köftehorlar samimiyetini bulamadığım bir sonlandırma.bir teşekkür etme olsaymış ne güzel olurmuş pek bir ciddi bildirme olmuş efendim.
devamını gör...

gün batımı.
devamını gör...

her gerçeği, her değeri inkâr şeklinde var olan; her şeye şüphe ile yaklaşan ve kesin olarak hiçbir şeyin var olamayacağını savunan felsefi görüş.
görüşün temelleri antik yunan filozoflarından biri olan gorgias’ın üç önermesine dayanmaktadır. işbu üç önerme: (1) hiçbir şey yoktur, (2) bir şey olsa bile bilemeyiz, (3) bilsek bile başkalarına anlatamayız şeklindedir.
ayrıca tevfik fikret tarafından özet kıvamında bir tanımı mevcuttur:
“her şeref yapma, her saadet piç;
her şeyin ibtidası, ahiri hiç.”
devamını gör...

genellikle belçika da yapılan her yıl yaz mevsiminde düzenenlenen müzik festivalidir. 1 hafta-10 gün kadar etkinlik devam ediyor. nitekim 2013 yılında biletler 1 dakika içerisinde tükenmiş,gidecek olanların düşünme şansı uzun değil. umudunuzu yitirmeyin* bizim ülkemizden de gidenler var. videoları izlerken bayrağımızı açıp dalgalandıran elemanlara denk gelmiştim. ayrıca burada performans sergileyen türk dj yapımcı ümmet özcan da performans sergilemiştir birkaç kere. şuradan açıp izleyebilirsiniz.
geçtiğimiz yıllarda amerika ve brezilya'da da etkinliği yapılmıştır.
ayrıyetten amerika'da buna benzer her yıl düzenlenen coachella müzik festivali yapılır. merak edenler tık tık bakabilirsiniz.
devamını gör...

kendime verdiğim ve içeriğinden dolayı biraz ironik olduğunu düşündüğüm bir nasihattır. şöyle ki, ''kimseden nasihat alma.'' peki neden mi? çünkü ben yetişkin ve kendi kararlarını kendi alabilen bir bireyin neden nasihat (bakın tavsiye değil) almaya ihtiyacı olur, anlam veremiyorum.
devamını gör...

--! spoiler gibi bir şey !--

hafızası silinme sürecinde olan bir insanı konu alan film daha önce hiç yapılmadı. yapıldıysa da kimsenin haberi yok. her neyse, işte film, bu konuyu ortalama üzerinde kaliteli bir senaryo ile anlattı ve çok ünlendi. filme çok güzel denmesinin sebebi farklı olmasıdır.

--! spoiler gibi bir şey !--
devamını gör...

benim annem cumartesi parçasıyla kalbime taht kurmuş, birden fazla arpejlerle müziğini sade tutmamış emekçi müzik grubudur. ha bu arada berfo ana selam olsun..
devamını gör...

b sınıfı filmlerin yönetmeni john carpenter'ın 1980 yılında çektiği film. filmin müzikleri de john carpenter'a aittir. bundan sonrası spoiler

--! spoiler !--

filmimiz o zamanın moda sahnelerinden kamp ateşi etrafında başlar.ürkütücü sisin içine sıkışan antonio körfezi sakinleri, dehşet verici bir intikamın habersiz kurbanları olacaklarından habersiz günlük hayatlarına devam etmektedirler.

tam yüzyıl önce, sisli bir gecede cüzzamlıları taşıyan bir gemiye tuzak kurulur. gemi kayalık kıyıya doğru yönlendirilir, batar ve içindeki herkes boğularak ölür. kasabalılar gemiden çaldıkları altınlarla bugünkü antonio bay kasabasını kurarlar.şimdi, hayalet denizciler ölümlerinden sorumlu olanların nesillerinden kalanları bulup onlardan intikam almak için dehşet verici sisle birlikte geri döneceklerdir. böylece antonio bay'de kabus dolu günler başlar.

bilinmeyenin yarattığı korkunun somut hali olarak sisi kullanması hem korkutur hem de merak uyandırır.

korku sinemasının usta yönetmenlerinden john carpenter'ın bir önceki filmi halloween'ın hemen ardından çektiği the fog (sis), belki bugün izlendiğinde çok basit bulunabilir ama yapım yılı dikkate alındığında,türünün zamanına göre en iyilerinden diyebilirim...

--! spoiler !--
devamını gör...

meja ve bal porsuğu.
ikisinden de çok şey öğrendim sağ olsunlar.
devamını gör...

üretimden yoksun bir ülkeyiz. bu kadar verimli toprakarı olup buğdayı pamuğu bile ithal ediyoruz. fındığı en pahalı biz tüketiyoruz. sizi bilmem de bana çok dokunuyor. önceliklerimden biri kesinlikle çiftçinin yanında olmak olur.
devamını gör...

"e madem madalya müracaatları var, rütbe müracaatları neden olmasın" diyerek açtığım başlık.

yönetimi, rütbemi hala vermediği için hem kınım kınım kınıyor, hem de saygıyla selamlıyorum. * rütbesini benim gibi hak ettiği halde henüz alamamış ve rütbe alma zamanı geldiğinde sesini duyurup başvuruda bulunmak isteyen yazar arkadaşlarımı da başlık altına bekliyorum.

çalıştık, çabaladık, o vaat ettiğiniz rütbe için 10bin puanı topladık. nerede bizim rütbeler? ne için yaşıyoruz biz? he? bizi mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. veriniz lan rütbemizi!

yazarlara not: derdimi sevebilirsiniz ama çok vurmayın bari.

yönetime not: n'olur kötü bi' rütbe vermeyin be abi.

ekleme: rütbem gelmiş. valla bravo. çok hızlı çalışıyorlar. hiç beğenmediğimi de belirtmek isterim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ekleme 2: rütbem gitti, dertler bitti.

aylar sonra gelen edit: yeni rütbem mikrop oldu. istedim, verdiler sağolsunlar.*
devamını gör...

motivasyonun kesinlikle kaybedilmemesi gerektiği gerçeği. bir umut varsa eğer zor günler her türlü atlatılır. ama o umut yoksa zor günler zehir olur.
devamını gör...

rumca kökeni podostima olan bu sözcük, zamanla karadeniz balıkçılarının ağzıyla bodoslama olarak günümüze gelmiştir. bir gemi ya da tekne herhangi bir cisme tam kafadan çarptığı zaman bodoslama çarptı ifadesi kullanılır.
devamını gör...

küfür, hakaret ve aşağılama yoksa yazarların birbirleri hakkındaki düşüncelerini içeren entrylere dokunmamalari gereken oluşum. eleştiri çekemeyen siyasete atılıp sarayda tek adamcilik oynasın. :)
devamını gör...

eylüling'in bundan haberi varmı peki?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu da bizim kapının önündeki aynısefa çiçeği. her baktıkça iyi ki dikmişiz diyorum. insanın içini açıyor.
devamını gör...

bir dönem çok izlediğim bir tlc programıdır.

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan obeziteden mustarip insanların hayatta kalmaya kadar vermeleri üzerine tuhaf doktor nowzaradan’dan yardım istemeleri konu edilir.

dublajlı izlediğiniz zaman nowzaradan’ın boynuna astığı ve altından olduğu iddiaları ile bir dönem gündem olan stetoskopu ile kapıyı açıp “ melaabaaa” diyerek içeri girmesi dikkat çekici ve eğlenceli olsa da hemen ardından 300 kiloyu aşmış hastaya “ bir aya kalmaz ölürsün” demesi arasındaki tezat çarpıcıdır.

yukarıda bir tanımda da söylendiği gibi bu tür bir obezite sorunu ile uğraşanların büyük bir çoğunluğu ya cinsel istismara uğramış ya da ihmal edilmiş insanlardan oluşmaktadır. yemek yemeyi bir kaçış, bir unutma yöntemi olarak kullanan insanlardan.

ve bu insanlar sürekli nowzaradan’ın houston, texas’ta bulunan hastanesine gelmek için günler süren acılı ve sancılı yolculuklar yapmak zorunda kalır.

ailelerinden biriler sürekli olanlara yemek getirir. sürekli fast food kaçakları yaşanır bu yardıma ihtiyaç duyan insanların hayatında.

başarılı olanların sonraki hallerini gösteren bir program daha yapılmış olsa da başarısız olanların akibetini tahmin etsek de kesin olarak emin olamayız asla.
devamını gör...

girdiğin mağazadan hicbir şey almadan çıkmak *
devamını gör...

urla'ya ilk defa geldim. şuan burdayım ve sanırım ağlayarak döneceğim yer. insanlarının, esnafının güzelliği çok başka. yolda yürürken insanlar sebepsizce selam veriyor filan. istanbul'lu olarak alışık olmadığımız şeyler. gezecek keşfedecek çok yeri var. özbek köyüne aşık oldum. yaşamak istediğim yer burası dedim. iki gün daha burdayım. sonrası dönüş (aşırı ağlama imojisi)
devamını gör...

içine bir anda bir sıkıntı düşer ya insanın hani. kelimelere sığmaz, boğazına kadar gelir ve düğümlenir. süzülemez ağzından. çıkamaz dışarı. karışamaz havaya. göremez kimse onu.

yalnızca sen görürsün onu ve sadece sen hissedersin. sıkıntı tüm bedenini ele geçirir de sen bir şey yapamazsın ya. bırakırsın kendi haline. geçerse geçer, geçmezse kendi bilir dersin ya hani.
umursamazlığından cesaret alarak daha da sarmalar seni. nefes alış-verişin hızlanır. avcunun içi terler.
geldiğin gibi git dersin sıkıntıya.

yavaşça etkisi azalır. gitmeye başlar. gider gider ve gider. "yeniden geleceğim bekle beni" der alaycı bir ses tonuyla.

sen gülersin. gidiyor diye sevinirsin.
"yeniden geleceğim bekle" der tekrar, sesi gittikçe uzaklaşır ama yankılanır kulaklarında.

"seni duyamıyorum, sesin gelmiyor" dersin sıkıntıya, halbuki yalandır bu, sesi net duyulur, dedikleri net anlaşılır.

yeniden geleceğim bekle beni, bir öncekinden daha çok yakacağım canını, daha uzun süre kalacağım içinde. bu kez de hiç gitme diye yalvaracaksin. çünkü bilirsin ben her içine düştüğümde daha çok yakarım canını.

yutkunamadı. soğuk soğuk terledi. içindeki sıkıntı geçmişti. paniğe kapıldı. bir daha ne zaman gelecekti o sıkıntı? ne demişti o? "yeniden geleceğim" demişti.
daha çok yakacağım canını, demişti.

belirsizlikti sıkıntı,ne zaman geleceği belli olmayan... bununla baş edemeyecek kadar yorulmuştu artık. o gelmeden kendi bir şeyler yapmalıydı...

edit: arkadaşlar sırf üzülmeyeyim diye beğenmeyin bu tanımı. ben de biliyorum guzel bi karalama olmadığını.

ben de isterdim... sağda solda yayınlanmalik, okuyani alıp götüren, götürdüğü gibi geri getirmeyen, 40 yıllık şairin dizelerine haykırdığı gibi haykırıp, yılların blog ve köşe yazarı gibi methiyeler düzmeyi. ama eldeki mal bu.

deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış hesabı. edebiyatın içinden geçtim...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim