zaman tüneli
kedi seven erkek
(bkz: beni tanıdılar siz kaçın)
devamını gör...
kimsenin arayıp sormadığı biri olmak
bazen bu hali istersin. her kanaldan sana ulaşmaya çalışan insanların varlığı bazen yorucu ve boğucu olabiliyor. geçen gün telefonun klik sesini duyduğum halde bakmadım. yanımda aracı kullanan arkadaşı arayıp ulaştılar. telefona baktığımda 3 arama sayısız mesaj gördüm. ulaşılmaz olmak bu çağın insanı için bazen bir lütuf oluyor.
devamını gör...
diş fırçalamak kemik parlatmaktır
en az taharet almak göt parmaklamaktır kadar boş bir önerme
devamını gör...
babayla kavga etmek
çok ergence
erkek adam ayrı eve çıkar
erkek adam ayrı eve çıkar
devamını gör...
kedi seven erkek
"ılıktır" diyeceğim ahahah yok yok şaka.
nankör kadınlardan darbe yedikten sonra kedilere sığınan ve daha az nankörlük gören er kişidir.
nankör kadınlardan darbe yedikten sonra kedilere sığınan ve daha az nankörlük gören er kişidir.
devamını gör...
kimsenin arayıp sormadığı biri olmak
bunun için kendini üzmüyorsa ve ihtiyaç hissetmiyorsa kralın önde gidenidir.
devamını gör...
kedi seven erkek
kedinin kölesi olmayan adam aklen ve manen eksiktir.
devamını gör...
cumhurbaşkanının yetkilerinin sorgulanması sağlıklı değil
sigara da sağlıklı değil. içene zarar veriyor. cb nin yetkileri sorarsanız sizi döveriz diyo. yüzünüze yumruk atarız diyo. o diyo
devamını gör...
kedi seven erkek
niye sevmeyelim be. dümdüz erkektir. farklı olucaz diye ottan bottan nem kapmayın kardeşim be ya.
devamını gör...
aralıklı oruç
aralıklı oruç, yemek saatlerini kısmak ve vücudu açlığa alıştırmakla ilgili bir şey. mesela 16 saat aç kalıp 8 saatte yiyorsun. aç kaldıkça sosyal hayat biraz düşüyor, insan whatsapp’ta “ne yedin?” sorusunu bile umursamıyor. metabolizma falan hızlanıyor, insülin dengesi düzeliyor diyorlar, ama yok ben hiç faydasını görmedim diyenler de var. önemli olan doğru yapmak, yoksa sadece kahve ve sinirli bakışlardan ibaret bir hayatın kalıyor. aç olduğun saatlerde kahve ve suya sarılıyorsun, kafanda sürekli “acaba aç mıyım?” sorusu dönüp duruyor. yani disiplin isteyenler için iyi, sosyalleşmeyi sevenler için biraz işkence.
iki haftadır yapıyorum ve ben kahve tiryakisi olduğum için bana çok uyan bir diyet oldu. iki haftada 4 kg verdim, hedefim 10 kg'dı. umarım aynı tempoyla sonlandırabilirim.
iki haftadır yapıyorum ve ben kahve tiryakisi olduğum için bana çok uyan bir diyet oldu. iki haftada 4 kg verdim, hedefim 10 kg'dı. umarım aynı tempoyla sonlandırabilirim.
devamını gör...
kimsenin arayıp sormadığı biri olmak
bu ara benim bu. kimse arayıp sormasa keşke.
bir adam vardı hani korona döneminde röportajda "mısafur kabul etmiyoz" diyordu kendisine şu an katılıyorum.
bir adam vardı hani korona döneminde röportajda "mısafur kabul etmiyoz" diyordu kendisine şu an katılıyorum.
devamını gör...
kendini gereksiz yere öven akrabalar
savunma sanayinde çalışan türkiye'deki en ciddi en ve önemli kurumlardan birindeki akrabadır. övünmekte haklı biraz ama gereksiz övgü de abes kaçıyor. karşısındakini ezmeyi de sever biraz çocukken beraber oynardık bu abiyle hey gidi günler.
devamını gör...
molkki
varoluşsal süzülmeye girdiğim boğucu osmaniye gecelerinde, beni kendi kirli gerçeklerimden bir süre uzak tutmasını umarak izlemeye başladığım hint dizisidir.

bir hint dizisinden en büyük beklentim, klişelerdir. klişe güvenlik duygusunu pekiştirir. sürpriz yoktur. örgü bellidir. başrol kızının başı derde girer (ne olduğu asla önemli değil), bir süre bu durumdan kurtulmaya çalışır, bir ya da iki bölüm sürebilir gerceklerin ortaya çıkma ve ilahi adalet tecellisi ama önünde sonunda üçüncü bölüme sarkmayacağı bellidir. bu sebeple dikkatli takip gerektirmez zira üçüncü bölümde de bir şey kaybetmezsiniz. yeni bir drama vuku bulur, bu yeni drama da çözülürken, hindistan halkının zekasından şüphe etmemize sebep olurcasına her şeyi ve her duyguyu replik ile ya da iç sesin dışa vurumu ile veren senaryo sayesinde önceki dramalara özet geçilir. dolayısıyla klişe güvenlidir, konfor alanıdır. bir yandan da oyun oynayabilir ve şans çarkı çevirebilirsiniz.
bu dizi de, geleneksel hint dizilerinde zerdeçal gibi her yere sürülen aile dramasi, yanlış anlamalar, kıskançlık ve entrika paketine ek olarak, sosyal ve toplumsal meseleleri de merkezine almış bir dizi.
baş karakterimiz purvi, para karşılığı kendinden yaşça büyük ve iki çocuklu dul bir muhtar ile evlendirilir ve olaylar gelişir. adını da bu dramatik çatıdan alır ve dizi boyunca para karşılığı evlendirilme ya da satilma geleneği olan molkki üzerinde durulur.
bu ikili arasındaki toksik iletişim ve sakarlık sonucunda gelişen istem dışı temaslar bize, fonda hint bir hanımın slow bir nidası ile romantizm olarak pazarlanir vs. anlatmaya gerek yok bildiğimiz şeyler.
toksik iyiliğin ete kemige bürünmüş hali olan purvi, zihinsel açıdan zorlandiğım son günlerde, beni kendimden uzaklaştırma görevini layıkıyla başardı. valla kendi derdimi unuttum. kendini aklamak için ihtiyaç duyduğu videoyu muhtara göstermek yerine oyalanırken; o sırada parti de olan lüks ve tiril tiril evde,üst kattaki iç verandada ilerlerken yanlışlıkla telefonu boya kovasina düşürmesi gerçekten aşırı yaratıcı bir aksilikti. çünkü normal şartlarda da hep evimizin sağında solunda ağzı açık boya kovası olur, bunu iyi değerlendirmişler. sonra bir delil daha bulup onu da düşmanına kaptırıyor falan... bir de kertenkele sahnesi vardı, dinozor efektini küçültülerek yapmışlar aşırı eğlendim xnndnx.
"benimle kal" olarak türkçe'ye çevrilen dizi, totalde 322 bölüm çekilmiş ve hindistan'da reyting rekorları kırmış. ben de hindistan barış elçisi kanalımız, kanal 7'de izledim 13 bölüm. arada cark çevire çevire aktı gitti dhdbdjdh. geri kalanı izlemeyecegim zira artık tv'li günler bitiyor. eve dönüyorum. bunu izleyeceğim diye 322 gün osmaniye'de kalamam. ikisine de yeto.
gidem çark çevirem.

bir hint dizisinden en büyük beklentim, klişelerdir. klişe güvenlik duygusunu pekiştirir. sürpriz yoktur. örgü bellidir. başrol kızının başı derde girer (ne olduğu asla önemli değil), bir süre bu durumdan kurtulmaya çalışır, bir ya da iki bölüm sürebilir gerceklerin ortaya çıkma ve ilahi adalet tecellisi ama önünde sonunda üçüncü bölüme sarkmayacağı bellidir. bu sebeple dikkatli takip gerektirmez zira üçüncü bölümde de bir şey kaybetmezsiniz. yeni bir drama vuku bulur, bu yeni drama da çözülürken, hindistan halkının zekasından şüphe etmemize sebep olurcasına her şeyi ve her duyguyu replik ile ya da iç sesin dışa vurumu ile veren senaryo sayesinde önceki dramalara özet geçilir. dolayısıyla klişe güvenlidir, konfor alanıdır. bir yandan da oyun oynayabilir ve şans çarkı çevirebilirsiniz.
bu dizi de, geleneksel hint dizilerinde zerdeçal gibi her yere sürülen aile dramasi, yanlış anlamalar, kıskançlık ve entrika paketine ek olarak, sosyal ve toplumsal meseleleri de merkezine almış bir dizi.
baş karakterimiz purvi, para karşılığı kendinden yaşça büyük ve iki çocuklu dul bir muhtar ile evlendirilir ve olaylar gelişir. adını da bu dramatik çatıdan alır ve dizi boyunca para karşılığı evlendirilme ya da satilma geleneği olan molkki üzerinde durulur.
bu ikili arasındaki toksik iletişim ve sakarlık sonucunda gelişen istem dışı temaslar bize, fonda hint bir hanımın slow bir nidası ile romantizm olarak pazarlanir vs. anlatmaya gerek yok bildiğimiz şeyler.
toksik iyiliğin ete kemige bürünmüş hali olan purvi, zihinsel açıdan zorlandiğım son günlerde, beni kendimden uzaklaştırma görevini layıkıyla başardı. valla kendi derdimi unuttum. kendini aklamak için ihtiyaç duyduğu videoyu muhtara göstermek yerine oyalanırken; o sırada parti de olan lüks ve tiril tiril evde,üst kattaki iç verandada ilerlerken yanlışlıkla telefonu boya kovasina düşürmesi gerçekten aşırı yaratıcı bir aksilikti. çünkü normal şartlarda da hep evimizin sağında solunda ağzı açık boya kovası olur, bunu iyi değerlendirmişler. sonra bir delil daha bulup onu da düşmanına kaptırıyor falan... bir de kertenkele sahnesi vardı, dinozor efektini küçültülerek yapmışlar aşırı eğlendim xnndnx.
"benimle kal" olarak türkçe'ye çevrilen dizi, totalde 322 bölüm çekilmiş ve hindistan'da reyting rekorları kırmış. ben de hindistan barış elçisi kanalımız, kanal 7'de izledim 13 bölüm. arada cark çevire çevire aktı gitti dhdbdjdh. geri kalanı izlemeyecegim zira artık tv'li günler bitiyor. eve dönüyorum. bunu izleyeceğim diye 322 gün osmaniye'de kalamam. ikisine de yeto.
gidem çark çevirem.
devamını gör...
kimsenin arayıp sormadığı biri olmak
telefonun sadece kuryeler ve bankalarla kurulan platonik bir ilişki aracına dönüşmesidir.
mesai saatlerinde 'vazgeçilmez adam' takılıp akşam 8’den sonra dijital bir inzivaya çekiliyoruz resmen. bildirim ekranı o kadar boş ki, google maps bazen 'buradan taşındın mı?' diye dürterek hayatta olup olmadığımı kontrol ediyor.
mesai saatlerinde 'vazgeçilmez adam' takılıp akşam 8’den sonra dijital bir inzivaya çekiliyoruz resmen. bildirim ekranı o kadar boş ki, google maps bazen 'buradan taşındın mı?' diye dürterek hayatta olup olmadığımı kontrol ediyor.
devamını gör...
instagram kullanmayan erkek
bir araştırmaya göre türkiye'de her gün ortalama 2 saatini, bir başkasına göre 3 saatini, başka hayatların makyajlı anlık kesitlerine bakarak harcamayan erkektir. buradan
--- (bkz: hesaplayan adamlar) mode on ---
ayda 60 saat, yılda 730 saat yada 30 gün yapar. yani 1 yıl boyunca günde ortalama 2 saatinizi instagramda harcıyorsanız 1 ayınızı kaybediyorsunuz demektir. her yıl toplamda 1 aylık süreyle kitap okumazsınız, hatta belki egzersiz bile yapmazsınız. ama ömrünüzden 1 ayınızı sizin zamanınızı, enerjinizi ve psikolojik dengenizi çalmak üzerine tasarlanmış algoritmaların esiri olarak geçirirsiniz.
patron "1 ay bedavaya gel boş boş iş yerinde otur, camekanın arkasından gelene geçeni izle, arada birilerine laf at, alev gönder. belki başkaları da sana laf atar. ama para yok, maksat dükkan dolu gözüksün. sadece ara sıra sana parlak kırmızı renkli kağıt göndererek dopamin salgılamana yardım etcem." dese kabul eder misiniz? instagram buna benzer bir şey yapıyor işte. beyin taramalarına bakıldığında resmen kullanıcılarına uyuşturucu bağımlılarıyla benzer tepkiler verdiren algoritmaların bağımlısı haline getiriyor.
dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim almış insanlar dünyanın en büyük şirketlerinde bizleri elimizdeki telefona bağımlı yapmak için tonla maaş alırken bu tuzağa düşmemiş birine denk gelirseniz emin olun sizden daha mutlu, sizden daha özgür ve sizden mental açıdan daha sağlıklı biri olma ihtimali çok yüksek.
yukarıdaki bir yazarın dediğine göre bu enayiliği yapmayıp zamanınızı resmen boşa harcamazsanız mağara adamlığıyla bile itham edilebiliyormuşsunuz. evet, geri getiremeyeceğiniz zamanı çöpe atmadığınız için yüzü telefona gömülü zombiler tarafından mağarana dön diye tepkiyle karşılaşabiliyormuşsunuz. teknolojiyi üretemeyip kölesi olan zavallı toplumların mensuplarının zavallıca bir tepkisi işte.
sonuç olarak özgürlüğü seçtiği için helal olsun dediğim erkektir. instagramda harcamadığı o 2 saatte isterse boş duvarı seyretsin. ama psikolojik problemlere sebep olduğuna dair pek çok akademik araştırma bulunan sosyal medyada vakit geçirmeyerek zombi virüsüne direndiği için tebrik etmek gerek. zaten o tür uygulamalarda geri getiremeyeceğiniz zamandan daha değerli neye bakıyor olabilirsiniz ki. bana kalırsa işinizi bile tamamen bir platformdan yürütmeyin. siyasi sebeplerle abd yada türkiye fişi bir çeker, öylece kalırsınız.
--- (bkz: hesaplayan adamlar) mode on ---
ayda 60 saat, yılda 730 saat yada 30 gün yapar. yani 1 yıl boyunca günde ortalama 2 saatinizi instagramda harcıyorsanız 1 ayınızı kaybediyorsunuz demektir. her yıl toplamda 1 aylık süreyle kitap okumazsınız, hatta belki egzersiz bile yapmazsınız. ama ömrünüzden 1 ayınızı sizin zamanınızı, enerjinizi ve psikolojik dengenizi çalmak üzerine tasarlanmış algoritmaların esiri olarak geçirirsiniz.
patron "1 ay bedavaya gel boş boş iş yerinde otur, camekanın arkasından gelene geçeni izle, arada birilerine laf at, alev gönder. belki başkaları da sana laf atar. ama para yok, maksat dükkan dolu gözüksün. sadece ara sıra sana parlak kırmızı renkli kağıt göndererek dopamin salgılamana yardım etcem." dese kabul eder misiniz? instagram buna benzer bir şey yapıyor işte. beyin taramalarına bakıldığında resmen kullanıcılarına uyuşturucu bağımlılarıyla benzer tepkiler verdiren algoritmaların bağımlısı haline getiriyor.
dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim almış insanlar dünyanın en büyük şirketlerinde bizleri elimizdeki telefona bağımlı yapmak için tonla maaş alırken bu tuzağa düşmemiş birine denk gelirseniz emin olun sizden daha mutlu, sizden daha özgür ve sizden mental açıdan daha sağlıklı biri olma ihtimali çok yüksek.
yukarıdaki bir yazarın dediğine göre bu enayiliği yapmayıp zamanınızı resmen boşa harcamazsanız mağara adamlığıyla bile itham edilebiliyormuşsunuz. evet, geri getiremeyeceğiniz zamanı çöpe atmadığınız için yüzü telefona gömülü zombiler tarafından mağarana dön diye tepkiyle karşılaşabiliyormuşsunuz. teknolojiyi üretemeyip kölesi olan zavallı toplumların mensuplarının zavallıca bir tepkisi işte.
sonuç olarak özgürlüğü seçtiği için helal olsun dediğim erkektir. instagramda harcamadığı o 2 saatte isterse boş duvarı seyretsin. ama psikolojik problemlere sebep olduğuna dair pek çok akademik araştırma bulunan sosyal medyada vakit geçirmeyerek zombi virüsüne direndiği için tebrik etmek gerek. zaten o tür uygulamalarda geri getiremeyeceğiniz zamandan daha değerli neye bakıyor olabilirsiniz ki. bana kalırsa işinizi bile tamamen bir platformdan yürütmeyin. siyasi sebeplerle abd yada türkiye fişi bir çeker, öylece kalırsınız.
devamını gör...
kadın yazarların en son yaptığı yemek
üzgünüm dostlar sebze sever biri olarak pek içinizi açmayacak olan kabak yemeği yaptım, işte böyle ayda yılda bir sağlıklı beslenesim geliyor
devamını gör...
kedi seven erkek
biz de herkes gibi hayvan dostuyuz ama
şizofren gibi ben doğurdum demiyoruz
şizofren gibi ben doğurdum demiyoruz
devamını gör...
çaylak hakları
çaylakların başlık açamaması çok fena...
devamını gör...
kadın yazarların en son yaptığı yemek
tamam ya
alacam aranızdan birini
helak oldunuz yemek yapa yapa
alacam aranızdan birini
helak oldunuz yemek yapa yapa
devamını gör...
