hayatın en güzel zamanlarının vasat geçmesi
an itibarıyla idrakını yaşadığım durumdur. hele ki türkiye gibi bir ülkede doktora yapıyorsanız. hele ki güzel havada dört duvar arasına kapanmaya zorlanmışsanız. aslında doktora veyahut karantina da değil durum. bunların hepsi birer faktör. ki doktora benim seçimimdi. kimse buna beni zorlamadı. türkiye'de doktora yapmak adında bunu ayrıca anlatacağım. ama genel olarak hayat çok vasat değil mi? mevcut düzen ve insan ilişkileri çok vasat değil mi? ben de mi bir problem var acaba? her şeyi kuralına göre yaşadığımız bir hayat. bize neler yapmamız gerektiği dikte edilen bir hayat. ha, "yapmıyorum ya!" derseniz de ötekileştirilmeyi, yalnızlaşmayı ve deli damgasını almayı kabul ediyorsunuz demektir.
çinli bir arkadaşım var. abi virüs oradan çıkmadı mı? bunlar durmadan gezip duruyor. ne maske, ne kısıtlama. hiçbir şey yok. her ay başka yerlere gidiyorlar. ben üç kuruşun hesabını yapmak zorundayım. hoş para olsa da çıkamıyorum.
çıldırmamak için biraz daha film izleyeyim. biraz daha uyuşturayım kendimi. hadi biraz daha kandıralım kendimizi. genciz.
çinli bir arkadaşım var. abi virüs oradan çıkmadı mı? bunlar durmadan gezip duruyor. ne maske, ne kısıtlama. hiçbir şey yok. her ay başka yerlere gidiyorlar. ben üç kuruşun hesabını yapmak zorundayım. hoş para olsa da çıkamıyorum.
çıldırmamak için biraz daha film izleyeyim. biraz daha uyuşturayım kendimi. hadi biraz daha kandıralım kendimizi. genciz.
devamını gör...
söylemesi keyifli kelimeler
röpteşambır. bayılıyorum buna.
doğrusu robdöşambr'mış.
doğrusu robdöşambr'mış.
devamını gör...
atabeylik
selçuklularda hükümdar çocuklarını eğiten hocaların(atabey), merkezi otoritenin zayıfladığı dönemde iktidarı ele geçirerek kurdukları yönetimlere verilen isimdir.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
gece gece bir bakayım dedim, resmen kolum kanadım kırılmış hissettim. yangından mal kaçırır gibi ben yaptım oldu mantığı işte. yapsaydın ya bir referandum, bak bakim ne oluyordu, öyle uzaya kadın gidecek demekle olmuyor, kadının erdemli yaşam hakkını elinden almasaydın!!!
devamını gör...
en zevkli matematik konusu
dört işlem. çözdükçe özgüven kasıyordum.
devamını gör...
flaş
“yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir”
edip cansever şiiri.
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
hatırlıyorum da kelimelerini bir bir”
edip cansever şiiri.
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
kaba davranıp dobra olduğunu sanan insanlardan uzak durunuz.
devamını gör...
kola'ya zam gelmesi gerekliliği
hiç kola içmeyen biri olarak, beni ırgalamayan durum* yazsam, linç yermiyim diye muzip muzip gülerek tanım yazdığım başlık.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
şüphesiz dedikodudur. dedikodu da vazgeçilmez geleneklerimizdendir.
devamını gör...
yazarların liseyi bitirdiği sene
herkesin liseyi bitirdiğinde 18 yaşında olduğunu varsayarsak
lodos86 35
meja 43
meaksi 21
başımıza icat çıkarma denilen çocuk 70
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası 36
hayvan herif 37 yaşındadır.
kognitif 33 yaşındadır.
lodos86 35
meja 43
meaksi 21
başımıza icat çıkarma denilen çocuk 70
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası 36
hayvan herif 37 yaşındadır.
kognitif 33 yaşındadır.
devamını gör...
yazarların aşık olunca yaptıkları
başka birinde görünce kusmak isteyeceğim kadar romantik birine dönüşüyorum.
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
kaynak istenmiş. psycnet.apa.org/record/2012...
"regardless of parental sexual orientation, quality of parenting and quality of family relationships are significantly associated with adopted children’s adjustment."
önemli olan tanımak için kendine izin verebilmektir demiş carl rogers. kendinize izin verip okuyabilirsiniz belki.
burada sorun bu ülkede bunun gerçekleşememesi. bunun da sebebi bizim sekterliğimiz. hani diyoruz ya "olur mu öyle şey". tam da bu nedenle olamıyor. evlat edinilen çocuğun veya ailenin nelere maruz kalacağını düşünüyorum ben daha çok.
ayrıca "bir evde anne ve babanın yani bir kadın ve bir erkeğin olması gerek, çocuğa rol model olabilmek için" diyenler acaba yurtların nasıl yerler olduğunu düşünüyorlar veya her aile gerçekten bu modellik konusunda ne kadar sağlıklı birer örnek çocuklarına? bunlar önemli konular.
"regardless of parental sexual orientation, quality of parenting and quality of family relationships are significantly associated with adopted children’s adjustment."
önemli olan tanımak için kendine izin verebilmektir demiş carl rogers. kendinize izin verip okuyabilirsiniz belki.
burada sorun bu ülkede bunun gerçekleşememesi. bunun da sebebi bizim sekterliğimiz. hani diyoruz ya "olur mu öyle şey". tam da bu nedenle olamıyor. evlat edinilen çocuğun veya ailenin nelere maruz kalacağını düşünüyorum ben daha çok.
ayrıca "bir evde anne ve babanın yani bir kadın ve bir erkeğin olması gerek, çocuğa rol model olabilmek için" diyenler acaba yurtların nasıl yerler olduğunu düşünüyorlar veya her aile gerçekten bu modellik konusunda ne kadar sağlıklı birer örnek çocuklarına? bunlar önemli konular.
devamını gör...
bir dönem bu ülkede bardak yoktu
siz ne yaşıyorsunuz kafanızın içinde merak ediyorum.
there is no bardak neo!
there is no bardak neo!
devamını gör...
22 mart 2021 dolar kuru
bıktım.
teknolojiyle içli dışlı birisi olup, orta-seviye ürünlere bile sahip olamamaktan,
eğlenmek için ucuz hobi kovalamaya mecbur olmaktan,
alacağım her bir şeyde bütçemi düşünmekten,
her gün kahredici ölüm haberleri almaktan,
önümde büyük bir engel olan eğitim sistemine boyun eğmekten,
ağır bir şekilde çalışıp bu ülkeden gitmenin planlarını kurmaktan,
sağa sola nefret kusup hakaretler eden yurdum insanından,
bu şartlar altında motivasyonumu yüksek tutup çalışmaya çalışırken cebini doldurmaya devam eden samimiyetsiz siyasilerden,
okumak istediğim kitapları inanılmaz fiyatları yüzünden alamayıp pdf olarak okumaktan,
o pdf'i okumak için bir e-kitap okuyucu bile alamayıp telefondan okumaya çalışmaktan,
gelecek endişesiyle yaşamaktan,
sevmeyi çok istediğim ülkemden bıktım.
bir z kuşağı bireyi olarak tek kurtuluşum, canımı dişime takmaya devam ederek bu diyarları terk etmek.
gurur duyun eserinizle!
teknolojiyle içli dışlı birisi olup, orta-seviye ürünlere bile sahip olamamaktan,
eğlenmek için ucuz hobi kovalamaya mecbur olmaktan,
alacağım her bir şeyde bütçemi düşünmekten,
her gün kahredici ölüm haberleri almaktan,
önümde büyük bir engel olan eğitim sistemine boyun eğmekten,
ağır bir şekilde çalışıp bu ülkeden gitmenin planlarını kurmaktan,
sağa sola nefret kusup hakaretler eden yurdum insanından,
bu şartlar altında motivasyonumu yüksek tutup çalışmaya çalışırken cebini doldurmaya devam eden samimiyetsiz siyasilerden,
okumak istediğim kitapları inanılmaz fiyatları yüzünden alamayıp pdf olarak okumaktan,
o pdf'i okumak için bir e-kitap okuyucu bile alamayıp telefondan okumaya çalışmaktan,
gelecek endişesiyle yaşamaktan,
sevmeyi çok istediğim ülkemden bıktım.
bir z kuşağı bireyi olarak tek kurtuluşum, canımı dişime takmaya devam ederek bu diyarları terk etmek.
gurur duyun eserinizle!
devamını gör...
evrimsel psikoloji
psikolojide kuramsal bir yaklaşım, insan bilişini modern evrimsel bir bakışla ele alan bilim.
psikolojinin evrimsel bir perspektifle yapılabileceğini (ve hatta yapılacağını) öngören ilk isim elbette charles darwin'den başkası değildir. 1859 yılında yayımlamış olduğu ünlü eseri türlerin kökeni'nde doğrudan psikoloji biliminin uzak gelecekte evrim üzerine inşa edileceğini yazmıştır.
öngördüğü üzere bu eserin yayımlanmasından yaklaşık yüz yıl sonra donald symons, john tooby ve leda cosmides psikolojiyi evrimsel perspektifle birleştiren ilk modern psikologlar olmuşlardır. o günden bugüne ise evrimsel psikoloji bir çok araştırmacıyı kendine çeken (ne mutlu ki ben de onlardan biriyim), süregelen tartışmalarla zenginleşerek gitgide büyüyen bir alan haline gelmiştir.
en basit haliyle evrimsel psikoloji; insan zihninin, aynı sahip olduğumuz diğer organlarımız gibi, evrimsel seçilim baskıları altında şekillenmiş olduğu savı üzerine kuruludur. buradan hareketle, insan türünün, atasal geçmişteki adaptif problemleri çözmek için özel olarak gelişmiş birtakım psikolojik adaptasyonlara sahip olduğu düşünülmektedir.
daha ayrıntılı bilgi için editörlüğünü barkow, cosmides ve tooby'nin (1992) yaptığı "the adapted mind: evolutionary psychology and the generation of culture" isimli kitabı öneririm.
evrimsel psikolojide kullanılan bir deneysel paradigma için (bkz: wason seçim görevi)
edit:
alttaki yazar pek bilinen "reductio ad absurdum" hilesine başvurduğundan ona ithafen editleme gereği duyuyorum.
evrimsel psikolojiyle ilgili birçok eleştiri mevcuttur, ancak bunun bir pseudoscience olması kesinlikle bunlardan biri değildir. stephen jay gould, jerry fodor, richard lewontin gibi birçok değerli isim oldukça yerinde eleştiriler yapmış, özellikle adaptasyonist ajandayı yerden yere vurmuşlardır. ancak böylesine güçlü itirazlarla yola çıkan bilim insanlarının hiçbiri insan bilişinin evrimsel süreçler sonucunda şekillenmediğini iddia etmemişlerdir. aksine, bu konuda eleştiri yönelttikleri diğer araştırmacılarla hemfikirdirler.
esasen yukarıda önerdiğim kaynakta örnekleri mevcut fakat dileyen herkesle evrimsel psikoloji ile ilgili birçok deneysel çalışma paylaşabilirim. bunların arasında çok güçlü bir şekilde çalıştığı istikrarlı bir şekilde gösterilen birçok paradigma da mevcuttur. türkçe kaynak okumak isterseniz cogito'nun darwin özel sayısında (60-61. sayı) yer alan mehmet elgin'in tam da bu tartışma üzerine yazdığı "'insan nedir?' sorusu evrim teorisi çerçevesinde işlenebilir mi?" adlı makalesini öneririm.
biliyorum burası bir bilim platformu değil ama rica ederim bir eleştiri yöneltirken üç satır bir şeyler okuyun. bakın ben evrimsel psikoloji çalışıyorum (bu arada tamamen deneysel metodoloji ile çalışıyorum) ancak yanlış anlaşılmasını istemem. bu gerçek benim bu tartışmayı bir savaşa dönüştürüp taraf seçmek gibi bir ahmaklık yapmama sebep olamaz. her zaman kendi çalışma yöntemimi sorgulayıp ona yöneltilen eleştirileri büyük bir heves ve keyifle okurum. size tavsiyem de eleştiri yaparken eleştirdiğiniz şeyin en azından ortalama düzeyde bir bilgisine sahip olmanızdır.
psikolojinin evrimsel bir perspektifle yapılabileceğini (ve hatta yapılacağını) öngören ilk isim elbette charles darwin'den başkası değildir. 1859 yılında yayımlamış olduğu ünlü eseri türlerin kökeni'nde doğrudan psikoloji biliminin uzak gelecekte evrim üzerine inşa edileceğini yazmıştır.
öngördüğü üzere bu eserin yayımlanmasından yaklaşık yüz yıl sonra donald symons, john tooby ve leda cosmides psikolojiyi evrimsel perspektifle birleştiren ilk modern psikologlar olmuşlardır. o günden bugüne ise evrimsel psikoloji bir çok araştırmacıyı kendine çeken (ne mutlu ki ben de onlardan biriyim), süregelen tartışmalarla zenginleşerek gitgide büyüyen bir alan haline gelmiştir.
en basit haliyle evrimsel psikoloji; insan zihninin, aynı sahip olduğumuz diğer organlarımız gibi, evrimsel seçilim baskıları altında şekillenmiş olduğu savı üzerine kuruludur. buradan hareketle, insan türünün, atasal geçmişteki adaptif problemleri çözmek için özel olarak gelişmiş birtakım psikolojik adaptasyonlara sahip olduğu düşünülmektedir.
daha ayrıntılı bilgi için editörlüğünü barkow, cosmides ve tooby'nin (1992) yaptığı "the adapted mind: evolutionary psychology and the generation of culture" isimli kitabı öneririm.
evrimsel psikolojide kullanılan bir deneysel paradigma için (bkz: wason seçim görevi)
edit:
alttaki yazar pek bilinen "reductio ad absurdum" hilesine başvurduğundan ona ithafen editleme gereği duyuyorum.
evrimsel psikolojiyle ilgili birçok eleştiri mevcuttur, ancak bunun bir pseudoscience olması kesinlikle bunlardan biri değildir. stephen jay gould, jerry fodor, richard lewontin gibi birçok değerli isim oldukça yerinde eleştiriler yapmış, özellikle adaptasyonist ajandayı yerden yere vurmuşlardır. ancak böylesine güçlü itirazlarla yola çıkan bilim insanlarının hiçbiri insan bilişinin evrimsel süreçler sonucunda şekillenmediğini iddia etmemişlerdir. aksine, bu konuda eleştiri yönelttikleri diğer araştırmacılarla hemfikirdirler.
esasen yukarıda önerdiğim kaynakta örnekleri mevcut fakat dileyen herkesle evrimsel psikoloji ile ilgili birçok deneysel çalışma paylaşabilirim. bunların arasında çok güçlü bir şekilde çalıştığı istikrarlı bir şekilde gösterilen birçok paradigma da mevcuttur. türkçe kaynak okumak isterseniz cogito'nun darwin özel sayısında (60-61. sayı) yer alan mehmet elgin'in tam da bu tartışma üzerine yazdığı "'insan nedir?' sorusu evrim teorisi çerçevesinde işlenebilir mi?" adlı makalesini öneririm.
biliyorum burası bir bilim platformu değil ama rica ederim bir eleştiri yöneltirken üç satır bir şeyler okuyun. bakın ben evrimsel psikoloji çalışıyorum (bu arada tamamen deneysel metodoloji ile çalışıyorum) ancak yanlış anlaşılmasını istemem. bu gerçek benim bu tartışmayı bir savaşa dönüştürüp taraf seçmek gibi bir ahmaklık yapmama sebep olamaz. her zaman kendi çalışma yöntemimi sorgulayıp ona yöneltilen eleştirileri büyük bir heves ve keyifle okurum. size tavsiyem de eleştiri yaparken eleştirdiğiniz şeyin en azından ortalama düzeyde bir bilgisine sahip olmanızdır.
devamını gör...
freud'un kuramlarının günümüzde gülünç olması
kavga etmek yerine küfretmeyi seçen ilk insan uygarlığın kurucusuydu.
sözü ile küfüre olan bakış açımı değiştirmiştir. freud sansasyonların babasıdır. tanrıyı abartılmış bir baba figürü olarak görmeyi tercih eder. bunun yanı sıra; insan, çocukluk ve gelişim süreçleri, kadınlar, toplum, medeniyet, psikoloji ve sosyoloji alanlarında mihenk taşı sayılabilecek görüşlerin de sahibidir. ayrıca kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren, psikanalitik kuramın kurucusudur.
sigmund freud, 6 mayıs 1856 tarihinde avusturya-macaristan imparatorluğu'nda dünyaya gelmiştir.
avrupanın ekonomik buhranlarına yakından şahit olmuş. tabiri caiz ise avrupanın göbeğindeki gizli su savaşlarını yaşamış bu yaşadıklarının toplum ve millet yargılarını şekillenmesinde önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum.
hala çok tartışılan ve ispatlanması çok güç olan bir teorisi, tüylerimi diken diken eder.
davranışlarımızın bilinc altı ve bilinç dışı ile bağlantısını savunurken şöyle bir tez ileri sürer:
"bir insanın tüm bilinç altı üç yaşına kadar dolar. geri kalan ömrü, o üç yaşına kadar yaşadıklarının yansıması ve sonucudur."
dolayısıyla bilinci, seçimleri ve iradeyi bir kenara iteler. bu ve bunun gibi pek çok sansasyonel teorinin kralı freud ' u gülünç bulmak gülünçtür...
kendi yaşadığı dönemi aşmış ve asırlar sonrasına bile ışık tutabilecek yahut soru işareti olabilecek fikirler ardında bırakmıştır.
ileriye sürdüğü soru ve sorunlara cevap bulunabilecek zihinsel seviyeye ulaşamamış insanlarız, ne gülünçlüğünden bahsediyorsunuz?
devamını gör...
bildirimleri tek tek kontrol etmek
dopamin salgılatır. ihtiyacımız var bu aralar malum.
devamını gör...

