zaman tüneli
eşiniz sözlük kullansa ne yaparsınız sorusu
kullanıyor zaten. işin kötüsü 10 yaşında bir çocuk gibi oluyor sözlüğü kullanırken. nick altı perşembe pazarına dönmüş, takip etmiyorum bile. istesem de edemem. her gün kavgada beyefendi. anladığım kadarıyla çoğu zaman mesele onunla da ilgili değil, gidip salça olup bulaşıyor her dramaya. türk dizisi izlemez, ben izleyince de "nasıl katlanıyorsun bunlara?" diye sorar ama bakıyorum da sözlük saçmalama konusunda kızılcık şerbeti senaryosunu geride bırakmış, bizimki de hep içinde o saçma kavgaların.
şikayetçi değilim bu arada. buradan bir kavga, bir drama çıkmaz, korkmayın. takılıyor mahallenin delisi gibi, eğlensin bakalım.
ben de arada canım sıkılınca 2-3 şey yazıp kayboluyorum. bu da benim tarzım.
şikayetçi değilim bu arada. buradan bir kavga, bir drama çıkmaz, korkmayın. takılıyor mahallenin delisi gibi, eğlensin bakalım.
ben de arada canım sıkılınca 2-3 şey yazıp kayboluyorum. bu da benim tarzım.
devamını gör...
5 aralık 2025 bahis operasyonu
dün evde otururken annem aradı da durumdan haberim oldu. hayır yani annem futbolu ve buna bağlı olayları takip eden biri de değil ama ana yüreği dayanamamış beni uyarmak için aramış. oğlum sakın bak başını belaya sokma. bırak şu bahisi atı iddiayı demek için aramış. anam benimle alakası yok diyorum o hala işinden olursun oğlum diyor. anne onlar hakem, futbolcu oynar oynamış diyorum o hiç beni dinlemiyor. dediği; neyse ney işte oynama.
devamını gör...
tevekkül
özellikle siyaset vb geniş daireler gibi insanın çok çok az etki edebileceği alanlarda rahatlatan öğreti.
"manen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir kadîr-i rahîm'in mülküdür. mülkü sahibine teslim et, ona bırak.. cefasını değil, safasını çek. o hem hakîm'dir, hem rahîm'dir. mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. dehşet aldığın zaman, ibrahim hakkı gibi "mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme."
mektubat / risale-i nur
"manen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir kadîr-i rahîm'in mülküdür. mülkü sahibine teslim et, ona bırak.. cefasını değil, safasını çek. o hem hakîm'dir, hem rahîm'dir. mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. dehşet aldığın zaman, ibrahim hakkı gibi "mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme."
mektubat / risale-i nur
devamını gör...
insanın ölümü kendisine yakıştıramaması
ben yakıştırıyorum valla. tek endişem yüze yakın kısa öyküden oluşan kitabı bitirememek.
devamını gör...
larry holmes
eski ağır sıklet boks şampiyonu.
boks dünyasında 70’lerin sonu ve 80’lerin ortasına kadar etkili oldu.
yani, muhammed ali, george foreman ve joe frazier ile zirve noktasına ulaşan boksun efsane döneminin son demlerinden 80’lerde esecek mike tyson fırtınasına kadar.
70’ler hiç şüphesiz boks için gelmiş geçmiş en iyi dönemdi. öncesi ve sonrası da çok iyi ağır sıkletlere sahne olsa da, bu dönem ağır sıkletin bütün dünyada çok yoğun ilgili gördüğü, futboldan bile büyük sükse yaptığı yıllardır. ancak bu popülerlik hiç de boş değildir, çünkü teknik anlamda da, rekabetçilik anlamında da cidden kıran kırana geçmiştir. öyle ki, o dönem bu 3 büyük boksör nedeniyle ismi çok hatırlanmayan nicesi, başka zamanlarda olsalar o dönemleri domine edebilecek kadar güçlüdürler. (ken norton, jimmy young, ron lyle, ernie shavers, leon spinks vs)
larry holmes o korkunç dominasyonla yüzleşmemiş olsa da, örneğin ernie shavers’ı sayıyla da olsa yenmeyi başarmıştır. ki o dönemin efsaneleri bile ernie shavers’ın yumruklarının korkunçluğunu, o kadar sert vururdu ki, ondan yumruk yediğinde acı hissetmez, şok geçirirdin gibi sözlerle anlatırlar. keza yine bu dişli rakiplerden ken norton’u sayıyla yenip kemeri almıştır. o yüzden larry holmes de yabana atılır bir ağır sıklet değildir. profesyonel boks dünyasında 48-0’lık bir seri yakalamış ve kemerleri tam 7 yıl korumayı başarmıştır.
ancak boks dünyasında çok anılmamasının bir sebebi; güçlü figürlerin çok azaldığı ve boksun düşüşe geçtiği çağın şampiyonu olmasından ziyade; muhammed ali’dir.
larry holmes, muhammed ali’nin estiği dönemde ona antrenman partnerliği yapar. ali’nin antrenmanları zaten normal bir boksör antrenman değildir, en ağır yumruklarla antrenmanda yüzleşmeyi hedeflediğinden zaman zaman kasıtlı gard indirerek dayak yer. (ilerleyen yıllarda bunun bedeli parkinson olarak ortaya çıkacaktır.) denilir ki, holmes antrenman partnerliği döneminde genç yaşın da etkisiyle biraz gaza gelip sağda solda ‘ali’yi yenerim’, tarzı söylemlerde bulununca, ali kendisini antrenmanda ağlatana kadar döver.
ali, ilerleyen zamanda george foreman’a karşı ikonik bir galibiyetle (bkz: rumble in the jungle) wbc ve wba kemerlerini aldıktan sonra 1978’de leon spinks’e wbc’yi kaybeder. bu dönemde parkinsonun kendini iyice belli etmesiyle, ali’nin refleksleri önemli oranda yavaşlamıştır. sonraki 2 yıllık dönemde durum daha kötüye gider ve doktorlar ali’nin bir daha asla bir boks maçına çıkmaması gerektiğini söyler.
gelgelelim ali, 1980 yılında o haliyle larry holmes maçına çıkmaya karar verir, böylelikle o an larry holmes’ün elinde olan wbc’yi kazanacaktır. tabi ki, 2 yıldır maça çıkmayan ali’nin ringe çıkma ihtimali büyük sükse yaratır. ancak parkinson nedeniyle maç için gerekli sağlık raporunu alamaz. doktoru bunun ölüm tehlikesi demek olduğunu ve asla rapor vermeyeceğini söyler. ancak organizatörler için böylesi büyük ve getirisi yüksek bir maç kaçırılmaz bir fırsattır ve başka bir eyaletten gereken raporu temin etmeyi başarırlar.
maç başlar başlamaz ali’nin hareketlerinin ve reflekslerinin yavaşlığı belli olur. karşısında, kariyerinin en iyi dönemini yaşayan larry holmes gibi çok da yabana atılmayacak bir ağır sıklet vardır ve ali kelebek gibi uçamadığı gibi, zayıf refleks nedeniyle yumruklardan eskisi gibi kaçamamaktadır. buna rağmen knock out olmayı reddeder, yorgun argın da olsa ip kenarında sonuna kadar ayakta kalır ancak hakemin teknik kararıyla maç sona erdirilir.
aslında hiçbir zaman yapılmaması gereken bir maç; ali’nin inatçılığı, kamuoyunun büyük beklentisi ve organizatörlerin para sevdasıyla hayata geçirilir.
buraya kadar, larry holmes için diyecek bir şey yok. ancak holmes maç esnasında asla yapmaması gereken bir şey yapar; kaybetmek üzere olan ali’yle alay eder. götünü başını oynatarak sergilediği hareketlerle dalga geçer. aslında ali’nin de ringte zaman zaman mimik ve hareketleriyle bu tür şeyler yaptığı olmuştur ancak ali bunları maç esnasında psikolojik savaşı kazanmak için yapar. zor durumdaki bir rakibine karşı böyle bir davranış sergilemez, hatta zaman zaman rakibine daha fazla zarar vermemek adına teknik knock out vermesi için hakeme işaret ettiği olmuştur. kaldı ki, ali’nin mental mücadele için maç öncesi ve maç sonrası yaptıkları izleyici tarafından tolere edilir çünkü bunların rakip aşağılama amaçlı olmadığı, maçları eğlenceli ve rekabetçi hale getirdiği anlaşılabilmektedir. ayrıca o ali’dir.
holmes bunu yaparak belki yıllar önce antrenman maçlarının intikamını almaya, belki de -isabetsiz bir şekilde- ali’yi taklit etmeye çalışmıştır. ancak şurası kesin ki, davranışları alaycı ve aşağılayıcıdır.
holmes’ün o anda farkında olmadığı şeyse; bu davranışlarıyla, ringteki bir boksöre, belki eskiden beri diş bilediği bir rakibe, bir şampiyona değil; yıllar boyunca ali’yle sevinmiş, ali’yle üzülmüş, ali’yle heyecanlanmış, ali’yi içselleştirmiş veya sevmese bile derin saygısıyla büyüklüğünü kabul etmiş milyonlarca insanın zihnindeki ikona saldırmış olmasıydı. ali o güne kadar herhangi bir maçta zor duruma düşmemiş yahut maç kaybetmemiş değildi ancak ilk defa bir rakibi tarafından aşağılanmıştı. parkinson nedeniyle zaten maç yapamayacak durumda olduğu ilk anda anlaşılan bir efsane, karşısında prime dönemini yaşayan bir ağır sıklete karşı knock out olmayı yahut maçı bırakmayı reddediyor ve o halinde bile onu yıkamayan rakibi onunla alay ediyor. holmes’un milyonlarca insana gösterdiği şey, işte tam olarak buydu.
o gün maç sonrası holmes’ün soyunma odasında ağlayarak ali için övgü dolu sözler söylediği görüntüler de var. belki de samimiyetle söylenmiştir. ancak bu övgüler ve saygı ifadeleri bir işe yaramadı. çünkü sadece ali’nin şahsını değil, insanların ona yüklediği anlamı, ona duydukları derin saygıyı ve aslında zihinlerdeki ali personasını hedef almıştı. böylesi bir saldırı, ali’ye övgü ifadelerinde bulunarak telafi edilemezdi ve edilemedi zaten.
insanlar yıllarca holmes’ten nefret etti. hatta holmes’ün kariyerini de çok ciddiye almadılar. evet, genel olarak holmes; kariyeriyle, stiliyle, ağır sıklet kimliği ile 70’lerin efsaneleriyle kıyaslanmaz. onlar kadar büyük ve azametli değildir, hatta onlara kıyasla, (diğer birçok kemer sahibi gibi) ikinci sınıf bir şampiyondur. ancak ağır sıklet dünyasında 69-6 gibi bir istatistik, 7 yıl kemer taşımak hiç de yabana atılacak bir şey değildir. çok büyük başarıdır. ama insanlar ondan o kadar nefret etti ki, bu gerçekleri bile çoğu zaman ağız kenarıyla söylediler yahut görmezden gelmeye çalıştılar. larry holmes bu anlamda underratted bir boksördür. kariyeri hak ettiğinden daha az değer görmüştür.
ali öyle büyük bir ikondu ki, larry holmes gibi bir ağır sıklet onca istatistiğe, onca şampiyonluğa, onca başarılara rağmen hala ali’yle yaptığı maçla anılır. larry holmes denilince akla ilk gelen şey o maç, beliren ilk imge ise ali’ye saygısızlık anlarıdır.
akıllara ikinci olarak gelen şey ise, mike tyson’la çıktığı maçtan önce ali’nin ringe çıkıp holmes’le el sıkıştıktan sonra tyson’ın yanına gidip “get him for me” demesi, tyson’ın onaylayan kafa hareketi ve sonra ringde holmes’ü yok etmesidir.
kaldı ki, tyson o dönem bütün kemerleri ve unvanları toplamış, hiç maç kaybetmemiş ve korkunç bir dominasyonla rakiplerini perişan eden, 70’lerden sonra ilk defa bu denli heyecan yaratan bir ağır sıklettir. ancak o bile o maçın öznesi değildir. o maç ali’nin intikamının alınacağı, saygısızlığın bedelinin ödetileceği bir maçtır. ki, tyson da maç öncesi ve sonrası kendi kimliğini ön plana koymak yerine ali’ye olan saygısını davranışlarıyla göstermiştir. (bu arada, holmes kemerleri kaybettikten sonra boksa ara vermiş ve 3 yıl sonra tyson’dan unvan almak için maça çıkmıştır, aynen ali’nin 2 yıl sonra dönüşü gibi) mike tyson, çalkantılı kariyeri, özel hayatı ve hataları nedeniyle eleştirilse bile boks dünyasında her daim bir kredisinin olmasının ve sempati görmesinin nedenlerinden biri de budur.
aslında bu maç tyson’ın kendisi için zaten özeldir. tyson’ı tyson yapan efsane antrenör cus d’amato o maçtan sonra larry holmes’ü arayıp sen bir şampiyona nasıl böyle davranırsın diye azarlar. o dönem henüz 12 yaşında mental olarak çok kırılgan bir çocuk olan tyson o maçı izlediğinde çok üzülür. cus d’amato ali’yi arayıp birkaç cümle konuştuktan sonra telefonu tyson’a verir. tyson bir gün onun intikamını alacağına söz verir. tabi ali o görüşmede 12 yaşında bir çocuğu ne kadar ciddiye aldı bilinmez ancak kader tyson’a, hem de ringte ali’nin talebiyle ve onun gözleri önünde o intikamı alma fırsatını tanır.
işte larry holmes her zaman ilk olarak bunlarla hatırlanır. ancak asıl mesele, ali’yi yenmesi değil, ona saygısızlık yapmasıdır ve bu an bile onun bütün kariyerinden daha büyüktür. ali’nin ismini söylemeyi reddedip ona kasıtlı olarak müslüman olmadan önceki ismiyle hitap eden ve ringte özellikle knock out edilmeyip son raunda kadar ali’nin “what’s my name” nidaları eşliğinde dayak yiyen ernie teller da benzer bir kader yaşamış ve hep bununla anılmıştır. ancak onun cezası çabuk kesildiğinden o hiç değilse insanların nefretine maruz kalmamıştır.
larry holmes ise hem sonraki 10 yıl boyunca bu nefreti yaşamış, hem de kariyeri hep bu saygısızlığın gerisinde ve gölgesinde kalmıştır.
george foreman’ın dediği gibi; ali bokstan büyüktür.
edit: #3813939
maçı defalarca izledim. larry holmes'ün öyle bir hareketi yok
maçı defalarca izleyen biri olarak bazı kısımlar hafızanda kalmamış. olabilir, hafıza-ı beşer nisyan ile malûldür. tazeleyelim:
20:44 - 20:48 arası: larry holmes’ün yaptıklarını izleyelim. maçla ilgili en bilinen, holmes’ün en bariz şekilde aşağılayıcı davrandığı ve benim entry’imde de vurguladığım kısım.
27:25 - 27:30 arası: bu mevzu konuşulduğunda ilk kastedilen bölüm olmasa da, yine bariz şekilde alaycı bir diğer sekans.
bunun dışında, benim entry içinde referans vermediğim ancak dikkatli bir boks izleyecisinin vücut dilinden rahatlıkla çıkarabileceği küçük küçük bazı anlar:
12:23 , 13:50 - 13:53 arası, 17:21, 17:53-17:58 arası, 18:55 - 19:10 arası (burada da çok bariz aslında)
ayrıca 3. raunddan sonra belirginleşen kafa uzatma, çene profili verme, kasıtlı gard düşürme, ali’nin kelebek stilini taklit gibi anlara hiç girmiyorum bile.
son raundlarda larry holmes, hakeme maçı bitirmesini söylemişse de '' sen kendi işine bak'' yanıtını alıyor.
ben maçta böyle bir sekans görmedim. belki biraz hızlı taradığımdan ıskalamış olabilirim. hangi raundun hangi anlarında oluyor bu?
varsa eğer, bahsettiğim davranışa rağmen, larry holmes’e bir miktar artı yazacak bir şey. mesela ip kenarında sağ çengel için iyi bir pozisyonda gerilip kullanmadığı bir an var ama kasıtlı mı, tereddüt mü çok belli değil.
dediğin olay, bu videoda varsa ve ben ıskaladıysam görmek isterim. başka açıdan çeken kayıt varsa onu da linkleyebilirsin.
boks dünyasında 70’lerin sonu ve 80’lerin ortasına kadar etkili oldu.
yani, muhammed ali, george foreman ve joe frazier ile zirve noktasına ulaşan boksun efsane döneminin son demlerinden 80’lerde esecek mike tyson fırtınasına kadar.
70’ler hiç şüphesiz boks için gelmiş geçmiş en iyi dönemdi. öncesi ve sonrası da çok iyi ağır sıkletlere sahne olsa da, bu dönem ağır sıkletin bütün dünyada çok yoğun ilgili gördüğü, futboldan bile büyük sükse yaptığı yıllardır. ancak bu popülerlik hiç de boş değildir, çünkü teknik anlamda da, rekabetçilik anlamında da cidden kıran kırana geçmiştir. öyle ki, o dönem bu 3 büyük boksör nedeniyle ismi çok hatırlanmayan nicesi, başka zamanlarda olsalar o dönemleri domine edebilecek kadar güçlüdürler. (ken norton, jimmy young, ron lyle, ernie shavers, leon spinks vs)
larry holmes o korkunç dominasyonla yüzleşmemiş olsa da, örneğin ernie shavers’ı sayıyla da olsa yenmeyi başarmıştır. ki o dönemin efsaneleri bile ernie shavers’ın yumruklarının korkunçluğunu, o kadar sert vururdu ki, ondan yumruk yediğinde acı hissetmez, şok geçirirdin gibi sözlerle anlatırlar. keza yine bu dişli rakiplerden ken norton’u sayıyla yenip kemeri almıştır. o yüzden larry holmes de yabana atılır bir ağır sıklet değildir. profesyonel boks dünyasında 48-0’lık bir seri yakalamış ve kemerleri tam 7 yıl korumayı başarmıştır.
ancak boks dünyasında çok anılmamasının bir sebebi; güçlü figürlerin çok azaldığı ve boksun düşüşe geçtiği çağın şampiyonu olmasından ziyade; muhammed ali’dir.
larry holmes, muhammed ali’nin estiği dönemde ona antrenman partnerliği yapar. ali’nin antrenmanları zaten normal bir boksör antrenman değildir, en ağır yumruklarla antrenmanda yüzleşmeyi hedeflediğinden zaman zaman kasıtlı gard indirerek dayak yer. (ilerleyen yıllarda bunun bedeli parkinson olarak ortaya çıkacaktır.) denilir ki, holmes antrenman partnerliği döneminde genç yaşın da etkisiyle biraz gaza gelip sağda solda ‘ali’yi yenerim’, tarzı söylemlerde bulununca, ali kendisini antrenmanda ağlatana kadar döver.
ali, ilerleyen zamanda george foreman’a karşı ikonik bir galibiyetle (bkz: rumble in the jungle) wbc ve wba kemerlerini aldıktan sonra 1978’de leon spinks’e wbc’yi kaybeder. bu dönemde parkinsonun kendini iyice belli etmesiyle, ali’nin refleksleri önemli oranda yavaşlamıştır. sonraki 2 yıllık dönemde durum daha kötüye gider ve doktorlar ali’nin bir daha asla bir boks maçına çıkmaması gerektiğini söyler.
gelgelelim ali, 1980 yılında o haliyle larry holmes maçına çıkmaya karar verir, böylelikle o an larry holmes’ün elinde olan wbc’yi kazanacaktır. tabi ki, 2 yıldır maça çıkmayan ali’nin ringe çıkma ihtimali büyük sükse yaratır. ancak parkinson nedeniyle maç için gerekli sağlık raporunu alamaz. doktoru bunun ölüm tehlikesi demek olduğunu ve asla rapor vermeyeceğini söyler. ancak organizatörler için böylesi büyük ve getirisi yüksek bir maç kaçırılmaz bir fırsattır ve başka bir eyaletten gereken raporu temin etmeyi başarırlar.
maç başlar başlamaz ali’nin hareketlerinin ve reflekslerinin yavaşlığı belli olur. karşısında, kariyerinin en iyi dönemini yaşayan larry holmes gibi çok da yabana atılmayacak bir ağır sıklet vardır ve ali kelebek gibi uçamadığı gibi, zayıf refleks nedeniyle yumruklardan eskisi gibi kaçamamaktadır. buna rağmen knock out olmayı reddeder, yorgun argın da olsa ip kenarında sonuna kadar ayakta kalır ancak hakemin teknik kararıyla maç sona erdirilir.
aslında hiçbir zaman yapılmaması gereken bir maç; ali’nin inatçılığı, kamuoyunun büyük beklentisi ve organizatörlerin para sevdasıyla hayata geçirilir.
buraya kadar, larry holmes için diyecek bir şey yok. ancak holmes maç esnasında asla yapmaması gereken bir şey yapar; kaybetmek üzere olan ali’yle alay eder. götünü başını oynatarak sergilediği hareketlerle dalga geçer. aslında ali’nin de ringte zaman zaman mimik ve hareketleriyle bu tür şeyler yaptığı olmuştur ancak ali bunları maç esnasında psikolojik savaşı kazanmak için yapar. zor durumdaki bir rakibine karşı böyle bir davranış sergilemez, hatta zaman zaman rakibine daha fazla zarar vermemek adına teknik knock out vermesi için hakeme işaret ettiği olmuştur. kaldı ki, ali’nin mental mücadele için maç öncesi ve maç sonrası yaptıkları izleyici tarafından tolere edilir çünkü bunların rakip aşağılama amaçlı olmadığı, maçları eğlenceli ve rekabetçi hale getirdiği anlaşılabilmektedir. ayrıca o ali’dir.
holmes bunu yaparak belki yıllar önce antrenman maçlarının intikamını almaya, belki de -isabetsiz bir şekilde- ali’yi taklit etmeye çalışmıştır. ancak şurası kesin ki, davranışları alaycı ve aşağılayıcıdır.
holmes’ün o anda farkında olmadığı şeyse; bu davranışlarıyla, ringteki bir boksöre, belki eskiden beri diş bilediği bir rakibe, bir şampiyona değil; yıllar boyunca ali’yle sevinmiş, ali’yle üzülmüş, ali’yle heyecanlanmış, ali’yi içselleştirmiş veya sevmese bile derin saygısıyla büyüklüğünü kabul etmiş milyonlarca insanın zihnindeki ikona saldırmış olmasıydı. ali o güne kadar herhangi bir maçta zor duruma düşmemiş yahut maç kaybetmemiş değildi ancak ilk defa bir rakibi tarafından aşağılanmıştı. parkinson nedeniyle zaten maç yapamayacak durumda olduğu ilk anda anlaşılan bir efsane, karşısında prime dönemini yaşayan bir ağır sıklete karşı knock out olmayı yahut maçı bırakmayı reddediyor ve o halinde bile onu yıkamayan rakibi onunla alay ediyor. holmes’un milyonlarca insana gösterdiği şey, işte tam olarak buydu.
o gün maç sonrası holmes’ün soyunma odasında ağlayarak ali için övgü dolu sözler söylediği görüntüler de var. belki de samimiyetle söylenmiştir. ancak bu övgüler ve saygı ifadeleri bir işe yaramadı. çünkü sadece ali’nin şahsını değil, insanların ona yüklediği anlamı, ona duydukları derin saygıyı ve aslında zihinlerdeki ali personasını hedef almıştı. böylesi bir saldırı, ali’ye övgü ifadelerinde bulunarak telafi edilemezdi ve edilemedi zaten.
insanlar yıllarca holmes’ten nefret etti. hatta holmes’ün kariyerini de çok ciddiye almadılar. evet, genel olarak holmes; kariyeriyle, stiliyle, ağır sıklet kimliği ile 70’lerin efsaneleriyle kıyaslanmaz. onlar kadar büyük ve azametli değildir, hatta onlara kıyasla, (diğer birçok kemer sahibi gibi) ikinci sınıf bir şampiyondur. ancak ağır sıklet dünyasında 69-6 gibi bir istatistik, 7 yıl kemer taşımak hiç de yabana atılacak bir şey değildir. çok büyük başarıdır. ama insanlar ondan o kadar nefret etti ki, bu gerçekleri bile çoğu zaman ağız kenarıyla söylediler yahut görmezden gelmeye çalıştılar. larry holmes bu anlamda underratted bir boksördür. kariyeri hak ettiğinden daha az değer görmüştür.
ali öyle büyük bir ikondu ki, larry holmes gibi bir ağır sıklet onca istatistiğe, onca şampiyonluğa, onca başarılara rağmen hala ali’yle yaptığı maçla anılır. larry holmes denilince akla ilk gelen şey o maç, beliren ilk imge ise ali’ye saygısızlık anlarıdır.
akıllara ikinci olarak gelen şey ise, mike tyson’la çıktığı maçtan önce ali’nin ringe çıkıp holmes’le el sıkıştıktan sonra tyson’ın yanına gidip “get him for me” demesi, tyson’ın onaylayan kafa hareketi ve sonra ringde holmes’ü yok etmesidir.
kaldı ki, tyson o dönem bütün kemerleri ve unvanları toplamış, hiç maç kaybetmemiş ve korkunç bir dominasyonla rakiplerini perişan eden, 70’lerden sonra ilk defa bu denli heyecan yaratan bir ağır sıklettir. ancak o bile o maçın öznesi değildir. o maç ali’nin intikamının alınacağı, saygısızlığın bedelinin ödetileceği bir maçtır. ki, tyson da maç öncesi ve sonrası kendi kimliğini ön plana koymak yerine ali’ye olan saygısını davranışlarıyla göstermiştir. (bu arada, holmes kemerleri kaybettikten sonra boksa ara vermiş ve 3 yıl sonra tyson’dan unvan almak için maça çıkmıştır, aynen ali’nin 2 yıl sonra dönüşü gibi) mike tyson, çalkantılı kariyeri, özel hayatı ve hataları nedeniyle eleştirilse bile boks dünyasında her daim bir kredisinin olmasının ve sempati görmesinin nedenlerinden biri de budur.
aslında bu maç tyson’ın kendisi için zaten özeldir. tyson’ı tyson yapan efsane antrenör cus d’amato o maçtan sonra larry holmes’ü arayıp sen bir şampiyona nasıl böyle davranırsın diye azarlar. o dönem henüz 12 yaşında mental olarak çok kırılgan bir çocuk olan tyson o maçı izlediğinde çok üzülür. cus d’amato ali’yi arayıp birkaç cümle konuştuktan sonra telefonu tyson’a verir. tyson bir gün onun intikamını alacağına söz verir. tabi ali o görüşmede 12 yaşında bir çocuğu ne kadar ciddiye aldı bilinmez ancak kader tyson’a, hem de ringte ali’nin talebiyle ve onun gözleri önünde o intikamı alma fırsatını tanır.
işte larry holmes her zaman ilk olarak bunlarla hatırlanır. ancak asıl mesele, ali’yi yenmesi değil, ona saygısızlık yapmasıdır ve bu an bile onun bütün kariyerinden daha büyüktür. ali’nin ismini söylemeyi reddedip ona kasıtlı olarak müslüman olmadan önceki ismiyle hitap eden ve ringte özellikle knock out edilmeyip son raunda kadar ali’nin “what’s my name” nidaları eşliğinde dayak yiyen ernie teller da benzer bir kader yaşamış ve hep bununla anılmıştır. ancak onun cezası çabuk kesildiğinden o hiç değilse insanların nefretine maruz kalmamıştır.
larry holmes ise hem sonraki 10 yıl boyunca bu nefreti yaşamış, hem de kariyeri hep bu saygısızlığın gerisinde ve gölgesinde kalmıştır.
george foreman’ın dediği gibi; ali bokstan büyüktür.
edit: #3813939
maçı defalarca izledim. larry holmes'ün öyle bir hareketi yok
maçı defalarca izleyen biri olarak bazı kısımlar hafızanda kalmamış. olabilir, hafıza-ı beşer nisyan ile malûldür. tazeleyelim:
20:44 - 20:48 arası: larry holmes’ün yaptıklarını izleyelim. maçla ilgili en bilinen, holmes’ün en bariz şekilde aşağılayıcı davrandığı ve benim entry’imde de vurguladığım kısım.
27:25 - 27:30 arası: bu mevzu konuşulduğunda ilk kastedilen bölüm olmasa da, yine bariz şekilde alaycı bir diğer sekans.
bunun dışında, benim entry içinde referans vermediğim ancak dikkatli bir boks izleyecisinin vücut dilinden rahatlıkla çıkarabileceği küçük küçük bazı anlar:
12:23 , 13:50 - 13:53 arası, 17:21, 17:53-17:58 arası, 18:55 - 19:10 arası (burada da çok bariz aslında)
ayrıca 3. raunddan sonra belirginleşen kafa uzatma, çene profili verme, kasıtlı gard düşürme, ali’nin kelebek stilini taklit gibi anlara hiç girmiyorum bile.
son raundlarda larry holmes, hakeme maçı bitirmesini söylemişse de '' sen kendi işine bak'' yanıtını alıyor.
ben maçta böyle bir sekans görmedim. belki biraz hızlı taradığımdan ıskalamış olabilirim. hangi raundun hangi anlarında oluyor bu?
varsa eğer, bahsettiğim davranışa rağmen, larry holmes’e bir miktar artı yazacak bir şey. mesela ip kenarında sağ çengel için iyi bir pozisyonda gerilip kullanmadığı bir an var ama kasıtlı mı, tereddüt mü çok belli değil.
dediğin olay, bu videoda varsa ve ben ıskaladıysam görmek isterim. başka açıdan çeken kayıt varsa onu da linkleyebilirsin.
devamını gör...
eşiniz sözlük kullansa ne yaparsınız sorusu
kolpa drama çıkarırım nabıcam.
bi de dmlere düşerim. güzel bulduğum kadınların hepsini ona buna anlatırım kocama göz dikti diye. ahlaksız kadın bu derim tek tek her biri için :d. çok kırılıyorum çok mağdurum diye ağlarım bir bir tüm yazarlara.*
bi de dmlere düşerim. güzel bulduğum kadınların hepsini ona buna anlatırım kocama göz dikti diye. ahlaksız kadın bu derim tek tek her biri için :d. çok kırılıyorum çok mağdurum diye ağlarım bir bir tüm yazarlara.*
devamını gör...
eşiniz sözlük kullansa ne yaparsınız sorusu
onu banyoda yikarim .
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
dramalarınızdan, kaoslarınızdan bir halt anlamıyorum. anlamak istemiyorum da zaten. sadece, arada can sıkıntısından birazcık bakıyorum yazılanlara fakat ana dilinizde dahi kendinizi ifade edemediğiniz için hiçbir şey anlaşılmıyor.
biraz kitap okuyun. ergenlikte okunan kitaplar iletişim becerisini geliştirmeye daha fazla yardımcı olur. geç kalmayın.
biraz kitap okuyun. ergenlikte okunan kitaplar iletişim becerisini geliştirmeye daha fazla yardımcı olur. geç kalmayın.
devamını gör...
spor salonu hocalarına güvenmemek
eger bir hoca sana beslenme programi cikarmiyor, beslenmenle ilgilenmiyorsa, gececeksin hocayi....
bu sporun yuzde yetmisi mutfakta, yuzde otuzu salonda yapiliyor. dogru beslenme olmadigi surece istedigin sonucu almak cok zor.
bu sporun yuzde yetmisi mutfakta, yuzde otuzu salonda yapiliyor. dogru beslenme olmadigi surece istedigin sonucu almak cok zor.
devamını gör...
kitabı baskıdan okumak vs telefondan okumak
bir gün evimde büyük bir kütüphanem olacak… raflarda dizili kitapların her biri, dokunduğumda bana bir şey anlatacak. atatürk’ün sözünü hatırlarım:
“iki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.”
bu söz, kitabın bir nesneden öte, insanı büyüten bir yol arkadaşı olduğunu gösteriyor bence.
her hafta kitapları tek tek indireceksin raflardan; dokunacaksın, koklayacaksın. çünkü her kitabın ayrı bir kokusu, ayrı bir geçmişi vardır. bu ritüel seni okumaya hazırlar. telefon ekranında ise bu ruh yoktur: ne sayfanın hışırtısı, ne kokusu, ne de hatırası…
“bu kıvama gelirsen okuyabilirsin onları. yoksa kitaplar camlı raflarda biblo olmaya mahkûmdur.”
baskı kitabın üstünlüğü de tam burada: seni sadece bilgilendirmez, seninle bağ kurar. ekran geçer, kâğıt kalır.
“iki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.”
bu söz, kitabın bir nesneden öte, insanı büyüten bir yol arkadaşı olduğunu gösteriyor bence.
her hafta kitapları tek tek indireceksin raflardan; dokunacaksın, koklayacaksın. çünkü her kitabın ayrı bir kokusu, ayrı bir geçmişi vardır. bu ritüel seni okumaya hazırlar. telefon ekranında ise bu ruh yoktur: ne sayfanın hışırtısı, ne kokusu, ne de hatırası…
“bu kıvama gelirsen okuyabilirsin onları. yoksa kitaplar camlı raflarda biblo olmaya mahkûmdur.”
baskı kitabın üstünlüğü de tam burada: seni sadece bilgilendirmez, seninle bağ kurar. ekran geçer, kâğıt kalır.
devamını gör...
juggernaut (yazar)
bu edepsiz adamın cezası ne zaman bitecek?
ne yaptı da bu kadar ceza aldı bu? bana slutshamingimsi şeyler yaptı diye almamıştır herhalde çünkü bana alenen sapıklık eden adamı saatlerce banlamamıştı moderatörler. o yüzden bu arkadaşın ufak sataşmalarına bu kadar sert bi hassasiyet beklemiyorum.
ne yaptı da bu kadar ceza aldı bu? bana slutshamingimsi şeyler yaptı diye almamıştır herhalde çünkü bana alenen sapıklık eden adamı saatlerce banlamamıştı moderatörler. o yüzden bu arkadaşın ufak sataşmalarına bu kadar sert bi hassasiyet beklemiyorum.
devamını gör...
ilk buluşmada yenmemesi gereken yiyecekler
söylediği yalanları yememeniz gerekiyor.
devamını gör...
okan buruk’un askeri (yazar)
reis gene mi aynı muhabbet?
ben masumum demek için kaos' un sonunda gelip ya tasvip etmiyorsun, ya çok yükleniyorlar diyorsun, kapanan mevzuyu saçma sapan upluyorsun.
biz senin bizi yargılamana mı kaldık?
sana özelden de yazdım kimin ne düşündüğü umrumda değil kim neyi hak ediyorsa öyle davranıyorum. bu lafları yememek istiyorlarsa hak etmeyecekler.
hak ediyorlarsa da kimse gocunmayacak bu kadar.
eğer naif bir insana saçma sapan bir yerden yüklenilirse biri de çıkar anladıkları dilden konuşur uf olmayacaklar bu kadar.
ben masumum demek için kaos' un sonunda gelip ya tasvip etmiyorsun, ya çok yükleniyorlar diyorsun, kapanan mevzuyu saçma sapan upluyorsun.
biz senin bizi yargılamana mı kaldık?
sana özelden de yazdım kimin ne düşündüğü umrumda değil kim neyi hak ediyorsa öyle davranıyorum. bu lafları yememek istiyorlarsa hak etmeyecekler.
hak ediyorlarsa da kimse gocunmayacak bu kadar.
eğer naif bir insana saçma sapan bir yerden yüklenilirse biri de çıkar anladıkları dilden konuşur uf olmayacaklar bu kadar.
devamını gör...
ilk buluşmada yenmemesi gereken yiyecekler
(bkz: kokoreç).
hiçbir zaman yemem, ilk buluşmada hiç yemem.
hiçbir zaman yemem, ilk buluşmada hiç yemem.
devamını gör...
spor salonu hocalarına güvenmemek
birçoğu sizi rastgele programlarla, hareketleri yavaş yavaş öğretip sizi kendilerine bağlamaya çalıştıkları yetmezmiş gibi bir de ilgilenmezler, sikkim'den aşağı kasımpaşa modunda takılırlar.
şu an ise bir kadın hocayla* çalışıyorum. hem bilgili, hem ilgili; eksik olmasın.
şu an ise bir kadın hocayla* çalışıyorum. hem bilgili, hem ilgili; eksik olmasın.
devamını gör...
ilk buluşmada yenmemesi gereken yiyecekler
antebe giden bir arkadaşım nohut dürüm yemiş. yedirmiş yengemiz ve oğlan ishal olmuş gibi mideyi bozmuş gibi gezmiş. olaylar olaylar çok komik anlatıyordu.
ilk buluşma olmasa bile harbi bazı yiyecekler dışarda yenmiyor.
ilk buluşma olmasa bile harbi bazı yiyecekler dışarda yenmiyor.
devamını gör...
eşiniz sözlük kullansa ne yaparsınız sorusu
başlık kurgusuna, kimi yazılanlara da bakınca, sözlük kullanmayı sanki kötü yola düşmek olarak algılayanlar bile olduğunu görmek, sadece beni şaşırtmış olamaz dimi..
devamını gör...
mansur yavaş
vasat.
devamını gör...
aşti
sabah ezanının iç hoparlörlerden okunduğu yaprrrrak gibi bir yer.
devamını gör...
internetten tanışıp evlenmek
insanların söylediklerini çok umursamam . şu toplum kendisine baksın önce derim. fakat bazı konular var ki çok ulu orta örnek verilen sohbet konusu edilen. ne bilim ayrılık olsa örneğin. ya ne mallar var netten kız erkek eş mi olur konuları geçmesin gibi düşüncelerle. hatta illa her şeyi herkese açıklamak zorunda mı insan.
böyle çiftler görünce insanlar cidden şunu soruyor. nerede tanıştınız. nasıl tanıştınız. nette tanışanlar bile arkadaş ortamı diyor.
arkadaş vesilesi ile. mantıklı değil mi.
böyle çiftler görünce insanlar cidden şunu soruyor. nerede tanıştınız. nasıl tanıştınız. nette tanışanlar bile arkadaş ortamı diyor.
arkadaş vesilesi ile. mantıklı değil mi.
devamını gör...