bir nevi başarısızlıklar veya şanssızlıklar üzerine yoğunlaşmış olan mühendis edward a. murphy jr tarafından ortaya atılan murphy kanunları için kaynak araştırması yapıldığında pek çok değişik hikaye ile karşılaşılıyor. konu hakkında yazılmış pek çok kitap da bulunuyor.

hikayenin başlangıcı kaliforniya’daki edwards hava üssü’nde 1949 yılına kadar gidiyor. murphy’nin, amerikan hava kuvvetlerinin mx981 kod adlı, çarpışma testi araştırma projesi sırasında john stapp tarafından meşhur edilmesine dayanıyor.

kanunun isim babası, o sırada mühendis bir yüzbaşı olan ed murphy. gerginlik ölçen algılayıcılarda kablolamadan doğan sürekli hatalardan bıkan murphy, kablolamayı yapan teknisyene kızgınlığını “bir işi yanlış yapmanın bir yolu varsa, bu adam onu mutlaka bulur” diyerek dile getiriliyor. buradaki komedi potansiyelini gören iş arkadaşları, murphy’nin bu cümlesi ve çeşitli varyasyonlarına “murphy’nin kanunları” adını veriyorlar ve aralarında esprili bir şekilde yaymaya başlıyorlar.
bu kanunların kapalı bir çalışma ortamı olan bu hava üssünden, halka ve dünyaya yayılmasının sebebi de yine john strapp. proje ile ilgili yaptığı basın toplantısında gazetecilere şöyle diyor: “yıllardır yaptığımız çarpışma testlerinin güvenle devam etmesi; murphy kanunları’na kalpten inanmamız ve kaçınılmaz olan sonuçları sürekli görmezden gelmemizden kaynaklanmaktadır!”.

bu basın toplantısı ve ardından murphy kanunu’nun bazı reklamlarda kullanılması, bir anda kamuoyunda bir ilgi patlamasına yol açmış ve “murphy kanunları” önce amerikan toplumunda, sonra dünyada bir anda büyük bir ilgi ile karşılaşmıştır.

bir kaç ay içinde “murphy’nin kanunları”, mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958′de de nihayet webster’in sözlüğüne girdi.

bir proje üzerinde çalışırken işlerin sürekli ters gitmesini eleştirmek üzere bir dizi kuramlar geliştiren murhpy, aynı yıllarda new york menşeli ‘harvey hutter’ yayınevi tarafından derlenerek bir kitap haline getirilince bir anda kendi adıyla anılan kuramları ile birlikte dünya çapında ün kazandı. teknoloji, aşk, askerlik ve hukuk ile ilgili günlük hayatta yaşanan sorunları gözler önüne seren ve zaman zaman da pratik çözümler sunan ‘murhpy kanunları’, 1949 yılından sonra başkaları tarafından da geliştirildi.


en bilinen kanunları:

"bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."
"bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir."
"bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır."
"bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır."
"er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır."
"ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir."
"olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir."
"ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir."
"çözülen her problem yeni problemler yaratır."
"her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır."
"bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız."
"bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)"
"hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir."
"piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır."
"bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur."
"bir kişiye "masa boyalı, sakın değme!" derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır."
"eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer." [2]
"aradığınız bir şeyi en başından değil en sonundan aramaya başlayın.
"anlattığın bir şeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır
devamını gör...

sürekli küsen ilgi budalaları. arkadaşına küsen, sevgilisine küsen hatta mahallenin bakkalına küsenini bile gördü bu gözler. hep pisicik pisicik modundalar hep “şen ne minnoşsun” densinciler. bunlarada tahammülüm yok bunlarda ölsün. of...
devamını gör...

bi' fav be abim vallaha dilenci değilim.
devamını gör...

zelensky'nin yaptığı yardım çağrıları hep sonuçsuz kaliyor. abd bi yandan ingiltere bi yandan natosu, ab'si derken öyle bir gaza getirdiler ki şimdi ortada kimse yok herkes bi yapmacık kınama derdinde. rusya'nın ilk savaşa pek yanaşmayan hallerinde o abd'nin kışkırtmaları falan... olan ukrayna'ya oldu. resmen ülkeyi yem ettiler. yalnız kaldılar. dünya olarak dümdüz edilişlerini izliyoruz ve çok çok üzücü..
devamını gör...


eser de trenler sürekli gidip gelirken bir yolcu olan ve evren içinde nokta gibi kalan insanın dünyanın sadece kendisine sunulan bir yerinden izlemesine şahit oluyoruz... baş karakteri yedigey bağ kurduğu arkadaşına son görevini yerine getirirken kendi hayatını da film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirtiyor. yazar cengiz aytmatov birey'in içsel yolculuğunu yansıtırken aynı zamanda teknoloji'nin geleneklerle çatışmasını da ilmek ilmek işlemiş satırlarında.


sonuna kadar sıkılmadan okuyacağınız kendi hayatınız içinde dersler çıkarabileceğiniz nitelikli bir kitap.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben erkek olsam flört ederdim ya. abazan olmazdım tabii ki çapkın olurdum. çok güzel kadınlar var.
devamını gör...

kendi elleriyle çizdiği (ki ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz) bu muhteşem yapıtları bize, çocukluğumuza armağan ettiği için ne kadar teşekkür etsek azdır. ölmeden, görmeyi en çok istediğim kişilerden biri. büyüleyici ölçüde bir hayal gücüne sahiptir.yetenek ve istenilen mesleği yapmanın sonucunun en canlı örneklerinden biridir. düşünsenize bu işi yapmamış olsaydı (zorla memur falan olsaydı) bu yapıtları hiç görmeyecektik.
devamını gör...

1984 yılında wes craven tarafından ilk filmi çekilmiş teen slasher serisi. aslında seri wes craven's new nightmare ismi ile anılan new nightmare (1994) filmi ile sonlanıyor ve yedi filmden oluşan efsane seri bu film ile olabilecek en iyi finali veriyor daha sonra çekilen iki film wes craven imzası taşımadığı gibi rezilce bir kopya olmaktan da öteye geçememiş. teen slasher filmleri yapısı gereği korkmak için izlenilecek filmler kategorisine girmez; kendi klişelerine sahiptir hatta bu klişeler ile beslenir ve tüm film bu klişeler etrafında şekillenir bundan dolayı bu filmler korkutucu olmaktan ziyade kendi tekrar komedisini içinde barındırır. ( burada ayrı bir parantez açmak gerekir çünkü the cabin in the woods filmi bu klişeleri belirli bir mantığa oturtuyor ve farklı bir yol izliyor) ek olarak; özellikle wes craven imzalı olan teen slasher'lar korku filmi klişelerini kendi klişeleri ile alaya alır. teen slasher'ın tanımı bu değil elbette; düşük bütçeli, daha çok gençlerin sırayla ve mümkünse vahşi bir şekilde katledildiği filmler olarak ele alabiliriz ama onları komik yapan zaten budur; daha izlemeden kimin öleceğini bile sırayla tahmin edebiliyor olmak. bu tahmin edilebilirlik özellikle insanı germesi ve korkutması gereken çoğu tür için bir handikap sayılırken teen slasher filmleri için izlenebilirlik kazandırıyor ve wes craven'da bunu sonuna kadar kullanıyor aslında. nancy'nin dediği gibi; don't fall asleep!*



seriye adını vermiş olan ilk filmin (a nightmare on elm street) daha açılış sekansında craven izleyiciyi nasıl bir kâbus'un içine çektiğinin sinyallerini veriyor. seride ilk tanıdığımız karakter tina -ki kendisinin başrol olmadığı saçının renginden bile bariz belli çünkü herhangi bir teen slasher filminde sarışınların hayatta kalması çoğu zaman söz konusu bile değildir- ve film özünde tina üzerinden şekilleniyor gibi görünüyor çünkü kâbus onunla başlıyor ama filmin odak noktası ne tina ne de nancy; filmin odak noktası freddy krueger. film boyunca nancy karakteri başrol gibi sunulsa bile son sahnede craven yanlış yere bakıyorsunuz aptallar der gibi freddy'nin yok olup gitmediğini ve devam filmi geleceğini açıkça gösteriyor. craven ilk filmde freddy'nin kimliğine dair bir şeyler sunuyor aslında ve bu katliamları yapmasının altındaki motivasyonu bir parça görebiliyoruz ( freddy'nin çocuklarını taciz ettiğini ve öldürdüğünü düşünen ebeveynler tarafından canlı canlı yakılmış olması) ama esas hikayeyi devam filmlerine saklamış. ayrıca ikonik telefondan çıkan dil sahnesi de yine bu filmdedir.

1985 yılında ikinci film freddy's revenge çekiliyor. bu filmle beraber hem a nightmare on elm street seri hâlini alıyor hem de craven freddy'nin asıl başrol olduğunu kesinleştiriyor yine de hikaye nancy karakterinden tamamen kopmuş değil çünkü hikaye kaldığı yerden yani nancy'nin evinden devam ediyor. film yine bir rüya sahnesi ile başlıyor ve hiç tanımadığımız bir karakteri (jesse) izliyoruz fakat burada esas nokta şu; ilk film tina karakterinin rüya sahnesi ile başlamıştı ve biz ilk onun ölümünü izledik ama film jesse karakterinin rüyası ile başlasa bile craven onu öldürmek yerine başka bir yol izliyor yani daha filmin başında ilk filmin kötü bir kopyasını izlemeyeceğimiz ortada. burada bir noktaya değinmek gerek; freddy çoğu teen slasher filmlerindeki evil karakterlerden farklı tasarlanmış, rüyaları kontrol edebilen bir karakter oradaki tüm gerçekliği eğip bükebilir bundan ötürü herhangi bir seri katil -ölümsüz olması bir şeyi değiştirmez- freddy kadar çok yönlü olamaz çünkü bir kaç tanesini çiğneyebiliyor olsa bile belirli fizik kurallarına uymak zorundadır ama freddy karakteri mantığın bize sunduklarını tamamen ezip geçebildiği için craven onu özgürce istediği noktaya çekme hakkını akıllıca kullanmış durumda. bunun en bariz örneği; freddy'nin yeniden güç kazanmak ve bir bedene bürünmek için jesse karakterinin vücuduna el koyması.

1987 yılında üçüncü film (dream warriors) çekiliyor ve seri kaldığı yerden devam ediyor. bu filmi önemli noktaya taşıyan iki detay var:

1- daha sonraki filmlerde karşımıza çıkacak olan kristen karakteri seriye bu film ile giriyor. kendisinin insanları rüyaların içine çekebiliyor olması zaten bu ve bundan sonraki iki filmin ana konusunu belirliyor aynı zamanda.

2- freddy krueger'ın geçmişine yolculuk ediyoruz ve kötülüğün kaynağına iniyoruz. yine bir klişe olan kötü kan muhabbeti de burada ortaya çıkıyor zaten. ek olarak hikayeye değinmek gerekirse; rahibe mary helena, rehabilitasyon merkezine ait azılı suçluların tutulduğu ek binada üç gün boyunca mahsur kalıyor ve bu süreçte onlarca suçlu tarafından tecavüze uğruyor. tamamen perişan ve yarı delirmiş hâlde oradan kurtarılıyor fakat dokuz ay sonra freddy doğuyor. filmde sık sık onun kötü kana sahip olduğu ve onlarca suçlunun çocuğu olduğuna değiniliyor.

bu filmin güzel yanı hayatta kalan çok fazla karakter olması. normalde ilk iki filmde neredeyse herkesi öldüren craven istisna yaparak çoğu karakteri hayatta bırakmayı -sonraki filmde öldürmek için- tercih ediyor. normalde rüyalarda sonsuz bir güce sahip olan freddy çoğu kurbanını hızlıca öldürüp geçiyordu ve onların uykuya direnmek dışında yapabilecekleri pek bir şey yoktu ama bu film ile beraber tek taraflı bir katliamdan ziyade bir mücadele de başlamış oldu.
son olarak craven burada ufak bir şaşırtmaca yapmak için nancy'nin ilk filmdeki evinin önemli bir detay olduğu fikrini iyice izleyicinin kafasına sokuyor (kristen karakterinin düzenli olarak hiç görmediği bu evin maketini yapması ve aniden rüyalarında bu evde uyanmaya başlaması)


sonraki iki film (dream master ve dream child) ise serinin yavaş yavaş düşüşe geçtiği ve vasat olarak değerlendirebileceğimiz filmler. 1988 yılında çekilen dream master tamamen kristen karakteri üzerine ilerlerken 89 yapımı dream child filmi daha çok kristen'ın oğlu üzerine şekillenmiştir. önceki filmde karşımıza iyi niyetli bir ruh olarak çıkan rahibe mary helena (freddy'nin annesi) bu iki filmde de yer alıyor. daha çok freddy karakterinin kendine has mizahı ve öldürme biçimleri için katlanılabilecek filmler.

91 yapımı altıncı film (final nightmare) muhtemelen serinin en komedi unsuru barındıran filmi yine de bu durum filmi kurtarmaya yetmiyor çünkü serinin açık ara en kötü filmi. her şeye rağmen craven tarafından çekilmemiş iki elm street filminin bu filmden daha berbat olduğu da ortada.


serinin son filmi olma özelliğini taşıyan yedinci film (new nightmare) ise craven'ın sert mizahından nasibini alıyor. filmin kadrosunda nancy karakterini oynayan heather langenkamp ismini görünce; "craven muhtemelen ağır saçmalıyor bu kadın üçüncü filmde ölmemiş miydi?" diye düşünüp filmi izlemeyi bir süre reddettim ama craven böyle bir seriyi olabilecek en iyi şekilde sonlandırmış.

heather langenkamp bu filmde karşımıza nancy olarak değil a nightmare on elm street serisinin yıldızı parlayan oyuncusu yani kendisi olarak çıkıyor. heather'ın yeni bir film projesi için çağrılmasından sonra craven'ın yeni bir a nightmare on elm street filminin senaryosu üzerine çalıştığı söyleniyor ve heather bu durumdan rahatsızlık duymaya başlıyor. daha sonra oğlunun gördüğü rüyalar ve etrafında şekillenen tanıdık ölümler yüzünden heather freddy'nin gerçek olduğunu düşünmeye başlıyor ve craven ile irtibata geçiyor. burada oldukça hoş bir detay var; seri boyunca freddy korkulardan beslendi ve onu tamamen yok etmenin tek yolu damnatio memoriae'ydi. heather freddy'nin gerçek olduğuna inandıkça ve craven senaryoyu yazmaya devam ettikçe gerçek hayattaki saf kötülük büyük korkuların şeklini almaya başladı. yani seri boyunca korkulardan beslenen freddy, beyaz perdeden dışarı yine bu korku sayesinde çıkmış oldu.


bu kadar güzel bir finalden sonra wes craven imzası olmayan sekizinci film freddy vs. jason - friday the 13th - çekildi. bu film yine biraz tahammül edilebilirdi çünkü hem freddy'nin çarpık mizah anlayışı korunmuştu hem de teen slasher izleyicisi zaten bu iki karakteri bir arada izlemek istiyordu ama daha sonra 2010 yılında çekilen film tam olarak fiyaskodan başka bir şey değildi; freddy karakterinin komedi unsurunu yok sayıp tamamen korkutucu bir figür yaratmak isteyerek ucuz bir kopya yapmaktan öteye geçemediler çünkü bu seri freddy'nin çarpık mizah anlayışından besleniyordu. bu detayı bile isteye yok sayarak basit bir korku filmi ortaya çıkarmaları bir yana daha iyi efektler kullanmak bile kurtarıcı etken olamadı.





kincaid: see you in hell!
freddy krueger: tell them freddy sent you.

- a nightmare on elm street 4: the dream master
devamını gör...

uzun süredir kafa iznindeydi. döndüğünü kendisinden gelen bildirimle farkederek mutlu olmuş, 3 eylül'de mesaj atarak hoş geldiğini, tekrardan aramızda olmasından mutluluk duyduğumu yazmıştım. aramızda çok kısa bir konuşma geçmişti. "yazmak istediğim çok konu vardı, sözlükte olsam yazardım diyordum, belki yazarım fakat doğrusunu isterseniz tanım okumayı daha çok seviyorum". demişti.

konuşmamızın üstünden neredeyse 1-1,5 hafta geçmişti. kendisinin vefat haberini arkadaşları sayesinde dün öğrenince şok oldum. dünden beri de kendime gelemiyorum zaten. çok ama çok üzgünüm...

kendisine allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine ise başsağlığı diliyorum. mekanı cennet olsun.
devamını gör...

aşırı acth üretimiyle steroidlerin fazla kullanımı sonucu gelişen sendromdur. glukokortikoid fazlalığıdır.

protein/rna sentezi ve kolesterolün pregnanolona dönüşüm hızı yavaşlar. zayıf melanosit hormonu aktivitesinden dolayı ciltte düzensiz pigmentasyonlar meydana gelir. bireyin beden imajı bozulur; vücuttaki yüksek yağdan dolayı yüz yuvarlak bir şekil alır. sarkık karın, karın ve sırtta belirgin kırmızı çizgiler/morarma belirir. deride incelme, yağ yastıkları ve bufola hörgücü görülür. vücut şişkinliğine ve obez görüntüsüne rağmen bacaklar ve kollar epey zayıf ve incedir.

cushinglilerde günlük acth kortizol sekresyonunun tipik özelliği ortadan kalkar. glukoz intoleransı ve hiperglisemi, kas erimesi, osteoporoz (yetişkinlerde kemik erimesi), negatif azot dengesi, trunkal obezite görülür.
enfeksiyonlara direnç ve inflamatuar cevap bozulur. yara iyileşmesi gecikir. artmış plazma, yağ asistlerine neden olur.
devamını gör...

vay ermolettinim vay. meriçleri bitirmiş anketörlere başlamış.

bu ne hız yiğidim az yavaş ol*

tanım: şaka bir yana, formata uyduktan sonra isteyenin istediği başlığı açabilmesinden yanayım. zira format denen şey bu yüzden var. sol frame de anket başlığı çoksa bilgi ya da kültür sanat katagorilerin de gezinmek mümkün.
devamını gör...

içimizdeki çöplüğün artık toprakla kapatılamadığını gösteren başlıktır.
devamını gör...

perge ve side antik kentlerinin gün ışığına çıkarılmasında önemli katkılar sağlayan türkiye'nin ilk kadın arkeoloğu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

her şey,
her şey güzeldi,gözyaşı,dünya,zaman.
devamını gör...

bu tabloyu ve hikayesini eski bir arkadaşım sayesinde öğrenmiştim. o günden sonra daha çok ön yargılı olmamaya dikkat ettim

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kendi halinde bir kumaş tüccarı olan cimon, ortağının yalan beyanları ile o dönem çokça uygulanan bir ceza olan açlık hücresine kapatılır.

bu hücrelerde mahkumlar günlerce aç bırakılıp ölüme terk edilirdi.

aç kalarak ölüme mahkum edilen cimon’un kızı pero ise gardiyanlara yalvararak babasını görmeye gitmektedir.

kız gelip babasını sorunsuz bir şekilde ziyaret ettiğinden gardiyanlar duruma alışır ve iş rutinleşir.  pero birkaç gün sonraki gelişince yanında yeni doğan çocuğunu da getirmiştir.

babası ile konuşurken ağlayan bebeği susturmak için bir göğsünü açar ve çocuğu emzirmeye başlar. işte o an aklına babasının hayatını kurtaracak olan fikir gelir.

o günden sonra pero düzenli olarak her gün babasını ziyarete gelir.

aradan epey zaman geçmesine karşın yaşlı adam hala ölmemiştir, ve bu durum hapishane yetkililerin de dikkatini çeker.

aradan uzunca bir süre daha geçer ve simon hala hayattadır. bunun üzerine kral, simon ve pero’nun görüşmelerinin gizlice izlenmesini ister.

gardiyanlardan biri gizlice simon ve pero’nun görüşmesini izler, ve gördüklerini de krala anlatır.

duyduklarıyla şaşkına dönen kral, pero’nun yaptığı bu fedakarlık karşısında kayıtsız kalamaz ve simon’un serbest bırakılması emrini verir.

gardiyanın gördüğü şudur; pero babasını ziyarete geldiği hergün açlığa mahkum edilmiş olan ve yiyecek hiçbir şey verilmeyen babasını tıpkı çocuğunu emzirir gibi emzirmekte ve açlıktan ölmesine mani olmaktadır…


devamını gör...

evet arkadaşlar kilo çok zararlıdır sağlığımız içim ve ben kilolu yani 1. obezkenn suann ideal kilomdayimmmm çok mutluyummmm
devamını gör...

o kadar çok karşıma çıktı ki bu çocuklar. pazarda değil ama avm'lerde, parklarda ve daha da kötüsü plajda.
eğer küçük bir çocuk yüzünde korku dolu ifade ile yalnız dolanıyorsa mümkünatı yok peşinden ayrılmam. onu tedirgin etmemek için çaktırmadan gözlemlerim, birilerine haber veririm.
en kötüsü de maltepe sahili'nin oradaydı. bir adam kızı kucaklamış götürüyordu bi yere. kız bağırıyordu "beni bırak, annem nerde, ben anneme gitmek istiyorum" diye. birkaç kişinin daha dikkatini çekti. öldüm öldüm dirildim. önce takip etmeye başladım sonra gittim adama sorular sordum ama adam başından savdı "babasıyım" dedi. çocuk ufak. bilmiyorum adam babası mı, başka biri mi... çünkü kız ondan kurtulmaya çalışıyordu. başka insanları da uyardım ve onlar da sorular sordu. onların yanından da gitti. ben biraz daha takip ederken bir kadın geldi yanlarına, kızı kucakladı, kız "anne" diye sarıldı.
gittim yanına kadının, sordum. kızın balonu kaybolmuş, huysuzluk etmiş. babasına kızmış kaybetti diye. ama böyle yarım saat geçti.
yerime döndüğümde o korku ve endişe ile ağlama geldi. çok kötü oldum. aklımdan binbir şey geçti.
bir kere de plajda daha üç yaşlarında çocuk. ağlıyor "abla" diye. dolanıyor. çocuğun peşinden gittim yine. güzelce sordum. korktu. konuşmuyor, ablasını arıyor. derken denize doğru gitti. aklım çıktı. denize girdi, suyun içinde abla diye aranıyor. çıkardım çocuğu ağlasa da. nasıl kalabalık plaj, görevli de göremedim. neyse en nihayetinde buldu ablasını. nasıl rahat insanlar aklım almıyor ya!
hep de bulur beni.
devamını gör...

allah böyle ebeveynlerin belasını versin başka söylenebilecek bir şey yok bu duruma. tabi bunlara ebeveyn denebilirse (!). annelik, babalık kutsal bir şey anneler babalar değil.
şimdi bu adamın baba olması neyin kutsalı? daha kendilerine bir faydası olmayanların çocuk sahibi olması ve o elmas değerindeki çocukların bu beş para etmezlerin elinde heba olması gerçekten içler acısı.

kendi canından kanından olan yavruna bir düşmana yapmayacağı şeyleri yapan bu canileri hiçbir zaman anlamış değilim ve istemsizce anlama çabasını da reddediyorum sanırım. bu bir çocuk ya çocuk! gerçekten dayanılacak bir durum değil. allah bu adamın ıslahı varsa ıslah etsin, eğer yoksa o masum çocuğa vuran elleri taş etsin, tekrar tekrar belasını versin. amin.
devamını gör...

bayramda köprü ve otoyolları ücretsiz kullanabilirsiniz ama o yolları kullanmak için dışarı çıkarsanız 3150 lira ceza ödersiniz.

tam bir olacak o kadar skeci.

buradan buyrun ücretsiz
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim