çekiç örs üzengi
orta kulakta bulunan kemikçik zincirinde bulunan kemiklerin kulak zarından* iç kulağa kadar ki sırasıyla adlarıdır. yalnız tıpta kullanılan şekli malleus, incus ve stapes şeklindedir.
bu kemikçik zincirinin halk ağzıyla kullanılan şekliyle "kireçlenmesi" sonucunda iletim tip bir işitme kaybı oluşur ve testlerdeki sonuçların yanı sıra en belirgin semptomlarından biri kişinin kısık sesli konuşmasıdır. kemikçiklerde meydana gelen fiksasyon ile orta kulakta oklüzyon etkisi oluşur ve kişi kendi sesini daha yüksek şiddette duyar. bu nedenle daha kısık konuşurlar. hadi yine iyisiniz bu bilgi pek yazmaz.*
bu kemikçik zincirinin halk ağzıyla kullanılan şekliyle "kireçlenmesi" sonucunda iletim tip bir işitme kaybı oluşur ve testlerdeki sonuçların yanı sıra en belirgin semptomlarından biri kişinin kısık sesli konuşmasıdır. kemikçiklerde meydana gelen fiksasyon ile orta kulakta oklüzyon etkisi oluşur ve kişi kendi sesini daha yüksek şiddette duyar. bu nedenle daha kısık konuşurlar. hadi yine iyisiniz bu bilgi pek yazmaz.*
devamını gör...
peony
nickaltımın kötü insanlarca da açılabilme riski olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. bu riski göze alamayacağım için kendim açmaya karar verdim. selam ben peony. herkese iyi sözlükler.
devamını gör...
aşk acısı çekip raid içmek üzere olan gregor samsa'nın boşver oğlum sana kız mı yok diyen kankası
"boşver oğlum kız zaten çıyandı, sen hamamböceğisin, farklı dünyaların insanlarısınız. bilmem anlatabildim mi.." diyerek teselli eden ve elindeki raid şişesini çöpe atan vefakar kankasıdır.
devamını gör...
hangi günde olduğunu bilmemek
uzun zamandır hiç bitmeyen bir "bugünün" içine hapsolduğumuz için yaşamış olduğumuz ruh hali.
devamını gör...
insanlar ikiye ayrılır
aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil gibi kategorilere ayrılırlar. halbuki bu kadar karmaşık değildir. insanlar sadece ikiye ayrılırlar: iyi insanlar ve kötü insanlar.”
albert einstein
albert einstein
devamını gör...
kafa dağıtmaya askere giden erkek
ben yaptım bunu. sene 2009, dükkanım var ama işler iyi gitmiyor, ailevi problemler falan diz boyu.
ne yapayım ne yapayım diye düşünürken aklıma askere gitmek geldi.
sonra herkesten gizli bağlarbaşı'ndaki askerlik şubesine gittim, silüsümü aldım.
sonra berbere gittim saç sakal tıraş oldum. akşam kuzenimin düğününe gittik.
bana sordular tabi " hayırdır bu saç ? " gibi sorular.
ben tabi renk vermedim.
ertesi gün arabaya atladım, ören'e annemin babamın yanına gittim.
hayırdır, neden geldin derlerken dedim " yarın manisa'ya teslim olacağım"
biraz şok, biraz da kızgınlıkla akşamı sabah ettik.
sabah da erkenden çıktık gittik manisa'ya.
manisa acemilik, ağrı doğubayazıt da usta birliği olarak 15 ay hayatttan uzaklaşmıştım.
gene olsa gene yaparım. askerlik çok güzeldi bana göre.
ne yapayım ne yapayım diye düşünürken aklıma askere gitmek geldi.
sonra herkesten gizli bağlarbaşı'ndaki askerlik şubesine gittim, silüsümü aldım.
sonra berbere gittim saç sakal tıraş oldum. akşam kuzenimin düğününe gittik.
bana sordular tabi " hayırdır bu saç ? " gibi sorular.
ben tabi renk vermedim.
ertesi gün arabaya atladım, ören'e annemin babamın yanına gittim.
hayırdır, neden geldin derlerken dedim " yarın manisa'ya teslim olacağım"
biraz şok, biraz da kızgınlıkla akşamı sabah ettik.
sabah da erkenden çıktık gittik manisa'ya.
manisa acemilik, ağrı doğubayazıt da usta birliği olarak 15 ay hayatttan uzaklaşmıştım.
gene olsa gene yaparım. askerlik çok güzeldi bana göre.
devamını gör...
motive edici sözler
dobarlan bıragma gendini.
devamını gör...
haklıyken haksız çıkan insan
kendini ifade etmeyi bilmiyordur ya da karşısında olan insan fazla zekidir ve sinsidir. haksız insanlarda genelde bağırarak suçlarını bastırmaya çalışsa da haklı olanlar ise ağlayabiliyor bu şekilde farklı bir algı yaratabiliyorlar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
insanın içinde usul usul akan bir dere var. hayatına giren duygular da derenin içine düşen taş, toprak, atıklar vb. gibi derenin rengini ve hızını etkileyen unsurlara benziyor. tanıştığın insanlar o derenin bir yerinde akışa kapılarak yolculuğa katılıyor seninle. kimine bütün duruluğuyla gösteriyorsun suyun içindeki unsurları, kimine de suyu iyice bulanıklaştırıp kendince bir set çekiyorsun. bazen güveniyorsun, suyun içindeki şeylere ortak ediyorsun, paylaştıkça su berraklaşıyormuş gibi geliyor çünkü. böyle hissettikçe daha da coşuyorsun, hissettiğin şeylerin sadece sana değil ikinize ait olduğunu düşünüyorsun. sonra bir zaman geliyor iyi sandığın her şey kocaman bir kaya olup düşüyor suyun içerisine. derenin engele takılmayıp akan kısımları var tabi, ama azımsanmayacak kadar da durgun su oluşuyor bir yerlerde. rüzgarın etkisiyle suyun üzeri dalgalanınca ilerlediğini sanıyorsun ama rüzgar bitip o dalga yerini ıssız bir sakinliğe bırakınca anlıyorsun aynı yerde durduğunu. çabalıyorsun, her rüzgar estiğinde kanıyorsun bu küçük aldatmacaya, bile isteye üzüyorsun kendini. sonra zaman geçiyor sular yükseldiğinden midir nedir gerçekten hareket etmeye başlıyorsun. aynı eskiden olduğu gibi suyun akışı ile berabersin, bir şeyler değişiyor. ama bu defa tecrübelisin, asla yapmam diyorsun. yolda karşılaştığın her şeye ve herkese set çekiyorsun. ama nasıl oluyorsa bir şekilde görenler oluyor suyun içindekileri. sen yine aynı döngüye giriyorsun engeller ve kurtuluşlar ile geçip gidiyor zaman. umduklarından bulamıyorsun, buldukların seni şaşkına çeviriyor. açmam diyorsun ama kapının önünde insanları buyur ederken buluyorsun kendini. içinde bir şeyler birikiyor, biriktikçe asla çözemeyeceğin betondan bir yığına dönüşüyor. kim olduğuna ya da özünde ne olduğuna bile emin olamaz hale geliyorsun. gülüşlerin yüzünde soluyor, benim deyip kendini bulabileceğim kimse olmadığını fark ediyorsun etrafında. sevginin ve değerin karşılıklı olduğunu sandığın herkeste aslında sadece kendinin çırpındığını fark ediyorsun. öylece kalakalıyorsun. kendini her şeyden soyutlamaya çalışıyorsun. kendini insanlara tanıtmayı bırak, kendini tanımak için olan çabayı bile bırakıyorsun. sonra içinde bir şeyler çürümeye başlıyor. sen koku ile baş etmeye çalışırken hayat denen o dere de tüm bulanıklığıyla akıp gidiyor.
devamını gör...
bir yıldır sosyalleşmeyen kişi
yalnız değilsin..hepimiz de aynı dert var..
devamını gör...
avatar'ı yakalamadan bana rahat yok amca
(bkz: avatar the last airbender) dizisinde zuko'nun her bölümde ısrarla bunu söylemesine rağmen amcasının sadece farklı çaylar yaparak onu vazgeçirmeye çalışması* .
devamını gör...
kalitesini yazdıkları ile değil beğendikleri ile belli etmek
rastlıyorum bu yazarlara, kankamı beğenmezsem ayıp olur, bok gibide yazmış ama beğenmem lazım derdinde olmuyorlar. usul usul beğeniyorlar, çok fazlada yazmıyorlar. bende çok beğeni veren biri değilim, beni sarsması lazım yazılanın , buradan saygılar o cemaate.
devamını gör...
yazarların sevdikleri tablolar
creation of adam, michelangelo




adem'in yaratılışı'nda tanrı bir beyin figürünün içerisinde çizilmiştir. sanki tanrı, insan üstü aklı ile kendine benzeyen bir varlık yaratır. ya da tam tersine tanrı insanın zihninde yaratılmış bir varlık, insansa kendini var eden bir öz. fuları çıkartıyorum, abi cidden harika, herif 500 sene önce yapmış şunu. allah kahretsin boşa yaşıyoruz.


adem'in yaratılışı'nda tanrı bir beyin figürünün içerisinde çizilmiştir. sanki tanrı, insan üstü aklı ile kendine benzeyen bir varlık yaratır. ya da tam tersine tanrı insanın zihninde yaratılmış bir varlık, insansa kendini var eden bir öz. fuları çıkartıyorum, abi cidden harika, herif 500 sene önce yapmış şunu. allah kahretsin boşa yaşıyoruz.
devamını gör...
260 kadını mesajla taciz eden kişinin serbest bırakılması
tacizin büyüğü küçüğü, sanalı gerçeği vb. olamaz. hele can sıkıntısından hiç olamaz.
sosyal medyadaki tacizler fazla ciddiye alınmıyor, ancak bunu yapan kişiler tecavüzcü potansiyeli taşıyor. bunun ile ilgili bir piramit vardı hatta, bu onun ilk basamağı. hele bunun yaptığı bir değil iki değil , 260. ikiyüzaltmış. bu normal değil. ilerde olaylar daha da kötüleşecek. çünkü zaten herkes adalet sisteminin olmadığının farkında, onlarda... neyse boş konuşuyorum. siz yumuşak davrandikca bu tacizler tecavüzler asla bitmeyecek.
sosyal medyadaki tacizler fazla ciddiye alınmıyor, ancak bunu yapan kişiler tecavüzcü potansiyeli taşıyor. bunun ile ilgili bir piramit vardı hatta, bu onun ilk basamağı. hele bunun yaptığı bir değil iki değil , 260. ikiyüzaltmış. bu normal değil. ilerde olaylar daha da kötüleşecek. çünkü zaten herkes adalet sisteminin olmadığının farkında, onlarda... neyse boş konuşuyorum. siz yumuşak davrandikca bu tacizler tecavüzler asla bitmeyecek.
devamını gör...
ama kafamız nasıl güzel radyo programı
iyi akşamlar sözlük, iyi akşamlar sevgili yazarlar...
1966 yapımı vesikalı yarim'de izzet günay türkan şoray'a "sevmek de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık" diyecekti.
1977 yapımı, kadir inanır ve türkan şoray'ın oynadığı selvi boylum al yazmalım'dan en çok hatırlarda kalan replik "sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti."
günümüz peki;
gerçekten sevmeyi biliyor muyuz?
sadece sevmek yetiyor mu?
biz sevgimizi nasıl gösteriyoruz? gösteremiyor muyuz?
ya da o ölüp bittiğimiz, yürek dağlayan sevdalardan geriye ne kalıyor?
çelik'in de dediği gibi "kim tapar giyindiğin bir sıradan kazağa? söyle yarim, kim daha çok seviyor?"
hüzün candır ile beraber hazırladığımız ve bence çok derin ve anlamlı bir konu olan sevme hakkında konuşacağımız ama kafamız nasıl güzel radyo programı saat 23’te sözlük radyoda!
bizleri yalnız bırakmaz ve bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız çok mesut oluruz efenim...
1966 yapımı vesikalı yarim'de izzet günay türkan şoray'a "sevmek de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık" diyecekti.
1977 yapımı, kadir inanır ve türkan şoray'ın oynadığı selvi boylum al yazmalım'dan en çok hatırlarda kalan replik "sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti."
günümüz peki;
gerçekten sevmeyi biliyor muyuz?
sadece sevmek yetiyor mu?
biz sevgimizi nasıl gösteriyoruz? gösteremiyor muyuz?
ya da o ölüp bittiğimiz, yürek dağlayan sevdalardan geriye ne kalıyor?
çelik'in de dediği gibi "kim tapar giyindiğin bir sıradan kazağa? söyle yarim, kim daha çok seviyor?"
hüzün candır ile beraber hazırladığımız ve bence çok derin ve anlamlı bir konu olan sevme hakkında konuşacağımız ama kafamız nasıl güzel radyo programı saat 23’te sözlük radyoda!
bizleri yalnız bırakmaz ve bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız çok mesut oluruz efenim...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
karalayalım hadi defteri.
kalktım sofradan, adıma yaşıma kurulmuş sofradan, çünkü neden olmasın?
yeter bana, adam olana çok bile.
çok güzel, çok neşeli, çok hüzünlü bir gündü benim için, yok; yaş alma, yaşlanma vs derdim bile değil, o işleri bırakalı çok oldu.
şurada, şu sözlükte geçirdiğim bilmem kaç ay boyunca ne güzel insanlar tanımışım, ne güzel insanlar bana dokunmuş onu gördüm. açık açık yazanlar kadar bir de özel mesaj ile yazanlar oldu, inanın çok şaşırdım, çok mutlu oldum, çok utandım. benim doğum günüm çocukluğumda bile unutulan bir tarihti, alışık değildim, sadece bir kadın hiç unutmazdı, onu da ben hıyarlığım yüzünden kaybettim, her nerede ise mutlu olsun, hep mutlu olsun.
her ne ise, hepinize teşekkür ederim, eyvallah!
efharisto para poli!
kalkın oynucaz!
kalktım sofradan, adıma yaşıma kurulmuş sofradan, çünkü neden olmasın?
yeter bana, adam olana çok bile.
çok güzel, çok neşeli, çok hüzünlü bir gündü benim için, yok; yaş alma, yaşlanma vs derdim bile değil, o işleri bırakalı çok oldu.
şurada, şu sözlükte geçirdiğim bilmem kaç ay boyunca ne güzel insanlar tanımışım, ne güzel insanlar bana dokunmuş onu gördüm. açık açık yazanlar kadar bir de özel mesaj ile yazanlar oldu, inanın çok şaşırdım, çok mutlu oldum, çok utandım. benim doğum günüm çocukluğumda bile unutulan bir tarihti, alışık değildim, sadece bir kadın hiç unutmazdı, onu da ben hıyarlığım yüzünden kaybettim, her nerede ise mutlu olsun, hep mutlu olsun.
her ne ise, hepinize teşekkür ederim, eyvallah!
efharisto para poli!
kalkın oynucaz!
devamını gör...
önem sıralaması
kendini korumanın çok çeşitli yöntemleri var. nasıl bir insan olduğunla direkt ilintili. önce lazım olan şey tabi ki kendini tanımak. sonrası da çok kolay değil. ama kendini tanıyorsan sende neyin işe yaradığını da keşfetmişsindir çoktan. hatta ilk keşiflerinden biridir sorunlarla nasıl baş edeceğin. çünkü zorluk baki. annenin seni emziremeyecek kadar depresyonda olduğu an mesela, taa o zamandan başlıyor mücadelen. bu mücadele baki. süreğen. varlığının ide'si.
önem sıralaması, bende her zaman işleyen bir yöntem. çok küçükken keşfettim. tabi hep uygulanmıyor. işe yararlığı unutulmuyor sadece resmin çok içindeyken yönetemeyebiliyorsun durumu. sesli şekilde tekrar etmek gerekiyor kendine. önem sıralamanı hatırla. önem sıralamanı hatırla. önem sıralamanı hatırla. kafandan geçirmek bile işe yarayamayabiliyor zorluğun seviyesine göre. neyse. önem sıralamanı hatırla!
şöyle ki, neye önem vermek istediğin değil, ne kadar çirkin, kusurlu görünürse görünsün gerçekten neye daha çok önem verdiğini kendine itiraf edersen, daha az önem verdiklerin, daha çok istediklerin olduğunda bile, kendine bir şeyleri kabul ettirmenin seni kanırtmayan yollarını açık seçik görebiliyorsun. doğru ve seni ifade eden bir önem sıralaması her şeyi bir kenara bırak, sana kendini güvende hissettiriyor. kendini ne kadar boka batırırsan batır, duygular seni ne kadar baskılarsa baskılasın, ne kadar hunharca davranırsan davran kendine, önünde sonunda senin için önemliye yöneleceğini bilme konforu çok büyük bir avantaj sağlıyor. hayatın en gerçek ve en kaçınılmaz gündeminin kamçısı tepene inmişken dahi, diyebiliyorsun ki kendine bunun sayesinde, benim için hangisi daha önemli? gerçekliği yadsıyan bir insan olmak mı, acımla yüzleşmek mi? kimim ben?
diyorsun ki sonra kendine; her zaman istediğim olmuyor. 4.5 yaşındaki yeğenim, 6 yaşındaki öbür yeğenime, çikolata yemeye izin vermedi annesi ve teyzesi ortak kararla diye, bunu bir teselli cümlesi olarak kurdu ben onları, onlara çaktırmadan izlerken. bu kodla doğuyoruz aslında. bunu bilerek, bu kabullenişle. sonra şımarıyoruz, sonra unutuyoruz kendimizi. doğruya doğru. bununla da yüzleşmek gerek.
demem o ki, önem sıralamanızı, herkese olduğunuzdan daha dürüst olarak kendinize, yapın. sonra bırakın eylemlerinizi o sıralama yönetsin. daha mutlu biri olur musunuz bilmem. ama kendinizi daha güvende hissedeceğiniz kesin.
önem sıralaması, bende her zaman işleyen bir yöntem. çok küçükken keşfettim. tabi hep uygulanmıyor. işe yararlığı unutulmuyor sadece resmin çok içindeyken yönetemeyebiliyorsun durumu. sesli şekilde tekrar etmek gerekiyor kendine. önem sıralamanı hatırla. önem sıralamanı hatırla. önem sıralamanı hatırla. kafandan geçirmek bile işe yarayamayabiliyor zorluğun seviyesine göre. neyse. önem sıralamanı hatırla!
şöyle ki, neye önem vermek istediğin değil, ne kadar çirkin, kusurlu görünürse görünsün gerçekten neye daha çok önem verdiğini kendine itiraf edersen, daha az önem verdiklerin, daha çok istediklerin olduğunda bile, kendine bir şeyleri kabul ettirmenin seni kanırtmayan yollarını açık seçik görebiliyorsun. doğru ve seni ifade eden bir önem sıralaması her şeyi bir kenara bırak, sana kendini güvende hissettiriyor. kendini ne kadar boka batırırsan batır, duygular seni ne kadar baskılarsa baskılasın, ne kadar hunharca davranırsan davran kendine, önünde sonunda senin için önemliye yöneleceğini bilme konforu çok büyük bir avantaj sağlıyor. hayatın en gerçek ve en kaçınılmaz gündeminin kamçısı tepene inmişken dahi, diyebiliyorsun ki kendine bunun sayesinde, benim için hangisi daha önemli? gerçekliği yadsıyan bir insan olmak mı, acımla yüzleşmek mi? kimim ben?
diyorsun ki sonra kendine; her zaman istediğim olmuyor. 4.5 yaşındaki yeğenim, 6 yaşındaki öbür yeğenime, çikolata yemeye izin vermedi annesi ve teyzesi ortak kararla diye, bunu bir teselli cümlesi olarak kurdu ben onları, onlara çaktırmadan izlerken. bu kodla doğuyoruz aslında. bunu bilerek, bu kabullenişle. sonra şımarıyoruz, sonra unutuyoruz kendimizi. doğruya doğru. bununla da yüzleşmek gerek.
demem o ki, önem sıralamanızı, herkese olduğunuzdan daha dürüst olarak kendinize, yapın. sonra bırakın eylemlerinizi o sıralama yönetsin. daha mutlu biri olur musunuz bilmem. ama kendinizi daha güvende hissedeceğiniz kesin.
devamını gör...


