svetlana khorkina
1979 doğumlu olimpiyat ve dünya şampiyonu eski rus jimnastikçi.
ulusal takımda olduğu 1994-2004 arası olimpiyatlarda ve dünya şampiyonalarında artistik jimnastikte her dalda en az bir madalya almıştır.
en başarılı olduğu dal asimetrik paraleldir. (uneven bars)
7 olimpiyat madalyası (2 altın, 4 gümüş, 1 bronz)
20 dünya şampiyonası madalyası vardır. (9 altın, 8 gümüş, 3 bronz)
1996 atalanta'da asimetrik paralelde altın
2000 sydney'de asimetrik paralelde altın kazanmıştır.
kısacık saçları (1996 ve 2000'de), takıları, bakışları, gülümsemesi ve 165cm boyu ile artistik jimnastik için oldukça uzun sayılan boyu ile müthiş bir karizmadır khorkina.
şimdilerde ülkesinde spor ve jimnastik için federasyonda resmi görevler yapıyor, eğitimci yanını da kullanıyormuş.
2000 sydney'de sadece kendisi için değil, o gün atlama beygirinde yarışan (vault) tüm sporcular için geçerli olan, akıl almaz bir skandal yaşadıktan sonra koçu ile konuşmaları ve yaşadıkları ibretliktir.
olimpiyat youtube kanalından nefis bir video.
söylediğim skandal için 10. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz. gerçekten akıl alır gibi değil ve çok üzücü.
1996 altın hikayesi için:
ulusal takımda olduğu 1994-2004 arası olimpiyatlarda ve dünya şampiyonalarında artistik jimnastikte her dalda en az bir madalya almıştır.
en başarılı olduğu dal asimetrik paraleldir. (uneven bars)
7 olimpiyat madalyası (2 altın, 4 gümüş, 1 bronz)
20 dünya şampiyonası madalyası vardır. (9 altın, 8 gümüş, 3 bronz)
1996 atalanta'da asimetrik paralelde altın
2000 sydney'de asimetrik paralelde altın kazanmıştır.
kısacık saçları (1996 ve 2000'de), takıları, bakışları, gülümsemesi ve 165cm boyu ile artistik jimnastik için oldukça uzun sayılan boyu ile müthiş bir karizmadır khorkina.
şimdilerde ülkesinde spor ve jimnastik için federasyonda resmi görevler yapıyor, eğitimci yanını da kullanıyormuş.
2000 sydney'de sadece kendisi için değil, o gün atlama beygirinde yarışan (vault) tüm sporcular için geçerli olan, akıl almaz bir skandal yaşadıktan sonra koçu ile konuşmaları ve yaşadıkları ibretliktir.
olimpiyat youtube kanalından nefis bir video.
söylediğim skandal için 10. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz. gerçekten akıl alır gibi değil ve çok üzücü.
1996 altın hikayesi için:
devamını gör...
manisa denilince akla gelenler
spil dağı, tarzan, sabuncubeli.
devamını gör...
çöp konteynerinden fırlayan kedi
hayır bi de be mal ben zaten sana zarar vermeyeceğim sen neden korkarak kaçıyosun? her konuda son derece soğuk olan bu hayvancağız mesele çöp olduğunda deliriyor ya. ne sanıyosun şekerim nedir yani çöpe yanına mı gireceğim? "ah sen varsan ben gidem" tavırlarının sebebi nedir? inanılmaz bi şımarıklık var kedilerde. hiçbir köpek örneğin bu kadar saçmalamaz. çok korkuyorum üzerime falan atlamasından. tırnaklarının çöpün metaline değdiğinde çıkardığı o sesi bildin mi? yıkıl oracığa ya. ulan benim yüzümü cizsen, kaçtın gittin sonra, ne yapacağım ben? nereden bulucam seni? ne hakkın var ulan senin beni kalp krizi eşiğinde yaşatmaya? alt tarafı çöpün yanından geçtik ne bu tatava? miyav da miyav. hımır da hımır. mır da mır. bi böyle kaypaklıklar, pati falan yalamalar kenarda köşede. tekinsiz tekinsiz haller. acıkınca gelirsin ama şirin şirin. sahtesin sahte.
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
x mahlaslı yazar sizi özledi bildirimi daha acildir.
devamını gör...
kürtaj
istenmeyen gebeliklerde anne adayı kendini anne olmaya hazır hissetmiyorsa, istemiyorsa çocuğu dünyaya getirmemesi gerekir zira bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şeylerden biri kötü bir ebeveyndir. bu gibi durumlarda kürtajı destekliyorum.
ama doğum kontrol yöntemlerini kullanmayıp bile bile hamile kalıp sonra da kürtaj olmak ve bunu defalarca kez yaptırmak hem kadına* çok büyük zarar verir hem de sonuç olarak bir “can” gidiyor ona yazık. bu gibi durumların olmaması için korunun. bak çok basit korun sadece.
ama doğum kontrol yöntemlerini kullanmayıp bile bile hamile kalıp sonra da kürtaj olmak ve bunu defalarca kez yaptırmak hem kadına* çok büyük zarar verir hem de sonuç olarak bir “can” gidiyor ona yazık. bu gibi durumların olmaması için korunun. bak çok basit korun sadece.
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
(bkz: epsilondelta 2.0)
devamını gör...
hz. muhammed'in eşleri ve cariyeleri
peygamberin 11 karısı ve 2 cariyesi vardır. sıralı liste :
karıları : aişe bint ebû bekir • cüveyriye bint haris • hafsa bint ömer • hatice bint hüveylid • meymûne bint haris • safiyye bint huyey • sevde bint zem'a • zeyneb bint cahş • zeyneb bint huzeyme • ümmü habibe • ümmü seleme
cariyeleri : mâriye el-kıbtiyye • reyhâne bint zeyd
karıları : aişe bint ebû bekir • cüveyriye bint haris • hafsa bint ömer • hatice bint hüveylid • meymûne bint haris • safiyye bint huyey • sevde bint zem'a • zeyneb bint cahş • zeyneb bint huzeyme • ümmü habibe • ümmü seleme
cariyeleri : mâriye el-kıbtiyye • reyhâne bint zeyd
devamını gör...
bakarsan bağ olur bakmazsan dağ olur
çok güzel bir atasözüdür.
'bir şeylere emek verir onarır güzelleştirirsen o şey fayda sağlar. ancak bakmazsan işe yaramaz ve bakımsız kalır' anlamına gelir.
'bir şeylere emek verir onarır güzelleştirirsen o şey fayda sağlar. ancak bakmazsan işe yaramaz ve bakımsız kalır' anlamına gelir.
devamını gör...
denizli'de çöpte bulunan atatürk posterleri
işin ilginci önderimiz öleli seneler olmuş, hala birilerinin içini kımıl kımıl rahatsız ediyor.
devamını gör...
yenge
el suremeyeceginiz, göz süzemeyeceginiz, abladan hallice ama namahrem olduğu da her bir harfinde belirtilen kadın. "yenge" kavramının ulkemizde farklı kültürler ve farklı bakış acilarindan algılanışı üzerine güzel bir kitap önerebilirim.
iletişim yayınlarından çıkan "yengeler cumhuriyeti" kitabını mustafa ciftci ve tanıl bora derlemiş.
iletişim yayınlarından çıkan "yengeler cumhuriyeti" kitabını mustafa ciftci ve tanıl bora derlemiş.
devamını gör...
türk kadınının eleştiri kabul etmemesi
eleştiri ile hakaret arasındaki farkı kavrayamayan veya neyin eleştirilip neyin eleştirilemeyeceğini bilmeyen kaba ve hatsiz türk erkeklerinin genel beyanı.
mesela durduk yere amma kilo aldın sen ha derseniz bu eleştiri olmuyor. bu başka bir şey oluyor.
mesela durduk yere amma kilo aldın sen ha derseniz bu eleştiri olmuyor. bu başka bir şey oluyor.
devamını gör...
hoşlanılan yazarın başka bir yazara nickaltında yürümesi
insanın moralini bozan durumdur. şimdi hoşlanılan yazarı kimseyle paylaşmak istemezsiniz, onun sadece size ait olmasını istersiniz lakin bu esnada hoşlanılan yazar gider başka birinin nikaltına yazar, dünya başınıza yıkılır adeta. varmış böyle olaylar, görüyoruz, duyuyoruz. elimde belgelerim var konuşursam sözlük karışır. * şaka şaka bir halt bildiğim yok. amaç başlık açıp akışı akıtmak işte.
devamını gör...
terezin
bir şehir, bir getto, bir toplama kampı
çekya denilince akla önce prag gelir ama ikinci dünya savaşında büyük acıların yaşandığı ve bir ölüm gettosu olan terezin, mutlaka bilinmesi gereken bir şehirdir. prag’a yaklaşık bir saat mesafededir. ancak bir dönem itibariyle, insanlığa çok uzak yerdedir. şehrin bilinen ilk ismi theresienstadt’tır. 1780 yılında avusturya imparatoru tarafından kurulan şehire, annesinin adı verilir. annesi tarihin en güçlü kadın imparatoriçelerinden biri olan maria theresa’dır. şehrin kalesi, nazi döneminde toplama kampına çevrilir.
kasım 1940 yılında şehir nazi kontrolüne geçer. burada yaşayan yahudi olmayan çekler şehirden gönderilir. o dönem şehir nüfusu 7 bin kadardır. naziler, bu şehire yaklaşık 150 bin yahudi yerleştirir ve bir getto yaratır ve soykırım başlar. yaklaşık 80 bin kişi, bu getto ve toplama kampında ölür. terezin toplama kampı küçük olmasına rağmen, büyük acıların yaşandığı yerdir. sigmund freud’un kızkardeşi esther adolphine bu kampta hayatını kaybeder.

hastalıklar, tifo salgını, yiyecek kıtlığı bu kamp içinde yaşanan nazi baskısı kadar can almıştır. kampın girişinde, burada hayatını kaybeden 10 bin kişinin mezarlık alanı bulunuyor. içerisi ise o günlerin hâlâ izlerini taşıyor. idam alanları, krematoryomu, toplu mezarları, o kadar yazacak çok şey var ki, okumak isteyenlere konu hakkında birkaç link bırakayım. ayrıca belgeseller, kitaplar, canlı tanıkların ifadeleri de bulunur. resmi web sayfası ve kısa bir gezi videosu;
bugün bir utanç müzesi olarak halka açıktır. insanın nasıl acımasız bir tür canlı olduğunu, kötülüğün ne anlama geldiğini anlamak için bir toplama kampı görmek gerekir.
ben bir zamanlar prag gezisinde bu kampa günübirlik gitmiştim.
gitmez olaydım.
çekya denilince akla önce prag gelir ama ikinci dünya savaşında büyük acıların yaşandığı ve bir ölüm gettosu olan terezin, mutlaka bilinmesi gereken bir şehirdir. prag’a yaklaşık bir saat mesafededir. ancak bir dönem itibariyle, insanlığa çok uzak yerdedir. şehrin bilinen ilk ismi theresienstadt’tır. 1780 yılında avusturya imparatoru tarafından kurulan şehire, annesinin adı verilir. annesi tarihin en güçlü kadın imparatoriçelerinden biri olan maria theresa’dır. şehrin kalesi, nazi döneminde toplama kampına çevrilir.
kasım 1940 yılında şehir nazi kontrolüne geçer. burada yaşayan yahudi olmayan çekler şehirden gönderilir. o dönem şehir nüfusu 7 bin kadardır. naziler, bu şehire yaklaşık 150 bin yahudi yerleştirir ve bir getto yaratır ve soykırım başlar. yaklaşık 80 bin kişi, bu getto ve toplama kampında ölür. terezin toplama kampı küçük olmasına rağmen, büyük acıların yaşandığı yerdir. sigmund freud’un kızkardeşi esther adolphine bu kampta hayatını kaybeder.

hastalıklar, tifo salgını, yiyecek kıtlığı bu kamp içinde yaşanan nazi baskısı kadar can almıştır. kampın girişinde, burada hayatını kaybeden 10 bin kişinin mezarlık alanı bulunuyor. içerisi ise o günlerin hâlâ izlerini taşıyor. idam alanları, krematoryomu, toplu mezarları, o kadar yazacak çok şey var ki, okumak isteyenlere konu hakkında birkaç link bırakayım. ayrıca belgeseller, kitaplar, canlı tanıkların ifadeleri de bulunur. resmi web sayfası ve kısa bir gezi videosu;
bugün bir utanç müzesi olarak halka açıktır. insanın nasıl acımasız bir tür canlı olduğunu, kötülüğün ne anlama geldiğini anlamak için bir toplama kampı görmek gerekir.
ben bir zamanlar prag gezisinde bu kampa günübirlik gitmiştim.
gitmez olaydım.
devamını gör...
dünyanın en güzel kokusu
en güzel koku kitap kokusudur net
devamını gör...
arthur schopenhauer
"doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. işte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür."
devamını gör...
bal böceği
1. barış manço'ya ait efsanevi parça.
2. normal sözlük, yazar rütbesi.
kendisi yeni rütbem olur, bal böceği evet. komün yaşamın prensesi, şirine olmaktan hayli sıkıldım çünkü. . güzel de oldu.
barış manço'nun, hayal meyal hatırladığım klibi vardı şarkının..
tiyatro tadında. ince, nahif cümlelerle bezeli. balın ve arının, hayatımda soyut ve somut anlamda yer ediyor oluşundan ve hin'in, cimcimeyle olan bağlantısından da hareketle pek bi enerjik hissettim kendimi yeniden. bu kadar mı küçük mutluluklar? derseniz - ki dersiniz eminim - evet, bazen ruhlar böyle küçük çengelli iğnelere, ölü hayat besler. ben de öyleyim elbet.
son olarak, bahsi geçen şarkı: * buradan
2. normal sözlük, yazar rütbesi.
kendisi yeni rütbem olur, bal böceği evet. komün yaşamın prensesi, şirine olmaktan hayli sıkıldım çünkü. . güzel de oldu.
barış manço'nun, hayal meyal hatırladığım klibi vardı şarkının..
tiyatro tadında. ince, nahif cümlelerle bezeli. balın ve arının, hayatımda soyut ve somut anlamda yer ediyor oluşundan ve hin'in, cimcimeyle olan bağlantısından da hareketle pek bi enerjik hissettim kendimi yeniden. bu kadar mı küçük mutluluklar? derseniz - ki dersiniz eminim - evet, bazen ruhlar böyle küçük çengelli iğnelere, ölü hayat besler. ben de öyleyim elbet.
son olarak, bahsi geçen şarkı: * buradan
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
kumaşından dolayı asıl adı jean pantolon olan kot pantolon olayı; olay diyorum, çünkü o zamanlar başlı başına bir olaydı kot.
bir kere herkes kot pantolonluydu, net.. giymek zorundaymışcasına ama, ben hatırlıyorum, herkes görevini yapmanın rahatlığıyla elinide cebine sokarak dikilirdi, manasızca ama.. cebiyle bir işi yok, poz mahiyetinde :
buz mavisi, renklisi, ay düşük beli, yüksek beli, kemeriydi, kotun üstüne ne giyilirdi.. gidermiydi, öyle şeyler kotla olurmuydu,
bu sadece bir giyecek değildi nihayetinde, bu bir felsefe gibiydi.. 301 modeli 501 modeli, borupaçasıdarpaçasıamanallahım :
doksanlar diyince kottur yani..
iki üç kişi bir araya gelince, önce üzerlerindeki kotlar hakkında bir konuşulurdu, bugün hangisini giydin, onu yarın giyicem.. sonra konuşma sırası yeni çıkan modeller, ucuza lewis bulunabilecek yerler, orjinallik meselesi, kalıbı çok güzel olan (ah o kalıbı) ama moda olmayan, hem ucuzu hem pahalısı da olabilen o yeni markaları alıp giyenlerin "deneyimleri" (rodi, wrangler vb) tavsiye edilen markalar final..
bir pantolonun bu kadar konuşulacak nesi olabilir allah aşkınıza, kaç çeşit paça olabilir.. kalıp ne.. ne pazarlamışlar bize ama, şimdi anlıyoruz, işte bunlar hep kapitalizmmiş, büyüyünce öğrendik..
nasıl giyiyormuşuz hayret ediyorum hala, kemerle filan hiç rahat birşeyde değil,
çok şükür modasıyla birlikte, tasası da unutuldu da, rahatladık, şimdide var ama, nerde o eski forsu.. birtek bizim mahalleden geçmemiştir heralde bu kot fırtınası..
"yırtık kotu nasıl unutmuşum
birde doksanlar yazıyorum
teşekkürler #sokak lambası
bir kere herkes kot pantolonluydu, net.. giymek zorundaymışcasına ama, ben hatırlıyorum, herkes görevini yapmanın rahatlığıyla elinide cebine sokarak dikilirdi, manasızca ama.. cebiyle bir işi yok, poz mahiyetinde :
buz mavisi, renklisi, ay düşük beli, yüksek beli, kemeriydi, kotun üstüne ne giyilirdi.. gidermiydi, öyle şeyler kotla olurmuydu,
bu sadece bir giyecek değildi nihayetinde, bu bir felsefe gibiydi.. 301 modeli 501 modeli, borupaçasıdarpaçasıamanallahım :
doksanlar diyince kottur yani..
iki üç kişi bir araya gelince, önce üzerlerindeki kotlar hakkında bir konuşulurdu, bugün hangisini giydin, onu yarın giyicem.. sonra konuşma sırası yeni çıkan modeller, ucuza lewis bulunabilecek yerler, orjinallik meselesi, kalıbı çok güzel olan (ah o kalıbı) ama moda olmayan, hem ucuzu hem pahalısı da olabilen o yeni markaları alıp giyenlerin "deneyimleri" (rodi, wrangler vb) tavsiye edilen markalar final..
bir pantolonun bu kadar konuşulacak nesi olabilir allah aşkınıza, kaç çeşit paça olabilir.. kalıp ne.. ne pazarlamışlar bize ama, şimdi anlıyoruz, işte bunlar hep kapitalizmmiş, büyüyünce öğrendik..
nasıl giyiyormuşuz hayret ediyorum hala, kemerle filan hiç rahat birşeyde değil,
çok şükür modasıyla birlikte, tasası da unutuldu da, rahatladık, şimdide var ama, nerde o eski forsu.. birtek bizim mahalleden geçmemiştir heralde bu kot fırtınası..
"yırtık kotu nasıl unutmuşum
birde doksanlar yazıyorum
teşekkürler #sokak lambası
devamını gör...


