lise arkadaşlığı vs üniversite arkadaşlığı
ikisi de ayrı ayrı tatlıdır.
meslek lisesi mezunuyum, kız kıza okumak gibisi yoktur.
üniversite arkadaşlarım da çok tatlıdır. ülkenin en güzel kampüsünde okudum. dört yıl kantin muhabbetleri yaptık.
ezcümle, arkadaşlıklar kıyaslanamaz. her arkadaş ayrı bir ilaçtır
meslek lisesi mezunuyum, kız kıza okumak gibisi yoktur.
üniversite arkadaşlarım da çok tatlıdır. ülkenin en güzel kampüsünde okudum. dört yıl kantin muhabbetleri yaptık.
ezcümle, arkadaşlıklar kıyaslanamaz. her arkadaş ayrı bir ilaçtır
devamını gör...
kötülük çiçekleri
türkçeye kötülük çiçekleri vs elem çiçekleri olarak tercüme edilmiş 1857 yapımı baudelaire eseri. son derece erotik ve melankolik olarak adlandırılan eserin adam yayınları tarafından basımı malum ortamlarda bulunmakta.
--! spoiler !--
bana ne sendeki dirlik ve düzenlikten
hem güzel ol, hem de acı duy!
ekler gözyaşı yüzüne başka güzellik,
yeşillikte bir su gibi üstelik;
borayla canlanır çünkü çiçekler.
…
diyemezsin ki, tutsak kraliçe,
beni korkuyla sevebilen ancak,
ağır dehşetiyle sürerken gece
çığlıklar içinde ruhun, delice,
bana: “ey kralım, sana dengim, bak.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
bana ne sendeki dirlik ve düzenlikten
hem güzel ol, hem de acı duy!
ekler gözyaşı yüzüne başka güzellik,
yeşillikte bir su gibi üstelik;
borayla canlanır çünkü çiçekler.
…
diyemezsin ki, tutsak kraliçe,
beni korkuyla sevebilen ancak,
ağır dehşetiyle sürerken gece
çığlıklar içinde ruhun, delice,
bana: “ey kralım, sana dengim, bak.
--! spoiler !--
devamını gör...
ruha iyi gelen şeyler
zekirdek ve matrax dinlemek. şarkı söylemek. limonlu çay. şiir okumak. salata yapmak. yeni kitap almak. çalışmak. hep öğrenmek. içinde olduğun yaşı kendine hatırlatmak ve sevinmek. kedi öpmek. reśim yapmak. sabah dörtte bir şeyler içmek. aytuğ akdoğan videoları... sevilen yazarları okumak. yürümek...
bana bunlar iyi geliyor.
bana bunlar iyi geliyor.
devamını gör...
otobüs durağındayken kendini yedek kulübesindeki teknik direktör gibi hissetmek
ilginç ama böyle hissediyorum.
otobüs durağı boyunca sağa sola gidip gelmeler, yoldan geçen arabalara yılmaz vural usülü taktik vermeler, durak önünden geçen insanlara "hocam ne yapıyorsun ya?" demek ve daha fazlası... hepsinden o kadar keyif alıyorum ki!
gerçi siz aykut kocaman usulü takılıyorsunuzdur; kollar bağlı, oturmuş ve donuk.
otobüs durağı boyunca sağa sola gidip gelmeler, yoldan geçen arabalara yılmaz vural usülü taktik vermeler, durak önünden geçen insanlara "hocam ne yapıyorsun ya?" demek ve daha fazlası... hepsinden o kadar keyif alıyorum ki!
gerçi siz aykut kocaman usulü takılıyorsunuzdur; kollar bağlı, oturmuş ve donuk.
devamını gör...
tıkanma
ayrıca 2008 yapımı filmini de izleyebilirsiniz.
film ismi choke.
victor mancini'ye selamlar.
film ismi choke.
victor mancini'ye selamlar.
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
ay bi kendine gel artık yeter bu ne ya*.
devamını gör...
ğ
akrostiş düşmanı harf.
devamını gör...
can sıkıntısı
şu an yaşadığım durum.
canım sıkılıyor çünkü yapacak bir şeyler varken sıcaktan dolayı yapamıyorum. azıcık bahçede gezinip çiçek ekeyim diyorum, güneşte sıcaklık 45 derece. bazı şeyleri yapabilmem için hem gün batımını beklemem gerekiyor hem de rüzgarın dinmesini. *
kitap okuyayım desem, yan evde tadilat var ve çakılan her çivi kafatasıma çakılıyormuş gibi hissetmeye başladım. o yetmiyormuş gibi diğer komşunun elektrik süpürgesi de evlere şenlik, sanayide gibi hissettiriyor. biri sussa diğeri başlıyor. akşamüstü de birileri çim biçer, yine huzur vermezler.
iyisimi bi kahve yapıp bilgisayarı da alıp geleyim de, film neyim izleyeyim. yoksa bu gürültü, bu can sıkıntısı şikayet etmek için bana jandarmayı aratacak. işsiz emeklilerden olmak istemiyorum.
ve bugün pazar!
canım sıkılıyor çünkü yapacak bir şeyler varken sıcaktan dolayı yapamıyorum. azıcık bahçede gezinip çiçek ekeyim diyorum, güneşte sıcaklık 45 derece. bazı şeyleri yapabilmem için hem gün batımını beklemem gerekiyor hem de rüzgarın dinmesini. *
kitap okuyayım desem, yan evde tadilat var ve çakılan her çivi kafatasıma çakılıyormuş gibi hissetmeye başladım. o yetmiyormuş gibi diğer komşunun elektrik süpürgesi de evlere şenlik, sanayide gibi hissettiriyor. biri sussa diğeri başlıyor. akşamüstü de birileri çim biçer, yine huzur vermezler.
iyisimi bi kahve yapıp bilgisayarı da alıp geleyim de, film neyim izleyeyim. yoksa bu gürültü, bu can sıkıntısı şikayet etmek için bana jandarmayı aratacak. işsiz emeklilerden olmak istemiyorum.
ve bugün pazar!
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bilmem, belki de her şey bambaşkadır...
devamını gör...
ölmemek yaşamak değildir
doğruluk sebebini az sonra açıklayacağım realitedir.
insan gezmek ister, tatil ister, gidip 2 kadeh rakı içmek ister, ev ister, araba ister isterde ister yani.
bunlar lüks değildir, ihtiyaçtır.
bir çok insan böyle şeylerden uzak yaşıyor, öldüler mi? hayır. peki yaşıyolar mı? e o da hayır. mecburi bekleme odasında vaktin dolmasını bekliyorlar halbuki onlar zaten hiç yaşamıyor ki.
insan gezmek ister, tatil ister, gidip 2 kadeh rakı içmek ister, ev ister, araba ister isterde ister yani.
bunlar lüks değildir, ihtiyaçtır.
bir çok insan böyle şeylerden uzak yaşıyor, öldüler mi? hayır. peki yaşıyolar mı? e o da hayır. mecburi bekleme odasında vaktin dolmasını bekliyorlar halbuki onlar zaten hiç yaşamıyor ki.
devamını gör...
e vallah şeker alsaydınız iyi olurdu
(bkz: hahahahahahahaha) çok güldüm yaa! dün şeker alan anneme napacan şekeri dediğim için de özrü borç bilirim.
devamını gör...
cüneyt ülsever
türkiye'nin en liberal yazarlarından.
robert kolej mezunudur. john hopkins üniversitesinde okumuş, harvard'da insan kaynakları üzerine doktora yapmış, ülkeye dönüşünde hürriyet gazetesinde uzun yıllar yazmıştır. 28 şubat sürecine ana akımda direnen kalemlerdendi. akp liberallere yol verdiği esnada o da ana akımdan kovuldu, bir süre odatv'de yazdı, 1 kasım 2015 seçimlerinin ertesi günü yazmayı bıraktı. roman yazmayaysa devam ediyor.
28 şubat sürecinde geçen romanı hacı 2006'da show tv'de dizi olarak ekrana gelmişti. başrollerinde tuncel kurtiz, mehmet akif alakurt, fikret kuşkan gibi isimler oynuyordu.
kendisinin dört romanını okumuş biri olarak, bu dört kitaptan üçünün belll başlı noktalarda birbirine benzediğini söyleyebilirim. dördüncü romanında da daha öncekilerden bazı klişeleri kullanmış ancak daha az. konu vs de öyle.
* üç romanda da babalarıyla araları sorunlu olan ve problemler yüzünden başlarına gelmeyen kalmayan evlatlar var.
bir romanda eve hiç uğramayıp metres tutan babasına sinirden erkekleri kullanıp atan bir kadın (hacı'daki maktul sevil), ikincisinde sürekli şiddet gördüğü babasının karşı siyasi görüşünü tutan bir çocuk (itirafçı'daki anlatıcı çığlık) üçüncüde babasını öldürdükten sonra hayatı tepetaklak olan bir başka oğlan görüyoruz (geçmişin de seninle gelir'deki salih).
* her üç evladın da bu sayede hayatları alt üst olur.
hacı'da sevil, sevgililerinden biri tarafından öldürülür. itirafçı'da çığlık pkk'ya katılır ama kısa sürede burada da umduğunu bulamayarak kaçar, örgütten saklanarak yaşar. geçmişin de seninle gelir'deki salih ise babasını vurmasının örtbas edilmesi karşılığında mit tarafından ajan olarak eğitilir ve istihbarat savaşlarının arasında bir piyon gibi kullanılıp atılır...
* yine seks, kitaplarda bağımsız bir bölümde yer bulur kendine. osman aysu'nun aksine cinselliği rıza ve tutkuya dayalı olarak veren ülsever, partnerleri önce yavaş yavaş soyar, sonra ufaktan ön sevişmeye geçer, derken penetrasyon, orgazm ve işi bitiren kahramanlarımızın birer duş alıp çıkmaları şeklinde olay örgüsü ilerler. kadınların çoğunlukla kumral, kısa ama ölçülü vücutlu, erkeklerin atletik ve ince uzun, ayriyeten ayak fetişisti olarak tasvir edildiği bu bölümdeki betimlemeler de dillere destandır. örnek:
...ufukta iki tepe, arada dümdüz beyaz bir ova, hemen önünde de küçük bir çalılık duruyordu. o çalılığı yalamaya başladı... (itirafçı'da geçiyordu böyle bir pasaj, tam metnini hatırlamıyorum)
* üç roman da belli bir bölgeyi betimler.
hacı'da 90'lar ankarası, itirafçı'da italya ve geçmişin de seninle gelir'de ıstranca dağları uzun uzun betimlenmiş, hatta insanlara ait sosyo ekonomik gözlemler bile var.
* yemek sahnesi mutlaka olur. başlangıç, ara sıcak, ana yemek ve tatlı, mehmet yaşin gibi betimlenir. eğer mevsimiyse, ana yemek mutlaka balıktır. mevsimi değilse de, artık duruma ve yere göre kebap, spagetti veya pizza. yemekte alkol alınır, karakterler bir yandan da önemli bir konu konuşurlar. olayların gidişatı açısından önemli şeyler gündeme gelir. siyaset te bir şekilde gündeme gelir, yazarın görüşleri kemal tahir gibi karakterlerin ağzından duyulur.
özellikle hacı'da ankara aoç merkez lokantasının mezeleri, karışık ızgarası ve meyve salatası, keza kayseri'de hacı'nın çocuklarının yedikleri mantı ağız sulandırıcı bir üslupla anlatılmıştı.
okuduğum dördüncü kitabı olan cinayet polisi dedemin evrak-ı metrukesi'ndeyse bu özellikler kısmen olmakla beraber hepsi yoktur. diğer üç romanındaysa hepsi var.
robert kolej mezunudur. john hopkins üniversitesinde okumuş, harvard'da insan kaynakları üzerine doktora yapmış, ülkeye dönüşünde hürriyet gazetesinde uzun yıllar yazmıştır. 28 şubat sürecine ana akımda direnen kalemlerdendi. akp liberallere yol verdiği esnada o da ana akımdan kovuldu, bir süre odatv'de yazdı, 1 kasım 2015 seçimlerinin ertesi günü yazmayı bıraktı. roman yazmayaysa devam ediyor.
28 şubat sürecinde geçen romanı hacı 2006'da show tv'de dizi olarak ekrana gelmişti. başrollerinde tuncel kurtiz, mehmet akif alakurt, fikret kuşkan gibi isimler oynuyordu.
kendisinin dört romanını okumuş biri olarak, bu dört kitaptan üçünün belll başlı noktalarda birbirine benzediğini söyleyebilirim. dördüncü romanında da daha öncekilerden bazı klişeleri kullanmış ancak daha az. konu vs de öyle.
* üç romanda da babalarıyla araları sorunlu olan ve problemler yüzünden başlarına gelmeyen kalmayan evlatlar var.
bir romanda eve hiç uğramayıp metres tutan babasına sinirden erkekleri kullanıp atan bir kadın (hacı'daki maktul sevil), ikincisinde sürekli şiddet gördüğü babasının karşı siyasi görüşünü tutan bir çocuk (itirafçı'daki anlatıcı çığlık) üçüncüde babasını öldürdükten sonra hayatı tepetaklak olan bir başka oğlan görüyoruz (geçmişin de seninle gelir'deki salih).
* her üç evladın da bu sayede hayatları alt üst olur.
hacı'da sevil, sevgililerinden biri tarafından öldürülür. itirafçı'da çığlık pkk'ya katılır ama kısa sürede burada da umduğunu bulamayarak kaçar, örgütten saklanarak yaşar. geçmişin de seninle gelir'deki salih ise babasını vurmasının örtbas edilmesi karşılığında mit tarafından ajan olarak eğitilir ve istihbarat savaşlarının arasında bir piyon gibi kullanılıp atılır...
* yine seks, kitaplarda bağımsız bir bölümde yer bulur kendine. osman aysu'nun aksine cinselliği rıza ve tutkuya dayalı olarak veren ülsever, partnerleri önce yavaş yavaş soyar, sonra ufaktan ön sevişmeye geçer, derken penetrasyon, orgazm ve işi bitiren kahramanlarımızın birer duş alıp çıkmaları şeklinde olay örgüsü ilerler. kadınların çoğunlukla kumral, kısa ama ölçülü vücutlu, erkeklerin atletik ve ince uzun, ayriyeten ayak fetişisti olarak tasvir edildiği bu bölümdeki betimlemeler de dillere destandır. örnek:
...ufukta iki tepe, arada dümdüz beyaz bir ova, hemen önünde de küçük bir çalılık duruyordu. o çalılığı yalamaya başladı... (itirafçı'da geçiyordu böyle bir pasaj, tam metnini hatırlamıyorum)
* üç roman da belli bir bölgeyi betimler.
hacı'da 90'lar ankarası, itirafçı'da italya ve geçmişin de seninle gelir'de ıstranca dağları uzun uzun betimlenmiş, hatta insanlara ait sosyo ekonomik gözlemler bile var.
* yemek sahnesi mutlaka olur. başlangıç, ara sıcak, ana yemek ve tatlı, mehmet yaşin gibi betimlenir. eğer mevsimiyse, ana yemek mutlaka balıktır. mevsimi değilse de, artık duruma ve yere göre kebap, spagetti veya pizza. yemekte alkol alınır, karakterler bir yandan da önemli bir konu konuşurlar. olayların gidişatı açısından önemli şeyler gündeme gelir. siyaset te bir şekilde gündeme gelir, yazarın görüşleri kemal tahir gibi karakterlerin ağzından duyulur.
özellikle hacı'da ankara aoç merkez lokantasının mezeleri, karışık ızgarası ve meyve salatası, keza kayseri'de hacı'nın çocuklarının yedikleri mantı ağız sulandırıcı bir üslupla anlatılmıştı.
okuduğum dördüncü kitabı olan cinayet polisi dedemin evrak-ı metrukesi'ndeyse bu özellikler kısmen olmakla beraber hepsi yoktur. diğer üç romanındaysa hepsi var.
devamını gör...
suya sabuna dokunmayan yazar
aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın minvalinde takılan, yanakları mıncırılası yazardır. gelir yazar okur oylar ve gider...
devamını gör...
intiharın eşiğinde olmak
ölmek mi istiyorsun? git o zaman at kendini denize. 5 saniye sonra hayatta kalmak için çırpındığını fark edeceksin. sen kendini öldürmek istemiyorsun sen içindeki bir şeyleri öldürmek istiyorsun.
/ morgan freeman
/ morgan freeman
devamını gör...
ankara'da deniz olmaması
yine yüzüme tokat gibi vuran bir gerçektir. sigara içmediğim için üzüldüğüm zaman kıyısında dolaşacağım bir denizin olmaması beni üzüyor.
deniz istiyoruz mansur başkan.
deniz istiyoruz mansur başkan.
devamını gör...
geceye enstrümantal bir parça bırak
devamını gör...


