yakın asırlarda felsefe ile bilim aynı sayıldığı için bilim adamlarına da filozof denirdi. hatta bilim doktorası unvanı, birçok ülkede geleneğe uyularak felsefe doktoru diye de geçer.
devamını gör...

kapının ne suçu var dediğim durumdur.
devamını gör...

açıklamayı yapanın zihnine prangalar vurup, kalan ömrü boyunca kullanmaması gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...

köşesi olan her şey benim dikkatimi dağıtabilir. bir film izlerken bile televizyonun, bilgisayarın veya telefonun köşeleri filme odaklanmamı engelliyor ve sürekli köşelere bakma ihtiyacı geliyor.

yok mu kardeşim şu dünyada köşesiz bir şey diye yakındığım bir takıntım var.
devamını gör...

suçu ve cinsiyeti fark etmeksizin belirli bir sabıka kaydı sayısına ulaştıktan sonra toplumla ilişiğinin kesilmesi gereken canlıdır.

bir veya iki sabıka kaydı olsa, suçun türüne ve işleniş koşullarına göre bir değerlendirme yapılarak bir rehabilitasyon sürecine gidilebilir belki ancak söz konusu kişi seri suç işleme makinesine dönmüşse ivedilikle, herhangi bir canlıya zarar veremeyecek ve hatta ulaşamayacak duruma getirilmelidir.

bu konuda alınacak kararlar, toplumsal barışın korunması için son derece önemli olup duygusal temelli düşüncelerin ürünü olmamalıdır. suçlarda öncelenmesi gereken mağdurdur. suçluya mağdur muamelesi yapmak bizi sadece kısır döngüye sokar.
devamını gör...

okulu olana zihin açıklığı, işi olana kolaylıklar dilerim. benim içinse fark eden bir şey yok maalesef. her gün aynı bana...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bugün günlerden emile mihai cioran
olsun mu?
mutluluk ile mutsuzluk birbirine karışsın mı?
ikisini de salla gitsin mi?
ne edem ben, nerelere gidem?
bugün de emil yaktı geçti..
devamını gör...

sanıldığının aksine çok da faydalı olmayan bir insan özelliği.

küçük şeylerle mutlu olabilen insan hayata diğer insanlardan daha büyük bir mercekle bakar. kıyıda köşede kalmış, kimsenin önemsemediği, alelade şeyleri fark edebilir. peki bu yalnızca mutluluk mu getirir? elbette hayır.

farkındalık her zaman hüsrana daha yakındır. önemsiz kabul edilen ama sizin apaçık ortada olduğunu düşündüğünüz her şey belirli bir zaman sonra sizi diğer insanlardan ayrıştırır. örneğin; hakkında saatlerce konuşabileceğiniz bir konunun "hmm doğru, aynen" gibi susturucu özelliği taşıyan tepkilerle geçiştirilmesi. çok yorucu. çünkü insan her şeyi eşit önemde gördüğünde nelerin anlatmaya değer olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor.

benim bununla baş etmek için uyguladığım bir yöntem var. hiç istemesem de insanları beynimde filtreliyorum. kimin neleri konuşmayı sevdiğini/sevmediğini az çok anlayıp onlarla konuşmalarımı belirli bir çerçevenin içinde tutmaya çalışıyorum. "peki senin ne anlatmak istediğinin bir önemi yok mu?" diye soracak olursanız; bunu en çok ben önemsiyorum. kendimle geçirdiğim zamanın kıymetini biliyorum. yazarak, resim yaparak, düşünerek bir şekilde kendimi dinliyor aynı zamanda kendime anlatıyorum. insan ne olursa olsun, hangi şartlarda yaşarsa yaşasın daima yalnızdır ve kendisiyle iyi bir dost olmaktan başka şansı yoktur. bu daha çok küçükken farkına vardığım bir şey.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

an itibariyle 388 kişi çevrimiçi görünmekte olup; saatlerdir tek bir + alamamış olmam nedeniyle hayreti mucip gelen sayıdır.
devamını gör...

sosyal medya platformlarından facebook yayılmaya başladığında her beğeni bir amin demekti artık durum kesmemiş olacak ki beğeni dilenciliği olayını yanlış anlayan twitter "50 kuruş ver lan tırrek" özelliğini devreye sokmaya başlamış.
iyi haber ise henüz bizim ülkemizde aktif değil ama aktif olursa taksim, sultanahmet dilencileri pandemi var deyip yığılır.
fenerbahçe görmez umarım bu özelliği yoksa tweet ol demeye başlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kovboy şapkasına benzettiğim bir çizim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burda ise gaz lambası ve birkaç meyve kompozisyonu var. :)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

koçtaş'ın bahçe bölümünde tek başıma dolanıyorum. canlı çiçek alıcam lakin bi sorun var, çiçek bakımından anlamıyorum pek. az buçuk fikrim varsa da yani bi kamer genç değilim en nihayetinde. ilk girdiğimde bölümde birkaç kişi varken, bi süre sonra tek kalıyorum. arkada da beyaz kıyafetli bir kadın çalışan var, biyerleri falan düzeltiyor çiçeklere bakıyor. normalde bahçe bölümüyle turuncu tulumlu abiler ilgileniyor, çiçek bakımı toprak bilmem ne her nevi soruyu yanıtlıyorlar. onlar yok herhalde diyorum kendi kendime, ya da onların görev tanımının yanında bi de bu ablanın yaptığı iş var.

biraz bakındıktan sonra bi çiçeği gözüme kestirdim. güzel de duruyor, adını da google'ladım bakımı çok zor gibi değil ama yine de emin olmak için görevliye sormak istedim. göz ucuyla baktım, beyaz kıyafetli bir kadın arkalarda biyerlerde dolanıyor. tamam.

- çok afedersiniz bişi sorucaktım, bakabilir misiniz.
+ buyrun?
- bunların bakımı hakkında bilginiz var mı nasıldır yani, kolay mıdır sizce?

şöylece bi gösterdiğim saksıya doğru bakar.
+ üzgünüm, bilmiyorum.
- nı. nı. nasıl?
+ nı. nı. n. nasıl?
- n.n.n. ...
+ ...

iki kişilik karşılıklı mavi ekran öncesi ben kadını çalışan, kadın beni koçtaş'tan hatun düşürmek için muhabbet kovalayan adam sanmıştır. ama bu bilgi açığa çıkmadan önce hanımefendinin beynini biraz daha yakmam gerekmektedir.

- peki bilen bir arkadaşınız var mı?
+ ...?
- -_^

benimki epey köşeliyse de, neyse ki onun jetonu sonunda düşer de mevzu anlaşılır. özürler mözürlerle çiçeği alıp yere bakarak kasaya giderim.

2 ayda soldu o çiçek.
devamını gör...

naptın sattın mı dobloyu?...elde edemediğime dönüşmüşken ve buna alışmışken niye şimdi? şakaların canımı acıtıyor yapma.
devamını gör...

ay her kelimesinden irite olduğum başlıktır.

başlığı açan 15 yaşında değilse eğer, hala kız dememesi gerektiğini öğrenememiş olmasına mı üzüleyim, buram buram toplumsal cinsiyet normları kokan "artık kızlar kazak örmüyor yiaa" yakınmasına mı yanayım, yoksa kadınlardan beklentisi kazak ve çorap örmek olan insanların neslinin, hala tükenmemesine mi derbeder olayım gerçekten hiç bilemedim sevgili sözlük... *

evet arkadaşlar kadınlar şahsen kendi kaderlerinin ağlarını kendileri örmekle meşgul oldukları için, artık tek gayeleri iyi bir ev hanımı olmak ve evlenmek olarak yetiştirilmedikleri için* ya da kendi ayaklarının sütünde bağımsız birer birey olarak durmaya daha çok çaba harcadıkları için, sizler kadınların karşılıksız, güvencesiz ve ücretsiz emeğini daha az sömürebiliyorsunuz.
ve bunun dolayımında koca beklemeye hapsedilmek yerine kendi hayatını yaşamakla meşgul olan kadınlar, size çorap örmüyor.

bu arada buradaki kazak çorap hobi olarak yapılır, isteyen örer, isteyen sevgilisine hediye eder. buradaki itirazım, kadınlardan bunları bekleyen erkeklere ve zihniyetedir.

meseleye dönersem, allah aşkına artık yok kazaktı, yok çoraptı, yok iyi yemek yapmaktı, yok vefakar, cefakar eşdi vs. leş gibi cinsiyetçilik ve toplumsal cinsiyet normları kokan şeyleri romantize etmeyin.

son olarak kazak, yemek, çorap bekleyen erkeklere tek bir lafım var: evet saçlarımızı süpürge etmek yerine savuracağız, size kazak ören makul kadınlar da olmayacağız. *
biz sizin aşçınız, temizlikçiniz, terziniz vs. değiliz çünkü. o yüzden size değil aşk, yağmurlu günde su bile yok! *
kazakmış, yemekmiş, zıkkım yiyin, yaprak giyin.

edit: farkındayım çok yükseldim. az biraz serbest çağrışıma kaçtı. böyle düşünmeyen hiç kimse üstüne alınmasa olur *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"soğuk ve karlı havayı seven kişi" anlamına gelir.
devamını gör...

harper lee eseri.
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.

birkaç alıntı

"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."

"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."

"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."

"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."

"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."

"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."

"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
devamını gör...

hediye çeki isteyen donanım haber oluculerinin sözlüğe çökmeleri olayı.
devamını gör...

yazarlığını ve yönetmenliğini michael mohan’ın yaptığı; başrollerini de sydney sweeney, justice smith, ben hardy ile natasha liu bordizzo’nun paylaştığı filmdir. filmin konusundan bahsetmek gerekirse pippa ve thomas ilişkilerine farklı bir boyut kazandırmak üzere birlikte bir eve çıkmaya karar verirler. yeni evlerine taşınıp yavaş yavaş alışmaya başlarlar ki karşı binanın camdan duvarlarından insanların ne yaptıklarını izleyebildiklerini fark ederler. dikkatlerini tam karşılarında oturan çift çeker seb ve julia. seb ve julia’nın cinsel hayatları da pippa ve thomas’ın ilgisini çeker ve böylece bu izlemeler bir saplantıya dönüşür. bu saplantı bazı hayati sonuçlara neden olur. onları da artık izleyip görün. çerezlik bir film kendisi. izlenir mi izlenir ama izlenmese de bir şey olmaz. oyuncular yeni yeni parlayan oyunculardan. maalesef ben oyunculuklardan pek etkilenmedim, kesinlikle kötü değildi, bazı duygu geçişleri daha iyi verilebilirdi sadece. genel anlamda bir puan vermek gerekirse 5-5.5/10 verilebilir. +18 için uygun, yine uyarımızı da yapmış olalım.

sonunda yapılan ters köşe filmi bi tık güçlendirmiş.
devamını gör...

belki gece vakti yakılan bir kamp ateşi, belki loş bir mutfakta açılan aspiratörün ışığı, belki de elektrik kesintisinde yanan mum ışığı, belki de sevilen insanla yapılan şömine romantizmi.
kesin bunların biri bilinçaltına hükmetmiş ve sözlüğün renklerine ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim