ütopya
felsefi tanımı “tasarlanmış ideal devlet düzeni” sözlük tanımı “gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce” olan kelimedir. aynı zamanda thomas moore’nin kitabıdır.
peki neden ütopyalar gerçekleştirilemeyecek bir hayal ürünüdür?
çünkü insan her ne kadar kendisine homo sapiens yani düşünebilen insan dese de aslında pek rasyonel değildir. dolayısıyla komün bir sistem özellikle dış rekabet etkisiyle birlikte uzun süre ayakta kalamaz.
çünkü insan yapı itibariyle bencildir. insanlık milyonlarca yıllık bir evrimsel süreç sonucunda üstün özellikler kazanabilmiştir ve bu süreç sonucunda kendi çıkarlarını duygusal bir neden olmadığı sürece her şeyin üzerinde tutmuştur. dolayısıyla mutlak mutluluğu sağlamak amacıyla bir kişiye veya kuruma verilen yetki en nihayetinde kötüye kullanılacaktır. bu yüzden denetleme mekanizması zayıf sosyalizm, faşizm gibi ideolojiler ideal olmaktan çok uzaktır.
çünkü mutlak mutluluk sağlanamaz. elbet çıkarların çatışacağı bir durum olacak ve mutlak mutluluk bozulacaktır. örneğin üremenin kontol edilmediği, eğitim seviyesi düşük devletlerde devlete artı değer katmayan ve suç potansiyeline sahip çocuk fabrikası haline gelir aileler. kontrol edildiği devletlerin kötü yanlarını pek saymama gerek yok sanırım. kısaca tamamen özgürlük sonucu da sistem bozulur sıkı denetim altında da.
velhasıl kelam insan yapısı gereği ideal düzen yoktur, her ütopya adayı potansiyel bir distopyadır.
peki neden ütopyalar gerçekleştirilemeyecek bir hayal ürünüdür?
çünkü insan her ne kadar kendisine homo sapiens yani düşünebilen insan dese de aslında pek rasyonel değildir. dolayısıyla komün bir sistem özellikle dış rekabet etkisiyle birlikte uzun süre ayakta kalamaz.
çünkü insan yapı itibariyle bencildir. insanlık milyonlarca yıllık bir evrimsel süreç sonucunda üstün özellikler kazanabilmiştir ve bu süreç sonucunda kendi çıkarlarını duygusal bir neden olmadığı sürece her şeyin üzerinde tutmuştur. dolayısıyla mutlak mutluluğu sağlamak amacıyla bir kişiye veya kuruma verilen yetki en nihayetinde kötüye kullanılacaktır. bu yüzden denetleme mekanizması zayıf sosyalizm, faşizm gibi ideolojiler ideal olmaktan çok uzaktır.
çünkü mutlak mutluluk sağlanamaz. elbet çıkarların çatışacağı bir durum olacak ve mutlak mutluluk bozulacaktır. örneğin üremenin kontol edilmediği, eğitim seviyesi düşük devletlerde devlete artı değer katmayan ve suç potansiyeline sahip çocuk fabrikası haline gelir aileler. kontrol edildiği devletlerin kötü yanlarını pek saymama gerek yok sanırım. kısaca tamamen özgürlük sonucu da sistem bozulur sıkı denetim altında da.
velhasıl kelam insan yapısı gereği ideal düzen yoktur, her ütopya adayı potansiyel bir distopyadır.
devamını gör...
domestic hıyar
canı istediği zaman gayet güzel ve bilgilendirici yahut eleştirel tanımlar girebilen ama sıklıkla canı bunu istemediği için ona buna saran, "ne zaman dönüyorsun sözlüğe/dönsene" ısrarlarına sık sık maruz kaldığım eğlenceli "hıyar". biraz da uslu durup dile düşmese güzel olur tabii ama huylu huyundan vazgeçmez. adam rahat duramıyor arkadaş!
yıllaaar öncesinde, puslu bir londra sabahında thames nehri üzerinde, tower bridge'de yürürken birden durup gözlerimin içine bakmış ve
"zürafaların ses telleri yoktur ve filler zıplayamaz" demişti. duygu dolu bir andı. işte o saadetin heyecanı içerisinde kendisine bir söz vermiştim: doğum gününde nick altına bir tanım girecek ve bunu yaparken asla geçmişe bakmayacaktım. işte o gün geldi çattı...
gecikmeli de olsa sözümü tutup sözlüğe dönüşüm itibarıyla ilk tanımımı buraya giriyor ve iyi ki doğdun sevgili deli insan diyorum kendisine. param olsa sana bir keçi yavrusu alırdım hediye niyetine ama videolarıyla idare edeceksin ne yazık ki. ayrıca kedi videosu terörünü karşılıklı olarak sonlandırmayı teklif ediyorum çünkü biliyorsun ki her gördüğün kedi, bir öncekinden daha sevimli
gelecektir sana her zaman. başka bir deyişle; bu işin sonu yok, artık yapmayalım bence.
not: eski, mürebbiye kılıklı meja olarak döndüğüm için seni başlıklarda yalnız bırakırım, demedi deme. fakat özelden demet akalın'ın ayaklarını konuşmaya devam bayım.
yıllaaar öncesinde, puslu bir londra sabahında thames nehri üzerinde, tower bridge'de yürürken birden durup gözlerimin içine bakmış ve
"zürafaların ses telleri yoktur ve filler zıplayamaz" demişti. duygu dolu bir andı. işte o saadetin heyecanı içerisinde kendisine bir söz vermiştim: doğum gününde nick altına bir tanım girecek ve bunu yaparken asla geçmişe bakmayacaktım. işte o gün geldi çattı...
gecikmeli de olsa sözümü tutup sözlüğe dönüşüm itibarıyla ilk tanımımı buraya giriyor ve iyi ki doğdun sevgili deli insan diyorum kendisine. param olsa sana bir keçi yavrusu alırdım hediye niyetine ama videolarıyla idare edeceksin ne yazık ki. ayrıca kedi videosu terörünü karşılıklı olarak sonlandırmayı teklif ediyorum çünkü biliyorsun ki her gördüğün kedi, bir öncekinden daha sevimli
gelecektir sana her zaman. başka bir deyişle; bu işin sonu yok, artık yapmayalım bence.
not: eski, mürebbiye kılıklı meja olarak döndüğüm için seni başlıklarda yalnız bırakırım, demedi deme. fakat özelden demet akalın'ın ayaklarını konuşmaya devam bayım.
devamını gör...
imamoğlu'nun tanju özcan eleştirisi
evet sosyal demokratlarda bir eleştiri kültürü vardır. malum siyasi oluşum bilmez bunu.
devamını gör...
geceye latince bir söz bırak
ad astra per aspera
meali: zorlukların içinden yıldızlara doğru.
t: yazarların kültürlerini konuşturduğu başlık.*
meali: zorlukların içinden yıldızlara doğru.
t: yazarların kültürlerini konuşturduğu başlık.*
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sanırım bu başlığı çok fazla kullanıyorum; ama yapacak bir şey yok, en çok buraya dökebilirim içimi. üzgünüm sözlük, burayı ağlayacak bir omuz, sığınacak bir liman haline getirdiğim için.
bir süredir kimseyi sokamıyorum hayatıma, kimseyle konuşmak ya da görüşmek istemiyorum. birine dert anlatma düşüncesi bile yoruyor beni, birinin derdini dinleyecek de mecalim yok. bir süre alıp başımı gitmek ve herkesten uzakta kalmak istiyorum. korkunç bir haldeyim. kimse bana yazmasın diye erkenden "uyuyorum ben" diyorum, birinin elimi tutmasına izin versem aslında çekip çıkartır beni bu düştüğüm dipsiz kuyudan; ama ben yalnız mutlu gibiyim. depresyon değil bu, tükenmişlik sendromu da değil. bu bir geçiş süreci, kısa bir kendini bulma dönemi ama korkuyorum. yabani bir insan haline gelmekten ve kimseyi sevememekten korkuyorum. yorgunum sözlük, çok yorgunum...
bir süredir kimseyi sokamıyorum hayatıma, kimseyle konuşmak ya da görüşmek istemiyorum. birine dert anlatma düşüncesi bile yoruyor beni, birinin derdini dinleyecek de mecalim yok. bir süre alıp başımı gitmek ve herkesten uzakta kalmak istiyorum. korkunç bir haldeyim. kimse bana yazmasın diye erkenden "uyuyorum ben" diyorum, birinin elimi tutmasına izin versem aslında çekip çıkartır beni bu düştüğüm dipsiz kuyudan; ama ben yalnız mutlu gibiyim. depresyon değil bu, tükenmişlik sendromu da değil. bu bir geçiş süreci, kısa bir kendini bulma dönemi ama korkuyorum. yabani bir insan haline gelmekten ve kimseyi sevememekten korkuyorum. yorgunum sözlük, çok yorgunum...
devamını gör...
tik tok çekerken yaşamını yitirmek
ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti niyazi mi diyorduk?
devamını gör...
kalender (yazar)
seri artılanma olayı benim de başıma gelmiş bulunuyor. okunmadan artılanmak yüzümde buruk bir gülümseme bıraktı.
kimse kalenderden seri artı oy almadım diye sevinmesin ya da üzülmesin.
anladığım kadarıyla herkes bir gün kalenderin seri artı furyasını tadacaktır *
kimse kalenderden seri artı oy almadım diye sevinmesin ya da üzülmesin.
anladığım kadarıyla herkes bir gün kalenderin seri artı furyasını tadacaktır *
devamını gör...
merdumkaptan
antep'li biri olarak kanımın hemen ısındığı yazardır.
kendisiyle mutfağa girip çeşit çeşit yemek yapasım var.
neyse şimdi buzluktaki içli köftelerden bir 5 tane götüreyim.*
kendisiyle mutfağa girip çeşit çeşit yemek yapasım var.
neyse şimdi buzluktaki içli köftelerden bir 5 tane götüreyim.*
devamını gör...
anlam verilemeyen insan davranışları
basit bir merhabaya milyonlarca anlam yüklemek.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
pencere açık uyuduğum için temiz bir havayla güne kalkmam.
devamını gör...
özgür iradenin olmaması
biraz yanlış anlaşıldığını düşündüğüm "sorun".
örnekteki robotun kodunu mutlaka sadece herhangi bir ya da birkaç işi yapması üzerine yazarsanız, o robot özgür olmaz. fakat robota sonsuza yakın sayıda çeşitli kodlar yükleyip, o kodların yönlendirmelerinden herhangi birini kendi isteğiyle seçmesi için onu serbest bırakırsanız ilk durumdan farklı bir sonuç olur bu.
yaratıcının bir şeyi önceden bilmesi, sizin onu seçmenizi yaratıcının size dayatması anlamına gelmez.
bunu, belki bire bir karşılayan bir örnek değil ama, şöyle düşünebilirsiniz; kötü kalpli birini tanıyorsunuz. onu sürekli uyarıyorsunuz. bir gün yine çok önemli bir konuda kendisine iyiliği seçmesi uyarısında bulunuyorsunuz ama o kötülüğü seçiyor yine ve sizin aklınıza gelen ilk cümle "böyle yapacağını biliyordum zaten." oluyor. sizin herhangi bir etkiniz olmadı o insanın seçiminde. o kendi fıtratında bulunanlardan, yani iyi ve kötüden birini tercih etti bir kez daha, kendi isteğiyle. dolayısıyla sizin önceden onun kötüyü seçeceğini tahmin etmeniz (ya da bahsi geçen tartışma konusunda yaratıcının bilmesi), onu yönlendirdiğiniz ve o kişinin özgür iradesi olmadığı anlamına gelmiyor. iyiliği de seçebilirdi ama seçmedi.
***
kaza ve kader konusu ile bu özgür irade meselesi biraz karışıyor anladığım kadarıyla kafalarda. biz ve dünya yaratılırken belirli olan şeyler vardır. mesela bir gökdelenden yere çakılırsanız ölürsünüz. fizik kanunları bellidir çünkü. siz buna aykırı bir iş yapamazsınız. gökdelenden atlayıp "hiçbir aparatım olmaksızın havada kalacağım." diyemezsiniz. bunun sonu bellidir çünkü. kaza ve kader bu türden, önceden belirlenmiş net durumlardır.
özgür irade denilen şey, sizin doğal halinizle, uçmanıza yarayacak herhangi bir aletiniz olmadan oradan atlayıp atlamamak konusunda vereceğiniz karardır. kader ise atlamayı ya da atlamamayı seçtiğinizde başınıza gelecek olandır. yani biri süreçken diğeri sonuçtur gibi düşünebilirsiniz.
yine iyi ve kötü üzerinden örnek vereyim. bir adam var. mafyaya girmek gibi bir seçeneği var. bu adam mafyaya falan karışmadan hayatını yaşadığında mesela torunlarıyla, çocuklarıyla mutlu yaşayıp yatağında huzurla ölecek diyelim. fakat mafyaya katılmayı seçiyor ve bir gün bir infaz sonucu öldürülüyor. iyiyi seçmeyip mafyaya katılması onun özgür iradesi ile verdiği bir kararken, huzurla değil cinayetle öldürülmesi de yaptığı seçimi yüzünden yaşadığı kaderidir.
çok uzattım lafı. aklımdakileri anlatabildiğimi umuyorum.
örnekteki robotun kodunu mutlaka sadece herhangi bir ya da birkaç işi yapması üzerine yazarsanız, o robot özgür olmaz. fakat robota sonsuza yakın sayıda çeşitli kodlar yükleyip, o kodların yönlendirmelerinden herhangi birini kendi isteğiyle seçmesi için onu serbest bırakırsanız ilk durumdan farklı bir sonuç olur bu.
yaratıcının bir şeyi önceden bilmesi, sizin onu seçmenizi yaratıcının size dayatması anlamına gelmez.
bunu, belki bire bir karşılayan bir örnek değil ama, şöyle düşünebilirsiniz; kötü kalpli birini tanıyorsunuz. onu sürekli uyarıyorsunuz. bir gün yine çok önemli bir konuda kendisine iyiliği seçmesi uyarısında bulunuyorsunuz ama o kötülüğü seçiyor yine ve sizin aklınıza gelen ilk cümle "böyle yapacağını biliyordum zaten." oluyor. sizin herhangi bir etkiniz olmadı o insanın seçiminde. o kendi fıtratında bulunanlardan, yani iyi ve kötüden birini tercih etti bir kez daha, kendi isteğiyle. dolayısıyla sizin önceden onun kötüyü seçeceğini tahmin etmeniz (ya da bahsi geçen tartışma konusunda yaratıcının bilmesi), onu yönlendirdiğiniz ve o kişinin özgür iradesi olmadığı anlamına gelmiyor. iyiliği de seçebilirdi ama seçmedi.
***
kaza ve kader konusu ile bu özgür irade meselesi biraz karışıyor anladığım kadarıyla kafalarda. biz ve dünya yaratılırken belirli olan şeyler vardır. mesela bir gökdelenden yere çakılırsanız ölürsünüz. fizik kanunları bellidir çünkü. siz buna aykırı bir iş yapamazsınız. gökdelenden atlayıp "hiçbir aparatım olmaksızın havada kalacağım." diyemezsiniz. bunun sonu bellidir çünkü. kaza ve kader bu türden, önceden belirlenmiş net durumlardır.
özgür irade denilen şey, sizin doğal halinizle, uçmanıza yarayacak herhangi bir aletiniz olmadan oradan atlayıp atlamamak konusunda vereceğiniz karardır. kader ise atlamayı ya da atlamamayı seçtiğinizde başınıza gelecek olandır. yani biri süreçken diğeri sonuçtur gibi düşünebilirsiniz.
yine iyi ve kötü üzerinden örnek vereyim. bir adam var. mafyaya girmek gibi bir seçeneği var. bu adam mafyaya falan karışmadan hayatını yaşadığında mesela torunlarıyla, çocuklarıyla mutlu yaşayıp yatağında huzurla ölecek diyelim. fakat mafyaya katılmayı seçiyor ve bir gün bir infaz sonucu öldürülüyor. iyiyi seçmeyip mafyaya katılması onun özgür iradesi ile verdiği bir kararken, huzurla değil cinayetle öldürülmesi de yaptığı seçimi yüzünden yaşadığı kaderidir.
çok uzattım lafı. aklımdakileri anlatabildiğimi umuyorum.
devamını gör...
yorgunluktan uyuyamamak
sanıyorum ki zihnin ve bedenin en error şekilde kendini ifade etme biçimi.
huzurla ve anında uykuya daldıracak olan o azami yorgunluk düzeyini geçtikten sonra geri dönüşü olmayan bir alıklığa ve uyanıklığa maruz kalınıyor. sonrası sabah balkonda kuşlara ekmek vermeden uyuyamamaktır.
huzurla ve anında uykuya daldıracak olan o azami yorgunluk düzeyini geçtikten sonra geri dönüşü olmayan bir alıklığa ve uyanıklığa maruz kalınıyor. sonrası sabah balkonda kuşlara ekmek vermeden uyuyamamaktır.
devamını gör...
aile tarafından üzülmek
herkes gider yanında gene onlar kalır o yüzden sineye çekersin
devamını gör...
normal sözlük karma toplama başlığı
tarkan’ın karma albümü vardı, eski tarzından çok farklı bir tarzda çıkarttığı albüm... onun gibi farklı bir anlayış çağını başlatabilecek sesleniştir.
bakalım karma felsefesindeki gibi yaptıklarımızın, yazdıklarımızın, oyy verdiklerimizin sözlüğe doğrudan ama yararlı bir etkisi olacak mı?
bakalım karma felsefesindeki gibi yaptıklarımızın, yazdıklarımızın, oyy verdiklerimizin sözlüğe doğrudan ama yararlı bir etkisi olacak mı?
devamını gör...
pk
başrollerinde aamir khan'ın oynadığı 2014 yapımlı komedi-bilimkurgu tarzıyla planlanmış bir hint filmi. tabi aamir khan olunca güzel bir yapım olduğu önceden belli oluyor. farklı bir gezegenden araştırma için dünyaya gelen bir uzaylıyı anlatıyor filmde. önce oranın dilini öğreniyor daha sonra öğrendikleriyle birlikte bazı gerçekleri ve tanrıyı aramaya başlıyor, tahmin edebileceğiniz gibi çok güzel mesajlarla. tabi masum bir aşk duygusuyla da tanışıyor. hint filmlerinin vazgeçilmez dansları eşliğinde başta sıkıcı gibi başlayan ama diğer aamir khan filmleri gibi izlemeye değer bir film. "peekey" olarak da adlandırılmıştır.
devamını gör...
şu yaşa kadar hiç yapılmayan şeyler
kimseyi yüz üstü bırakmadım.
devamını gör...
burçlara inanan insanın zeka seviyesi
sert küfürler isteyen yazarın açtığı başlıktır.
bide maymun falan demiş tövbe tövbe.
bide maymun falan demiş tövbe tövbe.
devamını gör...
smells like teen spirit
"our little group has always been, and always will until the end" sözüyle her defasında beni duygulandıran şarkıdır.
devamını gör...

