jagten
yargısız infaz, toplumsal algı, sürü psikolojisi, şüphe, kendini aklama çabası, hepsi var bu filmin içinde.. bazı filmler vardır; izlerken düşündürür, bazı filmler vardır; izledikten sonra bile düşünürsünüz.. işte bu film ikincisinden.. kuzey avrupa 'nın güzide filmlerinden.
devamını gör...
japon olmayı arzulamak
bir japonya vatandaşı ile evlenerek bir kaç yıl içinde japon olmasanızda japonya vatandaşı olabilirsiniz.
devamını gör...
saatleri ayarlama enstitüsü
"saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!"
devamını gör...
gerçek ukde bırakılamayandır
başlığın fahri ukdecisi rahatsız adlı yazarımızdır. sahiden de ukde bırakmamıştır.
içimizde ukde kalan şeylerin öylece sözlüğe bırakılamayacağını hatta bırakılamayanların ukde olabileceğini savunan görüş. "kavuşamazsan aşk olur" gibi bir şey.
içimizde ukde kalan şeylerin öylece sözlüğe bırakılamayacağını hatta bırakılamayanların ukde olabileceğini savunan görüş. "kavuşamazsan aşk olur" gibi bir şey.
devamını gör...
geceye tatsız bir hayat kuralı bırak
en büyük acılarınızın sebebi; en çok sevdiğiniz insanlar olacak.
devamını gör...
normal sözlük beğeni cemaatine yapılan büyük darbe
o değilde kusura bakma elimden bu kadarı geliyor diye mesaj atılıyor sonra ben de ne demek benim de öyle deyip vişne atıyorum. bunu okudum beğendim ama şimdi kotam dolduya getirip sonra parça parça atıyoruz beğenileri, bağlarımız kopamıyor. sericilik değilde yazarcılık var bende bazıları için hayranlık pankartı açasım geliyor.
(tanım ponçiklikten öldü..)
(tanım ponçiklikten öldü..)
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
germanwings 9525
t: almanya merkezli germanwings firmasının barselona ile düsseldorf arasında icra ettiği tarifeli uluslararası uçuştur.
24 mart 2015 günü yapılması planan uçuş, yolcu uçağının; fransa'nın digne-les-bains bölgesinin yakınlarında düşmesi sonucu kazayla sonuçlanmıştır. kazada, uçakta bulunan 144 yolcu ve 6 mürettebattan sağ kurtulan olmamıştır.
işin acı kısmı ise bu ne uçaktan ne de kaptan pilottan kaynaklanan bir hataydı. yardımcı pilot andreas lubitz kaptan pilotun lavaboya gitmek üzere kokpitten çıkması üzerine kokpit kapısını kilitleyerek uçağın otomatik pilotunu 30 cm alçalacak şekilde ayarlamış ayrıca uçağın hızının düşmemesi için otomatik pilota müdahalelerde bulunmuş ve en nihayetinde uçak dağa çakılarak paramparça olmuştur. kazadan sonra evinde yapılan incelemelerde laptopunda intihar yöntemleri ve kokpit kapısı üzerine araştırmalar yaptığı ortaya çıkmıştır. andreas lubitz'in kazadan önce 40 ayrı psikologla görüştüğü ortaya çıkmıştır. intihar eğiliminin olduğu ve mesleğinin bu psikologlarca bilindiği ortadayken, bu bilgilerin havacılık şirketi ile paylaşılmaması alman basınında büyük yankı uyandırmış ve almanya'da katı biçimde korunan hasta-doktor gizliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır.
24 mart 2015 günü yapılması planan uçuş, yolcu uçağının; fransa'nın digne-les-bains bölgesinin yakınlarında düşmesi sonucu kazayla sonuçlanmıştır. kazada, uçakta bulunan 144 yolcu ve 6 mürettebattan sağ kurtulan olmamıştır.
işin acı kısmı ise bu ne uçaktan ne de kaptan pilottan kaynaklanan bir hataydı. yardımcı pilot andreas lubitz kaptan pilotun lavaboya gitmek üzere kokpitten çıkması üzerine kokpit kapısını kilitleyerek uçağın otomatik pilotunu 30 cm alçalacak şekilde ayarlamış ayrıca uçağın hızının düşmemesi için otomatik pilota müdahalelerde bulunmuş ve en nihayetinde uçak dağa çakılarak paramparça olmuştur. kazadan sonra evinde yapılan incelemelerde laptopunda intihar yöntemleri ve kokpit kapısı üzerine araştırmalar yaptığı ortaya çıkmıştır. andreas lubitz'in kazadan önce 40 ayrı psikologla görüştüğü ortaya çıkmıştır. intihar eğiliminin olduğu ve mesleğinin bu psikologlarca bilindiği ortadayken, bu bilgilerin havacılık şirketi ile paylaşılmaması alman basınında büyük yankı uyandırmış ve almanya'da katı biçimde korunan hasta-doktor gizliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır.
devamını gör...
neden kaybederiz sorunsalı
bazen ortada bir sebep yoktur varsa bile siz bilmezsiniz, siz sadece şaşkınlıkla izlersiniz olanı biteni ve o kadar fazlası yoktur, bazı şeyler elinizde değildir. neden kaybettiğinizi anlamlandırmaya çalışmak ile günleriniz geçer ama üstüne ne kadar düşünürseniz düşünün çoktan giden gitmiştir. bu bir kişi, bir sınav, bir şans.. olabilir. neden bu şarkılar bilmiyorum neden kaybettiğimi bilmediğim gibi.
t: sebebini kimsenin bilmediği bir çıkmazdır.
t: sebebini kimsenin bilmediği bir çıkmazdır.
devamını gör...
marilyn manson
kendisi endüstriyel metal sanatçısıdır. ismini ve soy ismini marilyn monroe ve charles manson’dan almıştır. aslında biz bu adamı yargılıyoruz da hayat hikayesini biliyor muyuz? hayır. çocukluğu çok sıkıntılı geçmiş, çok acılar çekmiştir. itilip kalkılmış sürekli baskı altında büyümüş. şarkılarında olan isyan da bu yüzden bence. marjinal olması onun kalitesini ortaya koymuştur.
dita von teese, evan rachel wood, stoya gibi kadınlarla birlikte olmuştur aykırı sanatçı. hatta dita von teese ile de evlenmişler geçinemeyince de ayrılmaya karar vermişler. hatta para noir şarkısının klibinde de onu oynatmıştır. o klip çekimi esnasında aşk yaşamaya başlamışlar. kendisi şeytana hayran birisiymiş, seri katillerin hayat hikayelerini çok okurmuş. psikolojik olarak sıkıntılı olduğu da aşikar kanımca.
geçmişte güzel işler yapmış ama marilyn baba. albümleri dinlenebilir cinsten. misal sweet dreams, personal jesus gibi harika şarkıları muhteşem şekilde coverlamıştır. hatta orjinalinden iyi olan coverlar arasına da girmiş bu şarkılar. kendisinin en favori albümüm elbette the pale emperor’dur. ne bileyim şarkıları daha soft daha şeffaf, tam da yaşına uygun bi albüm olmuş. karizmatik yani.
en son hakkında tecavüz odası olduğu ve bu tecavüz odasında kadınlara cinsel istismarda bulunduğu iddiası ortaya atıldı lakin yine de görmeden bir şey diyemiyoruz elbette. ben severim marilyn manson’u ya. kendine has tarzı özelliği var. bazı söylemiş olduğu sözleri de çok güzel.
kölesi değilim var olmayan bir tanrının, kölesi değilim umrumda olmayan bir dünyanın.
avrupa’da amerikanlaşmayan bir şehre yolculuk yapmak gerçekten heyecan verici. (istanbul için)
gazetecilik okuyup rockstar olmak her yiğidin harcı değil be. yine de sevgi ve saygıyla.. *
dita von teese, evan rachel wood, stoya gibi kadınlarla birlikte olmuştur aykırı sanatçı. hatta dita von teese ile de evlenmişler geçinemeyince de ayrılmaya karar vermişler. hatta para noir şarkısının klibinde de onu oynatmıştır. o klip çekimi esnasında aşk yaşamaya başlamışlar. kendisi şeytana hayran birisiymiş, seri katillerin hayat hikayelerini çok okurmuş. psikolojik olarak sıkıntılı olduğu da aşikar kanımca.
geçmişte güzel işler yapmış ama marilyn baba. albümleri dinlenebilir cinsten. misal sweet dreams, personal jesus gibi harika şarkıları muhteşem şekilde coverlamıştır. hatta orjinalinden iyi olan coverlar arasına da girmiş bu şarkılar. kendisinin en favori albümüm elbette the pale emperor’dur. ne bileyim şarkıları daha soft daha şeffaf, tam da yaşına uygun bi albüm olmuş. karizmatik yani.
en son hakkında tecavüz odası olduğu ve bu tecavüz odasında kadınlara cinsel istismarda bulunduğu iddiası ortaya atıldı lakin yine de görmeden bir şey diyemiyoruz elbette. ben severim marilyn manson’u ya. kendine has tarzı özelliği var. bazı söylemiş olduğu sözleri de çok güzel.
kölesi değilim var olmayan bir tanrının, kölesi değilim umrumda olmayan bir dünyanın.
avrupa’da amerikanlaşmayan bir şehre yolculuk yapmak gerçekten heyecan verici. (istanbul için)
gazetecilik okuyup rockstar olmak her yiğidin harcı değil be. yine de sevgi ve saygıyla.. *
devamını gör...
orhan veli kanık şiirlerinden bir alıntı
bilemezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerin ise kifayetsiz olduğunu bu derde düşmeden önce.
böyle bir şeydi sanırım. sen yine de bi araştır derim.
devamını gör...
termistör
yarı iletkenlerden yapılan ve sıcaklıkla direnci değişen elektronik devre elemanı. terminstans olarak da bilinir. disk ya da silindir şeklinde preslenen ve ardından birtakım malzemelerle kaplanan metal oksitlerden yapılır.
devamını gör...
çocukluk anılarını sildirmek ister misiniz sorunsalı
travmalarım da silinecekse bir an bile düşünmeden evet diyorum. ruhumun lanet yaraları kaç yaşına gelirsem geleyim kapanmayacak anlaşıldı.
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
havalı hissetmeme rağmen uzun bir süre acısını duyduğum andır.
mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.
bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.
yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.
ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.
o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.
aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.
yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.
bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.
ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.
bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.
yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.
ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.
o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.
aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.
yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.
bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.
ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
iki tane var ikisi de ilk okuduğumda iyi ki almışım dedirtmişti :))
"zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."
charles dickens - iki şehrin hikayesi
"bakıp yaşamıma şöyle bir göz gezdirdiğimde, pek de mutlu bir yaşam olduğunu söyleyemeyeceğim bunun. ne var ki, içerdiği tüm yanlış ve hatalara karşın mutsuz bir yaşam olarak da niteleyemeyeceğim doğrusu. zaten işi mutluluk ya mutsuzluk açısından ele almak düpedüz budalalıktır; çünkü bana öyle geliyor ki, yaşamımın en mutsuz günlerini en neşeli günlerine değişmezdim. bir insanın yaşamında önemli olan, önüne geçilemeyecek şeyi bilinçli bir şekilde sineye çekmekse, iyinin de kötünün de gereği gibi tadını çıkarmak ve dış yazgıdan ayrı, daha gerçek, rastlantı karakteri taşımayan bir iç yazgıyı ele geçirmekse eğer, kendi yaşamım için yoksun kötüydü denemez. dış yazgı herkes gibi benim üzerimden de geçip gitti, karşı durulamaz ve tanrılar tarafından alnıma yazılmış. ne var ki, içteki yazgım benim kendi eserim oldu; tatlılığı da acılığı da benim sayılan, sorumluluğunu tek başıma üstlenmeyi düşündüğüm bir eser."
hermann hesse - gertrud
"zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."
charles dickens - iki şehrin hikayesi
"bakıp yaşamıma şöyle bir göz gezdirdiğimde, pek de mutlu bir yaşam olduğunu söyleyemeyeceğim bunun. ne var ki, içerdiği tüm yanlış ve hatalara karşın mutsuz bir yaşam olarak da niteleyemeyeceğim doğrusu. zaten işi mutluluk ya mutsuzluk açısından ele almak düpedüz budalalıktır; çünkü bana öyle geliyor ki, yaşamımın en mutsuz günlerini en neşeli günlerine değişmezdim. bir insanın yaşamında önemli olan, önüne geçilemeyecek şeyi bilinçli bir şekilde sineye çekmekse, iyinin de kötünün de gereği gibi tadını çıkarmak ve dış yazgıdan ayrı, daha gerçek, rastlantı karakteri taşımayan bir iç yazgıyı ele geçirmekse eğer, kendi yaşamım için yoksun kötüydü denemez. dış yazgı herkes gibi benim üzerimden de geçip gitti, karşı durulamaz ve tanrılar tarafından alnıma yazılmış. ne var ki, içteki yazgım benim kendi eserim oldu; tatlılığı da acılığı da benim sayılan, sorumluluğunu tek başıma üstlenmeyi düşündüğüm bir eser."
hermann hesse - gertrud
devamını gör...
spaghetti tarifleri
çeşitli sos tarifleri vereceğim başlıktır.
bu sosun ismi bende kalsın, sizde kendinize özgü bir isim düşünürsünüz. öncelikle malzemeleri hazır edip tezgaha koyalım.
hepsinden birer tane olmak üzere:
- soğan,
- sarımsak,
- konserve mexica fasulyesi,
- sıvı yağ,
- tuz,
- isteğe bağlı kekik ve karabiber
- domates suyu veya püresi, evde yoksa mutfakta çareler tükenmez şeklinde salça da kullanabilirsiniz.
öncelikle küçük bir tencere veya tavaya soğan ve sarımsağı doğrayalım. sonrasında göz kararı sıvıyağı koyalım ve biraz pişirelim. ardından diğer tüm malzemeleride ekleyelim ve ocağın altını kısalım. burası mühim bak altını kısmazsan her yere sıçrar o domates suyu.
şimdi spaghetti suyunu tencereye koyup, boş beklemeyelim. bir yandan hazırladığımız sosu karıştıralım yoksa fasulyeler dibe yapışır. ocağınızın kalitesine göre 15-20 dakikada hazır. spaghettiler pişip, süzgeçe alındıktan sonra boş olan tencereye biraz sıvı yağ ekleyip spaghettiyi geri koyarsanız yapışmaz altı. tabağınıza da bir iki kepçe sos döküp yiyin.
oooooh kebab.
*
bu sosun ismi bende kalsın, sizde kendinize özgü bir isim düşünürsünüz. öncelikle malzemeleri hazır edip tezgaha koyalım.
hepsinden birer tane olmak üzere:
- soğan,
- sarımsak,
- konserve mexica fasulyesi,
- sıvı yağ,
- tuz,
- isteğe bağlı kekik ve karabiber
- domates suyu veya püresi, evde yoksa mutfakta çareler tükenmez şeklinde salça da kullanabilirsiniz.
öncelikle küçük bir tencere veya tavaya soğan ve sarımsağı doğrayalım. sonrasında göz kararı sıvıyağı koyalım ve biraz pişirelim. ardından diğer tüm malzemeleride ekleyelim ve ocağın altını kısalım. burası mühim bak altını kısmazsan her yere sıçrar o domates suyu.
şimdi spaghetti suyunu tencereye koyup, boş beklemeyelim. bir yandan hazırladığımız sosu karıştıralım yoksa fasulyeler dibe yapışır. ocağınızın kalitesine göre 15-20 dakikada hazır. spaghettiler pişip, süzgeçe alındıktan sonra boş olan tencereye biraz sıvı yağ ekleyip spaghettiyi geri koyarsanız yapışmaz altı. tabağınıza da bir iki kepçe sos döküp yiyin.
oooooh kebab.
*
devamını gör...
bir erkeğin en tehlikeli cümlesi
1: biz de ayrılmak diye bir kelime yoktur.
2: sana bi kere sevdiğim demişim başkasına yar etmem.
3: telefonunu ver mesajlarına bi bakacam.
4: ben bitti demeden bitmez.
5: benim ayarımı bozma ...
6: sen bilirsin görüşecez...
vs vs vs....
2: sana bi kere sevdiğim demişim başkasına yar etmem.
3: telefonunu ver mesajlarına bi bakacam.
4: ben bitti demeden bitmez.
5: benim ayarımı bozma ...
6: sen bilirsin görüşecez...
vs vs vs....
devamını gör...
ya kalbini kırarsam denilen insanlar
bunu genelde bir çok insana söylerim ve kalbini kırmamaya çalışırım. bir insan ile kötü olmak hiç bir zaman iyi hissettirmemiştir beni. eğer birini üzüyorsam ondan önce ben üzülüyorum çünkü. doğru bir davranış şekli midir bilmem ama bence olması gereken budur.
devamını gör...

