zaman tüneli
zorla akıl vermek
(bkz: akıl akıl gel çengele takıl)
devamını gör...
srware iron
alman srware firmasının chromium tabanlı internet tarayıcısıdır. kendi sitelerinde de dedikleri gibi, google chrome'un büyük oranda taklit edildiği bir dijital ürün, ki zaten chrome'dan sadece 18 gün sonra piyasaya sürülmüş. 2008'den beri var ve hala aktif/güncellenmekte. privacy bazında chrome'dan daha iyi olduklarını iddia ediyorlar. onlarca irili ufaklı internet tarayıcısı denemişimdir ve bu kullandığım en hızlısı olabilir. gene de norton neo'dan devam ediyorum. yani bu da yeterince hızlı zaten. forumlarının çok aktif ve işlevsel olduğu söyleniyor. google chrome'un arayüzünü seviyorsanız ve alternatif ararsanız bir deneyebilirsiniz bence.
devamını gör...
martı
anton çehov’un modern tiyatronun ruhunu kökten değiştirdiği 1895 yılında yayımlanan oyunudur. ilk bakışta hiçbir şey olmuyormuş hissi veren bu oyun, aslında bastırılmış arzuların, ertelenmiş hayatların ve karşılıksız sevgi biçimlerinin yavaş yavaş çürüttüğü bir insan manzarası sunar.
çehov oyunlarının insanı boğan ve hafızada kekremsi bir tat bırakan yönü ağır basar. hikâyede karakterler bağırmaz, tiratları tiyatral tat oluşturmaz, replikleri narin ve derin işlenir. bunun sebebi de hikâyelerin, dramatik iniş çıkışlarının coşkusu yerine, iç çatışma ile örülmesidir. martı’nın da asıl agırlığı, büyük sözler söylememesinde yatar. hayatın çoğu zaman dramatik bir finalle değil, sessiz bir kabullenişle ilerlediğini hatırlatır. bu yüzden oyun bittiğinde akılda kalan şey olaylar değil, “başka türlü olabilirdi” duygusudur.
birbirinden her bakımdan farklı dört insanın etrafında şekillenen martı oyununda, martı, hem özgürlüğü simgeleyen hem de kırılganlığı vurgulayan bir metafordur. gökyüzüne savrulan hayallerin yanlış ellerde bir anlık hevesle nasıl hatalara dönüşeceğinin simgesidir bir bakıma. çehov bu oyunda insanı, sanatı ve aşkı pek de romantik sayamayacağımız bir yerden hatta acımasızca ele alır.
genellikle her hikâyede savunulması gereken bir idol ve karşısında durulması gereken bir anti vardır. martı, bu yönü ile de genel hikayelerden ayrılır. bu hikâyede hiçbir karakter tam olarak karşısında durabileceğimiz kadar kötü değildir. hiçbiri idol de değildir. bu sebeple metin ne anlatıyor değil, ne hissettiriyor olarak değerlendirilmeye daha uygundur.
çehov oyunlarının insanı boğan ve hafızada kekremsi bir tat bırakan yönü ağır basar. hikâyede karakterler bağırmaz, tiratları tiyatral tat oluşturmaz, replikleri narin ve derin işlenir. bunun sebebi de hikâyelerin, dramatik iniş çıkışlarının coşkusu yerine, iç çatışma ile örülmesidir. martı’nın da asıl agırlığı, büyük sözler söylememesinde yatar. hayatın çoğu zaman dramatik bir finalle değil, sessiz bir kabullenişle ilerlediğini hatırlatır. bu yüzden oyun bittiğinde akılda kalan şey olaylar değil, “başka türlü olabilirdi” duygusudur.
birbirinden her bakımdan farklı dört insanın etrafında şekillenen martı oyununda, martı, hem özgürlüğü simgeleyen hem de kırılganlığı vurgulayan bir metafordur. gökyüzüne savrulan hayallerin yanlış ellerde bir anlık hevesle nasıl hatalara dönüşeceğinin simgesidir bir bakıma. çehov bu oyunda insanı, sanatı ve aşkı pek de romantik sayamayacağımız bir yerden hatta acımasızca ele alır.
genellikle her hikâyede savunulması gereken bir idol ve karşısında durulması gereken bir anti vardır. martı, bu yönü ile de genel hikayelerden ayrılır. bu hikâyede hiçbir karakter tam olarak karşısında durabileceğimiz kadar kötü değildir. hiçbiri idol de değildir. bu sebeple metin ne anlatıyor değil, ne hissettiriyor olarak değerlendirilmeye daha uygundur.
devamını gör...
erdoğan gitsin diye hırsıza oy vermek
yok canım, bu kadar da değil (!)
yani sırf erdoğan gitsin diye tarihin en yüzsüz, ahlaksız, zinacı, hırsız adamını 'kahraman' yapan bir kitle de olmaz bu ülkede...
yani sanırım.
değil mi?
lan yoksa!
yani sırf erdoğan gitsin diye tarihin en yüzsüz, ahlaksız, zinacı, hırsız adamını 'kahraman' yapan bir kitle de olmaz bu ülkede...
yani sanırım.
değil mi?
lan yoksa!
devamını gör...
mutlu eden basit şeyler
araba sürerken radyoda sevdiğim şarkının çalması.
devamını gör...
hep haklı olduğunu düşünen insan
herkesin eleştirdiği ancak çoğu zaman da herkesin bir anda, bizzat kendisi olduğu kişi. haşa! sözlük yazarlarını tenzih ediyorum. tanımadığım insanlar hakkında atıp tutamam. burada yazarların girilerine binaen karaladığım cümleler değil bunlar. 'herkes' diyerek genelleme yapmamdaki sebep, etrafımda şahit olduğum olaylar zinciridir. şu yaşıma geldim henüz haksız bir insan görmedim. herkes haklı! herkes doğruyu söyleyen taraf. ne yeminler, ne ahtlar ediliyor. olayın iki tarafı da son derece haklı ve doğru sözlü olduğuna göre muhtemelen olayı gözlemleyen ben, yalancı oluyorum.
devamını gör...
hep haklı olduğunu düşünen insan
anlaşamadığım insandır.
ki anlaşmak istemediğim insandır. bu insanların da hep katı düşünceleri ve çizgileri vardır.
hiçbir şeyin o kadar keskin çizgileri olamaz bir kere. her şeyin o kadar detayı, istisnası, farklı durumu var ki.
ki anlaşmak istemediğim insandır. bu insanların da hep katı düşünceleri ve çizgileri vardır.
hiçbir şeyin o kadar keskin çizgileri olamaz bir kere. her şeyin o kadar detayı, istisnası, farklı durumu var ki.
devamını gör...
en çok özlenen kişi
nick vererek kendisini utandırmak istemiyorum. o kendini biliyor.
devamını gör...
başlık ne olursa olsun siyaset yapan kişi
arifin mençıstıra attığı golden devlet bahçelinin nursuz suratına geçilmesini ben de garipsiyorum.
devamını gör...
zamanın göreceliğini saat olmasa nasıl ölçeceğiz sorunsalı
doğaya bakarak...
"ekinler baş vermeden kör buzağı topallamazmış"
"ekinler baş vermeden kör buzağı topallamazmış"
devamını gör...
türk kürt kardeştir yalanı
racism in big 2026
devamını gör...
hep haklı olduğunu düşünen insan
hemen oradan uzaklaşın, gerekesiz yere yorar ne dinler ne destek olur.
devamını gör...
zorla akıl vermek
ancak ve ancak çok fazla değer verdiğim bir kişinin, müdahale etmezsem ciddi bir zarar görme ihtimali varsa bunu yapabilirim. bunun dışında sevimsiz kalır. hiç böyle toplara girmeye gerek yok. herkes eylemlerinin sonuçlarını kendince hesaplıyor ve göze alıyor nihayetinde. fazlası için başarılar dilemek kafi.
devamını gör...
deli gibi kadın istiyorum
aklıma bu geldi nedense
devamını gör...
menajerimi ara
senaryosu birden fazla isim tarafından kaleme alınmış ve ali bilgin, deniz çelebi dikilitaş tarafından yönetilen türk dizisi; 2020/ 2021 yılları arasında yayınlanmış ve 1 sezon sürmüştür.

başrolde ise; barış falay, ahsen eroğlu, canan ergüder, fatih artman, deniz can aktaş, ayşenil şamlıoğlu gibi oyuncular yer almaktadır.
yıllar sonra babasının peşine düşen ve para puldan ziyâde bir cevap arayan dicle karakterinin babasını bulma mücadelesinin yanı sıra, adım attığı ajanstaki yaşadıkları da konu edinilir.
babası yeniden evlenmiş ve başka bir hayat kurmuştur, ego adlı yetenek ajansında görev almaktadır, birkaç menajer daha vardır çalışan.
dicle'nin para için onu bulduğunu sandığı için kızın gururunu kırar ve onu hayatında istemez, dicle onun için bir vicdan azabı kaynağıdır belki de, pişmanlıktır, ona baktıkça eski hayatını hatırlıyor bile olabilir.
dicle'nin aşık olmasıyla, ajansa gelen gerçek ünlülerin ve menajerlerin türlü entrikalarıyla dizi devam eder, diziye her bölümde farklı bir ünlü konuk olmaktadır, ünlülerin gelmesiyle dizi daha da ilgi çekici bir hâl almaktadır.
bütün bölümlere vâkıf olmasam da karakterleri ve ana hatlarını bildiğim bir diziydi.
genç bir kızın vâr olma çabası ve hayallerinin peşinden gitme mücadelesi anlatılıyor denilebilir.
konusu sıradan gibi olsa da oyunculuklar bence samimiydi.
bu dizinin bendeki karşılığı şu;
hayallerinden asla vazgeçme, hayallerini gerçekleştirmek için kimseye ihtiyacın yok, sen sana yetersin, hayallerine sıkıca sarıl...

başrolde ise; barış falay, ahsen eroğlu, canan ergüder, fatih artman, deniz can aktaş, ayşenil şamlıoğlu gibi oyuncular yer almaktadır.
yıllar sonra babasının peşine düşen ve para puldan ziyâde bir cevap arayan dicle karakterinin babasını bulma mücadelesinin yanı sıra, adım attığı ajanstaki yaşadıkları da konu edinilir.
babası yeniden evlenmiş ve başka bir hayat kurmuştur, ego adlı yetenek ajansında görev almaktadır, birkaç menajer daha vardır çalışan.
dicle'nin para için onu bulduğunu sandığı için kızın gururunu kırar ve onu hayatında istemez, dicle onun için bir vicdan azabı kaynağıdır belki de, pişmanlıktır, ona baktıkça eski hayatını hatırlıyor bile olabilir.
dicle'nin aşık olmasıyla, ajansa gelen gerçek ünlülerin ve menajerlerin türlü entrikalarıyla dizi devam eder, diziye her bölümde farklı bir ünlü konuk olmaktadır, ünlülerin gelmesiyle dizi daha da ilgi çekici bir hâl almaktadır.
bütün bölümlere vâkıf olmasam da karakterleri ve ana hatlarını bildiğim bir diziydi.
genç bir kızın vâr olma çabası ve hayallerinin peşinden gitme mücadelesi anlatılıyor denilebilir.
konusu sıradan gibi olsa da oyunculuklar bence samimiydi.
bu dizinin bendeki karşılığı şu;
hayallerinden asla vazgeçme, hayallerini gerçekleştirmek için kimseye ihtiyacın yok, sen sana yetersin, hayallerine sıkıca sarıl...
devamını gör...




