bu bildiride verilen ana mesaj sanki bu ülkede hiiç verilmemiş, hiiç yaşanmamış, bu ülkede hiiç kimse şer-i hükümlere göre bir yönetim düzensizliği istememiş gibi, yazarların gelip bunu red ettiği, oyun kurgu olarak lanse etmeye çalıştığı, türkiye'nin bugünkü gerçeği bu.

böyle bir amaç, böyle bir yaşam isteyen, hatta bunu her firsatta dile getiren gruplar bu ülkede yaşıyor,

ısid militanlarına ' birkaç öfkeli genç ' diyen bu ülkede başbakanlık yaptı,
arap yarimadasinda çıkmayanlar ,
saraylarda arap müzikleri eşliğinde eğlenceler düzenleyenler bu ülkenin en tepe yöneticileri değil mi ?

şimdi bu neyin red-i inkarı?
devamını gör...

bilimsel adı oryctes nasicornis'dir. dünyanın en pahalı böceği olarak bilinir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pek çok kişide gözlemlediğim olaydır.
özeti; sevilen kız ay görünür, çalımı tay görünür, eşiği saray görünür olayıdır.
sebebi ise benim aşkın gözü kör değildir ama bir kaç numara bozuktur dediğim durumla açıklanabilir.
devamını gör...

sözlükte kendi kendine yazıp çizmektir. kimseye direkt mesaj bile atmadım, sadece bana mesaj atan olursa cevap veriyorum o kadar.
devamını gör...

eski sevgilisi, kadının tüm yaşam hevesini, sevgisini, mutluluğunu sömürüp onu terkettiği için yeni bir ilişki çok zor çok, eğer bunu bile bile bir kadını sevmek göze alınacaksa o erkeğe kolaylıklar diliyorum, neden diliyorum çünkü erkek çok ezilir, kadının aşka dair veya sevgiye dair umutlarını yeniden inşa etmek kolay mı? bir kadının güvenini kazanmak kolay mı?
devamını gör...

osmanlı imparatorluğu son dönem padişahlarından birisi olan ıv.murat han içki yasağının hem uygulayıcısı hemde içki seven padişahı olarak bilinir. o zamanların en büyük berduşu bekri mustafa’da aynı dönemde yaşamıştır. ıv.murat bu yasağa uyulup uyulmadığını zaman zaman halkın içine çıkıp bizzat kontrol eder. etmekle de kalmaz en ağır şekilde cezalandırılmasını sağlardı. bir sabah padişah ıv.murat han yanına veziri bayram paşayı da alarak kılık değiştirip tüccar kılığında bekri mustafa'nın kayıkçılık yaptığı üsküdar iskelesine gelir. duyum aldığı üzere sora sora bekri mustafa'yı bulur, selam verir.

-selamın aleyküm babalık bizi karşıya atar mısın?
+olur tabi evlat! dedikten sonra sahilden baya açılırlar. bekri mustafa kayığın oturağının altına gizlenmiş bölmeden şarap testisini çıkarır, tepesine diker.
-ohh serinledim! dedikten sonra testiyi sultana uzatır.
+al bakalım evlat bir yudum da sen çek. sultan murat:
- içki yasağını bilmez misin babalık, der.
+kayıkçı bekri iç ulen iç burada kimse bizi görmez, der. sultan murat ve veziri testiden bir yudum içerler. kayıkçı bedri cebinden çıkardığı tütünüde yakıp içmeye başlayınca sultan hiddetlenir.
-yeter babalık anlaşılan sen sultanı tanımazsın. ben sultan murat bu da vezirim, der.
bekri mustafa kürekleri atıp gülmeye başlar.
+vay köftehorlar sizi, iki yudumcuk almayla biriniz padişah biriniz vezir olmaya kalktı, der.
devamını gör...

hiçbir hakkı olmayan kölelerdir.
devamını gör...

tabağı boş vermemek adına tabağın geri verilme süresi uzar da uzar bazen. dur yarın kek yapar onla veririm der sonra bir türlü yapamazsın o keki. tabağın boş verilmemesi mi yoksa geri verilme süresinin uzaması mı daha ayıp olur şeklindeki düşüncelere gark eden durumdur.
devamını gör...

ve kafam, il olma izni alabilecek kadar kalabalıktı .

hakan günday.
devamını gör...

üç sayısı ile birlikte başlangıç noktasını, ortayı ve sonu simgeleyen şekil. antik mısırlılardan babillilere ve onlardan hristiyanlara pek çok kültürde üçlülere işaret eder: tanrıların üçlü birliği, erkek-kadın-çocuk, ruh-beden-zihin, tanrı-oğul-kutsal ruh gibi. pek çok alfabede pek çok harfi simgeler. bilimde de değişimin simgesidir.

tabanı aşağıda olan üçgen çoğu kültürde erkeği ve ateşi temsil eder. hititler sağlık, mayalılar güneş ve amerikan yerlileri sanatlarında bu simgeyi kutsal dağ olarak kullanmıştır.

tabanı yukarıda, aşağı işaret eden üçgen ise kadın için kullanılır. kasık bölgesini temsilen kadın olarak kullanılan işaret su elementini de temsil eder.

bazı kültürlerde eşkenar üçgen tanrıyı, dik açılı üçgen (bir eşkenar üçgenin yarısı) insanlığı ve dünyayı temsil etmektedir. mason sembolizminde suyu simgeler. mason sembolizminde çeşitkenar üçgen hava için kullanılır, ikizkenar üçgen ise ateşi tasvir eder.

tabanları birbirine bakan üçgenler bazı kültürlerde ayın hareketlerine, büyüyüp küçülmesine işarettir. zirvelerin birbirine bakan üçgenler ise kadını ve erkeği, gögün yer ile buluştuğu ufku simgeler. hint sembolizminde yaratımdır.

piramitlerin kare tabanları dünyayı, tepe noktası ise cenneti tasvir eder. simyada da kullanılan üçgenler dört element içindir. tepesi yukarıda üçgen ateşi, tepesi aşağıda üçgen suyu, tepesi yukarıda ve çizgili üçgen havayı, tepesi aşağıda ve çizgili üçgen toprağı sembolize eder. ateş havadan yükselir ve su topraktan akar.
devamını gör...

kendi ukdenizi doldurunca farkettiğiniz olay.

bildirim gelsin editlicem.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pandemi başladığından beri en çok yapmak istediğim şeylerden birisi bu sanırım. kulaklığımı takıp hiç gitmediğim daha önce hiç bilmediğim bi şehirde dolaşmak, orayı tanımak ya da istanbulda bi sahil boyunca yürümek, parklarda yeşilliklerde oynayan çocukların o bitmeyen mutluluğuna hayran olmak, kuzguncuk ve balat gibi ara sokaklarıyla renkli evleriyle bile insanı büyüleyen yerleri gezmek, dolaşmak, müziğimle beraber düşüncelerimde kaybolmak istiyorum. içim rahat bi şekilde gezmeyi, yürümeyi ve deniz havası almayı o kadar özledim ki*.
devamını gör...

yoldaş:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eminim evde oturarak kapan tek yazar benimdir. evde en az birkaç kisi birden hastalanıyor gibi olduysa mutlaka durumdan şüphelenin dostlar. özel hastanedeki doktorlar da sizi yaniltabiliyor.
ben ve kardesim bogaz ağrısı nedeni ile gittik ve enfeksiyon oldugunu ve covid testine gerek kalmadığını belirtti. aldik ilaclarimizi ama dört gun geçti iyilesme yok. bu arada dort gunde kardesim iyi oldu ben ise asiri halsizdim ve yataktan kalkamadim. ateş, oksuruk yok ama.
tekrar gittik bu sefer igne verdi bi kac gun de rahatlamaya basladim. fakat garip bir sekilde gözümde batmalar olmaya basladi ve konjuktivitten (covid belirtisi) suphelendim, acaba covid miyim diye telaşlanirken annem de bu durumdan nasibini aldi. aşırı vücut agrilariyla hastaneye gitti ve test yapildi. annemin pozitif oldugunu öğrenince bize de test yaptilar ki burada arkadaslar arayan ekiplere temasliysaniz sizede test yaptırmaları konusunda israr edin.
biz ayni evde aynı ortamda bulunsakta babam ve kardesim negatif çıktı. viral yoğunluğu yüksek olmadıkları icin her vaka pozitif çıkmıyor.
verdikleri ilaçlarda cok masum değil. bir tanesi kardiyotoksik, kullanmadim bile. diğeri ( hani su ilk gun 8 tane alinan ) de eritrosit miktarini dusuruyor , karaciğer enzimlerinin yapimini arttirip pihtilasmaya neden olabiliyor. yan etkilerini internette bulabilirsiniz.
demem o ki gerek izolasyonu gerek hastalığı semptomlari derken sıkıntılı bir surec. biz atlattik cok sukur. umarim sizlerde yakalanmazsiniz ve ya cok kolay atlatirsiniz. sevgilerle
devamını gör...

"felsefenin temel sorusu, yaşamın yaşanmaya değip değmeyeceğine karar vermektir."

7 kasım 1913'te cezayir'in mondovi kasabasında doğmuştur. ı. dünya savaşı'nda albert camus henüz 11 aylık iken babasını kaybetmiştir. albert camus'un babasına ait hatıraları maalesef ki birkaç fotoğraf ve annesinin anlattığı birkaç hikayeden ibaret olacaktır ömrü boyunca. babasının mezarını da ancak 40 yıl sonra, camus 40 yaşındayken bulabilmiştir. mezar taşının altında yatan kişi 29 yaşındayken vefat etmişti. hiç tanımadığı babasının kendinden genç olduğu bir buluşmaydı bu. ilk adam adlı eserinde de dediği gibi: "oğlunun babadan daha yaşlı olduğu yerde, yalnızca çılgınlık ve kaos vardı."

babasının ölümünden sonra, camus ve ailesi oldukça zor geçen günlerin içine girmiştir. maddi yetersizlikler aileyi günden güne zorlamıştır. anne catherine, evlere temizlik işlerine giderek iki oğlunu da okutmuştur. bu yıllarda yaşadıklarını "tersi ve yüzü" adlı eserinde anlatmıştır camus.

liseyi burslu okuyan camus daha sonra felsefe okumak için cezayir üniversitesi'ne girmiştir. bu yıllarda üç tutkusu vardır camus'nün: futbol, felsefe ve tiyatro. futbol, camus için hayata ve ahlaka dair gerçekçi bir pratik olmuştur her zaman. işte bu yüzden futbolu çok önemsemiştir. tam da bu yüzden ölümünden birkaç sene önce racing paris ile monaco arasında oynanan futbol karşılaşmasında da rastlarız camus'ye. kendisi de futbol oynamayı çok sevmektedir. ne yazık ki genç yaşta yakalandığı tüberküloz hastalığı, onun kalecilik kariyerine son vermesine neden olmuştur. felsefe ve tiyatro, onun için tutunacak son dallardır artık.

1936 yılında, "plotinos ve aziz augustinus" üzerine yazdığı tez ile felsefe eğitimini tamamlamıştır. aynı yıllarda ise bir grup arkadaşı ile iş tiyatrosu'nu kurmuştur. yine aynı yıllarda komünist partisi'ne katılmış ancak anlaşmazlık sebebiyle kısa sürede ayrılmıştır.

tam da bu yıllarda camus'nün eserleri peş peşe gelecektir. 1937'de tersi ve yüzü, 1942'de yabancı ve sisifos söyleni, 1947'de veba, son eseri sayılabilecek düşüş ise 1956 yılında yayımlandı. 1957 yılında ise "çağımızdaki insan vicdan problemini, keskin görüşlü bir ciddiyet ile aydınlatan edebi üretimi"nden ötürü nobel edebiyat ödülü'nü kazanmıştır. ödülü alırken ise şöyle demiştir camus: "kendi adıma ben sanatım olmadan yaşayamam."

camus'nün yaşadığı yıllarda paris, mükemmel bir entelektüel çevreye sahipti. ressamlar, şairler, yazarlar, filozoflar... varoluşçu felsefenin öncüsü sayılabilecek jean paul-sartre de paris'in sakinlerinden birisiydi o yıllarda. camus ile de oldukça sıkı bir dostlukları vardı. lakin bu dostluk 1950'lerin hemen başında son bulmuştur. sartre, camus ile dostlukları ile ilgili olarak şunları yazmıştır:
"o ve ben bir fikir ayrılığına düşmüştük. bir fikir ayrılığının önemi yok-bu ayrılığa düşenler birbirlerini bir daha hiç görmeseler bile- bu yalnızca, bizi ayıran kısıtlı, ufak dünyada birbirinin görüş alanını yitirmeden başka bir şekilde yaşama biçimi. bu durum beni onu düşünmekten, okuduğum kitapta ya da gazetede onun gözlerini hissetmekten ve merak etmekten alıkoyamadı: bununla ilgili ne düşünüyor? bununla ilgili şu anda ne düşünüyor?"

camus, 1960 yılının ocak ayında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. ailesiyle birlikte, lourmarin'de geçirdiği yılbaşından sonra paris'e dönerken gerçekleşmiştir. eşi ve iki çocuğu ile beraber tren ile dönecek iken son anda fikrini değiştirmiş ve yayıncısı ve arkadaşı michel gallimard'ın kullandığı araba ile dönmeye karar vermiştir. ölüm anında cebinde paris için bir tren bileti ve 1994 yılında yayımlanacak olan otobiyografik roman ilk adam'ın el yazmaları bulunmuştur. genç yaşta hayatını kaybeden ünlü yazar, eğer o gün fikrini değiştirmeyip ailesi ile trene binseydi belki çok daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık. işin ilginç ve bir o kadar üzücü olan kısmı ise camus daha öncesinde, araba kazasıyla ölmeyi, en absürt ölüm olarak ifade etmiştir.

camus felsefesinin temelinde iki kavram bulunur: absürd ve intihar. insanın bu iki kavram ile karşılaşması, kaçınılmazdır. çünkü insan yaşamın anlamı ile oyalandıkça, yaşamın kendisinden ve bilincinden uzaklaşmıştır. işte tam da bu yüzden, dolaysız ve içten bir hesaplaşma gereklidir. absürd kavramı, dünya ile insan arasındaki anlamsızlık ve uyumsuzluk döngüsünü, birbirine yabancı olma durumunu ifade eder. bu varlığın kendi absürtlüğüdür. camus, bu kavramı sisifos söyleni adlı eserinde detaylı olarak incelemiştir. bu düşünce daha sonra absürdizm akımını ortaya çıkarmıştır. absürdizm, insanlığın evrende bir anlam bulma çabalarının boşa olduğunun ve bu uğraşın elbet başarısızlıkla sonuçlanacağını söyleyen bir akımdır. işte bu noktada sorulması gereken soru tüm bu absürtlüğün içinde yaşam yaşamaya değer mi? yoksa bütün bu absürtlüğe rağmen yaşamaya devam etmek, onu bir yükümlülük haline mi getirir? camus intihar sorusunu felsefenin temel sorusu haline getirirken aslında bunu amaçlamıştır. çünkü bu sorgulama gereklidir. absürd yaşama karşı, intihar düşüncesi absürde, boyun eğmek olduğu için camus tarafından ilk seçenek olarak görülmemiştir. absürde başkaldırı için, yaşamakta ısrar etmek, yaşamakta diretmek gerekir.

insan absürd olanı ve absürdün tam ortasında kaldığından beri dünyaya yabancı kalmıştır. bu yabancılık, bir kayıtsızlık, tepkisizlik olarak kendini ortaya koyar. camus'nün, "yabancı" adlı eserindeki meursault karakteri aslında bu yabancılaşmayı, kayıtsızlığı en üst perdeden aktarmayı başarmıştır. camus'nün, absürde karşı ortaya koymuş olduğu yol ise, yaratmaktır. o, yaşam ile intihar arasındaki çıkmazda yaşamdan tarafa olan yolun seçilebileceğine inanıyordu. onun için, yaşam elbette yaşanmaya değerdi, çünkü yaratma ve üretme imkânı bizim elimizdeydi. absürd olana karşı başkaldırı ancak bu şekilde mümkün olabilirdi. yaratmalıydık çünkü, gerçekliğin aşağı çeken çirkinliğini bu sayede alt edebilirdik. sanattan ve yaratımdan uzak bir yaşam, bizi ölüm safına zaten en başta alacaktır. "yaratmak yazgıya biçim vermektir."
devamını gör...

hatay milletvekilli.
ayrıca bu ülkede g*t* g*t diyecek kadar cesur yürekli, omurgalı bir insandır. gelene ağam, gidene paşam demediği için çomar kardeşlerimizin asaplarını bayağı bozmuş kişiliktir.
devamını gör...

günayyyydııııınnnss sözlük.

çim biçme makinesine söverek uyandım bugün. evinizin yakınında park varsa bu sese arada sırada maruz kaliyorsunuzdur demektir. sesi yettiği yetmezmiş gibi odamın içi çim kokuyor. kendimi ahırda gözlerini açmış küçükbaş hayvan gibi hissediyorum şuan. ordan oraya mutlulukla sekerken czn burak ile karşılaşmışım gibi bir gün.

neysee günaydın mesajı alıp mutlu mesut o yataktan kalkanlara inat, gunaydiiiinnn mesajı almamış yazarlara, uyansa da gözünü açamayan yazarlara, sabah kahvaltısını hazırlamak için yataktan fırlayan analara size de günaydııınnlarr olsun efenim. gününüz + oy almış tanım kadar güzel geçsin.
devamını gör...


bazı şarkıları dinlerken aklımda illa bir mekan canlanıyor, bir de dinlediğim önemli anlardaki hisleri tekrar yaşıyorum. paris'teyim mesela şu an. hava tabi ki kapalı ve yağmurlu, başka türlüsüne denk gelmemişim zaten. yüreğim ağzımda manzaraya bakıyorum. hayatımda hiç bu kadar özgür olmamışım.
devamını gör...

birden fazla kişilik taşıma durumunda meydana gelen bireyin kendini savunma mekanizması. bu yüzden kişilik parçalara ayrılır. bir diğeri için ; (bkz: dissosiyatif kimlik bozukluğu)
devamını gör...

savaştan çıkıp, savaşa girerken bile sürekli eğitimle ilgili çalışmalar yapmaya çalışmış, türk insanını nasıl yükseltirim diye uğraşmış olan başkomutan.
mustafa kemal atatürk’ü en güzel anlatanlardan biri ahmet naç- tedx *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim