zaman tüneli

dağdaki teröristi indirip şehirde elini kolunu sallayarak gezdiren, devlet kanalından teröristin fikirlerini dinleten kesim, gelecek neslin, liseli çocukların fikirlerini söylemesine izin vermiyor. deprem zamanı halk ölürken de koltuk sevdasına askeri kışladan çıkartamamışlardı. şimdi de çocuklara okullarını hapishane etmişler.

istediğiniz kadar polis koyun kapılara, fikirlere kurşun işlemez.
devamını gör...

#3515467
hocam zevkle okudum bunu bir kaç kez. yeni bilgiler attım hafızaya, çok teşekkürler aydınlattığın için. modların kolerasyon ve/veya sync problemi yaşadığını bilmiyordum. bir şekilde discord odası veya başka bir yerde iletişim halinde olsalar dahi, bir süre sonra yetkiyi elinde tutanlar sadece bunu yitirmemek için, diğer yetkililerin yanlış kararları karşısında susabilir ya da yanlışı onaylayabilir. bunlar aslında, insana dair öngörülebilen genel davranış motifleri. asıl üzücü olan, görevi kişisel mazeretleri ile eksik yapan ya da kural dışına çıkanlar olur. senin anlattıklarıını bir bir irdeledim. zamanla yerine oturacak problem olduğuna inanıyorum. hocam bu arada maria'da öyle olaylar yok (yok diyeyim yani toplumun içinde ne diyim sdkjdshdskj), zaten coup bacım ve sen "nazikçe iltifat edebileceğim güvenli hanımlar" listesinde olduğunuz için, mıncırıyorum ben de saygıyla lüp lüp yanaklarından. şıp şıp küçük iki dost öpücüğü konduruyorum hocam. kaşın diyorsan, ileri de gidebilirimsdksjk. bu sorundan ziyade, genel anlamda bu konuda yapabileceğim bir şey olursa da yardımcı olmaya hazırım. bunu istenen standartlara getirirsek, orjinal içerikten geçilmez sözlük, çok da harika olur. bilim felsefesi ve antropolojik bakışla insanın öğrenim süreci hakkında da bol bol sohbet ederiz umarım. sevgiler, saygılar. öpüyo...hı pardon öpmüştüm önceden.
devamını gör...

" mezara koy sözleri, ölenle bir arada
anlamını ver kendi sözüne
gölgeyi ona ver...
"

1920/ 1970 yılları arasında yaşamış usta şair paul celan imzalı 80 sayfalık eser;
türkçe'ye ise gertrude durusoy ve ahmet necdet tarafından çevrilmiştir.

paul celan'ın daha önce okuduğum hiçkimse'nin gülü ve ellerin zamanlarla dolu eserlerine kıyasla daha yalın bir eser olduğunu düşünüyorum, sarsıcı bulmadım ve paul celan seviyesinin altında kalan şiirler olduğu kanaatindeyim.

kitabım yarım kalmıştı, az önce bitti ve şimdi etkileyici bulduğum birkaç dize hatrına yazıyorum.

yıkım ve ölüme dair olan şiirleri iyi buldum, kitaba genel olarak çok ısınamamış olsam da bazı dizelerinin efsunkâr olduğunu kabul ediyorum.

birinin yanında yaşamanın ona benzemeye başlamakla ilgisi, kişinin ettiği her sözde o söze kendi rengini vermesinin önemi, ölen bir sevdiğini mezarına koyarken ona veda edilen sözcüklerin acı dolu tarafları, gölgeyi ona ver diyerek ise ayrılık olsa bile senin bir parçan ayrılanın hep yanındadır gibi bir anlam çıkarmanın mümkün olduğu dizeler, kitabı anlatabileceğim bazı temalardı.

etkileyici bulduğum dizeleri bırakarak burada bitiriyorum.

çok ısınamamış olsam da okunmaya değer bir kitap olduğunu söylemem mümkün olacaktır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


seni neredeyse uçuracak
ölümden kora dönüştüğün toprak
yanımda yaşıyorsun,
bana benzeyerek, bir taş gibi.

hangi sözü söylesen
sağ ol demiş oluyorsun o yıkıma.

mezara koy sözleri, ölenle bir arada
anlamını ver kendi sözüne
gölgeyi ona ver...


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni yak ve çek içine külümü

morphia-sallandım

devamını gör...

uğraşamam. belki istesem başarırdım ama kıyafetler beni hiçbir zaman yaşamak için motive etmedi, üzgünüm. bakıyorum temiz mi, mahallenin delisine de benzemiyorsam giyip çıkıyorum.

(bkz: başaramadık abi)
devamını gör...

6 şubat depremi şayet olmasaydı, yazar olmamın mümkün olmayacağı sözlük. ha ben oradaki yazarlığımı bafileyeyim, keşke öyle bir felaket yaşanmasaydı da hiç yazar olmasaydım.

çaresizce yardım dileniyorduk. akdeniz'de o depremi ben de yaşadım ve ödüm bir tarafıma karıştı. bizim ev, odamdaki her şey zangır zangır sallanırken ağlamaya başladım ve "eyvah türkiye" dedim. "eyvahlar olsun..." zira ben kıbrıs'tayım ve buradaki binalar belli bir yönetmeliğe göre, depreme dayanıklı olacak şekilde inşa ediliyor. buna rağmen evin duvarı çatladı, o seviyede. konudan sapmayalım, kısacası deprem sürecinde sözlükte bir çaylak olarak bağıra ağlaya yardım isterken, aç susuz kaldığını söyleyen insanların mesaj-konum ve iletilerini paylaşmaya çalışırken, sözlük yönetimi "böyle olmayacak" dedi. ve o anda depremle ilgili paylaşım yaptığı tespit edilen tüm çaylakları yazar yaptılar.

şimdi o günden bugüne, hele ki de son aylarda, korkunç derecede sapıttı ekşi sözlük. korkunç bir ortam haline geldi o kadar. sözlükle ilgili drama, olay ve durumları yakından takip eden birisi değilim, bazen girerim ve o seviyede kendi halimde takılırım ki, muhtemelen yayınlamayacağım entryleri yazıp silmekle meşgulken, sol frame'de neler olduğunu kaçırırım. boykot etmişler ekşi sözlüğü. meğerse dolup taşan "özlem gürses" başlığı da bu konu etrafında dönüyormuş. ve kendisinin konuştuğu ilgili videoyu da sonradan, dün izledim. (daha sonra buraya link koyabilirim.) söylediği her şeyin altına imzamı atıyorum, sanki benim ağzımdan çıktı. nefretin hakim olduğu, sosyopatik bir ortam olarak tanımladı ekşi sözlüğü. güvensiz bir yer... bunun zaten farkındaydım ve belki bir boykot değil ama kendi içimde bir geri çekilme başlatmıştım, sol frame'e ya da gündem başlıkların illa ki hepsine dikkat göstermeyişimden anlaşılabileceği gibi... mesaj kutum desen kapalı zaten. korktuğum için... yahu bir yazar nereden, ne diye korkarak mesaj kutusunu kapatır?... gelmiş başımıza demek ki bir şeyler.

deşmek istemiyorum bunu daha fazla ama ekşi sözlüğün hali hal değil.
devamını gör...

sene 2015 olması lazım. o zamanlar şimdiki gibi samsung-apple-xiaomi-oppo gibi marka rekabeti yoktu. samsung-apple-lg-sony-htc rekabeti vardı. ben o zamanlar 10 yaşındaydım sınıfta da bir tane zengin çocuk vardı, okula audi a6 ile geliyordu, bu telefonu ile sınıfta hava atıyordu. ben de annemle babama gidip bu telefondan istemiştim. tabi babam dokunmatik telefon kullanmıyor (nokia e72), annem de turkcell t50 kullanıyor. benim de hiç telefonum yok, telefonun özellikleri de mükemmeldi o dönemin şartlarına göre (snapdragon 803,3 gb ram). tabi fiyatı da bayağı tuzluydu. sonrasında bayağı üzülmüştüm benim için telefon konusunda 1-nokia 2-sony'nin yeri bambaşka. bu iki markanın telefonlarına bayılıyordum ikisi de telefon işini bıraktı.
devamını gör...

bild ve zdf isimli alman gastelerinin almanyadaki alım gücünü belirtmek için zaman zaman kullandigi index

zdf 2023/08
bild 2022/09
devamını gör...

moderasyon tarafından uzaklaştırılmıştır. *.
devamını gör...

yok artık şarkısı..

rüzgâr kırdı dalımı
ellerin günahı ne?
ben yitirdim yolumu
yolların günahı ne?


sezen aksu / spotify
devamını gör...

o kendini bilmezin biri.
devamını gör...

olur öyle arada. şu hayatta yaşadığımız her gün güzel giyinmeyi hak ediyor mu? hayır. nevığğğğğğ bak. bazı günlerin hakkı pijamayla çıkmaktır, bazı günlerin hakkı da daha özenli çıkmaktır.
bir de tarz meselesi var, ben giysem ucubeye döneceğim şeyleri başkası giyse çok yakışıyor mesela.

geçen gün bir mağazaya gittim o mağazadaki kız “kombininiz çok güzel” dedi. çantamı sordu.
o gün güzel olmayı hak eden bir gün değildi mesela.
siyah etek (uzun kanka) beyaz badi (nefes aldırmayan cinsten kanka) üstüne kısa siyah ceket (trenç kumaşından kanka) siyah beyaz spor ayakkabı (pull and bear 900 tl kanka) siyah süet çanta (kirlenengillerden kanka)
mutlu olmuştum mesela.
devamını gör...

türkiye'de seçmen sorunu var. seçmenin kafası çalışmıyor, tuttuğu partiyi futbol takımını tutar gibi tutuyor. iktidarı iktidara getiren ve çeyrek asırdır orada tutan adamların içinde reisini peygamber ilan eden, anasının üstünde yakalasa anasını suçlayacak, yaşına başına bakmadan kendini adamın mabad kılı ilan eden insanlar varken muhalefet yok demek saçmalık. evet herkesin dilinde tam kafasının uyuştuğu parti veya lider olmayabilir. peki iktidarın mantıklı yanı var mı. sorgulamadan inanan, destekleyen kesim daha kalabalık olduğu için herifler iktidar.

sokakta adama diyorlar ki kılıçdaroğlu kilise açtı, açar tabi o zaten onlardan diyor, dönüp pardon kılıçdaroğlu değil iktidar yapmış diyorlar herif anında desteğe geçiyor. bu salt muhalefetin suçu mu.
işsizlik konusunda, kentsel dönüşüm konusunda, mülteci konusunda vb aklınıza gelebilecek her konuda bilgili birileri var. hepsi hakkında bilgisi olan tek kişi olmasa da neticede birileri bilgi sahibi ama kim dinliyor. çıkıp özdağ bişey söylese, erkan baş bişey söylese dinleyeni mı var. bu adamları çağırıp herhangi bir konuda fikrini alıp istişare yapmıyorlarsa, adamların da yetkisi yoksa, sonuç olarak ülkede birşeyler de yolunda gitmemiş olunca muhalefet mı suçlu.

ülke mülteci yuvası, enflasyon uçmuş, hapishaneler taşıyor, hukukun çivisi çıkmış, sağlık ve eğitim sistemleri çökmüş, biz muhalefet yok konuşuyoruz. muhalefet ne derse desin seçmeni anlamadıktan, oy verip yetkili makamlara getirmedikten sonra ne olacak ki. atatürk dirilse bu akp yine iktidar olur, dönüp atatürk yetersiz mi diyeceğiz. senin anlattığın karşıdakinin anladığı kadar. karşındaki anlamıyorsa, anlamak istemiyorsa elin kolun bağlanır. kimse duymak istemeyen kadar sağır değildir.

muhalefete bayılmıyorum ama olan biten herşey için ilk suçlanacak kesim iktidar. bunu böyle görün yoksa bir süre sonra milletin algısı değişiyor, iktidarın her yaptığı normalleşiyor. esas suçluyu unutmayın.
devamını gör...

ben tabi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşkım orası değil
devamını gör...

herkes zor mor demis de gayet de olagan bir durum bence, insan o heyecanla naapcagini bilemiyor bazen..
devamını gör...

olur olmadık zamanlarda gelen, gereksiz duygusallığa karşıyım ulan ben! yani, bir şeylerin beni bu kadar kolay ağlatabilmesi gerçekten sinirimi bozuyor. ya sürekli derdi, tasayı içime atmaktan bir şeyler zamanla dolup taşıyor ya da kafayı yememe son 15 dakika kalmış durumda.

mis gibi tarçınlı, havuçlu ve cevizli kekimden iki dilim almış, bol sütlü kahvemi de yapmışım. günün yorgunluğunu göt büyüterek atacaktım ki... ilk kek dilimi çoktan midemi boylamışken, vıttırı zıttık bir töre dizisinde çalan (bkz: ahmet kaya)'nın hani benim gençliğim şarkısıyla bir anda salya sümük ağlamaya başladım. boncuk boncuk gözyaşlarım kahveme aktı gitti. giderayak tuzlu kahve de içmiş olduk. *

"konunun ahmet kaya ile uzaktan yakından ilgisi yok." demeyi çok isterdim ama rahmetli o kadar içten okumuş ki şarkıyı... belki de yaklaşan regl duygusallığıdır, kim bilir? vay anasını, tanım girene kadar kahvem de soğumuş. uff, bir posta da buna ağlayayım bari.

ulan o değil de... bu kek baharatını kim bulduysa allah ondan razı olsun! enteresan bir tat vermiş kekime.

neyse, ne diyorduk? vıttırı zıttık töre dizileri yasaklansın!
devamını gör...

suriye sınırında gece nöbette iken ansızın saat 03:00 sularında baskın yaparak mevzime gelmişti üsteğmen. türkçe öğretmeniydi aslen.
gelip elimden aniden engerek isimli termali aldı. ardından cihazın kapalı olduğunu söyleyip burada nöbet tutmak için hudut namustur temalı nutuk attı. rütbe kolda değil omuzda olunca kısık bir sesle komutanım cihazı ters tutuyorsunuz demiştim.
yani aynen darbeden sonra güçlendi kanka. arada atatürkçü subayları da temizledikleri için ordunun kalitesi baya yükseldi. sanki orduya devlete fetullahcilari ben doldurdum da temizlenince kahraman oldular a..
devamını gör...

o kendini biliyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim