin nabzı gibi attığını hissetmiyorsun! bu yüzden,eserlerin ölünce sen ölmezsin!




şimdi aubert,diye sözlerine devam etti ihtiyar saatçi,canlanmıştı. kendine bir göz at! içimizde iki farklı kuvvet olduğunu anlamıyor musun? ruhun kuvveti ve bedenin kuvveti , yani bir hareket ve bir düzenleyici. ruh yaşamın temel unsurudur,dolayısıyla harekettir. bu hareket ister bir ağırlık, ister bir zemberek ,isterse uhrevi bir güç tarafından meydana getirilsin, kalp için de aynı şey geçerlidir. ama beden olmazsa bu hareket eşitsiz,düzensin ve imkansız olurdu! bu yüzden beden ruhu düzenler ve tıpkı sarkaç gibi düzenli salınımlara tabidir.
devamını gör...

yazdıklarını, hayata ve meselelere bakış açısını sevdiğim ve okumaktan keyif aldığım bir yazar kendisi. aktif bir biçimde yazdığını bildiğim için de günlük doz profiline uğrayıp okuma yapıyorum. sabah dozumu alıp nickaltına koştum.

kendisi aynı zamanda iyi bir okur ve izleyici. çeşitli konularda yazıyor olduğundan benim adıma günün sürprizi oluyor yazdıkları *. sevgi ve mutlulukla uzun uzun aramızda olup yazmasını diliyorum.
devamını gör...

alper canıgüz olurdum elbette. külliyatını çok severek okumuştum. keşke şimdi yeni kitap yazsa da keyifle okusam...
devamını gör...

bebeklik kıyafetleri sayılır mı? her şeyi (elinden gelse biz dahil) çöpe atmaya meraklı annecim bi onları saklamış da. hayır ağlamıyorum..
devamını gör...

1935 yılında bursa'da doğmuş roman ayten. 3 yaşında menenjit geçirmiş, menenjitten de etkilenmiş hâliyle. az büyümüş, cümbüş hasan'ı sevmiş, henüz çok gençken. cümbüş hasan alkolik, anası razı olmamış bir türlü. 6 yıl direnmiş, vermemiş ayten'i. sonra "karasevda bu! " demiş çevredekiler, anasını razı etmişler. hasan'ına kavuşmuş ayten, tam 1,5 yıl sürmüş vuslat sevinci ama sonra meyhanelerden çıkmayan cümbüş hasan meyhanenin birinde ölüvermiş. bu kez aşkından tertemiz delirmiş ayten. hasan'ın ona aldığı çantalarını takmış koluna, hasan'ın cümbüşü ve davuluyla kocasını arayıp durmuş sokaklarda yıllarca.

esnaf bakmış ayten'e, sevmişler onu. ayten'in girdiği dükkân bereketlenirmiş, öyle ki birbirleriyle yarışır olmuşlar ayten'i buyur etmek için. birlikte gülmüşler, birlikte yemiş içmişler. aralarında onu kızdıran olursa çantasına doldurduğu taşlarla camları indiriverirmiş ayten, kimse de ses etmezmiş o zaman. 1992'de 57 yaşındayken kulübesinde tek başına ölüp hasan'ına bir kez daha kavuşmuş. yıllar sonra onun yaşadığı mahalleyi yıkıp yerine yapılan parka heykelini dikmişler ayten'in, deli ayten'in, aşkından divane olmuş ayten'in...

birileri "sevmek" mi demişti?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alev alatlı, konu hakkında şunları söylüyor: ''ben buna toplumsal afazi diyorum. çünkü kimsenin başına taş düşmedi, ama türkiye insanlarının tıpkı travma geçirmiş afazi hastaları gibi, söylenenleri söylendiği biçimde anlamadıkları, ağızlarından çıkanı formüle edemedikleri, söylemek istediklerini istedikleri gibi söyleyemedikleri bir duruma itilmiş olduklarını düşünüyorum, görüyorum.''
devamını gör...

çöpü market poşeti değil de çöp poşetiyle atmak. zengin gösteriyor bence.
devamını gör...

brüksel mahkemesi'nin aldığı karara göre belçika hükümeti'nin 30 gün içinde koronavirüs nedeniyle ilan ettiği bütün pandemi kısıtlamalarını/yasaklarını hukuksal dayanaktan yoksun olması nedeniyle kaldırmak zorunda olması durumudur. buradan

(bkz: hukukun üstünlüğü)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim