günaydın sözlük
eski gücümü toparlamaya çalışıyorum. artık ne yapacağımı nasıl ayakta kalacağımı zor günlerimde kimin yanında olup kimlerin olmadığını idrak ettim. dinlenemedim ama içimde ki hatta hayatta kalma mekanizmam olan savaşma arzum geri geliyor. kronik hastalıklarım var yine doğuştan gelen ve kontrol altına almaya çalıştığım ruh hastalığım, her iki gözümde yaşadığım problemler, duyarsız ve beni bu hale getirmeye sevk eden bir aile. öleceksem acı çekerek değil savaşarak öleceğim. herkese günaydın.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
yoksulluğu anladık da sevmek neden kıt kanaat..?
yoksa yürekler mi yoksul, kimler biçmiş aşk'a fiyat...?
yoksa yürekler mi yoksul, kimler biçmiş aşk'a fiyat...?
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
"insanlar asla söyledikleri kadar meşgul değillerdir. insanların öncelikleri vardır ve bazen sıra sana gelmez."
(bkz: paul auster)
(bkz: paul auster)
devamını gör...
erdal bakkal
herkesin sempatisini kazanmış bakkal.
(bkz: çay erdal bakkalda içilir)
(bkz: çay erdal bakkalda içilir)
devamını gör...
sumak
mercimek köftesi ile arasında muhteşem bir ilişki olan baharat.
devamını gör...
hayvanlar üzerinde deney yapmayan kozmetik markaları
bir markanın hayvanlar üzerinde deney yapmıyor olması hayvanları kullanmadığı anlamına gelmez. ürünlerinin formülünde hayvanları ve hayvan ürünlerini kullansa bile hayvanlar üzerinde deney yapmıyor olması mümkündür. bu ürünlerinin tespitinde cruelty free olup olmadığından yararlanılabilir. cruelty free ürünlerin üzerinde leaping bunny logosu bulunur.
bu markalar ürünlerini hayvanlar üzerinde test etmese de zaten diğer markaların hayvanlar üzerinde test etmiş olduğu formüllerden yararlanıyorlarsa -ki genellikle böyle olur- bu onları ne kadar temize çıkarır bilmem.
bu markalar ürünlerini hayvanlar üzerinde test etmese de zaten diğer markaların hayvanlar üzerinde test etmiş olduğu formüllerden yararlanıyorlarsa -ki genellikle böyle olur- bu onları ne kadar temize çıkarır bilmem.
devamını gör...
ortelius
belçika doğumlu haritacı ve coğrafyacıdır.
ilk modern atlas olarak kabul edilen ve 70 adet harita içeren (bkz: theatrum orbis terrarum) eseri ile ünlüdür.
ilk modern atlas olarak kabul edilen ve 70 adet harita içeren (bkz: theatrum orbis terrarum) eseri ile ünlüdür.
devamını gör...
boğa burcu kadını
pozitif yönleri: kanaatkar, mutfakta şef gibi, realist ve zevk düşkünüdür.
negatif yönleri: inatçı, zaman zaman anlayışsız.
bu arada meraklıdırlar. bu yönlerini hangi tarafa koyacağımı bilemedim.
negatif yönleri: inatçı, zaman zaman anlayışsız.
bu arada meraklıdırlar. bu yönlerini hangi tarafa koyacağımı bilemedim.
devamını gör...
kadın elini uzatmadan erkek elini uzatamaz
görgü kuralıdır evet.
kimse kimseye elide olsa dokunmak mecburiyetinde değil. tiksinti derecesinde pis ve kötü niyetli var çünkü.
kimse kimseye elide olsa dokunmak mecburiyetinde değil. tiksinti derecesinde pis ve kötü niyetli var çünkü.
devamını gör...
islamiyet
mensupların büyük bir çoğunluğunun açıp kuran-ı dahi okumadığına inandığım din.
devamını gör...
bilgisini artıran insanın üzüntüsünü de artırması
kitap zekayı kibarlastırır.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
devamını gör...
amele yanığı
(bkz: hepdeğişiyor) isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
uzun bir süre güneş altında kıyafetlerinizle kaldığınızda kıyafet korumasında olan bölgelerin beyaz, vücudun diğer bölgelerinin ise başlarda kırmızımsı bir renge büründüğü, daha sonra bronzlaştığı yanıktır.
ilk birkaç gün kırmızı olan yerlere dokunmak ölümden beterdir, acayip can yakar.
acısını azaltmak için yoğurt sürülmesi tavsiye edilir ama nafiledir, başa gelen çekilecektir.
bir diğer tavsiye ise güneşe çıkılmadan önce güneş kremi sürülmesidir, bu biraz daha etkili olmaktadır.
eğer kişi birkaç gün dayanabilirse o kırmızı yerleri patates gibi soymanın zevkine ulaşacaktır.
dayanıklı değilse o birkaç gün neredeyse yıl gibi gelecektir.
ben de daha çocuklen denize, havuza girdiğim zaman veya güneşin altında uzun süre kaldığım zaman sık sık olurdu hatta şöyle diyeyim alışana kadar canım çıkardı. ama insan het şeye alıştığı gibi bunada alışıyor sevgişi yazarlar. mesela ben birkaç yaz sonra alıştım bu lanet duruma. artık güneşin altında ne kadar kalırsam kalayım ne vücudumda amele yanığı oluyor ne de bir süre sonra vücudumda patates gibi soymak için deri kalkması oluyor.
uzun bir süre güneş altında kıyafetlerinizle kaldığınızda kıyafet korumasında olan bölgelerin beyaz, vücudun diğer bölgelerinin ise başlarda kırmızımsı bir renge büründüğü, daha sonra bronzlaştığı yanıktır.
ilk birkaç gün kırmızı olan yerlere dokunmak ölümden beterdir, acayip can yakar.
acısını azaltmak için yoğurt sürülmesi tavsiye edilir ama nafiledir, başa gelen çekilecektir.
bir diğer tavsiye ise güneşe çıkılmadan önce güneş kremi sürülmesidir, bu biraz daha etkili olmaktadır.
eğer kişi birkaç gün dayanabilirse o kırmızı yerleri patates gibi soymanın zevkine ulaşacaktır.
dayanıklı değilse o birkaç gün neredeyse yıl gibi gelecektir.
ben de daha çocuklen denize, havuza girdiğim zaman veya güneşin altında uzun süre kaldığım zaman sık sık olurdu hatta şöyle diyeyim alışana kadar canım çıkardı. ama insan het şeye alıştığı gibi bunada alışıyor sevgişi yazarlar. mesela ben birkaç yaz sonra alıştım bu lanet duruma. artık güneşin altında ne kadar kalırsam kalayım ne vücudumda amele yanığı oluyor ne de bir süre sonra vücudumda patates gibi soymak için deri kalkması oluyor.
devamını gör...
yazarların en sevmediği şey
akraba,akraba,akraba.
devamını gör...
sureti haktan görünmek
kendisini iyi niyetli gibi göstermek veya birisi için çalışıyor görünmek.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
küçükken kardeşimin 1 lirasını alıp iki tane 25 kuruş verip senin paran daha çok diye kandırdım onu.
devamını gör...
fransız ihtilali
öncelikle devrimi 1770 lerden 92 ye kadar anlatacağım, yani ilk safhaları, eğer rağbet görürse daha sonra ki kısımlarını da yazarım. yazmama sebebim sözlükte ki diğer arkadaşlar 92 sonrasına fazlasıyla değinmiş en azından gördüğüm kadarıyla.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
(bkz: simay benim karım lan)
devamını gör...
ilkokul mezunu emine erdoğan'ın tıp kongresinde konuşması
emine erdoğan'dan, tıptan ve hatta tıbbın alternatifinden çok daha dikkat çekici olan bir gerçek görüyoruz. euro'nun, 7 liranın altında olduğu daha refah günler....
devamını gör...



